SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kalkınma

Porsuk Haber Ajansı - Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Küpeli’den 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Ve Spor Bayramı Mesajı Haber

Başkan Küpeli’den 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Ve Spor Bayramı Mesajı

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Küpeli mesajında, 19 Mayıs 1919’un Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin dönüm noktası olduğunu belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da yaktığı kurtuluş meşalesinin bugün de Türkiye’nin geleceğine ışık tuttuğunu ifade etti. Küpeli mesajında şu ifadelere yer verdi: “19 Mayıs 1919, aziz milletimizin bağımsızlık ve özgürlük uğruna gösterdiği eşsiz mücadelenin başlangıcı, Cumhuriyetimize giden yolun ilk adımıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattığı bu büyük mücadele, milletimizin birlik, beraberlik ve kararlılıkla neleri başarabileceğinin en güçlü göstergesi olmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü gençlerimize armağan etmesi, gençliğe duyduğu güvenin ve Türkiye’nin geleceğini genç nesillere emanet ettiğinin en açık ifadesidir. Güçlü, bağımsız ve çağdaş bir Türkiye’nin teminatı; milli değerlerine bağlı, araştıran, üreten, teknolojiyi takip eden ve geleceğe yön veren gençlerdir. Bugün ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında gençlerimizin enerjisi, üretkenliği ve vizyonu büyük önem taşımaktadır. Sanayiden teknolojiye, bilimden girişimciliğe kadar her alanda gençlerimizin önünü açmak, onların bilgi ve yeteneklerini desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi olarak bizler de gençlerimizin eğitimine, mesleki gelişimine ve üretim süreçlerine aktif katılımına büyük önem veriyoruz. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmek, gençlerimizi yeni nesil teknolojilerle buluşturmak ve üretim kültürünü geleceğe taşımak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Gençlerimizin ortaya koyacağı fikirlerin, inovasyonun ve yüksek teknolojili üretimin ülkemizin geleceğini şekillendireceğine yürekten inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kahraman silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor; milletimizin ve geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.”

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Ya Onurlu Bir Yaşam, Ya Bu Kara Düzen!" Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Ya Onurlu Bir Yaşam, Ya Bu Kara Düzen!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Yazılı bir açıklama yapan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "1 Mayıs İşçi Bayramında; emeğin, alın terinin ve dayanışmanın sesi olmak için alanlarda olacağız. 1 Mayıs, yalnızca bir bayram değil; emeği değersizleştiren, işçiyi güvencesizliğe mahkûm eden, gençleri umutsuzluğa sürükleyen bu düzene karşı yükselen ortak bir mücadelenin günüdür. Türkiye’de milyonlarca emekçi; düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizlikle karşı karşıyadır. Bu tablo kabul edilemez. Son günlerde hakları için kararlılıkla ayağa kalkan Doruk Maden işçilerinin elde ettiği kazanımlar, emeğin ancak örgütlü olduğunda gerçek gücüne ulaştığını bir kez daha açıkça göstermiştir. Bu direniş, dayanışmanın ve birlikte mücadelenin neleri değiştirebileceğinin en somut kanıtıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; emeğin sömürülmediği, herkesin insanca yaşayabildiği, adil bölüşümün sağlandığı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Sendikal hakların güçlendirildiği, taşeron ve güvencesiz çalışmanın sona erdiği, gençlerin ve kadınların eşit koşullarda üretime katıldığı bir düzen mümkündür. Bizler biliyoruz ki; bu ülke emeğiyle ayakta duranların omuzlarında yükselmektedir. Emeğin olmadığı yerde ne üretim ne de gerçek kalkınma mümkündür. Bu nedenle çağrımızdır: Emeğin, adaletin ve dayanışmanın Türkiye’sini hep birlikte kuracağız! Tüm emekçilerimizin 1 Mayıs İşçi Bayramını kutluyor; daha eşit, daha özgür ve daha adil bir ülke için mücadele eden herkesi selamlıyorum! Yaşasın 1 Mayıs!"

