SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kadın Hakları

Porsuk Haber Ajansı - Kadın Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Barosu’ndan İlayda Zorlu Açıklaması Haber

Eskişehir Barosu’ndan İlayda Zorlu Açıklaması

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümü ve artan kadın cinayetleri ile kayıp vakalarına ilişkin bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunması için cezasızlık politikalarına son verilmesi ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunuldu. ​"İlayda Zorlu’nun Ölümü Münferit Bir Olay Değildir" ​Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesine giden süreçte ağır ve kabul edilemez iddiaların bulunduğu belirtildi. Bir kadın eylemine katıldığı gerekçesiyle ailesinin kolluk kuvvetleri tarafından aranmasının, kadınlar üzerindeki baskı ve denetim mekanizmasının bir göstergesi olduğu ifade edildi. ​Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"İlayda Zorlu’nun ölümünün ‘intihar’ olarak değerlendirilmesi, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, ortaya çıkan çelişkiler karşısında etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi zorunludur." ​Sistematik İhlaller ve Cezasızlık Politikası ​Baro, kadınların yaşam tarzlarına ve tercihlerine yönelik müdahalelerin hem aile içinde hem de kamusal alanda derinleştiğine dikkat çekti. Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş örneklerine atıfta bulunulan açıklamada, cezasızlık politikalarının kadınlar aleyhine işlediği vurgulandı: ​Gülistan Doku: Yıllardır akıbeti aydınlatılamayan dosyadaki belirsizliğin son bulması isteniyor. ​Rojin Kabaiş: Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş olayının derhal aydınlatılması gerektiği belirtiliyor. ​Yaşam Hakkı: Statü, sınıf veya koşul fark etmeksizin kadınların yaşam hakkının yeterince korunmadığı ifade ediliyor. ​"Dosyaların Sonuna Kadar Takipçisiyiz" ​Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kamu otoritelerini sorumluluk almaya davet ederek, erkek egemen bakış açısının şekillendirdiği politikaların kadınları güvencesiz bıraktığını belirtti. Komisyon, İlayda Zorlu, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları başta olmak üzere, kadınların yaşam hakkını savunmaya ve cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

