SON DAKİKA
Hava Durumu

#İhracat

Porsuk Haber Ajansı - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir ESO İle Dünyaya Açılıyor Haber

Eskişehir ESO İle Dünyaya Açılıyor

Eskişehir Sanayi Odası tarafından bu yıl 6.’sı düzenlenen Speed-Match Uluslararası İş Görüşmeleri Etkinliği, güçlü katılım, yoğun iş görüşmeleri ve yeni iş birliği fırsatlarıyla başarıyla tamamlandı. Havacılık, raylı sistemler ve otomotiv yan sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren firmaları, kümelenmeleri ve çatı örgütlerini bir araya getiren etkinliğin, Eskişehir sanayisinin dünyaya açılma hedefi açısından büyük önem taşıdığını belirten Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Speed-Match’in artık uluslararası ölçekte bilinen ve takip edilen bir iş platformu haline geldiğini söyledi. Kesikbaş, etkinliğe 36 ülkeden 400’ün üzerinde katılımcı firma ve sektörel organizasyonun dahil olduğunu belirterek, “Eskişehir sanayisinin ihracat kapasitesini artırmak, firmalarımızı yeni ve alternatif pazarlara taşımak, uluslararası iş birliklerini güçlendirmek en temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Speed-Match, bu hedeflere doğrudan katkı sağlayan çok değerli bir organizasyon. Firmalarımız burada yalnızca tanışma imkânı bulmuyor; aynı zamanda somut iş birliklerinin, yeni ihracat bağlantılarının ve uzun vadeli ticari ilişkilerin temelini atıyor” dedi. İki gün süren programda 1.200’ün üzerinde birebir iş görüşmesi gerçekleştirildiğini, 200’ü aşkın açık iş birliği çağrısının firmalarla paylaşıldığını ifade eden Kesikbaş, Eskişehir’in üretim gücü, nitelikli sanayi altyapısı ve yüksek teknoloji kabiliyetiyle küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma gelebileceğini vurguladı. Kesikbaş, “Biz Eskişehir’i yalnızca Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi olarak değil, aynı zamanda dünyada tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir üretim markası haline getirmek istiyoruz. Bu doğrultuda ihracatı, uluslararasılaşmayı ve küresel ağlara erişimi destekleyen çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. ESO Başkanı Kesikbaş, etkinliğe katkı sunan tüm katılımcılara, iş ortaklarına ve destek veren kurumlara teşekkür etti.

Eskişehir OSB Başkanı Küpeli’den Kurban Bayramı Mesajı Haber

Eskişehir OSB Başkanı Küpeli’den Kurban Bayramı Mesajı

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Kurban Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Bayramların birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendiren müstesna günler olduğunu ifade eden Başkan Küpeli, mesajında şu görüşlere yer verdi: “Millet olarak bizleri bir arada tutan manevi değerlerimizin daha da anlam kazandığı mübarek Kurban Bayramı’na ulaşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramlar; paylaşmanın, yardımlaşmanın, kardeşliğin ve hoşgörünün en güzel şekilde yaşandığı özel zamanlardır. Bu müstesna günlerde ihtiyaç sahiplerini gözetmek, dayanışma ruhunu canlı tutmak ve toplumsal bağlarımızı güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Köklü medeniyetimizin temelinde yer alan birlik ve beraberlik anlayışımız sayesinde, her zorluğun üstesinden dayanışma içerisinde gelmeyi başaran bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıktığımız, sevgi, saygı ve hoşgörüyü hayatımızın merkezinde tuttuğumuz sürece geleceğe çok daha güçlü adımlarla yürümeye devam edeceğiz. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi olarak üretim, istihdam ve ihracat odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bölgemizde faaliyet gösteren sanayicilerimizin ve 53 bin çalışanımızın emeğiyle, şehrimizin ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Eskişehir sanayisinin daha da güçlenmesi adına ortak akıl ve iş birliği içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, Kurban Bayramı’nın başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam âlemine sağlık, huzur, bereket ve barış getirmesini temenni ediyor; tüm vatandaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.”

