SON DAKİKA
Hava Durumu

#İhracat

Porsuk Haber Ajansı - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Madencilik, Afyonkarahisar Ekonomisinin Omurgasıdır Haber

Madencilik, Afyonkarahisar Ekonomisinin Omurgasıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Afyon İl Başkanlığı’nın; “Afyon’un Toprağı, Suyu ve Geleceği Madenciliğe Kurban Edilemez” çıkışına Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu sert tepki gösterdi. Ekonomik açıdan öne çıkan ülkelerin gelişimleri incelendiğinde hepsinin madenlerini etkin bir şekilde ekonomiye kazandırarak ekonomik refahlarını artırdıklarının görüldüğüne dikkati çeken Alimoğlu, “Afyonkarahisar’ın geleceği yalnızca sloganlarla korunamaz. Bu şehir, üretmeden, çalışmadan, ihracat yapmadan ayakta kalamaz. Madencilik, Afyonkarahisar ekonomisinin omurgalarından biridir. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir” diye konuştu. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Afyonkarahisar’ın 2025 yılında ihracatını yüzde 25’lik artışla 341 milyon dolardan 428 milyon dolara çıkardığına dikkati çeken Alimoğlu şöyle devam etti: “Afyonkarahisar’dan yapılan ihracatta madencilik sektörü 284 milyon dolarlık dilimle temsil edildi. Madencilik sektörü Afyonkarahisar’dan yapılan her 3 dolar ihracatın 2 dolarına imza attı. Ticaret Bakanlığı faaliyet illeri istatistiğine göre Afyonkarahisar’ın ihracatı 834 milyon dolara ulaştı. Bu tutarın yüzde 66’sı ise 550 milyon dolara ulaşıyor. İhracat yanında istihdamda da madencilik sektörü Afyon’a büyük katkı sağlıyor. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir.” Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında ihracat gerçekleştiren üyeleri arasında Afyon’dan 367 firmanın yer aldığını da aktaran Alimoğlu, “EMİB üyeleri arasında Afyonlu ihracatçılarımız en büyük temsiliyeti oluşturuyor. İkinci sırada 249 firmayla İzmirli firmalar, üçüncü sırada 143 firmayla Muğlalı firmalar yer alıyor” dedi. “Afyon’un toprağı ve suyu madenciliğe kurban ediliyor” iddiasının kabul edileme olduğunu savunan Alimoğlu şöyle devam etti: “Kimse Afyonkarahisar’ın toprağını, suyunu, yaşam alanlarını feda etmeyi savunmuyor. Ama madenciliği otomatik olarak “yıkım” ile eşitlemek, gerçekle bağdaşmayan ideolojik bir yaklaşımdır. Bugün dünyada refah üreten ülkelerin tamamı, yeraltı kaynaklarını işleyerek, katma değer yaratarak ekonomiye kazandırmaktadır. Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder.” Çevre ve madenciliğin bir arada yürütülebileceğinin altını çizen Alimoğlu, “Türkiye’nin meselesi “çevre mi, madencilik mi” ikilemi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; akılcı planlama, doğru alan seçimi ve sıkı denetimdir. Çevreyi ve tarımı tabii ki kutsamalıyız ama madenciliği şeytanlaştıran bir üslup ülkeye fayda sağlamaz. Ülkemizde ÇED süreçleri ciddiyetle ele alınmaktadır. Madencilik sektörü olarak 8 bakanlıktan izinler alarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ÇED’i yatırımın önüne konmuş mutlak bir veto mekanizmasına dönüştürme niyeti büyük bir yanlıştır. Çevre korunmalıdır ama üretimi de çevreye duyarlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Bu noktada Bilim, veri ve denetim konuşulmalı; korku siyaseti değil” dedi. Türkiye’nin yeraltı kaynakları açısından zengin bir ülke olduğuna vurgu yapan Alimoğlu, “Bu kaynakları kullanmayıp ithalatla cari açık büyüten bir model sürdürülebilir olmaz. Gelişmiş ülkeler yeraltı zenginliklerini ham olarak değil, işleyerek refah üretmiştir. Türkiye de bunu yapmak zorundadır. Afyonkarahisar bu dönüşümün merkezlerinden biridir. Afyonkarahisar ne sahipsizdir ne de göz göre göre yoksullaştırılacak bir şehir. Doğayı korumak kadar emeği, üretimi ve istihdamı korumak da sorumluluktur. Bizim savunduğumuz; çevreye duyarlı, kayıtlı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan madenciliktir. Afyonkarahisar’ın geleceği, yasaklarla değil; akılla, planlamayla ve üretimle güvence altına alınır” diyerek sözlerini noktaladı.