"26 Cümlede Adalet" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu Haber

"26 Cümlede Adalet" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

2026 Eskişehir Yılı etkinlikleri kapsamında, Eskişehir Barosu tarafından düzenlenen ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği “26 Cümlede Adalet” sergisi, sanatseverlerle buluştu. Adalet kavramını farklı yaşam deneyimleri üzerinden ele alan sergi, toplumsal hafızayı güçlendirmeyi ve farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Eskişehir Barosu tarafından ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliği ile hayata geçirilen sergi, Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Merkezi (Opera)’da açıldı. Açılışa Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, meclis üyeleri, avukatlar ile çok sayıda davetli katıldı. Açılışta konuşan Baro Başkanı Barış Günaydın, serginin yalnızca bir açılış değil, adalet kavramı etrafında toplumsal bir buluşma olduğunu belirtti. 5 Nisan Avukatlar Günü’nü bir farkındalık alanına dönüştürmek istediklerini ifade eden Günaydın, “Adalet sadece mahkeme salonlarında aranan bir kavram değildir; bir çocuğun eğitiminde, bir kadının güvenliğinde, bir işçinin emeğinde hayat bulur.” mesajını verdi. Serginin tek bir tanım sunmadığını ancak adaletin birlikte anlam kazandığını vurgulayan Günaydın, savunmanın ve avukatların bu sürecin en önemli güvencesi olduğunu dile getirerek, “Biz Baro olarak Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce'nin 2026 yılını Eskişehir Yılı ilan etmesiyle birçok etkinliklerle sizleri buluşturduk. Biz de şehrimizin ruhuna yakışan bir katkı sunmak istedik. Destekleri için Sayın Başkanımıza ve ekiplerine çok teşekkür ederiz.” dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ise konuşmasında adaletin toplumun en temel ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de son dönemde yaşanan hukuki tartışmalara değindi. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına yönelik sorunlara işaret eden Sağkan, ifade özgürlüğü ve kişi güvenliği konularında yaşanan sıkıntıların adalet ihtiyacını daha da görünür kıldığını söyledi. Bu süreçte avukatların ve savunma makamının kritik bir rol üstlendiğini belirten Sağkan, Eskişehir Barosu’nun bu alandaki mücadelesine de özel olarak vurgu yaparak, “Bu ortamda sizlerle birlikte bulunmamıza vesile oldukları için hem Büyükşehir Belediye Başkanımıza hem de Baro Başkanımıza şükranlarımı sunarak başlamak istiyorum. 2026 yılının Eskişehir yılı olarak ilanı simgesel olarak çok anlamlı olmakla birlikte; 5 meydan muharebesinin 3'ünün gerçekleştiği bu topraklar aslında hepimiz açısından her yıl, her yılın şehri olarak kabul edilen bu şehrin kadim topraklarında bulunmaktan da çok büyük onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de 2026 yılını “Eskişehir Yılı” ilan ederek kentin ekonomik, kültürel ve sosyal hayatına katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Sergi fikrinin Eskişehir Barosu tarafından ortaya konduğunu ve büyük bir heyecanla desteklediklerini belirten Ünlüce, adalet kavramının yalnızca yargı ile sınırlı olmadığını, yerel yönetimlerden günlük yaşama kadar her alanda hissedilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir Barosu ile iş birliğinin artarak devam edeceğini dile getiren Başkan Ünlüce, “Aslında benim Büyükşehir Belediyesi ile ilk temasım Eskişehir Barosu'nun yönetim kurulu üyesiyken ve Kadın Hakları Komisyonu Başkanı iken oldu. O dönemde baro olarak Kadın Danışma ve Dayanışma merkezini kurmak için harekete geçtiğimizde, ilk kapısını çaldığımız Eskişehir Büyükşehir Belediyesiydi. O nedenle Eskişehir Barosu ve Büyükşehir Belediyesi birlikte çalıştığı, ürettiği, daha adil, daha eşit, daha özgür bir dünyaya, bir şehre inancıyla birlikte pek çok faaliyeti harekete geçirdi. Bu da bunlardan bir tanesi ve artarak, çoğalarak devam edecek.” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından projeye özel hazırlanan video gösterimi izlenirken, etkinlik serginin gezilmesiyle sona erdi. Adalet temalı sergi, 8 Mayıs 2026 yılına kadar gezilebilecek.

Odunpazarı Belediyesi ve Eskişehir Barosu'ndan Kadınlara Bilgilendirme Haber

Odunpazarı Belediyesi ve Eskişehir Barosu'ndan Kadınlara Bilgilendirme

Odunpazarı Belediyesi Kadın Aile Hizmetleri ve Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ile Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftası kapsamında kadınlara yönelik bilgilendirme etkinlikleri düzenlendi. Mahalle mahalle gerçekleştirilen buluşmalarda kadınlara şiddete karşı yasal haklar ve başvuru yolları anlatıldı. “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Yasal Haklarımız” başlığıyla Odunpazarı Belediyesi Halk Merkezlerinde gerçekleştirilen buluşmalarda Av. Funda Güney Kökçınar, Av. Büşra Ünlübaş Özkan, Av. Ali Er ve Av. Büşra Karadan Ünver katılımcılara bilgilendirme yaptı. Toplantılarda özellikle 6284 sayılı kanun başta olmak üzere, kadınların şiddet karşısında başvurabileceği hukuki yollar, medeni kanundaki hakları, koruma mekanizmaları ve hak arama süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. İki hafta boyunca devam edecek eğitim programlarında Odunpazarı Belediyesi Kadın Aile Hizmetleri ve Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ile Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kadınlarla bir araya gelerek bilgilendirme çalışmalarını sürdürecek. Yetkililer, Eskişehir’in farklı mahallelerinde gerçekleştirilen buluşmalarla kadınların hakları konusunda farkındalık oluşturmayı ve kadınların ihtiyaç duydukları hukuki bilgilere daha kolay ulaşmalarını sağlamayı amaçladıklarını belirtti.

