SON DAKİKA
Hava Durumu

#İnsan Hakları

Porsuk Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!” Haber

CHP Eskişehir Milletvekili Süllü: “Yıllardır Aynı Cümleleri Duymaktan Bıktık!”

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yaşanan tıkanıklığa dikkat çekerek, “Çifte standardı mazeret olarak kabul etmiyoruz. Biz kendi ev ödevimizi yapalım, her yıl aynı eleştirileri duymayalım. Vize serbestisi hakkı için eksik kalan kriterleri tamamlayalım” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Üyesi Jale Nur Süllü, komisyonun Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay’ın bilgilendirmesiyle gerçekleştirilen toplantısında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin mevcut durumunu değerlendirdi. Süllü, AB’nin çifte standart uyguladığı yönündeki değerlendirmelere katıldığını ancak bunun Türkiye'deki sorunları açıklamak için mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Biz aslında son üç dört yıldır hep aynı şeyleri dinliyoruz. Evet, bir çifte standart olduğunu kabul ediyoruz, ona söyleyecek bir şeyimiz yok. Ama biz siyasi muhalefet partileri olarak Türkiye koşullarında çifte standarda o kadar alışkınız ki bunun uygulanmasına da alışkınız. Bunu mazeret olarak kabul etmiyoruz, açık ve net olarak söyleyeyim" dedi. “TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ KARŞILIKLI ÇIKARA İNDİRGENDİ” Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin üyelik hedefinden uzaklaşarak karşılıklı çıkar temelli bir ilişkiye dönüştüğünü belirten Süllü, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk alanındaki eksikliklerini gidermesi gerektiğini vurguladı. Süllü, "Artık AB ile ilişkilerimiz bir üyelik ilişkisinden çıkmış; al-ver, yani işlemsel bir ilişkiye dönmüş durumda. Bunu ne yazık ki biz de kabul etmişiz. İktidar da kabul ediyor, yürütme de kabul ediyor, AB de kabul ediyor" diye konuştu. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un 9 Ekim’de Türkiye’ye geldiğinde demokrasi yönünden kaygıları olduğunu anlattığını aktaran Süllü, “Sonunda da konuşmasını, değişen jeopolitik koşullar nedeniyle Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliğine yöneltti. Her yıl açıklanan Türkiye raporları ortada, bir gelişme olmadı vesaire… Anayasa Mahkemesi 8 Ekim’de Tayfun Kahraman’la ilgili karar verdi, o bile uygulanmıyor. Tamam, başka ülkelerde de bazı şeyler olabiliyor ama biz ev ödevimizi yapalım” dedi. “EV ÖDEVLERİMİZİ YAPALIM… BUNLARI, BUNLARI YAPTIK DİYELİM” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Süllü, Türkiye'nin öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. AB üyeliği için gerekli kriterlerin tamamlanması çağrısında bulunan Süllü, vize serbestisi konusunda kalan altı kriterin yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Süllü, "Biz ev ödevlerimizi yapalım. Diyelim ki 'Bakın, biz bunları, bunları, bunları yaptık.' Artık o raporlarda hep aynı cümleleri duymayalım. Her yıl bıktık o cümleleri duymaktan. Her yıl aynı şeyleri görüyoruz raporlarda" ifadelerini kullandı. “VATANDAŞLARIMIZ AVRUPA’YI UMUT OLARAK GÖRÜYOR” Türkiye'de geleceğini göremeyen vatandaşların Avrupa'yı bir umut olarak gördüğünü belirten Süllü; ekonomik gücü ve entelektüel birikimi yüksek kişilerin de yurt dışında vatandaşlık başvurusu yaptığını, şirket açtığını ve konut aldığını anlattı. Süllü, AB'nin genişleme politikalarına ilişkin yeni çalışmaların Türkiye-AB ilişkileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, uzun süredir fiilen ilerlemeyen katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması için somut bir yol haritası hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Gümrük Birliği'nin sanayiciler açısından önemine dikkati çeken Süllü, Türkiye'nin AB'nin gelecekteki genişleme ve kurumsal reform çalışmalarında aktif biçimde yer alıp almadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür Haber

Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında kız çocuklarının yaşam, eğitim ve özgürlük haklarına dikkat çekti. Doğan, "Kız çocuklarını korumak kimsenin lütfu değil, devletin ve toplumun en temel sorumluluğudur" dedi. "Bir Ülkenin Geleceği Kız Çocuklarına Nasıl Davrandığıyla Ölçülür" 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle açıklamada bulunan Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, bugünün sadece takvimdeki bir günü anmaktan ibaret olmadığını vurguladı. Kız çocuklarının yaşam hakkını, eğitim hakkını, özgürlüğünü ve geleceğini kararlılıkla savunmak için bir arada olduklarını belirten Doğan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü bizlere inkâr edilemez bir gerçeği hatırlatıyor: Bir ülkenin geleceği, o ülkenin kız çocuklarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Kız çocuklarının özgürce yaşayabildiği, korkmadan konuşabildiği ve eşit eğitim alabildiği bir ülke, ancak o zaman gerçekten güçlü ve demokratik bir ülke olabilir." "Çocuklarımızın Yeri Çağdaş Okul Sıralarıdır" Günümüz Türkiye'sinde kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı zorluklara değinen Bilge Doğan, yetkililere ve kamuoyuna kritik sorular yöneltti. Çocukların şiddet, istismar ve korkunun gölgesinden uzak tutulması gerektiğini belirten Doğan, şöyle devam etti: "Peki, soruyoruz: Bugün kız çocuklarımız nasıl bir ülkede büyüyor? Eğitim hakkı elinden alınan, şiddete maruz bırakılan, hayalleri toplumun baskılarıyla sınırlandırılan kız çocuklarımızın arkasında kim duracak? Çocuklarımızın yeri, çağdaş okul sıraları ve özgür oyun alanlarıdır; şiddetin, istismarın ve korkunun gölgesi değil." "Hiçbir Gerekçe Bir Çocuğun Yaşama Hakkından Değerli Olamaz" Çocukların yaşadığı sorunların yalnızca ailevi bir mesele olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bilge Doğan, çocuk haklarının koruma altına alınmasının kamusal bir görev olduğunu vurguladı:''Çocukları risklerle baş başa bırakmak değil; onları koruyacak güçlü, etkili ve denetlenebilir mekanizmaları derhal hayata geçirmektir. İhmallere göz yummak, eşitsizliği görmezden gelmek ve şiddet karşısında susmak, sorunların daha da büyümesine zemin hazırlamaktır. Hiçbir gelenek, hiçbir gerekçe ve hiçbir siyasi hesap, bir çocuğun yaşam hakkından daha değerli olamaz.'' "Atatürk'ün Çağdaşlık Anlayışı Kız Çocuklarının Güçlenmesini Emreder" Kız çocuklarının toplumun her alanında söz sahibi olması gerektiğine dikkat çeken Doğan, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerine vurgu yaptı: "Bizler, kız çocuklarımızın yalnızca hayatta kalmasını değil; özgürce yaşamasını, kendi kararlarını verebilmesini, bilimde, sanatta, siyasette, sporda ve yaşamın her alanında eşit biçimde yer almasını istiyoruz. Çünkü kız çocukları geleceğin güçlü kadınlarıdır. Kadınların eşit olmadığı bir toplumda demokrasi daima eksiktir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlık ve eşit yurttaşlık anlayışı, kız çocuklarının eğitimle güçlenmesini ve kadınlarımızın toplumun her alanında söz sahibi olmasını emreder." Karar Alıcılara Açık Çağrı: "Amasız, Fakatsız Güvence Altına Alın" Zafer Partisi İl Başkan Başdanışmanı Bilge Doğan, açıklamasının sonunda tüm yetkililere ve karar alıcılara seslenerek taleplerini sıraladı: "Kız çocuklarımızın eğitim hakkını amasız, fakatsız güvence altına alın. Her türlü istismara karşı etkin ve tavizsiz bir mücadele yürütün. Şiddeti önleyen mekanizmaları güçlendirin ve hiçbir çocuğu yoksulluğun, ayrımcılığın ve ihmalin insafına terk etmeyin. Çünkü çocuk hakları politik bir tercih değil, tartışmasız bir insan hakları meselesidir." "Mücadelemize En Gür Sesimizle Devam Edeceğiz" Açıklamasını Zafer Partisi'nin kararlılık mesajıyla tamamlayan Doğan, sözlerini şu ifadelerle bitirdi: "Zafer Partisi olarak bizler, kız çocuklarımızın susturulmadığı, hayallerinin yarım bırakılmadığı, güvenle yaşadığı ve kendi geleceğini hür iradesiyle kurduğu bir Türkiye istiyoruz. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde bir kez daha söz veriyoruz: Çocuklarımızın haklarını sonuna kadar savunmaya ve her çocuğun özgürce yaşayabildiği bir gelecek için en gür sesimizle mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşasın çocuk hakları! Yaşasın Cumhuriyetin aydınlık ve özgür geleceği!"