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret Haber

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valiliği görevine atanan Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarette, Eskişehir’in sanayi altyapısı, üretim kapasitesi ve istihdama sağladığı katkılar ele alınırken; Organize Sanayi Bölgesi’nde devam eden ve planlanan yatırımlar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Kamu kurumları ile sanayi arasındaki güçlü iş birliğinin, kentin ekonomik kalkınması açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekildi. Başkan Küpeli, Eskişehir’in sanayi potansiyelinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, kamu kurumlarıyla uyum içerisinde yürütülen çalışmaların üretim, ihracat ve istihdam artışına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Küpeli, Vali Yılmaz’a yeni görevinde başarılar dileyerek, iş birliğinin artarak devam edeceğine olan inancını dile getirdi. Kentin sosyal, ekonomik ve idari yapısını yakından tanıdığını ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin üretim, ihracat ve istihdam alanlarında şehre sağladığı katkıları önemsediklerini belirtti. Vali Yılmaz, sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği ve nitelikli istihdamın artırılması noktasında kamu ve sanayi iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ziyarete; Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin yanı sıra Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Rıza Zeydan, Yavuz Ayva, Hamza Tınas, Samet Özkaya, Denetim Kurulu Üyeleri Erol Öz ve Hasan Hakan Bayar ile Bölge Müdürü Erhan Tatar yer aldı. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.

Eskişehir Üretimde ve İhracatta İvmesini Sürdürdü Haber

Eskişehir Üretimde ve İhracatta İvmesini Sürdürdü

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Ticaret Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan ihracat verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küpeli, 2025 yılının aralık ayında Eskişehirli firmaların 465,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, yılın tamamında ise Eskişehir ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 6,84 artış göstererek 4,8 milyar dolar seviyesini aştığını kaydetti. Ortaya çıkan verilerin Eskişehir sanayisinin üretim kapasitesini, ihracat tecrübesini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Başkan Küpeli, bu başarının kolay şartlarda elde edilmediğine dikkat çekti. Küpeli, “Küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, enerji ve girdi maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve daralan dış pazar koşullarına rağmen sanayicilerimiz üretmeye, istihdam yaratmaya ve ihracat yapmaya devam ediyor. Bu tablo, Eskişehir sanayisinin ne denli dirençli ve güçlü bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir” dedi. İhracattaki artışın tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Küpeli, sürdürülebilir büyümenin güçlü bir üretim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Başkan Küpeli, “Kalıcı ve sağlıklı bir ihracat artışı için imalat sanayine yönelik yatırımların artması büyük önem taşıyor. Üretim kapasitemizi, teknoloji seviyemizi ve katma değeri yükseltmeden ihracatta kalıcı başarıdan söz etmek mümkün değil. Bu noktada sanayi yatırımlarını teşvik eden, üretimi önceleyen politikalara ihtiyaç duyuyoruz” ifadelerini kullandı. İthalat yapısına da değinen Küpeli, dış ticarette pazar çeşitliliğinin stratejik bir konu olduğunun altını çizdi. Küpeli, “İthalatta ilk 10 ülkenin toplam payının yüzde 58’in üzerinde olması, tedarik güvenliği açısından dikkatle ele alınması gereken bir durumdur. Hem ihracatta hem de ithalatta daha dengeli, daha çeşitli ve daha sürdürülebilir bir yapı oluşturmalıyız. Bu yaklaşım, sanayimizin küresel dalgalanmalara karşı daha dirençli hale gelmesini sağlayacaktır” şeklinde konuştu. 2026 yılı hedeflerine ilişkin değerlendirmesinde ise Eskişehir sanayisine duyduğu güveni dile getiren Başkan Küpeli, “Sanayicimizin üretim azmi, yatırım iştahı, nitelikli iş gücü ve ihracat kabiliyeti sayesinde Eskişehir’in 5 milyar dolarlık ihracat hedefini 2026 yılında yakalayacağına yürekten inanıyorum. Eskişehir, önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin üretim ve ihracat yolculuğunda öncü şehirlerden biri olmaya devam edecektir” dedi.

