SON DAKİKA
Hava Durumu

#İhracat

Porsuk Haber Ajansı - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı'' Haber

CHP'li Gürer: ''Vatandaşın Borçları Şaha Kalktı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de dış ticaret verileri, bankacılık sistemi borçları ve icra dosyalarına ilişkin güncel ekonomik verileri değerlendirerek ekonomide borç yükünün hızla büyüdüğünü söyledi. Gürer, ihracat ve ithalat dengesinden vatandaşın kredi borçlarına, KOBİ’lerin finansman sorunundan tarım sektöründeki borç artışına kadar birçok alanda ekonomik baskının giderek ağırlaştığını belirtti. Gürer, “Rakamlar açıkça gösteriyor ki ekonomide üretim yerine borçlanma, gelir artışı yerine faiz yükü büyüyor. Vatandaş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler aynı anda ağır bir finansal baskı altında” dedi. DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR Şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerini değerlendiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ihracattaki sınırlı artışa rağmen ithalatın daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’nin ihracatı şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 artarak 21,1 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artarak 30,3 milyar dolara yükseldi. Bu gelişme sonucunda dış ticaret açığı yüzde 14,9 oranında artarak 9,2 milyar dolara çıktı,” dedi. Gürer, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki düşüşe de dikkat çekerek şunları söyledi: “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir yılda yüzde 73,2’den yüzde 70,2’ye geriledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini artırmak yerine dışa bağımlı bir yapıya sürüklendiğini gösteriyor.” Yılın ilk iki aylık döneminde ise ihracat yüzde 1,2 azalarak 41,3 milyar dolara gerilerken ithalat yüzde 3,1 artarak 59 milyar dolara çıktığını, böylece iki aylık dış ticaret açığı yüzde 14,9 artarak 17,6 milyar dolara yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dış ticaretteki açık büyürken üretim maliyetleri artıyor, sanayici ve üretici zorlanıyor. Bu durum ekonomide kırılganlığı artırıyor” dedi. BATIK KREDİLERDE HIZLI ARTIŞ Bankacılık sistemindeki batık kredi miktarına da dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, ekonomideki riskin bankacılık verilerine de yansıdığını belirtti. “2025 yılında yüzde 101 oranında artan batık kredilerin bu yılın ilk iki ayında da yüzde 11,4 oranında büyüdüğünü ifade eden Gürer, 20–27 Şubat haftasında sınırlı bir gerileme yaşandığını ancak toplam büyüklüğün hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. Gürer, “Bu dönemde batık krediler 646,2 milyar liradan 644,1 milyar liraya geriledi. Batık kredilerdeki bu büyüme ekonomik sistemde ciddi bir risk oluşturuyor. Borçlar ödenemiyor, krediler takip sürecine düşüyor” diye konuştu. KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,5 TRİLYONA YÜKSELDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yükünün hızla arttığını belirterek, “KOBİ’lerin bankalara olan borcunun 6 trilyon 548 milyar liraya ulaştı. Ocak ayında KOBİ borçlarının 129,2 milyar lira arttı. KOBİ’lerin vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredileri ise bir ayda 13,7 milyar lira artarak 214,2 milyar liraya çıktı,” ifadelerini kullandı. Bankalarda KOBİ’lere ait 4 milyon 983 bin kredi hesabı bulunduğunu belirten Gürer, bunların 304 bininin takipte olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “KOBİ’ler üretim yapıyor, istihdam sağlıyor. Ancak yüksek maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle ciddi bir borç baskısı altındalar.” TARIM SEKTÖRÜNÜN BORCU 1,3 TRİLYONA DAYANDI Tarım sektörünün de ciddi bir borç yükü altında olduğunu ifade eden Gürer, çiftçilerin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 297 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Ocak ayında tarım