SON DAKİKA
Hava Durumu

#İsrail

Porsuk Haber Ajansı - İsrail haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsrail haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mimarlar Odası Eskişehir Şubesinden Dünya Mimarlık Haftası Mesajı Haber

Mimarlar Odası Eskişehir Şubesinden Dünya Mimarlık Haftası Mesajı

Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan, Dünya Mimarlık Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada barınma hakkının evrensel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekti. Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından bu yıl belirlenen “Herkes İçin Konut Hakkı ve Barınma Hakkı” ana teması çerçevesinde değerlendirmelerde bulunan İlhan, hem Türkiye’deki ekonomik koşullara hem de Filistin’de yaşanan insani krize vurgu yaptı. Türkiye’de Barınma Sorunu ve Gençlerin Geleceği Açıklamasında öncelikle Türkiye ölçeğindeki konut krizine değinen Sibel Özdemir İlhan, güvenli ve sağlıklı bir mekânda yaşamanın ekonomik statüye bağlı olmaması gerektiğini belirtti. Özellikle gençlerin temel bir ihtiyaç olan barınma hakkını elde edebilmek için hayatlarının en verimli yıllarını feda etmek zorunda kaldıklarını ifade etti. İlhan, Türkiye’deki tabloyu şu sözlerle özetledi: “Türkiye ölçeğinde baktığımızda, barınmanın insanlar için temel bir hak olduğunu görüyoruz. Fakat ülkemizde özellikle gençlerimiz, bir konut edinmek ve barınabilecekleri bir mekâna sahip olmak için hayatlarının 20-30 yılını kredi ödemeye ayırmak ve bunun için uzun yıllar çalışmak zorunda kalıyor. Bu, başlı başına değerlendirilmesi ve sorgulanması gereken bir durum. Gençlerimize kendilerini çok daha farklı alanlarda geliştirebilecekleri imkânlar sunmak varken, yalnızca barınabilmek için çalışmak zorunda kalmaları çok ciddi bir sıkıntı. Sağlıklı bir çevreye ve güvenli bir mekâna sahip olma konusunda insanların ekonomik durumunun ya da toplumsal statüsünün belirleyici olmaması gerektiğine ve herkese eşit haklar tanınması gerektiğine inanıyoruz.” "Filistin'de İnsanlar Sadece Evlerini Değil, Hafızalarını da Kaybediyor" Konunun evrensel boyutuna da dikkat çeken İlhan, İsrail’in Filistin genelinde uyguladığı yıkım ve evsizleştirme politikalarına tepki gösterdi. Mimarlığın sadece bina tasarlamaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir toplumun kent hafızasını inşa ettiğini vurgulayan İlhan, bölgedeki yıkımın insani ve kültürel boyutuna dikkat çekti: “Dünya ölçeğinde baktığımızda çok daha farklı bir konuya, Filistin’e de değinmek istiyorum. Çünkü burada İsrail’in bir evsizleştirme politikası var. İnsanlar orada yalnızca dört duvarlarını ve çatılarını kaybetmiyor; aileleriyle birlikte geçmişlerine ait aidiyetlerini ve geleceğe olan inançlarını da kaybediyorlar. Biz mimarlar olarak yalnızca yapılar tasarlamıyoruz; aynı zamanda kent hafızasını oluşturacak referans noktalarını da belirliyoruz. Filistin’de ise bunlar tamamen ortadan kaldırılmış durumda. İnsanlar yuvalarını, aidiyet duygularını ve çevrelerini tamamen kaybettiler.” "Teknik Personeller Olarak Onurlu Bir Duruş Sergilemeliyiz" Dünya Mimarlık Haftası vesilesiyle tüm meslektaşlarının bu anlamlı gününü kutlayan Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan, teknik personelin toplumsal sorumluluğuna işaret ederek sözlerini tamamladı: “Belirli günlerde bu konuları dile getirirken, aynı zamanda mimarlar ve teknik personeller olarak onurlu bir duruş gösterip bu konuya da değinmemiz ve yaşananları dile getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Tüm meslektaşlarımın Dünya Mimarlık Haftası'nı kutluyor, bütün Eskişehirlileri selamlıyorum.”

