SON DAKİKA
Hava Durumu

#İfade Özgürlüğü

Porsuk Haber Ajansı - İfade Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İfade Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İstiyoruz” Haber

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İstiyoruz”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul’dan başlatılan “Gelirde Adalet, Vergide Adalet, Ülkede Adalet” yürüyüşü kapsamında Eskişehir’de Ulus Anıtı’nda basın açıklaması yaptı. İşçi ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çeken Çerkezoğlu, ücretlerin artırılması, vergi sisteminin adil hale getirilmesi ve emeklilerin insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyine ulaşması çağrısında bulundu. Çerkezoğlu, 2026 yılının ilk dokuz ayında enflasyon, vergi ve kesintiler nedeniyle işçi, emekçi ve emeklilerin cebinden 2 trilyon 254 milyar lira çıktığını öne sürdü. DİSK’in adalet yürüyüşü Eskişehir’de devam etti Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK yöneticileri ve sendika üyeleri, “Vergide Adalet, Gelirde Adalet, Ülkede Adalet” sloganıyla başlattıkları yürüyüş kapsamında Eskişehir’de bir araya geldi. İstanbul’dan başlayan yürüyüşün Eskişehir durağında Ulus Anıtı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı açıklamaya sendika yöneticileri, şube başkanları, temsilciler, DİSK bölge temsilcisi, demokratik kitle örgütlerinin ve siyasi partilerin temsilcileri ile Eskişehirliler katıldı. Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Çerkezoğlu, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganıyla işçi ve emekçilerin hak mücadelesini büyütme çağrısı yaptı. DİSK’in uzun süredir gelirde, vergide ve ülkede adalet talebiyle mücadele yürüttüğünü belirten Çerkezoğlu, bu kapsamda yeni bir yürüyüş başlattıklarını ifade etti. İstanbul’da Kadıköy ve Bakırköy Özgürlük Meydanı’ndan başlayan yürüyüşün Tekirdağ, Edirne ve Bursa’nın ardından Eskişehir’e ulaştığını belirten Çerkezoğlu, programın Çanakkale ve Balıkesir ile devam edeceğini, sonraki hafta ise Aydın ve Antalya’da sürdürüleceğini söyledi. Çerkezoğlu, kasım ayında da şehir şehir, meydan meydan ve iş yeri iş yeri adalet mücadelesini büyütmeyi hedeflediklerini dile getirdi. “Ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz” Türkiye’de işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını söyleyen Çerkezoğlu, yüksek enflasyon karşısında ücretlerin her geçen gün eridiğini savundu. Ücretlerin hedeflenen enflasyon üzerinden belirlenmesinin çalışanların alım gücünü korumaya yetmediğini belirten Çerkezoğlu, vergi kesintilerinin de gelir kaybını artırdığını ifade etti. Türkiye’deki vergi sisteminin adaletsiz olduğunu dile getiren Çerkezoğlu, çalışanların yılın başında aldıkları ücretleri ilerleyen aylarda aynı şekilde alamadıklarını söyledi. Vergi dilimleri ve kesintiler nedeniyle ücretlerin yıl içinde gerilediğini belirten Çerkezoğlu, işçi ve emekçilerin hem enflasyon hem de vergiler nedeniyle kayba uğradığını kaydetti. Çerkezoğlu, yaşanan ekonomik sorunların temelinde ülkenin kaynaklarının yetersiz olmasının değil, gelir dağılımındaki adaletsizliğin bulunduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı: “Ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz.” DİSK-AR verilerine göre işçi ve emekçilerin kaybı 2 trilyon 254 milyar lira DİSK Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) enflasyon, vergiler ve kesintilerin ücretler üzerindeki etkisine ilişkin çalışmalarına değinen Çerkezoğlu, 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin dikkat çekici rakamlar paylaştı. Çerkezoğlu, DİSK-AR’ın ekim ayı enflasyon verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında enflasyon, vergi ve kesintiler nedeniyle işçi, emekçi ve emeklilerin cebinden 2 trilyon 254 milyar lira çıktığını öne sürdü. Bu tutarın sermayeye ve hükümete aktarıldığını savunan Çerkezoğlu, çalışanların gelirlerindeki kaybın boyutuna dikkat çekti. İşçilerin eylül ayında çalışmalarının en az yarısını enflasyon, vergi ve kesintilerin etkisini karşılamak için harcadığını ifade eden Çerkezoğlu, asgari ücretin daha belirlendiği dönemde açlık sınırının altında kaldığını söyledi. Asgari ücretin enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğradığını belirten Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada 28 bin lira olarak ifade ettiği asgari ücretin dokuz aylık süreçte reel olarak yaklaşık 21 bin lira seviyesine gerilediğini ve 6 bin 828 liralık kayıp yaşandığını dile getirdi. Çerkezoğlu, hayat pahalılığının vatandaşlar tarafından her gün doğrudan hissedildiğini belirterek ekonomik sorunların nedenlerinin doğru tespit edilmesi gerektiğini söyledi. “Yaşadığımız yoksulluk siyasi tercihlerin sonucu” Gelir kaybının, açlığın, yoksulluğun ve hayat pahalılığının tesadüf olmadığını savunan Çerkezoğlu, yaşanan tablonun ülkeyi yöneten siyasi iktidarın tercihlerinin sonucu olduğunu ileri sürdü. Ekonomik sorunların yalnızca ekonomi yönetimindeki değişikliklerle veya bürokratların uygulamalarıyla açıklanamayacağını ifade eden Çerkezoğlu, 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin mevcut tabloyu ortaya çıkardığını iddia etti. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin çalışanların yaşam koşullarını doğrudan etkilediğini belirten Çerkezoğlu, DİSK’in yürüttüğü mücadelenin yalnızca ücret artışından ibaret olmadığını söyledi. Çerkezoğlu, hedeflerinin adaletsiz düzenin değiştirilmesi ve emeğin hak ettiği karşılığı aldığı bir Türkiye’nin kurulması olduğunu belirterek, herkesin eşit ve özgür yaşayabildiği bir ülke için mücadele ettiklerini kaydetti. “İşçi çalışıyor, üretiyor ancak ürettiği değerden payını alamıyor” Gelirde adalet talebinin temelinde emeğin karşılığını alma hakkının bulunduğunu ifade eden Çerkezoğlu, işçilerin ve emekçilerin ülkenin bütün değerlerini ürettiğini ancak bu zenginlikten yeterli payı alamadığını savundu. Çalışanların sadaka değil, alın terinin karşılığını istediğini vurgulayan Çerkezoğlu, mevcut ekonomik düzenin zengini daha zengin, yoksulu ise daha yoksul hale getirdiğini öne sürdü. İşçilerin gelirlerinden alınan payın sermayeye aktarıldığını savunan Çerkezoğlu, ülkedeki ekonomik kaynakların belirli kesimlerin elinde toplandığını ifade etti. Çerkezoğlu, bir asgari ücretlinin 6 bin yılda çalışarak kazanabileceği bir gelirin, ülkedeki küçük bir azınlık tarafından dört ayda fonlar aracılığıyla elde edilebildiğini ileri sürdü. Bu örnekle gelir dağılımındaki eşitsizliğin boyutunu anlatan Çerkezoğlu, ekonomik ve toplumsal adaletin sağlanması için mevcut düzenin değişmesi gerektiğini söyledi. DİSK’ten 2027 bütçesine tepki: “Faize ve sermayeye kaynak var, emekçiye yok” DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulan 2027 yılı bütçesine de tepki gösterdi. Bütçenin toplumun tamamının emeğiyle yaratılan kaynaklardan oluştuğunu belirten Çerkezoğlu, bütçe tercihlerinin ülkenin ekonomik ve sosyal önceliklerini ortaya koyduğunu söyledi. 2027 yılı bütçesinde en büyük kaynakların faiz harcamalarına ve sermayeye ayrıldığını savunan Çerkezoğlu, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve emekliler söz konusu olduğunda yeterli kaynak bulunmadığını öne sürdü. Bütçenin yalnızca gelir ve giderlerden oluşan bir belge olmadığını ifade eden Çerkezoğlu, bütçe kaynaklarının nasıl dağıtıldığının gelir dağılımındaki adaleti doğrudan etkilediğini dile getirdi. Çerkezoğlu, bütçede emekçilerin, emeklilerin ve toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarının önceliklendirilmesi gerektiğini belirterek gelirde, vergide ve ülkede adalet taleplerini yineledi. DİSK’in ilk talebi: Ücretler derhal artırılsın Çerkezoğlu, açıklamasında DİSK’in gelirde adalet konusunda taleplerini de sıraladı. Ücretlerin artırılması gerektiğini belirten Çerkezoğlu, başta asgari ücret olmak üzere bütün ücretlerin derhal yükseltilmesini istedi. Asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına son verilmesi gerektiğini ifade eden Çerkezoğlu, ücret belirleme politikasında hedeflenen enflasyonun esas alınmasından vazgeçilmesi çağrısında bulundu. Çalışanların insanca yaşayabileceği bir ücret düzeyine ulaşmasının zorunlu olduğunu belirten Çerkezoğlu, ücretlerin enflasyon karşısında değerini koruyacak bir sistemin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. DİSK’in gelirde adalet mücadelesinin yalnızca asgari ücretlileri değil, bütün çalışanları kapsadığını vurgulayan Çerkezoğlu, emekçilerin ürettikleri değerden hak ettikleri payı almaları gerektiğini söyledi. “Vergi soygununa son verilmeli” Çerkezoğlu, gelir dağılımındaki adaletin sağlanabilmesi için vergi sisteminin de değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Dolaylı vergilerin toplumun farklı gelir gruplarını aynı şekilde etkilediğine dikkat çeken Çerkezoğlu, ücretlilerin hem gelir elde ederken hem de kazandıkları parayı harcarken vergi ödediğini belirtti. Market, pazar ve manav alışverişlerinde alınan vergilerin dar gelirli vatandaşların bütçesi üzerindeki yükünü vurgulayan Çerkezoğlu, yüksek gelirli kişilerle düşük gelirli kişilerin aynı ürünler üzerinden aynı oranda dolaylı vergi ödemesinin adaletsizlik yarattığını savundu. Sermayenin vergi ödeme koşulları ile ücretlilerin karşı karşıya kaldığı kesintiler arasında eşitsizlik bulunduğunu öne süren Çerkezoğlu, vergi dilimlerinin çalışanların gelirlerini aşındırdığını söyledi. Birinci vergi diliminin 190 bin lira olduğunu belirten Çerkezoğlu, bu tutarın asgari ücretteki artışlar veya yeniden değerleme oranı dikkate alınarak yükseltilmesi halinde 600 bin liranın üzerine çıkabileceğini savundu. Vergi sisteminde adaletin sağlanmasını isteyen Çerkezoğlu, ücretlilerin üzerindeki vergi yükünün azaltılması ve vergi dilimlerinin çalışanların gelirlerini koruyacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. DİSK’ten emekliler için insanca yaşam çağrısı Basın açıklamasında emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da geniş yer veren Çerkezoğlu, emeklilikte adaletin ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını istedi. Emeklilerin toplum için bir yük olarak görülmesine karşı çıkan Çerkezoğlu, milyonlarca emeklinin düşük gelirle yaşamını sürdürmek zorunda kaldığını söyledi. En düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu belirten Çerkezoğlu, emeklilerin geçim sıkıntısı nedeniyle çalışmak veya iş aramak zorunda kaldığını savundu. Çerkezoğlu, 70'li ve 80'li