SON DAKİKA
Hava Durumu

#Insan Gücü

Porsuk Haber Ajansı - Insan Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SES Şube Sekreteri Ateş: "Asıl Başarı Mezuniyette Başlıyor" Haber

SES Şube Sekreteri Ateş: "Asıl Başarı Mezuniyette Başlıyor"

SES Eskişehir Şube Sekreteri Gönül Ateş, ESOGÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün YKS yerleştirme sonuçlarına göre Türkiye’deki ilk 10 program arasına girmesini değerlendirdi. SES Eskişehir Şube Yönetim Kurulu adına açıklamalarda bulunan Şube Sekreteri Gönül Ateş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "YKS yerleştirme sonuçlarına göre Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün, öğrenci başarı sıralaması açısından Türkiye’deki ilk 10 hemşirelik programı arasında yer alması bizim için son derece kıymetli. Hacettepe, Koç, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara ve Gazi gibi güçlü üniversitelerin bulunduğu bu grupta ESOGÜ’nün de yer alması, bölümün tercih edilirliğini ve öğrencilerin üniversitemize duyduğu güveni göstermesi açısından önemli. Ancak biz bu sonucu yalnızca bir sıralama başarısı olarak görmüyoruz. Başarılı öğrencilerin bölümümüzü tercih etmesi elbette bizi mutlu ediyor ama aynı zamanda bize önemli bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü asıl başarı, öğrencinin üniversiteye hangi başarı sıralamasıyla geldiğinden çok, dört yılın sonunda nasıl bir sağlık profesyoneli olarak mezun olduğuyla ölçülmeli. İlk 10’a girmek önemli bir başarıdır. Ancak bu başarıya yakışan eğitimi sürdürmek ve bunu kalıcı hale getirmek çok daha büyük bir sorumluluktur. Bugün hemşirelik, geçmişteki geleneksel görev tanımlarının çok ötesine geçmiş durumda. Hemşire artık yalnızca kendisine verilen görevleri yerine getiren kişi değil; hastayı değerlendiren, riskleri erken fark eden, klinik karar süreçlerine katılan, hasta güvenliğini sağlayan, bilimsel kanıtları bakım uygulamalarına aktarabilen ve sağlık ekibi içerisinde önemli sorumluluklar üstlenen bir sağlık profesyonelidir. Yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların artması ve bakım ihtiyaçlarının çeşitlenmesi de hemşireliğin sağlık sistemi içerisindeki önemini her geçen gün artırıyor. Buna karşılık Türkiye’de hemşirelik eğitiminin hâlâ çözüm bekleyen önemli sorunları var. Bunların başında öğrenci kontenjanları ile akademik kadro, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama kapasitesi arasındaki dengenin korunması geliyor. Çünkü hemşirelik yalnızca sınıfta öğrenilebilecek bir meslek değil. Öğrencinin teorik olarak öğrendiği bilgiyi gerçek yaşam koşullarında kullanabilmesi, hastayla iletişim kurabilmesi, klinik karar verebilmesi ve mesleki becerilerini yeterince uygulayabilmesi gerekiyor. Öğrenci sayısı eğitim ve uygulama kapasitesinin üzerine çıktığında ise birebir eğitim alma ve yeterli klinik deneyim kazanma imkânı azalıyor. Bu nedenle kontenjanlar belirlenirken yalnızca ‘Kaç öğrenci alabiliriz?’ sorusunu sormak yeterli değil. Asıl sormamız gereken, ‘Kaç öğrenciye gerçekten nitelikli hemşirelik eğitimi verebiliriz?’ sorusudur. Türkiye’nin daha fazla hemşireye ihtiyaç duyduğu açık. Ancak bunun çözümü yalnızca üniversitelerin kontenjanlarını artırmak değil. Öğretim elemanı sayısı, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama altyapısı aynı ölçüde geliştirilmezse sayı artarken eğitimde nitelik zarar görebilir. Hemşire açığını kapatmaya çalışırken nitelikli hemşirelik eğitimi açığı oluşturmamalıyız. Bir diğer önemli mesele de mesleğin çalışma koşulları. Bugünün gençleri meslek seçerken yalnızca hangi işi yapacaklarını düşünmüyor. O mesleğin kendilerine nasıl bir gelecek sunacağına da bakıyorlar. Yoğun çalışma temposu, nöbetler, artan iş yükü, sağlıkta şiddet, tükenmişlik, ücretler ve özlük hakları hem öğrencilerin hem de çalışan hemşirelerin mesleğe ve geleceklerine bakışını doğrudan etkiliyor. Başarılı gençlerin hemşireliği tercih etmesini istiyorsak, onları mezuniyet sonrasında mesleğin içerisinde tutabilecek çalışma koşullarını da oluşturmak zorundayız. Nitelikli sağlık çalışanlarının yurt dışına yönelmesini de yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu durum aynı zamanda üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir insan gücü meselesidir. Hemşirelik eğitiminin önündeki bir başka önemli başlık ise teknolojik dönüşüm. Yapay zekâ, dijital sağlık uygulamaları, uzaktan hasta takibi ve karar destek sistemleri önümüzdeki yıllarda sağlık hizmetlerinin çok daha önemli bir parçası olacak. Bu nedenle geleceğin hemşiresinin dijital okuryazarlığı yüksek, veriyi değerlendirebilen ve yapay zekânın sunduğu bilgiyi sorgulayabilen bir sağlık profesyoneli olması gerekiyor. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hemşireliğin merkezinde insan olmaya devam edecek. Bir algoritma hastanın risk skorunu hesaplayabilir, bir cihaz yaşamsal bulguları saniye saniye takip edebilir. Fakat hastanın korkusunu anlamak, ona güven vermek ve bakımın insani boyutunu sürdürebilmek hâlâ insanın sorumluluğunda. Geleceğin hemşiresi teknolojiyle yarışan değil, teknolojiyi insan için kullanan hemşire olacaktır. Bizim üzerinde önemle durduğumuz konulardan biri de öğrencilerimizin araştıran ve sorgulayan bireyler olarak yetişmesi. Hemşirelikte ‘Biz yıllardır böyle yapıyoruz’ anlayışı yerine, ‘Bunun bilimsel kanıtı nedir?’ sorusunu sorabilen sağlık profesyonellerine ihtiyacımız var. Çünkü çağdaş hemşireliğin temelinde kanıta dayalı bakım anlayışı bulunuyor. ESOGÜ Hemşirelik Bölümünün Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer almasını da bu nedenle yalnızca bugünün başarısı olarak değil, geleceğe yönelik önemli bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz sadece başarı sıralaması yüksek öğrencilerin tercih ettiği bir bölüm olmak değil. Mezunlarımızın da klinik yeterlilikleri, bilimsel bakış açıları, etik duyarlılıkları ve mesleki duruşlarıyla tercih edilen hemşireler olması gerekiyor. Sonuç olarak üniversitelerin başarısını yalnızca giriş puanlarıyla ya da başarı sıralamalarıyla ölçmek yeterli değil. Üniversitenin gerçek başarısı, öğrencinin o kapıdan hangi puanla girdiğinden çok, dört yılın sonunda o kapıdan nasıl bir meslek insanı olarak çıktığıyla ölçülür. Bu nedenle ESOGÜ’nün ilk 10 başarısından mutluluk duyarken önümüzde duran asıl soruyu da unutmuyoruz: Bize güvenerek gelen bu başarılı gençleri, geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli hemşirelere nasıl dönüştüreceğiz? Bizim için asıl başarı, bu soruya vereceğimiz cevap olacaktır.”

