SON DAKİKA
Hava Durumu

#İklim Değişikliği

Porsuk Haber Ajansı - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Sözcülerine Katılım Belgeleri Verildi Haber

İklim Sözcülerine Katılım Belgeleri Verildi

Tepebaşı Belediyesi’nin iklim değişikliği ile mücadele kapsamında 2022 yılında hayata geçirdiği “Tepebaşı İklim Sözcüleri” programı, başarılı çalışmalara devam ederken 2025 yılı akademi eğitimlerini tamamlayan 27 gönüllüye katılım belgeleri verdi. İnsan ve çevre odaklı hizmet anlayışı sayesinde Çevrenin Oscar’ı olarak da bilinen Uluslararası Energy Globe Ödülü’nü Türkiye’ye ilk defa getiren Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir ve iklim dostu bir Tepebaşı inşa etmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. İklim için bilinçli bir Tepebaşı ve daha güçlü bir ses haline gelmek için başlatılan Tepebaşı İklim Sözcüleri Programı’yla iklim değişikliği konusunda kamuoyunda bilgi ve kapasitenin artırılması, savunuculuk çalışmaları yapılması amaçlanıyor. Programa katılan gönüllüler, aldıkları eğitimler ve katıldıkları atölye çalışmalarının ardından Tepebaşı İklim Sözcüsü olarak gerek kırsalda gerekse kent merkezinde birçok etkinliğe katıldı. İklim Değişikliği ve Afet Yönetimi, İklim Okuryazarlığı ve Sürdürülebilir Gelecek, Ekolojik Okuryazarlık, Atıksız Yaşamdan Sürdürülebilir Modaya, İklim ve İnsan Hakları, Değişen İklim, Dönüşen Tarım ve Gıda Sistemleri, Kentsel ve Kurumsal Sürdürülebilirlik başlıklarında düzenlenen 7 ana başlıkta 13 eğitim ve 5 atölye çalışması gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen 2025 yılı akademi eğitimlerini tamamlayan 27 gönüllüye Encümen Salonu’nda düzenlenen etkinlikte katılım belgeleri takdim edildi.

Sakarya Havzası’ndan Eskişehir'e Su Getirilmelidir Haber

Sakarya Havzası’ndan Eskişehir'e Su Getirilmelidir

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, kentte yaşanan su sorununa ilişkin sert ve çözüm odaklı açıklamalarda bulundu. Siyasi tartışmaların şehre zaman kaybettirdiğini belirten Ölce, "Sakarya Havzası’ndan su getirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Eskişehir’in giderek derinleşen su sorununu gündeme taşıdı. Yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki "suçlu arama" tartışmalarına tepki gösteren Ölce, çözümün ancak kurumlar arası iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. ​"Kavga Eskişehir’e Bir Şey Kazandırmıyor" ​Su kesintileri sonrası başlayan DSİ ve ESKİ arasındaki karşılıklı suçlamaların şehre fayda sağlamadığını ifade eden Ölce, "Kim haklı kim suçlu tartışmaları Eskişehir’e bir şey kazandırmıyor, sadece zaman kaybettiriyor. Biz Anahtar Parti olarak bu kavgaların tarafı olmayacağız. Mesele kavga değil, Eskişehir’in susuz kalmamasıdır," dedi. ​"Gerçekle Yüzleşelim: Porsuk Barajı Alarm Veriyor" ​İklim değişikliği ve azalan yağışların bir tahmin değil, somut bir gerçek olduğunu hatırlatan İl Başkanı Ölce, Porsuk Barajı’ndaki doluluk oranlarının düşüşüne dikkat çekti: ​"Eskişehir’in suyu azaldı. Yağmur ve kar eskisi kadar yağmıyor. Eğer bugün önlem almazsak, yarın musluktan su akmayabilir. Sorumluluk sadece vatandaşa 'tasarruf yap' demekle geçiştirilemez. Su getirmek devletin ve belediyenin asli görevidir." ​Çözüm Reçetesi: Sakarya Havzası Projesi ​Ölce, Eskişehir’in su krizinden kurtulması için tek yolun Sakarya Havzası olduğunu belirterek, "Sakaryabaşı değil, tüm havzayı kapsayan büyük bir projeden bahsediyoruz. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve DSİ birlikte çalışmak zorundadır. Bu proje bugün başlarsa yarın sonuç verir; başlamazsa yarın çok geç olur," ifadelerini kullandı. ​"2026 Yılında Bu Tablo Şehre Yakışmaz" ​Gerekli adımlar atılmazsa Eskişehir’i bekleyen senaryoları "ayıp" olarak nitelendiren Çağlar Ölce, açıklamalarını şöyle sürdürdü: ​Kalabak suyu kamyonları sokaklardan çekilebilir.​Vatandaş içme suyunu fahiş fiyatlarla marketlerden almak zorunda kalabilir.​Musluklardan su sadece belirli saatlerde akabilir.​"Göreve Geldiğimizde İlk İşimiz Bu Olacak" ​Anahtar Parti’nin sorunun takipçisi olacağını vurgulayan Ölce, "2026 yılı Eskişehir yılı olacaksa, bu sorun tarihe karışmalıdır. İktidara gelene kadar bu sorun çözülmezse, göreve gelir gelmez el atacağımız ilk konu bu olacaktır. Eskişehir’in susuz kalmasına asla izin vermeyiz," diyerek sözlerini noktaladı.

