SON DAKİKA
Hava Durumu

#İthalat

Porsuk Haber Ajansı - İthalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İthalat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Girdi Maliyetleri Çiftçiyi Tarladan Koparıyor Haber

Girdi Maliyetleri Çiftçiyi Tarladan Koparıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe yaşanan sorunlara ve 2026 üretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, 2025 yılının çiftçiler açısından son derece zor geçtiğini, ancak 2026 yılına kar yağışıyla birlikte umutla girildiğini ifade etti. 2025 yılında kuraklığın etkisiyle ciddi verim ve rekolte kayıpları yaşandığını belirten Gürer, çiftçilerin bekledikleri ürünü alamadığını söyledi. 2026 yılına ise kar yağışıyla birlikte umutlu bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Gürer, “Bu süreç doğru yönetilirse, bu yıl üretim ve rekolte daha yüksek olabilir” dedi. BUĞDAY ÜRETİMİ GERİLEDİ Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında Türkiye’de 19 milyon 600 bin ton buğday üretildiğini hatırlatarak, “2025 yılında ise kuraklığın etkisi ve yeterli desteğin verilmemesi nedeniyle buğday üretimi 17 milyon 900 bin tona kadar düştü” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ KREDİYE ULAŞAMIYOR 2026 yılı için umutlu bir tablo oluşmasına rağmen çiftçilerin ciddi finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürer, bankaların kredi konusunda engel çıkardığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiler bankaya gidip kredi almak istiyor. Bir kısmı ekimini yaptı, gübre alacak. Diğeri ekim için mazot, ilaç ve tohum alacak. Ancak banka ‘BAĞ-KUR primi borcunu yatırmadan kredi vermem’ diyor. Bu durumda çiftçiler krediye erişimde ciddi sorun yaşıyor” dedi. Çiftçiye yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Gürer, “Oysa çiftçiye ‘al krediyi, ek’ demek lazım. Çiftçiye desteği zamanında ve doğru şekilde vermek gerekiyor” diye konuştu. DESTEK YASAYA UYGUN VERİLMİYOR Tarım Kanunu’nun 21. maddesine de dikkat çeken Gürer, 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek miktarının açık olduğunu belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanuna göre milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerekiyor. Bu da 2026 yılı için 772 milyar lira demek. Ancak verilen destek sadece 168 milyar lira. İşin daha ilginci, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bütçesi bile 542 milyar lira, Çiftçiden esirgenen 2026 yılında destek ise 604 milyar lira” ifadelerini kullandı. GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ TARLADAN KOPARIYOR Yeterli destek sağlanmadığı takdirde üretimde yeni kayıpların kaçınılmaz olacağını vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, gübre, mazot, ilaç ve tohum fiyatlarındaki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Gürer, “Yeterli destek verilmezse bu kez gübre, mazot, ilaç ve tohum maliyetleri nedeniyle çiftçi tarlasını ekmeyecek” dedi. Çiftçinin üzerindeki mali yükü sıralayan Ömer Fethi Gürer, “İlaç, tohum, gübre, mazot, tarla kirası, traktör gideri, su parası, elektrik parası derken çiftçi ciddi bir çıkmazda” ifadelerini kullandı. İTHALAT YERİNE KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE VURGUSU Çözümün üreticiyi desteklemekten geçtiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiye destek vererek onu tarlada üretime yönlendirmeliyiz. Aksi halde verim ve rekolte kaybı devam eder ve ithalata mahkûm oluruz. Oysa hedefimiz kendi ülkemizde, kendi kendine yeten bir tarım yapısına ulaşmak olmalıdır” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Gürer: "Şap İle Et, Süt, Buzağı ve Hayvan Kayıpları Yaşandı" Haber