ATAP Demo Day Etkinliğinde Yüksek Teknoloji ve Yatırım Vizyonu Buluştu Haber

ATAP Demo Day Etkinliğinde Yüksek Teknoloji ve Yatırım Vizyonu Buluştu

Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı (ATAP) A.Ş. tarafından düzenlenen “ATAP Demo Day” etkinliği, teknoloji girişimcileri, sanayi temsilcileri, yatırımcılar ve Ar-Ge merkezlerini bir araya getirdi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, teknopark bünyesinde faaliyet gösteren girişimci firmalar projelerini tanıtma fırsatı bulurken, ölçeklenmiş teknoloji firmaları da başarı hikâyelerini ve iş birliği modellerini paylaştı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ATAP A.Ş. Genel Müdürü Duygu Yalnızoğlu, teknoloji ekosisteminin güçlenmesi için girişimcilik, yatırım ve sanayi iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Yalnızoğlu konuşmasında, günümüzde teknolojinin değişim hızının her geçen gün arttığını belirterek, şirketlerin rekabet gücünü koruyabilmesi için girişimcilik ekosistemiyle daha yakın çalışması gerektiğini ifade etti. Yalnızoğlu, “Geçmişte büyük sanayi kuruluşları yeni bir teknolojiyi geliştirmek için yıllarca Ar-Ge süreçleri yürütmek zorundaydı. Bugün ise birçok yenilikçi çözüm, girişimler tarafından çok daha hızlı, çevik ve düşük maliyetlerle geliştiriliyor. Bu nedenle artık en doğru yaklaşım; her şeyi kurum içinde geliştirmeye çalışmak değil, doğru girişimlerle iş birliği yapmak ve onların büyümesine katkı sağlamaktır. Sanayinin çevik dönüşümü, girişimcilik ekosisteminin içinde yer almaktan geçmektedir” dedi. ATAP A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç ise konuşmasında teknopark firmalarının ülkelerin kalkınmasındaki kritik rolüne vurgu yaptı. Teknoloji odaklı üretimin ve yenilikçi girişimlerin artık ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirten Saraç, bu tür organizasyonların ekosistemin gelişimi açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. Saraç, “Firmalarımızın birbirini dinlemesi, anlaması ve ortak hareket etmesi çok kıymetli. Çünkü bugün dünyada yalnızca üretmek yeterli değil; inovatif, yüksek katma değerli ve teknoloji temelli çözümler geliştirmek gerekiyor. Konvansiyonel üretim anlayışı artık yavaş yavaş Türkiye’den çekiliyor. Bunun yerine bilgiye, teknolojiye ve inovasyona dayalı yeni bir üretim modeli yükseliyor. Biz de bu dönüşümün merkezinde yer almak zorundayız” diye konuştu. ATAP bünyesinde bugün 141 firmanın faaliyet gösterdiğini belirten Saraç, teknoparkın ekonomik büyüklüğüne ilişkin de önemli veriler paylaştı. Saraç, “2025 yılı itibarıyla firmalarımızın yurt içi Ar-Ge satış gelirleri 1,3 milyar TL seviyesine ulaştı. İhracat ve Ar-Ge dışı gelirlerle birlikte toplam ciro büyüklüğümüz ise 2 milyar TL’ye çıktı. Ancak bunu yeterli görmüyoruz. Hem firma sayımızı hem de ihracat kapasitemizi daha da artırmak zorundayız. Türkiye’nin teknoloji üreten ve yüksek katma değerli ihracat gerçekleştiren güçlü bir ülke olması için teknoparklarımızın büyümesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Gün boyunca gerçekleştirilen sunumlarda kuluçka girişimleri yenilikçi projelerini yatırımcı ve sanayi temsilcilerine aktarırken, ölçeklenmiş teknoloji firmaları da sektörel deneyimlerini paylaştı. Etkinlik kapsamında ayrıca yeni B2B iş birlikleri, yatırım fırsatları ve ortak proje geliştirme imkanları üzerine görüşmeler gerçekleştirildi.