Kadınların Mücadelesi Bu Ülkenin Geleceğimin Mücadelesidir Haber

Kadınların Mücadelesi Bu Ülkenin Geleceğimin Mücadelesidir

İYİ Parti Eskişehir İl Kadın ve Aile Politikaları Başkanlığı tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı ve stant çalışması gerçekleştirildi. İYİ Parti İl Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Leyla Çam tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugün 8 Mart. 8 Mart; eşitsizliğe, şiddete, sömürüye ve kadınların hayatlarını kuşatan sistematik ayrımcılığa karşı yükselen tarihsel bir itirazın günüdür. Bugün, kadınların yüzyıllardır süren hak mücadelesinin, adalet arayışının ve eşit yurttaşlık talebinin sembolüdür. 8 Mart; kadınların eşit ve onurlu bir yaşam talep ettiklerini hatırlatan güçlü bir toplumsal çağrıdır. Kadınların emeğinin görünür kılınması, yaşam hakkının korunması, fırsat eşitliğinin sağlanması ve kadınların toplumsal hayatın her alanında eşit biçimde var olabilmesi için verilen mücadelenin ortak sesidir. Bu nedenle 8 Mart, bir kutlamadan çok; eşitlik, adalet ve özgürlük talebinin yükseldiği bir mücadele günüdür. Ne yazık ki Türkiye’de kadınlar hâlâ yaşamın birçok alanında ciddi eşitsizliklerle karşı karşıyadır. Bugün Türkiye’de kadınlar; • Sokakta, Evinde, İşyerinde güvende değildir. • İş yerinde eşit değildir. • Siyasette yeterince temsil edilmiyor. • Hukuk önünde yeterince korunmuyor. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, toplumsal bir yara haline gelmiştir. Kadınlar çoğu zaman en yakınlarındaki erkekler tarafından hayatlarından koparılmaktadır. Her gün bir kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Koruma kararları çoğu zaman kâğıt üzerinde kalmakta, gerekli önlemler zamanında alınmamakta, failler ise cezasızlık kültürüyle cesaret bulmaktadır. Mahkemelerde uygulanan “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimleri, adalet duygusunu zedelemekte ve toplum vicdanını yaralamaktadır. Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu yapılamaz. Kadınların güvenliği bir siyasi tercih değil, devletin en temel sorumluluğudur. Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca cezai yaptırımlarla sınırlı değildir. Etkin bir koruma mekanizması, güçlü sosyal destek politikaları ve kararlı bir siyasi irade gerektirir. Şiddete maruz kalan kadınların korunması için kolluk kuvvetlerinden yargıya kadar tüm kurumların eşgüdüm içinde çalışması zorunludur. İktidarın görevi yalnızca suç işlendikten sonra müdahale etmek değil, aynı zamanda şiddeti doğuran koşulları ortadan kaldıracak önleyici politikaları hayata geçirmektir. Bu noktada İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, kadınların korunmasına yönelik en önemli uluslararası mekanizmalardan birinin ortadan kaldırılması anlamına gelmiştir. Bu karar, kadınların yaşam hakkını koruyan politikaların zayıflamasına yol açmış ve Türkiye’de kadınların güvenliği konusunda ciddi bir geri adım oluşturmuştur. Kadına yönelik şiddetle mücadele ideolojik tartışmalara kurban edilemez. Kadınların yaşam hakkı hiçbir siyasi hesaplaşmanın parçası haline getirilemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, kadın ve erkeğin eşit yurttaşlar olduğu bir toplumsal düzen üzerine kurulmuştur. 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile kadınlar birey olarak kabul edilmiş, 1934 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk kadınlarına birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Cumhuriyet devrimleri, kadınları toplumsal hayatın eşit ve özgür bir öznesi haline getirmiştir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, kadınların siyasette, ekonomide ve sosyal yaşamda yeterince yer bulamadığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın temsil oranı hâlâ yüzde 20 seviyelerinde kalmaktadır. Yerel yönetimlerde ve karar alma mekanizmalarında kadınların varlığı son derece sınırlıdır. Kadınların eşit temsil edilmediği bir demokrasinin güçlü olması mümkün değildir. Siyaset, toplumun yarısını oluşturan kadınların deneyim ve katkıları olmadan eksik kalır. Kadınların karar alma süreçlerinde daha güçlü şekilde yer alması yalnızca kadın hakları açısından değil, demokrasinin niteliği açısından da hayati öneme sahiptir. Ekonomik alanda da benzer bir tablo söz konusudur. Kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ülkeleri arasında en düşük seviyelerden biridir. Milyonlarca kadın kayıt dışı, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Eşit işe eşit ücret ilkesi çoğu zaman uygulanmamaktadır. Kadın emeği sistematik olarak değersizleştirilmektedir. Kadın yoksulluğu giderek derinleşirken sosyal politikalar kalıcı çözümler üretmek yerine çoğu zaman geçici ve sınırlı uygulamalarla sınırlı kalmaktadır. Kadınların ekonomik özgürlüğü olmadan gerçek eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Kadınların istihdama katılımını artıran politikalar geliştirilmeden, kreş ve bakım hizmetleri yaygınlaştırılmadan ve çalışma hayatında fırsat eşitliği sağlanmadan kadın ve erkek eşitliği kurulamaz. Kadınların üzerindeki bakım yükünün paylaşılması, çalışma hayatında ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi kalkınmanın da önemli bir parçasıdır. Bir diğer önemli sorun ise kız çocuklarının eğitimden koparılması ve erken yaşta evliliklerdir. Kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılması, onları yoksulluğa, bağımlılığa ve eşitsizliğe mahkûm eden bir düzenin kapısını aralamaktadır. Bir kız çocuğunu okuldan alıp erken yaşta evliliğe zorlayan anlayış; sadece hukuka değil, insanlık onuruna da aykırıdır. Kız çocuklarının kesintisiz eğitim hakkı garanti altına alınmalı, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi için mevcut yasalar tavizsiz biçimde uygulanmalıdır. Eğitim, kadınların güçlenmesinin ve toplumsal eşitliğin en temel anahtarıdır. İYİ Parti olarak bizler; kadınların hak ettikleri özgürlük, güven ve eşitlik içinde yaşayacakları bir Türkiye için söz veriyoruz. Bu doğrultuda; • İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi için mücadele edeceğiz. • 6284 sayılı Kanun’un etkin ve tavizsiz uygulanmasının takipçisi olacağız. • Kadın cinayetlerinde cezasızlık kültürüne son verilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz. • Kadınların siyasette, ekonomide ve kamusal yaşamda eşit temsilini güçlendirecek somut politikalar geliştireceğiz. • Kadın istihdamını artıracak, kadın girişimciliğini destekleyecek kapsamlı ekonomik programlar uygulayacağız. • Kreş, bakım hizmetleri ve sosyal destek mekanizmalarını yaygınlaştırarak kadınların üzerindeki bakım yükünü azaltacağız. • Kız çocuklarının kesintisiz eğitim hakkını güvence altına alacağız. Çünkü biz biliyoruz ki; Kadın; bireydir. Kadın; yurttaştır. Kadın; eşittir. Kadınların eşit olmadığı bir toplumda demokrasi güçlü olamaz. Kadınların güvende olmadığı bir ülkede özgürlükten söz edilemez. Bugün; kutlama günü değil, sorumluluk günüdür. Bugün; kadınların sesini duymanın, sorunlarını görmenin ve gerçek çözümler üretmenin günüdür. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, eşit haklara sahip olduğu, emeğinin karşılığını aldığı bir Türkiye mümkündür. İYİ Parti olarak söz veriyoruz: Kadınların sesi olmaya, adalet talebini büyütmeye ve eşitlik mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü kadınların mücadelesi yalnızca kadınların değil, bu ülkenin geleceğinin mücadelesidir.Kadın cinayetlerinin, şiddetin ve eşitsizliğin olmadığı bir Türkiye mümkündür. Ve biz, o Türkiye’yi kurmak için mücadele edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Başkan Ünlüce Genç Hukukçularla Tecrübelerini Paylaştı Haber

