SON DAKİKA
Hava Durumu

#Istihdam

Porsuk Haber Ajansı - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı! Haber

Güvenlik-İş Sendikası’ndan "Okullarda Özel Güvenlik" Çağrısı!

Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek uyardı: "Tasarruf tedbirleri çocuklarımızın can güvenliğinden önemli değildir. Her okula mutlaka özel güvenlik görevlisi atanmalıdır." ​Eğitimde Şiddet Sarmalı: Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Hatırlatması ​Güvenlik-İş Sendikası Eskişehir Bölge Başkanı Engin Uçar, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen ve eğitim camiasını yasa boğan okul cinayetleri sonrası bir açıklama yaptı. Yaşanan olayların eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetini acı bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Uçar, hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere rahmet dileyerek, okullardaki şiddetin artık bir toplumsal sorun haline geldiğini vurguladı. ​"Güvenlik Bir Lüks Değil, En Temel İhtiyaçtır" ​Eğitimin ancak güvenli bir ortamda nitelikli olabileceğini ifade eden Engin Uçar, okullardaki güvenlik stratejisinin üç temel sütun üzerine kurulması gerektiğini belirtti: ​Hayati Giriş-Çıkış Kontrolü: Okullara yabancı ve riskli kişilerin girişini engelleyecek profesyonel bir süzgeç mekanizması kurulmalıdır. ​Caydırıcı Önleyici Hizmet: Özel güvenlik görevlileri, sadece olay anında değil, suçun işlenmesini engelleyen en büyük caydırıcı unsurdur. ​Uzman Kadro Şartı: Güvenlik hizmeti, asıl işi eğitim olan nöbetçi öğretmenlerin veya okul hizmetlilerinin üzerine bırakılamayacak kadar uzmanlık gerektiren bir alandır. ​Tasarruf Tedbirlerine Güvenlik Freni ​Okullarda sadece kamera sistemlerinin veya kapıları kilitlemenin yeterli olmadığını söyleyen Başkan Uçar, "Tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek çocuklarımızın can güvenliği riske atılamaz," dedi. Uçar, Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nı koordineli bir çalışma yürütmeye çağırarak, tüm devlet okullarında en az bir profesyonel özel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesi gerektiğini savundu. ​"Anne ve Babaların Gözü Arkada Kalmasın" ​Yetkilileri somut adımlar atmaya davet eden Engin Uçar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Okullarımızı şiddet sarmalından kurtarmak ve anne-babaların çocuklarını okula gönderirken gözlerinin arkada kalmamasını sağlamak devletimizin en öncelikli görevidir. Güvenlik-İş Sendikası olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz."

Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır Haber

Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı. Kesikbaş yaptığı açıklamada; “Türkiye’nin 2026 yılı ilk çeyrek dış ticaret verileri hepimize önemli mesajlar vermektedir. Ocak-Mart döneminde ihracatımız yüzde 3,1 azalarak 63 milyar 279 milyon dolar olurken, ithalatımız yüzde 4,7 artışla 91 milyar 957 milyon dolara yükselmiştir. Ortaya çıkan dış ticaret açığı, dikkatle yönetilmesi gereken bir tabloyu göstermektedir.” dedi. ESO Başkanı Kesikbaş değerlendirmesini şöyle sürdürdü; “Buna karşılık Eskişehir’imiz, yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 artışla 969 milyon dolarlık ihracata ulaşmış ve üretim iradesinden vazgeçmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu başarı, alın teriyle çalışan sanayicimizin, mühendisimizin, işçimizin ve girişimcimizin ortak emeğidir. Şehrimizle gurur duyuyoruz. Bu tabloda dış ticaret açığını dikkatli okumamız gerekiyor. Döviz ihtiyacının artması, finansman yükünün ağırlaşması, kur baskısının yükselmesi ve geleceğe dair belirsizliklerin çoğalması anlamına gelir. Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşması için tüketerek değil, üreterek büyümesi gerekmektedir. İmalat Sektörü Kendi Enflasyonunu Yenmiştir Bugün imalat sektörü verimlilik artışı, tasarruf anlayışı ve maliyet disipliniyle kendi enflasyonunu yüzde 18 seviyelerine kadar çekmiştir. Bu tablo, sanayicimizin direncini ve üretim kabiliyetini göstermektedir. Ancak hizmetler ve gıda tarafındaki yüksek artışların yükü; faizler, kredi maliyetleri ve finansmana erişim zorlukları üzerinden yine üreticinin omuzlarına binmektedir. Coğrafyamızda yaşanan savaşlar bir kez daha göstermiştir ki güçlü olmak isteyen ülkeler önce üretmek zorundadır. Sanayisi zayıf olan bir ülkenin ekonomik direnci de stratejik bağımsızlığı da zayıf kalır. Güçlü sanayi, güçlü ülke demektir. Bu şartlar altında sanayicimizin nefes almaya ihtiyacı vardır. İhracatçımız uygun maliyetli finansmana ulaşabilmeli, Eximbank ve merkez bankası reeskont kredi destekleri artırılmalı, üretici firmalara yönelik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Çünkü üreticiye verilen her destek ülkeye yatırım, istihdam ve ihracat olarak geri dönecektir. Türkiye’nin geleceği tüketimde değil, üretimdedir." dedi.