Gürer: "Şap İle Et, Süt, Buzağı ve Hayvan Kayıpları Yaşandı"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında hayvan hastalıklarının hayvancılık sektöründe kayıplara yol açtığını belirterek, şap hastalığının olumsuz etkilerine dikkat çekti. Gürer, hastalık nedeniyle 81 ilde hayvan pazarlarının kapandığını, et ve süt üretiminde kayıplar yaşandığını ifade etti. Gürer, şap hastalığı nedeniyle buzağısını atan ancak yoğun çabayla hayatta tutulan bir hayvan üzerinden yaşanan süreci yerinde besiciden dinledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemiz 2025 yılında hayvan hastalıkları nedeniyle önemli sıkıntılar yaşadı. Bu hastalıklar hayvan pazarlarının kapanmasına yol açtı; et ve süt kayıpları oluştu, hayvan kayıpları da bununla birlikte arttı. Şap hastalığının etkisiyle buzağısını atan ancak sonrasında kurtarılan bir hayvan olsa da bazı hayvanlar yavru attı ya da telef oldu” dedi. “HAYVANI ELLERİMİZLE BESLEYEREK HAYATTA TUTTUK” Süt İnekçiliği yapan Zülfü Ünal Şap hastalığına yakalanan hayvanın simental cinsi olduğunu belirterek, “Bu hayvan normalde minimum 650–700 kilo canlı ağırlığa ulaşmıştı. Şapa yakalandıktan sonra ölmek üzereydi. Ağzı ve dili yara olduğu için yem yiyemiyordu; biz de zorla, ellerimizle besleyerek kurtarmaya çalıştık. Yoğun bir mücadelenin ardından 15 günün sonunda hayvanı hayata döndürdük” diye konuştu. Ancak hastalığın etkilerinin bununla sınırlı kalmadığını vurgulayan Ünal, hayvanın dört aylık gebe olmasına rağmen buzağısını attığını belirterek, “Şap hastalığının etkisiyle buzağı kaybı yaşadık” dedi. ŞAP SONRASI KISIRLIK RİSKİ VE VERİM KAYBI Ünal, hastalıktan altı ay sonra aşılama yaptırmalarına rağmen hayvanın boğaya gelmediğini belirterek, “Şap hastalığının en büyük etkilerinden biri dişi hayvanları kısır bir döngüye sokmasıdır. Tohumlama zamanı gelmiyor, tohumlama yapamayınca üretim de yapılamıyor, buzağı alınamıyor” ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1,5 ay önce yeniden aşılama yaptıklarını aktaran Ünal, “Şu anda durumu net değil. 15–20 gün sonra yeniden kontrollerini yapacağız. Gebe değilse hayvanı kesime göndermek zorunda kalacağız” dedi. Süt verimindeki düşüşe de dikkat çeken Ünal, “Hayvanımız günlük minimum 25–30 litre süt veriyor. Oysa hastalıktan önce 40 litreye ulaşmıştık. Bu simental bir hayvan. Daha önce 40 litreye yakın süt alıyorduk” diye konuştu. İşletmedeki 20 hayvanın tamamının gebe olduğunu belirten Ünal, üretimi sürdürmek için büyük çaba gösterdiklerini ve destek beklediklerini söyledi. “HASTALIK ÖNLENEMEZSE İTHALAT KAÇINILMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, simental ırkı bir hayvanda süt veriminin 40 litreden 25 litreye düşmesinin hayvancılıktaki yapısal sorunları gözler önüne serdiğini belirtti. Gürer, “Büyük bir mücadeleyle hayvan kurtarılmış; ancak Türkiye hayvan hastalıklarını önleyemez, buzağı ölümlerinin önüne geçemezse hayvancılıkta ithalata bağımlılık devam edecektir. Şap hastalığı ile et, süt, buzağı ve hayvan kayıpları yaşanması hayvancılıkta sorunları katladı. Şap kolay yayılan bir hastalık. Doğru ve zamanında aşılama ve gerekli önlemlerle sorun aşılabilir ” dedi. TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için kırsalda kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Hayvancılığın olduğu her köyde mutlaka veteriner, tarımın olduğu her yerde de ziraat mühendisi bulunmalıdır. Ayrıca hayvancılığı yapan kişi çiftçilik de yapmıyorsa bu işin sürdürülebilirliği risk altındadır” ifadelerini kullandı. Yem fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, yem maliyetlerinin üreticinin belini büktüğünü belirterek, “Yem almak zorunda kalan üreticinin gideri daha da artıyor. Bu nedenle hem çiftçilik hem hayvancılık birlikte yapılmak zorunda” dedi. “İNEK SAYISI ÇOK, SÜT AZ” Süt verimliliğinin ülkenin milli gelirine doğrudan etki ettiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırarak, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var, Türkiye’de ise 6,5 milyon. Ancak Fransa bizden daha fazla süt üretiyor. Bunun nedeni hayvan refahının ve hayvan beslenmesine yönelik gerekli desteğin sağlanmaması. Türkiye, Fransa’dan fazla ineğe sahip olup Fransa’dan fazla süt ürettiği gün bu sorunlarını aşacaktır” değerlendirmesinde bulundu. “DİNLEYEN VAR, İCRAAT YOK” Üretici Zülfü Ünal ise çiftçilik ve hayvancılığın birlikte yapılmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Benim 350–400 dönüm arazim var. Hayvanlarım için arpa, fiğ, yonca ekiyorum. Bunun yanında buğday üretip una destek olmak, ekmek fabrikalarına göndermek istiyoruz” dedi. Kuraklık ve kıtlık dönemlerinde çiftçilerin borç batağına sürüklendiğini ifade eden Ünal, “Çiftçi tarım kredi ve bankalarla çalışmak zorunda kalıyor; herkes borçlu. Mahsul alamadığında mecburen tarlasını, hayvanını, arabasını satmaya çalışıyor. Borç ertelemesi yok, herhangi bir destek yok” diye konuştu. 2024 yılında ÇKS kaydı yaptırmalarına rağmen bazı destekleri hâlâ alamadıklarını belirten Ünal, şap hastalığından kaynaklanan süt kaybı için de herhangi bir destek verilmediğini söyledi. Ünal, “tarım müdürlüklerine gidiyoruz, derdimizi anlatıyoruz. Herkes ‘tamam’ diyor ama kimse dönüp bakmıyor. Dinliyorlar ama icraata gelince ortada kimse yok. Biz icraat bekliyoruz, yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