Başkan Ünlüce Genç Hukukçularla Tecrübelerini Paylaştı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Barosu ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğiyle Anadolu Üniversitesi Hukuk ve Bilişim Kulübü tarafından “Hukuk Dünyasından Kadınlar” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. Avukat olan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, genç hukukçularla tecrübelerini paylaştı. Eskişehir’de hukuk alanında kadınların emeği, mücadelesi ve eşitlik yolculuğu anlamlı bir etkinlikle ele alındı. Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe avukat olan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Damla Özden Çelt konuşmacı olarak katıldı. Yoğun ilgi gören programda, hukuk alanında kadınların üstlendiği roller, karşılaştıkları zorluklar ve eşitlik mücadelesi farklı yönleriyle ele alındı. Etkinlikte konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kadınların hukuk alanındaki katkılarının ve mücadelesinin toplum için büyük önem taşıdığını vurguladı. Ünlüce, “Kadınların hukuk alanındaki emeğini, mücadelesini ve eşitlik yolculuğunu konuştuk. Bu anlamlı buluşmaya katkı sunan tüm kurumlara ve katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Katılımcıların sorularıyla interaktif bir şekilde devam eden etkinlikte, özellikle genç hukukçular ve hukuk fakültesi öğrencileri kadınların hukuk dünyasındaki deneyimlerini yakından dinleme fırsatı buldu.

