SON DAKİKA
Hava Durumu

#İklim Krizi

Porsuk Haber Ajansı - İklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

''Su Kahramanı'' Eğitimleri 20 Bin Çocuğa Ulaştı Haber

''Su Kahramanı'' Eğitimleri 20 Bin Çocuğa Ulaştı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ESKİ), sürdürülebilir su yönetimi ve iklim farkındalığı alanında yürüttüğü “Su Kahramanları Su Tasarrufu ve Bilinçli Su Tüketimi Eğitim Programı” ile çocuklara erken yaşta su koruma bilinci kazandırmayı sürdürüyor. 2022 yılından bu yana aralıksız devam eden program kapsamında; Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okullar, anaokulları ve kreşler başta olmak üzere farklı eğitim kurumlarında toplam 473 eğitim gerçekleştirildi. Program ile 2025 yılı sonuna kadar 16 bin çocuğa doğrudan ulaşıldı. 2026 yılının ilk beş ayında 7 bin çocuk daha eğitim programına katıldı. Böylece “Su Kahramanları” programı kapsamında ulaşılan toplam çocuk sayısı 20 bini aşarak önemli bir toplumsal farkındalık hareketine dönüştü. Program kapsamında çocuklara; iklim krizi, su kaynaklarının korunması, bilinçli su tüketimi ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları konusunda yaş gruplarına uygun eğitimler veriliyor. Uygulamalı etkinliklerde gerçekleştirilen filtre deneyleri sayesinde öğrenciler, suyun arıtılma sürecini gözlemleyerek temiz suya erişimin ardındaki teknik süreci yakından tanıma fırsatı buluyor. Eğitimlerin sonunda öğrencilere görev çizelgeleri, bilgilendirici boyama dergileri ve “Su Kahramanı” rozetleri hediye edilerek, edinilen bilincin günlük yaşam alışkanlıklarına dönüşmesi hedefleniyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, su kaynaklarının korunmasının yalnızca teknik altyapı yatırımlarıyla değil, toplumsal bilinç ve eğitim çalışmalarıyla mümkün olduğuna dikkat çekerek; geleceğin kent yaşamında su güvenliğinin korunabilmesi için çocuklara yönelik çevre ve su farkındalığı eğitimlerinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Su kaynaklarını korumanın yolunun bilinçli nesiller yetiştirmekten geçtiğini belirten Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce “Bu şehrin binlerce su kahramanı var. ESKİ Genel Müdürlüğümüzün yürüttüğü Su Kahramanları eğitimleriyle bugüne kadar 20 bin çocuğumuza su tasarrufunu, suyun yaşamımızdaki önemini ve çevre bilincini anlattık. Çocuklarımızı tesislerimizde ağırlayarak suyun yolculuğunu yerinde görmelerini sağladık. Su kahramanlarımızla Eskişehir’in suyunu hep birlikte geleceğe miras bırakacağız” dedi.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği Ve Çevre Sempozyumu Başladı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ilk günü gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğiyle mücadelenin tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “İklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir.” dedi. Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, ilk gün programıyla başladı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, Tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan Genco Erkal Sahnesi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çevre alanında çalışmalar yürüten uzmanları bir araya getiren sempozyum, iklim krizine yönelik çözüm arayışlarının tartışıldığı önemli bir platform oldu. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, yerel yönetimlerin bu mücadelede üstlendiği sorumluluklara vurgu yaptı. Ünlüce, sürdürülebilir kent politikalarının geliştirilmesi ve çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılması konusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan Ünlüce konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada bulunmamıza vesile olan hikâyenin başlangıcı aslında kardeş şehrimiz Lansing’e yaptığımız bir ziyaret sırasında oldu. Kardeş şehir protokolünü imzalamak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiğimizde, Michigan Üniversitesi’nde görev yapan değerli hocamız Prof. Dr. Bora Çetin ile bir araya geldik. Eskişehir’den geldiğimizi duyunca büyük bir heyecanla bizleri karşıladı ve şehrimize olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. O gün yaptığımız sohbetlerde ele aldığımız en önemli konulardan biri de iklim kriziydi. Dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri iklim krizidir. Uzun yıllardır Wisconsin Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren hocamızın, ‘Eskişehir için neler yapabilirim?’ duyarlılığı ve Eskişehir’e olan aidiyet duygusu, bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyumun temelini oluşturdu. Daha sonra üniversitelerimizden ve dünyanın farklı ülkelerinden ilişkide olduğumuz değerli akademisyenlerle bir araya gelerek, hem dünyanın hem de ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan iklim krizini kapsamlı biçimde ele alacak bu organizasyonu hayata geçirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nın (COP) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması da bu sempozyumu daha anlamlı hale getiriyor. Bugün burada bulunan değerli bilim insanlarının ortaya koyacağı görüş ve önerilerin COP31 sürecine de katkı sağlayacağına, hem şehrimiz hem de ülkemiz adına önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Elbette iklim krizi; ülkelerin, şehirlerin ya da kurumların tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu sorun, uluslararası iş birliği ve ortak akıl gerektirmektedir. Bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz buluşmayı son derece değerli buluyorum. Sempozyumumuzun başarılı ve verimli geçmesini diliyor, hepinize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.” Başkan Ünlüce’nin ardından, eğitim teknolojileri ve okuryazarlık alanında dünya çapında tanınan isimlerden biri olan Michigan Devlet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Teknoloji ve İnsani Öğrenme ile Öğretmen Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Douglas K. Hartman katılımcılara hitap etti. Hartman, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda eğitimsel ve toplumsal boyutlarına da dikkat çekerek disiplinler arası iş birliğinin önemini vurguladı. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce, böylesine önemli bir uluslararası organizasyona Eskişehir’in ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek sempozyuma katkı sunan katılımcılara plaketlerini takdim etti. Sempozyumun ilk günü, “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlıklı oturumla devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri ele alındı. İki gün sürecek sempozyum kapsamında iklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik, enerji dönüşümü, su ve atık yönetimi, biyoçeşitlilik, sulak alan ekosistemleri, iklim yönetişimi ve kentlerin iklim direnci gibi güncel başlıklar kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Farklı ülkelerden gelen uzmanlar tarafından bilimsel çalışmaların paylaşılacağı sempozyumda, çevre ve iklim alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak; yerel ve uluslararası ölçekte yürütülen başarılı uygulamalar katılımcılarla paylaşılacak. Oturumlarda iklim krizinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileri ele alınırken, sürdürülebilir kentler, enerji verimliliği, doğal kaynakların korunması ve iklime uyum politikalarına ilişkin çözüm önerileri de tartışılacak.

