SON DAKİKA
Hava Durumu

#Insan Hakları

Porsuk Haber Ajansı - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Baro Başkanı Günaydın: "Avukatın Can Güvenliği Savunma Hakkının Güvencesidir" Haber

Baro Başkanı Günaydın: "Avukatın Can Güvenliği Savunma Hakkının Güvencesidir"

Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, avukatlara yönelik saldırılar, gazetecilerin tutukluluğu ve kadın cinayetlerine ilişkin açıklama yaptı. Günaydın, “Avukatların korkmadan savunma yapabildiği, gazetecilerin korkmadan haber yaptığı, kadınların korkmadan yaşadığı bir ülke istiyoruz” dedi. Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, avukatlara yönelik şiddet, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hukuk devletinin korunması gerektiğini vurgulayan Günaydın, savunma hakkı, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Son dönemde farklı şehirlerde avukatların görevleri sırasında saldırıya uğramasına, gazetecilerin gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmasına ve kadın cinayetlerine dikkat çeken Günaydın, yaşananların birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. “Avukatın Can Güvenliği Savunma Hakkının Güvencesidir” Avukatların mesleki faaliyetlerini yerine getirirken saldırıya uğramasının yalnızca hukukçuları değil, hak arayan tüm vatandaşları ilgilendirdiğini belirten Barış Günaydın, avukatların temsil ettikleri kişilerle özdeşleştirilemeyeceğini vurguladı. Günaydın, 13 Ekim’de Aksaray Barosu üyesi Avukat Çiğdem Akbulut Çökmez’in Aksaray Adliyesi’nde, aynı gün Afyonkarahisar Barosu üyesi Avukat Fahri Fevzi Kartal’ın duruşma salonunda saldırıya uğradığını hatırlattı. Günaydın ayrıca 20 Ekim’de Van Barosu üyesi Avukat Turan Yazan’ın adliye içinde, 21 Ekim’de ise İstanbul Barosu üyeleri Avukat Muhammed Baykan Karataş ve Avukat Selim Durna’nın Küçükçekmece’de yürüttükleri haciz işlemi sırasında saldırı ve tehdide maruz kaldığını aktardı. Farklı şehirlerde ve farklı görev alanlarında yaşanan olayların avukatların güvenliği konusundaki endişeleri artırdığını belirten Günaydın, şu değerlendirmede bulundu: “Avukat temsil ettiği kişinin yerine konulamaz. Üstlendiği davanın, yürüttüğü takibin tarafı değildir. Hukuki bir işlemden duyulan öfkenin avukata yöneltilmesi kabul edilemez.” Avukatlara Yönelik Şiddet İçin Yasal Düzenleme Çağrısı Avukatların adliyelerde, duruşma salonlarında ve haciz mahallerinde can güvenliğinden endişe ederek görev yapmasının hak arama özgürlüğünü tehdit ettiğini ifade eden Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlara çağrıda bulundu. Avukatların güven içinde çalışabilmesi için etkili yasal düzenlemelerin yapılmasını ve somut güvenlik tedbirlerinin hayata geçirilmesini isteyen Günaydın, saldırıların etkin biçimde soruşturulması ve sorumlular hakkında hukukun gerektirdiği yaptırımların uygulanması gerektiğini kaydetti. “Kadınların Yaşam Hakkı Devletin Anayasal Yükümlülüğüdür” Açıklamasında kadın cinayetlerine de değinen Barış Günaydın, İzmir’in Menemen ilçesinde görev yapan avukat Özge Pembe Gül’ün öldürülmesine ilişkin duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Basına yansıyan bilgilere göre Gül’ün nişanlısı olan polis memuru tarafından öldürüldüğünü belirten Günaydın, kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin temel yükümlülüklerinden biri olduğunu vurguladı. Kadın cinayetlerinin ardından benzer açıklamaların tekrarlanmasının yeterli olmadığını ifade eden Günaydın, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması, koruyucu ve önleyici tedbirlerin eksiksiz alınması gerektiğini söyledi. Eskişehir Barosu olarak Avukat Özge Pembe Gül’ün ailesine, yakınlarına ve meslektaşlarına başsağlığı dileyen Günaydın, olayın hukuki sürecinin takipçisi olacaklarını açıkladı. “Gazetecilik Suç Değildir, Gerçekler Tutuklanamaz” Barış Günaydın, basın özgürlüğünün de açıklamanın temel başlıklarından biri olduğunu belirterek gazetecilerin gözaltı, tutuklama, adli kontrol kararları, erişim engelleri ve yayın yasakları nedeniyle görevlerini yerine getirmekte zorlandığını ifade etti. Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutuklu bulunmalarının basın özgürlüğü bakımından ciddi kaygı yarattığını dile getiren Günaydın, gazetecilerin haber kaynaklarıyla görüşmesinin, iddiaları araştırmasının, kamu görevlilerine soru sormasının ve kamu yararını ilgilendiren konuları gündeme taşımasının gazetecilik faaliyetinin temelini oluşturduğunu söyledi. Günaydın, Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından olduğunu belirtti. Tutuklamanın bir cezalandırma veya yıldırma aracına dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanmasının ve haberlerin erişime engellenmesinin toplumun haber alma hakkını da etkilediğini kaydetti. Eskişehir Barosu Sürecin Takipçisi Olacak Eskişehir Barosu’nun yalnızca avukatların mesleki haklarını korumakla değil, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, savunma hakkını ve temel özgürlükleri savunmakla da yükümlü olduğunu belirten Günaydın, saldırıya uğrayan meslektaşlarının yanında olduklarını ve yaşanan olayların takipçisi olacaklarını ifade etti. Günaydın, gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutukluluk hâllerine son verilmesini, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlükleri kısıtlanan basın emekçilerine yönelik hukuka aykırı tedbirlerin kaldırılmasını ve sansür ile erişim engellerinin sona erdirilmesini talep etti. Açıklamasının sonunda savunma hakkı, basın özgürlüğü ve kadınların yaşam hakkının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Günaydın, şu ifadeleri kullandı: “Avukatın can güvenliği, savunma hakkının; gazetecinin özgürlüğü, halkın haber alma hakkının; kadının yaşam hakkı ise devletin en temel yükümlülüğünün güvencesidir.” Günaydın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Avukatların korkmadan savunma yapabildiği, gazetecilerin korkmadan haber yaptığı, kadınların korkmadan yaşadığı, yurttaşların korkmadan hakkını aradığı bir ülke istiyoruz. Savunmayı şiddetle, basını tutuklamayla, kadınları cezasızlıkla susturamazsınız."

