SON DAKİKA
Hava Durumu

#Jale Nur Süllü

Porsuk Haber Ajansı - Jale Nur Süllü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jale Nur Süllü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ünlüce Emeklilerle Buluştu Haber

Başkan Ünlüce Emeklilerle Buluştu

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şubesi üyeleriyle Kent Lokantası’nda düzenlenen dayanışma buluşmasında bir araya geldi. Emeklilerle aynı sofrayı paylaşan Başkan Ünlüce, yıllarca emek vererek kente değer katan emeklilerin her zaman yanlarında olduklarını vurguladı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şubesi ile birlikte gerçekleştirilen dayanışma buluşmasında emeklilerle bir araya geldi. Kent Lokantası’nda gerçekleşen buluşmaya YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç ve çok sayıda emekli katıldı. Yağmurlu havaya rağmen yoğun katılımla gerçekleşen buluşmada emeklilerle sohbet eden Başkan Ünlüce, dayanışma sofrasında bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Emeklilerin yıllarca verdikleri emekle kentin ve ülkenin gelişmesine önemli katkılar sunduğunu belirten Başkan Ünlüce, “Sizlerin bu şehrin her sokağında, her mahallesinde, her bulvarında, her köyünde ve aynı zamanda ülkenin her şehrinde büyük bir emeğiniz, alın teriniz var. Ama bugün geldiğimiz noktada emekli maaşları hem açlık sınırının hem de yoksulluk sınırının altında can çekişiyor. Sizler emekle, alın teriyle bugüne gelmiş emekliler olarak bu sefalete asla razı olmayacaksınız. Güçlü dayanışmayla, güçlü örgütlenmeyle sesinizi en yüksek şekilde çıkararak haklarınızı talep edeceksiniz.” dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak emeklilerin yaşamlarını kolaylaştırmak ve sosyal hayatın içinde daha fazla yer almalarını sağlamak için çalıştıklarını ifade eden Başkan Ünlüce, “Bizler belediye olarak belki merkezi hükümetin yetkilerine sahip değiliz. Emekli maaşlarınızla ilgili herhangi bir şey yapamayız. Ama Emekli Destek Kartımızla, Kent Lokantalarımızla, Emek Kafemizle, Halk Et, Halk Süt ve Halk Ekmek hizmetlerimizle sizlere sosyal anlamda destek olmaya çalışıyoruz. Yaş alma atölyelerimizde, sosyal ve kültürel ortamlarda birlikte oluyoruz. Aktif Yaşam Merkezimizde ve Aktif Yaşam Parkımızda da nesiller arası iletişimi güçlendirecek etkinlikler gerçekleştiriyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki bu şehirdesiniz. Bu gönül sofrasında, bu dayanışma sofrasında sizlerle birlikte olmak çok değerli.” ifadelerini kullandı. DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç ise emeklilerin ekonomik sorunlarına dikkat çekerek, “Bugün burada yalnızca bir yemek sofrasında buluşmadık. Aynı zamanda yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkeye emek vermiş insanların hatırlanmasının ve değer görmesinin mutluluğunu yaşıyoruz. Biz bu ülkeye yük olmadık. Bu ülkenin yükünü yıllarca omuzlarımızda taşıdık. Şimdi yaşlılığımızı yoksullukla, geçim korkusuyla geçirmek istemiyoruz. Biz sadaka değil, anayasal hakkımızı istiyoruz. Lütuf değil, adalet istiyoruz. Yalnızca hayatta kalmak değil, insan onuruna yakışır bir yaşam istiyoruz.” diye konuştu. Emeklilerin sosyal yaşamdan kopmamasının önemine de değinen Kılıç, Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği içinde emeklilerin sorunlarına ortak çözümler üretmeye hazır olduklarını belirtti.

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!” Haber

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!”