CHP'li Gürer: ''Üreten Kazanamıyor, Tüketen Alamıyor!'' Haber

CHP'li Gürer: ''Üreten Kazanamıyor, Tüketen Alamıyor!''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara Haymana ilçesinde Haymana CHP İlçe Başkanı Kasım Koç ile köylerde çiftçilerle gerçekleştirdiği buluşmada Türkiye tarımının karşı karşıya olduğu yapısal sorunları çarpıcı verilerle ortaya koydu. Çiftçilerle görüşmesi sonrası açıklamalarda bulunan Ömer Fethi Gürer üretici ürettiğinden kazanamıyor. Girdi maliyetleri üretici ve çiftçiyi zorluyor. Tarım arazilerinin hızla yok olduğunu gibi üretici sayısının azalıyor. 2025 yılında ciddi ürün kayıpları yaşandı” dedi. Gürer, mevcut tarım politikalarının hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini belirterek üretici ne ekersek zarar eder duruma düştük diyorlar. Soğandan zarar eden çiftçi biz soğan yetiştiriyoruz satamıyoruz. İktidar ithalat yapıyor” diye tepkisi ifade etti “dedi. Köy muhtarı İsmet Gökdemir’de köyümüz tarım ile geçim sağlıyor ancak gelir gider dengesi bozulunca sıkıntılarımız arttı” dedi. “5 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİMİZ YOK OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülke genelinde çiftçimizi üreticimizi köyünde dinliyoruz. Tarımda sorun var. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin tarımda alarm veren bir tablo oluştu.1980 yılına göre neredeyse 5 milyon hektardan fazla tarım arazimiz ortadan kalktı. Çiftçi sayımız her geçen yıl azalıyor. ÇKS’ye kayıtlı yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçimiz var” dedi. Üretimdeki daralmanın yalnızca rakamsal bir gerileme olmadığını ifade etti TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri komisyon üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında tahıl, bitkisel üretim ve bahçe ürünleri başta olmak üzere toplamda bir önceki yıllara kıyasla yaklaşık 18 milyon tonluk ürün kaybı yaşandığını dile getirdi. Tarımda yaşanan sorunların ithalatı artırdığını ve Türkiye’yi giderek daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini söyleyen Gürer, “Tarım sorunlu yürüdükçe ithalat artıyor, dışa bağımlılık derinleşiyor. Yerli üretici üretimden vazgeçiyor. Sıkıntılar katlanıyor ve bu durum doğrudan raftaki ürüne yansıyor” diye konuştu. “ÜRETEN KAZANAMIYOR, TÜKETEN ALAMIYOR” Üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalamadığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin bu nedenle tarımdan çekildiğini belirtti. Gürer, “Üreten, girdi maliyetlerinden para kazanamıyorum diye dert yanıyor ve bu işi bırakıyor. Raftaki ürünün fiyatı artınca da vatandaşın cebindeki para o ürünü almaya yetmiyor” ifadelerini kullandı. Bu süreçte asıl kazananın üretici ya da tüketici olmadığını söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin aracılar ve ithalatçılar lehine işlediğine dikkat çekti. “Üretenle tüketen mağdurken, aracılar ve ithalatçılar büyük paralar kazanıyor. Ette, sütte üreten de kazanamıyor; tüketen de pahalı ürün alıyor. Ama aracılık yapanın cebi doluyor” diyen Gürer, bu tablonun tarımda köklü bir sistem değişikliğini zorunlu kıldığını vurguladı. “SİSTEM DEĞİŞMELİ, KOOPERATİFÇİLİK GÜÇLENDİRİLMELİ” CHP’li Ömer Fethi Gürer, çözümün kamucu bir anlayışla, kooperatifçiliğin güçlendirildiği yeni bir tarım modelinden geçtiğini ifade ederek, “Üreticinin girdi maliyetlerini makul bir kârla karşılayabileceği, yaşamını sürdürebileceği ve çiftçi refahının sağlanacağı bir sistem oluşturulmalıdır” dedi. Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik kredi politikalarını da eleştiren Gürer, bankanın çiftçilerin bankası olması gerekirken BAĞ-KUR prim borcu gerekçesiyle kredi vermediğini söyledi. Gürer, “Ziraat Bankası, çiftçide BAĞ-KUR prim borcum var diye kredi vermiyor. Oysa bu banka çiftçilerin bankası konumuna getirilmelidir” şeklinde konuştu. “İCRALAR DURDURULMALI, BORÇLAR ÖTELENMELİ” Çiftçilerin borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve icralarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Gürer, acil önlemler alınması gerektiğini belirtti. Gürer, “Çiftçiler borçlarını ödeyemiyor, kapıda icra var. Bunun için çiftçi borçları ötelenmeli, yeni kredi desteği sağlanmalı ve icralar durdurulmalıdır” dedi. Bu konular özelinde TBMM Başkanlığına ayrı ayrı Kanun Teklifleri de verdiğini belirten Gürer, “Kanun tekliflerimiz TBMM’de bir an önce görüşülerek yasalaşmalı ve çiftçi bir nebze olsun nefes almalıdır” dedi. Tarım sigortalarına da değinen Gürer, TARSİM’in mevcut yapısının üreticiyi yeterince korumadığını ifade ederek, “TARSİM sigortası yeniden yapılandırılmalı, çiftçinin ve üreticinin olumsuz koşullarda uğradığı zararları gerçekten sahiplenecek bir sigorta anlayışı geliştirilmelidir” çağrısında bulundu. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuşmasının sonunda tarımın stratejik bir sektör olduğunun altını çizerek, üretimin sürdürülebilirliği için üreticiyi merkeze alan, kamucu ve planlı bir tarım politikasının hayata geçirilmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Türkiye’mizin Gelişmesinin Önüne Baraj Kurmayın! Haber

Türkiye’mizin Gelişmesinin Önüne Baraj Kurmayın!

