SON DAKİKA
Hava Durumu

#İyi̇ Parti Eskişehir İl Başkanlığı

Porsuk Haber Ajansı - İyi̇ Parti Eskişehir İl Başkanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İyi̇ Parti Eskişehir İl Başkanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yoksulluk Had Safhaya Geldi, Söylemekten Dilimizde Tüy Bitti Haber

Yoksulluk Had Safhaya Geldi, Söylemekten Dilimizde Tüy Bitti

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, İlçe Başkanları ve İl Yöneticileri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensupları ile bir araya geldi. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarken ülke ve şehir gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Bugün Eskişehir teşkilatlarımız olarak Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Başkanlığımızın önderliğinde siz değerli basın mensuplarıyla, sizlerin emek verdiği, sizlerin günü olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde bir arada olmaktan çok müteşekkiriz. Öncelikle hepinizin günü kutlu olsun. Tabii ki bizim için basın bir gün hatırlanacak noktada değil. Özellikle ülkemizde yaşadığımız yıllardan beri gelen sıkıntılar noktasında basının da zorluklarını, yerel basının da zorluklarını, yaşadığı sıkıntıları, çektiği problemleri yakından takip edip görüyoruz. Hem ilçe başkanlarımız nezdinde hem de il teşkilatımız olarak da bunu yüksek sesle kamuoyunda dile getiriyoruz. Maalesef sadece basınla olan bir şey değil bu. Bugün baktığımızda 2025 yılından yaşanan süreç içerisinde ve daha öncesinde 23 yıllık bu ceberut iktidarın bizlere yaşatmış olduğu noktalarda biz İYİ Parti olarak hep şunu söylüyoruz: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelirken 3 tane "Y" problemiyle uğraşacağız diyerek geldiler. Neydi bu 3Y problemi? Yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluk üzerine gideceğiz dediler. Ama maalesef bu 25 yıllık süreç içerisinde yasaklar hem basın hem halk nezdinde artarak devam etti. Yoksulluk hat safhaya geldi ki maalesef artık söylemekte de dilimizde tüy bitti, dilimizde söz nefes tükendi. Emekli artık yaşayabilecek standartların altına çok çok çok düştü. Emekli artık yoksullukla da mücadele etmiyor, emekli sadece nefes almak için mücadele eder duruma geldi. Bunun yanında işçilerimize baktığımızda işçilerimiz hak ettiği, döktüğü alın terinin emeğini alamaz pozisyona geldi. Üreticilerimize baktığımızda üreticiler istihdam yaratarak ürettiğinin karşılığını, hakkını alamaz bir pozisyona geldi. Esnafımıza baktığımızda her gün kepenk kapatır duruma geldi. Memurumuz zaten müreffeh bir hayatı bırakır hâle geldi. Yani bugün baktığımızda 25 yıllık bu ceberut iktidarın getirdiği noktada o 3Y’den biri olan yoksulluk da hat safhalara kadar yükseldi. Diğer bir tarafa baktığımızda yolsuzluk noktasında da zaten ar damarı çatlamış ceberut bir iktidarla sadece kendi rant düzenini sağlayan, kendine sistem yaratan bir yapı hâline geldiler. Onlardansanız kazanıyorsunuz, değilseniz yoksunuz. Ve bunun yanında artık 4. Y’yi de eklediler. Nedir bu? Yozlaşma. Bu yozlaşmanın ana temel sebeplerinden bir tanesi de Büyük Orta Doğu Projesi’nin getirmiş olduğu Türkiye’yi bölüp, parçalayıp birbirine karıştırıp yok etme projesidir. Ve bu arkadaşlar da şu an mevcut iktidarın gücüyle bu sistem üzerinden bir yol yürümeye çalışıyorlar. Ama İYİ Parti olarak biz "Başka vatanımız yok." diyoruz ve Türk milletiyle beraber her yerde kucaklaşıyoruz. Programımıza başlamadan önce de bir arkadaşımızla sohbet ederken Eskişehir özelinde; Eskişehir’de biliyorsunuz geçen yıl bir platform kuruldu ve platformun başına iktidar partisinin il başkanı başkanlık ediyordu. Daha sonra tabii kamuoyunda gelen tepkiler üzerine Sayın Valimizi konumun başına getirdiler ve Büyükşehir Belediye Başkanımız dahil edilmemişti. Ve biz İYİ Parti olarak da geçen yıl bu konumda mecliste siyasi parti grubu olan bir parti olarak yok sayıldık, hiçbirimiz davet edilmedik. Ama biz bundan yüksünmeyiz. Konu Eskişehir olduğunda ilçe başkanlarımızla beraber hem sahadayız hem kamuoyunun önündeyiz. Gerçekleri de milletimizle paylaşmaya da hiç çekinmeden devam edeceğiz. Belediyeler noktasında da Eskişehir’de bugün ana muhalefet olarak kendi konfor alanında devam eden belediyelerin de varsa doğruları, yoksa yanlışlarını söylemeye devam edeceğiz. Bir tane bugün yine sıcak bir örnek verirsek de belediyenin imkân ve gücüyle bizim Çifteler İlçe Başkanımızın işletmesinin tabelasını söküp de bir belediyenin zabıta müdürü kalkıp da "Tabelan benim makamımda, gücün yetiyorsa gel al." diyorsa burada İYİ Parti’ye karşı hem kendini ana muhalefet sayan yapıdan hem de kendini iktidar olarak gören yapıdan ciddi bir baskı vardır. Ve biz bunu kurulduğumuz gün itibarıyla yaşıyoruz. 25 Ekim 2017 tarihinde İYİ Parti Türk milletiyle kucaklaştığı gün itibarıyla uğramadığı iftira, kalmadığı karalama, yapılmadığı zorluk, mobbing durumu kalmamıştır. Neden bunun tek bir sebebi var? Çift taraflı bir tahterevalli siyaseti vardı; bir tarafta mevcut iktidarın gücü, diğer tarafta belediyelerle ana muhalefetin gücü. Kimse kimseye dokunmasın. Ve biz bu düzeni bozduk, biz bu düzene çomak soktuk. Biz milletin sesi olarak konuşmaya kurulduğumuz gün itibarıyla devam ettik. Yapılan bütün yanlışları, olabilecek eksiklikleri yerinde dile getirdik, kamuoyuyla paylaştık. Fakat öyle bir pozisyon, öyle bir konuma getirdiler ki her yerde algı siyasetiyle ki mevcut iktidarın 25 yıldan beri en iyi yaptığı nokta ülkeyi algıyla yönetmek; olmayan bir şeyi çok güzelmiş gibi göstermek, yapılmayanları sanki yapılmış gibi göstermek. Ki yakın tarihte genel kamuoyundan baktığımızda da Hatay’a Cumhurbaşkanı ziyaretinden önce Hatay’a bir makyaj yaptılar deprem bölgesi olarak kendisi gidecek diye Cumhurbaşkanımız. Depremden sonra Hatay yine gerçek yüzüyle buluşmaya devam etti. Bugün Eskişehir’de de bürokrasi anlamında bir devlet büyüğü geleceği zaman belli yerlere bir makyaj yapılıyor, akabinde baktığımızda devlet büyüğü şehirden ayrıldıktan sonra da Eskişehir yine karanlık kaderine bırakılmış oluyor. Bu noktalarda biz İYİ Parti olarak ve ilçe teşkilatlarımız olarak kongrelerimizden de güçlenerek çıktık. Parti içerisinde bir ayrılığımız, birbirimize karşı herhangi bir diğer siyasi partilerde olduğu gibi kavgamız yok, gürültümüz yok. Eskişehir’den bir tane de Genel İdare Kurulu üyesi arkadaşımız var Melih Bey, o da Ankara’da görevlerini yapıyor. Burada merkez ilçe başkanlarımız ve taşra ilçe başkanlarımızla da istişare içerisinde ilçelerimizin sorunları noktasında gerekli çalışmaları yapıyorlar. Ve siz değerli basın emekçilerimizin vesilesiyle de halkımızla paylaşmaya, halkımıza duyurmaya çalışıyoruz kendimizi. Gün sizin gününüz, ben öyle kısa olarak bir şehrin durumunu ve ülkenin genel durumunu değerlendireyim dedim. İlçe başkanlarımız da hemen hemen her hafta sağlıklı bir şekilde kamuoyuna bilgilendirme yapıyorlar. Biz de elimizden geldiğince haftada 10 günde bir kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapıyoruz işlerimiz haricinde. Teşkilatlarımız sahada; sürekli muhtarlarımızla, mahalle temsilcilerimizle bir arada mahallelerdeki sorunlarımızı değerlendiriyoruz. 