SON DAKİKA
Hava Durumu

#İklim

Porsuk Haber Ajansı - İklim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küçük Enerji Dedektifleri Görev Başındaydı Haber

Küçük Enerji Dedektifleri Görev Başındaydı

Odunpazarı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, Enerji Verimliliği Haftası kapsamında Nalan Kaya Kreşi’nde çocuklara yönelik farkındalık oluşturan anlamlı bir etkinliğe imza attı. Etkinlik kapsamında minikler, enerji tasarrufu konusunda bilinçlenirken sürecin aktif bir parçası haline geldi. Etkinlik öncesinde çocuklara bir hafta sürecek “Enerji Dedektifi” görevi verildi. Minik dedektifler, hafta sonu evlerinde aileleriyle birlikte enerji kullanımını gözlemleyerek anketler doldurdu, kısa videolar çekti ve evde enerji verimliliği konusunda araştırmalar yaptı. Bu sayede çocuklar, enerji tasarrufunu yalnızca teorik olarak değil, günlük yaşamın içinde uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Etkinliğin ikinci aşamasında ise kreşte bir araya gelen çocuklara enerji verimliliği konusu hikâye anlatımı yöntemiyle aktarıldı. Eğitime Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da katılarak çocuklarla birlikte sunumu dinledi. Hikâye temelli anlatım, çocukların ilgisini çekerken enerji tasarrufu bilincinin eğlenceli ve kalıcı bir şekilde kazanılmasını sağladı. Eğitimin ardından “Enerji Dedektifi” görevini başarıyla tamamlayan çocuklara Enerji Dedektifi Sertifikası ve Rozeti verildi. Sertifika ve rozetler, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt tarafından minik dedektiflere takdim edildi. Programın sonunda ise çocuklarla birlikte Enerji Verimliliği Sözleşmesi imzalandı. Başkan Kazım Kurt ve çocuklar, sözleşmeyi parmak boyası kullanarak parmak izleriyle imzaladı. Renkli ve anlamlı görüntülere sahne olan bu an, çocukların enerji verimliliği konusundaki sorumluluklarını sembolik olarak üstlenmelerini sağladı. Odunpazarı Belediyesi, düzenlediği bu etkinlikle enerji verimliliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekerken, çocukları sürecin merkezine alarak ailelere ve topluma yayılan güçlü bir farkındalık oluşturmayı hedefledi.

CHP’li Rızvanoğlu: "Faiz Bütçesi Büyüyor, İklim ve Çevre Bütçesi Küçülüyor" Haber