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu Haber

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Aralık 2025’te 465,1 milyon dolar ihracat yaptığını söyledi. Eskişehir ihracatının 2025 yılında önemli bir artış yakaladığını belirten Kesikbaş, “Açıklanan verilere göre, Eskişehir ihracat rakamı 2025 yılının tamamında geçen yıla göre yüzde 6,84 oranında artarak 4,8 milyar doları aştı. Ülkemizde ve dünyada yaşanan kısıtlara rağmen üretmeye ve istihdam yaratmaya devam eden firmalarımızı ve çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” dedi. İhracat Güçlü Üretim Yapısıyla Desteklenmeli Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, ihracattaki yükselişin memnuniyet verici olduğunu ancak bunun güçlü bir üretim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kesikbaş, “Sanayicilerimiz tüm zorluklara rağmen üretmeye ve ihracat yapmaya devam ediyor. Bu tablo, Eskişehir sanayisinin direncini ve kararlılığını ortaya koyuyor. Ancak kalıcı başarı için imalat yatırımlarının daha güçlü şekilde desteklenmesi şarttır” dedi. İthalatta Bağımlılık Azaltılmalı İthalatta ilk 10 ülkenin payının yüzde 58’in üzerinde olmasının risk oluşturduğunu belirten Kesikbaş, “Sınırlı sayıda ülkeye aşırı bağımlılık, tedarik güvenliğimizi zayıflatmaktadır. Hem ihracatta hem ithalatta pazar çeşitliliğini artırmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Kesikbaş, alternatif pazarlara erişimin güçlendirilmesi, sanayicinin finansmana daha kolay ulaşması ve enflasyon başta olmak üzere yatırım ortamını bozan unsurların azaltılmasının, üretimi ve ihracatı sürdürülebilir kılacağını vurguladı. Hedefimiz 2026’da 5 Milyar Doları Aşmak Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat potansiyeline olan inancını vurgulayarak, “Bugün ortaya koyduğumuz performans, doğru politikalar ve güçlü destek mekanizmalarıyla çok daha ileri taşınabilir. Sanayicimizin üretim azmi, yatırım iştahı ve ihracat kabiliyeti sayesinde 5 milyar dolarlık ihracat hedefimizi 2026 yılında yakalayacağımıza yürekten inanıyoruz. Eskişehir, Türkiye’nin üretim ve ihracat yolculuğunda daha güçlü bir konuma ulaşacaktır” dedi.