Büyükşehir’den Kadın Çalışanlara Kadın Sağlığı Semineri Haber

Büyükşehir’den Kadın Çalışanlara Kadın Sağlığı Semineri

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında kadın çalışanlarına yönelik önemli bir farkındalık programına daha ev sahipliği yaptı. Seminere katılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Kadın olmak; iş hayatında, ev hayatında ve sosyal yaşamda çoğu zaman zorlu bir yolculuk. Ancak bizler, belediye çalışanları olarak şehrimize hizmet ederken şefkatimizi, merhametimizi ve dayanışmamızı da bu hizmete katıyoruz.” dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAP Vakfı) iş birliğiyle yürütülen Kadın Sağlığı Seminer Programı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, belediyede görev yapan çok sayıda kadın personel bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’ne bağlı Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi tarafından düzenlenen “Kadın Sağlığı Sorunları” semineri, Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salon’da gerçekleştirildi. Program, kadın sağlığı konusunda farkındalık yaratmayı ve katılımcıların doğru bilgiye erişimini sağlamayı amaçladı. 2013 yılından bu yana farklı kadın gruplarıyla sürdürülen eğitim programlarına bugüne kadar toplam 4 bin 450 kadın katılım sağladı. Kadınların sağlık, haklar ve yaşam kalitesi konusunda bilinçlenmesine katkı sunan program, yıllar içinde önemli bir eğitim ve dayanışma ağı oluşturdu. Seminere Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de katılarak kadın çalışanlarla bir araya geldi. Başkan Ünlüce, yaptığı konuşmada programın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Geçmişte sertifika programlarının son günlerinde katılımcılarla bir araya geldiğimde, kadınlardan hep bu eğitimin ne kadar faydalı olduğuna dair çok güzel sözler duydum. Hatta pek çoğu, bu bilgileri daha önce öğrenmemiş olmanın bir kayıp olduğunu dile getiriyordu. Sizlerin de burada edindiğiniz bilgi ve deneyimleri yalnızca kendiniz için değil, gelecekte yetişecek kız çocukları ve genç kadınlar için de önemli bir mirasa dönüştüreceğinize inanıyorum. Bu nedenle hepinizi gönülden tebrik ediyor bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü de kutluyorum. Kadın hakları mücadelesi uğruna hayatını kaybeden tüm kadınları saygıyla anıyor, onların bıraktığı mirası özgürlük ve eşitlik adına yaşatmaya devam edeceğimize inanıyorum. Kadın olmak; iş hayatında, ev hayatında ve sosyal yaşamda çoğu zaman zorlu bir yolculuk. Ancak bizler, belediye çalışanları olarak şehrimize hizmet ederken şefkatimizi, merhametimizi ve dayanışmamızı da bu hizmete katıyoruz. Dokunduğunuz her sokakta, parkta ve hizmet alanında sizin emeğinizin izleri var. Şehrimize verdiğiniz tüm emekler için hepinize teşekkür ediyor, iyi ki varsınız diyorum.” Seminer programı, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve bilgilendirme sunumlarının ardından sona erdi.

Bu İktidar Kadınlara Korku ve Ölüm Vaat Ediyor! Haber

Bu İktidar Kadınlara Korku ve Ölüm Vaat Ediyor!