yaşlarındaki emeklilerin dahi geçinebilmek için iskelelerde ve inşaatlarda çalışırken hayatını kaybettiğine dikkat çekerek emeklilikte insanca yaşam mücadelesinin bir onur mücadelesi olduğunu ifade etti. Emekli olmanın herkes için bir hak olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu, emeklilerin ekonomik yük olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Emeklilik sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesini isteyen Çerkezoğlu; kademeli emeklilik bekleyenlerin, staj ve çıraklık sigortası nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtenlerin sorunlarının çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Adil bir emeklilik ve sosyal güvenlik sistemi kurulması çağrısında bulunan Çerkezoğlu, emeklilerin yaşamlarının sonuna kadar insanca yaşayabilecekleri bir gelire, sağlık hakkına ve sosyal haklara sahip olması gerektiğini belirtti. DİSK’in emeklilerin hakları için yürüttüğü mücadeleyi sürdüreceğini ifade eden Çerkezoğlu, çalışanlar ile emeklilerin ortak talepler etrafında birleşmesi gerektiğini kaydetti. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” DİSK’in adalet mücadelesinin ekonomik taleplerle sınırlı olmadığını belirten Çerkezoğlu, demokrasi, sendikal haklar ve özgürlüklerin de işçi sınıfı açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” ifadesini kullanan Çerkezoğlu, demokrasi olmadan emekçilerin haklarını korumasının mümkün olmadığını savundu. Demokrasinin yalnızca beş yılda bir sandıkta oy kullanmaktan ibaret olmadığını belirten Çerkezoğlu, toplumun ve özellikle işçi sınıfının hayatın her alanında söz ve karar sahibi olması gerektiğini dile getirdi. İşçilerin söz ve karar sahibi olabilmesinin temel yollarından birinin sendikalaşma ve örgütlü mücadele olduğunu ifade eden Çerkezoğlu, sendikalaşmanın, toplu sözleşme ve grev haklarının önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Çerkezoğlu, seçme ve seçilme hakkının korunması gerektiğini belirterek seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasına ve yerlerine kayyum atanmasına karşı mücadele ettiklerini söyledi. Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü vurgusu Konuşmasında basın özgürlüğüne de değinen Çerkezoğlu, demokrasinin temel unsurlarından birinin ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı olduğunu belirtti. Gazetelerin ve televizyonların kapatılmasına, gazetecilerin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına karşı olduklarını ifade eden Çerkezoğlu, basın özgürlüğünün korunması gerektiğini söyledi. Demokratik haklara yönelik müdahalelerin yalnızca ifade özgürlüğünü değil, çalışanların kazanılmış haklarını da tehdit ettiğini savunan Çerkezoğlu, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının işçi sınıfının ekonomik hakları açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Çerkezoğlu, demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına, basın özgürlüğüne ve haber alma hakkına yönelik müdahalelerin çalışanların kıdem tazminatı gibi kazanılmış haklarını da tehlikeye atabileceğini öne sürdü. Kıdem tazminatı ve esnek çalışma uyarısı DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, açıklamasında kıdem tazminatı ve esnek çalışma modellerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Hükümetin orta vadeli programlarında yer verilen ve hazırlıklarının yapıldığını söylediği düzenlemelere dikkat çeken Çerkezoğlu, kıdem tazminatı başta olmak üzere çalışanların kazanılmış haklarını ortadan kaldırabilecek yasal değişikliklere karşı mücadele edeceklerini ifade etti. Esnek çalışma modellerinin daha da yaygınlaştırılmasına yönelik düzenlemelerin çalışanların haklarını olumsuz etkileyebileceğini savunan Çerkezoğlu, işçilerin karar alma süreçlerine katılması ve haklarını koruyabilmesi için demokratik ortamın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. DİSK’in mücadelesini iş yerlerinden başlayarak ülkenin dört bir yanına yaymayı hedeflediğini belirten Çerkezoğlu, sendikal örgütlenmenin ve dayanışmanın önemini vurguladı. DİSK’in adalet yürüyüşü farklı kentlerde devam edecek Eskişehir’de gerçekleştirilen basın açıklamasında işçilerin, emekçilerin ve emeklilerin ekonomik ve sosyal taleplerini yineleyen Çerkezoğlu, İstanbul’dan başlatılan yürüyüşün farklı kentlerde devam edeceğini söyledi. Yürüyüşün bir sonraki duraklarının Çanakkale ve Balıkesir olacağını, ardından Aydın ve Antalya’da sürdürüleceğini belirten Çerkezoğlu, kasım ayında da kent kent, meydan meydan ve iş yerlerinde çalışmalarına devam edeceklerini ifade etti. DİSK’in gelir dağılımında adalet, adil bir vergi sistemi, emeklilerin insanca yaşayabileceği gelir düzeyi, sendikal hakların korunması ve demokratik özgürlüklerin güvence altına alınması taleplerini yineleyen Çerkezoğlu, işçi ve emekçileri ortak mücadele etrafında birleşmeye çağırdı. Çerkezoğlu, açıklamasını adalet mücadelesini Türkiye’nin bütün bölgelerine taşıma kararlılığını vurgulayarak tamamladı. DİSK’in Eskişehir’den verdiği mesajda; ücretlerin artırılması, vergi yükünün adil dağıtılması, emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sendikal hakların korunması ve demokrasinin güçlendirilmesi talepleri öne çıktı.