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız” Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay: "Bir Üretim Seferberliği Başlatacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Kara Ekonomik Düzenden Çıkış: Anadolu Kalkınma Yolu" paneli, Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği panelde; yerel yönetimlerin gücü, sanayicinin beklentileri ve CHP’nin makro ekonomi vizyonu bir araya getirildi. CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ilgi yoğun oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin ekonomik çıkmazdan kurtuluş reçetesi masaya yatırıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında krizin toplumsal maliyetine odaklanarak mevcut düzeni "ayırt edici ve ayrıcalıklı" olarak tanımladı. Çınar, Türkiye’nin bir üretim krizinden ziyade bir tercih krizinde olduğunu belirterek; çiftçinin toprağını ekememesinin, esnafın ayakta duramamasının ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesinin "yanlış politikaların bir sonucu" olduğunu ifade etti. Bu tablonun bir kader olmadığını vurgulayan Çınar, çözümün Anadolu’nun öz gücünü harekete geçirecek adil bir paylaşımdan geçtiğini dile getirdi. ​CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk arasındaki kopmaz bağa dikkat çekerek iş dünyasının en büyük ihtiyacının "öngörülebilirlik" olduğunu belirtti. Yalaz, yatırımcının önündeki en büyük engelin maliyet artışlarından ziyade hukuki belirsizlikler ve finansmana erişim zorluğu olduğunu söyledi. Eskişehir özelinde bir kalkınma modeli çizen Yalaz; sanayinin güçlendirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üstünde kalmaması ve özellikle "yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin" bir tercih değil, küresel rekabet için zorunluluk olduğunu ifade etti. Devletin iş dünyasına rakip olan değil, bürokratik engelleri kaldıran bir "yol arkadaşı" olması gerektiğinin altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Güldem Atabay, yaptığı konuşmada partinin yeni ekonomi vizyonunu ve "çatı programı"nın detaylarını paylaştı. Orta Doğu’daki savaşın ve küresel ekonomik dönüşümün Türkiye’yi kırılgan bir zeminde yakaladığını belirten Atabay, liyakat ve stratejik planlama ile 6 ayda rahatlama, 30 yılda ise tam kalkınma vadetti. ​"Kamuculuk Devletleştirme Değildir" ​Konuşmasında partinin "kamucu" kimliğine açıklık getiren Atabay, bu kavramın yanlış anlaşıldığını vurguladı: ​"Kamuculuk, her şeyi devletleştirmek değildir. Kamuculuk, bir yatırım planlanırken belirli grupların çıkarı yerine toplumun genel faydasının gözetilmesidir. Devlet, özel sektörün girmeye cesaret edemediği alanlarda 'buz kırıcı' rolü üstlenecek, yolu açacak ve stratejik hedeflere ulaşıldığında yerini özel sektöre bırakacaktır." ​100 Günlük Acil Eylem Planı Atabay, iktidara geldiklerinde ilk 100 günde atılacak adımları şöyle sıraladı: • ​Merkez Bankası ve Hazine: Kurumsal akıl ve liyakat geri getirilecek. • ​Bereket Köprüsü: Çiftçilerin birikmiş borçlarının faizleri silinecek, gıda enflasyonuyla doğrudan mücadele edilecek. • ​Türkiye Enerji Kurumu: Özelleştirme sonrası aksayan enerji süreçleri tek bir stratejik çatı altında toplanacak. • ​Barınma Hakkı Planı: Büyükşehirlerdeki konut krizi için acil çözümler devreye alınacak. ​"Anadolu Kalkınma Yolu" ve Yeni Teşvik Sistemi ​Türkiye’nin sanayi haritasını yeniden çizmeyi hedeflediklerini belirten Atabay, "Anadolu Kalkınma Yolu" projesiyle sanayiyi Marmara havzasına sıkışmaktan kurtaracaklarını ifade etti. Atabay, teşvik sisteminde devrim yapacaklarını belirterek, "Teşvikler artık sadece bölgeye göre değil, performansa, genç istihdamına ve ihracat potansiyeline göre verilecek. Şeffaf ve dijital bir portal üzerinden herkesin görebileceği bir sistem kuracağız," dedi. ​Sektörel Odak Noktaları: ​Atabay’ın sunumunda öne çıkan bölgesel stratejik hedefler ise şunlar oldu: • ​İç Anadolu: Savunma sanayi ve makine üretimi. • ​Ege ve Akdeniz: Yeşil imalat, gıda işleme ve yeşil enerji. • ​Güneydoğu Anadolu: Tekstil ve lojistik merkezi. • ​Karadeniz: Enerji veri merkezleri. ​"Rant Değil, Üretim Ekonomisi" ​Mevcut büyüme modelinin tüketime ve ithalata dayalı olduğunu, bunun da sürekli kriz doğurduğunu savunan Atabay, "Bizim modelimiz üretim seferberliğidir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçerek, Türk lirasını baskılayan değil, verimlilik ve markalaşma ile rekabet eden bir Türkiye inşa edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli'den Bayram Mesajı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli'den Bayram Mesajı