Başkan Ataç “Çevreyi Korumak Bir Tercih Değil, Devlet Politikası Olmalıdır” Haber

Başkan Ataç “Çevreyi Korumak Bir Tercih Değil, Devlet Politikası Olmalıdır”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, iklim krizi, çevre tahribatı, vahşi madencilik, plansız kentleşme ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesine dikkat çekerek, çevre mücadelesinin yalnızca yerel yönetimlerin çabasıyla sınırlı kalamayacağını vurguladı. Başkan Ataç, çevre sorununu yalnızca belediyelerin imkânlarıyla çözülebilecek bir mesele olmadığının altını çizerek “Türkiye’de çevrenin korunması, ertelenebilir ya da dönemsel bir gündem olmaktan çıkarılmalı; kalıcı, bilimsel, katılımcı ve bağlayıcı bir devlet politikası haline getirilmelidir. Unutulmamalıdır ki doğayı korumak, geleceği korumaktır. Çevreyi savunmak, yaşam hakkını savunmaktır.” dedi. Vahşi Madenciliğe İzin Verilmemeli Başkan Ataç, “merkezi iktidarın görevi; ormanları, dereleri, meraları, tarım alanlarını, su havzalarını ve doğal yaşam alanlarını korumaktır. Kamuoyunda çevre katliamı olarak nitelendirilen projelere, vahşi madencilik uygulamalarına, ekolojik dengeyi bozan rant odaklı yatırımlara ve bilimsellikten uzak girişimlere izin verilmemelidir. Doğayı yok eden hiçbir proje kalkınma olarak sunulamaz. Gerçek kalkınma; toprağı, suyu, havayı, ormanı, canlı yaşamını ve insan sağlığını koruyarak mümkündür. Bugün ülkemizin ihtiyacı olan şey, doğayı rantın karşısında savunan güçlü bir çevre politikasıdır. Çocuklarımızın geleceğini korumak istiyorsak, çevreyi yalnızca kriz anlarında hatırlayan değil, her alanda önceleyen bir yönetim anlayışını egemen kılmak zorundayız.” Diye konuştu. En Çok Kırılgan Kesim Etkileniyor Başkan Ataç çevre sorunlarından herkesin aynı ölçüde etkilenmediğini vurgulayarak “Çevre krizinin en ağır sonuçlarını çoğu zaman kırılgan kesimler, çocuklar, yaşlılar, engelliler, kadınlar, düşük gelirli yurttaşlar ve sosyo-ekonomik açıdan daha dezavantajlı gruplar yaşamaktadır. Çevre sorunu aynı zamanda bir sosyal adalet meselesidir. Bu nedenle çevre mücadelesi, yalnızca doğayı koruma mücadelesi değil; aynı zamanda eşit, adil ve insanca yaşam hakkı mücadelesidir.” dedi. Çevreye Duyarlı ve İnsan Odaklı Projeler Geliştiriyoruz Başkan Ataç, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Tepebaşı Belediyesi olarak bizler, bu sorumluluk bilinciyle uzun yıllardır çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı bir kent anlayışıyla çalışıyoruz. Enerji verimliliği projelerinden yenilenebilir enerji uygulamalarına, geri dönüşüm çalışmalarından atık yönetimine, yeşil alanların korunmasından çevre eğitimlerine, çocuklarımızda doğa bilinci oluşturacak projelerden Yeryüzü Ekoloji Okulu gibi örnek çalışmalara kadar pek çok alanda kararlılıkla hareket ediyoruz. Tepebaşı’nda hayata geçirdiğimiz çevreci uygulamalarla yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermeyi değil, gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir kent bırakmayı hedefliyoruz. Bizim yerel yönetim anlayışımızda çevre, tali bir başlık değil; kent politikalarının, sosyal politikaların ve yaşam hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.”