2026 yılı hasebiyle Eskişehir adıyla Eskişehir’in yılı diyoruz ama ben hep şunu söylüyorum: 2026 iyi oynayanların değil, iyi olanların kazanacağı bir yıl olacak. Ve biz iyiler olarak da buna kâvli karar ettik, söz verdik, ant içtik. Gece gündüz demeden de inanmış dava arkadaşlarımızla beraber hem Eskişehir’e yetmeye hem de Türkiye’nin bu makûs talihini değiştirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim aldığımız kudret ve güç kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere armağan ettiği cumhuriyetin değerlerinde yatıyor. Biz ne adını milliyetçi olarak adlandırıp da cumhuriyete sırt dönenleriz, biz ne de kendini cumhuriyetçi olarak görüp de milliyetçiliği hiçe sayanlarız. Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi "Ne mutlu Türk’üm diyene!" ilkesiyle andımızı da kendimize şiar edinmiş, Misak-ı Millî sınırlarında adı Türk varlığının sonsuza kadar yaşatmak isteyen cesurlar hareketinin neferleriyiz. Biz İYİ Parti’yiz. Genel Başkanımız Saygıdeğer Beyefendi Müsavat Dervişoğlu da bu mihvalde bizlere büyük onur, güç veriyor. Doğrular neyse meclis kürsüsünden ve kamuoyundan bunları seslendirmeye de devam ediyor. Biz de onun neferleri olarak, burada uç beyleri olarak da ilçe teşkilatlarımızla beraber gece gündüz demeden bu mücadeleye devam edeceğiz. AK Parti Eskişehir’de değil aslında AK Parti Türkiye genelinde bitti. Yani sadece bunu Eskişehir olarak adlandıramayız. Çünkü tuzun koktuğunun resmi. Ya ben az önce de açıklamamda da söyledim; bugün bir ülkede öğrenci yurt dışına gidiyorsa üniversiteyi bitirdikten sonra diplomasıyla beraber kendine yurt dışında alan ve yer arıyorsa, diğer noktaya baktığımızda çiftçi ürettiğini alamıyorsa, sınırların kapısı açıldığından dolayı aylardan beri Eskişehir’in de dâhil olduğu bir şap sıkıntısı yaşıyoruz. Çiftçi burada mutlu değilse, ürettiğini alamıyorsa; memur emeğinin karşılığını alamıyorsa; işçi emeğinin karşılığını alamıyorsa; üreten yok durumdaysa; sadece dar alanda, konforlu alanında kendine AKP’ye adamış rantsal müteahhitler bu işte huzurlu, konforlu bir noktada yaşıyorsa; Milli Eğitim’de yaşanan rezillikler hat boyunu aşmışsa zaten burada diyebileceğimiz bir şey yok; her alanıyla kokmuş bir durumda, AK Parti her alanıyla bitmiş bir durumda. Bir bebek çetesi kurdu bunlar, hastanelerde bebekler üzerinden para kazanmaya çalıştılar. E-devletlere girdiler, diplomayla beraber milletle sahte diploma skandalıyla beraber devletin tek güvenli hepimizin cebinde taşıdığı kimliklerle e-devlet üzerinden sahte diploma skandallarını yaşadık. Ve saymakla bitmeyecek o kadar çok yolsuzluk, o kadar çok sıkıntı yaşadık gördük ki artık bunları söylemekten Türk milleti adına biz utanır olduk. Çünkü biz devletimize bağlı, devletimizi seven asil Türk milletinin evlatlarıyız. Ama bunlar hükümet olarak geldiler, 25 yıldan beri kendilerini devlet olarak göstermeye çalışıyorlar. Adalet ve Kalkınma Partisi zaten bitmiş bir durumda. Bugün baktığımızda da yerel belediyeler noktasında eğer Cumhuriyet Halk Partisi de silkinmezse bir dahaki döneme onları da tarihin kirli sayfalarına göndeririz, tarihin boş sayfalarına gömeriz. Çünkü biz İYİ Parti olarak gerçekten milletin sesi olarak geliyoruz. Biz merkezde bir siyaset yapısı diyoruz. Kimseyi bir tarafa çekmiyoruz, kimseyi ötekileştirmiyoruz. Ve bugün baktığımızda yıllarca Alevi-Sünni diye ayırdılar bizi, Türk-Kürt diye parçalamaya çalıştılar. Kürt de benim kardeşim; Türkmen de benim kardeşim; Laz’ı da Çerkez’i de Gürcü’sü de Misak-ı Millî sınırları içerisinde yaşayan herkesle biz bir bütünüz. Biz Alevi-Sünni diye de kimseyi ayırmıyoruz. Biz canız, biz insan olalım, insanı yaşatalım ki devlet yaşasın ilkesiyle bakıyoruz. Bugün sadece hükümet tarafından bir tarafı var edelim, bir tarafı zengin edelim noktasında değiliz. Biz toplumun kalkınmasını istiyoruz. İYİ Parti olarak da sürekli sahada milletimizi müreffeh yaşayan topluluklar hâline getirmek için mücadele ediyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi gibi emekliyi sefalete, yokluğa, yoksulluğa itme noktasında bir siyaset yapmıyoruz. Maalesef inşallah önümüze sandık geldiğinde de hepsinin ne noktaya geldiğini, nasıl bittiğini göreceğiz. Ben sadece aziz milletimize şunu söylüyorum, her daim de bunu dile getiriyorum: Kendi bir gününü kurtarmak için aziz Türk milletinin geleceğini kimse karartmasın. "Orada birine ben bir iş bulacağım" diye -ki bunları Eskişehir’de yaşadık, bakın Kırka’da bor işçisi alınırken orada birçok şeyler konuşuldu, kamuoyunda basında yazdı bunu- "5 tane üye getireceksin yoksa seni işe almayız." Şehir Hastanesinde bir hasta bakıcı işe girebilmek adına AKP’den şuradan buradan bir sürü referans getiriliyor. Bu yerin siyasi valisi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin il başkanlığı değildir. Eskişehir’in 1 tane valisi vardır, Eskişehir’in kaymakamları vardır, Eskişehir’in belediye başkanları vardır, Şehr-ül Eminleri vardır; yöneticiler bunlardır. Bir siyasi partinin il başkanlığı makamından Eskişehir siyaseti dizayn edilemez, Türkiye siyaseti de dizayn edilemez. Ama bunlar 2017’de tek adam rejimiyle geldiler, "Her yerde biz varız." diyorlar. Ama biz İYİ Parti olarak geldiğimizde biz milletimizle beraber devletle hükümetin arasındaki farkı herkese göstererek nasıl siyaset yapıldığını göstereceğiz, göstermeye de devam edeceğiz diyorum."