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın, yurtdışı gümrüksüz alışverişin kaldırılmasına karşı yazılı açıklama yayınladı. Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren gümrüksüz yurtdışı alışveriş limitinin kaldırılmasına X hesabından tepki gösteren Aydın, gençlerin erişimde zorlandığı donanımları dışarıda vergilendirmenin içeride de kontrolsüz fiyatlandırmaya neden olacağına dikkat çekerken yerli üretimin teşvik edilemeyeceğine değindi. Açıklamanın tamamı: “Dünya bir teknoloji devrimi yaşıyor. Bu devrimi Türk gençliği de çok yakından takip ediyor, dünyanın bilgisini ülkemize transfer ediyor, büyük bir iştahla öğreniyor, üretiyor ve fikirlerini hayata geçiriyor. Gençlik kıt imkanlarla yenilik yapıyor, kendi robotlarını üretiyor, dünyayla aramızdaki teknolojik makası kapatmak için büyük bir enerji sarf ediyor. Ancak, bu üretim için gerekli parçaları -tüm dünya gibi- yurt dışından getirmemiz gerekiyor. Yurt dışından yapılan bireysel alımlara tamamen gümrük uygulamak evinde teknoloji geliştiren çok sayıda gence *“sen sakın üretme, git fahiş fiyata son ürünü satın al” demektir.* Zaten alım gücümüz zayıfken, teknoloji devriminden Türk gençliğini izole etmektir. Gençlerin erişmek zorunda olduğu donanım ve bileşenler dışarıda vergilenip içeride de kontrolsüz fiyatlanıyorsa, burada ne yerli üretim teşvik edilir ne de teknoloji ekosistemi büyür. Memleketimiz için araştıran-geliştiren ve üreten gençler çok haklı bir soru soruyor: *Ülkemizde üretilmeyen parçaları nasıl temin edeceğiz?* Zaten büyük vergi teşvikleriyle ihya olan dev küresel şirketlere ve ithalat tekellerine gençlerimizi ezdirmeyin! Türkiye’mizin gelişmesinin önüne baraj kurmayın!”