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Güney Kore Yolcusu Haber

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Güney Kore Yolcusu

2025 yılında ihracatını yüzde 23 büyüterek Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında ihracat rekortmeni olan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılına da hızlı giriş yaptı. 8-11 Ocak 2026 tarihlerinde PET İZMİR 2026 Fuarı’nda 5 kıtadan alıcıları ağırlayan ve kedi-köpek maması ihracatındaki artışın sürmesi için çaba gösteren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 11-16 Ocak 2026 tarihlerinde de Güney Kore’ye yönelik Sektörel Ticaret Heyeti gerçekleştiriyor. Türkiye ile Güney Kore arasındaki tarihi güçlü bağlar dış ticaretimizi destekliyor Kore Menşei Bilgi Kurumu yetkililerini 2025 yılı ağustos ayında İzmir’de ağırladıklarını paylaşan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, o görüşme sonrasında Güney Kore’ye Sektörel Ticaret Heyeti düzenleme fikrinin güç kazandığını dile getirdi. Öztürk, Türkiye ile Güney Kore arasındaki tarihi güçlü bağların karşılıklı dış ticareti destekler konumda olduğunun da altını çizdi. Güney Koreli 40 ithalatçıyla 200 ikili iş görüşmesi yapılacak Türkiye’nin Güney Kore’ye gıda ihracatının 2023 yılında 108 milyon dolar seviyesindeyken, 2024 yılında yüzde 34’lük artışla 145 milyon dolara çıktığı bilgisini veren Öztürk, “Güney Kore’ye gıda ihracatımızdaki artış 2025 yılında da devam etti. 2025 yılı sonunda Güney Kore’ye gıda ihracatımız 172 milyon dolara ulaştı. Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğümüz Aegean Cereal, Pulses, Oilseeds and Products UR-GE Projesi kapsamında, Güney Kore’ye 9 gıda ihracatçısı firmamız heyette yer alacak. 13 Ocak 2026 tarihinde Novotel Ambassador Seoul Gangnam’da, Güney Kore tarafından 40 ithalatçı firmayla ikili iş görüşmeleri yapacağız. Market, pazaryeri ziyaretlerimiz olacak. İkili iş görüşmeleri programımıza T.C. Seul Büyükelçimiz Murat Tamer ve Güney Kore Ticaret Müşavirimiz Özlem Üntez katılarak bize güç verecekler. Güney Kore’de” şeklinde konuştu. Güney Kore’de bazı gıda ürünlerinin belli dönemlerde trend olduğuna dikkati çeken Öztürk, şöyle devam etti: “Kore pazarını yakından takip etmek, trend ürünlerle pazara girmek büyük avantajlar sağlayabilir. Hurma ve Dubai çikolatasının çok trend olduğu zamanlar oldu. Sonrasında bal-kaymak trend oldu. Gıda ihracatçılarımız Güney Kore pazarıyla temaslarını sıklaştırdıkları takdirde trend ürünlere göre pozisyon alabilirler. Türkiye’nin Avrupa’ya gıda ihracatının yüksek olması Güney Kore tarafına güven veriyor.” Heyete katılan firmaların; yağlı tohumlar, helva, baharatlar ve çeşniler, buğday unu, kuruyemişler, işlenmiş gıdalar, tıbbi aromatik bitkiler, sebzeler ve şekerleme sektörlerinde faaliyet gösterdiklerini aktaran Başkan Öztürk, Türkiye’nin Güney Kore’ye gıda ihracatının 5 yıllık vadede 500 milyon dolara çıkması için sektörel ticaret heyeti ve fuar organizasyonlarına ağırlık vereceklerini sözlerine ekledi. Güney Kore’ye en çok şeker mamulleri ihraç edildi Türkiye, 2025 yılında Güney Kore’ye 172 milyon dolarlık gıda ürünleri ihraç ederken en çok ihraç edilen ürünler 40 milyon dolarla ton balığı, 25 milyon dolarla şeker mamulleri, 11 milyon dolarlık meyveler, 9,6 milyon dolarla makarna, 7 milyon dolarla meyve suları, 6,7 milyon dolarla ayçiçek yağı oldu. Güney Kore Sektörel Ticaret Heyetine; “ALTERNATİF TARIM VE ORMAN ÜRÜNLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ., BELMAR DIŞ TİCARET A.Ş., BOZTOPRAK GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., BUĞDAYCI UN GIDA NAKLİYE İNŞAAT PAZARLAMA VE TİCARET A.Ş., CHEF SEASONS GIDA SAN. TİC. A.Ş., HEMSİ TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET VE SANAYİ A.Ş., SEYRAN GIDA SAN. VE TİC. A.Ş., TAREGE TİCARET EVİ TAR.ÜR.SAN. VE TİC. A.Ş. ve YÜKSEL TEZCAN GIDA SAN. VE TİC.” Firmaları katılıyor.

