SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamu Zararı

Porsuk Haber Ajansı - Kamu Zararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Zararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İl Başkanı Talat Yalaz: "Davalar Hukuki Değil Siyasidir!" Haber

İl Başkanı Talat Yalaz: "Davalar Hukuki Değil Siyasidir!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından son günlerde gündeme gelen Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerine yönelik iddianameler hazırlandığına yönelik iddialara yanıt verildi. CHP Eskişehir İl Binasında düzenlenen basın toplantısına İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Disiplin Kurulu Başkanı Muratcan Cırık, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, Tepebaşı Belediye Meclis Üyesi Atilay Dalgıç ile İl ve İlçe Yöneticileri katıldı. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Son günlerde servis edilen iddianameler üzerinden yürütülen tartışmaların hukuki değil, bilinçli biçimde siyasi bir zemine çekilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Malumunuz üzere ülkemizde uzun süredir yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi bir tartışma konusudur. Muhalefet belediyelerine yönelik her idari sürecin ceza soruşturmasına dönüştürülmesi ve iddianame düzenlenecek boyuta getirilmesi yargının siyasallaştığı yönündeki kaygıları daha da artırmaktadır. Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimize karşı yapılan bu itibarsızlaştırma operasyonunun altını açıkça çizelim: Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Ortada hüküm yoktur. Ortada yalnızca iddialar vardır. Hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiçe sayılarak, henüz yargılama dahi başlamamışken kamuoyu nezdinde bir mahkûmiyet algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı çevreler, bahse konu iddiaları fırsata çevirmeye çalışarak daha yargılama süreci başlamadan hüküm dağıtmakta; belediyelerimizi itibarsızlaştırmaya, kamuoyunda algı oluşturmaya ve siyasi rant üretmeye çalışmaktadır. Bu tutum, hukuk devletinin değil, siyasallaşmış bir düzenin dili ve yöntemidir. • Tepebaşı Belediyesi’ne ilişkin dosya, ruhsata aykırı eklentilere yönelik yapılan işlemler üzerinden şekillenmiştir. Davaya konu yere ilişkin yoğun şikayetler vardır. CİMER başvuruları vardır. Kolluk kuvvetlerinin tespitleri vardır. Belediye, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli uyarıları yapmış, denetim görevini yerine getirmiştir. Bir belediyenin asli sorumluluğu olan imar düzenini sağlama görevi bugün suç gibi sunulmaktadır. Oysa kamu düzenini ve şehir planlamasını korumak, belediyelerin görevidir; keyfiyet değil, kamusal sorumluluktur. Dava son derece ilginç bir davadır. Müşteki benim taşınmazımı neden yıktınız demiyor. Yıkmamanız gerekirdi demiyor. Yıkmasaydınız da demiyor. Diyor ki: benim binam kaçak yapıydı eyvallah yıktınız. Peki diğerlerini neden yıkmadınız diyor. Tepebaşı Belediyemiz de diyor ki: başkalarını da yıktık. Senin taşınmazınla ilgili yürütmenin durdurulması istedin reddedildi. Diğerlerinden bir kısmı yürütmenin durdurulması aldı. Acil olan yerlerin bir kısmında doğrudan teminle yıkım yapıldı. Bir kısmında şartlar gereği yıkım ihalesi açıldı. İhaleye giren olmadı yıkılamadı. Ya da sonra ihale edildi ve bir kısmı daha sonra yıkıldı. Konu bu kadar basittir. Biz kimsenin siyasi koruması altında değiliz. Bizim tek dayanağımız kanundur. Kim hukuka aykırıysa işlem görür. Kim mevzuata uyuyorsa başımızın tacıdır. Yani bakınız özetle şunu diyorum. Ahmet Başkan ve bazı bürokratları; yıkmaları gereken kaçak bir yapıyı yıktıkları için yargılanıyorlar. Buradan hareketle biz biliyoruz ki mesele hukuki değil; buradan siyasi sonuç üretme çabasıdır. • Odunpazarı Belediyesi’ne yönelik iddia da teknik bir olayın “ihaleye fesat” gibi ağır bir suçlamaya dönüştürülmesidir. Davaya konu akaryakıt ve petrol istasyonuna ilişkin ihalede ihalenin şartnamesi ilgili müdürlük tarafından hazırlanmış ve gerekli yasal prosedürler yerine getirilerek ihaleye çıkılmıştır. İhalenin olduğu gün ve saatte ihaleye katılacak olan istekliler ihale salonunda hazır olur ve teklif mektubunu da içeren belgelerini zarf içinde komisyona sunarlar, komisyon da zarfın içindeki belgeleri kontrol eder, belge kontrol tutanağına kaydeder. Belge kontrol