Eskişehir'in İklim Geleceği Ortak Akılla Belirleniyor Haber

Eskişehir'in İklim Geleceği Ortak Akılla Belirleniyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve TEMA Vakfı iş birliğiyle düzenlenen çalıştayda, kentin iklim değişikliğine karşı direncini artırmaya yönelik yol haritası ele alındı. Çalıştayda, halkın iklim değişikliği algısını ortaya koyan anket sonuçları değerlendirilirken, İklim Eylem Merkezi kapsamında yurttaşların sesini karar alma süreçlerine daha güçlü yansıtacak yeni yerel yönetişim modelleri tartışıldı. Büyükşehir Belediyesi ve TEMA Vakfı, kentin iklim değişikliğine karşı direncini artırmak ve sivil katılımı güçlendirmek adına çalışmalarını sürdürüyor. “İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi” kapsamında gerçekleştirilen “Halka Yönelik Farkındalık Anketi Sonuçlarının Değerlendirilmesi Çalıştayı”, Eskişehir Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı Büyük Salonu’nda yapıldı. Yerel yönetimin farklı birimleri, basın temsilcileri, sivil toplum kuruluşları (STK), meslek odaları ve üniversitelerin yoğun katılım gösterdiği çalıştay, yerel iklim yönetişimini güçlendirmek adına çok sesli bir platform sundu. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Türkiye Belediyeler Birliği, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ortaklığında yürütülen ve 2025 yılında tamamlanan Sivil Katılım Projesi kapsamında Eskişehir’de kurulan İklim Eylem Merkezi için kapsamlı bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayda, merkezin etkin şekilde faaliyet göstermesi amacıyla halkın görüş, öneri ve taleplerinin kentteki iklim kararlarında nasıl daha güçlü yansıtılabileceği üzerine modeller değerlendirildi. Oturumlarda ayrıca katılımcı yönetişim yöntemleri, basın ve yurttaşla kurulabilecek iş birliği kanalları ile merkezin yürüteceği örnek programlar detaylı şekilde ele alındı. Çalıştayın açılışında projenin ve iş birliğinin önemine değinen İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi, belediyenin vizyonunu şu sözlerle aktardı: “Bizler Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak iklim değişikliğiyle mücadeleyi yalnızca çevresel bir konu olarak değil; aynı zamanda sosyal adalet, halk sağlığı, kent planlaması ve yaşam kalitesi meselesi olarak görüyoruz. İklim krizi gerçeğini görmezden gelmiyor, geleceğimizi korumak için kararlı adımlar atıyoruz. Bu nedenle proje kapsamında hazırlanan 1x1 kilometre çözünürlüklü risk haritaları, 2030 projeksiyonları, uyum ve azaltım stratejileri ile bilimsel veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Eskişehir’i iklim dostu bir geleceğe hep birlikte taşıyacağız.” TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ise konuşmasında, iklim krizine karşı dirençli kentler oluştururken teknik, bilimsel ve veriye dayalı strateji geliştirmenin gerekliliğine dikkat çekerek ilerleyen aşamalarda halkın sürece aktif katılımının önemini vurguladı: “Eskişehir halkı yalnızca bilgilendirilen değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde söz sahibi olan aktörler olmalı. Bu yaklaşım doğrultusunda kurulan İklim Eylem Merkezi yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla değil, Eskişehir halkının iklim politikalarına ilişkin çalışmalarda söz ve karar sahibi olmasını destekleyen bir mekanizma olarak kurgulandı.” dedi. Ataç, “Eskişehir halkı yalnızca bilgilendirilen değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde söz sahibi olan aktörler olmalı. Bu yaklaşım doğrultusunda kurulan İklim Eylem Merkezi yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla değil, Eskişehir halkının iklim politikalarına ilişkin çalışmalarda söz ve karar sahibi olmasını destekleyen bir mekanizma olarak kurgulandı.” dedi. Kentte planlanan 4. grup madencilik faaliyetlerinin ise Eskişehir’in ekolojik sorunlarını derinleştireceğini ifade eden Ataç, orman ve su varlıkları ile tarımsal üretimin bu süreçten olumsuz etkileneceğini söyledi. Aynı zamanda iklim krizinin etkileri değerlendirilirken, bu tehditlerin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Toplumsal bir ortak akıl arayışı olarak kurgulanan buluşmada geliştirilen öneriler, Eskişehir'in iklim kriziyle mücadelesinde yeni bir yol haritası sunuyor. Çalıştay çıktılarının, İklim Eylem Merkezi faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sunması ve Eskişehir’in iklim değişikliğiyle mücadelesini çok daha kapsayıcı hale getirmesi amaçlanıyor.

