SON DAKİKA
Hava Durumu

#İsmet İnönü

Porsuk Haber Ajansı - İsmet İnönü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsmet İnönü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’den Lozan Antlaşması'nın 103. Yıldönümü Mesajı Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’den Lozan Antlaşması'nın 103. Yıldönümü Mesajı

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Lozan Antlaşması'nın 103. yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’yü rahmet ve minnetle anan Demir, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve varlık teminatı olduğuna vurgu yaptı. ​"Lozan, Bağımsızlık İradesinin Dünyaya Kabulüdür" ​Lozan Antlaşması ile Türk milletinin siyasi, askeri ve iktisadi yönden bağımsızlık iradesinin tüm dünya tarafından tescillendiğini belirten Hasan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Lozan Antlaşması ile Türk milletinin siyasi, askeri ve iktisadi yönden bağımsızlık iradesi, dünya ülkeleri tarafından kabul edilmiştir. Yıllarca süren Büyük Savaş ve Kurtuluş Savaşı'nın sonunda her yönden yorgun düşmüş Anadolu topraklarında, nihayet bin yıldır olduğu gibi gelecekte de var olacağımızın sarsılmaz teminatı olmuştur." ​"Lozan ve Montrö Türkiye'nin Teminatıdır" ​Açıklamasında güncel siyasi tartışmalara da değinen Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir, kurucu iradeyi hedef alanlara sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: ​"Bugünlerde Ege'deki sorunları ve bazı adaları bahane ederek Lozan'a ve Türkiye'nin kurucu iradesine saldıranlar; geçtiğimiz yirmi yılda onlarca ada, adacık ve kayalığın işgaline ise aynı sesleri yükseltemeyen ikiyüzlülerdir. Bizler biliyoruz ki bu kimseler, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında emperyal güçlerin eliyle bölücü ve gerici isyanlar tertipleyenlerle aynı tohumun, aynı soyun mensuplarıdır." ​Mesajının sonunda "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" heveslerinin tarihin vicdanında hak ettiği yeri bulacağını belirten Demir, Lozan ve Montrö sözleşmelerinin sapasağlam bir şekilde Türkiye'nin teminatı kalmaya devam edeceğini, milli, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar olacağını vurguladı.

