SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kadın Yoksulluğu

Porsuk Haber Ajansı - Kadın Yoksulluğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Yoksulluğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınlar Yedek İşgücü Değil, Kalıcı İstihdam Şart! Haber

Kadınlar Yedek İşgücü Değil, Kalıcı İstihdam Şart!

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca; kadın işsizliği, kadının çalışma hayatına ve işgücüne katılımı, kalıcı ve güvenceli kadın istihdamı konusundaki sorunların TBMM çatısı altında araştırılarak somut çözüm politikaları geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için araştırma önergesini TBMM’ye sundu. ÇOKLU KRİZLER VE YIKIM KOŞULLARINDA KADIN İŞSİZLİĞİ VE YOKSULLUĞU DERİNLEŞİYOR Türkiye’de; kadın işsizliğinin arttığından, çalışma yaşamında güvence, ücret adaleti, "eşit işe eşit ücret" ilkesinden her geçen gün uzaklaşılmakta olduğuna dikkat çeken Gülizar Biçer Karaca, kadın yoksulluğu ve işsizliğinin Türkiye’nin temel sorun alanlarının başında geldiğine dikkat çekti. “Dünyada; ekonomik, siyasal, toplumsal kırılma ve çatışmalar, savaş, iklim krizi eşzamanlı olarak devam etmektedir. Ekolojik kriz artık yıkım olarak tanımlanmakta, doğal varlıkların sömürüsü üzerinden toplumlar adaletsizliği ve eşitsizliği her alanda deneyimlemek zorunda kalmaktadır. Yaşanan süreç, çoklu kriz olarak tanımlanırken yoksulluk derinleşmekte ve sürekli hale gelmekte, antidemokratik uygulamalar ve toplumsal cinsiyet uçurumu ülkemizde her geçen gün derinleşmektedir. Kız çocukları ve kadınlar çoklu kriz zemininde en kırılgan gruplar olarak hak ihlalleriyle karşılaşmaktadır. Kadın işsizliği ve kadın yoksulluğu derinleşmekte; kalıcı kadın istihdamı ve eşit işe eşit ücret ilkesinden uzaklaşılan çalışma hayatı kadınları da çoklu engellerle baş başa bırakmaktadır.” DÜŞÜNDÜRÜCÜ TABLO: KADINLARA DÜŞÜK ÜCRET VE ANNELİK ÜCRET AÇIĞI Cinsiyet eşitliğini İzleme Derneği CEİD çalışmalarıyla temellendirilen araştırma önergesi iş hayatına katılabilen kadınların düşük ücretlere mecbur bırakıldığını ortaya koyuyor: Çalışma yaşamındaki güvencesizlik ve ücret adaletsizliği, "eşit işe eşit ücret" ilkesinden her geçen gün uzaklaşılmaktadır. CEİD’in kamuoyuyla paylaştığı; Türkiye’de Çoklu Kriz Ortamında Kapsayıcı, Eşitlikçi ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi İçin “Yenilenen/Yinelenen” Talepler” çalışması somut rakamlarla kadınların her alanda, her yaş döneminde, her toplumsal koşulda yaşadığı eşitsizlik gerçeğini somut rakamlarla ortaya koymaktadır: Tekniker ve teknisyen grubunda kadınlar erkeklerden %21,4 daha düşük ücret alırken, çocuk sahibi olmanın yarattığı "annelik ücret açığı" 2024 yılı için %7,1 düzeyinde seyretmiştir. TARIM İŞÇİSİ KADIN İSE 1193 TL, ERKEK İSE 1406 TL Eşit İşe Eşit Ücret ne yazık ki gündelik hayatta karşılık bulamamakta; kadınlar ve erkekler arasında ücret farkı gerçeği de farklı sektörlerde sürmektedir. Kapsayıcı, eşitlikçi ve sürdürülebilir olmayan politikaların yetersizliği TÜİK rakamlarında da kendini göstermektedir. TÜİK tarafından, 5 Mart’ta açıklanan Tarımsal İşletme İşgücü Ücret Yapısı büteninde