Sakarya Havzası’ndan Eskişehir'e Su Getirilmelidir Haber

Sakarya Havzası’ndan Eskişehir'e Su Getirilmelidir

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, kentte yaşanan su sorununa ilişkin sert ve çözüm odaklı açıklamalarda bulundu. Siyasi tartışmaların şehre zaman kaybettirdiğini belirten Ölce, "Sakarya Havzası’ndan su getirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Eskişehir’in giderek derinleşen su sorununu gündeme taşıdı. Yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki "suçlu arama" tartışmalarına tepki gösteren Ölce, çözümün ancak kurumlar arası iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. ​"Kavga Eskişehir’e Bir Şey Kazandırmıyor" ​Su kesintileri sonrası başlayan DSİ ve ESKİ arasındaki karşılıklı suçlamaların şehre fayda sağlamadığını ifade eden Ölce, "Kim haklı kim suçlu tartışmaları Eskişehir’e bir şey kazandırmıyor, sadece zaman kaybettiriyor. Biz Anahtar Parti olarak bu kavgaların tarafı olmayacağız. Mesele kavga değil, Eskişehir’in susuz kalmamasıdır," dedi. ​"Gerçekle Yüzleşelim: Porsuk Barajı Alarm Veriyor" ​İklim değişikliği ve azalan yağışların bir tahmin değil, somut bir gerçek olduğunu hatırlatan İl Başkanı Ölce, Porsuk Barajı’ndaki doluluk oranlarının düşüşüne dikkat çekti: ​"Eskişehir’in suyu azaldı. Yağmur ve kar eskisi kadar yağmıyor. Eğer bugün önlem almazsak, yarın musluktan su akmayabilir. Sorumluluk sadece vatandaşa 'tasarruf yap' demekle geçiştirilemez. Su getirmek devletin ve belediyenin asli görevidir." ​Çözüm Reçetesi: Sakarya Havzası Projesi ​Ölce, Eskişehir’in su krizinden kurtulması için tek yolun Sakarya Havzası olduğunu belirterek, "Sakaryabaşı değil, tüm havzayı kapsayan büyük bir projeden bahsediyoruz. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve DSİ birlikte çalışmak zorundadır. Bu proje bugün başlarsa yarın sonuç verir; başlamazsa yarın çok geç olur," ifadelerini kullandı. ​"2026 Yılında Bu Tablo Şehre Yakışmaz" ​Gerekli adımlar atılmazsa Eskişehir’i bekleyen senaryoları "ayıp" olarak nitelendiren Çağlar Ölce, açıklamalarını şöyle sürdürdü: ​Kalabak suyu kamyonları sokaklardan çekilebilir.​Vatandaş içme suyunu fahiş fiyatlarla marketlerden almak zorunda kalabilir.​Musluklardan su sadece belirli saatlerde akabilir.​"Göreve Geldiğimizde İlk İşimiz Bu Olacak" ​Anahtar Parti’nin sorunun takipçisi olacağını vurgulayan Ölce, "2026 yılı Eskişehir yılı olacaksa, bu sorun tarihe karışmalıdır. İktidara gelene kadar bu sorun çözülmezse, göreve gelir gelmez el atacağımız ilk konu bu olacaktır. Eskişehir’in susuz kalmasına asla izin vermeyiz," diyerek sözlerini noktaladı.