ATAP'tan Üniversite- Sanayi İşbirliği Toplantısı Haber

ATAP'tan Üniversite- Sanayi İşbirliği Toplantısı

Eskişehir’de üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmeye yönelik önemli bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. ATAP A.Ş. ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, üniversite ile sanayi arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, ortak projelerin artırılması ve yüksek katma değerli teknolojik üretimin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. Toplantıya Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, ATAP A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç ve ATAP A.Ş. Genel Müdürü Duygu Yalnızoğlu ile yönetim kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi, ortak projelerin artırılması ve teknolojik üretimin güçlendirilmesi konuları ele alındı. ATAP A.Ş. Genel Müdürü Duygu Yalnızoğlu, teknoparkın yapısı, faaliyetleri ve yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. ETİM A.Ş. Genel Müdürü Zafer Gökavdan da kurumun faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi. ATAP A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç, iş birliğini güçlendirmeye yönelik hedefleri paylaşarak; derin teknoloji geliştiren akademisyenlerin girişimciliğe yönlendirilmesi, ortak bir yapay zeka inisiyatifi kurulması ve “Yapay Zeka Uygulama Merkezi” oluşturulması, akademisyen girişimcilerin ürünlerinin ticarileştirilmesi, teknopark girişimcilerinin akademik destek almaya teşvik edilmesi ve sanayi için ortak problem havuzu oluşturularak TTO’lar ile iş birliğinin artırılması başlıklarına dikkat çekti. Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ise yaptığı değerlendirmede, üniversiteler ile sanayi arasında kurulacak güçlü ve sürdürülebilir iş birliklerinin katma değerli üretimi artıracağını belirterek, “Bilgi ve üretimin bir araya gelmesi hem bölgemiz hem de ülkemiz açısından stratejik önem taşımaktadır. Üniversitelerimizin bilimsel birikimi ile sanayimizin üretim gücünü buluşturduğumuzda, yüksek teknolojiye dayalı, rekabetçi ve ihracat odaklı bir yapı oluşturabiliriz. Bu doğrultuda Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini güçlendirecek her türlü iş birliğini destekliyoruz. Eskişehir’in sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla bu sinerjiyi en iyi şekilde değerlendireceğimize inanıyoruz” dedi. Toplantıya katılan üniversite temsilcileri de iş birliğinin geliştirilmesine yönelik görüşlerini paylaştı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, ortak projeler ve Ar-Ge çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, teknoloji odaklı iş birliklerinin sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade etti. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı ise bölgesel kalkınmada üniversite-sanayi entegrasyonunun kritik rol oynadığını belirtti. Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, üniversitelerin bilgi üretim gücünü sanayi ile buluşturmanın önemine dikkat çekti. Toplantı, ortak çalışma alanlarının geliştirilmesi ve somut projelerin hayata geçirilmesi yönünde atılacak adımların değerlendirilmesiyle sona erdi.

İMİB’de Metin Çekiç Dönemi Başladı: "Birlik ve Beraberlik İçinde Çalışacağız" Haber

İMİB’de Metin Çekiç Dönemi Başladı: "Birlik ve Beraberlik İçinde Çalışacağız"

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin (İMİB) Olağan Genel Kurulu’nda yeni başkan belli oldu. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Metin Çekiç, sektör temsilcilerinin güvenoyunu alarak İMİB’in yeni başkanı seçildi. ​Maden sektörünün en önemli çatı kuruluşlarından biri olan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), yeni dönemine Metin Çekiç liderliğinde giriyor. Yapılan Olağan Genel Kurul sonucunda başkanlık koltuğuna oturan Çekiç, seçim sonrası yaptığı ilk açıklamada birlik, beraberlik ve ortak akıl vurgusu yaptı. ​"Bu Başarı Sektörümüzün Ortak Başarısıdır" ​Başkanlık seçiminin ardından kendisine gelen destek mesajlarına teşekkür eden Metin Çekiç, elde edilen başarının bir ekip çalışması olduğunu belirtti. Çekiç, yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: ​"Değerli dostlarım, gönderdiğiniz tebrik mesajları ve içten destekleriniz için teşekkür ediyorum. Bu başarı sadece şahsıma ait değil; birlikte inandığımız, omuz omuza yürüdüğümüz büyük bir ekibin ve sektörümüzün ortak başarısıdır." ​"Sen Ben Yok, Biz Varız" ​Yeni dönemde sorumluluklarının arttığını ve sektörün ihracat potansiyelini artırmak için var güçleriyle çalışacaklarını ifade eden Çekiç, maden sektöründeki tüm paydaşları kapsayıcı bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini dile getirdi. ​Açıklamasını birlik mesajıyla noktalayan İMİB Başkanı Metin Çekiç: "Şimdi sorumluluğumuz daha da büyük. Sizlerden aldığımız bu güç ve güvenle sektörümüzü daha ileriye taşıyacağız. Birlik ve beraberlik içinde, ‘sen ben yok, biz varız’ diyerek yolumuza devam edeceğiz," dedi.

Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır Haber

Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı. Kesikbaş yaptığı açıklamada; “Türkiye’nin 2026 yılı ilk çeyrek dış ticaret verileri hepimize önemli mesajlar vermektedir. Ocak-Mart döneminde ihracatımız yüzde 3,1 azalarak 63 milyar 279 milyon dolar olurken, ithalatımız yüzde 4,7 artışla 91 milyar 957 milyon dolara yükselmiştir. Ortaya çıkan dış ticaret açığı, dikkatle yönetilmesi gereken bir tabloyu göstermektedir.” dedi. ESO Başkanı Kesikbaş değerlendirmesini şöyle sürdürdü; “Buna karşılık Eskişehir’imiz, yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 artışla 969 milyon dolarlık ihracata ulaşmış ve üretim iradesinden vazgeçmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu başarı, alın teriyle çalışan sanayicimizin, mühendisimizin, işçimizin ve girişimcimizin ortak emeğidir. Şehrimizle gurur duyuyoruz. Bu tabloda dış ticaret açığını dikkatli okumamız gerekiyor. Döviz ihtiyacının artması, finansman yükünün ağırlaşması, kur baskısının yükselmesi ve geleceğe dair belirsizliklerin çoğalması anlamına gelir. Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşması için tüketerek değil, üreterek büyümesi gerekmektedir. İmalat Sektörü Kendi Enflasyonunu Yenmiştir Bugün imalat sektörü verimlilik artışı, tasarruf anlayışı ve maliyet disipliniyle kendi enflasyonunu yüzde 18 seviyelerine kadar çekmiştir. Bu tablo, sanayicimizin direncini ve üretim kabiliyetini göstermektedir. Ancak hizmetler ve gıda tarafındaki yüksek artışların yükü; faizler, kredi maliyetleri ve finansmana erişim zorlukları üzerinden yine üreticinin omuzlarına binmektedir. Coğrafyamızda yaşanan savaşlar bir kez daha göstermiştir ki güçlü olmak isteyen ülkeler önce üretmek zorundadır. Sanayisi zayıf olan bir ülkenin ekonomik direnci de stratejik bağımsızlığı da zayıf kalır. Güçlü sanayi, güçlü ülke demektir. Bu şartlar altında sanayicimizin nefes almaya ihtiyacı vardır. İhracatçımız uygun maliyetli finansmana ulaşabilmeli, Eximbank ve merkez bankası reeskont kredi destekleri artırılmalı, üretici firmalara yönelik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Çünkü üreticiye verilen her destek ülkeye yatırım, istihdam ve ihracat olarak geri dönecektir. Türkiye’nin geleceği tüketimde değil, üretimdedir." dedi.