Gürer: "Tarımda İhracat Geriledi, İthalat Artıyor" Haber

Gürer: "Tarımda İhracat Geriledi, İthalat Artıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörüne ilişkin dış ticaret verilerini değerlendirerek, “Tarım ürünleri ihracatı geriliyor, ithalata bağımlılık giderek derinleşiyor.” dedi. Gürer, açıklanan verilerin tarımda ihracat ile ithalat arasındaki dengenin giderek ithalat lehine bozulduğunu ortaya koyduğunu belirterek, bu durumun yerli üretici üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracağını ifade etti. İthal ürün fiyatlarının raflara zam olarak yansıdığını vurgulayan Gürer, ithalatın piyasa dengeleme işlevi görmekten uzaklaştığını, aksine ithalatçıların kazancını artıran bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Gürer, tarım ürünlerine yönelik mevcut politikaların üretimi desteklemek yerine ithalatı teşvik eden bir anlayışa evrildiğini vurgulayarak, bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. DIŞ TİCARET FAZLASI YARI YARIYA ERİDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında tarım, gıda ve içecek sektöründe 27,69 milyar dolar ihracat, 18,24 milyar dolar ithalat gerçekleştirildi. Bu rakamlar, sektörün yıl genelinde dış ticaret fazlası verdiğini gösterdi. Ancak 2025 yılına gelindiğinde tablo hızla bozuldu. 2025’in ilk 10 ayında ihracat 22,2 milyar dolar seviyesinde kalırken, ithalat 18,48 milyar dolara yükseldi. Oysa 2024’ün ilk 10 ayında ithalat 15,19 milyar dolardı. Böylece ithalat, bir yıl içinde %21 oranında artış gösterdi. Bu gelişmeler sonucunda, 2024’ün ilk 10 ayında 7,24 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, 2025’in ilk 10 ayında 3,72 milyar dolara düştü. Bu gerileme ihracat–ithalat dengesinin %48,6 oranında bozulması anlamına geldiğini belirterek, “Tarımda elde edilen kazanım neredeyse yarı yarıya eridi” ifadelerini kullandı. TARIMDA İHRACAT DÜŞÜYOR 2025 yılının ilk 10 ayına ilişkin sektör bazlı verilerin, tarımın temel ürünlerinde ihracat kayıpları artığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer: Bakliyat: 151 milyon dolar düşüş Meyve suyu: 106 milyon dolar düşüş Yaş meyve ve sebze: 105 milyon dolar düşüş Yumurtacılık: 85 milyon dolar düşüş Kuru meyve ve sebze: 71 milyon dolar düşüş Şeker ve tatlandırıcılar: 62 milyon dolar düşüş Salça ve konserve: 43 milyon dolar düşüş Nişasta: 30 milyon dolar düşüş Tohumculuk: 24 milyon dolar düşüş var” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ürünlerinde önemli pazarı bulunan ürünlerimizde ihracat gerilemesi de üreticilerimiz için giderek soruna dönüşebilir. Üretim dengesine süreç olumsuz etki yaratabilir,” dedi. İTHALATTA : ŞEKERLİ MAMULLER, BİTKİSEL YAĞ VE CANLI HAYVAN ÖNE ÇIKIYOR Şekerli mamuller sektörü 905 milyon dolar artarak, bir önceki yılın ilk 10 aylık dönemine göre yüzde 80 artış gösterdi. Bitkisel yağ sektörü 737 milyon dolar artarak yüzde 40 oranında yükseldi. Çay, kahve ve baharat sektörü 376 milyon dolar artarak yüzde 66 arttı. Canlı hayvan sektörü, ilk 10 aylık dönemde 343 milyon dolar artarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56 artış gösterdi. Hayvan yemi sektörü 443 milyon dolar artarak yüzde 10 artış yaşadı. Yaş meyve sektörü 276 milyon dolar artarak yüzde 128 oranında yükseldi. Sert kabuklu meyveler sektörü 198 milyon dolar artarak yüzde 52 artış gösterdi. Makarna sektörü 32 milyon dolar artarak yüzde 150 gibi dikkat çekici bir artış kaydetti. Kuru meyve ve sebze sektörü ise 18 milyon dolar artarak yüzde 46 artış sağladı. Ömer Fethi Gürer, “Hayvan yemi ithal eden, bitkisel yağı dışarıdan alan, canlı hayvanı başka ülkelerden getiren bir ülke durumundayız. Bir an önce kendi kendine yeten ülke durumuna geleceğimiz uygulamalara geçmeliyiz” dedi. TARIM VE GIDADA İHRACAT IRAK’TA YOĞUNLAŞTI “2025 yılının ilk 10 ayına ait tarım, gıda ve içecek sektörü dış ticaret verileri, ihracatta ülke ve sektör bazında dar bir alanda olduğumuzu gösteriyor ,” diyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülke bazında ihracatta Irak 2 milyar 620 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Irak’ı Almanya (1 milyar 662 milyon dolar), ABD (1 milyar 505 milyon dolar), Rusya Federasyonu (1 milyar 358 milyon dolar) ve İtalya (1 milyar 9 milyon dolar) izledi,” dedi. ŞEKERLİ MAMULLER İHRACATTA ÖNE ÇIKTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Sektör bazında ihracat verilerine göre, şekerli mamuller sektörü 2 milyar 929 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Bunu yaş meyve ve sebze (2 milyar 689 milyon dolar), sert kabuklu meyveler (1 milyar 859 milyon dolar), bitkisel yağ sektörü (1 milyar 706 milyon dolar) ve balıkçılık ve su ürünleri (1 milyar 691 milyon dolar) takip etti,” şeklinde konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracat artışının sınırlı sayıda sektörde yoğunlaştığı, tarımın birçok temel kolunda önceki yıla göre düşüş yaşandığı dikkat çekti. İTHALATTA HAYVAN YEMİ VE BİTKİSEL YAĞ BAĞIMLILIĞI SÜRÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülke bazında ithalatta Rusya Federasyonu 2 milyar 466 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Rusya’yı Brezilya (1 milyar 895 milyon dolar), Ukrayna (1 milyar 598 milyon dolar), ABD (1 milyar 211 milyon dolar) ve Malezya (845 milyon dolar) izledi. Sektörel olarak bakıldığında, hayvan yemi ithalatı 4 milyar 680 milyon dolarla açık ara ilk sırada yer aldı. Bitkisel yağ (2 milyar 571 milyon dolar) ve şekerli mamuller (2 milyar 23 milyon dolar) ithalatı da yüksek seviyelerde seyretti. Canlı hayvan ve kahve-çay-baharat ithalatı ise yaklaşık 1 milyar dolar düzeyine yaklaştı,” dedi. ÜRETİM KAYBI SADECE İKLİMLE AÇIKLANAMAZ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yanlış tarım politikalarının 2025 yılında tarımsal üretime ağır biçimde yansıdığını belirterek, son iki yılda yaşanan kayıpların yalnızca küresel iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını vurguladı. Gürer, TÜİK verilerine göre tahıl ve bitkisel üretimde yaklaşık 10 milyon ton, meyvede ise resmi kayıtlara göre 8 milyon tonluk kayıp yaşandığını, kayıt dışı üretim de dikkate alındığında meyvedeki kaybın 10 milyon tona ulaştığını ifade etti. Asıl sorunun yönetimsel eksiklikler ve planlama yetersizliği olduğuna dikkat çekerek, özellikle su politikalarının ve arz-talep dengesinin öngörülebilir, planlı ve kamucu bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. ÇİFTÇİ DESTEKLERİ YETERSİZ, GIDA ARZI RİSK ALTINDA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda yaşanan krizin derinleşmesinin en önemli nedenlerinden birinin çiftçiye verilen desteklerin yasal zorunlulukların çok gerisinde kalması olduğunu dile getirdi. Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye milli gelirin yüzde 1’i oranında, yani 722 milyar lira destek verilmesi gerekirken, öngörülen desteğin yalnızca 168 milyar lira olduğunu belirten Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin dahi bu desteği karşılamaya yetmediğini kaydetti. 2025 yılının çiftçi açısından son derece sorunlu geçtiğini, gelirlerin daraldığını ve bazı ürünlerin tarlada kaldığını vurgulayan Gürer, besicilerin ise artan yem fiyatları nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, ithalat lehine bozulan dış ticaret dengesinin de iyi okunması gerektiğini belirterek, kooperatiflerin güçlendirildiği, aracılığın azaltıldığı, girdi maliyetlerinin düşürüldüğü ve üreticiyi ayakta tutan politikaların acilen hayata geçirilmemesi halinde Türkiye’nin gıda arzında ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Pirinç İthalatı Ekim Ayında 13 Kat Arttı Haber