Başkan Ataç: "Otizm Bir Eksiklik Değil, Farklılıktır" Haber

Başkan Ataç: "Otizm Bir Eksiklik Değil, Farklılıktır"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşamın tam merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı. ​Eskişehir’de hayata geçirdiği öncü sosyal projelerle dikkat çeken Tepebaşı Belediyesi, otizm konusunda farkındalık yaratmaya devam ediyor. Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, yayımladığı anlamlı mesajda yerel yönetimlerin özel bireylerin hayatını kolaylaştırma noktasındaki kritik rolüne dikkat çekti. ​"Otizmli Bireyler Sosyal Yaşamın Merkezinde Olmalı" ​Başkan Ataç, 2 Nisan'ın sadece bir takvim günü olmadığını, toplumsal bir sorumluluk hatırlatması olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: ​“Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerinin hayatını kolaylaştırmak; onları sosyal yaşamın dışında değil, tam merkezinde görmek hepimizin ortak görevidir. Biz Tepebaşı’nda yıllardır bu anlayışla çalışıyor, özel bireylerimizin yaşamına dokunan projeleri hayata geçiriyoruz.” ​Tepebaşı’ndan Türkiye’ye Örnek Projeler ​Tepebaşı Belediyesi’nin özel gereksinimli bireyler için sunduğu hizmetlerin altını çizen Ataç, belediye bünyesindeki somut çalışmaları hatırlattı. Ataç, ​Engelliler Montaj Atölyeleri ile özel bireylerin üretim ekonomisine katılımını sağladığını, ​Gökkuşağı Kafelerin engelli bireylerin istihdam edildiği ve sosyalleştiği merkezler olarak hizmet verdiğini, ​Engelliler Sosyal Yaşam Merkezinin günlük yaşamı kolaylaştırıcı destekler ve eğitimler sunduğunu söyledi. ​"Daha Kapsayıcı Bir Toplum Birlikte Mümkün" ​Otizmin bir eksiklik değil, zenginlik katan bir farklılık olduğunu vurgulayan Başkan Ataç, hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmediği bir kent yaşamı için çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Ataç mesajını, "2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün ortak bilinç ve dayanışmayı büyütmesini diliyorum" sözleriyle tamamladı.

Başkan Ataç: ''Özel Bireyler İçin Geleceğe Köprü Kuruyoruz'' Haber

Başkan Ataç: ''Özel Bireyler İçin Geleceğe Köprü Kuruyoruz''

