SON DAKİKA
Hava Durumu

#Istihdam

Porsuk Haber Ajansı - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tepebaşı'nda Hayat Engel Tanımıyor Haber

Tepebaşı'nda Hayat Engel Tanımıyor

Tepebaşı Belediyesi Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, 18–40 yaş arası zihinsel yetersizliği bulunan gençlere yönelik eğitim ve destek hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Merkezde zihinsel yetersizliğin yanı sıra otizmli ve Down sendromlu gençler de eğitim alıyor. Başkan Ataç yapılan bu çalışmaları “Biz Tepebaşı’nda insana yatırım yapıyoruz. Ortaya koyduğumuz bu projelerin de karşılığını görmek bizleri çok mutlu ediyor” dedi. Hafta içi her gün sabah 09.00 ile akşam 16.00 saatleri arasında devam eden eğitimlerde, gençlerin hem akademik hem de günlük yaşam becerilerini geliştirmeye yönelik kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Akademik beceri eğitimlerinin yanı sıra günlük yaşam ve öz bakım eğitimleriyle gençlerin bağımsız bireyler olarak hayata katılmaları hedefleniyor. Merkezde eğitim alan üç öğrenci ise Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (EKPSS) hazırlanıyor. Gençlerin sosyalleşmesi ve üretkenliklerini ortaya koyabilmesi amacıyla sanat atölyeleri de merkezde önemli bir yer tutuyor. Resim, mozaik, ahşap, taş boyama ve dokuma gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren atölyelerde hazırlanan ürünler, yılda iki kez düzenlenen sergilerle kamuoyuyla buluşturuluyor. Merkezin hizmet anlayışında bağımsızlaşma önemli bir yer tutuyor. Bu doğrultuda servis hizmeti belirlenen noktalardan sağlanıyor; gençlerin bu noktalara kendi başlarına gelmeleri teşvik edilerek sorumluluk alma ve hayata hazırlık süreçleri destekleniyor. Dileyen gençler ise merkeze kendi imkânlarıyla gelip gidebiliyor. Merkezde ayrıca öğle yemeği hizmeti de sunuluyor. Ailelere yönelik eğitimler, bireysel görüşmeler ve psikolog desteğiyle hem gençlerin hem de ailelerin sürece daha güçlü şekilde dahil olması sağlanıyor. Merkezde sunulan tüm eğitimler, servis hizmeti ve destekler tamamen ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Başkan Ataç: Somut projeler üretiyoruz Merkezde yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, engelli bireylerin yaşamın her alanında güçlü bir şekilde var olabilmesi için uzun yıllardır kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Ataç, “Engelli bireylerimizin yalnızca yanında olduğumuzu söylemekle yetinmiyoruz; onların hayatın tam merkezinde yer alabilmeleri için somut projeler üretiyoruz. Engelliler Sosyal Yaşam Merkezimiz bu anlayışın en önemli örneklerinden biri” dedi. Tepebaşı Belediyesi olarak engelli bireylerin hayata kazandırılması ve istihdam edilmesi konusunda çok yönlü çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Başkan Ataç, “Sosyal Yaşam Merkezimizin yanı sıra montaj atölyelerimiz, Gökkuşağı Kafelerimiz var. Bu alanlarda engelli bireylerimizin üretime katılmasını, emeklerinin karşılığını almasını ve toplumla iç içe olmasını önemsiyoruz. Bizim için asıl başarı, onların kendi ayakları üzerinde durabildiğini görmek. Çünkü biz Tepebaşı’nda insana yatırım yapıyoruz. Ortaya koyduğumuz bu projelerin de karşılığını görmek bizleri çok mutlu ediyor.” diye konuştu. Başkan Ataç, Tepebaşı Belediyesi’nin engelli bireylerin yaşamın her alanında eşit, özgüvenli ve mutlu bireyler olarak yer alabilmesi için çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdüreceğini belirterek, “Onların hayalleri bizim yol haritamızdır” ifadelerini kullandı.