Pirinç İthalatı Ekim Ayında 13 Kat Arttı

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, çeltik üreticilerinin ürünlerini satamaz hale geldiği bir dönemde pirinç ithalatının Ekim ayında 13 kat artmasına sert tepki gösterdi. Ün, yanlış ithalat ve fiyat politikalarının üreticiyi çıkmaza sürüklediğini vurguladı. Türkiye’nin çeltik üretiminde başı çeken ili Edirne’de, fiyatların aşırı düşmesi nedeniyle üreticilerin büyük mağduriyet yaşadığını belirten Ün, son yıllarda çiftçinin üst üste darbeler aldığını söyledi. Kuraklık, zararlılar ve artan maliyetlerle mücadele eden üreticinin bu kez piyasa fiyatlarıyla vurulduğunu ifade eden Ün, şunları kaydetti: “Çeltik üreticisi ürününü ya elinde tutmak zorunda kaldı ya da zararına satıyor. Oysa çeltik üretiminin desteklenmesi gerekirken, uygulanan fiyat politikaları üretimi sürdürülemez hale getiriyor. Türkiye yılda ortalama 1 milyon ton çeltik üretiyor. Bu politikalarla ne üretimi koruyabiliriz ne de üretici bulabiliriz. Toprak Mahsulleri Ofisi bir an önce devreye girmelidir.” Son yıllarda pirinç ithalatında olağanüstü bir artış yaşandığına dikkat çeken Ün, fiyatlardaki düşüşün temel nedeninin ithalat olduğunu söyledi. Verilerle durumu ortaya koyan Ün, “Geçen yıl Ekim ayında 1.707 ton olan pirinç ithalatı, bu yıl aynı ayda 13 kat artarak 22 bin 569 tona çıktı. Ocak–Ekim döneminde ise ithalat yüzde 70 artışla 126 bin tonu aştı. Hasat döneminde ithalata izin verilmemesi gerekirken, Tarım ve Orman Bakanlığı üreticiyi koruyacak hiçbir adım atmıyor. Tam tersine, çiftçinin ürünü değer kaybederken ithalatın önü açılıyor” dedi. AKP iktidarının tarımda üretim yerine ithalatı tercih ettiğini vurgulayan Ün, Edirne ve Trakya çiftçisinin bu anlayıştan doğrudan etkilendiğini belirtti. Ün, “Edirne için üç temel ürün var: Ayçiçeği, buğday ve çeltik. Ayçiçeği ve Buğday ithalatında da dünyada birinci sırada yer alıyor. Çeltikte ise ithalatta 12’inci sıradayız. Bölge çiftçisi ne üretirse üretsin, ithalat sopasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu koşullarda çiftçi nasıl ayakta kalsın?” diye konuştu. Sulama altyapısındaki eksikliklerin giderilmediğini, kuraklıkla mücadelede yeterli adım atılmadığını belirten Ün, “Kuraklık var, ithalat var, fiyat yok. Çiftçi ne yapsın? Çözüm bellidir: TMO etkin şekilde devreye girmeli, taban fiyat üreticiyi koruyacak düzeyde açıklanmalı, hasat döneminde ithalat durdurulmalıdır. Yapılacaksa bir iş önce Edirneli üreticinin elindeki çeltiği alsınlar” ifadelerini kullandı. Trakya’da çiftçilerin tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını söyleyen Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu düzen ilk seçimlerde değişecek. Bölgenin ürettiği ürünler, aynı zamanda ithalat konusu olmaktan çıkarılacak. Kimse Edirne ve Trakya çiftçisini ithalatla dizayn edemeyecek. Önceliğimiz su, üretim ve alın terinin karşılığı olacak. Çiftçimizi hiçbir zaman ithalata ezdirmeyeceğiz. Güzel günleri hep birlikte, üreterek ve çalışarak inşa edeceğiz.”