Güneydoğu’da Hububat Sektörü İhracatı 3,2 Milyar Dolar Haber

Güneydoğu’da Hububat Sektörü İhracatı 3,2 Milyar Dolar

Güneydoğu Anadolu’da hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 11 ayda yaklaşık 11 milyar dolara ulaşan bölge ihracatının yüzde 29,6’sını oluşturarak liderliğini sürdürdü. Ocak–Kasım döneminde sektörel ihracat yüzde 4,4 artışla 3,2 milyar dolara yükseldi. Makarna, 557,4 milyon dolarla en yüksek ihracat değerine sahip ürün olurken, birim fiyatları yüzde 21,6 artan ayçiçek tohumu yağı ihracatı yüzde 18,2 yükselişle 543,9 milyon dolara ulaştı. Buğday ununu geride bırakarak üçüncü sıraya çıkan tatlı bisküvi ve gofret ihracatı ise 339 milyon dolar olarak gerçekleşti. Irak, 871,9 milyon dolarla en büyük pazar olmayı sürdürmesine karşın yüzde 15,4 gerilerken, Suriye’ye ihracat yüzde 47,7 artışla 369,4 milyon dolara çıktı ve bu kaybı kısmen dengeledi. ABD’ye yapılan ihracat yüzde 37,2 artarak 265,8 milyon dolara ulaştı ve ülkeyi bölgenin ilk üç pazarı arasına taşıdı. Afrika ülkelerine yönelik ihracat da aynı dönemde yüzde 17,3 artış gösterdi. “Bölgenin Orta Doğu’ya hububat ihracatı 1,5 milyar dolar yakın” Orta Doğu pazarının 11 aylık dönemde yüzde 4,1’lik sınırlı gerilemeye rağmen 1,5 milyar dolara yaklaşan hacmiyle bölgenin hububat ihracatında lider konumunu koruduğuna dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu şu değerlendirmede bulundu: “Bölgemizin hububat ticaretinde yüzde 46,2 paya sahip olan Orta Doğu ile ticaret, artık daha seçici ve stratejik bir zeminde ilerliyor. Suriye’ye yönelik hububat ihracatımızda kaydedilen yüzde 47,7’lik artış, bölgenin Orta Doğu ile ticaretinde geçmiş yıllar ortalamasını koruyan temel unsur olurken; Irak’ta yaşanan yüzde 15,4’lük düşüşte, ülkede yerli üreticiyi koruma amacıyla uygulanan kısıtlamalar belirleyici oluyor. Suriye’de yeni yönetimle birlikte artan öngörülebilirlik, lojistik akışların düzenli hale gelmesi ve sınır ticaretindeki normalleşme, hububat başta olmak üzere gıda ve temel tüketim ürünlerinde hızlı bir toparlanma sağladı. Irak’ta son olarak muhtelif kek, hamur işi ve meyve suyu ürünlerinde ithalatın yeniden serbest bırakılması doğru yönde atılmış bir adım olarak öne çıktı. Bu karar, yalnızca ticaret hacmini artırmakla kalmayacak; Irak halkının nitelikli, güvenilir ve çeşitliliği yüksek gıdaya erişimini güçlendirecek. Serbestleşmenin gıda ile bağlantılı tüm ürün gruplarına yaygınlaştırılmasının hem tüketici refahını artıracağına hem de iki ülke arasındaki ticari ilişkileri daha dengeli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde Irak pazarında karşılıklı faydaya dayalı daha dengeli bir çerçevenin yeniden tesis edilmesini, Suriye’de ise ülkenin yeniden yapılanma sürecinde Türk üreticisinin tedarik gücüyle kalıcı ve çok boyutlu iş birlikleri geliştirilmesini öncelikli görüyoruz.” “Afrika artık kalıcı ve stratejik bir büyüme alanı” Ocak–Kasım döneminde Güneydoğu Anadolu hububat ihracatının yüzde 30’unun Afrika pazarlarına yöneldiğini ve bu hatta yüzde 17,3’lük bir büyüme ile 967,2 milyon dolarlık gelir elde edildiğini belirten Kadooğlu şunları söyledi: “İhracattaki istikrarlı performansımız, bölgemizin Afrika’yı geçici bir alternatif değil, kalıcı ve stratejik bir büyüme alanı olarak konumlandırdığını gösteriyor. Cibuti, Gana ve Sudan gibi yerleşik pazarlarda derinleşme sürerken; Togo ve Benin’de kaydedilen güçlü artışlar, doğru temas ve doğru enstrümanlarla Sahra Altı Afrika’da hızla ölçeklenebilecek bir potansiyelin varlığına işaret ediyor. Kasım ayında Gana, Benin ve Togo’ya yönelik düzenlediğimiz Sektörel Alım Heyeti programı da bu yaklaşımın sahadaki karşılığını net biçimde ortaya koydu. 35 Afrikalı firmanın, 100’e yakın Türk firmamızla yaklaşık 1.000 ikili görüşme gerçekleştirmesi ve üretim tesislerimizi yerinde görmesi; ticaretin yalnızca satış odaklı değil, güven, süreklilik ve tedarik zinciri entegrasyonu temelinde ilerlediğini teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde Afrika pazarlarında istikrarlı büyümenin, bu tür hedefli programlarla kalıcı ticari ortaklıklara dönüştürülmesini öncelikli görüyoruz.”