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti Haber

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç CHP’den İstifa Etti

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, uzun yıllardır bünyesinde yer aldığı Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini ve siyasi hayatına yeni bir siyasi teşekkül olan YENİ Parti çatısı altında devam edeceğini açıkladı. ​Başkan Ahmet Ataç, yaptığı yazılı açıklamayla istifa kararını ve gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı. ​Başkan Ahmet Ataç'ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ​"1972 yılından bu yana üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etme kararı almış bulunuyorum. ​Bugüne kadar sürdürdüğüm siyasi yaşamımda kişilerin, makamların ve dönemsel siyasi hesapların değil; ilkelerin belirleyici olması gerektiğine inandım. ​Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılık, demokrasi, hukuk devleti, laiklik, adalet ve insan hakları benim için siyasi koşullara göre değişebilecek tercihler değil; vazgeçilmez ilkelerdir. Mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşanan gelişmeler Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılmamın en büyük sebebidir. ​Bugün bir siyasi partideki üyeliğimi sonlandırırken, siyasi mücadelemi sonlandırmıyorum. Aksine, bugüne kadar savunduğum ilkeleri, birikimimi ve halka hizmet anlayışımı yeni bir siyasal zeminde sürdürme iradesini ortaya koyuyorum. ​Bu doğrultuda siyasi yoluma Sayın Özgür Özel liderliğinde YENİ Parti çatısı altında devam edeceğim. ​YENİ Parti’de sürdüreceğim siyasi mücadelemin temelinde aynı ilkeler bulunacaktır. Dün olduğu gibi bugün de pusulam Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş ve demokratik Türkiye idealine bağlılıktır. Bu ilkelere bağlılığım dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam edecektir. ​Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım. ​Yolumuz açık, umudumuz büyük olsun."

Tepebaşı’ndan Kadın Haklarına Güçlü Destek Haber

Tepebaşı’ndan Kadın Haklarına Güçlü Destek

Tepebaşı Belediyesi ile Kadının İnsan Hakları Derneği arasında imzalanan protokol kapsamında gerçekleştirilen Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı tamamlandı. Kadınların anayasal, medeni, ekonomik ve siyasal haklarının ele alındığı eğitime katılan öğrenciler, sertifikalarını aldı. Tepebaşı Belediyesi, kadınların haklarını öğrenmesi, kullanması ve toplumsal yaşamın her alanında güçlenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Tepebaşı Belediyesi ile Kadının İnsan Hakları Derneği arasında Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı’nın (KİHEP) yaygınlaştırılması amacıyla imzalanan protokol kapsamında düzenlenen eğitim programının sertifika töreni gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, kadınların haklarına ilişkin farkındalığın artırılmasının toplumsal eşitliğin sağlanması bakımından büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Kadınların yaşamın her alanında özgür, eşit ve güçlü bireyler olarak yer alabilmesinin yolu, öncelikle haklarını bilmelerinden ve bu hakları etkin biçimde kullanabilmelerinden geçiyor. Haklar bilindikçe, savunuldukça ve kullanıldıkça güçlenir. KİHEP, yalnızca bir eğitim programı değil; kadınların dayanışmasını, özgüvenini ve hak mücadelesini güçlendiren çok değerli bir çalışmadır.” Tepebaşı Belediyesi yetkilileri, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamda güçlendirilmesine yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının devam edeceğini bildirdi. 16 oturumluk kapsamlı eğitim Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerine yönelik olarak 5 Aralık 2025 ile 11 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen eğitim programı, 16 oturumdan oluştu. Program kapsamında anayasal haklar, medeni haklar, ekonomik haklar, doğurganlık hakları, iletişim, kadına yönelik şiddet, kadın ve siyaset başta olmak üzere kadınların gündelik ve toplumsal yaşamda karşılaştığı birçok konu ele alındı. Eğitimler, Tepebaşı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Eskişehir Şubesi ve Kadının İnsan Hakları Derneği iş birliğinde uygulandı. Programı başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi.

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Gazze’de Yapılan Bir İlim Katliamıdır!" Haber

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Gazze’de Yapılan Bir İlim Katliamıdır!"