Hayvan Varlığı Azalıyor, Kişi Başı Et Tüketimi Düşüyor Haber

Hayvan Varlığı Azalıyor, Kişi Başı Et Tüketimi Düşüyor

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektörünün her geçen yıl daha ağır bir krize sürüklendiğini belirterek hayvan varlığındaki azalma, et–süt fiyatlarındaki yükseliş, artan ithalat ve yanlış politikaların üreticiyi çökerttiğini söyledi. Gürer, özellikle 2025 yılında şap hastalığı nedeniyle yaşanan kayıpların da kamuoyundan gizlendiğini ifade ederek ‘Besici desteklenmezse Türkiye’nin et–süt sorunu kalıcı hale gelir’ uyarısında bulundu. “HAYVAN VARLIĞI AZALIYOR, KİŞİ BAŞI ET TÜKETİMİ DÜŞÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan krizin derinleştiğini belirterek, “Ülkemizde hayvancılıkla ilgili sorunlar giderek artıyor. Hayvan varlığımız azalıyor, kişi başı et tüketimi düşüyor. Hayvan varlığının azalmasıyla ortaya çıkan sorunlar ithalatla kapatılmaya çalışılıyor.” Gürer, 1980 yılı ile 2024 yılı arasındaki tabloyu karşılaştırarak, nüfus iki katına çıkmasına rağmen hayvan varlığının gerilediğine dikkat çekti. 1980’de 84,5 milyon olan toplam hayvan varlığının 2024’te 71,8 milyona düştüğünü belirten Gürer, “Nüfusumuz 90 milyona ulaştı, ancak kişi başına düşen et varlığı geriledi” dedi. İTHALAT ARTIYOR: “3 YILDA 1 MİLYON 700 BİNDEN FAZLA HAYVAN GETİRİLDİ” CHP’li Gürer, et ithalatının hızla arttığını da belirterek, “2023 yılında 818 bin 17 hayvan ithal edildi; 1 milyar 163 milyon dolar ödendi. 2024’te ithal edilen hayvan sayısı 373 bin 126 oldu; 704 milyon dolar ödendi. 2025 yılı henüz bitmedi ama 526 bin 554 hayvan ithal edildi, karşılığında 831 milyon dolar ödendi.” Gürer, üç yılda toplam 1 milyon 717 bin 697 hayvan ithal edildiğini, Türkiye’nin bu ithalat için 2 milyar 699 milyon dolar ödediğini belirtti. “Ne ette sorun bitiyor ne sütte. İthalat artıyor ama hayvan varlığımız artmıyor.” ifadelerini kullandı. “YEM FİYATLARI VE AHIR GİDERLERİ ÜRETİCİYİ BİTİRDİ” Hayvancılığın sorunlu hale geldiğini söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bunun temel nedenlerini tek tek sıraladı: “Yem fiyatlarının sürekli artması hayvancılığı sürdürülebilir olmaktan çıkardı. 50 kiloluk süt yemi 900 liraya dayandı. Ahır giderleri durmuyor. Hayvancılık kârlı bir iş olmaktan çıktı. Besiciler ödemelerde güçlüğe düşünce icra yoluyla hayvanlarına el konuyor. Böyle olunca hayvancılığın sürdürülebilirliği sorunlu hale geldi.” “ÇİĞ SÜT FİYATI ARTMIYOR, ÜRETİCİ KAYBEDİYOR TÜKETİCİ PAHALI ALIYOR” Çiğ süt fiyatının maliyetlerin altında kalmasının küçük aile işletmelerini bitirme noktasına getirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt fiyatı küçük aile tipi işletmelerde artmayınca maliyetlerin altında bir süt fiyatı oluştu. Üretici kazanamıyor, tüketici daha pahalı ürün alıyor. Bu işte ithalatçılarla aracılar vurgunu vuruyor, iktidar seyrediyor,” diye konuştu. “ŞAP HASTALIĞI KAYIPLARI GİZLENİYOR” Gürer, 2025 yılında yaşanan şap hastalığı krizine de dikkat çekerek, “2025 yılında şap hastalığıyla ortaya çıkan kayıplardan dahi bakanlık doğru bilgi vermiyor. Çok sayıda hayvan öldü. Et ve süt kayıpları oluştu. Hayvancılık bu yıl daha sorunlu bir biçime dönüştü,” dedi. “ÇÖZÜM: MERA HAYVANCILIĞINA DÖNÜŞ VE BESİCİNİN DESTEKLENMESİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümünün doğru politika uygulamalarıyla mümkün olduğunu belirterek, “Hayvancılıkta sorunların bitmesi için mera hayvancılığına dönülmesi gerekiyor. Ahır giderleri düşürülmeli, her yerde veteriner bulundurulmalı. Besici desteklenmeli. Kırsalda yeniden hayvancılık mera hayvancılığına dönüşmeli. Kapalı alanda yapılan hayvancılığın yarattığı giderlerdeki artış mera hayvancılığıyla düşürülmeye çalışılmalıdır,” şeklinde konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta ithalat odaklı politikaların yerini üreticiye destek veren bir anlayışa dönüştürülmemesi durumunda hem üreticinin hem tüketicinin ağır bedel ödeyeceğini belirterek iktidarı kalıcı ve yapısal önlemler almaya çağırdı. İTHALATTA KİRLİ İLİŞKİLER CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer 2010 yılında et ve hayvan ithalatı başladığını hatırlatarak 10 milyona yakın hayvan ithalatının sorunlara çözüm olmadığı gibi Büyükbaş Hayvan varlığının da yerinde saydığına ve et hayvan ithalatı başladığından beri skandallarında sürekli gündemde olduğuna işaret etti. Gürer hayvan ve et ithalatında birileri vurgun vurduğunu halkın ise uygun fiyatla et beklentisi karşılanmadığını söyledi. Son dönemde et ve süt kurumu ithalat yapsa da eti ve hayvanı temin edenlerle ilgili de iddialarının arkası kesilmediğini ve kirli ilişkilerin ortaya döküldüğünü, yerli üretici, besici yerine ithalatı vurguncularının önü açıldığını, ithal yemle de yerli üretici sürekli zamlanarak çok yönlü hayvancılığı sürdüremez kılınmaya çalışıldığını belirtti.

İthalattaki Yüksek Artış Bir Risk! Haber

İthalattaki Yüksek Artış Bir Risk!