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda Türkiye’de kadınların maruz kaldığı şiddet, yoksulluk ve adaletsizliğe ilişkin konuşma yaptı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü hatırlatarak iktidarın kadın politikalarını sert bir dille eleştiren Bankoğlu, “Kadın olarak kutlanacak bir günümüz ne yazık ki yok” dedi. HAMASESET DOLU NUTUKLAR KARIN DOYURMUYOR TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 8 Mart’a günler kala iktidarın hamaset dolu nutuklarla ve tutulmayacak vaatlerle kutlama mesajları yayınlanacağını belirten Bankoğlu, gerçek tablonun çok daha karanlık olduğunu vurguladı: “Hemen yanı başımızdaki ateş çemberinde milyonlarca kadın füzelerin gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’de ise hayatta kalabilme mücadelesi veren milyonlarca kadın var. Kadın hakları konusunda altın yılları yaşattığını iddia eden iktidar; kadınlara eşitlik ve güvenlik değil, korku ve ölüm vaat ediyor. Ve maalesef, seçim vaatlerinin aksine, bu vaatlerini gerçekleştiriyor.” FATMA NUR “BENİ BU KARANLIK YAPI ÖLDÜRECEK” DİYE HAYKIRMIŞTI Konuşmasında son günlerde kamuoyunu sarsan Fatma Nur Çelik cinayetine ve tarikat yapılanmalarına dikkat çeken Bankoğlu, adalet sistemine şu sözlerle yüklendi: "İktidar ve onun tırnak içerisindeki adalet anlayışı; ‘Başıma bir şey gelirse intihar etti demeyin, beni bu karanlık yapı öldürecek’ diye defalarca haykıran ve birkaç gün önce şüpheli bir şekilde kaybettiğimiz Fatma Nur Çelik’i ve babasının istismarına uğramış 8 yaşındaki evladını korumayı değil; adaletsizlikle boğuşmayı vaat ediyor. Tarikat yöneticisi Ayhan Şengüler’i tutuksuz yargılayan bu adalet anlayışı, ‘canımdan endişe duyuyorum’ diyen bir anneyi duymuyor; ona ve evladına huzur değil, endişe vaat ediyor." İSTİSMARCILARIN VE TARİKATLARIN İKTİDARI Bankoğlu, iktidarın önceliklerini sert bir dille eleştirerek şunları söyledi: “Bu iktidar kadınların yaşamını değil, karanlık odalarda tarikatların menfaatlerini koruyanların iktidarıdır. Kız çocuklarının rızası var diyenlerin, ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyenlerin iktidarıdır. Bu ülkenin kadınları, çocukları tarikat düzenini besleyen, istismarcıları koruyan yargınıza güvenmiyor. Bir gece yarısı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak can güvenliğini pazarlık malzemesi yaptınız. Kadınları korumak yerine katilleri cesaretlendiren bu hukuksuz düzeniniz, bu cinayetlerin failidir!” KADIN YOKSULLUĞUNDA TÜRKİYE TABLOSU: OECD SONUNCUSUYUZ Kadınların sadece şiddetle değil, ağır bir ekonomik buhranla da boğuştuğunu belirten Bankoğlu, şu verileri paylaştı: “Cinsiyet eşitsizliğinde 148 ülke içinde 135’inci sıradayız. Kadınların işgücüne katılımında OECD sonuncusuyuz. Çalışan kadınların yüzde 30’u kayıt dışı ve kölelik ücretlerine mahkûm. Genç kadınlarda geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 45,8 seviyesinde. Ev içine hapsedilen, ‘makbul kadın’ denilerek üretimden koparılan kadınlar bugün hanesini ayakta tutmaya çalışıyor. Mutfaktaki yoksulluk en çok kadını yakıyor. Bu Saray düzeninde çocuğuna süt alamayan annenin ahı var” dedi. YAŞAM TARZIMIZA MÜDAHALE ETMEK HADSİZLİKTİR “Kadınların giyimine ve yaşam tarzına yönelik saldırılara da değinen Bankoğlu, şunları söyledi: Can güvenliğini dahi sağlayamadığınız kadınların yaşam tarzına, ne giyeceğine müdahale etmek hadsizlik değil midir? Sokaklarda kadınların giyimine laf atan yobazlara güç veren, bu kürsüden kurulan o ayrıştırıcı cümlelerinizdir. Biz ne giyeceğimize, nasıl yaşayacağımıza, nerede güleceğimize sadece ve sadece kendimiz karar veririz. Sizin o baskıcı, yasakçı ve gerici zihniyetinize teslim edeceğimiz tek bir kadın yok.” SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ! Bankoğlu, 8 Mart’ta meydanları dolduracak kadınların sesinin barikatlarla ve biber gazıyla kesilemeyeceğini belirterek “İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girene kadar, tarikatların ve cemaatlerin karanlığı çocukların üzerinden çekilene kadar, kadın yoksulluğu bitip her kadına iş ve güvence sağlanana kadar durmayacağız! Çok değil, yakında Türkiye’nin meydanları da, sokakları da, fabrikaları ve Meclis koridorları da kadınların özgürlük çığlığıyla yankılanacak. Biz buradayız; susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz! Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadınların özgürlük mücadelesi!” dedi.