Başkan Ataç Sağlıklı Kentler Birliği Encümenine Yeniden Seçildi Haber

Başkan Ataç Sağlıklı Kentler Birliği Encümenine Yeniden Seçildi

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin İstanbul’da gerçekleştirilen 45’inci Olağan Meclis Toplantısı’nda yeniden encümen üyeliği görevine seçildi. Toplantıyla eş zamanlı düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nda ise gıda, su ve enerji başlıkları kentlerin geleceği açısından çok yönlü ele alındı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 45’inci Olağan Meclis Toplantısı, İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirildi. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen toplantıyla eş zamanlı olarak bu yıl ilk kez Sağlıklı Kentler Forumu da gerçekleştirildi. 13-14 Mayıs tarihlerinde düzenlenen forumda, kentlerin geleceği açısından kritik öneme sahip “Gıda, Su ve Enerji” başlıkları ele alındı. Başkan Ataç yeniden encümen üyesi seçildi Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Olağan Meclis Toplantısı’nda yapılan seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yeniden Birlik Başkanlığı görevine seçilirken, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da yeniden encümen üyeliği görevine getirildi. Başkan Ataç’ın yeniden encümen üyeliğine seçilmesi, Tepebaşı Belediyesi’nin sağlıklı kentleşme, sürdürülebilir çevre politikaları, iklim duyarlılığı ve yerel yönetimlerde katılımcı yönetim anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar açısından önemli bir temsil niteliği taşıdı. Gıda, su ve enerji kentlerin geleceği için tartışıldı Sağlıklı Kentler Forumu kapsamında düzenlenen oturumlarda; sağlıklı şehirleşme politikaları, sürdürülebilir çevre yönetimi, yerel yönetimlerin iklim krizi karşısındaki sorumlulukları, su kaynaklarının korunması, gıda güvenliği ve enerji üretiminde yerel çözümler masaya yatırıldı. Forumda, belediyelerin yalnızca hizmet sunan kurumlar değil; aynı zamanda üretimde daha aktif rol alan, kaynaklarını koruyan, kendi enerjisini üreten ve kent yaşamını dirençli hale getiren yapılar olması gerektiğine dikkat çekildi. “Sağlıklı kent, geleceğini planlayan kenttir” Toplantı ve forumun ardından değerlendirmelerde bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, sağlıklı kent kavramının yalnızca fiziki çevre düzenlemeleriyle sınırlı olmadığını vurguladı. Başkan Ataç, sağlıklı kentlerin; temiz hava, güvenli gıda, korunmuş su kaynakları, yenilenebilir enerji, sosyal dayanışma ve katılımcı yönetim anlayışıyla mümkün olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kentlerin en temel gündemi artık sadece bugünü yönetmek değil, geleceği korumaktır. Gıda, su ve enerji başlıkları doğrudan insan yaşamını ilgilendiren, kentlerin dirençliliğini belirleyen alanlardır. Belediyeler bu alanlarda daha aktif, daha üretken ve daha sorumlu olmak zorundadır. Tepebaşı’nda biz yıllardır çevreyi, insan sağlığını, temiz enerjiyi ve katılımcı yönetimi merkeze alan bir anlayışla çalışıyoruz. Sağlıklı kent, geleceğini planlayan ve kaynaklarını koruyan kenttir.” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yeniden encümen üyeliğine seçildiği toplantı, yerel yönetimlerin iklim krizi, kaynak yönetimi ve sağlıklı kentleşme alanındaki sorumluluklarının güçlenmesi açısından önemli mesajlarla tamamlandı.