Türkiye Deri Sektöründe Güven Karaca Güven Tazeledi Haber

Türkiye Deri Sektöründe Güven Karaca Güven Tazeledi

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Olağan Genel Kurulu’nda güven tazelenen bir seçim heyecanı yaşandı. Mevcut Başkan, Eskişehirli başarılı iş insanı Güven Karaca, sektör temsilcilerinin güçlü desteğini alarak ikinci kez başkanlığa seçildi. ​İDMİB’de "Agresif Pazarlama" ve "Küresel Rekabet" Dönemi ​Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Kompleksi’nde gerçekleştirilen genel kurulda konuşan Güven Karaca, yeni dönemin parolasını "dönüşüm" ve "aktif pazarlama" olarak belirledi. Karaca, İDMİB’in sadece temsil eden bir kurum değil, pazar açan bir yapıya dönüşeceğini vurguladı. ​"Dünyayı Türkiye’ye getiriyoruz, ihracat için yollarda olmaya devam ediyoruz. İhracatçı birlikleri birer pazarlama şirketi gibi çalışmalı. Önümüzdeki 4 yıl, sektörümüzü geleceğe hazırlayacağımız kritik bir dönem olacak." ​Yönetimde "Gençlik" ve "Kadın" Rekoru ​Güven Karaca başkanlığındaki yeni yönetim, ihracatçı birlikleri tarihinde ilklere imza attı. Dinamik bir yapı kurmayı hedefleyen Karaca, yönetim kurulundaki radikal değişiklikleri şu verilerle paylaştı: ​Genç Yönetim: Yeni yönetim kurulu üyelerinin yaş ortalaması 39'a düşürüldü. ​Kadın Temsili: Yönetimde yer alan 4 kadın üye ile İDMİB tarihinde bir rekor kırıldı. ​Katma Değerli İhracat: Hedef, deri mamulleri ihracatında birim fiyatı ve küresel pazar payını yukarı taşımak. ​"Dönüşümün Öncüsü Olacağız" ​Dünya ticaretindeki hızlı değişime ayak uydurmanın önemine değinen Karaca, İDMİB’in vizyonunu şu sözlerle özetledi: "Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemeyiz. Ya oyunu dünyanın oynadığı gibi oynayacağız ya da yerimizde sayacağız. Biz bu dönüşümün bir parçası değil, öncüsü olacağız."