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, İstanbul’da İbn Haldun Üniversitesi Süleymaniye Yerleşkesi’nde düzenlenen “Uluslararası Gazze Çalıştayı Lansman Açılış Programı”na katıldı. Akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler ve Filistin gönüllülerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen programda; Gazze’de yaşanan insanlık dramı, eğitim altyapısına yönelik saldırılar ve Filistin halkının maruz kaldığı sistematik yıkım ele alındı. Programda konuşan Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Gazze’de yalnızca insanların değil; üniversitelerin, kütüphanelerin, laboratuvarların ve akademisyenlerin de hedef alındığını belirterek, bunun bir “ilim katliamı” olduğunu ifade etti. Gürcan, eğitim kurumlarının sistematik şekilde yok edilmesinin bir halkın hafızasına ve geleceğine yönelik saldırı anlamı taşıdığına dikkat çekti. Gazze’de 12 üniversitenin işlevsiz hâle getirildiğini, yüzlerce akademisyen ve öğretmenin hayatını kaybettiğini vurgulayan Gürcan, eğitim hakkının uluslararası sözleşmelerle güvence altında olduğunu hatırlatarak yaşananların insan hakları ve uluslararası hukuk açısından ağır bir ihlal teşkil ettiğini söyledi. Filistin meselesinin yalnızca bölgesel değil, insanlığın ortak vicdan meselesi olduğunu ifade eden Gürcan, saha çalışmalarının akademik ve hukuki zeminde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalıştayın; uluslararası kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturması ve Gazze’de yaşananların kayıt altına alınması açısından önemli bir başlangıç olduğunu kaydetti. Konuşmasında akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine ve siyaset kurumuna da çağrıda bulunan Gürcan; Filistin konusunda yürütülen çalışmaların daha güçlü akademik üretim, uluslararası iş birlikleri ve diplomatik girişimlerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Program sonunda çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Gürcan, Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Başkan Ünlüce: "Küresel Krizler Artık Yerel Krizlerdir!" Haber

Başkan Ünlüce: "Küresel Krizler Artık Yerel Krizlerdir!"

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde Türkiye Ulusal Delegasyon Başkanı olarak tarihi bir konuşma yaptı. Ünlüce, küresel kaosun yerel yönetimler üzerindeki ağır yüküne dikkat çekerek “Dayanışma kültürü inşa etmek zorundayız” dedi. ​Strazburg’da Yerel Yönetimlerin Kritik Rolü Tartışıldı ​Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, bu yıl küresel krizlerin şehirler üzerindeki etkisine odaklandı. Türkiye Ulusal Delegasyon Başkanı ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, beraberindeki heyetle birlikte kongrede Türkiye’yi temsil etti. ​Başkan Ünlüce’ye temaslarında Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Nurcan Alkan eşlik etti. ​“Küresel Kaosu En Ağır Biz Hissediyoruz” ​“Uluslararası Kargaşa ve Bölgesel Sonuçlar” başlıklı oturumda söz alan Ayşe Ünlüce, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve göç hareketlerinin doğrudan belediyelerin omuzlarına yüklendiğini vurguladı. Ünlüce’nin konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle: ​Maliyetler ve Enflasyon: "Artan enerji maliyetleri ve yükselen enflasyon, yerel yönetimlerin hizmet kapasitesini zorlamaktadır. Küresel düzensizliğin faturası mahallelerimizde ve hanelerimizde ödeniyor." ​Göç Sorunu ve Yeni Dalga Riski: "Orta Doğu’daki savaşlar ve İran’ın sürece dahil olma ihtimali, yeni bir göç dalgasını tetikleyebilir. Bu sorumluluk yalnızca yerel yönetimlere bırakılmamalıdır." ​Demokrasi ve Hukuk Vurgusu: "Yaşadığımız kaosun temelinde demokrasinin gerilemesi ve hukukun üstünlüğünün zayıflaması yatıyor." ​"Bizler, küresel kaosun aşağıya doğru yayılma etkilerini en ağır hissedenleriz. Aşağıdan yukarıya doğru bir dayanışma kültürü inşa etmek zorundayız." ​Sosyal Haklar ve İnsan Hakları Oturumları ​Başkan Ünlüce, program kapsamında sadece genel kurulda değil, teknik oturumlarda da aktif rol aldı. “Yerel ve Bölgesel Düzeylerde Sosyal Haklar” ile “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Uygulanması” başlıklı oturumlarda sunumlar yaparak, Eskişehir modelini ve yerel yönetimlerin insan hakları konusundaki ödevlerini paylaştı. ​Türk Delegasyonu’na Önemli Görevler ​Kongre, Türkiye açısından stratejik başarılarla sonuçlandı: ​Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Bölgeler Meclisi Başkan Yardımcılığı görevine seçildi. ​Zana Gümüş, Sosyalistler, Yeşiller ve İlerici Demokratlar Grubu yönetiminde yer aldı.