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Mesajında bayramların yardımlaşma ve dayanışmanın en üst seviyeye ulaştığı, birlik ve beraberlik duygularının en yoğun şekilde hissedildiği özel günler olduğuna vurgu yapan Başkan Küpeli, şu ifadeleri kullandı: “Mübarek Ramazan ayını geride bırakırken, birlik, beraberlik, paylaşma ve dayanışma duygularının en yoğun şekilde yaşandığı Ramazan Bayramı’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu müstesna günlerin; milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa sağlık, barış, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Ramazan ayı boyunca gönüllerimizi arındıran, yardımlaşma ve kardeşlik duygularımızı pekiştiren manevi iklimin, bayramla birlikte daha da güçlenerek hayatımızın her alanına yansımasını diliyorum. Bayramlar; kırgınlıkların son bulduğu, umutların yeniden yeşerdiği, sevgi ve saygının hâkim olduğu çok özel zamanlardır. Bu anlamlı günlerin, toplumsal dayanışmamızı daha da artırarak geleceğe olan inancımızı güçlendireceğine inanıyorum. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi olarak, ülkemizin üretim gücüne katkı sunan, yüksek katma değerli sanayi anlayışını benimseyen ve sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir vizyonla çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Sanayicilerimizin özverisi, çalışanlarımızın emeği ve ortak aklın gücüyle Eskişehir’i sanayi ve teknoloji alanında daha ileriye taşıma kararlılığındayız. Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana, altyapıdan üstyapıya, eğitimden istihdama, inovasyondan dijital dönüşüme kadar pek çok alanda önemli projeleri hayata geçirdik. Bölgemizi sadece bir üretim üssü değil, aynı zamanda sosyal donatı alanları, eğitim merkezleri ve yaşam alanlarıyla örnek bir sanayi ekosistemi haline getirme hedefiyle çalışmalar yürüttük. Yeni dönemde ise bu vizyonumuzu daha da ileriye taşıyacak güçlü adımlar atmaya hazırlanıyoruz. Özellikle yüksek teknolojiye dayalı üretimin artırılması, yeşil ve sürdürülebilir sanayi uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılması ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alacaktır. Sanayimizin rekabet gücünü artıracak, ihracat kapasitesini yükseltecek ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. İnanıyoruz ki; güçlü sanayi, güçlü Türkiye demektir. Bu bilinçle, Eskişehir OSB olarak hem şehrimizin hem de ülkemizin geleceğine değer katacak yatırımları hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Yeni dönemde de ortak akıl, istişare ve iş birliği anlayışıyla hareket ederek, bölgemizi daha ileriye taşıma hedefimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle; başta kıymetli sanayicilerimiz, çalışanlarımız ve aileleri olmak üzere tüm Eskişehirlilerin ve milletimizin Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; bayramın sağlık, mutluluk, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Bayramın getirdiği kardeşlik ve dayanışma ruhunun yıl boyunca devam etmesini temenni ediyorum.”