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var! Haber

Tarsim Var Ama Şartlı Destek Var!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık ve TARSİM uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çiftçiler TARSİM sigortası yaptırmalarına rağmen zararlarının karşılanmadığı yönünde şikayetler aldığını belirten Ömer Fethi Gürer, mevcut sistemin yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmesinin ihtiyaç olduğunu söyledi. “ZİRAİ DONU VE KURAKLIK ÇİFTÇİYİ VURDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklığın Türkiye genelinde büyük zarara yol açtığını belirterek, TBMM Zirai Don Komisyonu üyesi olarak 20 ilde incelemelerde bulunduklarını ve özellikle bahçe ürünlerinde ciddi kayıplar yaşandığını yerinde tespit ettiklerini belirtti. Gürer, kamuoyuna destek açıklamaları yapılmasına rağmen uygulamada sorunların 8 aydır çözülemediğini söyledi. TÜM ÇİFTÇİLERİN ZARARI KARŞILANMADI TARSİM’in koyduğu kurallar nedeniyle sigortası bulunan çiftçilerin dahi zararlarının tamamının karşılanmadığını vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ceviz üreticilerinin yaşadığı mağduriyeti örnek gösterdi. Ağaçların yaşı gerekçe gösterilerek “ürün vermiyor” denildiğini ve bu nedenle üreticilerin destekten yararlanamadığını aktardı. ÇKS kaydı olan çiftçilere de sınırlı destekler verildiğini, ÇKS’si olmayan üreticilerin ise tamamen sistem dışında bırakıldığını ifade etti. ÇİFTÇİ: “TARSİM YAPTIRDIK, DON VE KURAKLIKTA TEK KURUŞ ALAMADIK” Çiftçilerle görüşe. Gürer’e çiftçiler her yıl TARSİM yaptırmalarına rağmen yaşadıkları zararın karşılanmadığını anlattılar. Çiftçiler, “Geçen sene don oldu, ardından kuraklık yaşandı ama hiçbir destek alamadık. Köyümüzde TARSİM var ama kuraklık desteği de verilmedi. Kamudan sigortadan bir kurumdan gelip ödeme yapan olmadı. ÇKS’si olan da alamadı. 2026 yılına geldik, hâlâ bu destek verilmedi,” dediler. “TARSİM ÇİFTÇİYE DÜZGÜN ANLATILMIYOR” Çiftçi Zülfü Ünal ise TARSİM sürecinin çiftçiye şeffaf şekilde anlatılmadığını belirterek, sigortanın çoğu zaman sadece imza attırılarak geçiştirildiğini söyledi. Ünal, “Sonra ‘kuraklık yaptırmadınız’, ‘sel sigortası var ama bu kapsama girmiyor’ deniliyor. Ama kamuoyuna ‘zirai dondan zarar görene destek veriyoruz’ diye açıklama yapılıyor” diyerek yaşanan çelişkiye dikkat çekti. “ÇKS OLMAYAN ÇİFTÇİNİN TAMAMI KAPSAM DIŞI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in destek verdiğini açıklamasına rağmen bunun yalnızca belirli sigorta türleriyle sınırlı kaldığını vurguladı. “TARSİM olsa bile çiftçinin bütün zararı karşılanmıyor” diyen Gürer, sistemin çiftçiyi yeterli oranda korumadığını ifade etti. “VERİM KAYBI VAR AMA..” Çiftçi Zülfü Ünal, sigorta yaptırmasına rağmen zararının karşılanmadığını belirterek, “400 kilo üzerinden sigorta yaptırdım ama ‘kuraklık sigortası yok’ denilerek ödeme yapılmadı. Sel sigortası var ama kuraklık olmadığı için kapsam dışı sayıldık” dedi. TARSİM YENİDEN YAPILANDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TARSİM’in yeniden yapılandırılması için TBMM’ye kanun teklifi verdiklerini belirterek, sigorta primlerinin yüksek olduğunu ve TARSİM’in çiftçinin ortağı gibi davranarak üretimin %10’una el koyduğunu söyledi. Don priminin yüzde 70 olacağı açıklanmasına rağmen yüzde 60’larda kaldığını ifade eden Gürer, iklim değişikliği nedeniyle bütüncül bir sisteme geçilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. “HAYVAN ÖLÜYOR, SİGORTA ÖDEMİYOR” Zülfü Ünal, hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşandığını belirterek, kredi kullanımı sırasında zorunlu sigorta yaptırmalarına rağmen hayvan kayıplarında “full sigorta yok” gerekçesiyle ödeme yapılmadığını söyledi. Ünal, yaşadıkları mağduriyeti anlatarak sigorta sistemine tepki gösterdi. “ZARAR VAR, ÇÖZÜM YOK” Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenen Ömer Fethi Gürer, “Ortada zarar var ama bu zararı giderecek bir mekanizma yok. ‘Sözleşmede ne yazıyorsa o’ anlayışı çiftçiyi korumaz” dedi. Gürer, ÇKS’si olmayan üreticilerin de destek kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. “TRAKTÖRE, HAYVANA HACİZ VAR” Borçların üç yıl ötelenmesi, ek kredi desteği sağlanması ve icraların durdurulması için kanun teklifleri verdiklerini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçmişte çiftçinin üretim araçlarının haczedilemediğini, bugün ise traktörden hayvana kadar icraların yaygınlaştığını söyledi. “TOPRAĞINI SEVEN VATANINI SEVER” Gürer: “Biz bu ülkeyi seviyoruz. Vatanını sevenin asli görevi toprağını sevmektir. Çiftçi eli öpülesi insandır. Çok zor şartlarda üretim yapıyorsunuz. Çiftçiliği bırakmadan toprağı ekmeye devam edelim. Her zorluğu aşarak üretimi sürdürmeliyiz” dedi.

Tepebaşı İklim İzcileri Kış Kampını Gerçekleştirdi Haber

Tepebaşı İklim İzcileri Kış Kampını Gerçekleştirdi

Tepebaşı Belediyesi İklim İzcileri Programı kapsamında düzenlenen Eskişehir Kış Kampı, izcilik temelli çevre ve iklim eğitimlerini uygulamalı faaliyetlerle bir araya getirdi. Tepebaşı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü koordinasyonunda, Türkiye İzcilik Federasyonu ve Eskişehir İklim Spor Kulübü iş birliğiyle yürütülen Tepebaşı İklim İzcileri Programı kapsamında Eskişehir Kış Kampı gerçekleştirildi. Aralık 2022’den bu yana devam eden program çerçevesinde düzenlenen kampa; daha önce kamp deneyimi olmayan yeni izciler ve liderlerin de yer aldığı toplam 45 kişi katılım sağladı. Tepebaşı Belediyesi Keskin Deneyimli Kafe’de gerçekleştirilen kış kampında çocuklar ve gençler, izcilik faaliyetleriyle doğayla iç içe bir deneyim yaşadı. Kamp programı boyunca izcilik oyunları, takım çalışmaları, kamp ateşi etkinlikleri ve uygulamalı eğitimler gerçekleştirildi. Katılımcılar; soğuk hava koşullarıyla başa çıkma, doğada yaşam, dayanıklılık ve sorumluluk alma gibi temel izcilik becerilerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. 9–15 yaş aralığındaki çocuk ve gençlerin yer aldığı Tepebaşı İklim İzcileri Programı, yaklaşık 100 öğrenciye izcilik temelli çevre ve iklim eğitimi sunuyor. Program kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele, sıfır atık, sürdürülebilir yaşam ve doğa bilinci konuları izcilik faaliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Daha önce Ankara Pursaklar’da Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen kamp programlarına katılan Eskişehir İklim Spor Kulübü izcileri, kış kampında edindikleri deneyimleri yeni izcilerle paylaşarak sürece katkı sundu. Bu sayede kampta ekip ruhu ve deneyim aktarımı ön plana çıktı. Tepebaşı İklim İzcileri Programı, düzenli pazar eğitimleri, yaz okulu çalışmaları ve kamp programlarıyla çocuk ve gençlerin hem çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesini hem de izcilik kültürüyle çok yönlü beceriler kazanmasını desteklemeye devam ediyor.