tutanağının 13 nolu bölümünde “EPDK Akaryakıt Lisansı” başlığı bulunmaktadır. İhaleye katılan iki firmanın da lisansı ve ekinde ihale şartnamesinin 7.2. maddesinde belirtilen ilk beş akaryakıt firması ile çalışacağına dair taahhütnameleri de bulunmaktadır. Taahhütnamelerinde yazmış oldukları akaryakıt kuruluşlarının (Petrol Ofisi, Shell, Opet, BP, Güzel Enerji) 2022 yılı Haziran ayına ait EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporu’na göre satış miktarı itibarı ile ilk beş firma olduğu görülmüştür. Bayiler bağlı oldukları veya bağlanmayı taahhüt ettikleri dağıtıcının lisansı altında faaliyet gösterir ve faaliyetleri dağıtıcı lisansının kapsamındadır. İhaleye katılacak olanların dağıtım lisanslı olabileceği gibi bayi lisanslı olması halinde ise mutlaka dağıtım lisanslı bir firma ile entegrasyon halinde olması gerekir. Katılımcı firmaların sundukları lisans ve taahhütname bu kapsamda değerlendirilerek, şartnameye uygun olduğu görülmüş ve ihale üstün kamu yararı da gözetilerek sonuçlandırılmıştır. İhale sırasında herhangi bir itiraz veya sonrasında ihalenin iptali için herhangi bir başvuru da olmamıştır. Netice olarak söz konusu ihalenin muammen bedeli aylık 65.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen aylık kira bedeli en yüksek teklif itibarı ile 130.000,00 TL’ye yükselmiştir. Söz konusu ihalede 5 milyon TL peşinat alınmış ve sayıştay raporlarında da kamu zararı olmadığı açıkça ortaya konulmuştur. Keza ihaleyi alan firma taahhüt ettiği akaryakıt kuruluşlarından biri ile anlaşma sağlamıştır. Bu hali ile herhangi bir kamu zararı olmadığı aksine kamunun menfaatinin olduğu açıktır. İhaleye birden fazla katılımcı olması da rekabetin olduğunun göstergesidir. İhale şeffaf şekilde gerçekleşmiş olup, hem yerel kanallarda hem de belediyeye ait sosyal medya hesaplarında canlı olarak yayınlanmıştır. İhalede görev yapanların rekabetin ortadan kaldırılması, engellenmesi veya sınırlandırılması yönünde bir çaba veya kastı bulunmamaktadır. Tüm bunlardan özetle ihale kapsamında yapılan iş ve işlemler hukuka ve mevzuata uygundur. Şimdi bu iki başarılı belediye başkanı üzerinden bir algı inşa edilmek istenmektedir. “Kayyum” gibi gerçek dışı senaryolar bilinçli bir şekilde dolaşıma sokularak hem yerel yönetimlere hem de seçilmişlere gözdağı verilmek istenmektedir. Yurttaşlarımızın takdirini defalarca sandıkta kazanmış başkanlarımızı seçimle yenemeyenlerin, masa başı senaryolarla yıpratma çabası kimseyi şaşırtmamaktadır. Açık konuşalım; belediyelerimiz görevini yapınca suçlanıyor. Gelir artırınca suçlanıyor. Denetim yapınca suçlanıyor. Şeffaflık sağladığında hedef alınıyor. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın yanında durduğunda rahatsızlık yaratıyor. Bu tablo hukuk devleti refleksi değildir; bu tablo siyasetin yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığının en somut örneğidir. Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Biz bağımsız ve tarafsız bir yargı düzenini savunuyoruz. Biz yurttaşlarca seçilmişlerin yargı sopasıyla hizaya getirilmeye çalışılmasına karşı çıkıyoruz. Demokrasi yalnızca sandık günü değil, sandıktan sonra da halk iradesine saygıyı gerektirir. Tepebaşı’nda da Odunpazarı’nda da halkın iradesi vardır. Sandıkta alınmış güçlü bir meşruiyet vardır. Tüm Türkiye’ye örnek olmuş, sosyal adaleti ve kamusal yararı önceleyen bir belediyecilik anlayışı vardır. Bu iradeyi yok saymaya yönelik her girişim, yalnızca iki belediyeye değil, doğrudan demokrasiye ve Eskişehir halkına yöneliktir. Son olarak açıkça ifade ediyorum. İki davada hukuki değil, siyasidir. Buradan bu davaların çığırtkanlığını yapan AKP’lilere sesleniyorum. En iyi hukukçularınızı, en iyi avukatlarınızı bulun getirin. Canlı yayında hukuki boyutuyla tartışalım. Eskişehir AKP İl başkanı benimle canlı yayına çıkmaya çekiniyor. En iyi politikacılarınızı getirin. Canlı yayında siyasi boyutu ile de değerlendirelim. Kamuoyu önünde tartışmaktan korkmayın. En büyük terazi de en büyük tartı da halkın vicdanında ki tartıdır. Biz o tartıdan da hukuki yargılamalardan da korkmayız. Ahmet Başkanın da Kazım Başkanın da bu davalarda yargılanan bürokratlarında yanındayız. Alnımız açık başımız diktir. Korkmadan yılmadan Eskişehir halkına hizmet etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz."