borçlarının 30,5 milyar lira daha arttı, bu kredilerin büyük bölümünün kamu bankaları tarafından kullandırıldı”dedi. Tarım sektörüne verilen kredilerin: 1 trilyon lirası kamu bankalarından,265 milyar lirası özel bankalardan oluşuyor. Çiftçilerin ödeyemediği ve bankalar tarafından takibe alınan borçların da arttığını belirten Gürer, bu borçların 17,6 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, “Çiftçi üretim yapabilmek için borçlanıyor. Ancak artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle bu borçları ödemekte zorlanıyor” dedi. VATANDAŞIN FİNANSAL BORCU 6,3 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI Vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının da hızla arttığını ifade eden Gürer, bu borcun 6 trilyon 235 milyar liraya ulaştığını söyledi. 20–27 Şubat haftasında borçların 65,1 milyar lira arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şu bilgileri paylaştı: Bireysel kredi borçları 3 trilyon 187 milyar liraKredi kartı borçları 3 trilyon 48 milyar lira Yılın ilk iki ayında vatandaşın borcu toplam 375,8 milyar lira arttı. Bu artışın: 148 milyar lirası bireysel kredilerden227 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklandı. Gürer, vatandaşların ayrıca varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu belirterek bu borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 336 milyar liraya ulaştığını ifade etti. BATIK BİREYSEL BORÇ 373 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bankalar ve finans kuruluşlarının tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da hızla arttığını söyleyen Gürer, takipteki bireysel borçların 271,8 milyar liraya çıktığını belirtti. Bankaların varlık yönetim şirketlerine sattığı batık krediler de dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel borcun 373 milyar liraya ulaştığını ifade etti. VATANDAŞ BİR AYDA 118 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ödediği faiz miktarının da hızla arttığını belirterek, “yalnızca 2026 yılının ilk ayında bankalara ödenen faiz tutarının 118 milyar liraya ulaştı. Bu tutarın; 71,3 milyar lirası bireysel kredi faizlerinden, 46,6 milyar lirası kredi kartı faizlerinden oluştu,” şeklinde konuştu. Gürer, bu faiz ödemelerinin geçen yıla göre ciddi biçimde arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bireysel kredi faizleri yüzde 35,2, kredi kartı faizleri ise yüzde 28,1 arttı. Bu tablo vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü faize ödediğini gösteriyor.” İCRA DOSYALARI 24,3 MİLYONA ÇIKTI Ekonomideki borç baskısının icra verilerine de yansıdığını belirten Gürer, icra dairelerindeki dosya sayısının hızla arttığını söyledi. Gürer, “1 Ocak – 6 Mart 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 1 milyon 903 bin yeni dosya geldi. Aynı dönemde 1 milyon 534 bin dosya sonuçlandırıldı veya işlemden kaldırıldı. Ancak sistemdeki toplam dosya sayısı büyümeye devam etti. 6 Mart 2026 itibarıyla icra dairelerinde 24 milyon 364 bin derdest dosya bulunuyor” diye konuştu. Son bir yılda icra dosyası sayısının 1 milyon 700 bin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, şunları söyledi: “İcra dosyalarındaki artış ekonomik krizin toplum üzerindeki en somut göstergelerinden biridir.” “EKONOMİDE BORÇ SARMALI BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tüm bu verilerin Türkiye ekonomisinde ciddi bir borç sarmalının oluştuğunu gösterdiğini ifade ederek, “Dış ticaret açığı büyüyor, KOBİ’lerin borcu artıyor, çiftçi borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor, vatandaş kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gelirler artmazken borçlar büyüyor. Emekli, asgari ücretli de maaş artışı iki aylık enflasyon artışı ile eridi. Uygulanan ekonomik program zengini daha zengin fakiri daha fakir yapıyor,” dedi.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor" Haber