Emekliye Yapılan Bu Artışlar Hangi Vicdana ve Adalet Anlayışına Sığmaktadır? Haber

Emekliye Yapılan Bu Artışlar Hangi Vicdana ve Adalet Anlayışına Sığmaktadır?

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını ve emekli maaş zamlarını değerlendirdi. İl Başkanı Serdar Ulucan’dan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı yıllık enflasyon oranı %30,89 iken; SGK emeklisine %12, Memur emeklisine %18,6, Kira artış oranının ise %34,8 olarak belirlenmesi, iktidarın milletin gerçeklerinden ne kadar koptuğunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. Soruyoruz: Enflasyon %30’un üzerindeyken emekliye yapılan bu artışlar hangi vicdana, hangi adalet anlayışına sığmaktadır? Kirası, mutfağı, faturası her geçen gün artan emekli ve dar gelirli vatandaşımız bu rakamlarla nasıl ayakta kalacaktır? Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu tablo ne adaletlidir ne de milletin refahını önceleyen bir anlayışın ürünüdür. Emekli, çalışan ve dar gelirli vatandaşımız bilinçli bir şekilde yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Yıllarca prim ödemiş, bu ülkeye alın teri dökmüş insanlarımız bugün temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale getirilmiştir. İktidara sesleniyoruz: Goy-goy yapmadan, algı siyasetiyle gerçekleri perdelemeden çıkıp bu adaletsizliği savunabilecek bir cesaretiniz var mı? Emeklinin, memurun, asgari ücretlinin daha fazla ezilmesini mi istiyorsunuz? İYİ Parti olarak buradayız. Bu düzeni kabul etmiyoruz. İnsanca yaşam hakkını savunmaya, emeklinin ve dar gelirlinin sesi olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Bu Bütçe Bir Tükeniş Bütçesidir Haber

Bu Bütçe Bir Tükeniş Bütçesidir

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan düzenlediği basın toplantısında açıklanan 2026 yılı asgari ücreti ile ülke gündemlerine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Ulucan düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Değerli Dava arkadaşlarım, kıymetli basın emekçileri, Hepimiz çok iyi biliyoruz ki mevcut iktidar, 23 yıl önce iktidar koltuğuna otururken “3Y ile mücadele edeceğiz” diyerek yola çıktı: Yolsuzluk, Yasaklar ve Yoksulluk. Ancak iktidara geldikleri günden bugüne tablo ortadadır. Yoksulluk artarak devam etmiş, özellikle son dokuz yıldır bitmeyen derin bir ekonomik kriz milletimizin belini bükmüştür. Yasaklar ise azalmamış, aksine her geçen gün daha da artmıştır. Bunu hem yerel basında hem de ulusal basında açıkça görmek mümkündür. Yolsuzluk ise artık istisna değil, sistemin kendisi hâline gelmiş; adeta tuzun koktuğu nokta olmuştur. 3Y ile iktidara gelen AKP, bugün “Aile Yılı” söylemi altında adeta dördüncü bir Y’yi, yani yozlaşmayı eklemiş; milleti birbirinden koparan, toplumu kutuplaştıran bir anlayışı hâkim kılmaya çalışmaktadır. Bu gidişat ne adaletle, ne demokrasiyle ne de milletin ortak değerleriyle bağdaşmaktadır. Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilmişti. Ancak milletimizin yaşadığı gerçekler, bu söylemin içinin tamamen boş olduğunu açıkça göstermektedir. Türkiye bugün yalnızca ağır bir ekonomik krizle değil; aynı zamanda yönetim krizinin, liyakatsizliğin, adaletsizliğin ve kurumsal çürümenin çok yönlü sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Aile; adaletle, refahla, güvenle ve liyakatli bir devlet anlayışıyla ayakta kalır. Ne yazık ki 2025 yılı, aileyi güçlendiren değil; asgari ücretlinin, emeklinin, memurun, çiftçinin ve gencin nefessiz bırakıldığı bir yıl olmuştur. ASGARİ ÜCRET: EMEĞİN DEĞİL, İHMALİN RAKAMI 2026 yılı için açıklanan asgari ücret, hayatın gerçekleriyle bağını tamamen koparmıştır. Bu rakam; mutfağın yangınını söndürmeyen, kirayı karşılamayan, faturaları ödemeye yetmeyen, bir aileyi değil, yoksulluğu yönetmeye yönelik bir ücrettir. Asgari ücret; işçinin alın terinin karşılığı değil, iktidarın yanlış ekonomi politikalarının bedelini emekçiye ödetme aracına dönüşmüştür. Üstelik bu ücret, gerçek enflasyona göre değil, hedeflenen, kağıt üzerindeki enflasyona göre belirlenmiş; maaşlar daha cebe girmeden eritilmiştir. İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz: Bu asgari ücret, emeği koruyan değil, yoksulluğu kalıcılaştıran bir tercihtir. BU BÜTÇE BİR “TÜKENİŞ BÜTÇESİDİR” Açıklanan bütçe; üreteni değil, çalışanı değil, emekliyi değil, yandaşı ve israf düzenini koruyan bir tükeniş bütçesidir. Bu bütçede; faize, garanti ödemelerine ve yandaş projelere kaynak vardır, ama emekliye, asgari ücretliye, çiftçiye, öğrenciye kaynak yoktur. Bu bütçe; milletin bütçesi değil, bir avuç ayrıcalıklı kesimin bütçesidir. 2025’TE YAŞANANLAR: ÇÜRÜMENİN FOTOĞRAFI 2025 yılı boyunca milletimizin vicdanını yaralayan tablo açıktır: Sahte diploma skandalları, Yenidoğan bebek çetesi iddiaları, Bolu Kartalkaya otel yangını, 10 Kasım’ın ara tatile denk getirilmesi, Orman yangınları, Et ve Süt Kurumu’nda usulsüzlükler, MESEM kapsamında çocuk işçiliği ve ölümler, TBMM’de stajyer evlatlarımıza yönelik istismar iddiaları, Savunma sanayinde plansız ve savruk alım süreçleri, Liyakat yerine akrabalık atamaları, Kadın cinayetleri ve aile içi şiddet, Sanal kumar ve bahis çeteleri, Ana muhalefet liderine yapılan saldırı, Maden faciaları, Afetlerde yalnız bırakılan çiftçi, Zam ve vergi yağmuru altında ezilen vatandaş, Artan boşanmalar ve dağılan aileler Tüm bunlar tesadüf değildir. Bu tablo, yanlış yönetimin ve liyakatsizliğin doğal sonucudur. KAMU KAYNAKLARI YANDAŞA, FATURA MİLLETE Bugün bakanlıklar; liyakatle değil sadakatle, ehliyetle değil biatla, kamu yararıyla değil yandaş çıkarıyla yönetilmektedir. Kamu ihaleleri adreslidir. Denetim mekanizmaları çalışmamaktadır. Yolsuzluk dosyaları ya açılmamakta ya da zaman aşımına bırakılmaktadır. Buradan soruyoruz: Kamu kaynakları kimler için harcanmaktadır? Aynı şirketler neden her ihaleyi almaktadır? Liyakatsizliğin bedelini neden millet ödemektedir? BİZ SAHADAYIZ, MİLLETLE BİRLİKTEYİZ İYİ Parti olarak bizler sadece konuşmuyoruz. Sahadayız. Sokaktayız. Milletin yanındayız. Eskişehir’in her ilçesinde, her mahallesinde; emeklinin sofrasında, işçinin vardiyasında, çiftçinin tarlasında, gencin umudunda bu yaşananları tek tek not ediyor, vatandaşımızla birlikte kayıt altına alıyoruz. BAŞKA VATANIMIZ YOK! Biz bu mücadeleyi bir siyasi hesap için değil; bu ülkenin geleceği için veriyoruz. Devleti bir partinin değil, yeniden milletin kurumu hâline getirmek zorundayız. Kamu malını korumak, kul hakkını savunmak, emeğin karşılığını vermek siyasi tercih değil, vicdani bir zorunluluktur. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Yolsuzluğun üzeri örtülemez., Liyakatsizliğin mazereti olmaz., Kul hakkının zaman aşımı yoktur. Aynı zamanda ülkemiz bugün yalnızca ekonomik bir krizle değil, görüşür devlet aklının zayıflatıldığı, liyakatin yok sayıldığı ve terörün meşrulaştırılmak istendiği çok tehlikeli bir süreçten geçmektedir. 50 bin vatan evladımızın katili olan terörist başını, barış söylemleriyle, siyasi hesaplarla ya da küresel senaryolarla meşru göstermeye çalışan zihniyeti açıkça reddediyoruz. Kürt kardeşlerimizin temiz duygularını istismar eden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölmeyi hedefleyen BOP senaryolarına karşı duruşumuz nettir. Biz biliyoruz ki bu ülkenin Kürt’ü de Türk’ü de aynı bayrak altında kardeştir. Terör, bu kardeşliğin düşmanıdır. İYİ Parti olarak; terörle pazarlık yapılmasına, şehitlerimizin hatırasının siyasi hesaplara kurban edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu vatan bizimdir.Bu devlet hepimizindir.Başka Vatanımız Yok! İYİ Parti olarak diyoruz ki: Bu ülkeyi yandaş düzenine teslim etmeyeceğiz. Çünkü Başka Vatanımız Yok! Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İl Başkanı Ulucan: "Bu Ülkede Hasan Tahsin'ler Tükenmez!" Haber