Seçim Ekonomisi Devrede! Haber

Seçim Ekonomisi Devrede!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, iktidarın açıkladığı enflasyon ve işsizlik verilerinin toplumun ekonomik gerçekleriyle örtüşmediğini belirterek, AKP’nin ekonomi politikanın açık biçimde bir seçim ekonomisi hazırlığı olduğunu söyledi. Karabat: “Algı var, gerçek yok. Amaç erken seçim zemini yaratmak.” dedi. “ALGIYLA EKONOMİ YÖNETİLİYOR!” Karabat, AKP’nin yıllardır yaptığı gibi ekonomik krizi rakamlarla perdelemeye çalıştığını vurgulayarak, “Sözde işsizlik tek haneye düşüyor, enflasyon geriliyor. Ama çarşıda, pazarda, mutfakta yaşanan gerçek bambaşka. Amaç net: seçim” ifadelerini kullandı. İŞSİZLİK RAKAMLARI GERÇEĞİ GİZLİYOR! Yeni yatırımın olmadığını, istihdam alanlarının genişlemediğini hatırlatan Karabat, TÜİK verilerinin dar tanımlı işsizliği düşük gösterdiğine dikkat çekti. Dar tanımlı işsizliğin yüzde 7,7’ye düşürüldüğünü belirten Karabat, “Gerçek işsizliği yansıtan atıl iş gücü oranı ise yüzde 28,6. Yani neredeyse her üç kişiden biri işsiz ya da güvencesiz” dedi. “MERKEZ BANKASI DA ALGI OPERASYONUNUN PARÇASI” Merkez Bankası yönetiminin de bu algı operasyonunun parçası olduğunu söyleyen Karabat, son aylarda açıklanan düşük aylık enflasyon oranlarının yıllardır biriken hayat pahalılığını örtmeye dönük olduğunu belirtti. “Enflasyon verileriyle oynanıyor, tablo pembeleştiriliyor.” diyen Karabat, asıl hedefin faizleri erken seçim öncesinde düşürmek olduğunu kaydetti. “GEÇİCİ BOLLUK, KALICI SEFALET PLANLANIYOR” Karabat’a göre iktidar; faiz indirimi, kredi genişlemesi ve kısa vadeli maaş artışlarıyla sahte bir rahatlama yaratmayı hedefliyor. Bu poltikanın sonucunun çok daha ağır bir ekonomik kriz olacağını vurgulayan Karabat; “Bu yol, nas döneminden bile daha sert bir çöküşe çıkar” dedi. “SAMİMİ DEĞİLLER” Emekli maaşları başta olmak üzere halkın gelirinin artırılmasının zorunlu olduğunu söyleyen Karabat, iktidarın bunu erteleyerek samimiyetsiz davrandığını belirtti. “Halk bugün geçinemiyor ama AKP ‘şartlar müsait olunca bakarız’ diyor. O şartlar hiçbir zaman gelmiyor” ifadelerini kullandı. Karabat açıklamasını sert bir uyarıyla tamamladı: “Adil bir vergi sistemi kurulmadan, rant düzeni sona ermeden, bütçe akılcı biçimde planlanmadan dağıtılacak her para, patlayan enflasyon karşısında buharlaşır. AKP, kısa süreli bolluk sunup, uzun süreli sefalet vaat etmektedir..”

Hatipoğlu: "Ortaya Konulan İcraata ve Eserlere Bakin!" Haber

Hatipoğlu: "Ortaya Konulan İcraata ve Eserlere Bakin!"