Saadet Partisi Tepebaşı'ndan Trafik ve NATO Eleştirisi Haber

Saadet Partisi Tepebaşı'ndan Trafik ve NATO Eleştirisi

Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Muhammed Ali Köse, şehrin kronikleşen trafik sorununa ve trafik cezalarındaki artışa dikkat çekerken, 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne yönelik sert eleştirilerde bulundu. ​Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Başkanı Muhammed Ali Köse, yaptığı basın açıklamasında hem şehir içi ulaşım sorunlarına hem de küresel siyasete dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. ​"Trafik Cezaları 'Gelir Kalemi' Haline Geldi" ​Şehrin trafik yoğunluğunun planlama hatalarından kaynaklandığını belirten Köse, asıl sorunun trafik cezalarının uygulanış biçimi olduğunu vurguladı. Vatandaşın uzun yola çıkarken artık akaryakıt ve yıpranma maliyetinin yanı sıra "ceza maliyetini" de hesaba kattığını ifade eden Köse, şunları söyledi: ​"Trafik kurallarına uyulmaması halinde ceza yazılmasına karşı değiliz, aksine kural ihlallerinden taviz verilmemelidir. Ancak kurallar hayatın gerçeklerine uygun olmalı. Şehrimizde otopark ücretleri çok yüksekken, vatandaşlara park cezası yazmak adil değildir. Cezalar, trafik düzenini sağlamaktan ziyade bir gelir kalemi gibi görülmeye başlandı. Bu durum vatandaşımızı mağdur ediyor." ​"NATO, Küresel Sömürü Sisteminin Kolluk Gücüdür" ​Açıklamasının ikinci bölümünde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek NATO Zirvesi’ne değinen Muhammed Ali Köse, NATO’nun bir "savunma örgütü" olduğu iddiasını reddetti. Geçmişten günümüze NATO’nun girdiği coğrafyalarda yıkım bıraktığını savunan Köse, sert ifadeler kullandı: ​"NATO’nun tarihine baktığımızda; Srebrenitsa’dan Irak’a, Afganistan’dan Libya ve Suriye’ye kadar büyük yıkımlar görüyoruz. Gazze’de insanlık dramı yaşanırken, NATO üyesi ülkelerin İsrail’e verdiği askeri ve siyasi destek ortadadır. NATO, insan haklarını değil, küresel sömürü sistemini korumaktadır. Bu yüzden NATO’yu bir güvenlik örgütü değil, bu sistemin kolluk gücü olarak tanımlıyoruz. Bu yüzden NATO’ya hayır diyoruz!"