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı'' Haber

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de dış ticaret verileri, bankacılık sistemi borçları ve icra dosyalarına ilişkin güncel ekonomik verileri değerlendirerek ekonomide borç yükünün hızla büyüdüğünü söyledi. Gürer, ihracat ve ithalat dengesinden vatandaşın kredi borçlarına, KOBİ’lerin finansman sorunundan tarım sektöründeki borç artışına kadar birçok alanda ekonomik baskının giderek ağırlaştığını belirtti. Gürer, “Rakamlar açıkça gösteriyor ki ekonomide üretim yerine borçlanma, gelir artışı yerine faiz yükü büyüyor. Vatandaş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler aynı anda ağır bir finansal baskı altında” dedi. DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracattaki sınırlı artışa rağmen ithalatın daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’nin ihracatı şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artarak 30,3 milyar dolara yükseldi. Bu gelişme sonucunda dış ticaret açığı yüzde 14,9 oranında artarak 9,2 milyar dolara çıktı,” dedi. Gürer, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşe de dikkat çekerek şunları söyledi: “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir yılda yüzde 73,2’den yüzde 70,2’ye geriledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini artırmak yerine dışa bağımlı bir yapıya sürüklendiğini gösteriyor.” Yılın ilk iki aylık döneminde ise ihracat yüzde 1,2 azalarak 41,3 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,1 artarak 59 milyar dolara çıktığını, böylece iki aylık dış ticaret açığı yüzde 14,9 artarak 17,6 milyar dolara yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dış ticaretteki açık büyürken üretim maliyetleri artıyor, sanayici ve üretici zorlanıyor. Bu durum ekonomide kırılganlığı artırıyor” dedi. BATIK KREDİLERDE HIZLI ARTIŞ Bankacılık sistemindeki batık kredi miktarına da dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, ekonomideki riskin bankacılık verilerine de yansıdığını belirtti. “2025 yılında yüzde 101 oranında artan batık kredilerin bu yılın ilk iki ayında da yüzde 11,4 oranında büyüdüğünü ifade eden Gürer, 20–27 Şubat haftasında sınırlı bir gerileme yaşandığını ancak toplam büyüklüğün hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. Gürer, “Bu dönemde batık krediler 646,2 milyar liradan 644,1 milyar liraya geriledi. Batık kredilerdeki bu büyüme ekonomik sistemde ciddi bir risk oluşturuyor. Borçlar ödenemiyor, krediler takip sürecine düşüyor” diye konuştu. KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,5 TRİLYONA YÜKSELDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hızla arttığını belirterek, “KOBİ’lerin bankalara olan borcunun 6 trilyon 548 milyar liraya ulaştı. Ocak ayında KOBİ borçlarının 129,2 milyar lira arttı. KOBİ’lerin vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredileri ise bir ayda 13,7 milyar lira artarak 214,2 milyar liraya çıktı,” ifadelerini kullandı. Bankalarda KOBİ’lere ait 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunduğunu belirten Gürer, bunların 304 bininin takipte olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “KOBİ’ler üretim yapıyor, istihdam sağlıyor. Ancak yüksek maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir borç baskısı altındalar.” TARIM SEKTÖRÜNÜN BORCU 1,3 TRİLYONA DAYANDI Tarım sektörünün de ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden Gürer, çiftçilerin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 297 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Ocak ayında tarım borçlarının 30,5 milyar lira daha arttı, bu kredilerin büyük bölümünün kamu bankaları tarafından kullandırıldı”dedi. Tarım sektörüne verilen kredilerin: 1 trilyon lirası kamu bankalarından,265 milyar lirası özel bankalardan oluşuyor. Çiftçilerin ödeyemediği ve bankalar tarafından takibe alınan borçların da arttığını belirten Gürer, bu borçların 17,6 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, “Çiftçi üretim yapabilmek için borçlanıyor. Ancak artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle bu borçları ödemekte zorlanıyor” dedi. VATANDAŞIN FİNANSAL BORCU 6,3 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının da hızla arttığını ifade eden Gürer, bu borcun 6 trilyon 235 milyar liraya ulaştığını söyledi. 20–27 Şubat haftasında borçların 65,1 milyar lira arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şu bilgileri paylaştı: Bireysel kredi borçları 3 trilyon 187 milyar liraKredi kartı borçları 3 trilyon 48 milyar lira Yılın ilk iki ayında vatandaşın borcu toplam 375,8 milyar lira arttı. Bu artışın: 148 milyar lirası bireysel kredilerden227 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklandı. Gürer, vatandaşların ayrıca varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu belirterek bu borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 336 milyar liraya ulaştığını ifade etti. BATIK BİREYSEL BORÇ 373 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bankalar ve finans kuruluşlarının tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da hızla arttığını söyleyen Gürer, takipteki bireysel borçların 271,8 milyar liraya çıktığını belirtti. Bankaların varlık yönetim şirketlerine sattığı batık krediler de dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel borcun 373 milyar liraya ulaştığını ifade etti. VATANDAŞ BİR AYDA 118 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ödediği faiz miktarının da hızla arttığını belirterek, “yalnızca 2026 yılının ilk ayında bankalara ödenen faiz tutarının 118 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın; 71,3 milyar lirası bireysel kredi faizlerinden, 46,6 milyar lirası kredi kartı faizlerinden oluştu,” şeklinde konuştu. Gürer, bu faiz ödemelerinin geçen yıla göre ciddi biçimde arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bireysel kredi faizleri yüzde 35,2, kredi kartı faizleri ise yüzde 28,1 arttı. Bu tablo vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü faize ödediğini gösteriyor.” İCRA DOSYALARI 24,3 MİLYONA ÇIKTI Ekonomideki borç baskısının icra verilerine de yansıdığını belirten Gürer, icra dairelerindeki dosya sayısının hızla arttığını söyledi. Gürer, “1 Ocak – 6 Mart 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 1 milyon 903 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde 1 milyon 534 bin dosya sonuçlandırıldı veya işlemden kaldırıldı. Ancak sistemdeki toplam dosya sayısı büyümeye devam etti. 6 Mart 2026 itibarıyla icra dairelerinde 24 milyon 364 bin derdest dosya bulunuyor” diye konuştu. Son bir yılda icra dosyası sayısının 1 milyon 700 bin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şunları söyledi: “İcra dosyalarındaki artış ekonomik krizin toplum üzerindeki en somut göstergelerinden biridir.” “EKONOMİDE BORÇ SARMALI BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüm bu verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi bir borç sarmalının oluştuğunu gösterdiğini ifade ederek, “Dış ticaret açığı büyüyor, KOBİ’lerin borcu artıyor, çiftçi borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor, vatandaş kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gelirler artmazken borçlar büyüyor. Emekli, asgari ücretli de maaş artışı iki aylık enflasyon artışı ile eridi. Uygulanan ekonomik program zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor,” dedi.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.