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz’dan Gıda Güvenliği Uyarısı Haber

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz’dan Gıda Güvenliği Uyarısı

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, Türkiye’de gıda güvenliği, taklit ve tağşiş uygulamaları ile artan gıda fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Güvenilir gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Kuz, denetimlerin artırılması, caydırıcı yaptırımların uygulanması ve yerel üreticilerin desteklenmesi çağrısı yaptı. Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, gıda güvenliği ve vatandaşların sağlıklı gıdaya erişimi konusunda değerlendirmelerde bulundu. Gıdaya erişimin temel insan haklarından biri olduğunu belirten Kuz, tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde denetimlerin etkin yürütülmesi gerektiğini ifade etti. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesine dikkat çeken Kuz, vatandaşların kendilerinin ve ailelerinin sağlığını koruyacak yeterli yaşam standardına sahip olmasının önemini vurguladı. Türkiye’de gıda güvenliği konusunda yaşanan sorunların toplum sağlığını ve özellikle çocukların beslenmesini doğrudan etkilediğini savunan Kuz, güvenilir ve sağlıklı gıdaya erişimin bir ayrıcalık değil, temel bir hak olduğunu dile getirdi. “Gıda Hilesi Değil, Kasten İşlenen Bir Gıda Suçu” Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş uygulamalarına tepki gösteren Nesrin Kuz, haksız kazanç elde etmek amacıyla yapılan gıda sahtekârlığının toplum sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirtti. Kuz, zeytinyağına farklı tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerinin içeriğinin değiştirilmesi ve süt ürünlerinde mevzuata aykırı maddelerin kullanılması gibi uygulamaların tüketicilerin güvenini zedelediğini ifade etti. Gıda denetimlerinin yetersiz kalmasının ve uygulanan cezaların caydırıcılığına ilişkin tartışmaların sorunun büyümesine neden olduğunu savunan Kuz, gıda sahtekârlığıyla mücadelede daha etkili önlemler alınması gerektiğini kaydetti. Gıda Güvenliğinde Denetim ve Şeffaflık Çağrısı Türkiye’de taklit ve tağşişle mücadele, gıda fiyatları ve tarım politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kuz, üretimden tüketime kadar bütün aşamalarda denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini istedi. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kuz, gıda işletmelerinin sorumluluklarının etkin biçimde uygulanması ve denetim süreçlerinin geliştirilmesi gerektiğini savundu. İlgili meslek kuruluşlarının denetim mekanizmalarına daha etkin katılım sağlaması gerektiğini ifade eden Kuz, ziraat, gıda ve veteriner hekimleri odalarının sürece dâhil edilmesini önerdi. Saadet Partisi Kadın Kollarından Gıda Sahtekârlığına Karşı Caydırıcı Ceza Talebi Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, gıda güvenliğinin sağlanması için taklit ve tağşiş yapan işletmelere yönelik yaptırımların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kuz, açıklamasında şu talepleri sıraladı: Taklit ve tağşiş yapan işletmelere yönelik yaptırımların caydırıcı hâle getirilmesi; gerekli durumlarda hapis cezası, ticaretten men ve tesis kapatma gibi tedbirlerin değerlendirilmesi.Küçük çiftçilerin, kırsal üreticilerin ve tarımda çalışan kadınların doğrudan desteklenmesi.Ziraat, gıda ve veteriner hekimleri odaları gibi ilgili meslek kuruluşlarının denetim süreçlerine katılımının artırılması.Dar gelirli ailelerin ve çocukların temel gıda maddelerine erişiminin sosyal devlet anlayışı doğrultusunda güvence altına alınması. Kuz, özellikle kadınların hem aile bütçesini yönetirken hem de çocuklarının beslenmesini sağlarken gıda fiyatlarından ve ürün güvenliğinden doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. “Yerel Üretim Desteklenmeli, Sağlıklı Gıdaya