yer aldığı üzere; mevsimlik erkek işçi ücretleri 1.416 TL olurken, kadın işçilerin günlük ücretleri ise %34,1 artış göstererek 1193 TL’de kalmıştır. Sürekli tarım işçilerine ödenen aylık ücret, erkek işçiler için %43,4 oranında artarak 39 bin 843 TL olurken, kadın işçiler için artış %22,1 olarak gerçekleşmiş, 23 bin 598 TL rakamında kalmıştır. NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA OLAN GENÇ KADINLARIN ORANI, ERKEKLERİN İKİ KATI Ne eğitimde ne istihdamda olan kadınlar, ekonomik özgürlükten yoksun kalmakta, bakım emeği kadınlara özgülenmekte, sadece kentlerde, özel ve kamusal alanda, sanayi işkolu ve hizmet sektöründe değil tarımsal üretim alanında da ücretsiz iş gücü olarak görülen kadınların emeği ucuzlaştırılmakta ve değersizleştirilmekte, ücretlerdeki adaletsizlik de kuşaklararası bir hale dönüşmektedir. Güvencesizlik, kayıtdışılık, ötekileştirme ve dışlayıcı politikaların yerini kapsayıcı, kesişimsel, toplumsal cinsiyete duyarlı kalıcı politikalar almak zorundadır. Kadın araştırmacıların çalışmalarıyla tespit edildiği üzere; tarım dışı sektörlerde kadınların kayıt dışı çalışma oranı %19,4’e yükselmiş ve ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadın oranı %30,1 ile erkeklerin neredeyse iki katı olarak gerçekleşmiştir. KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIMI, ERKEKLERİN YARISINA ANCAK ULAŞABİLİYOR Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar Ağı Şubat 2026 raporuna göre; 2024 yılı itibarıyla kadınların işgücüne katılım oranı %36,8 düzeyinde kalarak erkeklerin (%72) ancak yarısına ulaşabilmiş; Türkiye ile OECD ortalaması arasındaki fark 16 puana çıkmış, son 5 yılda kadın-erkek işgücüne katılım oranı farkı yalnızca 2 puan kapanabilmiştir. Aile yılı ilan edilip kadınlar ücretsiz bakım emekçisi pozisyonuna indirgenirken, demografik yaklaşımlarla kadın bedeni üzerinden çocuk doğurma endeksli politikalar kadın istihdamı ve işsizliği sorununu katmerlendirmiştir. KEFA özellikle 2024 yılı için hane halkında 3 yaş altı çocuğu olan kadınların istihdam oranının %26,9 oranı ile çocuğu olmayanların (%58,6) yarısından bile az olduğunu açıklamıştır. Kamusal çözümler yetersiz, kamusal bakım hizmetleri ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. KADINLARA “YEDEK İŞGÜCÜ” MUAMALESİ DEĞİL KALICI İSTİHDAM POLİTİKASI İşsizlik verileri de ülkemizde ne yazık ki kadınlar aleyhine işlemektedir. Kadınların dar tanımlı işsizlik oranı 2024'te %11,8 ile erkeklerin 1,7 katına yükselirken, toplam işsizler içindeki kadın payı 2021’deki %40 seviyesinden 2024’te %46’ya fırlamıştır. Öte yandan çalışmak isteyip de iş bulamayanları ya da eksik istihdam edilenleri kapsayan geniş tanımlı (atıl) işgücü oranı kadınlarda 2024’te %35,3’e, Kasım 2025 itibarıyla ise %39’a ulaşmıştır. İşsizlerin yarısından fazlasını kadınlar oluşturmakta, işgücü piyasası kadınları sistemin ihtiyacı olduğu anda göreve çağırıp, piyasaya dahil edip ihtiyaç duymadığında geri gönderdiği bir görünüm arz etmekte, kadınlar yedek işgücü konumuyla kalıcı istihdamdan, kalıcı ve güvenceli işten yoksun kalmaktadır. ÇALIŞMA HAYATINDA CİNSİYETE DAYALI AYRIMCILIK