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı Haber

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümünde Ortak Çağrı

Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş Eskişehir şubeleri, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla Hicri Sezen Meydanı'nda bulunan Lozan Anıtı önünde ortak bir basın açıklaması yaptı. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci tarafından yapılan açıklamada, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi ve ulusal egemenliğin hukuki güvencesi olduğu vurgulanarak, 24 Temmuz'un "Lozan Bağımsızlık Bayramı" olarak yasal güvence altına alınması istendi. ​"Lozan, Emperyalizmin Hesaplarını Bozan Büyük Türk Zaferidir" ​Eskişehir’deki sivil toplum kuruluşları ve sendika şubelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği açıklamada, 24 Temmuz 1923 tarihinin sadece bir antlaşma günü olmadığına dikkat çekilerek şu ifadeler yer aldı: ​"Bu tarih; Türk milletinin diz çökmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği, Sevr'i tarihin çöplüğüne gömdüğü, bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası hukuk önünde tescil ettirdiği gündür. ​Lozan, emperyalizmin Anadolu üzerindeki hesaplarını bozan büyük Türk zaferidir. Lozan, işgal ordularının silahla yenildiği kadar, diplomasi masasında da dize getirildiği tarihî dönüm noktasıdır. ​Bu büyük destanın başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardır. Lozan masasındaki sarsılmaz iradenin adı ise İsmet İnönü'dür." ​"Türk Milleti Esir Edilemez" ​İsmet Paşa’nın dünyanın en güçlü devletlerinin temsilcileri karşısında "Türk milleti esir edilemez" gerçeğini savunduğunu belirten açıklamada, "Aylar süren zorlu görüşmeler boyunca hiçbir tehdide, hiçbir baskıya, hiçbir dayatmaya boyun eğmemiş; Kurtuluş Savaşı'nın cephede kazanılan zaferini diplomasi masasında ölümsüzleştirmiştir" denildi. ​"Lozan'a Sahip Çıkmak; Cumhuriyet'e ve Laikliğe Sahip Çıkmaktır" ​Açıklamada, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını ve Lozan'ı hedef alan çevrelerin söylemlerine de şu sözlerle tepki gösterildi: ​"Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesidir. Lozan, ulusal egemenliğimizin hukuki güvencesidir. Lozan, tam bağımsızlığımızın dünyaya kabul ettirilmiş adıdır. Lozan, Türk Milletinin namusudur. ​İşte tam da bu nedenle, Cumhuriyet'in temel kazanımlarını tartışmaya açan çevrelerin hedefinde yıllardır Lozan vardır. Lozan'ı küçümseyenler ya da değersiz göstermeye çalışanlar, eleştirilerini farklı gerekçelerle dile getirebilir; ancak bu tartışmaların Cumhuriyet'in kuruluş süreciyle ilgili daha geniş değerlendirmelerin parçası olduğu açıktır. ​Biz biliyoruz ki; Lozan varsa Cumhuriyet vardır. Lozan varsa ulusal egemenlik vardır. Lozan varsa tam bağımsız Türkiye vardır." ​Ortak Çağrı: "24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı İlan Edilsin" ​Lozan'a sahip çıkmanın vatanın bölünmez bütünlüğüne, üniter devlet yapısına, sosyal hukuk devletine ve laikliğe sahip çıkmak anlamına geldiğinin altı çizilen bildiride, şu somut talep dile getirildi: ​"Bu nedenle çağrımız açık ve nettir: 24 Temmuz, Türk milletinin bağımsızlığının uluslararası hukukta tescil edildiği gündür. ​Bu tarih artık yalnızca anma günü olarak değil; '24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı' olarak yasal güvence altına alınmalı ve her yıl bütün yurtta resmî törenlerle kutlanmalıdır. ​Çünkü milletler, yalnızca savaş meydanlarında kazandıkları zaferlerle değil; o zaferleri hukuk önünde kabul ettirdikleri günlerle de tarih yazarlar. 24 Temmuz işte böyle bir gündür." ​"Hiçbir Güç Bizleri Lozan'dan Koparamayacak" ​Bildirinin sonunda, Atatürk'ün emanetlerine ve tam bağımsızlık idealine olan bağlılık şu kararlı vurguyla yinelendi: ​"Bugün bize düşen görev; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine, İsmet İnönü'nün kararlılığına, Lozan Heyetinin dirayetine, Millî Mücadele kahramanlarının ve Kurtuluş Savaşımızda şehit düşen ve gazi olan atalarımızın fedakârlığına layık olmaktır. ​Cumhuriyetimizi, laik ve demokratik hukuk devletini, ulusal egemenliği ve tam bağımsız Türkiye idealini sonsuza kadar savunacağız. ​Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Eskişehir şubeleri olarak sesleniyoruz; ​Hiçbir güç bizleri Lozan'dan, Cumhuriyet'ten ve Atatürk devrimlerinden koparamayacaktır. ​Yaşasın Lozan! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! ​24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun! ​24 Temmuz Lozan Bağımsızlık Bayramı ilan edilsin!"