Erişim Güvence Altına Alınmalı” Gıda enflasyonu ve tarımsal üretimde yaşanan sorunların vatandaşların alım gücünü olumsuz etkilediğini belirten Kuz, yerel üretimin desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık alanlarında üretim yapan küçük çiftçilere daha fazla destek verilmesi gerektiğini ifade eden Kuz, özellikle tarımda emek veren kadınların üretim süreçlerinde güçlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti. Kuz'a göre, üreticinin desteklenmesi, gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve temel gıda ürünlerine erişimin kolaylaştırılması, güvenilir gıda politikasının temel unsurları arasında yer alıyor. Nesrin Kuz: “Gıda Güvenliği, Nesillerimizin Geleceği Meselesidir” Gıda güvenliğinin yalnızca bir tüketici sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Nesrin Kuz, konunun toplum sağlığı, ekonomik güvence ve gelecek nesillerin korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak vatandaşların güvenilir, sağlıklı ve helal gıdaya erişimi için mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirten Kuz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Gıda güvenliği, geçiştirilecek bir tüketici sorunu değil, doğrudan bir millî güvenlik ve nesil emniyeti meselesidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak evlatlarımızın kursağına giren her bir lokmanın helal, temiz ve sağlıklı olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Avukatlar İçin Çocuk Dostu Adalet Eğitimi Gerçekleştirildi Haber

Avukatlar İçin Çocuk Dostu Adalet Eğitimi Gerçekleştirildi

Eskişehir Barosu, Hatay Barosu, Kütahya Barosu ve Eksi 25 Derneği iş birliğiyle, Hollanda Krallığı MATRA Programı desteğiyle düzenlenen "Avukatlar İçin İleri Düzey Çocuk Dostu Yaklaşımlar Eğitimi", Eskişehir'de yoğun katılımla tamamlandı. ​22-24 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen üç günlük eğitim programında, üç ilden katılan hukukçular çocukların adalete erişim süreçlerinde haklarının korunmasına yönelik başlıkları ele aldı. ​Çocuk Odaklı Adalet ve Travmaların Önlenmesi ​Program kapsamında çocuklarla etkili iletişim yöntemleri, çocuğun üstün yararı ilkesi, adli süreçlere etkin katılım ve ikincil örselenmenin önlenmesi konuları işlendi. Katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı çalışmalar ve mesleki deneyim paylaşımlarının yapıldığı oturumlarda bir araya geldi. ​Eğitimin açılış ve değerlendirme aşamasında kurum temsilcileri şu mesajları paylaştı: ​Eksi 25 Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Tümkaya Karakaya: Derneğin 11 yıldır yürüttüğü çalışmalara değinerek, sistem içerisinde çocuğun temas ettiği tüm kurumların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Karakaya, adalet sistemine dahil olmuş çocukların ikincil ve üçüncül travmalarını önlemeyi hedeflediklerini vurgulayarak projeye destek veren barolara teşekkür etti. ​Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyonu Üyesi Av. Pelin Korkmaz: Eskişehir Barosu olarak çocuğun üstün yararını esas alan, hak temelli ve duyarlı bir hukuk anlayışını desteklemeye devam edeceklerini ifade etti. ​Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Alpin Berberoğlu: İkincil travmanın önlenebilir bir insan hakları ihlali olduğuna dikkat çekerek, adli süreçlerin çocukları yeniden travmatize etmemesi için bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti. ​Kütahya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Esin Özak Sezengöz: Çocuk dostu adalet anlayışının güçlendirilmesi amacıyla meslektaşların gelişimine katkı sağlayacak bu tür eğitim programlarına önemsediklerini ve katkı sunmayı sürdüreceklerini kaydetti. ​Farklı illerden gelen hukukçuların mesleki deneyimlerini paylaştığı program, çocuk hakları alanındaki çalışmaların yaygınlaştırılmasına yönelik ortak planlamalarla sona erdi.