Eskişehir Kadınların Önde Olduğu Örnek Bir Kent Haber

Eskişehir Kadınların Önde Olduğu Örnek Bir Kent

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü dolayısıyla kadınlarla düzenlenen iftar programına katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, iftar programında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi, “Efendim hepiniz hoş geldiniz. 11 aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen ve 18’inci iftarında buluştuğumuz Ramazanınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz duaların kabul olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi. Genel Başkan Özgür Özel, şunları söyledi: “ESKİŞEHİR, KADINLARIN ÖNDE OLDUĞU ÖRNEK BİR KENT” “Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugünü bir ilde geçireceğiz. Bununla ilgili Kadın Kolları Genel Başkanımız Asu Hanım bunun için Eskişehir’e gelmeyi önerdi, ‘Tüm günü Eskişehir’de geçirelim’ dedi. Çünkü Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen gibi efsanevi bir rektör, belediye başkanı ve Türkiye’de çok bilinen hizmetleri ile görevini tamamlamış olan bir belediye başkanından sonra göreve bir kadın, bir hukukçu, bir hakim, daha sonra belediyeciliği genel sekreterlikle deneyimlemiş ve başarıyla götürmüş birisi aday olmuştu. Biz onu Eskişehir’e emanet etmiştik. Eskişehir sağ olsun bizi kırmadı ve ona muhteşem bir destek verdi. O da tüm arkadaşlarımızla birlikte çok başarılı, örnek bir belediyecilik yapıyor. Bir kadının büyükşehir belediye başkanı olduğu ve kadınlara çok değer veren, onları her zaman… Bilhassa çok sevdiğim bir şey; Sevgili Ahmet Ataç ve Kazım Kurt, salı günleri Eskişehirli kadınları hep Meclis’e taşırlar. Gelirler, Anıtkabir‘i ziyaret ederler. Grup toplantımızı izlerler, Meclis’i gezerler. Kadınlara çok önem verilen, kadınların çok önde olduğu, hem siyasette hem de toplumsal yaşamda örneği bir örnek bir kent burası. Günü burada geçirmek istedik. Hepinizin bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.” “BU RAMAZAN SOFRASINDA TÜM DÜNYAYA BARIŞ DİLİYORUZ” “Tabii bir yandan Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Ama bir yandan hem kadın cinayetleriyle, hem kadına karşı şiddetle hepimiz üzülüyoruz, kahroluyoruz ve bunların bir an önce azalmasını, yok olmasını temenni ediyoruz. Bununla ilgili bugün önemli toplantılar yaptık, çok değerli konuşmalar dinledik. Kadınları dinledik ve gelecekte Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına yönelik de neler düşündüğümüzü Eskişehir’de paylaştık. Aynı zamanda Ramazan ayındayız. Bir kadın iftarında buluştuk. Bu kadar kalabalık, bin 500’ün üzerinde kadınla birlikte iftar yapmak bizim için çok büyük bir onur. Ramazan İslam dünyası açısından çok önemli. Küslüklerin unutulduğu, barışların sağlandığı, herkesin birbirinin halinden anlamaya çalıştığı bir dönem. Ama maalesef böyle bir mübarek ayda İsrail’le Amerika, İran’a saldırdılar. İran’ı bombalıyorlar, İran’a füzeler atıyorlar. Savaşın ilk günlerinde 160 küçücük kız öğrenci okulda vuruldu. Okulları vuruldu, hayatlarını kaybettiler. Bin 500’e yakın kişi şu ana kadar hayatını kaybetti. Bu Ramazan sofrasından hem İran’a, hem Filistin’e, hem bütün dünya coğrafyasına barış dileyelim.” “İRAN’DA SERT VE NET TUTUM ALMAK LAZIM” “Tabii burada iki önemli şeyi söylemek gerekiyor. Bunlardan bir tanesi şu; 1 Mart 2003’te Türkiye’de bir savaş tezkeresi oylanmıştı. Rahmetli Deniz Baykal ve arkadaşları Cumhuriyet Halk Partililer, 99 AK Partili milletvekilini ikna ederek Irak’ın işgalinin Türkiye üzerinden yapılmasına engel olmuşlardı. O günlerde Sayın Erdoğan, düşman askerlerinin Mersin, İskenderun limanına gelmesini, oradan Doğu ve Güneydoğu’ya yerleşmelerini, altı büyük Amerikan askerine üs kurulmasını ve Irak’a buradan operasyon yapılmasını Amerikan Başkanı Bush’a söz vermişlerdi. Biz karşı çıktık, 99 AK Partili milletvekili ile birlikte buna engel olmuştuk. Irak’ta yine Müslüman kanı dökülmüştü ama hiç olmazsa bizim elimize bulaşmamıştı. Şimdi aynı şeyi İran’a yapıyor Amerika ve İsrail. Burada bunlara karşı sert ve net bir tutum almak lazım. Ancak maalesef bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri‘ne ve İsrail’e bu saldırılarını durdurmaları için gerekli tavır konmamış, tutum geliştirilmemiştir. Bu Ramazan sofrasından bir siyaset argümanı olarak değil ama bir vicdan, bir vicdani talep olarak bunu bir kez daha dile getirmeyi önemli görüyorum.” “TRUMP’IN FİLİSTİN’İ İŞGAL MASASINDAN DERHAL KALKIN” “Bir diğeri ise Filistin. Malum Filistin sorunu yaşanıyor. Gazze’de büyük bir katliam yaşandı. 