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yılında Demokrasi Vurgusu Haber

Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yılında Demokrasi Vurgusu

29 Ekim Kadınları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sibel Erenoğlu, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olduğu vurgulanarak demokrasi ve bağımsızlık mesajları verildİ. ​"Lozan, Bağımsızlığımızın ve Egemenliğimizin Belgesidir" ​24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan antlaşmanın yıl dönümünde konuşan Sibel Erenoğlu, anlaşmanın Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandıran öncekilerden sonraki kuşaqlara bırakılan çok değerli bir emanet olduğunu belirtti. Erenoğlu, "Biz 29 Ekim Kadınları Derneği, kendimizi yurt topraklarımızın her karışı gibi, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin belgesi olan bu anlaşmayı korumakla ödevli sayıyoruz" ifadelerini kullandı. ​Açıklamada, Türkiye'nin "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesini benimsediğine dikkat çekilerek şu görüşlere yer verildi: ​Türkiye'yi yönetenlerin ve yurttaşların hiçbir ülkenin topraklarında ve karasularında gözü olamayacağı, ​Yeni fetihler peşinde koşanlara dur demenin yurtsever halkın görevi olduğu, ​Lozan'ın; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve arkadaşlarının rehberliğinde sömürgeleştirilmek istenen bir milletin yeniden doğuşunu dünyaya tanıttığı kaydedildi. ​"Kapitülasyonlar Kaldırıldı, Çağdaş Yol Açıldı" ​Lozan Anlaşması ile ülkenin sınırlarının çizildiği, Türk milletinin egemenlik haklarının tescillendiği ve kapitülasyonların kaldırılarak çağdaş bir ülke olmanın yollarının açıldığı ifade edildi. Antlaşmanın günümüzde tam bağımsızlık, millî egemenlik, barış ve halkçılık anlamı taşıdığı vurgulandı. ​"Demokrasinin Önündeki Engeller Kaldırılsın" ​Açıklamanın sonunda ülkenin içinden geçtiği siyasi döneme dikkat çeken 29 Ekim Kadınları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sibel Erenoğlu, şu talepleri dile getirdi: "Lozan’ın yıldönümünü ülkemizin yaşadığı siyasi olağanüstü durumun bir an önce sona ermesi, iktidarların serbest seçimlerle oluşması ve demokrasinin önünü tıkayan karar ve eylemlerden vazgeçilmesi taleplerimizle kutlarız."

AHPADİ Başkanı Ektaş: "Mevhibe İnönü’ye Yapılan Saldırı Kabul Edilemez!" Haber

AHPADİ Başkanı Ektaş: "Mevhibe İnönü’ye Yapılan Saldırı Kabul Edilemez!"