Kadınlar Ölüyor, İktidar Seyrediyor Haber

Kadınlar Ölüyor, İktidar Seyrediyor

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından son günlerde yaşanan kadına yönelik şiddet olayları ve kadın cinayetleri ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, CHP Eskişehir İl Kadın Kolları, 29 Ekim Cumhuriyet Kadınları Derneği ve ESKİ Barosu Kadın Hakları Komisyonu tarafından kadın cinayetleri ile ilgili olarak ortak bir basın açıklaması yapıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına açıklamayı yapan Esra Doğan şu ifadelere yer verdi; "Sevgili Kadınlar, hoş geldiniz! Bugün bir kez daha erkek şiddetine “Dur!” demek için buradayız. Fakat sadece yas tutmak için değil; hesap sormak için bir aradayız! Son bir haftadır kadına yönelik şiddetin en vahşi, en çıplak ve inkâr edilemez halleriyle karşı karşıyayız. Kadınlar ölmeye, ağır işkencelere maruz kalmaya devam ediyor. Üstelik tüm bu cinayetler ve ağır şiddet vakaları önlenebilir olmasına rağmen, göz göre göre gerçekleşiyor. Kadınlar ölüyor, iktidar seyrediyor. Geçtiğimiz hafta Gözde Akbaba, İzmir’de, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eski erkek arkadaşı tarafından, evinin önünde vurularak hayattan koparıldı. Üç gün süren yaşam mücadelesinin ardından kurtarılamadı. Uzaklaştırma kararı kâğıt üzerinde kaldı; Gözde henüz 26’sındaydı. Ondan uzak tutulması gereken katil, evinin önünde bekliyordu. Ölüm anı güvenlik kameralarına yansıdı ve iktidarın rolünü bir kez daha görünür kıldı. Devletin korumadığını, korumak istemediğini açıkça gördük. Gaziantep’te Sibel Külah, boşanma aşamasında olduğu Âdem Külah tarafından ağır bir şiddete maruz bırakıldı. İki çocuğunun babası olan erkek, Sibel’i koli bandıyla bağlayıp başından aşağı kezzap boşalttı. Şiddet planlıydı; fail Sibel’in evine bunu yapmak için geldi. Bu şiddet sonucunda kafa derisinin tamamen yandığını ve görme yetisini kaybettiğini öğrendik. Sibel hala yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. İşte “ailenin korunması” dedikleri şey, kadınların hayatında tam olarak böyle cereyan ediyor. Ve cumartesi akşamı… İstanbul’un göbeğinde, Şişli’de… Başı ve uzuvları gövdesinden ayrılmış bir kadın bedeni çöp konteynerinde bulundu. Polisler çevredeki konteynerlerde kayıp uzuvları aradı! Öldürülen kadının Özbekistanlı Durdona Hakimov olduğu, erkek arkadaşı tarafından vahşice katledildiği ortaya çıktı. Tıpkı Münevver Karabulut gibi! Aradan tam 17 yıl geçti… Fakat yöntem de fail de değişmedi. Buradan iktidara soruyoruz: Sokaklarımız, işyerlerimiz ve hatta evlerimiz neden biz kadınlar için güvenli değil? Yaşadığımız bu güvensizliğin sorumlusu kim? Bu üç vaka tesadüf değil, münferit değil. Üstelik geçtiğimiz hafta hayattan koparılan kadınlar Gözde, Sibel ve Durdona ile sınırlı değil! Erkek şiddetine her gün farklı kurbanlar veriyoruz. Çünkü iktidar, bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarken erkek şiddetine açık bir mesaj verdi. Bugün, 6284’ün etkin uygulanmamasının yarattığı cezasızlık politikalarının sonuçlarını yaşıyoruz ve açıkça haykırıyoruz: Bu cinayetler önlenebilirdi. Bu şiddet durdurulabilirdi. Kadınların yaşam hakkı, siyasi tercihlerinize feda edildi!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.