CHP’li Rızvanoğlu: "Faiz Bütçesi Büyüyor, İklim ve Çevre Bütçesi Küçülüyor"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanlığı bütçe görüşmelerinde konuştu. Konuşmasında, görüşülen bütçenin iklim kriziyle mücadeleyi öncelemediğini, aksine krizin maliyetini vatandaşların sırtına yükleyen bilinçli bir siyasi tercih olduğunu söyledi. Çevre ve iklim bütçesinin reel olarak daraltıldığına, 2053 net sıfır hedefinin söylem düzeyinde kaldığına ve doğanın rant odaklı bir anlayışla yönetildiğine dikkat çekti. “Bu tablo kuru bir istatistik değildir” Rızvanoğlu, bütçenin iklim krizini önlemeye yönelik bir irade taşımadığını vurgulayarak “Bugün görüştüğümüz bütçe iklim krizini ciddiye alan bir bütçe değil, bedeli halka yükleyen bir tercihtir. Daha geçenlerde, Dünya Meteoroloji Örgütü, 2025 yılının kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri olduğunu açıkladı ama asıl vahim olan ve ısrarla görmek istemediğiniz, ülkemizdeki sıcaklık artışının dünya ortalamasının üzerinde izlediği. Bu durumu kuru bir veri olarak algılamayın, bunlar kuruyan göllerdir, yanan ormanlardır, sel altında kalan mahallelerdir, bunlar borçlanan çiftçidir, göç etmek zorunda kalan gençtir. İklim krizi artık gelecek kuşakların meselesi de değildir, iklim krizi tam da bugünün meselesidir; ekonomi, güvenlik ve adalet meselesidir ve bu nedenle bugün görüştüğümüz bütçe teknik nedenlerin değil, siyasi tercihlerin sonucudur.” dedi. “Çevre ve iklim bütçesi reel olarak küçültülüyor” Bütçe kalemlerinin iktidarın önceliklerini açıkça ortaya koyduğunu belirten Rızvanoğlu “Geçen yıl sürdürülebilir çevre ve iklim değişikliği programına ayrılan kaynak 19,4 milyar liraydı. Bütçe yüzde 28 arttı, faiz yüzde 40 arttı ama her ne hikmetse iklim programı sadece yüzde 2,6 azaldı. Bu, enflasyon etkisiyle yüzde 30-35 azalış demek, niçin böyle bir şey oluyor? Çünkü iktidar çevreyi de iklimi de umursamadığı için; hem de dünyanın en çok ısınan ülkelerinden bir tanesinde. Yani, iktidar bize şunu söylüyor: ‘Krizler olduktan sonra müdahale edeceğiz, bedelini de daha yüksek bir maliyetle bu halka ödeteceğiz’” ifadesini kullandı. “2053 net sıfır söylemde var” Rızvanoğlu, iktidarın 2053 net sıfır hedefini sürekli dile getirdiğini ancak bu hedefi destekleyecek somut bir yol haritası ortaya koymadığını ifade ederek “iktidar bu kürsüde sürekli 2053 net sıfır hedeflerinden bahsediyor. Peki, biz bu hedefe nasıl ulaşacağız? Hedef takibi yapan kurumlar açıkça, Türkiye'nin net sıfıra en uzak 10 ülkeden 1'i tanesi olduğunu söylüyor. İktidar hâlen mutlak azaltım hedefini koymuyor, artış hızını az biraz yavaşlatmayı da bizlere ‘başarı’ diye sunuyor; bu yaklaşım sadece çevreyi değil, sanayiyi, ihracatı, istihdamı da etkiliyor ve bilim ne diyor biliyor musunuz? "İklim krizine zamanında yatırım yapmayan ülkeler ilerleyen yıllarda en ağır ekonomik kayıpları yaşayacaklardır." diyor yani bugün iklim krizini önemsemeyen her bir karar yarın bu Meclisin çatısı altında bizlere çok daha büyük bir hasar faturası olarak geri gelecek.” dedi. “Doğa rant alanı olarak görülüyor” İktidarın çevre politikalarını eleştiren Rızvanoğlu, maden ruhsatları ve denetimsiz yatırımlara dikkat çekerek “Bütçede çevreyi küçülten bir iktidarın sahada çevreyi korumasını bekleyemiyoruz. Bu iktidar doğayı sınırsızca tüketecek bir rant alanı olarak görüyor. Ülkenin neredeyse üçte 1'i maden ruhsatlarına açıldı. Sadece Artvin ilinde toprakların yüzde 71'i maden ruhsatlı. Süper izin düzenlemeleriyle çevresel denetim fiilen ortadan kaldırıldı, bilim insanlarının uyarıları, kamu yararı, halkın itirazları sistematik bir biçimde devre dışı bırakıldı. Bilim insanlarının Kanal İstanbul gibi ‘yüksek risk’ dediği kurumların olumsuz görüş verdiği yatırımlar da ısrarla onaylanmaya devam ediyor.” ifadesini kullandı. “Türkiye adım adım Avrupa’nın atık deposu haline getiriliyor” Suların, havanın ve toprağın hızla kirletildiğini vurgulayan Rızvanoğlu “Geleceğimiz, şirket çıkarları uğruna ipotek altına alınıyor ama yine yetmiyor; sularımız hızla kirleniyor, denizlere atık boşaltımını kolaylaştıran yönetmelikler hızla devreye sokuluyor, nehirler can çekişiyor. Bakın, Gerede Çayı, Ergene Nehri zehir saçıyor ama bu da yetmiyor; Avrupa'nın kendi toprağında istemediği atıklar Türkiye'ye gönderiliyor. Bir yandan, hâlen tam anlamıyla hayata geçirilmemiş depozito sistemiyle sürekli övünülüyor, diğer yandan, Türkiye adım adım Avrupa'nın atık deposu hâline geliyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre, bir tane temiz havaya sahip ilimiz yok ve iktidar kalkıyor, tüm bunlara çevre politikası diyor. Bu ülkede 186 göl kurmuşken, on binlerce hektar orman yangınlarda kaybedilmişken siz bu bütçeye iklim kriziyle mücadele bütçesi falan diyemezsiniz arkadaşlar.” dedi. “COP31 vitrin siyaseti değil, sorumluluk ister” Antalya’da yapılacak COP31’e de değinen Rızvanoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “İktidar, önümüzdeki sene Antalya'da gerçekleşecek COP31 Başkanlığıyla övünüyor. Tabii ki bu çok da olumlu bir gelişme, bir şey demiyoruz ama iklim liderliği yapacak olan ülke önce kendi ülkesindeki emisyonlarını düşürecek, evine misafir çağırıp onlara tahrip olmuş ormanları, kirli suları, kuruyan gölleri, maden ruhsatlarını göstermek iklim liderliği falan değildir; bu bir vitrin siyasetidir. İşte, tam da bu nedenle değerli milletvekilleri, bu tablo, bu bütçe, bu anlayış iklim krizini yönetemez.” “Cumhuriyet Halk Partisi hazır” Açıklamasının sonunda CHP’nin çevre ve iklim politikalarına ilişkin net bir mesaj veren Rızvanoğlu “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hazırız. Bu ülkenin doğasını rant düzenine teslim etmeyeceğiz. Millî parklar, sulak alanlar, tabiat alanlarını daraltan değil, bilimsel ölçütlerle genişleten bir anlayışı hayata geçireceğiz. Türkiye'nin suyunu havza bazlı, kamucu ve korumacı bir sistemle yöneteceğiz. Temiz havayı artık lüks olmaktan çıkaracağız, hava kalitesi ağlarını her yerde genişleteceğiz ve verilerini şeffafça vatandaşlarımızla paylaşacağız. ÇED süreçlerini göstermelik olmaktan çıkaracağız. Yeşil dönüşümü bir slogan değil, adalet temelli bir kalkınma programı olarak yapacağız. Madenciliği doğayla, toplumla, emekle barışık bir yapıya kavuşturacağız. CHP iktidarında doğa korunacak, emek korunacak, yaşam korunacak yeter ki siz bu milletin önüne sandığı getirin.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