Saadet Partili Şevket Ünal’dan Engelli Çalıştayı Açıklaması Haber

Saadet Partili Şevket Ünal’dan Engelli Çalıştayı Açıklaması

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Ankara'da düzenlenen "Engellilerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri" çalıştayının ardından bir basın açıklaması yaptı. Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, engelli vatandaşların toplumsal hayatta karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmak ve kalıcı çözümler üretmek amacıyla Ankara'da gerçekleştirilen çalıştay hakkında yazılı bir basın açıklaması yayımladı. ​Saadet Partisi Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın katılımıyla düzenlenen "Engellilerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri" başlıklı geniş kapsamlı çalıştaya; engelli sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri, engelli bireyler, aileler, uzmanlar, eğitimciler ve farklı engel gruplarından çok sayıda katılımcı iştirak etti. ​Engelli Bireylerin Yaşadığı Kronik Sorunlar Masaya Yatırıldı ​Çalıştayda engelli vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı sorunların tüm şeffaflığıyla ele alındığını belirten Şevket Ünal, toplantıda öne çıkan ana başlıkları şu şekilde sıraladı: ​Erişilebilirlik ve Altyapı Sorunları: Şehir mimarisi, kamusal alanlar ve toplu taşıma araçlarındaki erişilebilirlik eksiklikleri. ​Eğitim ve İstihdamda Eşitsizlik: Engelli bireylerin iş hayatına katılımındaki engeller ve nitelikli eğitime erişimde yaşanan dezavantajlar. ​Sağlık ve Bakım Hizmetleri: Medikal malzemelere, rehabilitasyon süreçlerine ve bakım hizmetlerine erişimde yaşanan problemler. ​Afet Yönetimi ve Engelliler: Deprem ve sel gibi afet süreçlerinde engelli bireylerin yaşadığı mağduriyetler. ​İletişim Engelleri: İşaret dili ve iletişim erişilebilirliği konusundaki eksiklikler. ​Siyasi Temsil Yetersizliği: Engelli bireylerin karar alma mekanizmalarında ve siyasette yeterince temsil edilememesi. ​Mahmut Arıkan: "Güçlü Bir Siyasi İrade Zorunlu" ​Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ın çalıştaydaki konuşmasında köklü reformlara ve siyasi kararlılığa dikkat çektiğini aktardı. Ünal'ın paylaştığı bilgilere göre Genel Başkan Arıkan; erişilebilirlik, bağımsız yaşam ve onurlu katılım ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirterek, engelli bireylerin hayatın her alanında eşit şartlarda yer alabilmesi için güçlü bir siyasi iradenin zorunlu olduğunu ifade etti. ​Çalıştay katılımcılarının da ortak bir ses çıkardığını belirten Ünal; engellilik meselesinin bir "yardım" veya "merhamet" konusu değil; temel insan hakları, eşit yurttaşlık ve adalet meselesi olduğunun altını çizdi. Engellilerin sadece sosyal politikaların birer nesnesi değil, karar süreçlerinin doğrudan paydaşı olması gerektiği vurgulandı. ​"Sadece Belirli Günlerde Değil, Her Zaman Mücadele Edeceğiz" ​Çalıştay boyunca dile getirilen tüm görüş, talep ve çözüm önerilerinin titizlikle raporlaştırılacağını açıklayan Şevket Ünal, hazırlanan bu raporun kamuoyuyla paylaşılacağını ve ilgili resmi kurumlara iletilerek çözüm süreçlerinin takipçisi olacaklarını belirtti. ​Ünal, açıklamasını şu mesajla tamamladı: ​"Saadet Partisi olarak; engelli bireylerin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlandığı değil, hak temelli politikaların hayata geçirildiği, erişilebilir ve kapsayıcı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Milli İrade Anlayışını Diri Tutmaya Devam Edeceğiz Haber