Gürer: "Tarımda İhracat Geriledi, İthalat Artıyor" Haber

Gürer: "Tarımda İhracat Geriledi, İthalat Artıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörüne ilişkin dış ticaret verilerini değerlendirerek, “Tarım ürünleri ihracatı geriliyor, ithalata bağımlılık giderek derinleşiyor.” dedi. Gürer, açıklanan verilerin tarımda ihracat ile ithalat arasındaki dengenin giderek ithalat lehine bozulduğunu ortaya koyduğunu belirterek, bu durumun yerli üretici üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracağını ifade etti. İthal ürün fiyatlarının raflara zam olarak yansıdığını vurgulayan Gürer, ithalatın piyasa dengeleme işlevi görmekten uzaklaştığını, aksine ithalatçıların kazancını artıran bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Gürer, tarım ürünlerine yönelik mevcut politikaların üretimi desteklemek yerine ithalatı teşvik eden bir anlayışa evrildiğini vurgulayarak, bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. DIŞ TİCARET FAZLASI YARI YARIYA ERİDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında tarım, gıda ve içecek sektöründe 27,69 milyar dolar ihracat, 18,24 milyar dolar ithalat gerçekleştirildi. Bu rakamlar, sektörün yıl genelinde dış ticaret fazlası verdiğini gösterdi. Ancak 2025 yılına gelindiğinde tablo hızla bozuldu. 2025’in ilk 10 ayında ihracat 22,2 milyar dolar seviyesinde kalırken, ithalat 18,48 milyar dolara yükseldi. Oysa 2024’ün ilk 10 ayında ithalat 15,19 milyar dolardı. Böylece ithalat, bir yıl içinde %21 oranında artış gösterdi. Bu gelişmeler sonucunda, 2024’ün ilk 10 ayında 7,24 milyar dolar olan dış ticaret fazlası, 2025’in ilk 10 ayında 3,72 milyar dolara düştü. Bu gerileme ihracat–ithalat dengesinin %48,6 oranında bozulması anlamına geldiğini belirterek, “Tarımda elde edilen kazanım neredeyse yarı yarıya eridi” ifadelerini kullandı. TARIMDA İHRACAT DÜŞÜYOR 2025 yılının ilk 10 ayına ilişkin sektör bazlı verilerin, tarımın temel ürünlerinde ihracat kayıpları artığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer: Bakliyat: 151 milyon dolar düşüş Meyve suyu: 106 milyon dolar düşüş Yaş meyve ve sebze: 105 milyon dolar düşüş Yumurtacılık: 85 milyon dolar düşüş Kuru meyve ve sebze: 71 milyon dolar düşüş Şeker ve tatlandırıcılar: 62 milyon dolar düşüş Salça ve konserve: 43 milyon dolar düşüş Nişasta: 30 milyon dolar düşüş Tohumculuk: 24 milyon dolar düşüş var” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ürünlerinde önemli pazarı bulunan ürünlerimizde ihracat gerilemesi de üreticilerimiz için giderek soruna dönüşebilir. Üretim dengesine süreç olumsuz etki yaratabilir,” dedi. İTHALATTA : ŞEKERLİ MAMULLER, BİTKİSEL YAĞ VE CANLI HAYVAN ÖNE ÇIKIYOR Şekerli mamuller sektörü 905 milyon dolar artarak, bir önceki yılın ilk 10 aylık dönemine göre yüzde 80 artış gösterdi. Bitkisel yağ sektörü 737 milyon dolar artarak yüzde 40 oranında yükseldi. Çay, kahve ve baharat sektörü 376 milyon dolar artarak yüzde 66 arttı. Canlı hayvan sektörü, ilk 10 aylık dönemde 343 milyon dolar artarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56 artış gösterdi. Hayvan yemi sektörü 443 milyon dolar artarak yüzde 10 artış yaşadı. Yaş meyve sektörü 276 milyon dolar artarak yüzde 128 oranında yükseldi. Sert kabuklu meyveler sektörü 198 milyon dolar artarak yüzde 52 artış gösterdi. Makarna sektörü 32 milyon dolar artarak yüzde 150 gibi dikkat çekici bir artış kaydetti. Kuru meyve ve sebze sektörü ise 18 milyon dolar artarak yüzde 46 artış sağladı. Ömer Fethi Gürer, “Hayvan yemi ithal eden, bitkisel yağı dışarıdan alan, canlı hayvanı başka ülkelerden getiren bir ülke durumundayız. Bir an önce kendi kendine yeten ülke durumuna geleceğimiz uygulamalara geçmeliyiz” dedi. TARIM VE GIDADA İHRACAT IRAK’TA YOĞUNLAŞTI “2025 