İklim ve İnsan Hakları Ele Alındı Haber

İklim ve İnsan Hakları Ele Alındı

Tepebaşı Belediyesi tarafından Tepebaşı İklim Sözcülerine yönelik düzenlenen Tepebaşı Belediyesi İklim Sözcüleri ile İklim Akademi Eğitimleri kapsamında “İklim ve İnsan Hakları” konusu ele alındı. İnsan ve çevre odaklı hizmet anlayışı sayesinde Çevrenin Oscar’ı olarak da bilinen Uluslararası Energy Globe Ödülü’nü Türkiye’ye ilk defa getiren Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir ve iklim dostu bir Tepebaşı inşa etmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Son olarak Tepebaşı Belediyesi’nin “Tepebaşı İklim Sözcüleri” programı kapsamında, “2025 İklim Akademi Eğitimleri-5” düzenlendi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda düzenlenen eğitimde “İklim ve İnsan Hakları” ele alındı. Eğitimde; hem bireysel hem toplumsal düzeydeki sorumluluklar hatırlatılarak, iklim adaletini insan hakları perspektifinden değerlendirildi. Sunumlar yapıldı Eğitim kapsamında; Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Nezih Orhon, “İklimi Anlamak, İklim İçin Anlaşmak”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Elif Çelik ise “İnsan Merkezinden Gezegene: İklim Değişikliği ve İnsan Hakları” konuları hakkında sunum gerçekleştirdi. Orhon ve Çelik sunumlarıyla farklı disiplinlerden gelen bilgi ve deneyimleriyle katılımcılara ışık tutarken; iklim ve insan hakları arasındaki bağı anlattı. Sunumların ardından ise katılımcıların soruları cevaplandırıldı. Eğitim, katılımcılara teşekkür plaketi vermesiyle sona erdi.