Milli İrade Anlayışını Diri Tutmaya Devam Edeceğiz

AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, 28 Şubat darbesinin yıl dönümü dolayısıyla 81 İlde eş zamanlı olarak bir basın açıklaması yapıldı. AK Parti Eskişehir İnsan Hakları Başkanı Işın Mediha Haskol Şahin, birim başkanlarıyla birlikte 28 Şubat darbesinin yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Türkiye genelinde eş zamanlı açıklamada AK Parti Eskişehir İnsan Hakları Başkanı Işın Mediha Haskol Şahin şu ifadeleri kullandı: “28 Şubat Darbesinin 29. yıl dönümünde darbe ve darbecilik zihniyetini kınamak için bugün bir araya geldik. Öncelikle şunun altını çizmek isteriz ki amaçları itibarıyla 27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta siyasetin yanı sıra topluma yönelik de indirilmiş ağır bir darbeden bahsediyoruz. Sonuçlarının nesillerce sürmesi amaçlanan, hesaplı bir şekilde kurgulanmış bir darbedir. Bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerini hedef almış bir pusudur. Millet iradesine karşı tanklar yürütülmüş; seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti görevden el çektirilmiş; başta başörtülü kadınlar olmak üzere bu ülkenin mütedeyyin kesimlerine yönelik büyük bir zulüm dalgası başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları kendi ülkesinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden ötürü sokulmamaya çalışılmıştır. AK Parti olarak 28 Şubat ve benzeri tüm darbeci ve vesayetçi girişimlerin karşısında olduğumuzu burada bir kez daha ilan ediyoruz. İktidarımız döneminde attığımız adımlarla vesayet odaklarını teker teker çökerttik. Milli iradeyi bu süreçte yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokrasi standardıyla buluşturduk. Ancak son zamanlarda yine başörtüsü ve Anadolu’muzun yerel kıyafetlerine yönelik çirkin tavrı gördükçe 28 Şubat zihniyetinin her an hortlayabileceğini bir kez daha idrak ediyoruz. Maalesef bazıları AK Parti iktidarı döneminde atılan demokratikleşme adımlarıyla hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen hala içinde bu köhne zihniyeti taşıyor. Bu anlamda milli iradenin inşası noktasında demokrasi bilincinin, sivil iradenin, sandığın gücünün ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu fikirlerin karşısında duranlar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti var diye şimdilik belli şeyleri söylemeye cesaret ve fırsat bulamıyorlar. Ancak ilk fırsatta neler yapabileceklerinin fragmanını her seferinde milletimize izletiyorlar. Bu zihniyetle mücadele biz AK Parti için bir demokrasi mücadelesidir; bir hak mücadelesidir; büyük Türkiye mücadelesidir. Şunu vurgulamak lazım ki toplumsal barışımıza kasteden bu zihniyet orada durduğu sürece büyük ve güçlü Türkiye idealimize ve Türkiye yüzyılı vizyonumuza her daim ket vurulmaya çalışılacaktır. Ancak bizler tüm bu engelleri milletimizle beraber aşmaktan geri durmayacağız. Bizler AK Parti olarak, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemize hizmet etme kararlılığımızı ve darbeci zihniyet karşısında dimdik durma irademizi yılmadan sürdüreceğiz. Demokrasi tarihimizde bir daha asla 28 Şubat benzeri süreçlerle karşılaşmamak için milli irade anlayışını daima diri tutmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.”

Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası Tepebaşı’nın Haber

Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası Tepebaşı’nın

Tepebaşı Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen ve yerel yönetimlerde iyi yönetişim anlayışının en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülüne layık görüldü. Avrupa Konseyi tarafından; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik gibi iyi yönetişimin temel ilkelerini benimseyen ve bu anlayışı kurumsal yapısına yerleştirmeyi taahhüt eden yerel yönetimlere verilen ELoGE, deneyimli bürokratlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bağımsız bir jüri tarafından değerlendiriliyor. 40 belediye arasından seçildi Tepebaşı Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından belirlenen yönetişim standartlarını karşılayarak başvuruda bulunan 40 belediye arasından ödüle layık görülen yerel yönetimler arasında yer aldı. Bu başarıyla birlikte Tepebaşı Belediyesi; 2014 yılında Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen Remourban – Akıllı Kentsel Dönüşümün Hızlandırılması Projesi ile elde edilen büyük hibe başarısının, 2019 yılında kazanılan Küresel Model Ödülü’nün, 2021 yılında Energy Globe Vakfı tarafından verilen ve “Çevre Oscar’ı” olarak anılan Ulusal Enerji Küresi Ödülü’nün yanına bir uluslararası marka daha eklemiş oldu. Ödül töreni Ankara’da gerçekleştirildi Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) 2025 Ödül Töreni, Türkiye Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde Ankara’da düzenlendi. Törene; Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkan Yardımcısı Cecilia Dalman Eek, Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Suat Yıldız, Avrupa Konseyi İyi Yönetişim Uzmanlık Merkezi Başkan Yardımcısı Niall Sheerin, belediye başkanları, belediye bürokratları ve çok sayıda davetli katıldı. Ödülü Başkan Ataç aldı Açılış konuşmalarının ardından, ELoGE markasını 1 yıl süreyle kullanmaya hak kazanan belediyelere ödülleri takdim edildi. Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası’nı Tepebaşı Belediyesi adına Başkan Ahmet Ataç’a sundu. “Yerel yönetimler büyük baskı altında” Törende konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, şunları söyledi: “Bugün burada meslektaşlarımla ve yol arkadaşlarımla birlikte olmaktan büyük gurur duydum. Bugün Türkiye’de yerel yönetimlerin nasıl bir baskı altında olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bazı ülke gerçeklerini söylemeye de çekiniyoruz. Ama en büyük örnek bugün burada Ekrem İmamoğlu’nun olmamasıdır. Bir gün hukuk doğru karar verecek, başkanımızı yine yerinde göreceğiz. Uzun zamandır belediye başkanlığı yapıyorum. 2019’de Etiyopya’da yılında Küresel Model ödülünü, 2021’de Energy Globe Vakfı tarafından düzenlenen 180’den fazla ülkeden 2 bin 500 proje başvurusunun yapıldığı ve Çevre Oscar’ı olarak bilinen Ulusal Enerji Küresi Ödülünü aldık. Ayrıca 2014 yılında Avrupa komisyonunun düzenlediği ve birçok ülkenin başvuruda bulunduğu Remourban-Akıllı Kentsel Dönüşüm Hızlandırılması projesini Türkiye’de kazanan belediye olduk. Bugün de böyle bir markayı Eskişehir’e götüreceğiz. Bugün demokrasi, hukuk, insan hakları ve özgürlükler de konuşuldu. Biz Türkiye’de bunu güç de olsa yerine getireceğiz.” 12 ilke, 36 hedef, 72 gösterge Tepebaşı Belediyesi, Avrupa Konseyi’nin belirlediği 12 ilke, 36 hedef ve 72 gösterge doğrultusunda yapılan kapsamlı değerlendirme sonucunda ELoGE markasını almaya hak kazandı. Değerlendirme sürecinde esas alınan yönetişim ilkeleri şunlar oldu: Demokratik Katılım İnsan Hakları Hukukun Üstünlüğü Kamu Etiği Hesap Verebilirlik Açıklık ve Şeffaflık Verimli, Etkili ve Sağlam Yönetim Liderlik, Yetkinlik ve Kapasite Duyarlılık Sağlam Mali ve Ekonomik Yönetim Sürdürülebilirlik ve Uzun Vadeli Yönelim Değişime ve Yeniliğe Açıklık ELoGE markasını alabilmek için her ilke başlığında 0,33 ile 0,65 arasında bir ortalama yakalanması gerekirken, Tepebaşı Belediyesi 0,75 ortalama ile bu eşiğin üzerine çıkarak önemli bir başarıya imza attı. ELoGE Nedir? Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE – European Label of Governance Excellence), yerel yönetimlerin iyi yönetişimde 12 temel ilkeye uygun hareket ettiğini ve bu ilkeleri sürekli geliştirmeyi taahhüt ettiğini belgeleyen prestijli bir Avrupa markasıdır. ELoGE; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik ve kapsayıcılık gibi unsurları merkeze alarak, yerel yönetimlerin hem uluslararası tanınırlığını artırmayı hem de vatandaşlarla güçlü bir güven ilişkisi kurmasını hedefler. Türkiye’de ELoGE süreci; Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi koordinasyonunda, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Avrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürütülüyor. Bu kapsamda başvuru yapan 40 belediyeden 16’sı, bağımsız jürinin değerlendirmesi sonucunda ELoGE markasını 1 yıl süreyle kullanma hakkı elde etti.