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok" Haber

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Halk TV’ye kayyum atanması, erişim engelleri ve tutuklu gazetecilere dikkat çekti. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor, Ak Parti’nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, “Gazeteciler zindanda, vurguncular dışarıda. 2 yılda 10 kanala kayyum atandı. Saray'ın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hakimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor! Toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın hesaba erişim engeli getirildi. Ne yaparsanız yapın gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz. Sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı. Çakırözer, YENİ Parti iktidarında gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle cezaevine gönderilmeyeceğini, televizyonların susturulmayacağını ve internetin karartılmayacağını vurguladı. “10 KANALA KAYYUM ATANDI! TMSF EN BÜYÜK MEDYA PATRONU OLDU” YENİ Parti Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, gazetecilere yönelik artan gözaltı ve tutuklamalar ile televizyon kanallarına kayyum uygulamaları ve erişim engellerini Meclis gündemine taşıdı. Son bir ayda basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri tek tek sıralayan Çakırözer, tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor; AK Parti'nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, Halk TV ve televizyon kanallarına kayyum uygulamalarını hatırlatarak şöyle konuştu: “14 Ekim sabahı şafak sökmeden yüzlerce polisle Türkiye'nin en çok izlenen haber kanallarından Halk TV'nin kapısına dayandılar, yayın kesildi, çalışanlar binaya alınmadı, kanalın başına kayyım oturtuldu. Tıpkı bir yıl önce Tele1'e yaptığınız gibi, Tele1’e casusluk diye çöktünüz, Halk TV'ye de yolsuzluk diye el koydunuz. Hepsi bahane, hepsi kılıf! Milyonlarca yurttaşın haber alma, gerçekleri öğrenme hakkını elinden aldınız. Sayenizde TMSF kayyımı en büyük medya patronu oldu, iki yılda tam 10 kanala kayyım atadınız. Peki, Halk TV neden susturuldu? Neden belli; Ak Parti iktidarının boğazına kadar battığı asrın vurgununu sorguluyor, bunu da milyonlar öğreniyor, mağdur ettikleriniz izliyor diye karartıldı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun aylardır uğradığı iftiralara verdiği yanıtları, tarihî savunmasını millet duymasın, bilmesin diye susturuldu ve tabii Yeni Partimizin iktidar yürüyüşü ‘Aman büyümesin’ diye susturuldu.” “50 MİLYON TAKİPÇİLİ BİN 500 HESAP ERİŞİME ENGELLENDİ” “Bu Ak Parti'nin bir de dijital kayyımı var, erişim engelleri” diyen Çakırözer, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine de dikkat çekti. Çakırözer, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilendirildiği eylül başından bu yana toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın X hesabı hakkında erişim engeli getirildiğini söyledi. Çakırözer şu açıklamaları yaptı: “Sarayın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hâkimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor. Dünyanın referans aldığı, milyonlarca ziyaretçisi olan T24 haber sitesi tek tuşla kapatıldı. Gazeteciler, ekonomistler, akademisyenler, meslek örgütleri, STK'ler, hepsi sansürlenmiş durumda. Tüm bu dijital sıkıyönetimin çetelesini tutarak kamuoyuna paylaştı diye İfade Özgürlüğü Derneği’nin web sitesini dahi kapattınız, engellediniz yolsuzluklarınız, hukuksuzluklarınız, zorbalıklarınız ‘Aman konuşulmasın, bilinmesin.’ diye.” TARAKÇI, SEVİNÇ, BALCI, TEKEREK.. TUTUKLU GAZETECİLERİ TEK TEK SAYDI! Çakırözer, Meclis’te cezaevlerinde ziyaret ettiği tutuklu gazetecilerin durumuna da dikkat çekti. “Türkiye'nin dört bir yanında tutuklu gazeteciler var” diyen Çakırözer tutuklu gazetecilerin isimlerini tek tek sayarak, şunları söyledi: “Sincan'da Ali Tarakçı yatıyor 26 gündür! 'Bir bakan cuma günü istifa edecek' dedi diye. Oysa yalan değil. Cuma değil ama cumartesi bir eski bakan istifa etmek zorunda kaldı. Vurgununu yaptı, ortadan kayboldu, peşine düşen yok ama Gazeteci Ali hala hapiste. Mustafa Balcı, Şaban Sevinç fon vurgunu yapanların AK Parti'yle ilişkilerini belgelediler diye 11 gündür Maltepe Cezaevinde. Neymiş? Halkta korku, panik, endişe yaratacak bilgileri yayma suçunu işlemişler. Evet, paylaştıkları o fotoğraf koca bir panik, koca bir endişe yaratıyor, bu doğru ama halkta değil vurguncularda ve onların içinizdeki iş birlikçilerinde yaratıyor. İşte bu yüzden İsmail Saymaz ayağında kelepçe, ev hapsinde. Silivri'de Nefes editörü Fatih Ergin tutuklu, Kozinoğlu soruşturmasında ölü bulunan bir doktorun mesleğini ‘Adli Tıp uzmanı’ yazdı diye, hatasını düzeltmesine rağmen günlerdir zindanda.” “GAZETECİLER ZİNDANDA VURGUNCULARIN PEŞİNE DÜŞEN YOK” “Selahattin Günday, 15 yıl önce birçok gazeteciyle birlikte çektiği görüntü için Silivri zindanında, 48 kişilik koğuşta 66 kişiyle ve tahtakurularıyla yatıyor. Tuğba Tekerek, yapmadığı bir sosyal medya hesabı yöneticiliği nedeniyle beş haftadır Sincan'da, o da hâlâ yerde yatıyor. Merdan Yanardağ tam bir yıldır Silivri'de, zindanda. Gazeteciler İrem Delice Aydın'da, Hasan Güraksu Burdur'da haber yaptıkları için özgürlüklerinden mahrum. Nadiye Gürbüz, Derya Okatan Bakırköy Cezaevi’nde gün sayıyor ve dün gece bu utanç listesine bir yenisi eklendi, zaten ev hapsinde olan Murat Ağırel şafak baskınıyla gözaltına alındı, daha ifadesi alınmadan savcılığın ‘Tutuklama sevk işlemi düşünülmektedir.’ bilgi notu dolaşıma sokuldu, yazmadığı bir haber üzerinden zindana gönderildi. İşte, Ak Parti'nin kara düzeni böyle işliyor, önce hedef gösteriyor, sonra suç yaratıyor, ardından gazeteciyi zindana gönderiyorsunuz ama fon vurguncularının peşine düşen, bileğine kelepçe takan yok.” ÇAKIRÖZER’DEN DAYANIŞMA MİTİNGİNE ÇAĞRI Çakırözer, bu akşam Halk TV önünde yapılacak dayanışma mitingi ile hafta sonu gazeteci meslek örgütlerinin gerçekleştireceği basın açıklaması için de çağrıda bulundu. Çakırözer, “‘Ucu nereye kadar giderse gitsin’ dediniz ama vurguncular dışarıda, onları açığa çıkaran gazeteciler zindanda. Bu skandalı araştırıp halkı bilgilendiren Halk TV'yi kararttınız, Sözcü'yü, Koza TV'yi de para cezalarıyla cezalandırdınız ama ne yaparsanız yapın, gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz; sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız. İşte bu yüzden cumartesi günü mesleklerine sahip çıkan gazetecilerle, basın meslek örgütleriyle birlikte meydanlardayız, alanlardayız, tüm yurttaşlarımızı haber alma hakkımıza, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya davet ediyoruz çünkü gazetecilik suç değildir, basın özgürlüğü iktidarın bir lütfu değildir; anayasal bir haktır, demokrasinin güvencesidir, sigortasıdır. Yeni Parti olarak sözümüz net: Bizim iktidarımızda, gazeteci yaptığı haber nedeniyle cezaevine gönderilmeyecek, televizyonlar susturulmayacak, internet karartılmayacak; Türkiye yeniden hukukun üstün olduğu, basının özgür olduğu bir ülke olacak” dedi.