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yaşanan tıkanıklığa dikkat çekerek, “Çifte standardı mazeret olarak kabul etmiyoruz. Biz kendi ev ödevimizi yapalım, her yıl aynı eleştirileri duymayalım. Vize serbestisi hakkı için eksik kalan kriterleri tamamlayalım” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Üyesi Jale Nur Süllü, komisyonun Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın bilgilendirmesiyle gerçekleştirilen toplantısında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin mevcut durumunu değerlendirdi. Süllü, AB’nin çifte standart uyguladığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını ancak bunun Türkiye'deki sorunları açıklamak için mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Biz aslında son üç dört yıldır hep aynı şeyleri dinliyoruz. Evet, bir çifte standart olduğunu kabul ediyoruz, ona söyleyecek bir şeyimiz yok. Ama biz siyasi muhalefet partileri olarak Türkiye koşullarında çifte standarda o kadar alışkınız ki bunun uygulanmasına da alışkınız. Bunu mazeret olarak kabul etmiyoruz, açık ve net olarak söyleyeyim" dedi. “TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ KARŞILIKLI ÇIKARA İNDİRGENDİ” Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin üyelik hedefinden uzaklaşarak karşılıklı çıkar temelli bir ilişkiye dönüştüğünü belirten Süllü, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk alanındaki eksikliklerini gidermesi gerektiğini vurguladı. Süllü, "Artık AB ile ilişkilerimiz bir üyelik ilişkisinden çıkmış; al-ver, yani işlemsel bir ilişkiye dönmüş durumda. Bunu ne yazık ki biz de kabul etmişiz. İktidar da kabul ediyor, yürütme de kabul ediyor, AB de kabul ediyor" diye konuştu. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 9 Ekim’de Türkiye’ye geldiğinde demokrasi yönünden kaygıları olduğunu anlattığını aktaran Süllü, “Sonunda da konuşmasını, değişen jeopolitik koşullar nedeniyle Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliğine yöneltti. Her yıl açıklanan Türkiye raporları ortada, bir gelişme olmadı vesaire… Anayasa Mahkemesi 8 Ekim’de Tayfun Kahraman’la ilgili karar verdi, o bile uygulanmıyor. Tamam, başka ülkelerde de bazı şeyler olabiliyor ama biz ev ödevimizi yapalım” dedi. “EV ÖDEVLERİMİZİ YAPALIM… BUNLARI, BUNLARI YAPTIK DİYELİM” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Süllü, Türkiye'nin öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. AB üyeliği için gerekli kriterlerin tamamlanması çağrısında bulunan Süllü, vize serbestisi konusunda kalan altı kriterin yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Süllü, "Biz ev ödevlerimizi yapalım. Diyelim ki 'Bakın, biz bunları, bunları, bunları yaptık.' Artık o raporlarda hep aynı cümleleri duymayalım. Her yıl bıktık o cümleleri duymaktan. Her yıl aynı şeyleri görüyoruz raporlarda" ifadelerini kullandı. “VATANDAŞLARIMIZ AVRUPA’YI UMUT OLARAK GÖRÜYOR” Türkiye'de geleceğini göremeyen vatandaşların Avrupa'yı bir umut olarak gördüğünü belirten Süllü; ekonomik gücü ve entelektüel birikimi yüksek kişilerin de yurt dışında vatandaşlık başvurusu yaptığını, şirket açtığını ve konut aldığını anlattı. Süllü, AB'nin genişleme politikalarına ilişkin yeni çalışmaların Türkiye-AB ilişkileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, uzun süredir fiilen ilerlemeyen katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması için somut bir yol haritası hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Gümrük Birliği'nin sanayiciler açısından önemine dikkati çeken Süllü, Türkiye'nin AB'nin gelecekteki genişleme ve kurumsal reform çalışmalarında aktif biçimde yer alıp almadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

CHP'li Süllü: "Su Temin Ederken Toprağı, Ormanı ve Yaşamı Gözden Çıkaramayız" Haber

CHP'li Süllü: "Su Temin Ederken Toprağı, Ormanı ve Yaşamı Gözden Çıkaramayız"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla 2020 yılında duyurulan ve 2024 yılı sonunda tamamlanacağı sözü verilen Kaynarca Barajı projesindeki eksiklikleri ve yanlışlıkları TBMM gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanlığı'na soru önergesi veren Süllü, projenin önemine dikkat çekerken çevresel ve sosyal etki analizlerindeki risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. ​"Aradan Altı Yıl Geçti, Yatırım Programında Yok" ​Sakarbaşı Kaynakları’ndan Eskişehir’e içme suyu temini amacıyla planlanan Kaynarca Barajı ve malzeme ocakları projesinin ÇED Başvuru Dosyası'ndaki detaylara değinen Süllü, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Aradan altı yıl geçmesine karşın yatırım programında yer almayan projenin bir an önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak, projede ormanlarımızı, tarım arazilerimizi, su kaynaklarımızı ve yurttaşlarımızın yaşam alanlarını gözden çıkaran anlayış da kabul edilemez." ​Baraj Projesi Kapsamındaki Dev Tesisler ve Riskler ​Devlet Su İşleri (DSİ) 3. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan projenin sadece bir baraj yatırımından ibaret olmadığını belirten Süllü; projede bir kaya ocağı, üç kil ocağı, kırma-eleme-yıkama tesisi ve hazır beton santralinin de bulunduğunu ifade etti. Malzeme ocaklarının toplam alanının 129,05 hektar olduğunu, rezervuar alanında ise 653 dekar orman ile 84 dekar özel mülkiyete ait tarım arazisi yer aldığını belirtti. ​Projenin gelecekteki kuraklık senaryolarına karşı nasıl bir performans göstereceğinin netleştirilmesi gerektiğini söyleyen Süllü, "Projenin ekonomik ömrü 50 yıl olarak öngörülüyor. O halde bugün ihtiyacımızı ancak karşılayan Sakarbaşı’nın 2050’de, 2070’te, 2100’de nasıl yeterli olacağı ortaya konulmalıdır" diyerek ekolojik akışın korunmasının elzem olduğunu vurguladı. ​Yahnikapan Mahallesi'ne 360 Metre Mesafede Kil Ocağı ​Proje sahasındaki çevre ve yaşam kalitesi tehditlerine de dikkat çeken Dr. Jale Nur Süllü, Yahnikapan Mahallesi'ne 372 metre mesafede planlanan kil ocaklarına işaret etti. Açık ocak faaliyetlerinin yaratacağı toz, gürültü, yoğun kamyon trafiği ve kaya ocağında yapılacak patlatmaların su kaynakları ile çevre üzerindeki olası etkilerinin somut verilerle hesaplanması gerektiğini belirtti. ​Ayrıca ÇED dosyasındaki üretim rakamlarında çelişkiler bulunduğunu kaydeden Süllü, dosyanın farklı yerlerinde geçen farklı metreküp verilerinin kamyon trafiğinden patlatma sayısına kadar tüm çevresel etki hesaplarını değiştirdiğini belirterek DSİ'den net ve tek bir veri seti talep etti. ​"Eksiklikler Giderilerek Proje Hayata Geçirilmeli" ​Rezervuar alanındaki 653 dekar ormanın yalnızca bir alan büyüklüğü olarak görülemeyeceğini belirten Süllü, ormanların su rejimine ve biyolojik çeşitliliğe olan katkısının bilimsel olarak ortaya konulması gerektiğini ifade etti. ​Süllü açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: ​"Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının güvence altına alınmasını önemsiyoruz; itirazımız, Eskişehir’in suyunun güvence altına alınmasına değil, su güvenliği ile çevre güvenliğini karşı karşıya getiren planlama anlayışınadır. Sakarbaşı’nın su rejimi, ekolojik sistem, tarım arazileri, orman alanları ve yurttaşlarımızın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Proje eksiklik ve yanlışlıkları giderilerek bir an önce hayata geçirilmelidir."