71 bin, çoğu çocuk ve kadın Filistinli hayatını kaybetti. Dünya buna tepki vermekte gecikti, sonradan tepkiler gelişti ama Amerikan Başkanı Trump geldi. ‘Gazze’yi gördüm, çok güzelmiş. Orada Filistinlilerin ne işi var? Oraya güzel oteller, casinolar, kumarhaneler kuracağım. Önünde de hidrokarbonlar var, onları istiyorum’ dedi. Bizim ‘savaş suçlusu’ dediğimiz Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ dedi. En sonunda bu büyük binaları, casinoları, kumarhaneleri, otelleri yapmak için oraya bir kurul oluşturdu. Utanmadan adına da ‘barış kurulu’ dedi, bütün dünya ülkelerini çağırdı. Dünyanın aklı başında liderleri, Avrupa’nın aklı başında, Trump‘a teslim olmayan liderleri ‘Biz gitmeyiz’ dediler. Maalesef Türkiye gitmeye karar verdi, itiraz ettik. Dedik ki ‘Filistin Filistinlilerindir.’ ‘Efendim burada Filistin de olmayacak, İsrail de olmayacak. Biz onlara barışı getireceğiz.’ Ama ilk toplantıdan iki gün önce bir numara çektiler Netanyahu ile Trump ve İsrail de o masaya oturdu. Filistin’in olmadığı masada Trump ve İsrail’le bizim Dışişleri Bakanımız oturdu. Yarın - öbür gün de Cumhurbaşkanı oturacak. Bu doğru bir iş değildir. Ramazan mübarek günde Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum; Trump‘ın Filistin işgal masasından derhal kalkın.Buradan, bu iftar sofrasından, bu ” “ESKİŞEHİR’DE TÜM BELEDİYELERİ KAZANIP TARİHE GEÇECEĞİZ” “Gün boyunca kadınlarla beraber olduk. Belediye başkanlarımızla beraber olduk. Bulunduğumuz yerlerde, kimini andık, kimini anamadık. Ama bugün bu toplantıda tüm belediye başkanlarımızla birlikteyiz. Ben çok değerli belediye başkanlarımız, Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’a, Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a, Alpu Belediye Başkanımız Gürbüz Güller’e, Beylikova Belediye Başkanımız Hakan Karabacak’a, Çifteler’de sevgili Zehra Konakçı’ya, Mahmudiye‘de İshak Gündoğan‘a, Seyitgazi’de Uğur Tepe‘ye, Sivrihisar’da Habil Dökmeci‘ye ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bu güçlü ekibe sahip çıkan tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Belediyelerini kazanamadığımızı ilçe başkanlarımız var güçleriyle çalışacaklar. İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi’ni önce iktidar yapacağız. Sonra Eskişehir’de tüm belediyeleri kazanıp tarihe bir kez de böyle geçeceğiz. Ferhat Başkanıma, ilçe başkanlarıma teşekkür ediyorum. Aramızda bulunan kadın muhtarları, sivil toplum örgütü temsilcilerini, çiftçi kadınları, emekçi kadınları, hele hele en çok da evdeki emekleri ücretlendirilmeyen, emeklilik hakkı bile olmayan ev kadınlarını saygıyla selamlıyorum. Hepiniz iyi ki varsınız.” “ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ EV KADINLARINA EMANET EDİYORUM” “Buradan şu müjdemi vermek istiyorum. Ama altı ay sonra, ama bir yıl sonra ama en geç 1,5 yıl sonra seçim olacak. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak. İktidarımızda iş bulamadığımız, veremediğimiz ya da evde çalışmak zorunda kalan tüm ev kadınlarının sigorta hakkı olacak, emeklilik hakkı olacak. Söz veriyorum. Son sözüm: Herkes çocuğunun geleceği iyi olsun ister. Artık ülkede bundan sonra her şeyin iyi olması için kararı anneler verecek. Emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin, esnafların kararı tamam. Artık sıra ev kadınlarında, ev hanımlarında. Tüm ev hanımlarını, ev kadınlarını daha zengin bir ülkede, çorbanın daha kolay kaynadığı bir ülkede gelecek kaygısı duyulmayan bir ülkede, çocuğunun, torununun daha iyi yaşamasını istediğiniz bir ülkede yaşamak istiyorsanız, ben ev kadınlarına emanet ediyorum Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor Haber

Öğretmenler Canından Endişe Ederek Okula Gitmek İstemiyor

Eğitim - İş Eskişehir Şubesi, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir okulda meydana gelen ve bir öğretmenin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayla ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır! Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! ARTIK YETER! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.