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir" Haber

Utku Çakırözer: "Basın ve İfade Özgürlüğü Demokrasinin İlk Düğmesidir"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de görev yapan yerel gazetecilerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen buluşmada basın özgürlüğünden Anadolu basınının yaşadığı ekonomik ve yasal sıkıntılara, yeni kurulan partinin vizyonundan güncel yargı tartışmalarına kadar pek çok önemli konuya değinildi. ​"Basın Özgürlüğü Demokrasinin Temelidir" ​Toplantının açılışında Eskişehir basınının Anadolu genelinde parmakla gösterilen bir yüz akı olduğunu belirten Çakırözer, gazetecilerin her koşulda halkın haber alma hakkı için mücadele ettiğini vurguladı. Basının toplumun aynası olduğunu ifade eden Çakırözer, şunları kaydetti: ​"Biz basın aynası bize eğri gösterirse burada yapılacak olan onu düzeltmek değil, kendimizi belki düzeltmektir. Basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü Türkiye'de demokrasinin belki de ilk düğmesi olarak görmekteyiz. İlk seçimde iktidara geldiğimizde en temel önceliklerimizden biri basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü olacaktır." ​Dezenformasyon Yasası ve Sansür Tartışmaları ​Mevcut iktidar döneminde çıkarılan yasalarla gazetecilerin haklarının kısıtlandığını dile getiren Çakırözer, özellikle halkı yanıltıcı bilgiyi yaymayı suç sayan 217/A maddesinin (Dezenformasyon Yasası) en büyük mağdurunun yine gazeteciler olduğunu söyledi. Bu tür baskıcı ve kısıtlayıcı yasal düzenlemelerin iktidara geldiklerinde kesinlikle kaldırılacağını vurgulayan Çakırözer, dijital telif hakları ve sendikalaşma konularında da şu değerlendirmelerde bulundu: ​İnternet Medyası ve Tıklanma Baskısı: İnternet haber sitelerinde haberciliğin niteliğinden ziyade niceliğe (tıklanma sayısına) dayalı bir sistemin yaratıldığına dikkat çekildi. ​Dijital Telif Yasası: Kanada ve Avrupa örneklerinde olduğu gibi, dijital platformların gazetecilerin emeğini sömürmesine son verecek dijital telif düzenlemelerinin Türkiye'de de acilen hayata geçirilmesi gerektiği savunuldu. ​Basın İlan Kurumu: Anadolu basınının can damarı olan ilan desteklerinin artırılması, Basın İlan Kurumu ve RTÜK süreçlerinin adil bir yapıya kavuşturulması gerektiği ifade edildi. ​"YENİ Parti 15 Günde 503 Bin Üyeye Ulaştı" ​Partinin kuruluş sürecine de değinen Çakırözer, dünya siyaset tarihinde eşine az rastlanır bir hızla teşkilatlandıklarını belirtti. Üyelik sisteminde yeni bir dönemi başlattıklarını aktaran Çakırözer, "Partimize üye olan herkes; ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanımızı ve hatta önümüzdeki süreçte cumhurbaşkanı adayımızı doğrudan belirleyecektir" dedi. ​Açıklanan son verilere göre, partinin kuruluşunun üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen ülke genelinde toplam üye sayısının 503 bin 027 yurttaşa ulaştığı açıklandı. ​Hukuksuzluklar ve Yargı Süreçlerine Eleştiri ​Konuşmasının devamında Türkiye'deki yargı süreçlerine ve yerel yönetimlere yönelik baskılara sert tepki gösteren Çakırözer, mahkeme salonları ve hukuki mekanizmalar aracılığıyla milli iradenin gasp edilmeye çalışıldığını savundu. Üsküdar Belediyesi ve diğer mazbata süreçlerine değinen Çakırözer, cezaevindeki belediye başkanları ve siyasetçilerin yaşadığı hak ihçallerine son verilmesi çağrısında bulundu. ​Toplantı, Eskişehir basınının sorunlarının ele alınması ve karşılıklı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Milletvekili İbrahim Arslan'dan Çerçeve Yasa'ya Hayır Haber

Milletvekili İbrahim Arslan'dan Çerçeve Yasa'ya Hayır

Yeni Parti Parti Meclisi üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelen ve çerçeve yasa olarak adlandırılan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne hayır oyu vereceğini açıkladı. Milletvekili Arslan yaptığı açıklamada, mevcut iktidarın politikalarını eleştirilerek sorunun yeni yasa metinleri eksikliği değil, mevcut Anayasa ve hukukun uygulanmaması olduğu vurguladı. ​"Hedef Değil, Yöntem Tartışılmalı" ​Ortak hedefin silahların susması, terörün sona ermesi ve kalıcı toplumsal barışın sağlanması olduğunu belirten İbrahim Arslan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Silahların susması, terörün sona ermesi, kardeşliğin güçlenmesi ve kalıcı toplumsal barışın sağlanması hepimizin ortak hedefidir. Tartışılması gereken hedef değil; bu hedefe hangi hukuk, demokrasi ve siyasal anlayışla ulaşılacağıdır. Herhangi bir kesimin hak ve özgürlüklerinin genişletilmesine değil; hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin herkes için eşit ve eksiksiz uygulanmamasına itiraz ediyorum. ÖNCE ANAYASA, ÖNCE HUKUK Süreç Komisyonu raporunun 7. bölümünde hukuk devleti, millet egemenliği, kuvvetler ayrılığı, temel hak ve özgürlükler ile AYM ve AİHM kararlarına uyulması vurgulanıyor. Bunların hiçbiri yeni değildir. Hepsi zaten Anayasanın ve demokratik Cumhuriyetin gereğidir. Oysa iki yıldır bunun tam tersini yaşıyoruz. Anayasa ve bağlayıcı yargı kararları yok sayılıyor; kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı aşındırılıyor. Seçilmişlere yönelik tutuklamalar, kayyımlar ve muhalefeti kuşatan operasyonlarla seçme-seçilme hakkı, ifade özgürlüğü ve milli irade baskı altına alınıyor. Sorun yeni hukuk metinlerinin eksikliği değil; Anayasanın ve mevcut hukukun uygulanmamasıdır. TOPLUMSAL BARIŞ, SİYASAL HESAPLARIN ARACI OLAMAZ İktidar, önümüzdeki dönemin siyasal denklemini bugünden kurmaya çalışıyor. Anayasa, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Meclis çoğunluğu bu hesabın önemli parçalarıdır. Toplumsal barış gibi tarihsel bir mesele, iktidarın ömrünü uzatacak bir siyasal mühendisliğin aracına dönüştürülemez. Bir kesime uzatılan el, diğer kesime yöneltilen hukuk sopasıyla aynı anda var olamaz. ÖLÇÜ NETTİR Demokrasi bölünemez. Hukuk seçici uygulanamaz. Milli irade, iktidarın işine geldiğinde hatırlanamaz. Toplumsal barışın yolu siyasal mühendislikten değil; uygulanan Anayasadan, hukuk devletinden, özgürlükten, eşit yurttaşlıktan ve millet iradesinden geçer. Bu gerekçelerle, mevcut haliyle Çerçeve Yasa’ya HAYIR diyorum."