CHP'li Süllü: ''Ekonomik Kriz, Öğrencinin De Esnafın Da Belini Büküyor'' Haber

CHP'li Süllü: ''Ekonomik Kriz, Öğrencinin De Esnafın Da Belini Büküyor''

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, üniversitelerin açılması öncesinde Eskişehir’de faaliyet gösteren apart ve özel yurt işletmelerini ziyaret ederek öğrencilerin barınma sorunlarını ve sektörün yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıdı. BARINMA 17 BİN LİRAYA DAYANDI Sahip olduğu 3 üniversitesi ve yaklaşık 70.000 örgün eğitim öğrenci sayısı ile gençlerin barınmasının Eskişehir’de önemli bir gündem maddesi olduğunu söyleyen Süllü, apart ve yurt ziyaretleri sonrası, bu yıl hem öğrenci hem de işletmecilerin zorda olduğunu dile getirdi. “Eskişehir’de özel yurtlarda geçen yıla göre %16–20 oranında zam yapılmış” diyen Süllü, elektrik, su, doğalgaz, internet ve haftada bir kez temizlik dâhil apart ücretlerinin, 10 bin ila 17 bin TL arasında değiştiğini açıkladı. Süllü, ailelerin zamlı ücretleri ödemekte zorlandığını, işletmecilerin ise minimumda tuttuklarını söylediği artışlarla yıl içinde giderlere gelecek zamları nasıl karşılayacaklarını öngörememekten kaygılı olduğunu söyledi. Apart işletmecilerinin, günümüz ekonomik koşullarında öğrencilerin şehir dışında okumayı tercih etmemesiyle geçen yıllara göre doluluk oranının yarı yarıya düştüğünü aktardığını belirten Süllü, “İktidarın yarattığı ağır ekonomik tablo, öğrencinin barınmasını da, Eskişehir esnafının ayakta kalmasını da tehdit ediyor. Aileler zorda, öğrenciler geçinemiyor; işletmeci maliyeti karşılayamıyor” dedi. “BURS 4 BİN LİRA, BARINMA 17 BİN LİRA!” KYK burs ve kredilerinin mevcut yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan Süllü, “Bir öğrenciye 4 bin lira burs veren iktidar, aynı öğrencinin sadece barınması için, 10–17 bin lira ödemek zorunda kaldığı bir düzen yarattı. Bunun adı eğitimde fırsat eşitliği değildir. Gençleri, ya ailelerinin sırtına yük ya da borca mahkûm etmektir.” ifadelerini kullandı. Süllü ayrıca, yaşam maliyetleri ve eğitim giderlerini karşılamak için öğrencilerin çalışmak zorunda kalmasının, gençleri öğrenim ve sosyal yaşamdan koparttığını dile getirdi. “EĞİTİM ŞEHRİ KİMLİĞİ KORUNMALI” Bir eğitim şehri olan Eskişehir’de hem sosyal hem de ekonomik açıdan üniversite öğrencilerinin varlığının önemine değinen Süllü, ekonomik koşullar nedeniyle öğrencilerin şehirden kopuşlarının, tüm hizmet sektörlerini de etkileyeceğine dikkat çekti. “Öğrencinin barınma hakkı piyasanın insafına bırakılamaz. Devletin görevi seyretmek değil, çözüm üretmektir” diyen Süllü, öğrencilerin güvenli, nitelikli ve erişilebilir barınma koşullarına kavuşması için Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesindeki yurtların arttırılması, burs ve kredi tutarlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak artırılması ve özel yurt-apart işletmelerinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması gerektiğini vurguladı.

CHP'li Süllü: "Okul Zili Çalmadan Bütçelerde Alarm Zilleri Çalıyor!" Haber

CHP'li Süllü: "Okul Zili Çalmadan Bütçelerde Alarm Zilleri Çalıyor!"

CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü: “Henüz okul zili çalmadan velilerin bütçesinde alarm zilleri çalıyor. Veliler ‘Ne alacağım?’ değil, ‘Neyi alamayacağım?’ diye düşünüyor.” Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması öncesi, kırtasiye ve okul formaları satan mağazaları ziyaret ederek esnaf ve velilerle görüşen Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, kırtasiye ürünlerinin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 25 zamlandığını belirterek, “Okul zili henüz çalmadan ailelerin bütçelerinde alarm zilleri çalmaya başlamış. Tek çocuğu olanlar bile kara kara düşünürken, birden fazla öğrenci olan evlerin bütçeleri daha okullar açılmadan hazırlık masraflarıyla sarsılmış durumda” dedi. İçi boş bir okul çantası fiyatının markasına göre, 350TL ile 3000 TL arası olduğuna dikkat çeken Süllü, okulların gönderdiği temel kırtasiye ürünleri ile okul çantasının dolmasının maliyetinin yaklaşık 2 bin 500 liraya ulaşmasının aile bütçesini henüz okullar açılmadan sarstığını söyledi. Okul formaları satan esnaflarla görüşmelerinde Süllü, forma ve okul kıyafetlerinin toplam fiyatının, alınacak yedek kıyafetlerle ve yaş gruplarına göre yaklaşık 3 bin liradan 8 bin liraya kadar çıkabildiğini paylaştı. Jale Nur Süllü, “Bu yılki okul forması fiyat artışlarını yüzde 20 zam gibi minimumda tutmaya çalıştıklarını belirten esnaflar, velilerin yine de alış verişte zorlandığını söylüyor. Veliler ise daha önce okul formalarında aldıkları yedek kıyafetleri bu yıl alamadıklarını anlatıyor” diyerek esnaf ve velilerin kaygılarını dile getirdi. Süllü ayrıca, kırtasiye, okul kıyafeti, ayakkabı gibi okul hazırlıkları masraflarına, okulların açılmasıyla eklenecek beslenme ve ulaşım giderleri, kışın gelmesiyle artacak harcamalar göz önüne alındığında ailelerin daha da endişelendiğini aktardı. “Aileler artık ne alabileceklerini değil, nereden kısacaklarını düşünüyor. Eski çantaların tamir edilmesi, ikinci forma alınmaması, geçen yıldan kalan malzemelerin yeniden kullanılması gibi zorunlu tasarrufa yönelen aileler oldukça zorlanıyor ” diyen Süllü, ekonomik krizin çocukların eğitim hakkına doğrudan yansıdığını vurguladı. “EĞİTİM HARCAMALARI VELİLERİN SIRTINDA AĞIR YÜK” Devlet okullarında ücretsiz eğitimin, aileler açısından eğitim harcamalarının ücretsiz olduğu anlamına gelmediğini belirten Süllü, kırtasiye, kıyafet, beslenme, ulaşım giderlerinin velilerin omuzlarında ağır bir yük olduğunu söyledi. Süllü, eğitim-öğretim yaşamında çocukları olan ailelerin sırtındaki bu ağır yükün hafifletilmesi için, acilen önlemler alınması gerektiğini belirtti. Eğitim araç gereçlerindeki KDV’nin düşürülmesi ve çocukların yeterli, sağlıklı beslenmesinin de eğitim hakkının bir parçası olduğu göz önünde bulundurularak Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardır dile getirdikleri üzere, tüm ülkede okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının derhal hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!" Haber

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!"