Tepebaşı Belediyesi, özel bireylerin toplumsal yaşama katılımını artırmak ve mesleki becerilerini geliştirmek için yürüttüğü kapsamlı projelerle örnek oluyor. Tepebaşı Belediyesi, Gökkuşağı Kafeleri, Sosyal Yaşam Merkezi ve montaj atölyeleri aracılığıyla gençlerin eğitim, istihdam ve sosyal hayat alanlarındaki fırsatlarını artırıyor. Gökkuşağı Kafeler: Eğitimden istihdama 2011 yılında hizmete açılan Gökkuşağı Kafeler, açıldığı günden bu yana özel bireylere yönelik eğitim ve istihdam çalışmalarıyla dikkat çekiyor. İŞKUR ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen iki eğitim projesinden 24 özel birey yararlandı ve toplamda 78 özel birey, kafelerden eğitim ve çalışma imkânı buldu. Bu öğrencilerden 24’ü istihdam edilirken, 2 özel birey ise EKPSS ile kamu kurumlarında görev aldı. Günümüzde iki şubede aktif olarak 16 öğrencinin eğitim aldığı Gökkuşağı Kafeler, özel bireylerin sosyal hayat ve iş yaşamına entegre olmalarını sağlayan önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. Sosyal Yaşam Merkezi: Gençlere Fırsat Tepebaşı Belediyesi’nin özel bireylere sunduğu bir diğer önemli hizmet ise Sosyal Yaşam Merkezi. Açıldığı günden bugüne kadar 275 özel bireyin faydalandığı merkezde yürütülen eğitimler, gençlerin sosyal becerilerini geliştirmenin yanı sıra mesleki fırsatlara erişimlerini de artırıyor. Bu süreçte 4 genç, EKPSS ile kamu personeli olarak işe yerleşti. İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde 7 milyon 779 bin 479 ürünün montajı yapıldı 2014 yılında açılan İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi, bugüne kadar 116 özel bireye eğitim imkânı sundu. İŞKUR ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen eğitim projesinden 15 özel birey faydalandı. Proje sonrası 19 genç, EOSB Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan firmalarda istihdam edildi. Atölyede bugüne kadar 7 milyon 779 bin 479 ürünün montajı yapıldı. Şu anda 18 öğrenci eğitimine devam ediyor. EOSB Montaj Atölyesi’nde 14 milyon 173 bin 706 adet ürün monte edildi 2019 yılında hizmete açılan EOSB Montaj Atölyesi, bugüne kadar 93 özel bireye ulaştı. İŞKUR ve Anadolu Üniversitesi’nin EOSB Organize Sanayi Bölgesi iş birliğiyle yürüttüğü eğitim projesinden birçok öğrenci faydalandı. Açıldığı günden bugüne kadar 52 genç, EOSB’deki firmalarda istihdam edildi. Atölyede bugüne kadar 14 milyon 173 bin 706 ürün montajı gerçekleştirildi. Her iki montaj atölyesinde toplam 21 milyon 953 bin 185 parça monte edildi. Başkan Ataç: Gençlerimizi geleceğe hazırlıyoruz Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, özel bireylere verilen hizmetlerin önemine değinerek, “Özel bireylerimizi sadece eğitim ve istihdam süreçlerine dahil etmekle kalmıyor, aynı zamanda onların sosyal yaşama katılımını artırmayı da önceliğimiz olarak görüyoruz. Gökkuşağı Kafelerimizden montaj atölyelerimize kadar yürüttüğümüz çalışmalar, gençlerimizi geleceğe hazırlamak, yeteneklerini geliştirmek ve toplumsal hayata aktif bireyler olarak katılmalarını sağlamak için büyük bir öneme sahip. Yani özel bireylerimiz için geleceğe köprü kuruyoruz. Bu hizmetlerimiz, belediyemizin her adımda eşitlikçi ve kapsayıcı bir anlayışla hareket ettiğinin en somut göstergesidir” dedi.

İnönü'nün Ekonomik Gelişimi Konuşuldu Haber

İnönü'nün Ekonomik Gelişimi Konuşuldu

İnönü Kaymakamı Talha Atılay Teymur, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’yi ziyaret etti. Görüşmede, İnönü’nün ekonomik gelişimini destekleyecek projeler ve iş birlikleri konuşuldu. Gerçekleşen ziyarette, Eskişehir OSB’de devam eden yatırımlar, sürdürülen altyapı çalışmaları ve hayata geçirilmesi planlanan yeni projeler ele alındı. Başkan Küpeli, bölgenin üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar, yüksek katma değerli sektörlere yönelik yatırımlar ve sanayicilere sunulan hizmetler hakkında Kaymakam Teymur’a bilgi verdi. Görüşmede ayrıca İnönü ilçesinin sanayi potansiyeli, istihdam olanaklarının artırılması, lojistik avantajlar ve ilçedeki sanayi alanlarının geliştirilmesine yönelik iş birliği imkanları değerlendirildi. İlçenin üretim gücünün artırılması ve bölgesel kalkınmanın desteklenmesi adına kamu ve sanayi iş birliğinin önemine vurgu yapıldı. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Küpeli, kamu kurumlarıyla kurulan güçlü iletişimin hem Eskişehir sanayisine hem de ilçelerin ekonomik gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Kaymakam Teymur ise Eskişehir OSB’nin bölge ekonomisi açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Teymur, ilçede çok sayıda sanayi tesisinin üretim yaptığını bunların sayısını artırmak için girişimlerde bulunduklarını ve Eskişehir OSB’nin bu konudaki tecrübelerinden yararlanmak istediklerini belirtti.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