Kırsal İlçelerde Çocuklara İklim ve Çevre Eğitimi Haber

Kırsal İlçelerde Çocuklara İklim ve Çevre Eğitimi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, çocuklarda çevre bilincini erken yaşta geliştirmek amacıyla önemli bir eğitim çalışmasına imza attı. Eğitimlerde çocuklara iklim değişikliği ve bireysel olarak alabilecekleri önlemler anlatıldı. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinesinde ESMEK kurs merkezlerinde düzenlenen eğitimlerde, iklim değişikliği ve çevre farkındalığı konularında çocuklara yönelik bilgilendirme yapıldı. Sarıcakaya, Mihalgazi, Çifteler ve İnönü ilçelerinde gerçekleştirilen etkinliklerde, iklim değişikliğinin temel nedenleri ve etkileri, sunumlar eşliğinde çocuklara aktarıldı. Ayrıca bireysel düzeyde alınabilecek önlemler hakkında da kapsamlı bilgiler verildi. Eğitimlerde; yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, geri dönüşümün önemi, suyun verimli kullanımı ve karbon ayak izinin azaltılması gibi başlıklar ele alındı. Etkinlikler, soru-cevap bölümleriyle interaktif bir yapıda gerçekleştirildi ve çocukların konuya dair merak ettikleri sorular uzmanlar tarafından yanıtlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, çevre bilincinin küçük yaşlarda kazandırılmasının, uzun vadede sürdürülebilir yaşam kültürünün yerleşmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Bu kapsamda, çevre ve iklim temalı bilgilendirici etkinliklerin kırsal ilçelerde yaygınlaştırılarak devam ettirileceği vurgulandı.

Yeşil Mutabakat Yolunda ESO'dan Stratejik Hamle Haber

Yeşil Mutabakat Yolunda ESO'dan Stratejik Hamle

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen projenin kapanış etkinliği olarak düzenlenen “Sanayi Sektöründe İklim Değişikliğine Uyum Stratejileri Konferansı”, sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla gerçekleşti. Konferansın açılış konuşmasını yapan ESO Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, projeye katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, iklim değişikliğiyle mücadelede sanayinin rolüne dikkat çekti. Kesikbaş, “Proje kapsamında 100’den fazla firmamızla sahada birebir çalışmalar yürüttük. Eğitimler, çalıştaylar, danışmanlıklar ve saha ziyaretleriyle sanayimizin iklim değişikliğine karşı direnç kapasitesini önemli ölçüde artırdık. Bugün burada sadece bir projenin kapanışını yapmıyor, aynı zamanda geleceğe dönük güçlü bir vizyonu da konuşuyoruz. Eskişehir sanayisi, 4,5 milyar dolarlık ihracatının yarısını Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirmektedir. Yüzde 30’u yüksek teknolojili ürünlerden oluşan bu ihracat profili, bizleri Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında stratejik bir konuma yerleştiriyor. Bizler Eskişehir Sanayi Odası olarak; daha dirençli, daha yeşil ve daha sürdürülebilir bir sanayi için kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğimizi artırarak bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz.” dedi. Programın açılışında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer ile Eskişehir Vali Yardımcısı Dr. Hasan Çiçek, birer konuşma yaparak iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerde kamu kurumlarının, sanayi kuruluşlarıyla birlikte hareket etmesinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. İklim kriziyle mücadelenin çok paydaşlı bir süreç olduğuna dikkat çeken konuşmacılar, özel sektörün bu dönüşümdeki etkisini artırmak için kamu desteklerinin devam edeceğini ifade ettiler. Konferansta açılış sunumunu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan Merve Güreş gerçekleştirdi. Ardından iki ayrı panelde iklim değişikliğine uyum stratejileri, temiz üretim uygulamaları ve döngüsel ekonomi gibi konular derinlemesine ele alındı. İlk panelin moderatörlüğünü ESO Meclis Üyesi ve TOBB Atık ve Geri Dönüşüm Sanayi Meclisi Başkan Yardımcısı Ömer Benli üstlenirken, panelde Ziraat Bankası Proje Finansmanı Grup Başkanı Berrin Mahmutoğlu, Ticaret Bakanlığı Yeşil Mutabakat Uzmanı Yeşim Piri ve TÜBİTAK MAM’dan Dr. Tuba Budak konuşmacı olarak yer aldı. Panelde söz alan Berrin Mahmutoğlu, Ziraat Bankası’nın iklim değişikliğine uyum sürecine katkı sağlamak amacıyla sunduğu uygun faizli ve uzun vadeli kredi imkânları hakkında katılımcıları bilgilendirdi. İkinci panelin moderatörlüğünü ise Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cengiz Türe gerçekleştirdi. Panelde sanayide uygulanan başarılı örnekler masaya yatırıldı. FORD Otomotiv’den Tuğba Kahramantekin, Nuh Çimento’dan Ümit Emre Ün ve EPTA Eskişehir’den İlke Çetin kurumlarının yeşil dönüşüm yolculuğunu paylaştı. Panellerin ardından, salonda yoğun ilgiyle takip edilen soru-cevap bölümünde katılımcıların merak ettikleri konulara açıklık getirildi.