Uluslararası İlişkilerin Nabzı Odunpazarı’nda Attı Haber

Uluslararası İlişkilerin Nabzı Odunpazarı’nda Attı

Odunpazarı Belediyesi ile Uluslararası İlişkiler Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Uluslararası İlişkiler Çalışmaları ve Eğitimi Kongresi, üç gün süren yoğun programın ardından sona erdi. 7, 8 ve 9 Mayıs tarihlerinde Odunpazarı 100. Yıl Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre, Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenleri, araştırmacıları ve uluslararası ilişkiler alanının önemli isimlerini Eskişehir’de bir araya getirdi. Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik organizasyonlarından biri olarak gösterilen kongrede, küresel sistemde yaşanan dönüşümden bölgesel krizlere, değişen güç dengelerinden Türkiye’nin stratejik konumuna kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. 72 üniversite ve 11 farklı kurumdan toplam 189 akademisyen ve uzmanın katıldığı kongrede, üç gün boyunca 50 panel düzenlenirken 179 akademik sunum gerçekleştirildi. SON GÜNÜN DİKKAT ÇEKEN İSMİ: NAMIK TAN Kongrenin son günü ise hem içerik hem de katılım açısından dikkat çekici oturumlara sahne oldu. CHP Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, “İktisadi Kalkınma Vakfı Paneli”ne konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’nin deneyimli diplomatları arasında yer alan Namık Tan’ın katılımı, kongrenin akademik ve diplomatik niteliğini güçlendiren başlıklar arasında öne çıktı. Dış politika, Avrupa Birliği ilişkileri ve küresel diplomasi üzerine değerlendirmelerin yapıldığı panel, akademisyenler ve katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Paneli izleyenler arasında Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da yer aldı. Başkan Kurt, kongrenin son günündeki oturumları takip ederek akademisyenler ve katılımcılarla bir araya geldi. KÜRESEL GÜNDEM ESKİŞEHİR’DE TARTIŞILDI Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik organizasyonlarından biri olarak gösterilen kongrede; küresel sistemde yaşanan dönüşümden bölgesel krizlere, güvenlik politikalarından Avrupa Birliği’nin geleceğine kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. Kongrenin son gününde düzenlenen oturumlarda uluslararası ilişkilerin farklı boyutları ele alındı. “Ontolojik Güvenlik: Kimlik, Hafıza ve Kurumlar” panelinde devletlerin güvenlik politikaları ile toplumsal hafıza arasındaki ilişki değerlendirilirken, “Realizm, Tehdit ve Büyük Strateji” oturumunda küresel güç mücadeleleri tartışıldı. “Terörizm, Sınır Aşan Suçlar ve Güvenliğin Dönüşümü” başlıklı panelde değişen tehdit algıları ele alınırken, “Uluslararası İlişkilerde Yapay Zeka: Tartışmalar ve Uygulamalar” oturumunda teknolojinin diplomasi ve güvenlik alanına etkileri konuşuldu. İklim krizi ve güvenlik ilişkisi “İklim, Tarım ve Gıda Güvenliği” ile “Yerelden Küresele Çevre ve İklim Güvenliği” panellerinde değerlendirilirken, “Savunma Teknolojileri, İHA’lar ve Yeni Güvenlik Dinamikleri” oturumunda savunma sanayiindeki dönüşüm masaya yatırıldı. “Türkiye-Rusya İlişkileri: Rekabet, İşbirliği ve Kriz Yönetimi” panelinde iki ülke arasındaki ilişkilerin bölgesel etkileri ele alınırken, “Göç ve Sınır Yönetişimi” oturumunda düzensiz göç ve sınır politikaları tartışıldı. Avrupa Birliği’nin geleceği ve Avrupa siyaseti de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. “Avrupa Günü’nde Avrupa’yı Tartışmak-II: Avrupa Siyaseti ve Güvenlik” ile “Avrupa Günü’nde Avrupa’yı Tartışmak-III: Avrupa Birliği’nde Yönetişim, Stratejik Otonomi ve Dış İlişkiler” başlıklı panellerde Avrupa’nın değişen güvenlik yaklaşımı ve dış politika stratejileri değerlendirildi. “Kale Grubu ve Global İlişkiler Forumu Paneli”, “Eleştirel Dış Politika: Kimlik, Anlatı ve Öznellik” ve “Ontolojik Güvenlik Teorisine Araftan Bakmak” başlıklı oturumlarda ise uluslararası ilişkiler teorileri ve küresel siyaset farklı perspektiflerden ele alındı. Kongrede ayrıca “Türk Dış Politikası’nın Yüzyılı (1923-2023): Tematik ve Kavramsal Değerlendirmeler” başlıklı oturumda Türkiye’nin yüz yıllık dış politika birikimi değerlendirildi. Üç gün süren kongre, “Kapanış Oturumu: Genel Değerlendirme ve Gelecek Planlaması” ile sona erdi.