İl Başkanı Ulucan: "Bu Ülkede Hasan Tahsin'ler Tükenmez!"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı, geçtiğimiz günlerde Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin tepkisini gösteren ve ardından açığa alınan polis memuru ile ilgili bir açıklama yaptı. Eskişehir'de görev yapan bir polis memuru Terörsüz Türkiye süreci ve yaşanan gelişmelere tepki göstermiş ve sözleri ülke genelde büyük yankı uyandırdı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün olayın ardından polis memurunu açığa almasının ardından İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan polis memuruna destek vererek bu süreçte yanında olacaklarını ifade etti. Konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı; "Malumunuz olduğu üzere "Terörsüz Türkiye" adıyla başlatılan sürecin başından beri İyi Parti ailesi olarak biz, bu sürecin bir safsata olduğunu, bu sürecin gerçek samimiyeti yansıtmadığını, bu sürecin şehit gazi ailelerimizin, kahraman Türk anne babalarımızın ve 80 milyona yakın Türk evladının, Misak-ı Millî sınırları içerisinde yaşayan Türk evladının içini yaraladığını, derinden üzdüğünü, teröristle hiçbir zaman müzakere edilmeyeceğini, terörle her daim mücadele edileceğini sıklıkla dile getirmiştik. Ve dün, 5 Aralık Cuma akşamı Eskişehir'de kahraman, onurlu bir Türk evladının yapmış olduğu açıklama, tamamıyla aziz Türk milletinin, bu 23 yıllık cebelut iktidarın getirmiş olduğu tablo süreçte bastırılmış, sindirilmiş duygularının safilikle dışa yansımasıdır. Biz bunu farklı bir şekilde görmüyoruz, herhangi bir farklı bir durum olarak da değerlendirmiyoruz. Tamamıyla kurucu değerlerine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere açmış olduğu Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, Cumhuriyet değerleriyle büyümüş, Cumhuriyet değerleriyle yetişmiş kahraman bir Türk evladının içindeki duygularını dışa yansıması olarak görüyoruz. Biz de bu görüntüyü izlediğimizde oradaki aziz halkımız ve milletimiz tarafından da gayet takdir edildiğini net olarak görüyoruz. Buna baktığımızda da geçen hafta Türkiye'de ikinci bir Habur durumu yaşanan Cizre skandalını gördük. Daha önce de "Çözümsüz Türkiye" altındaki Habur rezaletini, Habur rezaletiyle beraber hendek olaylarını ve hendek olaylarında dün açığa alınan değerli polis kardeşimizin silah arkadaşlarının şahadetlerini, şehit cenazelerine ulaşmış olduk. Ateş her zaman düştüğü yeri yakıyor ve maalesef Türkiye'nin içerisinde de çok çok büyük ateş çıkartmaya çalışıyorlar. Ama İyi Parti olarak biz burada net şunu söylüyoruz: Bu ülkede Hasan Tahsin'ler tükenmez. Bu milleti farklı akıl oyunlarıyla, ayrıştırarak, kutuplaştırarak, bir noktada ayırma, bölme, parçalama hususuna gelindiğinde aziz Türk milleti gereken cevabı verir. Dünkü yaşanan tabloya baktığımızda Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" kitabındaki Yüzbaşı Faruk karakterini anımsadık. Hasan Tahsin'in İzmir'de düşmana ilk attığı mermiyi hatırladık. O kadar farklı bir şekilde bizleri ayırmaya, ayrıştırmaya çalışıyorlar ki, bu durum safsatası altında artık milletin canına tak etmiştir. Ülkemize baktığımızda, 8 yıldan beri, 9. yıl evresine giriyoruz, bilinçli bir şekilde bitirilmek istenmeyen bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Bununla beraber "Terörsüz Türkiye" adı altında, bizim Kürt kardeşlerimizi İmralı canisinin bir odasına sıkıştırmaya, onu temsilcisi yapmaya çalışıyorlar. Biz bunu ne İyi Parti olarak ne de aziz Türk milleti olarak kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bugün de kabul etmedik, yarın da kabul etmeyeceğiz. Bu şerefli polis kardeşimiz dün kendi içsel duygularını net olarak ifade etmiş, dile getirmiştir. Bu, onun duygularıyla beraber şehit annelerimizin, gazilerimizin ve sokakta yaşayan, ay yıldızlı bayrağın altında demokratik bir şekilde ekmeğini kazanan, mücadele eden bütün Türk milletinin onurlu, gururlu bir sesidir. İyi Parti olarak başta genel başkanımız ve genel merkez kadrolarımızla, Eskişehir teşkilatlarımızla birlikte, o kardeşimizin dün, bugün ve yarın da her şekilde hukuki süreç olarak da yanındayız ve durumun takipçisiyiz. Baktığımızda da durum normal olarak anayasal haktır, demokratik ifade özgürlüğünü içeren bir kapsamdır. Konuşmalarında herhangi bir suç, herhangi bir durum yoktur. Madem öyle bir suç durumu arıyorlarsa, haftalardan beri, geçen hafta Cizre'de yaşadık, haftalardan beri sosyal medya üzerinden bu çapulcu flamalarının rezaletinin altında Kürtlere özgürlük diyerek kendi kudretlenerek, kendilerine kudretli bir şekilde yol çizmeye çalışan, bu Apo'nun, Apo şerefsizinin beslemelerinin yapmış olduğu açıklamaların Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki yaşayan insanları rencide ettiği, tahrik ettiği noktalara baksınlar. Ama biz İyi Parti olarak diyoruz: Kurulduğumuz gün itibarıyla kaybolan adaleti, yok olan hukuku tahsis etmek için buradayız diyoruz. Demokrasinin gerektirdiği şekilde adalete, hukuka, liyakate bağlı kalarak da mücadelemizi sürdüreceğiz. Tuz koktu. Artık kimse aziz Türk milletinin aklıyla oynamasın. Değerli kardeşimizin de sürecin başından sonuna kadar yanındayız. Yine diyorum, sözlerime ekliyorum, bu milletin, bu memleketin Hasan Tahsinleri tükenmez diyoruz."