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP cephesinden yöneltilen eleştirilere ve Jale Nur Süllü'nün açıklamalarına yanıt verdi. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ayrışma sürecinden bugüne kadar CHP Eskişehir Milletvekili Sayın Jale Nur Süllü’nün şahsımız, yol arkadaşlarımız ve Yeni Parti hakkında yaptığı pek çok değerlendirmeye cevap vermedim. Çünkü siyasette yollar ayrılabilir, tercihler değişebilir. Dün aynı çatı altında mücadele eden insanlar bugün farklı siyasi tercihlerde bulunabilir. Bunu kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmeyi doğru bulmadım. Ancak son günlerde kullanılan “maceraya atıldılar”, “örgütlerimizi çaldılar”, “tam bir siyasi hırsızlıkla gittiler”, “arınarak devam ediyoruz” ifadeleri artık siyasi eleştirinin ötesindedir. DÜN KARŞI ÇIKTIĞIMIZ DİLİ BUGÜN KULLANAMAYIZ Yıllardır iktidarın ve onunla aynı zeminde buluşan butlancı anlayışın; demokratik muhalefeti itibarsızlaştırmak, seçilmişleri kriminalize etmek ve siyasi tercihleri şaibeli göstermek için kullandığı dile hep birlikte karşı çıktık. Dün karşı çıktığımız dili bugün eski yol arkadaşlarımıza karşı kullanmak ciddi bir siyasi savrulmadır. Kimse kimsenin örgütünü “çalmadı”. İnsanlar eşya değildir; siyasi partilerin mülkü hiç değildir. Belediye başkanları, ilçe başkanları, yöneticiler, meclis üyeleri ve yurttaşlar yaşananları görmüş, değerlendirmiş ve özgür iradeleriyle siyasi tercihte bulunmuştur. Bu tercihleri eleştirebilirsiniz; ancak insanların iradesini yok sayamazsınız. HUKUK DA DEMOKRASİ DE SİYASİ POZİSYONA GÖRE DEĞİŞMEZ Genel Başkanımız Özgür Özel hakkında hazırlanan fezlekelerdeki suçlamaları öne çıkaran bir dil kullanılması da düşündürücüdür. Fezleke hüküm değildir. İddia suçun kanıtı değildir. Masumiyet karinesi siyasi konjonktüre göre değiştirilebilecek bir ilke hiç değildir. Aynı tutarlılık Cumhurbaşkanı adayımız ve İBB başkanımız Ekrem İmamoğlu konusunda da gösterilmelidir. Daha düne kadar uğradığı hukuksuzluklara karşı çıktığınız, Silivri’de ziyaret ettiğiniz ve “Cumhurbaşkanı adayımız” dediğiniz Ekrem İmamoğlu hakkında bugün iktidarın uzun süredir üretmeye çalıştığı şüphe ve itham diline yaklaşmadan önce, geçmişte söylediklerinize ve paylaşımlarınıza bakmak gerekir. Siyasi tutarlılık, dün savunduğunuz ilkeleri şartlar değiştiğinde de savunabilmektir. YENİ PARTİ BİR “MACERA” DEĞİLDİR Butlan sürecinde biz nerede durduğumuzu gösterdik. Siyasi partilerin iradesinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesine, demokratik siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesine karşı çıktık. Yol ayrımına geldiğimizde de tercihimizden tereddüt etmedik. Yeni Parti’yi birkaç kişinin tercihi ya da bir “macera” olarak göstermek ise ortaya çıkan toplumsal gerçeği görmezden gelmektir. Bu partiyi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet sağladı. Kuruluşunun hemen ardından yüz binlerce yurttaşımız üyelik için başvurdu; iki hafta gibi kısa bir sürede Türkiye’nin neredeyse bütün il ve ilçelerinde kurucu örgütlenmeler oluşturuldu. Bugünün ana muhalefet partisi, yarının iktidar iddiasını taşıyan Yeni Parti’nin gücü; “çalınmış” örgütlerden değil, kendi iradesiyle yan yana gelen milyonlarca yurttaşımızdan doğmaktadır. O nedenle bugün sorulması gereken asıl soru şudur: BUNCA İNSAN NEDEN AYNI SİYASİ TERCİHTE BULUŞTU? Bu sorunun cevabı ithamda, hakarette ya da geçmişi yeniden yazmakta değil; yaşanan siyasi süreçtedir. Biz dün hukuksuzluğa karşı nerede durduysak bugün de oradayız. Dün millet iradesini nasıl savunduysak bugün de aynı kararlılıkla savunuyoruz. Çünkü siyasette asıl mesele hangi çatının altında olduğunuz değil; yol ayrımına geldiğinizde hangi değerlerin yanında durduğunuzdur. Kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğine, kimin şartlar değişse de sözünün ve değerlerinin arkasında durduğuna millet karar verir. Tarih de kaydını buna göre düşer."

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "96 Yıllık Çınar Kaderine Terk Edilemez" Haber

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce: "96 Yıllık Çınar Kaderine Terk Edilemez"