Başkan Ataç’tan Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan Mesajı Haber

Başkan Ataç’tan Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan Mesajı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, gazeteci yazar Uğur Mumcu ve şehit polis Gaffar Okkan’ın katledilişlerinin yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, yayınladığı mesajında gazeteci Uğur Mumcu ve şehit polis Gaffar Okkan’ı andı. Başkan Ataç mesajında, “Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde derin izler bırakmış iki onurlu ismi; Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan’ı, katledilmelerinin yıl dönümünde saygı, özlem ve minnetle anıyoruz. Uğur Mumcu; kalemini hiçbir baskıya boyun eğmeden kullanan, gerçeği savunmayı hayatının merkezine koyan bir aydınlanma neferiydi. O, gazeteciliği yalnızca bir meslek değil; demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına adanmış bir sorumluluk olarak gördü. Gerçeğin peşinde yürürken ödediği bedel, bu ülkenin aydınlık geleceği için verilen mücadelenin sembolüdür. Gaffar Okkan ise görev yaptığı her yerde halkla kurduğu güven ilişkisi, adalet duygusu ve insan onuruna dayalı yaklaşımıyla hafızalara kazınmıştır. Kamu gücünü baskının değil; hukukun, eşitliğin ve vatandaşın güvenliğinin teminatı olarak gördü. Her iki isim de farklı alanlarda, aynı değerler için yürüdü: Demokrasi için, insan hakları için, bu toprakların onurlu ve barış içinde bir geleceğe ulaşması için… Onları hedef alan karanlık zihniyet, aslında bu ortak değerleri susturmak istemiştir. Ancak bilmeliyiz ki; gerçeği savunan kalemler de, adaleti koruyan yürekler de susturulamaz. Uğur Mumcu’nun cesareti ve Gaffar Okkan’ın halktan yana duruşu, bugün hâlâ yolumuzu aydınlatmaktadır. Bizlere düşen görev; onların bıraktığı mirası yaşatmak, demokrasiye, hukuka ve insan onuruna daha güçlü sahip çıkmaktır. Bu topraklara vatan sevgisini; korkuyla değil, adaletle ve özgürlükle yazan Uğur Mumcu’yu ve Gaffar Okkan’ı bir kez daha rahmetle anıyor; anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Unutmadık, unutturmayacağız” sözlerine yer verdi.