Sivrihisar'a Proje Kapsamında 2 Bin Meyve Fidanı Haber

Sivrihisar'a Proje Kapsamında 2 Bin Meyve Fidanı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce Eskişehir İlinde İklim Değişikliğine Dayanıklı Tarımsal Üretim Modelinin Uygulanması ve Yayımı Projesi kapsamında Sivrihisar İlçesi Koçaş Mahallesi'nde suyu az tüketen 1.000 adet badem ve 1.000 adet kuşburnu fidan dikim etkinliği gerçekleştirildi.  Etkinliğe Vali Yardımcısı Adem Keleş,   Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Mehmet Uçar, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Çayır Mera ve Yem Bitkileri Şube Müdürü İbrahim Balk, Sivrihisar İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erhan Ulutürk,  Sivrihisar Ak Parti İlçe Başkanı Mehmet Potoğlu, Proje koordinatörü Mühendis Yurdal Çetinkaya, kurum amirleri, mahalle muhtarları  ve çiftçiler katılım sağladı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce hazırlanarak Avrupa Birliği tarafından Birleşmiş Milletler fonları ile finanse edilen Climate  Change Adaptation Grant Programme (İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı CCAGP)'na  sunulmuş olan Application and Expansion of Climate Change Resilient Agricultural Production Model in Eskişehir Province (Eskişehir İlinde İklim Değişikliğine Dayanıklı Tarımsal Üretim Modelinin Uygulanması ve Yaygınlaştırılması) projesi Türkiye'de yerel ve bölgesel düzeyde iklim değişikliğine uyum eylemlerinin Eskişehir'de çiftçilere aktarılmasını amaçlıyor. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce yürütülmekte olan projenin bütçesi 149.960,37 Euro olup hibe tutarı 134.904,35 Euro olarak açıklandı. Proje yürütücüsü Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, proje ortakları ise Sakaryabaşı Sulama Birliği Başkanlığı ve Odunpazarı Ziraat Odası Başkanlığı olarak belirtildi. Proje uygulama alanı Sakarya Nehri'nin doğduğu Çifteler ve Sivrihisar ilçeleri olarak belirlenirken proje 07.12.2025 tarihinde tamamlanacak. Projenin genel amacının iklim değişikliğine uyumun sağlanması için koruyucu tarım tekniklerinin uygulanması ve yaygınlaştırılması olan proje küresel iklim değişikliğine karşı saha uygulamaları içeren, bu uygulamaları raporlayan ve paydaşlarla paylaşmayı amaçlayan, doğrudan üreticilerin el birliği ile yaparak öğrenme dürtülerini ortaya çıkaran tek proje olarak dikkat çekti.  Meyve fidan dikiminde; iş makinalarıyla oluşturulan teras alanlarına toprağın organik madde miktarını, su tutma kapasitesini artırmak amacıyla organik kayaçlar olan leonardit ve klinoptilolit ile mikrobiyal gübre ve su tutucu ürünleri kullanıldı. Çiftçilerin modern teknikleri kullanarak iklim değişikliğine dayanıklı hale gelmesi amaçlanan proje kapsamında Eskişehirdeki en büyük 1.000 ağaçlık kuşburnu bahçesi de kuruldu. 27 Bin metrekare bahçeye de damlama sulama ekipmanları çiftçilere % 100' ü hibe olacak şekilde temin edildi. Program, proje tanıtımı, İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş ve  Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş'in konuşmalarının ardından bahçeye su tutucular kullanılarak yapılan fidan dikimleri ile sona erdi.