Tepebaşı’nda Güneşten 15 Milyon Liraya Yakın Katkı Haber

Tepebaşı’nda Güneşten 15 Milyon Liraya Yakın Katkı

Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir kalkınmayı söylemde değil uygulamada büyütmeye devam ediyor. Çevreye duyarlı ve yenilikçi belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Tepebaşı Belediyesi, güneş enerji sistemleri yatırımları sayesinde hem enerji üretiyor hem de belediye bütçesine katkı sağlıyor. Ortaya çıkan tablo, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yıllardır savunduğu doğaya saygılı, planlı ve geleceği önceleyen belediyecilik anlayışını somut verilerle gözler önüne seriyor. Tepebaşı Belediyesi’nin ana hizmet binası, Mustafa Kemal Atatürk Spor Tesisleri Su Sporları Merkezi, Melih Savaş Yaşam Köyü ve Sakintepe Soğuk Hava Deposu’nun çatılarına kurulan güneş enerji sistemleriyle 2022 yılından 2025 yılı sonuna kadar toplam 3 bin 872 megawatt saat elektrik üretildi. Bu üretim yaklaşık 1.650 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelirken, 2025 yılı birim enerji kazancı esas alındığında belediye bütçesine sağlanan toplam katkının yaklaşık 15 milyon TL düzeyine ulaştığı görülüyor. Sadece 2025 yılı boyunca üretilen 295,35 megawatt saat elektrik ise belediye bütçesine yaklaşık 1 milyon 145 bin TL’lik katkı sundu. Bu miktar da yaklaşık 115 hanenin bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Başkan Ahmet Ataç, güneş enerjisi yatırımlarının yalnızca çevresel değil ekonomik açıdan da çok önemli sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Tükettiğimiz yerde üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyoruz. 2025 yılı birim kazancı esas alındığında, 2022’den 2025 sonuna kadar elde edilen toplam katkı yaklaşık 15 milyon liraya ulaşıyor. Bu, doğru planlama ve geleceği düşünen belediyeciliğin somut sonucudur” dedi. İhtiyaç fazlası enerji ekonomiye kazandırıldı Tepebaşı Belediyesi’nin ürettiği enerjinin önemli bir bölümü yalnızca kendi tüketimiyle sınırlı kalmadı. 2022 Nisan ayından bu yana toplam 442 megawatt saat ihtiyaç fazlası enerji şebekeye verilerek ekonomiye kazandırıldı. Bu miktar, yaklaşık 1.770 hanenin aylık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Doğaya da bütçeye de nefes Tepebaşı Belediyesi, bu yatırımlar sayesinde bugüne kadar yaklaşık 2 bin 710 ton karbondioksit salınımının önüne geçti. Bu miktar, yaklaşık 590 otomobilin bir yılda oluşturacağı egzoz emisyonuna eşdeğer. Aynı zamanda yaklaşık 10,9 milyon kilometrelik araç kullanımının doğaya vereceği zararın önlenmesi anlamına geliyor. Başkan Ataç, sürdürülebilirliğin Tepebaşı’nda bir vitrin çalışması değil, doğrudan yaşamı etkileyen bir belediyecilik anlayışı olduğunu belirterek, “Tepebaşı’nda sürdürülebilir kalkınmayı bir hedef olarak değil, her gün ürettiğimiz somut bir sonuç olarak görüyoruz. Bizim için çevreyi korumak da, kamu kaynaklarını doğru kullanmak da, çocuklarımıza daha yaşanabilir bir kent bırakmak da aynı anlayışın parçasıdır” dedi. “Geleceği bugünden kuruyoruz” Tepebaşı’nda hayata geçirilen çevreci yatırımların yalnızca bugünü değil yarını da düşündüğünü vurgulayan Ataç, “İklim krizi artık geleceğin değil bugünün meselesidir. Bu nedenle attığımız her adımı yalnızca bugünün ihtiyacına göre değil, yarının sorumluluğuna göre planlıyoruz. Doğaya saygılı, sürdürülebilir ve yenilikçi belediyeciliği her yıl daha da güçlendiriyoruz. Tepebaşı’nın geleceğini bugünden kuruyoruz” ifadelerini kullandı.