VE İSTİHDAM YAPISINA SON Kadınların işe girmeleri, işe girebildiklerinde iş hayatlarını sürdürebilmeleri, eşit ve eşdeğer işe eşit ücret alabilmeleri, çalışma hayatında ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaları ülkemizin temel sorunsallarının başında gelmektedir. Eşitsizlik fırsatlarda, şartlarda ve sonuçlarda karşımıza çıkmaktadır. “Cam tavanlara” çarpan kadın çalışanların yükseldikleri anlarda “cam uçurum”lardan aşağıya çekilmeleri, iş hayatında kriz, afet gibi durumlarda gözden çıkarılmaları eşitsizliğin bir başka boyutudur. İş duyurularından işe alıma, ücretlendirmeden terfi mekanizmalarına, iş akdinin sonlandırılmasından iş süreçlerindeki işleyişe cinsiyete dayalı ayrımcılık ülkemiz istihdam yapısı değişmek zorundadır. ADRES TBMM, KADINLAR İÇİN KADINLARLA BİRLİKTE KATILIMCI ÇÖZÜM Türkiye’deki 33 milyonu aşkın çalışma çağındaki kadının yüzde 64’ünün işgücüne dahil olamadığının DİSK/Genel-İş Sendikası "Kadın Emeği Raporu" ile açıkladığını hatırlatan Gülizar Biçer Karaca; çok boyutlu sorunların sendikalar, kadın örgütleri, meslek örgütleri katılımıyla TBMM çatısı altında ortak akılla araştırması gerektiğini belirtti: “Toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek eşit işe ve eşdeğerde işe eşit ücret ilkesi yasal ve kurumsal mekanizmalarla güvenceye kavuşturulmalı, kadın istihdamı ve işsizliği sorunu TBMM çatısı altında araştırılarak somut çözüm önerileri sunulmalıdır.” İLLE DE UMUT İLLE DE BARIŞ İLLE DE MÜCADELE CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, kadın emeğinin değersizleştirilmediği, görünmez kılınmadığı, yok sayılmadığı, barışın ve umudun yeniden örgütlendiği bir 8 Mart mesajı ile tüm kadınlara dayanışma ve mücadele çağrısı yaptı.

Bu İktidar Kadınlara Korku ve Ölüm Vaat Ediyor! Haber

Bu İktidar Kadınlara Korku ve Ölüm Vaat Ediyor!

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda Türkiye’de kadınların maruz kaldığı şiddet, yoksulluk ve adaletsizliğe ilişkin konuşma yaptı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü hatırlatarak iktidarın kadın politikalarını sert bir dille eleştiren Bankoğlu, “Kadın olarak kutlanacak bir günümüz ne yazık ki yok” dedi. HAMASESET DOLU NUTUKLAR KARIN DOYURMUYOR TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 8 Mart’a günler kala iktidarın hamaset dolu nutuklarla ve tutulmayacak vaatlerle kutlama mesajları yayınlanacağını belirten Bankoğlu, gerçek tablonun çok daha karanlık olduğunu vurguladı: “Hemen yanı başımızdaki ateş çemberinde milyonlarca kadın füzelerin gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’de ise hayatta kalabilme mücadelesi veren milyonlarca kadın var. Kadın hakları konusunda altın yılları yaşattığını iddia eden iktidar; kadınlara eşitlik ve güvenlik değil, korku ve ölüm vaat ediyor. Ve maalesef, seçim vaatlerinin aksine, bu vaatlerini gerçekleştiriyor.” FATMA NUR “BENİ BU KARANLIK YAPI ÖLDÜRECEK” DİYE HAYKIRMIŞTI Konuşmasında son günlerde kamuoyunu sarsan Fatma Nur Çelik cinayetine ve tarikat yapılanmalarına dikkat çeken Bankoğlu, adalet sistemine şu sözlerle yüklendi: "İktidar ve onun tırnak içerisindeki adalet