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz'dan Eskişehir OSB'ye Ziyaret Haber

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz'dan Eskişehir OSB'ye Ziyaret

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, bölgenin güçlü üretim yapısı, gelişmiş sanayi altyapısı ve sosyal donatı alanlarıyla Türkiye’de örnek organize sanayi bölgelerinden biri olduğunu ifade etti. Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Eskişehir OSB Yaşam Park’ta faaliyet gösteren EOSB Özel Frigya Çocukları Anaokulu ile Kavi Wellness Club’ı ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile birlikte tesisleri gezen Vali Yılmaz, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Ziyarette Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Yavuz Ayva, Erol Öz, Mustafa Gönenli, Denetim Kurulu Üyeleri Hasan Hakan Bayar, Hamit Alper Çelebi ve Bölge Müdürü Erhan Tatar da hazır bulundu. Ziyaretlerin ardından heyet, Eskişehir OSB Bölge Müdürlüğü’ne geçti. Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen görüşmede, Eskişehir OSB’nin mevcut yapısı, yürütülen çalışmalar ve devam eden projeler hakkında Vali Yılmaz’a kapsamlı bilgi verildi. Yılmaz: Bu tesisler sanayi bölgeleri için örnek nitelikte Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin üretim gücü, sanayi altyapısı ve sosyal donatı alanlarıyla Türkiye’de örnek organize sanayi bölgelerinden biri olduğunu ifade etti. Bölgede yürütülen çalışmaların sanayiye ve şehir ekonomisine önemli katkılar sunduğunu belirten Vali Yılmaz, yapılan yatırımların Eskişehir’in kalkınma sürecine değer kattığını vurguladı. Vali Yılmaz, “Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi, güçlü üretim altyapısı ve sanayiye sunduğu imkânlarla şehrimizin ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlıyor. Burada yürütülen çalışmaların hem sanayicilerimize hem de Eskişehir’in kalkınmasına değer kattığını görmekten memnuniyet duydum. Bölgede yalnızca üretim ve yatırım odaklı bir yapı değil, aynı zamanda çalışanların ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmaya yönelik sosyal ve eğitim yatırımlarının da hayata geçirildiğini görmek son derece kıymetli. Eğitimden sosyal donatı alanlarına, spor ve yaşam alanlarından çocuklarımıza yönelik eğitim kurumlarına kadar oluşturulan bu bütüncül yapı, organize sanayi bölgelerinin yalnızca üretim yapılan alanlar değil, aynı zamanda güçlü birer yaşam ve gelişim merkezi olduğunun da güzel bir örneğini oluşturuyor. Eskişehir OSB’nin güçlü altyapısı ve vizyoner yönetim anlayışıyla önümüzdeki dönemde de hem şehrimizin hem de ülkemizin üretim gücüne önemli katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum” dedi. Küpeli: Sanayimizi ve yaşam alanlarını birlikte geliştiriyoruz Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli de ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Küpeli, “Sayın Valimizin bölgemizi ziyaret etmesi bizler için büyük bir memnuniyet. Eskişehir OSB olarak sanayicilerimizin ihtiyaçlarına en hızlı ve en etkin şekilde cevap verebilmek amacıyla altyapı yatırımlarından mesleki eğitime, sosyal yaşam alanlarından teknoloji ve inovasyon odaklı projelere kadar pek çok alanda kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Sanayimizin sürdürülebilir büyümesi için güçlü bir üretim altyapısının yanı sıra nitelikli insan kaynağının yetişmesi ve çalışanlarımızın yaşam kalitesinin artırılması da büyük önem taşıyor. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Yaşam Park projesi içerisinde eğitim kurumları, spor ve sosyal tesisler gibi pek çok imkânı bir araya getirerek bölgemizi yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda çalışanlarımız ve aileleri için modern bir yaşam alanı haline getirmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de sanayicilerimizin rekabet gücünü artıracak yatırımları hayata geçirmeye, bölgemizin üretim kapasitesini ve cazibesini daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri Haber