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye’nin 2025 Eylül ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3 artışla 22,6 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 8,8 artışla 29,5 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk dokuz ayında ise ihracat yüzde 4,1 artışla 200,6 milyar dolar, ithalat ise yüzde 5,9 artışla 267,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Eylül ayında 447,9 milyon dolar ihracat yaptığını belirterek, “Ocak-Eylül döneminde ihracatımız geçen yıla göre yüzde 7,5 artarak 3,5 milyar doları aştı. Bu başarı, Eskişehir sanayicisinin üretim gücünün ve ihracat kabiliyetinin bir yansımasıdır” dedi. İthalattaki Yüksek Artış Bir Risk Kesikbaş, ihracat artışına rağmen ithalatın daha yüksek oranda yükseliş göstermesinin cari açık açısından risk oluşturduğunu vurguladı. “İthalattaki yüksek artış, üretimde kullanılan ara malı ve hammaddelerde dışa bağımlılığın devam ettiğini göstermekte. Ayrıca, iç talebin büyük ölçüde ithal ürünlerle karşılanması, cari açığın büyümesine ve döviz dengesinin bozulmasına yol açmakta. Üretim kapasitemizi artıracak, ithalata bağımlılığı azaltacak imalat yatırımlarına öncelik verilmelidir. Finansmana erişim koşulları kolaylaştırılmalı, sanayicimizin uygun maliyetli kaynaklara ulaşması sağlanmalıdır” dedi. Kesikbaş ayrıca, yatırım ortamının daha öngörülebilir ve cazip hale getirilmesinin sanayinin dönüşümü açısından kritik olduğunu belirterek, “Eskişehir; yetişmiş insan gücü, teknik birikimi ve üretim kültürüyle Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sunmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Bu Ülkenin Köylüsünün Yüzlerine Nasıl Bakacaksınız! Haber

Bu Ülkenin Köylüsünün Yüzlerine Nasıl Bakacaksınız!

Gelecek Partisi Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Durmazlar düzenlediği basın toplantısında sıfır vergiyle yapılan mısır ithalatını eleştirdi. Gelecek Partisi Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Durmazlar yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle 22 Temmuz 2025 tarihinde meydana gelen orman yangınında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet diliyoruz. Şehadetlerinden sonra Adalet Bakanlığı tarafından Eskişehir ve Afyon Cumhuriyet Başsavcılıklarınca bir soruşturma başlatılmıştı. Bugüne kadar can kayıpları ve yangının çıkış nedeni hakkında kamuoyu vicdanını soğutabilecek bir açıklama yapılmadı. Bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Yangınlardan da anlaşılabileceği gibi Tarım ve Orman Bakanlığındaki liyakatsizlik, denetimsizlik, yangın sezonuna hazırlanmamanın yaşattığı sorunlar, yangın esnasında yaşanılan krizi yönetememenin verdiği zafiyet arşa çıkmıştır. Ancak Bakanlık buradaki zafiyetini söz konusu ithalat olduğunda, rant olduğunda hızla kapatmış ve maharetlerini sergileyerek Amerikalı Cargill ve Bunge şirketlerine 15 gün süreli 0 KDV ile 500.000 ton mısır ithalat yetkisi vermiştir. Şimdi Bakan Yumaklı’ya soruyoruz: Günlerce Orman işçileri ve AFAD gönüllüleri ile birlikte çalışarak, dağ tepe demeden size destek veren, kendi araçlarıyla su taşıyan çiftçi; mısırını hasat edecekken 0 vergiyle 500.000 ton mısır ithalatı yapmak hangi vicdana ve ahlâka sığar? 10 gün önce elini sıktığınız Kümbetli, Karaörenli, Bursalı, Sakaryalı bu ülkenin köylüsünün yüzlerine nasıl bakacaksınız? Bu ithalat kararı 14 Temmuz 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı kararı olarak yayımlandı. Bu izin 14 Temmuz 2025 – 31 Temmuz 2025 tarihleri arasını kapsıyor. Bu ithalatlar hakkında sorumuz şu 15 gün içinde 500 bin ton mısır nasıl toplandı? Çıkış ülkesinde evraklar ne kadar zamanda hazırlandı? Gemiler ne kadar zamanda yol aldı? Tüm bu süreçlerin 15 gün içinde tamamlanması hayatın normal akışına uygun değildir. Bu organizasyonlar Amerikalı şirketlerin durumdan haberi olduğunu gösteriyor. Şimdi ise Toprak Mahsulleri Ofisi kararı ile 225 bin ton arpa ithalatı için 31 Temmuz 2025 tarihinde uluslararası ihale açıldı. Bu ihaleyi de yabancı bir firma aldı. Ülkemizde arpa buğday için hasat ve harman devam ederken 8 Ağustos - 29 Ağustos arasında; İskenderun limanına 75 bin, Mersin limanına 25 bin ton, İzmir limanına 50 bin ton, Bandırma limana 25 bin ton, Tekirdağ limanına 25 bin ton, Samsun limanına 15 bin ton ve Trabzon limanına 10 bin ton ithal arpa, buğday gelecek. Bu sürecin sonunda kazananlar rantçılar, yabancı çiftçi ve aracılar; kaybeden ise Türk çiftçisi ve Türk tarımı olacaktır. Bu liyakatsizlik kendini sahte diploma ve sahte belgelerde de göstermiştir. Bu olaylar iktidar için turnusol kâğıdıdır. 2019 yılında rantçılara, devletin malına göz dikenlere, çetelere karşı savaş açan genel başkanını ihraç için disipline veren parti şimdi sahtekârlıkları arşa çıkmış sahte diplomalı milletvekilleri için ne yapacak? Süreç iktidar partisinin AK Parti mi yoksa Sahtekarlıkları Aklayıp Kayıran Parti mi olduğunu gösterecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.