SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamu Hizmeti

Porsuk Haber Ajansı - Kamu Hizmeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Hizmeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Ordusu İşportacı Değildir!" Haber

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Köksal: "Sağlık Ordusu İşportacı Değildir!"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal birinci basamak sağlık hizmetlerindeki sayı ve hedef baskılarına tepki gösterdi. Sahada dikey hedeflerle sağlık çalışanlarının zor durumda bırakıldığını belirten Köksal, “Ebemiz, hemşiremiz sokakta, pazarda, cami çıkışında tarama peşinde koşturuluyor. Sağlık ordusu işportacı değildir” dedi. ​Eskişehir Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Sağlıkta izandan uzak, masa başı politikalarla günü kurtarmaya çalışmak ve aynı vesileyle mesleğimizi ayaklar altına düşürmek, sağlıkta başarıyı yakalatmaz! Sürekli muayene sayıları, performans rakamları, MR çekim sayıları, tetkik sayıları, HYP oranları… Rakamlar, sayılar ve tablolar belli ki halkın gerçek sağlık durumunu ve sağlık ordusunun yaşadığı bezmişliği yansıtmıyor. Şu bir gerçek: Sağlık politikaları nicelik üzerine değil, nitelik üzerine inşa edilmelidir. Hastaneye ulaşım, hasta-hastane ilişkisi, aile hekimi-hasta ilişkisi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu… Bunları neden sayıyorum? Ülkemizde sağlık hizmetlerinin gelişmesine karşı mıyız? Hayır! Bakanlığın sağlık politikalarını geliştirme çabasına karşı mıyız? Hayır! Başarı ve sağlık hizmeti sunumu bir ekip işidir. Bu ekibin temel taşı ise Sağlık Ordusudur! BİRİNCİ BASAMAK HEDEFLERLE DEĞİL, GÜÇLÜ BİR SİSTEMLE GÜÇLENİR Birinci basamakta hedefler üzerinden sağlık ordusu sahaya sürülüyor. Ancak bu hizmetleri anlatırken lütfen dünya örnekleri ile ülkemizin gerçeklerini, sosyolojisini ve vatandaşın sağlık hizmetlerinden beklentilerini birbirinden ayırmadan değerlendirelim. Diyetisyen sokakta elinde mezura ve tartıyla geziyor: “Gel vatandaş, gel! Tartalım, ölçelim!” Ebe ve hemşire; kahvede, parkta, cami çıkışında, toplantıda, piknik alanında HYP hedefiyle çarşı pazar geziyor. “Gel vatandaş, gel! Kanser taraması yapılacak!” Sağlık çalışanı vatandaşa hizmet götürürken, neredeyse hizmet almak için yalvarır hâle getiriliyor. Bu durum sağlık çalışanlarının tercihi değildir. Yalvarma moduna idareciler tarafından zorlanan, zorbalanan ve mobbinge kadar uzanan sayı ve hedef baskıları, sağlık camiamızı çalışamaz hâle getirmiştir. Bunun sonucunda vatandaşın sağlık hizmetlerine ve sağlık çalışanına saygısı azalıyor; sağlık ordusunun itibarı gölgeleniyor. HEDEF KOYMAK YETMEZ, SİSTEMİ GÜÇLENDİRMEK GEREKİR Aile hekimliği sistemine hedefler koyuyoruz. Peki, bu sistemi güçlendirmek, birinci basamak ile entegrasyonu artırmak yerine neden ebe, hemşire ve diyetisyen sokakta sayılarla uğraşıyor? Nasıl gördüğünüz değil, nasıl göründüğü önemlidir! Türkiye’de ilk çözülmesi gereken meselelerden biri, sağlık hizmetlerinde vatandaşın nerede durduğudur. Vatandaşın sağlık hizmetlerine ilişkin sorumluluğu, farkındalığı ve sisteme katkısı nasıl artırılacak? Vatandaş doktoru döverse hukuki yaptırım var. Vatandaş hemşireye söverse hukuki yaptırım var. Ancak sağlık sisteminin bütün yükünü sağlık çalışanının omuzlarına bırakıp vatandaşı sistemin aktif bir paydaşı hâline getirmeden üretilen çözümler eksik kalacaktır. 86 milyon insanımızın ortak kaynağı olan kamu bütçesi, bu tür uygulamalarla çöpe gider, çarçur olur. Vatandaşın sağlık hizmetini almak için sağlık çalışanının peşinden koşması değil, kaliteli sağlık hizmetine erişmek ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmak için “Beni de tarayın.” diyecek bir sistem kurulmalıdır. Bunun üzerine Bakanlık, genel müdürlükler ve tüm sağlık yöneticileri kafa yormalıdır. Bu kadar ucuz iş gücü ve yoğun emek üzerinden sağlık hizmeti sunmaya çalışarak ne kuyruklar biter ne de gerçek anlamda başarı gelir. SAĞLIKTA BAŞARI PAYDAŞLARLA GELİR Paydaşlarla birlikte kırılan rekorlara bakın. Recep Akdağ dönemindeki Sağlıkta Dönüşüm sürecinden ders çıkarılması gereken önemli noktalar vardır. Sağlık ordusu, sivil toplum ve hizmet alan vatandaş… İşte bu üç unsurun entegrasyonu ve ortak aklı önemlidir. AİLE HEKİMLERİ VE BİRİNCİ BASAMAKTA GERÇEKÇİ HEDEFLER GEREKİR Gelelim halk sağlığına ve aile hekimlerine… Aile hekimlerine sürekli baskı, istek ve talep yöneltiliyor. Günlük ortalama 80 muayene yapan bir hekim, Bakanlığın tüm istek ve taleplerini nasıl yerine getirecek? Aynı hekim, vatandaşın özel istek ve arzularını nasıl karşılayacak? Hastaneden muayene randevusu alamayan vatandaş 182’yi aradığında kendisine “Aile hekimine gidin.” denilen bir sistemin bu yükü nasıl taşıyacağı ise manidardır. BENİM EBEM, HEMŞİREM, SAĞLIK ORDUM İŞPORTACI DEĞİL! Sağlık ordusunun yüzlerce temel sorunu üzerine emeğini ve alın terini koyan çalışanlara teşekkür etmek yerine sürekli baskı, sürekli sayısal talep ve sürekli gerçeklikten uzak rakamlar istenirse, yöneticilere en sonunda yapay veriler gelir. Sağlık ordusunu anlayın! Değer verin! Hedeflere birlikte yürümek istiyorsanız gerçekçi olun, samimi olun ve sahayı dinleyin! Ben çalışanların temsilcisi olarak söylüyorum: Adalet, hak ve kanunları göz önüne aldığımızda; “İşine gelmiyorsa hastaneye gitsin, çalışsın.” veya hastanelerde çalışan sağlık çalışanlarımıza “Hastanedeki sağlık çalışanını beğenmiyorsan istifa et.” anlayışıyla yönetim yapılamaz. Burası fabrika değil! Burada kurallar var, kanun var, kamu hizmeti var. Kimseye özel çalışmıyoruz. Devlet hepimizin devletidir. Sağlık hizmetinde görev yapan 54 meslek grubunun her birinin emeği, sorumluluğu ve çalışma koşulları farklıdır. Bu farklılıklar zaten mesleki ve ekonomik düzenlemelere yansımaktadır. Buna bir de yönetici baskısı ve sahada karşılığı olmayan talepler eklendiğinde, 2053 ve 2071 hedefleri olan güçlü Türkiye vizyonuna yakışmayan idareciler ile yollar ayrılmalıdır. Sağlık politikaları rakam ve hedeflerle değil, nitelik, insan gücü ve vatandaş odaklı anlayışla şekillendirilmelidir. Biz, sağlık çalışanlarının emeğine, mesleki onuruna ve kamu hizmetinin niteliğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Benim sağlıkçım işportacı değil! Bundan sonra sorumluluğu olanlar kendi değerlendirmesini yapmalıdır. Biz ise gerçek hedefler, nitelikli sağlık hizmeti ve sağlık çalışanlarının hakları için her zaman üyelerimizle omuz omuza olmaya devam edeceğiz."