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında şehrimizde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklere katıldı. Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ni ziyaret eden Milletvekili Gürcan, kadınlar ve büyüklerle bir araya gelerek sohbet etti, tecrübelerini dinledi ve bu özel günü birlikte paylaştı. Aynı gün, teşkilatın emektar kadınlarıyla Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan Milletvekili Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Etkinlikler kapsamında, Afrin’de şehit düşen P.Uzm.Çvş. Serdar Ege’nin kıymetli annesi Gülten Ege’ye de ziyarette bulunan Gurcan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları iletti. Milletvekili Gürcan, yaptığı açıklamada, “Hayatımıza değer katan, sabır, sevgi ve fedakârlıklarıyla toplumumuza ışık tutan tüm kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta kızlarımız, gelinlerimiz, annelerimiz ve eşlerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı. Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programında konuşan Milletvekili Gürcan şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli hanımefendiler, Değerli dava arkadaşlarım, Saygıdeğer hemşehrilerim, Ramazan ayının bereketini ve kardeşliğini paylaştığımız bu müstesna akşamda sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mübarek Ramazan ayının gönüllerimize huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta AK Parti Eskişehir teşkilatımızın fedakâr hanım kardeşleri olmak üzere, bu salonda bulunan tüm misafirlerimizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, metanetiyle bu milletin hafızasında yer eden şehit analarımızı, şehit eşlerimizi ve şehit kızlarımızı da hürmetle selamlıyorum. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde acının yükünü omuzlayan anneleri, eşleri ve kız çocuklarını selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kızlarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı annelere şehrimizde ki kadınlar adına taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarını, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarını, Lübnan’da kendi topraklarında huzura hasret bırakılan kadınları, dünyanın farklı coğrafyalarında hayatın ağır yükünü taşıyan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu açık şekilde görebiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmalar yaşanıyor; bu çatışmaların en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Bugün dünyada derin bir gelir dağılımı adaletsizliği var; bu eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Bugün batıl inançlardan, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu ayrımcılık en fazla kadınların hayatını zorlaştırıyor. Bir başka gerçek daha var. Dünyayı devasa bir tüketim pazarına dönüştüren küresel sistem, kadını çoğu zaman bir meta olarak görmeye çalışıyor. Kadının emeği ucuz iş gücü olarak görülüyor, kadın onuru tüketim kültürünün parçası hâline getirilmeye çalışılıyor. İşte tam da bu noktada bizim medeniyet tasavvurumuz ile modern dünyanın çarpık anlayışı arasındaki fark açık şekilde ortaya çıkıyor. Bizler kadını ve erkeği bir bütünün iki asli unsuru olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bizim inanç dünyamızda her insan Allah’ın yarattığı bir değerdir. Bizim medeniyetimizde insan, yaratılışı itibarıyla saygıya layık bir varlıktır. Bir üstünlük aranacaksa bu üstünlük ancak takva ile, liyakat ile, emek ile ve üretkenlikle ölçülür. İnsanların kişisel tercihleri, hayat tarzları ve yaratılıştan gelen özellikleri saygı görür. Farklılıklar toplum için bir zenginlik olarak görülür. Aynı şekilde kadının emeğinin sömürülmesine, kadının bir vitrin nesnesine indirgenmesine karşı durmak da bu medeniyet anlayışının doğal sonucudur. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin değerlerine zarar veriyor demektir. Kadına ve çocuğa şiddet uygulayan bir zihniyet insanlık onurunu ayaklar altına alır. Kadını ve erkeği keskin ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışan anlayışlar toplumun huzurunu zedeler. Bizim bakışımız çok nettir. Kadın toplumun vicdanıdır, merhametidir, üretim gücüdür ve geleceğinin mimarıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yıllardır her fırsatta bu gerçeği güçlü şekilde dile getiriyor. Kadının toplum hayatındaki yerinin güçlenmesini Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. AK Parti’nin siyasi yolculuğuna baktığımızda kadınların bu hareketin merkezinde yer aldığını açık şekilde görüyoruz. Mahallelerden şehir meydanlarına kadar her yerde fedakârca çalışan hanım kardeşlerimiz bu davanın omurgasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de kadınların eğitimden siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda daha güçlü şekilde yer alması bu kararlı yürüyüşün sonucudur. Üniversitelerde okuyan genç kızlarımızın sayısı her geçen yıl artıyor. Kadın girişimcilerimiz üretim hayatında daha görünür hale geliyor. Kadınlarımız siyasette ve karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyen politikalar, sosyal destek programları ve eğitim imkânları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Kadın kooperatifleri, girişimcilik destekleri, aileyi güçlendiren sosyal politikalar bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu çalışmalar yalnızca bir kalkınma politikası olarak görülmüyor. Bu çalışmalar aynı zamanda toplumsal adaletin gereği olarak değerlendiriliyor. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü toplum demektir. Toplumun huzuru ve geleceği kadınların emeğiyle, sabrıyla ve ferasetiyle şekillenir. Bugün burada bulunan hanım kardeşlerimizin her biri hayatın farklı alanlarında büyük sorumluluklar taşıyor. Kimisi bir anne olarak evlat yetiştiriyor. Kimisi iş hayatında üretime katkı sağlıyor. Kimisi sivil toplumda, eğitimde, sosyal çalışmalarda topluma hizmet ediyor. Bu emek ve fedakârlık Türkiye’nin yarınlarını inşa eden en büyük güçlerden biridir. Kıymetli kardeşlerim, Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin ayıdır. Bu ay bize bir hakikati tekrar hatırlatır: İnsanların kalplerine dokunan her davranış toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Kadınların hayatını kolaylaştıran her adım toplumun huzurunu büyütür. Kadınların emeğini görünür kılan her çalışma ülkenin kalkınmasına katkı sağlar. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken kadınların gücü bu yürüyüşün en önemli dinamiklerinden biri olacaktır. Ahlaklı, üretken, özgüvenli ve güçlü kadınların yetiştiği bir toplum geleceğe daha sağlam adımlarla ilerler. Bu nedenle kadınların hayatın her alanında daha etkin yer almasını destekleyen çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sözlerimin sonunda bir kez daha ifade etmek isterim: Bu salondaki hanım kardeşlerim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şehit analarımıza, şehit eşlerimize ve şehit kızlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Gönül coğrafyamızdaki mazlum kadınlara selamlarımızı gönderiyoruz. Ramazan ayının rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında bizleri bir araya getiren teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum."