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, ligden çekilme noktasına gelen 96 yıllık Eskişehir Demirspor için iktidar kanadına ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Eskişehir'in spor tarihi, demiryolu kültürü ve kent hafızası açısından büyük öneme sahip olan Eskişehir Demirspor'un yaşadığı ekonomik krizle ilgili basın açıklaması yaptı. Ölce yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün sizlerle Eskişehir'in spor tarihini, demiryolu kültürünü ve kent hafızasını yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum. Bahsettiğimiz kulüp Eskişehir Demirspor. Eskişehir'in en eski futbol takımı, Cumhuriyet döneminde kurulan ilk demiryolu takımı ve yıllar boyunca bu şehirde binlerce gence sporu sevdiren köklü bir spor kulübü. 1930 yılında kurulan, 1940 yılında dönemin Türkiye Futbol Şampiyonası'nda Fenerbahçe'yi geride bırakarak Türkiye şampiyonluğuna ulaşan bir kulüpten söz ediyoruz. Eskişehir Demirspor, Anadolu'dan Türkiye şampiyonluğuna ulaşan ilk futbol kulübü olarak Türk futbol tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Yani bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir futbol takımının lige katılıp katılamaması meselesi değildir. 96 yıllık bir tarihten, Eskişehir'in hafızasından ve demiryolcu geleneğinden söz ediyoruz. Eskişehir Demirspor geçtiğimiz sezon büyük bir başarı göstererek şampiyon oldu ve eski adıyla Bölgesel Amatör Lig, yeni adıyla Profesyonelliğe Geçiş Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandı. Bu şampiyonluğun ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve MHP'nin o tarihteki Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir'in de katılımıyla bir "Şampiyonluk Yemeği" düzenlendi. AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak o yemekte, "Takımımızı yürekten kutluyor, bu gurur tablosunda emeği olan herkesi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar basında yer aldı, arşivlerde duruyor. O gün hepimiz aynı başarıyı konuşuyorduk. Eskişehirli futbolseverlerin beklentisi de çok açıktı. Eskişehir Demirspor'un yeni sezonda güçlü bir kadro kurması, başarılı olması ve mümkünse yeniden şampiyonluk mücadelesi vermesi bekleniyordu. Çünkü Eskişehir Demirspor'un bu şehirdeki yeri farklıdır. Ben Eskişehirli olup da Eskişehir Demirspor'a gönlünde yer ayırmayan bir futbolsevere bugüne kadar rastlamadım. Ancak bugün şampiyonluğu değil, 96 yıllık kulübün lige katılıp katılamayacağını konuşuyoruz. Cuma günü, Eskişehir Demirspor yönetiminin 1 milyon TL tutarındaki lige katılım bedelini Türkiye Futbol Federasyonu'na yatırması için son gündü. Maalesef beklenen olmadı. Bir sezon önce şampiyonluğu kutlanan, önümüzdeki sezon için yeniden başarı beklediğimiz 96 yıllık Eskişehir Demirspor'un, 1 milyon TL'lik katılım bedelinin ödenememesi nedeniyle ligde yer alamaması gündeme geldi. Eskişehir Demirspor bu sezon maçlara çıkamayacak. Kulüpsüz kalan onlarca futbolcu ekmeğinden olacak. Burada kamuoyu adına sorulması gereken çok ciddi sorular bulunmakta. Edindiğimiz bilgilere göre TÜRASAŞ, bundan sonra Eskişehir Demirspor'a maddi yardımda bulunmayacak. Neden? TÜRASAŞ neden böyle bir karar aldı? Bu karar kim tarafından ve hangi gerekçeyle verildi? Eskişehir Demirspor gibi tarihî bir kulübün geleceğini doğrudan etkileyen böylesine önemli bir karar alınırken Eskişehir'deki ilgili kurumlarla, milletvekilleriyle veya siyasi parti temsilcileriyle herhangi bir görüşme yapıldı mı? Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Ayrıca TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürü Mustafa Karakoyun'nun bu süreçte izne ayrılarak şehir dışında bulunması da dikkatimizi çekmiştir. Bunun söz konusu süreçle herhangi bir ilgisinin bulunup bulunmadığını bilmiyoruz. Ancak kamuoyunun açıklama beklediği bir dönemde kurumun bu konuda açık ve net biçimde konuşması gerektiğini düşünüyoruz. Şampiyonluk yemeğinde Eskişehir Demirspor'un başarısını kutlayan AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak'a da buradan sormak istiyorum. Sayın Gürhan Albayrak, TÜRASAŞ yönetimiyle Eskişehir Demirspor'un geleceği konusunda herhangi bir görüşme yaptınız mı? Yaptıysanız size ne cevap verildi? Yapmadıysanız, şampiyonluk yemeğinde başarılarını kutladığınız bu kulübün bugün karşı karşıya bulunduğu tablo karşısında neden hâlâ bir çözüm üretilemedi? Çünkü mesele yalnızca bugünden ibaret değildir. 2024 yılında Eskişehir Tren Garı'nın Tepebaşı çıkışında bulunan geniş otopark konusunda yaşanan gelişmeleri de unutmadık. Söz konusu otopark gelirinin Eskişehir Demirspor yerine Ankara Demirspor'a aktarılması Eskişehir kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmuştu. Bu süreçte "Ankara Demirspor Tepebaşı Şubesi" adı da kamuoyunun gündemine gelmişti. Bu kararın gerekçesinin açık biçimde ortaya konulması gerekiyor. Üstelik Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı'nın aynı zamanda Ankara Demirspor Başkanı olması nedeniyle ortaya çıkan tablo ayrıca açıklanmaya muhtaçtır. Biz bugün geriye dönüp baktığımızda, Eskişehir Demirspor'un önemli bir gelir imkânından mahrum bırakılmasını kulübün geleceği açısından önemli bir kırılma noktası olarak görüyoruz. CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de o dönemde konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. TCDD Eskişehir Tren Garı otoparkının ücretli hale getirilmesi ve gelirinin Eskişehir Demirspor yerine Ankara Demirspor'a aktarılmasının gerekçesini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'na sordu. Peki sonuç ne oldu? Bakanlıktan nasıl bir cevap geldi? Bir cevap geldiyse kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapıldı mı? Bugün bunları yeniden sormak zorundayız. Daha önemlisi, Eskişehir'in diğer milletvekillerinden bu konuda güçlü bir çıkış veya sonuç getiren bir girişim göremedik. Eskişehir'in 6 milletvekili var. Bir milletvekili konuyu gündeme taşıdı. Peki diğer beş milletvekili nerede? Özellikle Nebi Hatipoğlu'na soruyorum. Eskişehir Demirspor için ne yaptınız. Eskişehir Demirspor'un elinden önemli bir gelir kaynağı giderken neredeydiniz? Kulübün kurumsal desteği azalırken neredeydiniz? 96 yıllık kulüp 1 milyon TL'lik lige katılım bedelini ödeyemez hale gelirken neredeydiniz? Bugün mesele siyasi parti meselesi değildir. Mesele Eskişehir'in meselesidir. Eskişehir Demirspor kaderine terk edilemez. Eskişehir Demirspor sıradan bir futbol kulübü değildir. 1930'dan bugüne ayakta kalan, Cumhuriyet döneminin demiryolu kültürünü sporla buluşturan, Türkiye şampiyonluğu yaşamış, binlerce gence kapısını açmış bir kulüptür. Şampiyonluk yemeklerinde fotoğraf vermek kolaydır. Asıl sorumluluk, kulüp sıkıntıya düştüğünde ortaya çıkar. O nedenle iktidar milletvekillerine, AK Parti Eskişehir İl Başkanlığına ve ilgili bütün kurumlara açık çağrıda bulunuyoruz. TÜRASAŞ yönetimiyle gerekli görüşmeleri acilen yapın. Eskişehir Demirspor'a desteğin neden kesildiğini Eskişehir kamuoyuna açıklayın. Eskişehir Tren Garı otoparkının gelirinin neden Eskişehir Demirspor yerine Ankara Demirspor'a yönlendirildiğini bütün ayrıntılarıyla ortaya koyun. Ve en önemlisi, Eskişehir Demirspor'un geleceğini güvence altına alacak çözümü bulun. Bir tarafta 96 yıllık tarih, diğer tarafta 1 milyon TL'lik katılım bedeli var. Eskişehir'in böylesine köklü bir kulübünün 1 milyon TL nedeniyle lig dışında kalmasının izahı olamaz. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak bu meselenin farkındayız. Bugün bu soruları soruyoruz. Bundan sonra da sormaya devam edeceğiz. Eskişehir Demirspor'un hangi aşamada hangi desteklerden mahrum kaldığının, TÜRASAŞ'ın aldığı kararların gerekçelerinin ve Eskişehir'e ait bir gelir kaynağının neden Ankara Demirspor'a yönlendirildiğinin takipçisi olacağız. Eskişehir Demirspor yalnız bırakılmamalıdır. 96 yıllık bu kulübün geleceği birkaç kurumun sessizliğine teslim edilemez. Eskişehir Demirspor'un tarihine yakışan yerde mücadele edebilmesi için sorumluluk makamında bulunan herkesi göreve davet ediyoruz. Konunun takipçisi olacağız ve Eskişehir kamuoyu adına bu soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz."