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda! Haber

Yeraltı Suları Sınırsız Değil, Su Krizi Kapıda!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Eskişehir Şubesi, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, su kaynaklarının üzerindeki baskının kritik seviyeye ulaştığını vurguladı. Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarıda, Eskişehir’in yeraltı su rezervlerinin yanlış kullanım ve iklim krizi nedeniyle büyük risk altında olduğu belirtildi. ​TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bir basın açıklaması yayımlayarak su yönetiminde bilimsel temelli bir yaklaşımın aciliyetine dikkat çekti. Açıklamada, suyun ticari bir meta değil, temel bir yaşam hakkı olduğunun altı çizilirken; "Vahşi sulama", "kaçak kuyular" ve "plansız kentleşme" konularında sert uyarılarda bulunuldu. ​"Eskişehir'in Yeraltı Suları Risk Altında" ​Jeoloji mühendisliğinin yeraltı sularının korunmasındaki stratejik rolüne değinilen açıklamada, Eskişehir havzasındaki duruma dikkat çekildi. Şehrin önemli bir yeraltı suyu havzası üzerinde yer aldığı ancak bilinçsiz tüketimin bu mirası tükettiği ifade edildi: ​"Şehrimiz, yeraltı suyu açısından zengin bir havzada bulunmasına rağmen; tarımsal sulamadaki yanlış yöntemler ve kontrolsüz çekimler nedeniyle su seviyelerinde ciddi düşüşler yaşanmaktadır. Yeraltı suları sanıldığı gibi sınırsız değildir." ​Bilimsel Planlama ve Denetim Çağrısı ​JMO Eskişehir Şubesi, su krizinin derinleşmemesi için 5 temel çözüm önerisini kamuoyuyla paylaştı: ​Hidrojeolojik Etüt Şart: Su yönetimi mutlaka bilimsel planlamaya dayanmalı. ​Kaçak Kuyulara Son: Denetimler sıkılaştırılmalı, kaçak kuyu açılması engellenmelidir. ​Modern Sulama: Tarımda 'vahşi sulama' terk edilerek modern tekniklere geçilmelidir. ​Ürün Deseni Planlaması: Şehrin tarımsal ürün seçimi, su rezervlerine göre yapılmalıdır. ​Bütüncül Politika: Kentleşme ve sanayi planlarında yeraltı su rezervleri ana kriter olmalıdır. ​"Su Bir Kamu Hakkıdır" ​Açıklamada iklim krizinin yağış rejimlerini değiştirdiği ve kuraklık riskini artırdığı hatırlatılırken, suyun yönetiminde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı. "Su, ticari bir meta değil; herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken bir haktır" denilen metinde, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiği belirtildi. ​"Geleceğimizi Korumak İçin Ortak Akıl" ​Son olarak, tüm paydaşları ortak akılla hareket etmeye davet eden JMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu, "Suyun olmadığı bir dünyada yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır" ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.