Engelli Bireyler İçin Erişilebilir, Güvenli ve Destekleyici Bir Türkiye Mümkün Haber

Engelli Bireyler İçin Erişilebilir, Güvenli ve Destekleyici Bir Türkiye Mümkün

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. İYİ Parti İl Binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı; "Bugün, Engelliler Günü dolaysıyla, engelli bireylerin yalnızca yasal haklara sahip olmasının yetmediğini; bu hakların gündelik yaşamda uygulanabilir, güvenli ve erişilebilir hâle gelmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. 2025 Uluslararası Engelliler Günü'nün teması "Toplumsal ilerlemeyi Sağlamak İçin Engellileri Kapsayan Toplumların Geliştirilmesi" olarak belirlenmiştir. 20 Kasım'da İzmir’de yaşanan trajik olay hepimizi derinden sarsmıştır. Gaziemir'de, doğuştan ağır engelli olduğu belirtilen 30 yaşındaki kadın, İddialara göre kendi babası tarafından öldürülmüş, baba da aynı silahla intihar etmiştir. Yakınlarının ifadelerine göre baba hem kendi sağlık sorunları hem de "kızına artık bakamayacağı” düşüncesiyle büyük bir çıkmaz yaşamaktaydı. Bu korkunç olay, bakım yükünün ailelere bırakılmasının, sosyal destek mekanizmalarının zayıflığının, psikososyal desteğin yokluğunun ve koruyucu hizmetlerdeki eksikliklerin nasıl yıkıcı sonuçlar doğurabileceğin acı bir bicimde ortaya koymuştur. Bu olay maddi, sosyal ve psikolojik yüklerin devleti yönetenler tarafından yeterince hafifletilmediği bir ortamda, engelli bireylerin ve ailelerinin ne kadar savunmasız kaldığını gösteren dramatik bir örnektir. Kamu binaları, okullar ve sağlık merkezleri hâlâ tam erişilebilir değil. Toplu taşıma, duraklar ve şehir içi çevre düzenlemeleri engelli bireylerin bağımsız yaşamını desteklemiyor, sesli anons sistemleri bile yetersiz. Ev içi erişilebilirlik ve bağımsız yaşam araçları sürdürülebilir bir politika hâline getirilebilmiş değil. Evde bakim hizmetleri sürdürülebilir değil; nitelikli personel ve düzenli denetim eksik. Rehabilitasyon, koruyucu hizmetler ve kriz destek mekanizmaları zayıf. Ailelerin "ben olmazsam çocuğuma kim bakar” korkusu, sistemsel bir sorunun göstergesi. Kamu kurumlarının internet siteleri ekran okuyucularla uyumlu değil; birçok hizmet engelli birey tarafından kullanılamıyor. E-devlet uygulamalarında görme, işitme veya zihinsel engeli olan bireyler için rehberlik eksiklikleri var. İşaret dili çeviri desteği, kolay okuma modu, sesli yönlendirme, sade ara yüz gibi evrensel erişim standartları büyük oranda uygulanmıyor. Dijital başvurular, sağlık randevuları, sosyal yardım sistemleri ve ulaşım uygulamalarının çoğu engelli bireylerin ihtiyaçlarına göre tasarlanmıyor. Teknolojik destek cihazları (akıllı bastonlar, artırılmış iletişim araçları, akıllı ev sistemleri vb.) için uygulanan destekler oldukça sınırlı. Engellilerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımının sağlanabilmesi için yalnızca bir sosyal sorumluluk değil; daha adil, üretken ve dayanıklı bir toplum inşa etmek temel şarttır. Eğitimden istihdama, erişilebilirlikten dijital kapsayıcılığa kadar tüm alanlarda bariyerleri kaldırmak; politika yapıcıların, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak iradesini ve mevcut kaynakların tek elden planlanarak uygulanmasını gerektirir. Biz İYİ Parti olarak farklılıkların zenginlik olduğuna inanıyor, engellilerin karar alma süreçlerinde etkin şekilde yer aldığı, hak temelli ve kapsayıcı bir toplumun mümkün ve erişilebilir olduğunu vurguluyoruz. Çağrımız koruyan, eriştiren ve destekleyen bir politika uygulanmasıdır. Engelli bireylerin yalnız bırakılmadığı, bakım yükünün ailelerin omzunda bir kriz hâline dönüştürülmediği, fiziksel ve dijital erişimin bir lütuf değil zorunlu standart olduğu bir sistem kurulmalıdır. Bu çerçevede; Ekonomik güçlük içinde olan ve harcamaları gittikçe artan engellilerin ve ailelerinin aldığı evde bakim aylığının (11 bin 702 TL) ve engelli aylığının (4 bin 302,61 TL- 6 bin 453,91 TL) mevcut ekonomik koşullara uygun düzeye getirilmeli, Özel sektör işyerlerinde %3, kamu işyerlerinde ise %4 olan engelli istihdamı oranları artırılmalı, 18 yaşını dolduran engelli bireylerin istihdam edilememesi halinde, hane içi gelir kriteri uygulanmadan kendilerine engelli aylığı bağlanmalı, nadir hastalığı olan çocukların ilaçlara erişiminde yaşanan güçlükler giderilmeli, Engellilerin ve bakim sorumluluğunu üstlenenlerin, geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak, engellilerin bağımsız yaşamalarını destekleyecek her türlü kişisel destek sistemini de içine alacak ve ilgili STK'lar ile koordine edilen geniş kapsamlı bir Bakim Sigortası Yasası çıkarılmalı, engelliler için yıpranmadan dolayı erken emeklilik hakki tanınmakla birlikte, yıpranma süresi emekli tazminatı ve emekli aylığına da yansıtılmalı, Hem cinsiyet temeli hem de engellilik temelli ayrımcılıkla mücadele etmek zorunda kalan ve yaşadıkları bu çifte eşitsizlikten dolayı toplumsal hayatta yer almaları daha da zorlasan kadın engellilerin önündeki olumsuz etkenler ortadan kaldırılmalı, engelli çocuğuna bakan annelere “sigortalanma ve emeklilik hakki" verilmeli, erişilebilirlik-fiziksel, dijital, teknolojik ulusal ölçekte zorunlu standart haline getirilmeli ve siki denetime bağlanmalı, dijital devlet hizmetleri, evrensel erişilebilirlik standartlarına uygun hâle getirilerek her engel türüne göre uyarlanmalı, engelli bireylerin politika süreçlerine doğrudan katıldığı katılımcı karar mekanizmaları kurulmalıdır. Toplumda engelli bireylere yönelik genellikle merhamet eksenli ve aşırı koruyucu yaklaşımların, engelli bireylerde oluşturduğu olumsuz psikolojik baskıyı ortadan kaldırmak için; toplum-engelli birey iletişimini doğru bir empatik düzleme oturtacak çalışmalar yapılacaktır. Engelli Hakları Günü'nde bir kez daha vurguluyoruz: Engelli bireyler için gerçek anlamda erişilebilir, güvenli ve destekleyici bir Türkiye mümkündür yeter ki irade olsun.''