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, kamuoyunda tartışılan Eskişehir’e yapılan yatırımlarla ilgili bir açıklama yaptı ve belediyeleri eleştirilerde bulundu. Milletvekili Hatipoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "CHP’li belediyeyiz diye hükümet bize destek vermiyor. Cezalandırılıyoruz! Bu ve benzeri siyasi söylemleri siz de sıkça duyuyorsunuzdur, kıymetli hemşehrilerim. Peki, CHP’li belediyelerin kendi beceriksizliklerini örtmek için sürekli dillendirdiği bu iddialar gerçekten doğru mu? Gelin, hep birlikte somut verilerle Eskişehir’imize son bir kaç yılda hükümetimiz tarafından kazandırılan yatırım ve hizmetlere bakalım: Sanayi ve Teknoloji Yerli ve millî Eskişehir-5000 lokomotifi üretildi. Türkiye’nin ilk yerli hidrojen yakıtlı lokomotifi için üretim süreci başlatıldı. Beylikova Nadir Toprak Elementleri Pilot Tesisi hayata geçirildi. Ulaşım ve Altyapı Alpu Yolu Projesi kapsamında 11 km yol tamamlandı. Seyitgazi Yolu’nun 5 km’lik bölünmüş yol tamamlandı. Mihalgazi ve Sarıcakaya yollarında yapım çalışmaları devam ediyor. Hasanbey Lojistik Merkezi – OSB Demiryolu Hattı’nın temeli atıldı. 15 tramvay ve 15 elektrikli otobüs alımı, yatırım programına alınarak resmî onaydan geçti. Konut ve Sosyal Altyapı 14 ilçede toplam 5.952 TOKİ konutu tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi. (Bir kıyas yapmak gerekirse; Odunpazarı Belediye Başkanı’nın “37 konut yaptım” diyerek bunu başarı olarak sunması, tablonun kendisini açıkça ortaya koyuyor.) Eskişehir’de KYK yurt kapasitesi 20.000’e ulaştı; ayrıca 3.000 kişilik yeni yurt için yapım süreci başlıyor. Sağlık Sivrihisar Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Seyitgazi Kırka ve Sarıcakaya Aile Sağlığı Merkezleri vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Eğitim 25 yeni okulda toplam 465 derslik şehrimize kazandırıldı. 15 okul yerleşkesine halı saha, basketbol ve voleybol sahaları yapıldı. Tarım Tarımda 2 milyar TL tutarında modern sulama yatırımı hayata geçirildi. Bu projelerle 9 bin kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Spor Çankaya Kapalı Spor Salonu’nun temeli atıldı. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kapalı Spor Salonu hizmete açıldı. Kıymetli hemşehrilerim; burada yalnızca bir kısmını paylaştığımız bu yatırımlar, Eskişehir’e kazandırılan hizmetlerin tamamı değil. İrili ufaklı pek çok eser ve proje saymakla bitmez. Bu yüzden sizden ricam şudur: CHP’nin mesnetsiz söylemlerine değil, ortaya konulan icraata ve eserlere bakın. Şimdi gelin, biz de şu soruyu açıkça soralım: CHP’li belediyeler bugüne kadar altyapı ve üstyapı adına hangi somut yatırımları hayata geçirdi?"

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret Haber

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valiliği görevine atanan Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarette, Eskişehir’in sanayi altyapısı, üretim kapasitesi ve istihdama sağladığı katkılar ele alınırken; Organize Sanayi Bölgesi’nde devam eden ve planlanan yatırımlar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Kamu kurumları ile sanayi arasındaki güçlü iş birliğinin, kentin ekonomik kalkınması açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekildi. Başkan Küpeli, Eskişehir’in sanayi potansiyelinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, kamu kurumlarıyla uyum içerisinde yürütülen çalışmaların üretim, ihracat ve istihdam artışına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Küpeli, Vali Yılmaz’a yeni görevinde başarılar dileyerek, iş birliğinin artarak devam edeceğine olan inancını dile getirdi. Kentin sosyal, ekonomik ve idari yapısını yakından tanıdığını ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin üretim, ihracat ve istihdam alanlarında şehre sağladığı katkıları önemsediklerini belirtti. Vali Yılmaz, sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği ve nitelikli istihdamın artırılması noktasında kamu ve sanayi iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ziyarete; Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin yanı sıra Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Rıza Zeydan, Yavuz Ayva, Hamza Tınas, Samet Özkaya, Denetim Kurulu Üyeleri Erol Öz ve Hasan Hakan Bayar ile Bölge Müdürü Erhan Tatar yer aldı. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.