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Hemşire ve Ebe Krizi Haber

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde Hemşire ve Ebe Krizi

Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi tarafından Eskişehir ve bölge illere sağlık hizmeti sunan kritik kuruluşlardan biri olan Eskişehir Şehir Hastanesi'nde hemşire ve ebe personel eksikliği yeniden gündeme getirildi. Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Eskişehir Şehir Hastanesi, sahip olduğu yatak kapasitesi ve sunduğu sağlık hizmetleriyle yalnızca Eskişehir'e değil, çevre illerden gelen hastalara da hizmet veren önemli sağlık kuruluşlarımızdan biridir. Ancak hastanenin büyüklüğü ve hizmet yükü değerlendirildiğinde, hemşire ve ebe personelinin mevcut durumunun yalnızca toplam kadro sayısı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığı görülmektedir. Eskişehir Sağlık-Sen Şubesi olarak yaptığımız çalışma kapsamında ortaya çıkan veriler, bu konuya daha dikkatli bakılması gerektiğini göstermektedir. Hastanede toplam 1.276 hemşire ve ebe kadrosu bulunurken, çalışmada 1.005 personelin nöbet hizmetinde değerlendirilebildiği görülmektedir. Çeşitli nedenlerle nöbet hizmetine dahil edilemeyen personel sayısı ise çalışmada 374 kişi olarak ortaya konulmuştur. Bu durum, nöbet hizmetinin fiilen görev yapan personel üzerinde daha yoğun şekilde yürütülmesine neden olabilmektedir. Burada özellikle belirtmek isteriz ki; nöbet hizmetine dahil olamayan personelin her birinin farklı ve kendi içinde haklı bir gerekçesi bulunmaktadır. Engelli raporu, doğum sonrası izinler, süt izni, yarı zamanlı çalışma, gündüzlü birimlerde görev, geçici görev ve benzeri durumlar çalışma hayatının doğal parçalarıdır. Bu çalışanlarımızın haklarının tartışma konusu yapılması doğru değildir. Asıl mesele, bu çalışma düzenlerinin ortaya çıkardığı personel ihtiyacının ayrıca planlanmasıdır. Çünkü bir personelin yasal hakkını kullanması, diğer sağlık çalışanlarının daha fazla iş yükü üstlenmesini gerektirmemelidir. PERSONEL AÇIĞI SAHADA DAHA FAZLA HİSSEDİLİYOR Çalışmada hastanenin farklı birimlerine ilişkin yapılan değerlendirmede, mevcut çalışan sayısı ile olması gereken personel sayısı arasında fark bulunduğu görülmektedir. Verilere göre 1.233 hemşire ve ebenin çalıştığı, hizmetin gerektirdiği personel sayısının ise 1.435 olması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu iki rakam arasındaki fark 202 kişi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tabloya nöbet hizmetine dahil edilemeyen personel de eklendiğinde, hizmetin fiilen yürütülmesi açısından ortaya çıkan insan gücü ihtiyacının daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Eskişehir Şehir Hastanesinin 950 klinik ve 217 yoğun bakım olmak üzere toplam 1.167 yatak kapasitesine sahip olduğu düşünüldüğünde, personel planlamasının hastanenin gerçek hizmet yükü dikkate alınarak yapılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yataklı servisler, yoğun bakım üniteleri, acil servisler, ameliyathaneler ve diğer özellikli birimlerde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükü, personel planlaması yapılırken birlikte değerlendirilmelidir. SAĞLIK ÇALIŞANINDAN DAHA FAZLA FEDAKÂRLIK BEKLEMEK ÇÖZÜM DEĞİL Sağlık çalışanlarımız bugüne kadar olduğu gibi bugün de görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiriyor. Ancak personel eksikliğinin sürekli olarak mevcut çalışanların daha fazla nöbet tutması, daha fazla mesai yapması veya iş yükünün artırılması yoluyla karşılanması uzun vadede sağlıklı bir yöntem değildir. Bu nedenle Eskişehir Sağlık-Sen olarak beklentimiz, personel ihtiyacının sahadaki gerçek durum dikkate alınarak değerlendirilmesi ve ihtiyaç bulunan birimlere gerekli insan gücünün kazandırılmasıdır." dedi. HASAN HÜSEYİN KÖKSAL: “SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN FEDAKÂRLIĞI SINIRSIZ DEĞİLDİR” Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Sağlık çalışanlarımızın fedakârlığını ve özverisini herkes biliyor. Ancak sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi için her sorunun daha fazla nöbet, daha fazla mesai ve daha fazla iş yüküyle çözülmeye çalışılması doğru değildir. Çalışanlarımızın da bir çalışma kapasitesi ve sınırı vardır.” Köksal, personel planlamasının yalnızca kâğıt üzerindeki kadro sayısına göre yapılmaması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “1.276 hemşire ve ebe kadrosu var demek tek başına yeterli bir değerlendirme değildir. Önemli olan, bu personelin ne kadarının hangi birimlerde fiilen hizmet verdiği ve 24 saatlik sağlık hizmetinin kaç kişiyle sürdürüldüğüdür. Bizim söylemek istediğimiz tam olarak budur.” “Burada herhangi bir çalışanımızı hedef almıyoruz. Tam tersine, çalışanlarımızın sahip olduğu hakların korunmasını savunuyoruz. Ancak bir çalışanın hakkını kullanması nedeniyle oluşan personel ihtiyacının başka bir çalışanın üzerine yük olarak bırakılmasına da karşıyız.” Köksal son olarak, Eskişehir Şehir Hastanesinin bölge açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek: “Eskişehir Şehir Hastanesi çok büyük bir sağlık kuruluşu. Bu hastanenin sağlık hizmetini güçlü şekilde sürdürebilmesi için personel ihtiyacının bugünden görülmesi gerekiyor. Bizim talebimiz açık; çalışanlarımızın yükü azaltılsın, ihtiyaç duyulan alanlarda personel planlaması yapılsın ve sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği güvence altına alınsın.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.