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: ''Çiftçi Üretmekten Yıldırıldı'' Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: ''Çiftçi Üretmekten Yıldırıldı''

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan düzenlediği basın toplantısında tarımın içinde bulunduğu durum ve ülke gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı; “Tarım konusuna gelirken öncelikle baktığımızda bugün ara tatilin ilk günü. Milyonlarca öğrencimiz ve 1,5 milyona yakın öğretmenimiz yeni eğitim öğretim yılında ara tatilden sonra döneme başladılar. Ancak eğitimdeki 23 yıllık bu cebelut iktidarın getirdiği tabloya bakacak olursak, eğitimde düzen olmadığı yerde ne tarımda, ne sağlıkta, ne ekonomide, ne de başka bir durumda hiçbir şeyi biz doğru olarak bakıp göremeyiz. İlk önce ülkede bir eğitimin, eğitim sisteminin düzenlenmesi ve okullardaki yapılan eğitimlerde gerçekten Türk evlatlarının daha iyi, daha müreffeh yaşayabilir şekilde bir hayat standardı sağlanması gerekiyor. Tabii bu tabloda da bütün bakanlıklarda olduğu gibi Tarım Bakanlığında ve tarım politikalarında da doğru işleyiş ve işlemlerin yapılmadığını net olarak görebiliyoruz. 23 yıllık bu cebelut iktidarın getirdiği tabloya baktığımızda ilk önce bu ekosistem dengesinin değişimiyle ilgili temel sistemle bir çalışma yapılmamasından kaynaklı ve şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisimizde Gazi Meclisimizde biliyorsunuz bütçe görüşmeleri yapılıyor. 2026 yılının bütçe görüşmelerinde daha önceden bütün milletvekilleri her şekilde bir sistemsel açıklamalarını yapıyordu. Gerek iktidar, gerek ana muhalefet ya da muhalefet parti milletvekilleri. Ancak maalesef tek adam rejiminin getirdiği sistem sonrasında milletvekillerinin hiçbir şey yapamadığını, hiçbir noktada, hiçbir tabloda hak ve söz sahibi olmadıklarını, tamamıyla saraydan onaylanan bütçenin geldiğini görüyoruz. Tarım Bakanlığı noktasına baktığımızda çiftçimize ayrılan yıllık destek bütçesinin gayri milli paranın %1'lik bir kısmı olarak aktarıldığını, ancak bunun maalesef çiftçilere de binde biri noktasında verildiğini görerek baktığımızda çiftçi her haliyle, her noktasıyla üretmekten yıldırıldığını görüyoruz. Bilinçli bir politika şeklinde üretim beklenirken çiftçiyi üretimden uzaklaştırma noktasına getirdiğini görüyoruz. Bundan öncesinde baktığımızda yine bilinçli bir şekilde Türk milletini zora sokan durumlarda ata tohumlarımız denen tohumlar yok edilerek hibrit tohumların gelmesi. İşte hibrit tohumlarla beraber onlara destekleyici gübrenin gelmesi, tek üretim. Çünkü ata tohumlarımızda kendimiz tohum ayırdığımızda biz yıllar öncesinde daha daha bereketli hasatlar gerçekleştirebiliyorduk. Ancak maalesef iyi toprak analizleri yapılmadan hibrit tohumlarla üreticiyi sıfıra sokmaları ve diğer taraftan baktığımızda tamamıyla ithal tarıma dayalı bir üretim durumu sergilediğimizde. Bundan daha önceki yıllarda duyduğumuzda Somali'ye arpa, buğday ekmeye gittik ki, kendi kendimize yeten bir ülkeyken. Buna benzer durumlara ve bugün baktığımızda 2025 yılında 136.000 tane büyükbaş hayvanın ithal edildiğini kamuoyundan duyuyoruz. Akabinde diğer bir noktaya baktığımızda asıl bağlayıcı nokta ve bizi ilgilendiren noktaya baktığımızda Et Süt Kurumunun başkanının Macaristan'da bir şirket kurduğunu ve Macaristan'dan yıllardan beri et ithalatımız sıfır seviyelerindeyken. Maalesef bu müdürümüzün vesilesiyle ciddi artış oranı gösterdiğini hep birlikte görüp görebiliyoruz. Bunun ana temel sebepleri konunun başında da söylediğim gibi eğitimle başlayan ehliyet ve liyakatin olmadığı, sadece bir avuç yan ve yandaşı düşünen, kendi yakınlarına karşı bir kazanç birimi sağlama haline getiren yapının tuzunun kokmuşluğunu görüyoruz biz burada. Bunun daha öncesinde biz Sağlık Bakanlığındaki kendi şirketi üzerinden hastaneye dezenfektan satan bakanları da gördük. Bu gibi müdürleri de görüyoruz. Bunların yapılmasındaki durumda cezaların gerekli şekilde verilmediği, denetimsizliğin gerekli şekilde yapılmadığı ve bunları denetleyen kurumların, işte müsteşarlıkların kapatılması, Devlet Planlama Teşkilatlarının kapatılması tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ana mekanizması ve ana temelleriyle akıllarıyla oynamak. Maalesef de 2025 yılında üretici istediğini alamadı. Şimdi işte Ekim Kasım ayındayız. Üretici geri tekrar ekiliş yapma niyetinde ama girdi maliyetlerine baktığı zaman geri tekrar hasat alabilecek mi diye bir durum görmüyoruz. Kamuoyunda da izledik. Ege tarafında bile bir yeşillik yetiştiren üretici tarlasında o kadar verdiği emeğe karşılık yeşillik, bu marul dediğimiz, göbek marul dediğimiz marulu 2-2,5 TL rakam verilmesinden dolayı kendi hayvanlarına yedirdim diye de üreticiyle buluşturmadı. Bu tamamıyla plansız yapılaşmanın sadece bir takım yakının, bir takım yandaşın cebini doldurmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Bu tabloda da maalesef bu cebelut iktidarın da ülkeye getirmiş olduğu sen varsan, bizdensen bizimsin, bizden değilsen ne halin varsa gör mantığıyla yapılan bir pozisyon. Her geçen yılda eksiye eksiye gidiyoruz. 