Anadolu Üniversitesi'nde Skandallar Zinciri Haber

Anadolu Üniversitesi'nde Skandallar Zinciri

İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, Anadolu Üniversitesi’nde son zamanlarda yaşanan skandallarla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Anadolu Üniversitesi Yunusemre Kampüsü önünde yapılan basın açıklamasına İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan katılım sağladı. İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, Anadolu Üniversitesi’nde maaş promosyonu sürecinde yapılan hatalar nedeniyle binlerce çalışanın zarara uğratıldığını ve kamu zararına yol açıldığını söyledi. İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Melih Aydın, Anadolu Üniversitesi’nde “rekor promosyon” diye duyurulan maaş promosyonu anlaşmasının büyük bir skandala dönüştüğünü belirtti. Eylül 2025’te imzalandığı açıklanan sözleşmeye rağmen, Ocak 2026’da personelin hesabına yatması gereken 11 bin 500 lira ödemenin yapılmadığını hatırlatan Aydın, üniversite yönetiminin bunu “teknik aksaklık” olarak açıkladığını söyledi. Aydın, gerçekte mali işlerde ciddi hatalar yapıldığını, bankaya taahhüt edilen aylık ödemenin olması gerekenden çok daha yüksek bildirildiğini, bu nedenle özel bankanın sözleşmeden çekildiğini ifade etti. Sürecin sonunda bir kamu bankasıyla anlaşma yapıldığını belirten Aydın, 4 bin 333 personelin kişi başı 16 bin 500 lira zarara uğratıldığını vurguladı. Özel Banka Çekildi, Fatura Kamuya Kesildi Aydın, özel bankanın çekilmesinin ardından bir kamu bankasıyla yapılan anlaşmayla zararın milletin cebine yüklendiğini söyledi. Promosyon sürecinin, özel bankanın sözleşmeden çekilmesi sonrası bir kamu bankası üzerinden çözüldüğünü belirten Melih Aydın, bu yöntemin açık bir kamu zararı oluşturduğunu ifade etti. Aydın, özel bankanın ödemediği tutarın kamu bankasına ödettirildiğini ve bunun bedelinin dolaylı olarak vatandaşın cebinden çıktığını söyledi. Ayrıca personele 5.000 lira para puan teklif edilmesini eleştiren Aydın, “Binlerce personel zarara uğratılırken, bu durum küçük teşviklerle örtülmeye çalışıldı” dedi. Anadolu Üniversitesi’nde Liyakat Alarmı: Daire Başkanlıkları Eş-Dost Atamasıyla Dolduruluyor İYİ Partili Aydın, yaşanan idari hataların liyakatsiz atamaların sonucu olduğunu, buna rağmen yeni partili ve yandaş atamaların da hala yapılmaya devam ettiğini söyledi. Melih Aydın, promosyon sürecindeki idari ve teknik hataların başındaki daire başkanının liyakatsiz bir atamanın sonucu olduğunu söyledi. Bu durum henüz gündemdeyken rektörlük tarafından iki yeni daire başkanı ataması yapıldığını belirten Aydın, atanan isimlerden birinin geçmişte belediye çalışanı, diğerinin ise yandaş bir sendikadan geldiğini iddia etti. Bu atamaların üniversite yönetim kadrolarında ciddi bir liyakat krizine yol açtığını vurgulayan Aydın, üniversite bünyesindeki yöneticilerin ve çalışanların motivasyonunun ciddi şekilde düştüğünü söyledi. Anadolu Üniversitesi İmkânları Sadece Bir Partiye mi Açılıyor? Aydın, Ramazan ayında üniversite imkânlarının yalnızca AK Parti Gençlik Kolları’na tahsis edildiği iddialarına hâlâ cevap verilmediğini hatırlattı. Geçtiğimiz Ramazan ayında Anadolu Üniversitesi’nin tüm imkânları kullanılarak yalnızca AK Parti Gençlik Kolları’na yemek verilmesiyle ilgili sorularının cevapsız bırakıldığını belirten Melih Aydın, bu konunun hâlâ aydınlatılmadığını söyledi. Yeni Ramazan ayı yaklaşırken rektöre çağrıda bulunan Aydın, “Bu yıl da üniversitenin imkânları sadece belli bir siyasi yapıya mı açılacak, yoksa bu sofralar gerçekten bu milletin tüm evlatlarını kapsayacak mı?” diye sordu. Kariyer Merkezi’nde Kime Özel Kadro Açıldı? İYİ Partili Aydın, Anadolu Üniversitesi Kariyer Merkezi’nde açılan bir kadronun belirli bir isme göre düzenlendiğini iddia etti. Türkiye’de genç işsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, Anadolu Üniversitesi Kariyer Merkezi’nde açıldığı iddia edilen özel bir kadroya dikkat çeken Melih Aydın, bu kadronun kime özel açıldığını sordu. Aydın, söz konusu kadroya yerleşen kişinin Eskişehir siyasetinde etkili bir ismin kızı olduğunu iddia ederek, bu konuda belgelere sahip olduklarını ifade etti. Rektörlüğü kamuoyuna açıklama yapmaya davet eden Aydın, “Bu iddialara cevap verilebilecek mi, hep birlikte göreceğiz” dedi. Bu Dosyalar Kapanmayacak! Melih Aydın, Eskişehir’de yaşanan hiçbir sorunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Açıklamalarının sonunda “Takdir Eskişehir halkınındır” diyen Melih Aydın, İYİ Parti’nin il ve ilçe teşkilatlarıyla birlikte Anadolu Üniversitesi’yle ilgili tüm iddiaların takipçisi olacağını vurguladı. Aydın, “Bu soruların cevabını almadan bu konuları kapatmayacağız. Eskişehir’de nerede bir haksızlık varsa, orada olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı., Melih Aydın’a İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan eşlik etti.