AHPADİ Başkanı Av. Mehmet Ektaş, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve eşi Mevhibe İnönü’ye yönelik sarf edilen sözlere tepki gösterdi. Av. Mehmet Ektaş, yaptığı basın açıklamasında, devlet adamlarının siyasi olarak eleştirilebileceğini ancak ailelerine ve özellikle Cumhuriyetin öncü kadınlarından Mevhibe İnönü’ye yönelik hakaretlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ektaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye Cumhuriyeti, sadece Türk Tarihinin değil İnsanlık tarihinin parmakla gösterilen en başarılı devletlerindendir. Altı okla ifade edilen Kemalist ilkeler üzerine inşa edilmiş bu devler, emperyalizmin işgal planlarını alt etmekle kalmamış, çağdaş, modern, ve halk egemenliğine dayanan bir düzen kurarak kısa zamanda ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel devrimlerle Türk Milletine refah ve ümran sağlamıştır. Bu nedenledir ki; Kurtuluş Savaşının kahramanları ve Türk Devlerinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak ve diğerleri, sivil dava arkadaşları Ali Yusuf Akçura, Falih Rıfkı Atay Mahmut Esat Bozkurt ve diğerleri Türk Milletinin kalbinde eşsiz bir yer edinmişler, aziz hatıraları her zaman saygıyla anılmıştır. Ama, yine bu nedenledir ki, bu müstesna şahsiyetler, her zaman emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin, dini siyasete alet edenlerin, bölücülerin hedef tahtasında olmuşlardır. Milli Eğitim Seyredeni Yusuf Tekin’in en son Kurtuluş Savaşının ismini Milli Mücadele olarak değiştirme girişimini tartıştığım günlerde, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde AKP Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın'ın İsmet İnönü ve eşi Mevhibe İnönü için sarf ettiği sözler gündeme düşmüştür. İsmet İnönü, Kurtuluş Savaşında meydan muharebeleri kazanmış, Cumhuriyetin Kuurluşundan sonra Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış büyük devlet adamıdır. Devlet adamlarını siyaseten eleştirmek politikadır ama ailelerine, namuslarına dil uzatmak alçaklıktır, ahlaksızlıktır, suçtur. Latife Uşaki, Reşide Bayar gibi dönemin devlet başkanları, başbakanları, bakanlarının eşleri gibi Sayın Mevhide İnönü’de modern ve çağdaş Türk Kadını kimliğini temsil ederek toplumsal öncüllerimizden olmuşlardır. AKP Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın, çirkin sözleriyle sadece kendi çirkinliğini ortaya dökmemiş Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçu ile Kişinin Hatırasına hakaret suçunu işlemiştir. Ancak, Ahmet Alperen Aydın’ın suçlarından daha üzücü olanı ise Cumhuriyet Savcılarınınve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumudur. Vahdettin'in İngilizlerin korumasını kabul edip İngiliz Gemisiyle Ülkeyi terk ettiği tespitini, Şeyh Saitin İstiklal Mahkemelerinde Vatana ihanetten yargılanıp mahkum edildiği gerçeğini dile getirenler hakkında hemen soruşturma açıp iddianame düzenleyen Savcılar şu ana kadar Ahmet Alperen Aydın’ın suçları için hiçbir işlem yapmamışlardır. Tüm Millletin Cumhurbaşkanı olması sıfatıyla herkesin ar ve namusunu da korunmakla görevli olan Recep Tayyip Erdoğan’da anılan kişinin partiden ihracı için hiçbir işlem başlatmamıştır. Rahmetli Mevhide İnönü üzerinden Cumhuriyet kadınlarına, Cumhuriyetin temsil ettiği kültürümüze yapılan bu iğrenç saldırıyı kabul etmiyor, şiddetle kınıyoruz. Cumhuriyet Savcılarına ve Sayın Recep Tayyip Erdoğman’ı göreve davet ediyoruz."

ADD Eskişehir Şubesi Kuruluş Yıl Dönümü İçin Anıtkabir’de Haber

ADD Eskişehir Şubesi Kuruluş Yıl Dönümü İçin Anıtkabir’de

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kuruluşunun 37. yıl dönümü kapsamında Ankara’da düzenlenen resmi törene katıldı. ADD Eskişehir Şubesi, 19 Mayıs’ın coşkusunu ve derneğin kuruluş yıl dönümünü Anıtkabir’de kutladı. Ankara'da gerçekleştirilen resmi törene katılan Eskişehir Şubesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıktı. ​Eskişehir Heyetinden Anıtkabir’e Yoğun Katılım Anıtkabir'deki resmi törende ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Şube Yönetim Kurulu üyeleri, Gençlik Kolları Başkanı Arda Can Karaca, Gençlik Kolları Yönetimi ve çok sayıda dernek üyesi hazır bulundu. Genel Başkan Vekili Safa Yenice Şeref Defteri’ni İmzaladı ​ADD Genel Başkan Vekili B. Safa Yenice başkanlığında; Genel Yönetim Kurulu üyeleri, şube başkanları ve dernek üyelerinden oluşan heyet, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duruşunda bulundu. ​Tören kapsamında Genel Başkan Vekili Safa Yenice, Anıtkabir Şeref Defteri’ni imzalayarak ADD'nin kararlılık mesajını aktardı. ADD Heyeti, Anıtkabir ziyaretinin ardından Türkiye Cumhuriyeti'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün de kabrini ziyaret ederek anısına saygılarını sundu. ​"Kemalizm Pusulasıyla 37 Yıldır Aynı Kararlılıkla Yürüyoruz" ​ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci tarafından yapılan açıklamada; "Atatürkçü yurttaşlarımızın örgütlü mücadeleye duyduğu ihtiyaç doğrultusunda kurulan Atatürkçü Düşünce Derneği, 37. yaşında aynı bilinç, sorumluluk ve Kemalizm pusulasıyla Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni muhafaza ve müdafaa görevini sürdürmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi Kemalizm’in yılmaz savunucularıyız! Atatürkçü Düşünce Derneği'mizin kuruluşunun 37. yılı kutlu olsun!"