Gürer: "İklim Değişikliği Tarımı Zorluyor, Üretim Planlaması Şart" Haber

Gürer: "İklim Değişikliği Tarımı Zorluyor, Üretim Planlaması Şart"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu kuraklık riskine dikkat çekerek, tarım sektöründe yaşanan sorunlara ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Gürer, “Ülkemiz ciddi bir kuraklık riski ile karşı karşıyadır. Ürün üretiminin yanında, meraların ot varlığı da kuraklıktan etkilenebilir. Bu durum yem fiyatlarının artışına ve üretim veriminde düşüşe yol açma riski taşımaktadır” dedi. ÇİFTÇİLERİN ÜRETİM TERCİHLERİ VE KURAKLIK  CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin üretim tercihini belirlerken alıştığı ürünü, önceden bildiği ürünü şartlar ne olursa olsun sürdürmek istediğini belirterek, “Çiftçilerimizin yüzde 74'ü bu bağımlılığına devam etmektedir. Yüzde 30'u alıcısı çok, satışı hızlı üründe; yüzde 30'u fiyatının yükseleceği tahmin edilen ürünü ekmekte karar kılmaktadır. Az su isteyen ya da kuraklık dikkate alınarak ekim yapan çiftçi sayısı yüzde 28'lerde kalmaktadır. Bu da kuraklık sürecinin doğru yönetilemediğini göstermektedir. Şeker pancarı gibi yüzde 57 sözleşmeli ekilen ürün, on çiftçiden ikisinde rastgele bir durumdur. Çiftçi için girdi maliyetine; iklimsel problemler, tarımsal hastalık ve zararlılar, sulama suyu yetersizliği, işçi sorunu, ürün pazarlaması, kredi geri dönüş sorunu eklenmiştir. Bitkisel üretim, bölgeler ve ekolojik şartlar değerlendirilerek yapılmalıdır. Bu, daha çok verim, daha az masraf ve daha az israf demektir. İklim şartları ve toprak özelliğine göre ekim-dikim planlamaları yapılmalıdır. Ürünler için taban fiyatı uygulamasına dönülerek, girdi maliyeti göz önüne alınmalı ve alım fiyatı değil, taban fiyat uygulanmalıdır. Hasat zamanında enflasyon farkı gözetilerek, çiftçi enflasyon karşısında korunmalıdır. GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNLEMLER ALINMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2022 Küresel Gıda Güvenliği Endeksi'nde Türkiye'nin 113 ülke arasında 49. sırada yer almasına dikkat çekerek, iklim değişikliği ve küresel gıda tedarik zincirlerindeki olası aksaklıkların gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirtti. Gürer, üretim planlamasında gerekli tedbirlerin alınmaması halinde tarımsal üretim ve gıda erişiminde ciddi sorunların yaşanacağını vurguladı.  Ömer Fethi Gürer, “Gıda tedarik zincirinde oluşan sorunlar, küresel iklim değişikliği ve beklenmeyen afetler, başta gübre olmak üzere tarımsal girdilerde oluşan sorunlar, sürdürülebilir üretim ve erişilebilir gıda için çok ciddi yapılanmalara geçilmesini zorunlu kılmaktadır.” dedi. VERİLMEYEN DESTEK MİKTARI 1 TRİLYON 374 MİLYAR TL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2007-2025 yılları arasında çiftçilere verilen desteklerin 493 milyar TL olduğunu açıkladı. Ancak, Tarım Kanunu'na göre aynı dönemde verilmesi gereken destek tutarının 1 trilyon 867 milyar TL olduğunu belirten Gürer, verilmeyen destek miktarının 1 trilyon 374 milyar TL'ye ulaştığını vurguladı.  Gübre fiyatlarının dövize bağlı olarak sürekli değişkenlik göstermesinin çiftçilerin karşılaştığı bir diğer büyük sorun olduğunu belirten Gürer, “ 2025 yılı için ayrılan destek 8 milyar 200 milyondur. ÇKS kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 300 bin olarak dikkate alındığında, kişi başına 3.000 TL civarında bir destek düşmektedir.” diye konuştu.  