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Eskişehir’in Hakkı Görmezden Geliniyor" Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Eskişehir’in Hakkı Görmezden Geliniyor"

CHP Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz, Eskişehir PTT Başmüdürlüğü’nün bölge yapılanması dışında bırakılarak kapatılmasına tepki gösterdi. "Büyük Postane" önünde düzenlenen basın açıklamasında konuşan Yalaz, "Bu mesele sadece bir bina meselesi değil, Eskişehir’in iradesine ve emeğine sahip çıkma meselesidir" dedi. ​"50 Yıllık Kurumsal Hafıza Yok Sayılıyor" ​Talat Yalaz, yaklaşık yarım asırlık geçmişi olan Eskişehir PTT Başmüdürlüğü’nün; Afyonkarahisar, Bilecik ve Kütahya’yı da kapsayan 2,5 milyon vatandaşa hizmet veren stratejik bir merkez olduğunu vurguladı. Yalaz, bölge müdürlüğü statüsünün Eskişehir’den alınmasının şehre yapılan büyük bir haksızlık olduğunu ifade etti. ​İktidar Temsilcilerine Sert Eleştiri ​Yeni bölge yapılanmasında Malatya gibi illere siyasi girişimlerle müdürlük verilirken Eskişehir’in liste dışı kalmasını eleştiren Yalaz, iktidar milletvekillerini ve yerel temsilcileri göreve çağırdı:​"Eskişehir’in iktidar temsilcileri gerekli iradeyi ortaya koyamamıştır. Kimi ‘Urfa’da da yok, burada olmasa ne olur’ diyerek şehre yabancılaşmakta, kimi ise meseleyi küçümsemektedir. Bu şehir sizden ayrıcalık değil, hakkına sahip çıkmanızı bekliyor." ​"Eskişehir Sahipsiz Bırakılmıştır" ​Basın İlan Kurumu’nun ardından PTT Başmüdürlüğü’nün de işlevsizleştirilmesini "sahipsizlik" olarak niteleyen Yalaz, AK Parti İl Başkanı’nın kararları Resmi Gazete’den öğrendiğine dair beyanlarını hatırlatarak şu soruları yöneltti: ​Eskişehir’in hakkını savunmak için daha neyi bekliyorsunuz?​Bu şehrin kurumlarına sahip çıkmak için ne zaman harekete geçeceksiniz?​Karar Geri Alınmalı ​Eskişehir halkının kesintisiz ve yerinde kamu hizmeti talep ettiğini belirten Talat Yalaz, PTT Başmüdürlüğü’nün işlevinin yeniden tesis edilmesi ve mağdur edilen emekçilerin haklarının korunması gerektiğini ifade ederek açıklamasını noktaladı.