MEGEM 47'inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

MEGEM 47'inci Dönem Mezunlarını Verdi

Mesleki Edindirme ve Geliştirme Merkezi'nde (MEGEM A.Ş.) 47. dönem mezuniyet heyecanı yaşandı. 45 kişi mezun olarak iş hayatına atıldı. Mesleki Edindirme ve Geliştirme Merkezi’nde (MEGEM A.Ş.) 47. dönem mezuniyet heyecanı yaşandı. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) ile MEGEM A.Ş. iş birliğinde yürütülen Meslek Eğitim Kursları kapsamında, toplam 45 kursiyer mezun olarak sanayide iş hayatına adım attı. Dönem sonunda; CNC bölümünden 17, Kalite Kontrol bölümünden 9, Kaynak bölümünden 9 ve Makine Bakım ve Montaj bölümünden 10 kişi mezun oldu. “MEGEM, nitelikli iş gücü ihtiyacında kritik rol üstleniyor” Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, MEGEM’in sanayinin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamada önemli bir misyon üstlendiğini vurguladı. Küpeli, “Merkezimiz, yetiştirdiği kursiyerlerle hem firmalarımıza hem de gençlerimize önemli katkılar sağlıyor. 2026 yılının ilk mezunlarını verdik. 2026 yılı içinde hayata geçireceğimiz yeni yatırımlarla MEGEM’deki öğrenci sayısını önce 750’ye, iki yıl içerisinde ise 1000’e çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. MEGEM’in yalnızca bir eğitim kurumu olmadığını, aynı zamanda sanayi ile eğitim arasında güçlü bir köprü görevi gördüğünü belirten Küpeli, “Buradan mezun olan kursiyerlerimiz üretim sahalarına hızla uyum sağlayabilecek donanıma sahip oluyor. Böylece firmalarımız nitelikli personele daha hızlı ulaşırken, gençlerimiz de kalıcı istihdam imkânı elde ediyor. MEGEM’i büyüterek Eskişehir’i mesleki eğitimde Türkiye’nin örnek merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyoruz. Her dönem kurslarımıza başka şehirlerden gelip katılanlar oluyor. Bugüne kadar binlerce gencimizi sanayiye ve iş hayatına kazandırdık. Bu kişiler birer meslek sahibi olarak, ekonomimize değer katar hale geldiler ve artık kendi geçimlerini temin ediyorlar” ifadelerini kullandı. BEBKA desteğiyle eğitimler sanayinin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor MEGEM Yönetim Kurulu Başkanı ve Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Üyesi Samet Özkaya ise uygulamalı eğitim modelinin sanayinin beklentilerine doğrudan cevap verdiğini belirtti. Özkaya, “47. dönemde toplam 45 kursiyerimizi mezun ederek sanayiye kazandırdık. 48. dönem eğitimlerimiz devam ederken, BEBKA desteğiyle ilk olarak “CNC Abkant Pres Operatörlüğü” bölümünü açtık ve kurs sayımızı 6’ya çıkardık. Yakında “Plastik Enjeksiyon Operatörlüğü” bölümüne de ilk kursiyerlerimizi alacağız. Ardından halen hazırlıkları sürmekte olan ve sanayimizde çok ihtiyaç duyulan bir bölümü daha yakın zamanda açmayı planlıyoruz. Böylece hem kurs sayımız artarken, aynı zamanda sanayimizin büyük ihtiyaç duyduğu birçok alanda da nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye artan bir ivmeyle devam ediyoruz. Bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile BEBKA Kalkınma Ajansımıza projeler yoluyla bize sundukları destekler içinde çok teşekkür ediyoruz. Alınan her desteği ayakları yere basan ve sürdürülebilir bir proje olarak sanayimize kazandırıyor ve devamlılığını sağlıyoruz. Bu adımlarla, Eskişehir’de sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü daha güçlü bir eğitim altyapısıyla yetiştirmeye devam ediyoruz” diye konuştu.