2026 yılı inşallah daha daha iyi olur diye arzu ediyoruz. Ancak sandık gelene kadar bunlar bu haramzadelerinden vazgeçmeyeceklerdir diyorum. Abdullah Öcalan'ı bizim Kürt kardeşlerimizin temsilcisi noktasına getirilmesine biz zaten karşıyız. Abdullah Öcalan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde 50 yıldan beri var olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ana yapısına karşı duran bir terörist canı başıdır. Bunun bu şekilde bugün çeşitli güzellemelerle, çeşitli iyileştirmelerle, bir melekmiş haline getirmeleri ne bizim aklımız, ne bizim tarihimiz, ne de bizim yarınlarımız kabul edemez. Saygıdeğer Genel Başkanımız da bu konuda net durumu söyledi. Abdullah Öcalan'ın cezaevinden çıkartılması ya da Gazi Meclise gelmesi için bizim cesetlerimizi çiğnemeleri gerekiyor. Türk milletinin aklıyla artık bu kadar fazla oynamasınlar diyoruz ve bu durumu kaşımasınlar diyoruz. Ülkede bu kadar yoksulluk, yoksunluk, sıkıntı varken ülke gündeminde belli başlı projelerin ayaklığını, maşalığını yapmak yerine Aziz Türk milletine sarılsınlar ve Aziz Türk milletiyle beraber aydınlık günlere yürüsünler diyoruz. Bu konu tamamıyla ülke gündeminde gerçekleri saptırmaktan, gerçek olanları konuşmamaktan beyhude bir konudur. Burada Abdullah Öcalan'ın işte yarın çıkacak mı, çıkartılacak mı demesiyle kendini kutsallaştırılma durumuna getirmeleri tamamıyla Türk milletinin aklıyla dalga geçmektir ve kendi beceriksizliklerini, kendi başarısızlıklarını planlı bir şekilde saklama durumlarıdır mevcut iktidarın ve iktidar ortaklarının. Bizim bu konuda duruşumuz net. Biz Aziz milletimizle beraberiz. 50.000 şehidimizin ve tutuklandıktan sonra da birçok şehidimizin kanına eli bulaşmış bu terörist başı caninin hiçbir şekilde o bağlı bulunduğu kodesten ve onunla beraber Türkiye'yi bölmeyi düşünen o zihniyetin hiçbir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sınırları içerisinde yeri yoktur. Biz terörsüz Türkiye'nin karşısında durmuyoruz, öncelikle bunun altını çizmek gerekiyor. Biz Aziz Türk milletiyle beraber yan yana duruyoruz. Şimdi evet ülkede bir terör sorunu varsa, ülkede bir ekonomik sorun varsa, ülkede bir yoksulluk, bir yoksunluk varsa, ülkede bir adaletsizlik, ülkede bir adam kayırma, ülkede bir senaryo, tiyatrosal oyunlarla beraber büyük bölme senaryoları varsa biz burada Aziz milletimizle beraber yan yana ve Aziz Türk milletiyle beraber yol yürüyoruz. Yani burada işte X parti, Y parti, Z partiyle işte birlikte ittifak yapalım noktasında da zaten bakıldığında yıllardan beri oynanan senaryo şu: Aziz Türk milletinin ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere oluşturmuş olduğu, çizmiş olduğu ne mutlu Türk'üm diyene ilkesine bağlı olarak yaşayan, dini, dili, ırkı ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesle biz biriz, beraberiz diyoruz bu noktada. Ancak maalesef ki siyasal oyunlarla, çeşitli siyasal senaryolarla insanları kutuplaştırma ve bir noktaya çekmeye çalışıyorlar. Burada biz parti olarak demiyoruz bunları. Biz Türk milletiyle beraber yol yürüyoruz ve Türk milletine karşı yapılacak olan her türlü yıpratma, yok etme girişimlerine karşı da son nefesimize, son nefesimize kadar da kararlılıkla mücadelemizi edeceğiz ve bu mücadelenin de en başında demokrasinin gereği neyse onu yapacağız. İvmeli bir şekilde sandığın bir an önce gelip kurulmasını bekliyoruz. Çünkü gerçekten tuz koktu. Gerçekten her yerden artık hezeyanla yoksulluk, yoksunluk, liyakatsızlık, adaletsizlik hat safhada. Bugün ana muhalefet partisinin bile bakıldığında iddianamesi yayınlandı 19 Mart süreciyle başlayan ve diğer belediye başkanlarının tutuklanmasıyla. Biz daha önceki bu FETÖ ayaklanmasının, FETÖ terörist başı caninin yapmış olduğu Ergenekon, Balyoz senaryolarının aynılarını inceliyoruz. Millet de artık hani bu lokmaları yemiyor. Bu oyunlara gelmiyor. Kandırılmıyor. Yıllarca milleti farklı noktalarla kandırdılar. Ancak millet devletçi bir millet olduğu için, millet devletine sadakat getirdiği için ve devletin birliğini, bütünlüğünü savunduğu için de uhulet ve suhulet içerisinde demokrasi olarak sandığın gelmesini bekliyor. Toplumdaki görünen tablo da bu. Yani bizim o günler geldiğinde de siyasi partilerle eğer bir birliktelik olacaksa mevcut tek adam rejiminin getirdiği %51'e %49 noktasında, onlar da o gün konuşulur.”