Gürer: "Çiftçi Çekle, Besici Yemle Uğraşıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

Eskişehir OSB, Türkiye’nin Üretim Gücüne Güçlü Katkı Sunuyor Haber

Eskişehir OSB, Türkiye’nin Üretim Gücüne Güçlü Katkı Sunuyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ile bir araya geldi. Ziyarette, Eskişehir OSB’nin mevcut üretim kapasitesi, devam eden yatırımları ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ele alındı. Başkan Küpeli, görüşmede Eskişehir OSB’nin güçlü altyapısı, yüksek katma değerli üretim vizyonu ve yatırımcılara sunduğu avantajlar hakkında bilgiler verdi. Görüşmede, bölgenin sanayi yatırımlarına açık yapısı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile sanayicilerin talep ve beklentileri değerlendirildi. Eskişehir OSB, Türkiye’nin üretim gücüne güçlü katkı sunuyor Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Başkan Küpeli, Eskişehir OSB’nin Türkiye ekonomisine sağladığı katkıya vurgu yaparak, “Eskişehir OSB olarak sürdürülebilir, çevreci ve yüksek katma değerli üretimi esas alan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Altyapı yatırımlarımız, yeni sanayi alanlarımız ve teknoloji odaklı projelerimizle bölgemizin rekabet gücünü artırıyoruz. Sanayicilerimizin talep ve beklentilerini yakından takip ederek üretim ortamını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi. Sanayide güçlü altyapı, güçlü Türkiye demektir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın ise organize sanayi bölgelerinin Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından kritik rol üstlendiğini belirterek, “Türkiye’nin üretim, ihracat ve istihdam hedeflerine ulaşmasında organize sanayi bölgelerimiz stratejik öneme sahiptir. Eskişehir OSB’nin güçlü altyapısı, planlı büyüme anlayışı ve yatırımcı dostu yaklaşımı takdire şayandır. Üretimi destekleyen her adım, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını ve kalkınma vizyonunu güçlendirmektedir” diye konuştu. Görüşmede ayrıca bölgedeki sanayicilerin talep ve beklentileri ile yeni yatırım alanları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Yalçın yeniden başkanlığa seçilen Küpeli'ye yeni dönemde başarılar diledi.

Madencilik, Afyonkarahisar Ekonomisinin Omurgasıdır Haber

Madencilik, Afyonkarahisar Ekonomisinin Omurgasıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Afyon İl Başkanlığı’nın; “Afyon’un Toprağı, Suyu ve Geleceği Madenciliğe Kurban Edilemez” çıkışına Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu sert tepki gösterdi. Ekonomik açıdan öne çıkan ülkelerin gelişimleri incelendiğinde hepsinin madenlerini etkin bir şekilde ekonomiye kazandırarak ekonomik refahlarını artırdıklarının görüldüğüne dikkati çeken Alimoğlu, “Afyonkarahisar’ın geleceği yalnızca sloganlarla korunamaz. Bu şehir, üretmeden, çalışmadan, ihracat yapmadan ayakta kalamaz. Madencilik, Afyonkarahisar ekonomisinin omurgalarından biridir. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir” diye konuştu. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Afyonkarahisar’ın 2025 yılında ihracatını yüzde 25’lik artışla 341 milyon dolardan 428 milyon dolara çıkardığına dikkati çeken Alimoğlu şöyle devam etti: “Afyonkarahisar’dan yapılan ihracatta madencilik sektörü 284 milyon dolarlık dilimle temsil edildi. Madencilik sektörü Afyonkarahisar’dan yapılan her 3 dolar ihracatın 2 dolarına imza attı. Ticaret Bakanlığı faaliyet illeri istatistiğine göre Afyonkarahisar’ın ihracatı 834 milyon dolara ulaştı. Bu tutarın yüzde 66’sı ise 550 milyon dolara ulaşıyor. İhracat yanında istihdamda da madencilik sektörü Afyon’a büyük katkı sağlıyor. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir.” Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında ihracat gerçekleştiren üyeleri arasında Afyon’dan 367 firmanın yer aldığını da aktaran Alimoğlu, “EMİB üyeleri arasında Afyonlu ihracatçılarımız en büyük temsiliyeti oluşturuyor. İkinci sırada 249 firmayla İzmirli firmalar, üçüncü sırada 143 firmayla Muğlalı firmalar yer alıyor” dedi. “Afyon’un toprağı ve suyu madenciliğe kurban ediliyor” iddiasının kabul edileme olduğunu savunan Alimoğlu şöyle devam etti: “Kimse Afyonkarahisar’ın toprağını, suyunu, yaşam alanlarını feda etmeyi savunmuyor. Ama madenciliği otomatik olarak “yıkım” ile eşitlemek, gerçekle bağdaşmayan ideolojik bir yaklaşımdır. Bugün dünyada refah üreten ülkelerin tamamı, yeraltı kaynaklarını işleyerek, katma değer yaratarak ekonomiye kazandırmaktadır. Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder.” Çevre ve madenciliğin bir arada yürütülebileceğinin altını çizen Alimoğlu, “Türkiye’nin meselesi “çevre mi, madencilik mi” ikilemi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; akılcı planlama, doğru alan seçimi ve sıkı denetimdir. Çevreyi ve tarımı tabii ki kutsamalıyız ama madenciliği şeytanlaştıran bir üslup ülkeye fayda sağlamaz. Ülkemizde ÇED süreçleri ciddiyetle ele alınmaktadır. Madencilik sektörü olarak 8 bakanlıktan izinler alarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ÇED’i yatırımın önüne konmuş mutlak bir veto mekanizmasına dönüştürme niyeti büyük bir yanlıştır. Çevre korunmalıdır ama üretimi de çevreye duyarlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Bu noktada Bilim, veri ve denetim konuşulmalı; korku siyaseti değil” dedi. Türkiye’nin yeraltı kaynakları açısından zengin bir ülke olduğuna vurgu yapan Alimoğlu, “Bu kaynakları kullanmayıp ithalatla cari açık büyüten bir model sürdürülebilir olmaz. Gelişmiş ülkeler yeraltı zenginliklerini ham olarak değil, işleyerek refah üretmiştir. Türkiye de bunu yapmak zorundadır. Afyonkarahisar bu dönüşümün merkezlerinden biridir. Afyonkarahisar ne sahipsizdir ne de göz göre göre yoksullaştırılacak bir şehir. Doğayı korumak kadar emeği, üretimi ve istihdamı korumak da sorumluluktur. Bizim savunduğumuz; çevreye duyarlı, kayıtlı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan madenciliktir. Afyonkarahisar’ın geleceği, yasaklarla değil; akılla, planlamayla ve üretimle güvence altına alınır” diyerek sözlerini noktaladı.