CHP İl Başkanı Talat Yalaz’a 3 Yıla Kadar Hapis ve Siyasi Yasak Talebi! Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz’a 3 Yıla Kadar Hapis ve Siyasi Yasak Talebi!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Örgütü, İl Başkanı Av. Talat Yalaz hakkında açılan davaya ilişkin sert bir açıklama yayınladı. Temmuz 2024’te sokak hayvanlarına yönelik düzenlenen kanun teklifini protesto etmek amacıyla yaptığı konuşma nedeniyle "halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik" suçlamasıyla yargılanacak olan Yalaz için 3 yıla kadar hapis ve siyasi yasak isteniyor. ​"Demokrasiye ve Halkın İradesine Müdahale" ​Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan dava süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP Eskişehir İl Örgütü, süreci "manidar" olarak nitelendirdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik” suçlamasıyla İl Başkanımız Av. Talat Yalaz hakkında 3 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talepli Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. İl Başkanımız Talat Yalaz’ın, yaklaşık iki yıl önce, Temmuz 2024 tarihinde sokak hayvanlarına yönelik kanun teklifini protesto ederken gerçekleştirdiği bir konuşma gerekçe gösterilerek soruşturma başlatılmıştı. İl Başkanımız Yalaz, bu kapsamda örgütümüz ile birlikte Savcılığa giderek ifadesini vermişti. Süreç boyunca İl Başkanımız, hukuki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş; Genel Başkanımız Özgür Özel de Eskişehir’e gelerek İl Başkanımızın yanında olduğunu ve süreci yakından takip ettiğini kamuoyuna açık şekilde ifade etmişti. Aradan geçen iki yılın ardından, ülkemizin hukuk devleti ilkesinden her geçen gün biraz daha uzaklaştırıldığı, muhalefetin baskı altına alınmaya çalışıldığı bu karanlık dönemde soruşturmanın kovuşturmaya dönüştürülmesi oldukça manidardır. Siyasi faaliyetlerin, demokratik eleştirilerin ve ifade özgürlüğü kapsamındaki açıklamaların cezalandırılmak istenmesi; yalnızca İl Başkanımıza değil, demokratik siyaset hakkına ve halkın iradesine yönelik bir müdahale niteliği taşımaktadır. Boyun eğmeyeceğiz, geri adım atmayacağız! Tarih göstermiştir ki; baskılar karşısında susanlar, geri adım atanlar değil, demokrasiye, özgürlüğe ve halkın iradesine sahip çıkanlar günün sonunda haklı çıkar. Ne soruşturmalar ne davalar ne de tehditler bizi doğru bildiğimiz yoldan döndürebilir. Dün olduğu gibi bugün de halkın yanında, demokrasinin safında ve tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz."

3D Gençlik Festivali’nde İkinci Gün Dopdolu Geçti Haber

3D Gençlik Festivali’nde İkinci Gün Dopdolu Geçti

Odunpazarı Belediyesi ile Eskişehir Avrupa Birliği Derneği iş birliğinde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Odunpazarı 3D Gençlik Festivali, ikinci gününde gençliği; demokrasi, sanat, spor ve kültür ekseninde buluşturan yoğun programıyla dikkat çekti. Festival alanı gün boyunca birbirinden farklı etkinliklere ev sahipliği yaparken, özellikle “Demokrasilerde Denetim Mekanizması Olarak Medyanın Önemi ve Rolü” başlıklı söyleşi günün öne çıkan buluşmalarından biri oldu. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, festivalin ikinci gün programını yakından takip ederek sabah saatlerinden itibaren alandaydı. Başkan Kurt, “Demokrasilerde Denetim Mekanizması Olarak Medyanın Önemi ve Rolü” başlıklı söyleşi öncesinde konuşmacılar İzmir Karabağlar Belediye Başkanı Emine Helil İnay Kınay, gazeteciler Sedef Kabaş ve Levent Özkuşçu’yla festival alanını gezdi. Gençlerin hazırladığı stantları tek tek ziyaret eden heyet, katılımcılarla sohbet ederek çalışmaları hakkında bilgi aldı. Gençlerin üretkenliğine ve toplumsal meselelere duyarlılığına dikkat çeken ziyaret, festivalin dayanışma ve katılım ruhunu güçlendirdi. A Çadırı’nda gerçekleştirilen medya söyleşisinde; demokrasilerde basının denetleyici rolü, ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı gibi başlıklar ele alındı. Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen oturum, festivalin yalnızca eğlence değil; düşünsel üretim ve toplumsal farkındalık açısından da güçlü bir zemin sunduğunu bir kez daha gösterdi. Başkan Kazım Kurt, ilerleyen saatlerde sanatın kentle ilişkisini ele alan “Kentsel İllüstrasyon” söyleşisine de katıldı. Hakan Keleş’in konuşmacı olduğu etkinlik, genç sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Söyleşi sırasında tarihçi-yazar Sinan Meydan’ın festival alanına sürpriz ziyareti ise katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Meydan, Başkan Kurt ile birlikte söyleşiyi takip ederken, program sonrasında festival alanını gezerek gençlerle bir araya geldi. Festivalin ikinci günü yalnızca düşünsel ve sanatsal etkinliklerle değil, fiziksel sağlık ve iyi yaşam temalı programlarla da renklendi. “Toplumda Ruh Sağlığı ve Fiziksel Sağlık İçin Çözümler: Yoga-Pilates” etkinliğine de katılan Başkan Kurt, gençlerle birlikte yoga yaptı. Başkan Kurt’un etkinliğe aktif katılımı, festivalin kapsayıcı ve enerjik atmosferine güçlü bir katkı sundu. Akşam saatlerinde ise dans gösterileri ve konserlerle festival coşkusu zirveye çıktı. Sirtaki gösterisi, Lindy Hoppers performansı, tango gösterisi ve konser programlarıyla gençler müzik ve dans dolu anlar yaşadı. Odunpazarı’nda gençliğin dinamizmini, katılımcılığını ve çok yönlü gelişimini merkeze alan festival, ikinci gününde de kültür, sanat, demokrasi ve sporun iç içe geçtiği örnek bir organizasyon olarak hafızalarda yer etti. Başkan Kazım Kurt’un gençlerle kurduğu yakın temas ve etkinliklere aktif katılımı ise festivalin ruhunu yansıtan önemli detaylardan biri oldu.