Atatürk İlke ve Devrimlerinin Yılmaz Savunucuları Olmayı Sürdüreceğiz Haber

Atatürk İlke ve Devrimlerinin Yılmaz Savunucuları Olmayı Sürdüreceğiz

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü dolayısıyla Valilik Meydanı’nda bir tören düzenlendi. Valilik Meydanı’na bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından bir konuşma yapan İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadelere yer verdi; "Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Başkomutanımız,Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 87. yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. 10 Kasım; bir yas günü olmanın ötesinde, Cumhuriyetimizin kurucusuna olan bağlılığımızı, onun fikirlerine ve emanetine sahip çıkma kararlılığımızı yeniden ilan ettiğimiz bir gündür. Atatürk, Türk milletine sadece bağımsız bir vatan değil, aynı zamanda çağdaş ve demokratik bir Cumhuriyet armağan etmiştir. O’nun “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet, bizlere düşen en büyük sorumluluğun da adıdır: Bu emaneti sonsuza dek yaşatmak. Bugün bizlere düşen görev, Atatürk’ün akıl ve bilim ışığında çizdiği yolda yürümek; ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak için kararlılıkla çalışmaktır. Eskişehir teşkilatı olarak bizler, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucuları olmayı sürdüreceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum."

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan Mazbatasını Aldı Haber

İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan Mazbatasını Aldı

Haftasonu yapılan 4'üncü Olağan Eskişehir İl Kongresi’nde tekrar İl Bakanlığına seçilen Serdar Ulucan ve Yönetim Kurulu üyeleri mazbatalarını aldı. Eskişehir İl Seçim Kurulunda mazbatasını alan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Eskişehir'de İYİ Parti teşkilatlarımız olarak ilçe kongrelerimizle başladığımız, Çifteler'de demokrasi mitinginin ilk yapıldığı yerde, demokrasiye önem atfederek başladığımız kongrelerimizin 2 Kasım'da saygıdeğer Genel Başkanımızın da şehrimizi ve teşkilatlarımızı şereflendirmesiyle birlik, bütünlük, kardeşlik içerisinde çok çok güzel bir kongre atmosferi yaşadık. Bu süreçte başta ilçe başkanlarım, il teşkilatım, ilçe yönetim kurulu üyelerimiz ve partimizin en kıymetli, değerli neferleriyle beraber çok coşkulu bir süreç yaşadık. İl kongremize de buradan katılan başta saygıdeğer Genel Başkanımız, milletvekillerimiz, Genel Başkan yardımcılarımız, Genel İdare Kurulu üyelerimiz ve şehrimizin şehri emini olan Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce hanımefendi başta olmak üzere diğer siyasi partilerin temsilcilerine, akabinde sendika başkanlarımıza, dernek temsilcilerimize, dernek başkanlarımıza ve çok değerli muhtarlarımıza ben tekrar kamuoyunun ve basının önünde çok çok teşekkür ediyorum. Ve bugün mazbatamızı aldık ve bismillah diyerek daha kutlu, daha iyi bir yola çıkıyoruz. Memleketi iyi etmek için adım adım yürümeye devam edeceğiz. Arkadaşlarımız şu an durmuyorlar. Buradan Odunpazarı ilçe teşkilatımız Toki'de saha çalışmalarına devam edecekler. İyiler Eskişehir'in her yerinde dün olduğu gibi bugün de yarın da olacak. Milletimiz memleketimize yol olana kadar, milletimizin memleketimiz üzerine güneş doğana kadar, aziz Türk milleti 86 milyonu bayram sofralarında buluşturana kadar bizim iyilik mücadelemiz, adalet yolunda ilerleyişimiz ve hukuk, demokrasi mücadelemiz devam edecek. Çünkü biz, yolbaşçımız Genel Başkanımız saygıdeğer Müsavat Dervişoğlu'ndan bu sözü verdik. O da bizi bu mihvalde yola çıkarttı. İnşallah önümüzdeki süreçlerde bu, bizim aile soframız aziz Türk milletini, 86 milyonu bayram sofrasında buluşturacağız diyorum. Bismillah diyerek bir yola çıktık. Hak Teâlâ zor işimizi kolay kılsın. Arkamda böyle bir teşkilatım olduğu için de çok mutluyum, onurluyum, gururluyum. Allah aile birliğimizi, dirliğimizi daim etsin. Eskişehir'e de bu birlik, bütünlük net bir mesaj olsun diyorum. Böyle bir yapının içinde, mevcut iktidar ve bu cebbar iktidar ne zaman sıkışsa millete bir vaat, bir algı operasyonu oluşturuyor ve akabinde seçim takvimi sürecini belirliyor. En erken seçimleri ve sürekli erken seçimleri biz bu iktidarla tanıdık. Artık Tarzan zorda, tuz koktu, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bunların tek derdi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasasını değiştirerek Cumhuriyet değerlerini yok etmektir. Ama buna kimse kesinlikle asla müsaade etmeyecektir. Bugünkü durumda, 28. dönem milletvekilliği döneminin hafızalarda da hatırlanacağı, siyasi haramzadelerin belli başlı çıkar ve menfaat doğrultusundaki transferleriydi. Aziz milletin helal oylarıyla oraya gidip, orada bonservis almış gibi kendilerini farklı farklı yerlere pazarladılar. Biz bunun acizliğini Eskişehir'de de gördük. Eskişehirli seçmen de buna bu cevabı verecek. Evet, biz de sabırsızlıkla seçimin olmasını bekliyoruz. Sabırsızlıkla bir an önce seçimin gerçekleşmesini ve gerçek demokrasinin tecelli etmesini bizler de bekliyoruz. Bunlar algı politikasıyla bu şekilde yürüyorlar. 400'ü tamamlayamayacaklar. Kendi akıllarınca millete yine kaşıkla verip, geri tekrar kepçeyle alırız hesabıyla hareket ederek bir seçim planlıyorlar. Biz seçime hazırız. Saygıdeğer genel başkanımız da Eskişehir'i şereflendirdiğinde, Türkiye'nin siyasi literatüründe yeni olacak bir söz söyledi: "Uzun Çarşı boydan boya" dedi. Biz de Eskişehir'de diyoruz ki: "Hamam Yolu boydan boya. Buyursunlar çıksınlar. Biz hazırız". Biz hazırız. Kadrolarımızla beraber de gereken dersi göstereceğiz. Milletimiz de sandıkta teveccühünü gösterecektir, diyoruz. Konuyla ilgili hamaset değil, net bir durum var. Tabii siyasi hafızalarımızı çok çok geriye alacak olursak, 1934 döneminde çok partili seçime geçildikten sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi de Atatürk'ün kurduğu bir partiden ziyade, bütün seçmenlerin gönlünü olan bir partiydi. Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'e soruyorlar: "Milliyetçi Hareket Partisi'ni neden kurdunuz?" diye. O da diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk'ün çizgisinden çıkmasaydı, ben Milliyetçi Hareket Partisi'ni kurmazdım" diyor. Saygıdeğer mevkidaşım da bununla ilgili bir kamuoyunda bir açıklama yaptı. Dün de ben gördüm, takip ettim. Emin olun ki, Türk milliyetçilerinin üzerinden nemalanarak, aziz Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini kullanarak, bir tarafta İslamiyet'i kullanarak milleti dinden soğutarak, bir tarafta Cumhuriyetin değerlerini, Atatürk'ün kurucu ilkelerini savunarak milleti Cumhuriyetten soğutmaya çalışanlara ve adında sadece ve ağzında milliyetçilik alarak milleti milliyetçilikten soğutmaya kalkanlara karşı, biz aziz Türk milletinin kurucu iradesine vakıf olmak payesiyle kurulduk. Yani bugün o partiler, çizgisinde, kurucu değerlerine ve bugün bizlerin anayasası olan anayasa'yı değiştirmeye, anayasayı ilk 4 maddesi bizim kırmızı çizgimiz olduğu halde buna bile sıcak bakıyorlarsa; dün 2023 seçimlerinde bizlere kalkıp da "beraber bunlar işte masanın altında HDP var, masanın altında DEM var. Bunlar gelirse Selahattin Demirtaş'ı serbest bırakacak" diyen kendini bilmezler ve "bunlar işte dış güçlerin oyuncağıdır, maşasıdır, dış güçlerle beraber hareket ediyorlar. Bunların işte arkasında şu var, arkasında bu var" dediklerinde, biz dün de aziz Türk milletimizi arkamıza aldığımızı, aziz Türk milletiyle beraber yol yürüdüğümüzü, bizim hiçbir zaman teröristle, terör sevicilerle yan yana olmayacağımızı açık açık beyan etmiştik. Bugün görebiliyoruz ki, 50.000 şehidimizin katili, terörist başı, cani gelsin mecliste konuşsun diyorlar. Biz de diyoruz işte uzun çarşı boydan boya, biz gücümüzü, kudretimizi 5.000 yıllık şanlı tarihimizden alıyoruz. Biz 1071'deki ruh neyse oyuz. Biz 1919'daki ruh neyse oyuz. Biz 1923'teki ruh, irade neyse oyuz. Buradan haykırıyorum tekrar, tekrar ve tekrar dile getiriyorum: Aziz Türk milletini biz böldürmeyeceğiz. Türk'ü, Kürt'ü, Alevi'si, Sünni'si, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'sü Türkiye Cumhuriyeti devleti topraklarında, Misak-ı Milli sınırlarımızda kardeşçe yaşıyoruz. Bu kardeşçe yaşamaya da devam edeceğiz. Kendini bilmez çapulcu tayfasına da Kürt kardeşlerimizi teslim etmeyeceğiz. Kürt kardeşlerimizin savunucusu o PKK değildir. Bunları meşrulaştıran, bunları da meşrulaştıran Cumhur İttifakı'na da günü geldiğinde gereken cevabı vereceğiz diyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.