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı Haber

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yürütülen İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi’nin kapanış toplantısı Eskişehir’de gerçekleştirildi. Proje kapsamında, Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılması ve dirençli bir geleceğe hazırlanması hedeflenirken; proje, yerel yönetimler ve sivil toplum iş birliğinin başarılı bir örneği olarak dikkat çekti. Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan proje, Eskişehir’de düzenlenen toplantıyla tamamlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara’nın katıldığı kapanış toplantısında, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TEMA Vakfı çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensupları da yer aldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam meselesi olduğunu vurgulayarak krizle mücadelede yerel yönetimler, sivil toplum ve halkın birlikte hareket etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek Deniz Ataç konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği artık uzak bir risk değil; kentlerimizin bugününü ve geleceğini, su varlıklarımızdan sağlığa kadar yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir gerçeklik. İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir projesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimler, sivil toplum ve Eskişehir halkının katılımıyla, iklim risklerini birlikte anlamaya ve çözüm yollarını ortak akılla tartışmaya imkân tanıyan güçlü bir zemin oluşturduk. Proje kapsamında iklim risk haritaları geliştirerek 26 kişiye konu özelinde teknik eğitimler verildi. Ortaya çıkan bu birikim, yalnızca raporlarda kalan bir çıktı değil; kentin ortak hafızasında karşılık bulan, yerel düzeyde birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Bu çalışma bir son değil; Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum sürecinde daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı adımlar atabilmesi için güçlü bir başlangıçtır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediyelere, paydaşlara, uzmanlara ve Eskişehir halkına gönülden teşekkür ediyorum." Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen projenin önemine vurgu yapan UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara ise, “TEMA Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi yöneticilerimize bu kıymetli projeyi başarıyla tamamladıkları için teşekkür ediyor, kendileriyle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İklim değişikliğini artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; iklim adaleti ve insan hakları meselesi olarak ele alıyoruz. Bu nedenle katılımcılık, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmama ilkesiyle hareket ediyoruz. Eskişehir’in güçlü bir aktif yurttaşlık kültürüne sahip olması önemli bir avantajdır. Vatandaşları ve sivil toplumu karar alma süreçlerine planlama aşamasından itibaren dahil edebilirsek, kentlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirebiliriz. Bu anlayışı yerel yönetimlere entegre etmek ve desteklemek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi. Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve direncini artırmayı hedefleyen projenin kapanış toplantısında konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de, “Su kaynakları, Seyitgazi için stratejik bir mesele hâline gelmiştir. 670 bin dekar ekilebilir alanımız olmasına rağmen yalnızca 180 bin dekar sulanabilmektedir. Barajlarımızdaki doluluk oranları oldukça düşüktür ve yeraltı su seviyeleri her yıl gerilemektedir. Bu tablo, gelecekte ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Ayrıca bölgemiz için önemli olan madencilik faaliyetlerinin, özellikle bor madeni başta olmak üzere, çevreyle uyumlu ve sıkı denetim altında yürütülmesi gerekmektedir. Tarımda hâlen yaygın olan vahşi sulama yöntemleri ise su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sürdürülebilir tarım ve suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluktur. İklim değişikliğiyle mücadele; yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşların birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Seyitgazi Belediyesi olarak bu konuda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamlı panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sözlerimi şu ifadeyle tamamlıyorum: Geleceğe bırakacağımız en büyük miras; doğasıyla uyumlu, kaynaklarını akılcı kullanan bir yaşamdır.” ifadelerini kullandı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Öncelikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte hareket etmemizin son derece olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Eskişehirimiz zaten yıllardır bu tür konularda resmi kurumlar ve çevre örgütleriyle birlikte hareket eden bir kenttir. Bildiğiniz gibi Alpu Ovası’nda planlanan termik santral, Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyelerimizin öncülüğünde, yoğun bir mücadelenin ardından Eskişehir için bertaraf edilmiştir. Ancak ne yazık ki bu açgözlü anlayışın durmaya niyeti yok. Bu anlayış, yerin üstünü tahrip edenlerin şimdi gözünü yerin altına diktiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de Bozdağ’da, Alpagut’ta altın arama faaliyetleri gündemde. Daha önceden Sivrihisar’da devam eden projeler var; buna rağmen bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye kararlıyız. Bugün dünyanın önünde duran çok net birkaç temel sorun var: iklim krizi, enerji, kuraklık, güvenli gıdaya erişim ve deprem gibi afetler. Bunlarla mücadele etmek yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza nedeniyle su kesintisi oldu ve Eskişehir adeta ayağa kalktı. İnsanlar sorunun boyutunu bilmediği için tepkiler yöneticilere kadar ulaştı. Ben de şunu söyledim: Sizde su yoksa bende de yok. Elbette eleştiri haktır. Ancak kuraklığın ne kadar ciddi ve kalıcı bir tehdit olduğunu da görmek zorundayız. Suyumuzu ve enerjimizi tasarruflu kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. İnsanlar bugün inanıyor, yarın vazgeçiyor. Oysa bu mücadele süreklilik ister. Biz bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımızın da Eskişehir’in bir çocuğu olarak bu süreçte kolları sıvaması; Birleşmiş Milletler temsilcileri, milletvekillerimiz, belediyelerimiz, basın