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

2'inci İnönü Zaferi’nin 105'inci Yılında Gurur Dolu Yolculuk Haber

2'inci İnönü Zaferi’nin 105'inci Yılında Gurur Dolu Yolculuk

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, 2. İnönü Zaferi’nin 105’inci yıl dönümünü özel bir programla taçlandırdı. "Tarihin İzinde" etkinliği kapsamında gaziler ve vatandaşlar, Milli Mücadele’nin dönüm noktası olan Metristepe ve İnönü Karargâhı’nı ziyaret ederek destansı ruhu yerinde yaşadı. ​Metristepe’den İnönü’ye Milli Mücadele Ruhu ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kurtuluş mücadelesinin en kritik safhalarından biri olan 2. İnönü Zaferi'nin yıl dönümünde duygu yüklü bir organizasyona imza attı. Eskişehir’den hareket eden gaziler ve vatandaşlardan oluşan kafile, ilk durak olarak Bozüyük’teki tarihi Metristepe Zafer Anıtı ve Karargâh Müzesi’ni ziyaret etti. ​Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü’nün "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz" telgrafının yankılandığı topraklarda, geçmişin izleri yerinde incelendi. ​Karargâh Binası ve Savaş Müzesi Ziyaret Edildi ​Programın ikinci durağında İnönü ilçesine geçen heyet, İnönü Karargâh Binası ve Savaş Müzesi’ni gezdi. Savaşın stratejik kararlarının alındığı merkezde; döneme ait askeri belgeler, savaş eşyaları ve kahramanlık hikayeleri rehberler eşliğinde katılımcılara aktarıldı. ​Katılımcılar, müzedeki anlatımlarla adeta 105 yıl öncesine giderek, özgürlük mücadelesinin hangi zorluklarla kazanıldığını bir kez daha derinden hissetti. ​Gazilerden Başkan Ayşe Ünlüce’ye Teşekkür ​Ziyaret boyunca oldukça duygusal anlar yaşayan Eskişehirli gaziler ve vatandaşlar, milli bilinci diri tutan bu anlamlı organizasyon için memnuniyetlerini dile getirdi. Katılımcılar, tarihe sahip çıkan ve gazilere verilen değeri her fırsatta gösteren Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkürlerini iletti. ​"Tarihin İzinde" programı, çekilen hatıra fotoğrafları ve edilen duaların ardından Eskişehir’e dönüş ile sona erdi.