CHP'li Karasu: ''İşsizlik Fonu Teşvik Kasası Değildir'' Haber

CHP'li Karasu: ''İşsizlik Fonu Teşvik Kasası Değildir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan son üç yılda işverene 208 milyar lira kaynak aktarılırken, işçilere ödenen tutarın 147 milyar lirada kaldığını belirten Karasu, “İşçinin primiyle büyüyen fon, işsiz kalanlara dar, işverene geniş çalışıyor. İşsizlik Fonu teşvik kasası değildir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacından uzaklaştırıldığını belirterek, fonun işsiz kalan yurttaşı koruyan bir sosyal güvence olmaktan çıkarılıp işveren teşviklerinin finansman aracına dönüştürüldüğünü söyledi. Karasu, “İşçinin primiyle büyüyen fon, işsiz kalanlara dar, işverene geniş çalışıyor” dedi. Karasu yaptığı yazılı açıklamada, İşsizlik Sigortası Fonu’nun emeğin primleriyle oluşan kamusal bir güvence mekanizması olduğunu vurguladı. Bugün yaşanan sorunun fonda kaynak bulunmamasıyla açıklanamayacağını belirten Karasu, asıl meselenin fonun işsizliği telafi eden bir güvence olmaktan çıkarılarak emek piyasasını esnekleştiren tercihlere bağlanması olduğunu vurguladı. Karasu, erişimi zorlaştıran koşullar ve işverene yönelen teşviklerin, sigorta mantığını zayıflattığına dikkatleri çekti. Karasu, işsizlik sigortasının bireysel bir yardım alanı olarak görülemeyeceğini belirterek, “Bu sistem; gelirin korunmasını, istihdamın sürekliliğini ve iş güvencesini birlikte taşıyan kamusal bir sözleşmedir. Fonun başarısı büyüklüğüyle değil, işsiz kaldığında yurttaşı ne ölçüde ayakta tuttuğuyla ölçülür” diye konuştu. RAKAMLAR ÇARPICI TABLOYU ORTAYA KOYUYOR İŞKUR verilerine dikkat çeken Karasu, son üç yılda fonun kullanımındaki dengesizliğin açık biçimde görüldüğünü söyledi. Karasu’nun paylaştığı bilgilere göre: • 2023 yılında işçilere ödenen işsizlik ödeneği 21 milyar 674 milyon lira olurken, işverenlere aktarılan teşvik ve destekler yaklaşık 40 milyar liraya ulaştı. • 2024 yılında işçilere ödenen tutar yaklaşık 46 milyar lira, işverenlere aktarılan teşvikler ise 71 milyar lira oldu. • 2025 yılında işçilere ayrılan pay 80 milyar 650 milyon lirada kalırken, işverenlere aktarılan tutar 97 milyar 231 milyon liraya yükseldi. Bu tabloya göre, son üç yıldır işverene 208 milyar kaynak aktarılırken, işçilere ödenen tutarın 147 milyar lirada kaldığını ve işverene aktarılan kaynağın işçiye göre 61 milyar liranın üzerine çıktığını belirten Karasu, “İşçinin primiyle büyüyen fon, işsiz kalanlara dar, işverene geniş çalışıyor” ifadelerini kullandı. HER İKİ BAŞVURANDAN BİRİ FONDAN YARARLANAMIYOR Başvurulara ilişkin verilerin de dikkat çekici olduğunu belirten Karasu, 2024 yılında 1 milyon 659 bin yurttaşın işsizlik ödeneği için başvuruda bulunduğunu, ancak yalnızca 798 bin kişinin bu haktan yararlanabildiğini aktardı. Karasu, “Yani her iki işçiden biri, primini ödediği fondan pay alamamıştır” dedi. Fonun menkul kıymet ve nakit varlığının yüz milyarlarca lirayı aştığını hatırlatan Karasu, buna rağmen işsiz kalan işçinin yalnız bırakıldığını belirtti. “İşveren için teşvik var, destek var, prim indirimi var, kamu güvencesi var. İşçi için ise işsiz kaldığında elinde kalan tek dayanak bu fondur” dedi. “İŞSİZLİK FONU TEŞVİK KASASI DEĞİLDİR” İşsizlik Sigortası Fonu’nun kalıcı istihdam yaratmayan, işsizliği azaltmayan ve emeği korumayan her kullanımının sosyal sigortanın özünü zayıflattığını vurgulayan Karasu, fonun kısa vadeli teşviklerin finansman kaynağına dönüştürüldüğüne işaret etti. Karasu “Oysa bu fon, güvenceli ve nitelikli istihdam yaratmak için kullanılmalıdır. İşsizlik Sigortası Fonu bir teşvik kasası değildir. Bu fon emeğin parasıdır, işsiz kalan insanın hayata tutunma hakkıdır” dedi. Fonun kullanım önceliğinin derhal değiştirilmesi gerektiğini belirten Karasu, ağırlıklı olarak işverene akan bir kaynağın kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bu anlayışın çalışma hayatında güvencesizliği büyüttüğünü ve iş güvencesini aşındırdığını dile getiren Karasu, “Dün emeklilerimiz, bugün İşsizlik Sigortası Fonu… Ülkemiz devasa bir güvencesizliğe ve geleceksizliğe itilmektedir. Bunun yegâne adresi AKP’nin emek ve emekçi karşıtı politikalarıdır” diye konuştu.