ve halkımızla birlikte hareket etmemiz bizlere umut veriyor. Hep birlikte farkındalığı büyütecek ve en doğru sonucu alacağız. Başarımız daim, yolumuz açık olsun.” dedi. İklim krizine dikkat çeken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün çok uzun yıllardır herkesin konuştuğu ama sadece konuştuğu bir konuda ortak iş yapmanın sonucunu alıyoruz. TEMA Vakfı’nın öncülüğünde Büyükşehir Belediyemiz ile beraber gerçekleştirilen bu eğitim süreci ve çalışma bir ete kemiğe büründü. İklim krizi, doğal afet gibi her gün konuştuğumuz ama her gün daha çok oluşmasına katkı sunduğumuz noktada neler yapabilirizi anlıyoruz, çalışıyoruz ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimiz, nasıl çözüm getireceğimiz konusunda uzmanlaşma durumundayız. Türkiye yıllardır bu krizi bekliyor. Aralık ayının sonu ve hala Eskişehir'de kar yağmadı. Kar yağmaması arkasından başka sorunlar da getiriyor. Bu nedenle katılımcı bir anlayışla, bütünsel bir bakışla Eskişehir'in tamamında birlikte hareket edersek sonuç alınacağına inanıyorum. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Özellikle koordinasyon konusunda Tema vakfımıza çok teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışmalarda da başarılar diliyorum. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak üstümüze hangi görev düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Hepinize saygılar sunuyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, “Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizde iklim ve çevre konusunda güçlü bir irade bulunmaktadır. Bu noktada başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, bu alanda yıllardır kararlılıkla yürütülen çalışmalar için kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. TEMA Vakfı’na, yalnızca Eskişehir’de değil, ülkemizin dört bir yanında çevre ve iklim konusunda yürüttükleri duyarlı ve örnek çalışmalar için şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde özellikle UNDP başta olmak üzere, bu alanda ortaya koydukları değerli katkılar ve iş birlikleri için teşekkür ediyorum. Bir milletvekili ve siyasetçi olarak, bu tür bilimsel, katılımcı ve yol gösterici çalışmaları her zaman destekleyeceğimizi ifade etmek isterim. İlk adımı atan, sorumluluk alan ve çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan bu raporu, Eskişehir’in iklimle ilgili geleceğini şekillendiren, bilimsel verilere dayalı güçlü bir yol haritası olarak görüyoruz. Yerel yönetimler ile sivil toplumun iş birliğiyle ve uzman katkılarıyla hazırlanmış olması, raporu son derece kıymetli kılmaktadır. Eskişehir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 kuraklık haritasına göre şiddetli kuraklık riski altındadır. 15 Ağustos 2023’te Sarıcakaya’da kırılan Türkiye sıcaklık rekoru da bu riskin somut bir göstergesidir. Bu gerçekler, iklim çalışmalarına çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Kentte iklim farkındalığının ve katılım isteğinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Bu raporu bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olarak görmeli; yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmelidir. Şehirde yaşayan tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması büyük önem taşımaktadır. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen TEMA Vakfı’na, uzmanlara, Odunpazarı, Tepebaşı ve Seyitgazi Belediyelerine ve Büyükşehir Belediyemizin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Biz bu raporla çalışmaya kararlıyız ve Eskişehir halkıyla birlikte bu süreci ilerletmeye hazırız.” ESKİŞEHİR İÇİN KURAKLIK VE AŞIRI SICAKLAR YÜKSEK RİSK Konuşmaların ardından TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veri Bilimci Dr. Vural Yıldırım projeye dair teknik sunumlar gerçekleştirdi. İklim değişikliğiyle mücadelenin artık herkesin meselesi olduğunu vurgulayan Tuncaelli, "Kentlerde iklim değişikliğine karşı kalıcı ve etkili çözümler üretebilmek için halkın karar alma mekanizmalarına aktif katılımı çok önemli. Bu anlayışla yaklaşık bir yıldır Eskişehir özelinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu süreçte şanslıydık; çünkü Eskişehir güçlü ve örgütlü bir sivil topluma sahip. Projede, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, sivil katılım açısından son derece kıymetli çıktılar elde ettik. Proje kapsamında yürüttüğümüz anket çalışmaları, iklim değişikliği farkındalığının kent genelinde yüzde 12 oranında arttığını ortaya koydu. Ancak bizim için asıl önemli olan şu: Bu proje bir sonuç değil; gerçek farkındalık ve dönüşüm bundan sonra atılacak adımlarla güçlenecek." dedi. Vural Yıldırım ise proje kapsamında 2020- 2030 yılları arasında Eskişehir için kuraklığın çok büyük bir tehlike olduğunu belirterek, "İnönü ve Seyitgazi ilçeleri kuraklık açısından yüksek riskli ilçeler. Bununla birlikte orman yangınları açısından da Seyitgazi, Han ve Mihalıcçık ilçeleri çok yüksek riskli bölgelerimiz. Aşırı sıcaklar da Sivrihisar, Günyüzü, Mihalıcçık başta olmak üzere tüm ilçelerde yüksek ve çok yüksek risk olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN RİSKLERİNİ ANLAMAK VE BİRLİKTE YÖNETMEK Proje kapsamında Eskişehir il sınırları içerisinde kuraklık, orman yangınları, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı tehlikelere yönelik, 2030 yılına kadar uzanan ve 1x1 km çözünürlüklü aylık tehlike ve risk haritaları hazırlandı. Bu bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ve öneri raporu da yıl sonunda tamamlandı. Proje süresince sivil toplum kuruluşları, Kent Konseyi ve Mahalle Meclisleri ile çeşitli çalıştaylar düzenlendi; alanında uzman isimlerin katılımıyla panel ve halk toplantıları gerçekleştirildi. Ayrıca proje kapsamında kurulan İklim Eylem Merkezi ile iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha atıldı. Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine yönelik geliştirilen teknik eğitimlerle kurumsal kapasite güçlendirildi. Farkındalık çalışmalarının etkisini ölçmek için proje başlangıcında ve kapanışında yapılan iki ayrı saha araştırmasıyla Eskişehir halkının iklim değişikliğine dair bilgi düzeyi, algısı ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişim analiz edildi. Elde edilen bulgular, projenin kent genelinde iklim değişikliği farkındalığının artmasına katkı sağladığını ortaya koydu.