CHP'li Süllü TEI Yangınını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Süllü TEI Yangınını Meclis Gündemine Taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir’de TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) yerleşkesinin imalat bölümünde meydana gelen yangını Meclis gündemine taşıdı. Süllü, “Yangının kaza, ihmal, teknik arıza veya sabotajdan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir ön değerlendirme yapılmış mıdır?” dedi. Eskişehir’de TEI yerleşkesinin imalat bölümünde meydana gelen yangını TBMM gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Teknik ve idari incelemelerde gelinen son aşamayı soran CHP’li Süllü, “Yangın sonucunda oluşan maddi hasarın boyutu belirlenmiş midir? Üretim altyapısı, makine parkı ve stratejik ekipmanlarda meydana gelen zarar hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?” dedi. YANGININ TÜM YÖNLERIYLE AYDINLATILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR CHP’li Süllü, önergesinde şu ifadeleri kullandı: “Seçim bölgem Eskişehir’de bulunan ve Türkiye’nin havacılık motorları ile millî savunma sanayiinin en kritik üretim merkezlerinden biri olan TEI yerleşkesinin imalat bölümünde 21 Temmuz 2026 tarihinde yangın meydana gelmiştir. Yangın, uzun süren müdahalenin ardından kontrol altına alınabilmiştir. Yapılan ilk resmî açıklamalarda yangının çıkış nedeniyle ilgili herhangi bir bilgi kamuoyu ile paylaşılmamış ve teknik incelemelerin sürdüğü belirtilmiştir. Olayın kaza, ihmal veya sabotaj kaynaklı olup olmadığı, üretim kapasitesi ve millî savunma projeleri üzerindeki etkileri ile stratejik tesislerde uygulanan güvenlik tedbirlerinin yeterliliğine ilişkin kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi amacıyla kapsamlı açıklama yapılması gerekmektedir. Türkiye’nin savunma sanayiinde kritik görev üstlenen ve şehrimizin göz bebeklerinden biri olan tesiste meydana gelen yangının tüm yönleriyle aydınlatılması, benzer risklerin önlenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” “MADDİ HASARIN BOYUTU NEDİR? KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPILACAK MI?” Süllü tarafından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yöneltilen sorular şöyle: TEI’de meydana gelen yangının çıkış nedenine ilişkin yürütülen teknik ve idari incelemelerde gelinen son aşama nedir? Yangının kaza, ihmal, teknik arıza veya sabotajdan kaynaklandığına ilişkin herhangi bir ön değerlendirme yapılmış mıdır? Yangın nedeniyle TEI’nin yürüttüğü millî savunma sanayii projelerinde, üretim takviminde veya teslim süreçlerinde herhangi bir aksama meydana gelecek midir? Gelecekse bu aksamanın giderilmesine yönelik nasıl bir planlama yapılmıştır? Yangın sonucunda oluşan maddi hasarın boyutu belirlenmiş midir? Üretim altyapısı, makine parkı ve stratejik ekipmanlarda meydana gelen zarar hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır? Yangının meydana geldiği bölümde en son ne zaman yangın güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği ile acil durum denetimi gerçekleştirilmiştir? Bu denetimlerde herhangi bir risk veya eksiklik tespit edilmiş midir? Olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla bağımsız teknik inceleme veya idari soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır? TEI başta olmak üzere, Türkiye’nin kritik savunma sanayii tesislerinde yangın güvenliği, acil durum yönetimi ve kritik altyapı güvenliğine ilişkin yeni tedbirler alınması planlanmakta mıdır? Ayrıca, benzer stratejik tesislerde risk analizlerinin yenilenmesi ve olağanüstü durum hazırlıklarının güçlendirilmesine yönelik yeni bir çalışma yürütülmekte midir?