2025 Yargı Bağımsızlığını Sağlamaya Yönelik Çabalarımızla Geçti Haber

2025 Yargı Bağımsızlığını Sağlamaya Yönelik Çabalarımızla Geçti

Eskişehir Barosu tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir kahvaltı programı düzenlendi ve Baronun 2025 yılı çalışmaları hakkında bilgiler verildi. Eskişehir Barosu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlediği kahvaltı programında 2025 yılının hukuki ve toplumsal bilançosunu kamuoyuna sundu. Baro Başkanı Av. Barış Günaydın ve komisyon başkanlarının katıldığı toplantıda; yargı bağımsızlığından çocuk haklarına, çevre mücadelesinden kadın haklarına kadar kentin ve ülkenin hukuk ajandası detaylandırıldı. ​Baro Başkanı Av. Barış Günaydın: "Yargı Bağımsızlığı İçin Öfkeliyiz ama Kararlıyız" ​Toplantının açılışını yapan Eskişehir Baro Başkanı Av. Barış Günaydın, 2025 yılının büyük bir hukuk mücadelesiyle geçtiğini belirtti. Avukata yönelik şiddetin tırmanışına dikkat çeken Günaydın, "Meslektaşlarımızı kaybetmenin derin üzüntüsü ve öfkesi içindeyiz. Baromuz sadece bir meslek örgütü değil, kentin sorunlarıyla dertlenen bir hukuk kalesidir," dedi. ​Günaydın, baroya dair güncel sayısal verileri de paylaştı: • ​Üye Yapısı: Baroda 1002 kadın, 989 erkek olmak üzere toplam 1991 avukat ve 97 stajyer görev yapıyor. • ​CMK Görevlendirmeleri: Soruşturma aşamasında 10.216, kovuşturma aşamasında (Ağır Ceza, Asliye Ceza, Çocuk Mahkemeleri) toplam 8.585 görevlendirme yapıldı. • ​Adli Yardım: Ekonomik durumu yetersiz olan yurttaşlardan gelen 360 başvurunun yarısına hukuki destek sağlandı. ​Baro Başkan Yardımcısı Av. Bora İmadoğlu: "Avukatın Sustuğu Yerde Adil Yargılama Olmaz" ​Avukat Hakları Merkezi’nin çalışmalarını aktaran Av. Bora İmadoğlu, adliyelerde ve emniyet birimlerinde avukatlara yönelik uygulanan keyfi kısıtlamalara ve hukuk dışı arama zorlamalarına karşı durduklarını ifade etti. İmadoğlu, yıl içinde 21 hak ihlali tutanağı tuttuklarını ve 8 şiddet/hakaret davasına müdahil olduklarını belirtti. Ayrıca, tehlike anındaki meslektaşları için "Acil Durum Butonu" uygulamasını başlattıklarını duyurdu. ​Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Ozan Akbe'den "Eskişehir Modeli" Vurgusu ​Hayvan Hakları Komisyonu adına konuşan Av. Ozan Akbe, 2025’in yasal değişiklikler nedeniyle zorlu geçtiğini belirtti. Sokak hayvanlarına yönelik yasayı yakından takip ettiklerini vurgulayan Akbe, belediyelerle iş birliği içinde hazırlanan rehabilitasyon raporlarını ve 2026 yılında hayata geçecek olan "Nöbetçi Avukat Sistemi" ile acil ihbarlara daha hızlı müdahale edeceklerini açıkladı. ​İnsan Hakları ve Ayrımcılıkla Mücadele: "19 Mart Olayları Raporlaştırıldı" İnsan Hakları, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eğitim Kültür Sanat ve Spor Komisyonları adına söz alan Av. Büşra Karadağ Ünver, 2025 yılının en büyük gündem maddesinin 19 Mart olayları olduğunu söyledi. • ​İnsan Hakları: 82 kişi hakkında yürütülen soruşturmaları takip ettiklerini, bunlardan 63'ünün toplantı ve gösteri yürüyüşü kapsamında olduğunu belirtti. • ​Ayrımcılıkla Mücadele: Cinsel yönelim, mülteci hakları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi alanlarda gizlilik esasıyla çalıştıklarını ifade etti. • ​Eğitim ve Spor: Baro bünyesinde 43 mesleki eğitim ve 24 sosyal faaliyet düzenleyerek Eskişehir Barosu’nu bölgesel bir eğitim merkezi haline getirdiklerini vurguladı. ​Çocuk ve Engelli Hakları Komisyonu Başkanı Av. Ayten Balaban: "Suçun Caydırıcılığı ve Farkındalık" ​Av. Ayten Balaban, Çocuk Hakları İzleme Komisyonu olarak 2025 yılında 600 öğrenciye akran zorbalığı eğitimi verdiklerini söyledi. 2026 yılı hedefleri arasında liselerde ceza hukukuna yönelik eğitimler olduğunu belirten Balaban, cinsel istismar suçlarına ilişkin 42 dosyanın takipçisi olduklarını paylaştı. Engelli Hakları Komisyonu'nda ise vasilik kurumu ve SGK mevzuatına yönelik çalıştaylar düzenlediklerini aktardı. ​Kent ve Çevre Hukuku Başkanı Ecir Ayaş: "Maden Projelerine Hukuki Set" ​Av. Ecir Ayaş, 2025 yılında Alpagut-Atalan altın madeni ve Kaymaz maden projesi gibi çevreye zarar verebilecek projelerde halkın doğru bilgilendirilmesi için sahada olduklarını söyledi. ÇED raporlarına karşı açılan davaları takip ettiklerini belirten Ayaş, kent içindeki trafik kazalarını önlemek adına MOBESE ve ışıklandırma sistemleri için ilgili kurumlarla istişare yürüttüklerini ekledi. ​Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. FundaGüneyKökçınar: "İstanbul Sözleşmesi’nin Eksikliği Hissediliyor" ​Toplantının sonunda söz alan Av. Funda Güney Kökçınar, kadın cinayetleri ve şiddetin 2025’te de arttığını ifade etti. Kökçınar, her Pazartesi Kadın Hakları Merkezi’nde nöbetçi avukatlarca ücretsiz destek verildiğini, 30 belde evinde binlerce kadına ulaşıldığını ve 8 Mart’a özel baro dergisi çıkarıldığını anlattı. Eskişehir genelinde işlenen kadın cinayeti dosyalarına katılma taleplerinin reddedilmesine rağmen takibi bırakmadıklarını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.