GİRDİ MALİYETLERİ VE DESTEK EKSİKLİĞİ Tarım sektörünün girdi maliyetleriyle mücadele ettiğini belirten  Ömer Fethi Gürer, şunları kaydetti: “2020 yılı amonyum sülfat gübre ton fiyatı 1.100 TL iken, şu anda 11.000 TL’den işlem görmektedir. DAP gübre 2020 yılında 2.140 TL/ton fiyat iken, 26.000 TL/ton işlem görmektedir. Üre gübre 2020 yılında 1.860 TL iken, 19.500 TL/ton işlem görmektedir. 20-20 gübre 2020 yılında 2.140 TL/ton iken, şu anda 17.200 TL/ton’dan işlem görmektedir. Gübre ve yem fiyatları yurt dışından geldiği için dövize bağlıdır. Döviz fiyatlarındaki hareketlenme, fiyat artışlarını da beraberinde getiriyor. Böyle olunca, hayvancılığın yüzde 70'i yemle yapıldığı için dövizdeki artış yeme yansıdığı zaman, hayvancılık yapanların yem alabilme olanağı sınırlı hâle geliyor. 50 kilogramlık süt yemi, 700 lira civarında bir fiyatla işlem görüyor. Gübrede de benzer durum yaşanmaktadır. Gübre fiyatları arttıkça daha az gübre kullanılmak zorunda kalınıyor. Gübre azaldıkça da verimli üretim düşüyor.” Dedi. 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞIMIZ VAR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Türkiye'nin bazı ürünlerde arz açığı devam ediyor. Bakanlığın belirlemesine göre, 21 üründe arz açığı var. Arz açığı olan ürünlerin bir de gübreden dolayı verim kaybı yaşandığında, ithalata yönelik ihtiyaç daha fazla olacak. Dünya genelinde gıda tedarik edilebilen ülkelerin içinde bulunduğu koşullarda, özellikle kuraklık, küresel iklim değişikliğinin yarattığı sorunlarla dışarıdan ürün getirmekte problemler yaşanabileceği gibi fiyatlarda da artışların ortaya çıkması olası. ”dedi. Gürer, “Türkiye'nin öncelikle stratejik ürün dediğimiz buğday gibi, bitkisel hamlığın oluşumuna vesile olan ayçiçek gibi belli ürünlerde daha öncelikli politikalar oluşturulması ve bu açığın ortaya çıkmasını önleyici tedbirler alınması gerekiyor. Özellikle mazottaki fiyat artışları çiftçiyi doğrudan etkiliyor. Yine 2025 yılına ait Cumhurbaşkanlığı yıllık programında, bu yıl için çiftçiye ayrılan 20 milyar liralık bir mazot desteği var. 3,5 milyar litre mazot kullanıldığı düşünüldüğünde, tarım kesiminde çiftçilere verilen bu destek yerine ÖTV ve KDV kaldırılsa—ki bu tutar 60 milyar civarında—çiftçinin kullandığı mazotun vergisi kaldırılmış olur. Çiftçiye bu anlamda daha doğru ve gerçekçi bir destek verilmiş olur.” diye konuştu. ÇİFTÇİLERİN TERCİHLERİNİ DEĞİŞTİRMELERİNE NEDEN OLDU Ömer Fethi Gürer, 2024 yılında yaşanan sorunların, çiftçilerin üretim tercihlerinde köklü değişikliklere neden olduğunu ifade etti. Gürer, "Tarımın içinde bulunduğu koşullarda, çiftçiler bu yıl üretimlerinde tercihlerinde değişiklik yapma yoluna gitmişlerdir. Çukurova bölgesindeki don olayları gibi etkenler, üretim süreçlerini olumsuz etkilemiş ve bazı ürünlerde piyasaya arz sorunu yaratmıştır. Erkenci patatesin çıkışı gecikecek, narenciye ürünlerinde ise özellikle limon başta olmak üzere, birçok üründe problemler yaşanacaktır" dedi. ÜRETİM ÖNGÖRÜLEBİLİR DEĞİL Son beş yılda yaşanan tarımsal sorunları eleştiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'deki ekim ve bahçe üretimlerinin öngörülebilir şekilde planlanmadığını vurguladı. "Son beş yılda, erkenci ürünlerde yaşanan sorunlar hem fiyat dalgalanmalarına hem de çiftçilerin bekledikleri verimi alamamalarına yol açtı" diye belirten Gürer, daha fazla verim alınması amacıyla geleneksel bahçe ağaçlandırmalarından vazgeçilerek, pazarlama olanağı fazla olan ürünlere yönelme eğilimlerinin arttığını söyledi. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRETİMİ ZORLUYOR İklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çeken CHP’li  Ö.Fethi Gürer, "İklim değişikliği ve coğrafyadaki olumsuzluklar üretimi zorlaştırıyor. Bu nedenle tarıma yönelik mutlaka planlama yapılmalı ve öngörülebilir bir üretim sağlanmalıdır. Aksi takdirde önümüzdeki süreçte gıda güvenliği ile ilgili ciddi sorunlar yaşanacaktır" şeklinde konuştu. SU KAYNAKLARININ VERİMLİ KULLANILMASI GEREKİYOR Türkiye'nin su fakiri bir ülke olduğunu vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, suyun verimli kullanımının önemine dikkat çekti. "Su, verim demektir, su üretim demektir. Girdi maliyetlerinin arttığı bu dönemde, suyun tarımla buluşturulması, üreticinin maliyetlerini kısmi olarak azaltacaktır" dedi. Özellikle gri suyun ve boşa akan sulardan elde edilecek suyun Anadolu topraklarına yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gürer, "Konya Ovası, Niğde, Aksaray, Konya ve Kırşehir gibi bölgelerde, yeraltı ve yer üstü sularının tarıma kazandırılması için gerekli adımların hızla atılması gerekmektedir" dedi. MODERN SULAMA YÖNTEMLERİ DEVREYE SOKULMALI Türkiye genelinde sulama yöntemlerinin iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Gürer, özellikle Akkaya Barajı örneği üzerinden çözüm önerileri sundu. "Akkaya Barajı, 1996 yılında yapılmış olmasına rağmen hala kapalı sisteme alınmamıştır. Kapalı sisteme geçildiğinde bu barajın suyu daha verimli kullanılacak, buharlaşma engellenecek ve daha fazla verim elde edilecektir. Türkiye genelinde kapalı sisteme geçilmeli ve modern sulama yöntemleri, yağmurlama ve damlama sulama gibi verim artırıcı politikalar uygulanmalıdır" dedi. FİYAT ARTIŞLARINA KARŞI ÖNLEMLER ALINMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki en büyük sorunlardan birinin de gıda fiyatlarındaki artış olduğuna dikkat çekerek, "Bugün gıda ürünlerine erişim sorunu yaşanıyor ve fiyat artışları yaşanıyor. Bu, önümüzdeki dönemde daha büyük bir sorun haline gelebilir. Tarımda doğru planlama yapılması, çiftçilerin eğitilmesi ve girdi maliyetlerinin sübvanse edilmesi gerekir" diye konuştu. Gürer, özellikle gübre, yem ve ilaç fiyatlarının sübvanse edilmesinin önemine değindi. SORUNLAR GEÇTİĞİMİZ YILDAN DAHA DA DERİNLEŞTİ Gürer, geçtiğimiz yılın iklim koşullarının tarımda sorunları daha da derinleştirdiğini belirtti. "Geçtiğimiz yıl, iklimin bir ay öne gelmesiyle birlikte, tarımda ilaçlama başta olmak üzere birçok sorun derinleşti ve ağırlaştı. Üretim kayıpları yaşandı, pazarlama sorunu nedeniyle ise israflar oldu" diyerek, bu yıl aynı sorunların yaşanmaması için tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini vurguladı. TARIM İÇİN PLANLAMA ŞART Son olarak CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe yaşanan bu sıkıntıların çözülmesi için güçlü bir planlamanın gerektiğini söyledi. "Planlama ve öngörülebilir bir tarım politikası, kamu kaynaklarının doğru kullanılması ve üreticinin eğitimine yönelik adımlar atılmalıdır" dedi. Ömer Fethi Gürer, bu önemli sorunların çözülmesi için acilen harekete geçilmesi gerektiğini ve hükümetin kâğıt üzerindeki çözümleri pratiğe dökerek, çiftçilerin yaşadığı zorlukları hafifletmek için hızla adım atması gerektiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.