yılının ilk 10 ayına ait tarım, gıda ve içecek sektörü dış ticaret verileri, ihracatta ülke ve sektör bazında dar bir alanda olduğumuzu gösteriyor ,” diyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülke bazında ihracatta Irak 2 milyar 620 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Irak’ı Almanya (1 milyar 662 milyon dolar), ABD (1 milyar 505 milyon dolar), Rusya Federasyonu (1 milyar 358 milyon dolar) ve İtalya (1 milyar 9 milyon dolar) izledi,” dedi. ŞEKERLİ MAMULLER İHRACATTA ÖNE ÇIKTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Sektör bazında ihracat verilerine göre, şekerli mamuller sektörü 2 milyar 929 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Bunu yaş meyve ve sebze (2 milyar 689 milyon dolar), sert kabuklu meyveler (1 milyar 859 milyon dolar), bitkisel yağ sektörü (1 milyar 706 milyon dolar) ve balıkçılık ve su ürünleri (1 milyar 691 milyon dolar) takip etti,” şeklinde konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracat artışının sınırlı sayıda sektörde yoğunlaştığı, tarımın birçok temel kolunda önceki yıla göre düşüş yaşandığı dikkat çekti. İTHALATTA HAYVAN YEMİ VE BİTKİSEL YAĞ BAĞIMLILIĞI SÜRÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülke bazında ithalatta Rusya Federasyonu 2 milyar 466 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Rusya’yı Brezilya (1 milyar 895 milyon dolar), Ukrayna (1 milyar 598 milyon dolar), ABD (1 milyar 211 milyon dolar) ve Malezya (845 milyon dolar) izledi. Sektörel olarak bakıldığında, hayvan yemi ithalatı 4 milyar 680 milyon dolarla açık ara ilk sırada yer aldı. Bitkisel yağ (2 milyar 571 milyon dolar) ve şekerli mamuller (2 milyar 23 milyon dolar) ithalatı da yüksek seviyelerde seyretti. Canlı hayvan ve kahve-çay-baharat ithalatı ise yaklaşık 1 milyar dolar düzeyine yaklaştı,” dedi. ÜRETİM KAYBI SADECE İKLİMLE AÇIKLANAMAZ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yanlış tarım politikalarının 2025 yılında tarımsal üretime ağır biçimde yansıdığını belirterek, son iki yılda yaşanan kayıpların yalnızca küresel iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını vurguladı. Gürer, TÜİK verilerine göre tahıl ve bitkisel üretimde yaklaşık 10 milyon ton, meyvede ise resmi kayıtlara göre 8 milyon tonluk kayıp yaşandığını, kayıt dışı üretim de dikkate alındığında meyvedeki kaybın 10 milyon tona ulaştığını ifade etti. Asıl sorunun yönetimsel eksiklikler ve planlama yetersizliği olduğuna dikkat çekerek, özellikle su politikalarının ve arz-talep dengesinin öngörülebilir, planlı ve kamucu bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. ÇİFTÇİ DESTEKLERİ YETERSİZ, GIDA ARZI RİSK ALTINDA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda yaşanan krizin derinleşmesinin en önemli nedenlerinden birinin çiftçiye verilen desteklerin yasal zorunlulukların çok gerisinde kalması olduğunu dile getirdi. Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye milli gelirin yüzde 1’i oranında, yani 722 milyar lira destek verilmesi gerekirken, öngörülen desteğin yalnızca 168 milyar lira olduğunu belirten Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin dahi bu desteği karşılamaya yetmediğini kaydetti. 2025 yılının çiftçi açısından son derece sorunlu geçtiğini, gelirlerin daraldığını ve bazı ürünlerin tarlada kaldığını vurgulayan Gürer, besicilerin ise artan yem fiyatları nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, ithalat lehine bozulan dış ticaret dengesinin de iyi okunması gerektiğini belirterek, kooperatiflerin güçlendirildiği, aracılığın azaltıldığı, girdi maliyetlerinin düşürüldüğü ve üreticiyi ayakta tutan politikaların acilen hayata geçirilmemesi halinde Türkiye’nin gıda arzında ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.