"Küresel Sorun İklim Değişikliği Türkiye Boyutu" Konferansı Düzenlendi Haber

"Küresel Sorun İklim Değişikliği Türkiye Boyutu" Konferansı Düzenlendi

Avrupa Birliği destekli European Union Studies for Engineers (Engine-EU) Jean Monnet Projesi kapsamında “Küresel Sorun İklim Değişikliği: Türkiye Boyutu” başlıklı konferans, Eskişehir Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Atila Barkana Konferans Salonunda düzenlenen etkinlik; akademi, kamu ve politika yapıcı aktörleri bir araya getirerek iklim değişikliğini Türkiye ve Avrupa Birliği perspektifinden çok boyutlu olarak ele aldı. Konferansın açılış konuşmaları, Ankara Üniversitesi'nden Proje Yöneticisi Prof. Dr. Belgin Akçay ile Eskişehir Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hanife Apaydın Özkan tarafından gerçekleştirildi. Açılışta, üniversitelerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği kritik rol ve mühendislik disiplinlerinin sürdürülebilirlik hedefleriyle ilişkisi vurgulandı Oturum başkanlığını Eskişehir Teknik Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alper Çabuk'un üstlendiği panel bölümünde ise; İklim değişikliğinin nedenleri ve Türkiye üzerindeki etkileri, Avrupa Birliği’nin iklim politikaları ve Yeşil Mutabakat, Kamu sektörünün iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü, Sanayi sektöründe ikiz dönüşüm süreçleri başlıkları ele alındı. Panelde Ankara Üniversitesi, Ticaret Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri sunumlarını paylaştı. ESTÜ’nün AB Destekli Sürdürülebilirlik Projeleri Paylaşıldı Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri ise Eskişehir Teknik Üniversitesinin Avrupa Birliği destekli sürdürülebilirlik temalı proje örneklerinin katılımcılarla paylaşılması oldu. Bu kapsamda; GreenEUR, EPD-Net, LEAF: Lifelong Learning for Sustainability projeleri ESTÜ akademisyenleri tarafından tanıtılarak, üniversitenin sürdürülebilirlik, ekolojik planlama ve yaşam boyu öğrenme alanlarındaki uluslararası iş birlikleri aktarıldı. Eskişehir Teknik Üniversitesi Çevre ve Sürdürülebilirlik Öğrenci Kulübü katkılarıyla gerçekleştirilen program, katılımcıların aktif katılım sağladığı soru-cevap bölümü ile sona erdi.

Odunpazarı Belediyesinde Su Verimliliği İçin Önemli Adım Haber

Odunpazarı Belediyesinde Su Verimliliği İçin Önemli Adım

İklim değişikliğinin her geçen gün daha fazla hissedilen etkileri, su kaynaklarının korunmasını ve suyun verimli kullanılmasını zorunlu hale getiriyor. Tarım başta olmak üzere pek çok alanda su kıtlığı riskine karşı önlem alınması gereken bu süreçte, Odunpazarı Belediyesi doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı için örnek bir çalışmaya imza attı. Odunpazarı Belediyesi, hizmet binalarında %25 su tasarrufu sağlamayı hedefleyen kapsamlı bir su verimliliği programı başlattı. 27 Aralık 2024 tarihinde yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda harekete geçen Odunpazarı Belediyesi, yönetmeliğin gerektirdiği su verimliliği sisteminin kurulması için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu kapsamda, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un öncülüğünde, Odunpazarı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından belediye personeline “Su Verimliliği” konulu eğitim düzenlendi. Eğitimde; Su verimliliğinin tanımı, Günlük yaşamda suyun nasıl daha verimli kullanılabileceği, Su ayak izinin ne olduğu ve bireysel su ayak izinin nasıl hesaplandığı, Belediyenin su verimliliği kapsamında yürüttüğü çalışmalar gibi başlıklar ele alındı. Odunpazarı Belediyesi, su krizine karşı toplumsal bilinci artırmayı ve su kaynaklarını korumaya yönelik mücadelede öncü bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Bu kapsamda verilen eğitim, Odunpazarı Belediyesi’nin su verimliliği konusundaki kararlılığını ve sürdürülebilir çevre politikalarına olan katkısını bir kez daha ortaya koydu. Odunpazarı Belediyesi olarak, iklim değişikliği ile mücadelede suyun korunması için yürütülen çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Dr. Ezgi Ediboğlu: ''Gözler, Antalya’daki COP 31’de'' Haber

Dr. Ezgi Ediboğlu: ''Gözler, Antalya’daki COP 31’de''