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun Haber

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun

En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı. Kanun teklifinin birinci maddesi üzerine konuşma yapan CHP’li Özlale sözlerine “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece bin 500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun” diyerek başladı. Özlale, emeklilere, emekçilere, çalışanlara hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için tek yolun istihdam sayısını artırmak olduğunu dile getirerek, “Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor” dedi. “MİLLİ GELİRDEN EMEKLİLERE AYRILAN PAY YILLARDIR DEĞİŞMİYOR” Emeklilik sistemindeki krizin temelinde, millî gelirden emeklilere ayrılan payın yıllardır sabit tutulması olduğunu belirten Özlale, emekli sayısının iki katına çıkmasına rağmen bu payın yüzde 6’da kilitlendiğini ifade etti. Özlale, son beş yıldır her yıl en düşük emekli maaşları için Meclis’in toplanmasının tesadüf olmadığını dile getirerek , sorunun bireysel değil yapısal olduğunu söyledi: “Son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler" diye ir iktidar anlayışı var.” “TÜİK eliyle yaratılan adaletsizliği başka bir adaletsizlikle örtüyorsunuz.” “TÜİK’in yarattığı haksızlığı, hukuksuzluğu başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz” Konuşmasında TÜİK verilerini de eleştiren Özlale, 2019’dan bu yana enflasyonun bilinçli şekilde düşük gösterildiğine dikkat çekti. Bu durum yalnızca en düşük emekli aylığı alanları değil, tüm emeklileri ve çalışanları sistematik biçimde yoksullaştırdığını kaydeden Özlale, “2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil” diye konuştu. “Emeklilerin yarısı bu ülkenin kurumlarına güvenmiyor” Konuşmasında TÜİK ve Metropoll verlerine de yer veren Özlale, emeklilerin yüzde 72’sinin ay sonunu getiremediğini, yüzde 70’inin kendini tükenmiş hissettiğini ve yüzde 50’sinin de ne kurumlara ne de topluma güvenmediğini dile getirdi. Bu tablonun sadece ekonomik değil, toplumsal bir kopuş yarattığını vurgulayan Özlale, “yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor” dedi. “Kaynak yok diyorsunuz, asıl kaynak insan” İktidarın kendilerine yönelik eleştirilere sıkça “Kaynak Nerede?” diye cevap verdiğini de belirten Özlale çözüm önerilerini şöyle sundu: “Her seferinde aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. Bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor.” Özlale’nin konuşması söyle: “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece 1.500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun. Şimdi, son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Şu: Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, şöyle bir iktidar anlayışı var: "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler." Şimdi, sistem böyle olduğu zaman son beş senedir en düşük emekli maaşları için toplanıyoruz ve burada bir artış oluyor. Ama aslında bunun en temel sorumlusu TÜİK. Neden TÜİK derseniz, 2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. Ama şöyle bir şey var: TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. O da şu: 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Şimdi, burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil. Hep burada hesap yapıyoruz; altın hesabı, simit hesabı, dolar hesabı. Bunların hepsini bırakalım, Türkiye'deki emeklilik sistemini bir bütün olarak iki tane büyük endeksle karşılaştıralım. Mercer Endeksi'ne göre 44 tane ülke arasında Türkiye'nin emeklilik sisteminin daha iyi olduğu tek ülke var: Hindistan. Natixis emeklilik sistemine göre Türkiye'nin daha iyi olduğu iki tane ülke var: Hindistan ve Kolombiya. Yani altın hesabını yapmayalım, simit hesabını yapmayalım, dolar hesabını yapmayalım; uluslararası kıyaslamalara baktığımız zaman Hindistan ve Kolombiya'nın bir tık üstündeyiz. O yüzden buradaki problem sadece en düşük emekli maaşı problemi değildir, emeklilerin problemidir. Bakın size birkaç tane TÜİK ve Metropoll verisi okumak istiyorum, bunlardan bir tanesi TÜİK. TÜİK'in anketine göre emeklilerin yüzde 72'si ayın sonunu getirmekte zorlandığını söylüyor, yüzde 72. Metropoll'ün anketine göre emeklilerin yüzde 70'i kendini tükenmiş hissediyor, bir tükenmişlik yaşıyor. Aynı ankette -bu da çok düşündürücü- emeklilerin yüzde 50'si yani emekli vatandaşlarımızın yarısı ne bu ülkenin kurumlarına güveniyor ne bu ülkenin insanlarına güveniyor. Dolayısıyla, yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor. Burada yapılması gereken şey ne? Her seferinde Plan ve Bütçe Komisyonunda da aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Bakın, buradan da size bir örnek vereyim, ondan sonrasında da geçenlerde sizin oylarınızla kabul edilen bütçenin Türkiye'nin ihtiyaçlarına ne kadar uzak olduğunu söyleyeyim: Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. E, o zaman bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Yani şöyle bir şey yapıyoruz: Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor diyorum.“

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.