CHP'li Karabat: ''Şirketlere 70 Milyarlık Af, Emekliye Kaynak Yok!'' Haber

CHP'li Karabat: ''Şirketlere 70 Milyarlık Af, Emekliye Kaynak Yok!''

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, AKP’nin torba kanuna gece yarısı eklediği son dakika düzenlemesine sert tepki gösterdi. Karabat, söz konusu düzenlemenin açık bir kamu zararı ve büyük bir “ihanet” olduğunu belirterek, “Vatandaşın cebinden çıkan milyarlar, gece karanlığında şirketlere peşkeş çekildi” dedi. AKP iktidarının torba kanunlara son dakika maddeleri ekleyerek Meclis iradesini devre dışı bıraktığını ifade eden Karabat, “Hani bir söz vardır; hırsız geceyi sever. Bu iktidar da vatandaşın cebinden çalınan milyarları gece yarısı yasalaştırmayı tercih ediyor” ifadelerini kullandı. Karabat, düzenlemenin kamuda birçok alanda faaliyet gösteren taşeron şirketleri kapsadığını vurguladı. Bu şirketlerin işçileri çalıştırdığını, ihale bedellerini aldığını ancak yasal yükümlülükleri olan kıdem tazminatlarını ödemediğini belirtti. “İşçi mağdur olmasın diye devlet devreye girdi, kıdem tazminatlarını kamu kasasından ödedi” diyen Karabat, normal şartlarda bu paranın şirketlerden tahsil edilmesi gerektiğini hatırlattı. Ancak gece yarısı çıkarılan düzenleme ile şirketlerin devlete olan kıdem tazminatı borçlarının silindiğini ifade etti. Karabat, affedilen tutarın, yaklaşık 70 milyar lira olduğunu belirterek; “Bu, devletin kasasından çıkmış, milletin cebinden alınmış paradır” dedi. İktidarın çifte standart uyguladığını söyleyen Karabat, “Emekliye gelince ‘kaynak yok’ diyenler, asgari ücretliye gelince ‘bütçe dengeleri’ bahanesine sığınanlar, şirketlere gelince bir gecede 70 milyar lirayı siliyor” sözleriyle tepki gösterdi. Söz konusu düzenlemenin açık bir servet transferi olduğunu belirten Karabat açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu, kanun eliyle milleti soymaktır. Bu milletin aşına, ekmeğine göz koymaktır. Emekliye verilmeyen paranın yandaş şirketlere aktarılmasıdır. Millet bunu görür. Millet bu ihaneti asla affetmez!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.