Türkiye’nin Demokrasi ve Hukuk Devleti Kimliği Ciddi Bir Sınav Veriyor Haber

Türkiye’nin Demokrasi ve Hukuk Devleti Kimliği Ciddi Bir Sınav Veriyor

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala davasının Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire duruşmasını yerinde takip etti. 3 bin 64 gündür süren tutukluluğu büyük bir hukuksuzluk olarak niteleyerek Bankoğlu, ''AYM kararlarını bile uygulamayan bir iktidarın ‘iç hukuk’ savunması samimiyetten uzaktır'' dedi. Cumhuriyet Halk Partisi adına, Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile birlikte Strazburg’da bulunan CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala davasının duruşması sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Avrupa hukuk tarihinde bir ilk olan ihlal prosedürü kapsamındaki duruşmayı izleyen Bankoğlu, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti kimliğinin ciddi bir sınav verdiğini vurguladı. DURUŞMADA “CAN ATALAY VE TAYFUN KAHRAMAN” ÇIKIŞI Duruşmada hükümet kanadının, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) henüz kararını vermediğini iddia ederek “iç hukuk yolları tükenmedi” savunması yaptığını belirten Bankoğlu, bu iddiaya verilen yanıtın önemini vurguladı: “Hükümet yetkilileri mahkemede ‘iç hukuk yollarını bekleyin’ diyor ancak hem Osman Kavala’nın avukatları hem de Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri bu iddiayı kürsüden çürüttü. Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarını hatırlattılar. Hükümet bir yandan ‘AYM karar versin’ diyor, öte yandan verilmiş kararları hiçe sayıyor. Bu, Türkiye’de yargı mekanizmasının artık etkin bir yol olmaktan çıktığının en açık kanıtıdır.” 3.064 GÜNLÜK HUKUKSUZLUK Bankoğlu, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ''Bugün burada tam 3 bin 64 gündür devam eden, adaletin adeta askıya alındığı bir süreci takip ediyoruz. AİHM’in en yüksek karar organı olan 17 hakimli Büyük Daire önündeyiz. Bu dava artık sadece bir kişiyle ilgili değil, Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin ve evrensel hukuk standartlarının önündeki en büyük engeldir.'' ANAYASA 90. MADDE TARTIŞMAYA KAPALIDIR “Anayasamızın 90. maddesi çok nettir; uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları hukuk hiyerarşimizin zirvesindedir. Kararların işe gelince uygulanıp işe gelmeyince görmezden gelinmesi bir Anayasal suçtur. Ya bir hukuk devletisinizdir ya da değilsinizdir; bunun ortası yoktur.” DURUŞMADA NELER YAŞANDI? Duruşmanın içeriğine dair teknik bilgiler paylaşan Bankoğlu, Mahkeme’nin bugün sadece bir tutukluluğu değil, geniş bir hak ihlali yelpazesini incelediğini belirtti: Mahkeme; 3. (işkence yasağı), 5. (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6. (adil yargılanma), 10. (ifade özgürlüğü) ve özellikle 18. (hakların siyasi amaçla kısıtlanması) maddeler dahil olmak üzere birçok ihlal iddiasını mercek altına aldı. Hükümet kanadı savunmasında Gezi olaylarını anlatarak, AYM’nin henüz karar vermediğini ve iç hukuk yollarının tükenmediğini iddia etti. Duruşmada Kavala’nın avukatları ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de beyanlarda bulundu. BU HUKUK UTANCINA SON VERİLSİN! Sürecin devamına ilişkin teknik detayları aktaran Bankoğlu şunları söyledi: ''Duruşmadan sonra heyet müzakereye çekiliyor. Önce bir ön oylama yapılacak, buna göre karar yazılacak. Karar yazıldıktan sonra Büyük Daire’ye tekrar gelecek ve resmi oylama süreci tamamlanacaktır. Karar ileri bir tarihte yazılı olarak ilan edilecektir. Yargıyı siyasi bir sopa olarak kullanma anlayışından derhal uzaklaşılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, kendi Anayasasına ve imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalmalıdır. Osman Kavala hakkındaki kesinleşmiş ihlal kararları derhal uygulanmalı ve bu hukuk utancına son verilmelidir. Biz adaletin tecelli etmesi için bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Adalet, hemen şimdi!''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.