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret Haber

Eskişehir OSB'den Vali Yılmaz'a Ziyaret

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valiliği görevine atanan Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarette, Eskişehir’in sanayi altyapısı, üretim kapasitesi ve istihdama sağladığı katkılar ele alınırken; Organize Sanayi Bölgesi’nde devam eden ve planlanan yatırımlar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Kamu kurumları ile sanayi arasındaki güçlü iş birliğinin, kentin ekonomik kalkınması açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekildi. Başkan Küpeli, Eskişehir’in sanayi potansiyelinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, kamu kurumlarıyla uyum içerisinde yürütülen çalışmaların üretim, ihracat ve istihdam artışına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Küpeli, Vali Yılmaz’a yeni görevinde başarılar dileyerek, iş birliğinin artarak devam edeceğine olan inancını dile getirdi. Kentin sosyal, ekonomik ve idari yapısını yakından tanıdığını ifade eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin üretim, ihracat ve istihdam alanlarında şehre sağladığı katkıları önemsediklerini belirtti. Vali Yılmaz, sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği ve nitelikli istihdamın artırılması noktasında kamu ve sanayi iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ziyarete; Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli’nin yanı sıra Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Rıza Zeydan, Yavuz Ayva, Hamza Tınas, Samet Özkaya, Denetim Kurulu Üyeleri Erol Öz ve Hasan Hakan Bayar ile Bölge Müdürü Erhan Tatar yer aldı. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.