"26 Cümlede Adalet" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu Haber

"26 Cümlede Adalet" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

2026 Eskişehir Yılı etkinlikleri kapsamında, Eskişehir Barosu tarafından düzenlenen ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği “26 Cümlede Adalet” sergisi, sanatseverlerle buluştu. Adalet kavramını farklı yaşam deneyimleri üzerinden ele alan sergi, toplumsal hafızayı güçlendirmeyi ve farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Eskişehir Barosu tarafından ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliği ile hayata geçirilen sergi, Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Merkezi (Opera)’da açıldı. Açılışa Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, meclis üyeleri, avukatlar ile çok sayıda davetli katıldı. Açılışta konuşan Baro Başkanı Barış Günaydın, serginin yalnızca bir açılış değil, adalet kavramı etrafında toplumsal bir buluşma olduğunu belirtti. 5 Nisan Avukatlar Günü’nü bir farkındalık alanına dönüştürmek istediklerini ifade eden Günaydın, “Adalet sadece mahkeme salonlarında aranan bir kavram değildir; bir çocuğun eğitiminde, bir kadının güvenliğinde, bir işçinin emeğinde hayat bulur.” mesajını verdi. Serginin tek bir tanım sunmadığını ancak adaletin birlikte anlam kazandığını vurgulayan Günaydın, savunmanın ve avukatların bu sürecin en önemli güvencesi olduğunu dile getirerek, “Biz Baro olarak Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce'nin 2026 yılını Eskişehir Yılı ilan etmesiyle birçok etkinliklerle sizleri buluşturduk. Biz de şehrimizin ruhuna yakışan bir katkı sunmak istedik. Destekleri için Sayın Başkanımıza ve ekiplerine çok teşekkür ederiz.” dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ise konuşmasında adaletin toplumun en temel ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de son dönemde yaşanan hukuki tartışmalara değindi. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına yönelik sorunlara işaret eden Sağkan, ifade özgürlüğü ve kişi güvenliği konularında yaşanan sıkıntıların adalet ihtiyacını daha da görünür kıldığını söyledi. Bu süreçte avukatların ve savunma makamının kritik bir rol üstlendiğini belirten Sağkan, Eskişehir Barosu’nun bu alandaki mücadelesine de özel olarak vurgu yaparak, “Bu ortamda sizlerle birlikte bulunmamıza vesile oldukları için hem Büyükşehir Belediye Başkanımıza hem de Baro Başkanımıza şükranlarımı sunarak başlamak istiyorum. 2026 yılının Eskişehir yılı olarak ilanı simgesel olarak çok anlamlı olmakla birlikte; 5 meydan muharebesinin 3'ünün gerçekleştiği bu topraklar aslında hepimiz açısından her yıl, her yılın şehri olarak kabul edilen bu şehrin kadim topraklarında bulunmaktan da çok büyük onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de 2026 yılını “Eskişehir Yılı” ilan ederek kentin ekonomik, kültürel ve sosyal hayatına katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Sergi fikrinin Eskişehir Barosu tarafından ortaya konduğunu ve büyük bir heyecanla desteklediklerini belirten Ünlüce, adalet kavramının yalnızca yargı ile sınırlı olmadığını, yerel yönetimlerden günlük yaşama kadar her alanda hissedilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir Barosu ile iş birliğinin artarak devam edeceğini dile getiren Başkan Ünlüce, “Aslında benim Büyükşehir Belediyesi ile ilk temasım Eskişehir Barosu'nun yönetim kurulu üyesiyken ve Kadın Hakları Komisyonu Başkanı iken oldu. O dönemde baro olarak Kadın Danışma ve Dayanışma merkezini kurmak için harekete geçtiğimizde, ilk kapısını çaldığımız Eskişehir Büyükşehir Belediyesiydi. O nedenle Eskişehir Barosu ve Büyükşehir Belediyesi birlikte çalıştığı, ürettiği, daha adil, daha eşit, daha özgür bir dünyaya, bir şehre inancıyla birlikte pek çok faaliyeti harekete geçirdi. Bu da bunlardan bir tanesi ve artarak, çoğalarak devam edecek.” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından projeye özel hazırlanan video gösterimi izlenirken, etkinlik serginin gezilmesiyle sona erdi. Adalet temalı sergi, 8 Mayıs 2026 yılına kadar gezilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.