Kadınların Olmadığı Bir Demokrasi Eksik, Kalkınma İse Yarımdır Haber

Kadınların Olmadığı Bir Demokrasi Eksik, Kalkınma İse Yarımdır

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesinin simgesi olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda hak, adalet ve eşitlik mücadelesinin güçlü bir hatırlatıcısıdır. Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı olarak; kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit haklara sahip olduğu, şiddetten uzak, özgür ve adil bir ülkede yaşaması için verilen mücadelenin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, daha birçok ülkede kadınların temel hakları dahi yokken Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını tanımış, kadınların toplumdaki yerini güçlendiren devrimlere imza atmıştır. Bu miras bizlere, kadın haklarını koruma ve geliştirme sorumluluğunu yüklemektedir. Bugün ne yazık ki ülkemizde kadınlar hâlâ şiddet, eşitsizlik, ayrımcılık ve ekonomik güvencesizlik gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadın cinayetlerinin son bulduğu, kadınların yaşam hakkının korunduğu, eşit temsilin ve eşit fırsatların sağlandığı bir Türkiye için mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Kadınların emeği, cesareti ve kararlılığı; toplumun ilerlemesinin en önemli gücüdür. Kadınların olmadığı bir demokrasi eksik, kadınların olmadığı bir kalkınma yarım kalacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, emeğiyle, mücadelesiyle hayatın her alanında var olan kadınlarımız olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşit ve özgür bir gelecek için mücadele eden tüm kadınları saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.