Başkan Ataç’tan 2. İnönü Zaferi Mesajı Haber

Başkan Ataç’tan 2. İnönü Zaferi Mesajı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2. İnönü Zaferi'nin 105. yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı. Başkan Ataç mesajında, bu tarihi başarının Türk milletinin bağımsızlık uğruna sergilediği sarsılmaz iradenin, kahramanlığın ve vatan sevgisinin en güçlü simgelerinden biri olduğunu vurguladı. 2. İnönü Zaferi’nin sadece askeri bir galibiyet değil, bir milletin küllerinden doğuşunun müjdecisi olduğunu belirten Ataç, bu ruhun bugün de aynı kararlılıkla korunduğunu ifade etti. ​Milli Onur ve Bağımsızlık Kararlılığı ​Başkan Ahmet Ataç, 2. İnönü Zaferi’nin milletimizin en zor şartlar altında dahi esareti kabul etmeyeceğini tüm dünyaya kanıtlayan bir destan olduğunu belirtti. Bu zaferin cephede kazanılan başarının ötesinde, milli onurun ve vatan sevgisinin en gür sesi olduğunu ifade eden Ataç, aziz milletimizin tarih boyunca vatanına ve bayrağına canı pahasına sahip çıktığını hatırlattı. Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olan bu mücadelenin, yüksek bir ruhun ve eşsiz bir fedakârlığın unutulmaz bir nişanesi olduğunun altını çizdi. ​Cumhuriyet Değerlerini Yaşatma Görevi ​Gelecek nesillere düşen en büyük sorumluluğun bu kutsal emanete sahip çıkmak olduğunu dile getiren Başkan Ataç, Cumhuriyetin temel taşları olan bağımsızlık, özgürlük ve millet egemenliği değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Bir milletin en büyük gücünün ortak hafızası ve bağımsızlık aşkı olduğunu belirten Ataç, bu değerlerin toplumu bir arada tutan en sağlam bağ olduğunu ifade etti. ​Kahramanlara Minnet ve Saygı ​Mesajının sonunda tarihi bir vefa vurgusu yapan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 2. İnönü Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü’yü, silah arkadaşlarını ve Türk istiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle andığını belirtti.

Başkan Ünlüce'den Ankara’da Yoğun Ziyaretler Haber

Başkan Ünlüce'den Ankara’da Yoğun Ziyaretler

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Ankara’da gerçekleştirdiği temaslarla dikkat çekti. Bir dizi önemli ziyaret ve görüşmede bulunan Başkan Ünlüce’ye Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri Çağrı Özeçoğlu ve İnci Şensarı Şentuna eşlik etti. Başkan Ünlüce’nin ilk durağı, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi kapsamında Ulusal Heyet ile gerçekleştirilen görüşme oldu. Kongre Başkanı Marc Cools ve beraberindeki heyetle bir araya gelen Ünlüce, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, demokratik katılımın artırılması ve şehirler arası iş birliğinin geliştirilmesi konularında görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Ünlüce, “Nazik ev sahiplikleri için Türkiye Belediyeler Birliğimize ve kıymetli görüşleri için Sayın Marc Cools ve heyetine teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Ankara temasları kapsamında Başkan Ünlüce’nin bir diğer anlamlı durağı ise, Milli Şef ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün uzun yıllar yaşadığı Pembe Köşk oldu. Cumhuriyet tarihinin önemli tanıklıklarına ev sahipliği yapan köşkte, İnönü’nün kızı Özden Toker ile bir araya gelen Ünlüce, duygu dolu anlar yaşadı. Başkan Ünlüce ziyaretle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Cumhuriyet tarihimizin izlerini taşıyan bu anlamlı mekânda, Sayın Toker’den o yıllara dair anıları dinlemek bizler için son derece kıymetliydi. Cumhuriyetimizin kuruluş ruhunu, o dönem yapılan fedakârlıkları ve Atatürk ile silah arkadaşlarının kararlılığını bir kez daha yakından hissettiğimiz bu buluşma; geçmişimize duyduğumuz saygıyı ve geleceğe dair sorumluluğumuzu güçlendirdi. Nazik ev sahipliği ve değerli paylaşımları için Sayın Özden Toker’e teşekkür ediyorum.” dedi. Başkan Ünlüce’nin Ankara programının son bölümünde ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi ziyaretleri yer aldı. CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Burhanettin Bulut, Bihlun Tamaylıgil ve Meryem Gül Çiftçi Binici ile bir araya gelen Ünlüce, yerel yönetimlerin çalışmaları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Görüşmelerin verimli geçtiğini belirten Ünlüce, “Yerel yönetimlerimizin çalışmaları, kentlerimizin ihtiyaçları ve demokrasi kültürünün güçlendirilmesine yönelik başlıklar üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı. Ankara’daki temaslarıyla hem ulusal hem de uluslararası düzeyde iş birliği mesajı veren Başkan Ünlüce, Eskişehir’in yerel yönetim vizyonunu güçlü diyalog ve ortak akıl anlayışıyla sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.