Dr. Ezgi Ediboğlu, COP 30'da alınan kararları, çözülemeyen ve Antalya'ya devredilen başlıkları, ayrıca Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP 31'in ''başarılı'' kabul edilmesi için Ankara'dan beklenecekleri değerlendirdi. Max Planck İnovasyon ve Rekabet Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olarak çalışan, Hukukçu, Çevre ve İklim Değişikliği hakkında uzman olan Dr. Ezgi Ediboğlu COP30 ile ilgili yaptığı değerlendirmelerde şu ifadeleri kullandı; ''Amazon’un kalbinde büyük beklentilerle başlayan COP 30’da, fosil yakıtlardan çıkış ve ormansızlaşmayı durdurma gibi kritik başlıklarda somut ilerleme sağlanamadı. Zirveden yalnızca uyum finansmanının üç katına çıkarılması yönünde zayıf bir karar çıktı. Liderlik eksikliği ve çelişkili ulusal politikalar, kararları niyet bildirimi düzeyinde bıraktı. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP 31’den, ertelenen bu kritik başlıklarda güven veren bir yönlendirme ve elle tutulur kararlar beklenecek. Brezilya’nın, Amazon’un kalbindeki Belem şehrinde yapılan 30. Taraflar Konferansı (COP 30) sona erdi. Toplantıda yalnızca iklim değişikliğinin etkilerine uyum finansmanı hakkında zayıf da olsa elle tutulur bir karar alınabildi. Fosil yakıtlardan çıkış ve ormansızlaşmayı durdurma konularında beklenen yol haritaları üzerinde uzlaşmaya varılamadı. Çözümsüz kalan konular, yeniden görüşülmek üzere Antalya’da düzenlenecek COP 31’e bırakıldı. Her COP aynı ölçüde sonuç üretmeyebilir; bu, sürecin doğasında var. Ancak COP 30, Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlerin iklim değişikliği ile mücadeleden sorumlu olduğuna dair tavsiye görüşünü açıklamasından sonra düzenlenen ilk COP olma özelliğini taşıyor. 1.5°C hedefinin fiilen kaçmasının ağırlığıyla da birleşince, sadece yetersiz değil, endişe verici bir siyasi trendin parçası niteliğinde. Büyük laflar, çelişkili adımlar Zirve, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın yüksek profilli çıkışları, Amazon’un kalbinde verilen “fosil çağını bitirme” mesajları, “hakikat COP’u” ve “uygulama COP’u” mottoları ile yüksek profilli bir şekilde başladı. Oysa yakın geçmişe kısaca bakmak bile şüpheci olmak için yeterliydi: Lula 2023’te, tam da COP 28 dönemlerinde, Brezilya’nın petrol üretimini artıracak kararları onayladı ve petrol ihraç eden ülkelerden oluşan OPEC+’a dahil olmak istediklerini duyurdu. 2025’te Brezilya, COP 30’a ev sahipliği yapacak olmalarına rağmen, OPEC+’a katıldı; petrol üretimini artırma planları da devam ediyor. Lula’nın “fosil çağını bitirme” mesajlarını, bu somut adımları bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Aslında tüm bunlar, COP’larda edilen büyük lafların altının ne kadar boş olduğuna iyi bir örnek teşkil ediyor. Liderlik eksikliği, zayıf kararlarla sonuçlandı COP 30’un etkisizliğinin bir diğer nedeni ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) zirveye katılmamasıyla oluşan liderlik eksikliğiydi. ABD’den açılan boşluğu Çin’in doldurması ve belirgin bir liderlik rolü üstlenmesi bekleniyordu, ancak öyle olmadı. Bu liderlik açığı, ev sahibi Brezilya’nın müzakerelere yeterince yön verememesiyle birleşince, COP 30 kararları gerçek anlamda zayıf oldu. Niyet listesi gibi sonuç kararı ''Küresel Mutirão'' olarak adlandırılan COP 30 kararında 59 paragraf yer alıyor. Bunlarında yalnızca sekizinde yeni bir karar alma ifadesi var. Kararların geri kalanı, ‘‘not ediyor’’, ‘‘tanıyor’’, ‘‘onaylıyor’’ gibi yeni bir adım içermeyen paragraflardan oluşuyor. Oysa onca yıl ve onca karardan sonra devletlerin hâlâ uygulamada ne denli zayıf olduğu düşünüldüğünde, COP kararlarının bir niyet listesine dönüşmemesi gerekiyor. Kararda fosil yakıtların bahsi bile geçmiyor Zirvenin en kritik başlıklarından biri fosil yakıtlardı. Fosil yakıtların açıkça anılması, COP 28’e kadar geçen yaklaşık 30 yıl boyunca neredeyse tamamen tabu olarak kaldı.COP 28 karar metninde geçen fosil yakıtlardan ‘‘uzaklaşma’’ söylemiyle kısmi bir eşik aşılmıştı. COP 30’un da fosil yakıtlardan tamamen ve adil bir şekilde çıkabilmek için bağlayıcı, zaman çizelgeli ve somut bir ‘‘yol haritası’’ çizmesi bekleniyordu. Ne yazık ki bu da başarılamadı. Hatta ‘‘fosil yakıt’’ ifadesi, kararda hiç geçmiyor. Bu konuda ısrarcı olan 80 devlet bulunmasına rağmen ve devletlerin bu çağrısını karara not eden paragrafta dahi fosil yakıt ifadesi geçmiyor. Bu konu, Türkiye’nin COP 31’deki ana sınavlarından biri olarak karşımıza gelecek gibi görünüyor. Amazonlar’dan bile ormansızlaşma yol haritası çıkamadı Amazonlar’da düzenlenen COP 30, ormanların korunması konusunda sembolik öneme sahipti ve yerli halkların yüksek katılımıyla gerçekleşti. Bu rağmen, çıkmasına kesin gözüyle bakılan, ormansızlaşmanın önlenmesi için bir yol haritası oluşturmaya dair çalışmalar da karar metnine giremedi. Ormansızlaşmayı durdurma hedefi yeniden teyit edilse de, hedefe ulaşmayı sağlayacak yeni, bağlayıcı bir yol haritası veya mekanizma yok. COP 30’da ormanları koruma hedefiyle yağmur ormanları yatırım fonu ( Tropical Forests Forever Facility, TFFF ) kuruldu; ancak fonun etkinliğiyle ilgili ciddi endişeler var . Amazon’da kritik eşik noktasına yaklaşan ekositemlerin bulunduğu bir bölgede yapılan COP’un dahi somut bir ormansızlaşma yol haritası üretememesi, Belem’in en dikkat çekici eksikliklerinden biri oldu. Uyum finansmanı hedefi, gerçek ihtiyacı karşılamaya yetersiz COP 30’un finansman ayağında öne çıkan tek taahhüt ise uyum finansmanının üç katına çıkarılması oldu. Bu karar kulağa iddialı gelse de, ne kaynak dağılımı, ne finansmana ne zaman başlanacağı ne de paydaşların katkısına dair net bir yol haritası sunulmuş değil. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre son yıllarda küresel uyum finansmanı yaklaşık 32 milyar dolar seviyesindeydi. Bunun üç katı, yaklaşık 96 milyar dolarlık bir bütçe anlamına geliyor. Ancak COP metni başlangıç yılını belirtmediği ve kamu-özel ayrımı netleşmediği için ülkeler bu hedefi 120 milyar dolar civarında - yani ihtiyaca biraz daha yakın bir düzeyde - yorumladı. Küresel uyum ihtiyacının ise 2030’a kadar yıllık 160 ile 340 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor . İhtiyacın boyutu göz önüne alındığında, üç katlık artışın da gelişmekte olan ülkelerin giderek büyüyen uyum açığını kapatmaya yetmeyeceği görülüyor. COP 28’de taslağı oluşturulan, iklim değişikliğinin etkilerinden zarar gören yoksul ülkelere finansal destek sağlayacak Kayıp ve Zarar Fonu da Belem’de tamamlanamadı. Fonun yönetim yapısı, katkı yükümlülüklerinin nasıl dağıtılacağı gibi teknik hususları hâlâ net değil. Bu dosya da Antalya’ya devredildi. Ticarete yönelik kısıtlamalar daha çok konuşulacak Ticaret konusunda COP 30’da, özellikle AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) etkisiyle, gelişmekte olan ülkelerin artan endişelerine öne çıktı. Bu konu karar metnine sade bir şekilde, uluslararası ticarete keyfi ve haksız kısıtlamaların olmaması niyetini ifade eder bir şekilde girdi. Zirve boyunca, yeşil sanayileşme ve ticaret politikalarının iklim hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Kritik minerallerin adil tedarik edilmesi ve sınırda karbon düzenlemelerinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkileri tartışıldı. Bu tartışmalar karar metninde net bir şekilde yer alamadı ancak tartışmaların devam edeceğini ve ticaret konusunun bundan sonra çokça konuşulacağını düşünmek hata olmaz. COP 30’da iklim dezenformasyonuna karşı tavır alınması da dikkat çekiciydi. Yanlış ve yanıltıcı bilgilerin iklim eylemini geciktirdiği vurgulandı. Bazı ülkeler ilk kez ‘‘ İklim Bilgi Bütünlüğü Bildirgesi ’’ne imza atarak, bilim insanlarını ve çevre gazetecilerini destekleme sözü verdi. Belem’den Antalya’ya: Türkiye güven verebilmeli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklamasına göre COP 31 Liderler Zirvesi İstanbul’da, müzakereler ise Antalya’da düzenlenecek. COP 31 için rekabet eden Türkiye ve Avustralya arasında varılan alışılmadık uzlaşıya göre COP 31 başkanlığı Türkiye’de olacak, ancak müzakerelere Türkiye’nin atayacağı bir Avustralyalı temsilci başkanlık edecek. Antalya’da fosil yakıtların geleceği, uyum finansmanı, Kayıp ve Zarar Fonu gibi kilit başlıkların ilerleyebilmesi, Türkiye’nin tarafları dengeli ve etkin bir müzakere zemininde tutabilme kapasitesine bağlı. COP 31 ev sahipliği, Türkiye için yalnızca bir organizasyon meselesi değil. Aynı zamanda kendi iklim politikalarını uluslararası kamuoyu önünde daha tutarlı, şeffaf ve güvenilir bir çerçeveye oturtma zorunluluğu anlamına geliyor. Bu bağlamda ev sahibi ülkelere yönelik temel beklentiler, Türkiye için de geçerli olacak: Açık hedefler, iyileştirilmiş şeffaflık, bilim temelli emisyon azaltım yolları ve müzakerelerde taraflara güven veren bir yaklaşım. Türkiye’nin mevcut emisyon artış eğilimi, atık yönetimindeki sorunlar, fosil yakıt desteklerinin sürmesi, İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nın zayıf bulunması ve insan hakları ihlalleri, en sık dile getirilen zafiyetler arasında yer alıyor. Daha güçlü iklim hedefleri, ev sahipliği sorumluluğu COP 31 öncesi Türkiye’nin iklim hedeflerini daha güçlü, ölçülebilir ve Paris Anlaşması’yla uyumlu hâle getirmesi yalnızca bir beklenti değil, ev sahipliği sorumluluğunun doğal bir uzantısı. Bilimsel gerçeklikle uyumlu, orta vadeli mutlak azaltım hedefi; enerji dönüşümünde takvimlendirilmiş adımlar; kömürden çıkışa ilişkin netlik; ulusal politikalar ile 2053 net sıfır hedefi arasındaki uyumsuzlukların giderilmesi, Türkiye’nin hem müzakere masasındaki inandırıcılığını hem de COP 31’in başarısını güçlendirebilir. Kısacası Türkiye, COP 31’e giderken bir yandan tarafları bir arada tutan güvenilir bir süreç yöneticisi olmak, bir yandan da kendi emisyon azaltım ve uyum politikalarını güçlendirerek ev sahibi ülke olarak ortaya koyduğu iklim vizyonunu somutlaştırmak zorunda.'' Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Dr. Ezgi Edipoğlu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.