anlayışı; ‘Başıma bir şey gelirse intihar etti demeyin, beni bu karanlık yapı öldürecek’ diye defalarca haykıran ve birkaç gün önce şüpheli bir şekilde kaybettiğimiz Fatma Nur Çelik’i ve babasının istismarına uğramış 8 yaşındaki evladını korumayı değil; adaletsizlikle boğuşmayı vaat ediyor. Tarikat yöneticisi Ayhan Şengüler’i tutuksuz yargılayan bu adalet anlayışı, ‘canımdan endişe duyuyorum’ diyen bir anneyi duymuyor; ona ve evladına huzur değil, endişe vaat ediyor." İSTİSMARCILARIN VE TARİKATLARIN İKTİDARI Bankoğlu, iktidarın önceliklerini sert bir dille eleştirerek şunları söyledi: “Bu iktidar kadınların yaşamını değil, karanlık odalarda tarikatların menfaatlerini koruyanların iktidarıdır. Kız çocuklarının rızası var diyenlerin, ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyenlerin iktidarıdır. Bu ülkenin kadınları, çocukları tarikat düzenini besleyen, istismarcıları koruyan yargınıza güvenmiyor. Bir gece yarısı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak can güvenliğini pazarlık malzemesi yaptınız. Kadınları korumak yerine katilleri cesaretlendiren bu hukuksuz düzeniniz, bu cinayetlerin failidir!” KADIN YOKSULLUĞUNDA TÜRKİYE TABLOSU: OECD SONUNCUSUYUZ Kadınların sadece şiddetle değil, ağır bir ekonomik buhranla da boğuştuğunu belirten Bankoğlu, şu verileri paylaştı: “Cinsiyet eşitsizliğinde 148 ülke içinde 135’inci sıradayız. Kadınların işgücüne katılımında OECD sonuncusuyuz. Çalışan kadınların yüzde 30’u kayıt dışı ve kölelik ücretlerine mahkûm. Genç kadınlarda geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 45,8 seviyesinde. Ev içine hapsedilen, ‘makbul kadın’ denilerek üretimden koparılan kadınlar bugün hanesini ayakta tutmaya çalışıyor. Mutfaktaki yoksulluk en çok kadını yakıyor. Bu Saray düzeninde çocuğuna süt alamayan annenin ahı var” dedi. YAŞAM TARZIMIZA MÜDAHALE ETMEK HADSİZLİKTİR “Kadınların giyimine ve yaşam tarzına yönelik saldırılara da değinen Bankoğlu, şunları söyledi: Can güvenliğini dahi sağlayamadığınız kadınların yaşam tarzına, ne giyeceğine müdahale etmek hadsizlik değil midir? Sokaklarda kadınların giyimine laf atan yobazlara güç veren, bu kürsüden kurulan o ayrıştırıcı cümlelerinizdir. Biz ne giyeceğimize, nasıl yaşayacağımıza, nerede güleceğimize sadece ve sadece kendimiz karar veririz. Sizin o baskıcı, yasakçı ve gerici zihniyetinize teslim edeceğimiz tek bir kadın yok.” SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ! Bankoğlu, 8 Mart’ta meydanları dolduracak kadınların sesinin barikatlarla ve biber gazıyla kesilemeyeceğini belirterek “İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girene kadar, tarikatların ve cemaatlerin karanlığı çocukların üzerinden çekilene kadar, kadın yoksulluğu bitip her kadına iş ve güvence sağlanana kadar durmayacağız! Çok değil, yakında Türkiye’nin meydanları da, sokakları da, fabrikaları ve Meclis koridorları da kadınların özgürlük çığlığıyla yankılanacak. Biz buradayız; susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz! Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadınların özgürlük mücadelesi!” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.