CHP'li Süllü: "Bilirkişi Raporunu Verdi Proje İptal Edilmeli" Haber

CHP'li Süllü: "Bilirkişi Raporunu Verdi Proje İptal Edilmeli"

Eskişehir'de Tepebaşı Atalan Mahallesi ve Mihalgazi Alpagut Mahallesi’nde yapılması planlanan Alpagut–Atalan Altın ve Gümüş Madeni Projesi'ne ilişkin "ÇED Olumlu" kararına karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, projeye verilen onayın bilimsel ve hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koydu. Raporda, ulaşım başlığı dışında ÇED raporunun bilimsel esaslardan uzak hazırlandığı belirtilerek 18 Ekim 2025 tarihli "ÇED Olumlu" kararının iptal edilmesi gerektiği açıkça yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, “Eskişehir’imizde yapılması planlanan Alpagut–Atalan Altın Gümüş Madeni projesine karşı "ÇED Olumlu" kararının iptali için açılan davada 20 Nisan 2026 tarihinde bilirkişi keşfi yapılmıştı. Benim de hazır bulunduğum keşifte, Büyükşehir, Tepebaşı, Odunpazarı Belediyelerimizin ekipleri, Tema Vakfı temsilcileri, Adana Milletvekilimiz Müzeyyen Şevkin, Ahmet Ataç Başkanım ve bilirkişi ile birlikte 12.000 adım atarak sahayı adım adım dolaştık. Sonuçta bilirkişinin altın madeni talanına yönelik raporu dava dosyasına sunulmuş.” Süllü, bilirkişi raporunun maden uğruna feda edilemeyecek eşsiz bölgenin gerçeklerine yönelik dile getirdikleri uyarıları tek tek doğruladığını belirterek iktidara ve projeyi hazırlayan şirkete sert sözlerle yüklendi. " Bakanlıkta gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme toplantısında da dile getirdiğimiz üzere, kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanmış bilimsellikten uzak ÇED dosyasına ilişkin uyarılarımızın birer iddia olmadığı bilirkişi raporuyla belgelenmiştir. Bilim insanlarının resmi raporla dava dosyasına giren tespitleri, bölgede açılması düşünülen atın madeninin bir talan ve doğa suçu olduğunu kanıtlamaktadır. Bu rapordaki tespitler varken projeyi savunmaya devam edenler bu talan projesinin suç ortağı olacaktır" ifadelerini kullandı. ESKİŞEHİR'E ÇANAKKALE VERİLERİYLE MADEN İZNİ! Bilirkişi raporunun en çarpıcı saptamalarından birinin hava kirliliği hesaplamalarında Eskişehir yerine Çanakkale'nin meteorolojik verilerinin kullanılması olduğuna dikkat çeken Süllü, bunun kabul edilemez bir skandal olduğunu söyledi. "Bir kentin kaderini belirleyecek raporda başka bir ilin iklim verileri kullanılıyor. Böylesi baştan savma verilerle alınan ÇED olumlu kararı hukuk önünde de vicdan önünde de yok hükmündedir." 57 BİN AĞAÇ, SAKARYA HAVZASI VE YAŞAM TEHDİT ALTINDA Süllü, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerle projenin canlı yaşamına da büyük tehdit oluşturduğunu belirtti: “Raporda; Kılcal fayların ÇED raporunda yer almamasıyla olası depremlerde sızdırmazlık sistemlerinin göreceği zarar riski gizleniyor. Siyanür ve ağır metal sızıntısı riskinin yüksek olduğu, olası kirlenmenin Sakarya Havzası'na kadar yayılabileceği, 57 bin 534 ağacın kesileceği, 60 milyon ton pasanın depolanacağı alanda sızdırmazlık tabakası olmadığı, tarım arazilerinin yanlış sınıflandırılmasıyla tarımsal bütünlüğün zarar göreceği, yangın senaryolarının bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığı ve Oluklaryanı arkeolojik sit alanının tehdit altında bulunduğunun” tespit edildiğini vurgulayan Süllü, "Bu tablo, açık bir yıkımın tarifidir." dedi. "ESKİŞEHİR MADEN SAHASI DEĞİL, YAŞAM HAVZASIDIR" AKP iktidarının yıllardır şirketleri koruyan vahşi madenciliğe geçit veren politikalarının bugün ülkenin en verimli tarım alanlarını hedef aldığını söyleyen Süllü, şu değerlendirmede bulundu: "Bugün Eskişehir'de yok olacak olan sadece bir arazi değildir; Sakarya Havzasıdır, tarımdır, gıda güvenliğimizdir, içme suyu kaynaklarımızdır, geleceğimizdir. Bir avuç şirket daha fazla kazansın diye geleceğimizin feda edilmesine izin veremeyiz." "YARGI BİLİMİN SESİNİ DUYMALIDIR" Süllü, bilirkişi raporunun ardından mahkemede hakimlerin artık hukukun ve bilimin gereğini yerine getirmesi gerektiğini belirterek çağrısını şöyle tamamladı: "Bilirkişi raporunun sonucunda yer aldığı üzere, ÇED olumlu kararı iptal edilmelidir. Eskişehir'in toprağını, suyunu, ormanını, tarihini, geleceğini şirketlerin insafına bırakmayacağız. Alpagut'u da Atalan'ı da Sakarya Havzası'nı da sonuna kadar savunacağız. Yerin üstü, yerin altından çok daha değerlidir. Mücadelemiz, sadece ÇED olumlu kararı iptal edilene kadar değil, maden projesi tamamen iptal edilinceye kadar sürecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.