Eskişehir OSB, Türkiye’nin Üretim Gücüne Güçlü Katkı Sunuyor Haber

Eskişehir OSB, Türkiye’nin Üretim Gücüne Güçlü Katkı Sunuyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile bir araya geldi. Ziyarette, Eskişehir OSB’nin mevcut üretim kapasitesi, devam eden yatırımları ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ele alındı. Başkan Küpeli, görüşmede Eskişehir OSB’nin güçlü altyapısı, yüksek katma değerli üretim vizyonu ve yatırımcılara sunduğu avantajlar hakkında bilgiler verdi. Görüşmede, bölgenin sanayi yatırımlarına açık yapısı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile sanayicilerin talep ve beklentileri değerlendirildi. Eskişehir OSB, Türkiye’nin üretim gücüne güçlü katkı sunuyor Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Başkan Küpeli, Eskişehir OSB’nin Türkiye ekonomisine sağladığı katkıya vurgu yaparak, “Eskişehir OSB olarak sürdürülebilir, çevreci ve yüksek katma değerli üretimi esas alan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Altyapı yatırımlarımız, yeni sanayi alanlarımız ve teknoloji odaklı projelerimizle bölgemizin rekabet gücünü artırıyoruz. Sanayicilerimizin talep ve beklentilerini yakından takip ederek üretim ortamını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi. Sanayide güçlü altyapı, güçlü Türkiye demektir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın ise organize sanayi bölgelerinin Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından kritik rol üstlendiğini belirterek, “Türkiye’nin üretim, ihracat ve istihdam hedeflerine ulaşmasında organize sanayi bölgelerimiz stratejik öneme sahiptir. Eskişehir OSB’nin güçlü altyapısı, planlı büyüme anlayışı ve yatırımcı dostu yaklaşımı takdire şayandır. Üretimi destekleyen her adım, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını ve kalkınma vizyonunu güçlendirmektedir” diye konuştu. Görüşmede ayrıca bölgedeki sanayicilerin talep ve beklentileri ile yeni yatırım alanları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Yalçın yeniden başkanlığa seçilen Küpeli'ye yeni dönemde başarılar diledi.

Destici; "EOSB Türkiye'nin En Önemli Üretim Merkezlerinden Biri" Haber

Destici; "EOSB Türkiye'nin En Önemli Üretim Merkezlerinden Biri"

Eskişehir OSB’yi ziyaret eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir OSB’nin güçlü üretim kapasitesi ve gelişmiş sanayi altyapısıyla Türkiye’nin önde gelen sanayi merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, yeniden Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (Eskişehir OSB) Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Nadir Küpeli’ye hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Gerçekleşen ziyarette, Eskişehir sanayisinin mevcut durumu, üretim kapasitesi, ihracat hedefleri ve Organize Sanayi Bölgelerinin Türkiye ekonomisindeki stratejik rolü ele alındı. Başkan Küpeli, Eskişehir OSB’nin yeni dönemde de katma değerli üretim, yüksek teknoloji yatırımları ve istihdam artışı odaklı çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, sanayicilerin rekabet gücünü artırmaya yönelik projelere hız kesmeden devam edeceklerini ifade etti. BBP Genel Başkanı Destici ise Eskişehir’in üretim gücü ve sanayi altyapısıyla Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, Eskişehir OSB’nin şehrin ekonomik kalkınmasındaki öncü rolüne dikkat çekti. Özellikle katma değerli ve yüksek teknolojiye dayalı üretimin Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Destici, Eskişehir OSB’nin bu alandaki çalışmalarını takdirle takip ettiklerini söyledi. Destici, yeniden göreve seçilen Başkan Küpeli’yi tebrik ederek yeni dönemde başarılar diledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.