Eskişehir Üretimde ve İhracatta İvmesini Sürdürdü Haber

Eskişehir Üretimde ve İhracatta İvmesini Sürdürdü

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Ticaret Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan ihracat verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küpeli, 2025 yılının aralık ayında Eskişehirli firmaların 465,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, yılın tamamında ise Eskişehir ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 6,84 artış göstererek 4,8 milyar dolar seviyesini aştığını kaydetti. Ortaya çıkan verilerin Eskişehir sanayisinin üretim kapasitesini, ihracat tecrübesini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Başkan Küpeli, bu başarının kolay şartlarda elde edilmediğine dikkat çekti. Küpeli, “Küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, enerji ve girdi maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve daralan dış pazar koşullarına rağmen sanayicilerimiz üretmeye, istihdam yaratmaya ve ihracat yapmaya devam ediyor. Bu tablo, Eskişehir sanayisinin ne denli dirençli ve güçlü bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir” dedi. İhracattaki artışın tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Küpeli, sürdürülebilir büyümenin güçlü bir üretim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Başkan Küpeli, “Kalıcı ve sağlıklı bir ihracat artışı için imalat sanayine yönelik yatırımların artması büyük önem taşıyor. Üretim kapasitemizi, teknoloji seviyemizi ve katma değeri yükseltmeden ihracatta kalıcı başarıdan söz etmek mümkün değil. Bu noktada sanayi yatırımlarını teşvik eden, üretimi önceleyen politikalara ihtiyaç duyuyoruz” ifadelerini kullandı. İthalat yapısına da değinen Küpeli, dış ticarette pazar çeşitliliğinin stratejik bir konu olduğunun altını çizdi. Küpeli, “İthalatta ilk 10 ülkenin toplam payının yüzde 58’in üzerinde olması, tedarik güvenliği açısından dikkatle ele alınması gereken bir durumdur. Hem ihracatta hem de ithalatta daha dengeli, daha çeşitli ve daha sürdürülebilir bir yapı oluşturmalıyız. Bu yaklaşım, sanayimizin küresel dalgalanmalara karşı daha dirençli hale gelmesini sağlayacaktır” şeklinde konuştu. 2026 yılı hedeflerine ilişkin değerlendirmesinde ise Eskişehir sanayisine duyduğu güveni dile getiren Başkan Küpeli, “Sanayicimizin üretim azmi, yatırım iştahı, nitelikli iş gücü ve ihracat kabiliyeti sayesinde Eskişehir’in 5 milyar dolarlık ihracat hedefini 2026 yılında yakalayacağına yürekten inanıyorum. Eskişehir, önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin üretim ve ihracat yolculuğunda öncü şehirlerden biri olmaya devam edecektir” dedi.

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu Haber

Eskişehir İhracatı 4,8 Milyar Dolar Oldu

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Aralık 2025’te 465,1 milyon dolar ihracat yaptığını söyledi. Eskişehir ihracatının 2025 yılında önemli bir artış yakaladığını belirten Kesikbaş, “Açıklanan verilere göre, Eskişehir ihracat rakamı 2025 yılının tamamında geçen yıla göre yüzde 6,84 oranında artarak 4,8 milyar doları aştı. Ülkemizde ve dünyada yaşanan kısıtlara rağmen üretmeye ve istihdam yaratmaya devam eden firmalarımızı ve çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” dedi. İhracat Güçlü Üretim Yapısıyla Desteklenmeli Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, ihracattaki yükselişin memnuniyet verici olduğunu ancak bunun güçlü bir üretim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kesikbaş, “Sanayicilerimiz tüm zorluklara rağmen üretmeye ve ihracat yapmaya devam ediyor. Bu tablo, Eskişehir sanayisinin direncini ve kararlılığını ortaya koyuyor. Ancak kalıcı başarı için imalat yatırımlarının daha güçlü şekilde desteklenmesi şarttır” dedi. İthalatta Bağımlılık Azaltılmalı İthalatta ilk 10 ülkenin payının yüzde 58’in üzerinde olmasının risk oluşturduğunu belirten Kesikbaş, “Sınırlı sayıda ülkeye aşırı bağımlılık, tedarik güvenliğimizi zayıflatmaktadır. Hem ihracatta hem ithalatta pazar çeşitliliğini artırmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Kesikbaş, alternatif pazarlara erişimin güçlendirilmesi, sanayicinin finansmana daha kolay ulaşması ve enflasyon başta olmak üzere yatırım ortamını bozan unsurların azaltılmasının, üretimi ve ihracatı sürdürülebilir kılacağını vurguladı. Hedefimiz 2026’da 5 Milyar Doları Aşmak Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat potansiyeline olan inancını vurgulayarak, “Bugün ortaya koyduğumuz performans, doğru politikalar ve güçlü destek mekanizmalarıyla çok daha ileri taşınabilir. Sanayicimizin üretim azmi, yatırım iştahı ve ihracat kabiliyeti sayesinde 5 milyar dolarlık ihracat hedefimizi 2026 yılında yakalayacağımıza yürekten inanıyoruz. Eskişehir, Türkiye’nin üretim ve ihracat yolculuğunda daha güçlü bir konuma ulaşacaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.