Belediyenin Arsası Belediyede Kalmalıdır! Haber

Belediyenin Arsası Belediyede Kalmalıdır!

AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma, Odunpazarı Belediye Meclisi'nde gündeme gelen arsa satışı ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Odunpazarı Belediyesi’nin mülkiyetinde bulunan ve geçmişte vatandaşlarımızdan belediye hizmet binası yapılacağı gerekçesiyle kamulaştırılan arsanın yarısının, kat karşılığı bir modelle özel bir firmaya devredilerek hizmet binası yaptırılması yönündeki girişimi kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Öncelikle şunun altını çizmek isteriz: Bu arsa sıradan bir taşınmaz değildir. Bu arsa, yıllar önce “Odunpazarı’na hizmet edecek bir belediye hizmet binası yapılacak” denilerek kamulaştırılmıştır. Dahası, aynı gerekçeyle parsel bazlı kat artışı sağlanmış, yani imar düzenlemeleri de bu amaç doğrultusunda yapılmıştır. Bugün gelinen noktada ise belediyenin kendi mülkiyetindeki bu değerli arsanın yarısının özel bir mülkiyete devredilmesi planlanmaktadır. Bu yaklaşım, hem kamu yararı açısından hem de şehir planlama anlayışı bakımından doğru değildir. Çünkü Odunpazarı büyüyen bir ilçedir. Nüfusu artmakta, hizmet alanları genişlemekte ve belediyenin kurumsal kapasitesi her geçen yıl daha fazla mekânsal ihtiyacı beraberinde getirmektedir. Böylesi bir tabloda, uzun vadede belediyenin hizmet binasına olan ihtiyacının artacağı açıkken, belediyeye ait bir arsanın yarısının kalıcı şekilde elden çıkarılması geleceğe yönelik ciddi bir planlama hatası olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki; Vatandaşlardan “kamu hizmeti” gerekçesiyle alınmış bir arsanın daha sonra ticari bir ortaklık modeliyle kısmen özel mülkiyete devredilmesi, kamu vicdanını rahatsız eden bir durumdur. Kamu adına alınan bir mülkün yine kamu adına korunması esastır. Kamulaştırmanın amacı bağlayıcıdır. Kamulaştırma işlemi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında yapılır ve her kamulaştırmada bir kamu yararı vardır. Örneğin: - Belediye hizmet binası - Sosyal tesis - Park ya da yol Eğer kamulaştırma belediye hizmet alanı amacıyla yapılmışsa, idarenin bu alanı başka bir ticari amaca çevirmesi hukuken de tartışmalı hale gelir. Eski Maliklerin Hakkı Doğabilir: Kamulaştırılan alan amacına uygun kullanılmazsa eski maliklerin geri alma hakkı doğabilir. Bu hak yine 2942 sayılı kamulaştırma kanunu içinde düzenlenmiştir. Eski malikler “kamulaştırma amacı ortadan kalktı” diyerek dava açabilir. Bizim itirazımız sadece eleştirmek için değildir. Aynı zamanda daha doğru ve sürdürülebilir çözümler öneriyoruz: • Belediye hizmet binası arsa devri yapılmadan, farklı finansman modelleriyle yapılabilir. • Gerekirse proje etap etap gerçekleştirilebilir. • Belediyenin diğer mülkiyetleri satılarak veya yatırım bütçeleri planlanarak arsa kaybı yaşanmadan bir hizmet binası inşa edilebilir. • Merkezi idare destekleri ve uygun finansman kaynakları değerlendirilerek kamu mülkiyeti korunabilir. Odunpazarı’nın geleceği açısından doğru olan; belediyeye ait kıymetli arsaları azaltmak değil, kamu varlıklarını koruyarak çoğaltmaktır. Bizler, Odunpazarı’nın ortak değerlerinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle söz konusu planın yeniden değerlendirilmesini, kamu yararı gözetilerek belediyeye ait arsanın devredilmeden hizmet binası yapılacak şekilde yeni bir çözüm üretilmesini bekliyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.