SON DAKİKA
Hava Durumu

#İbrahim Arslan

Porsuk Haber Ajansı - İbrahim Arslan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İbrahim Arslan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li İbrahim Arslan’dan 1 Mayıs İçin “Birlik” Çağrısı Haber

CHP’li İbrahim Arslan’dan 1 Mayıs İçin “Birlik” Çağrısı

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi Eskişehir’deki sendikalar arasında yaşanan ayrışmaya tepki gösterdi. Türk-İş ve DİSK’e seslenen Arslan, “Milyonlarca emekçi açlık sınırındayken birleşmeyecekseniz ne zaman birleşeceksiniz?” dedi. ​1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yaklaşırken, Eskişehir’deki kutlama hazırlıklarında sendikalar arasında yaşanan görüş ayrılıkları siyasetin de gündemine taşındı. CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, yayımladığı yazılı açıklama ile başta Türk-İş ve DİSK olmak üzere tüm tarafları tek vücut olmaya çağırdı. ​"Baskı ve Yoksulluk Karşısında Ayrışma Kabul Edilemez" ​Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi iklime dikkat çeken Arslan, iktidarın muhalif kesimler, akademisyenler, gazeteciler ve belediye başkanları üzerindeki baskısının arttığını vurguladı. Milyonlarca emeklinin ve işçinin açlık sınırının altında yaşadığı bir dönemde sendikal rekabetin emeğe zarar verdiğini belirten Arslan şu ifadeleri kullandı: ​“Herkes ya susturulmak ya da hizaya çekilmek isteniyor. Milyonlarca emekçi bu haldeyken 1 Mayıs’ta bir araya gelmeyecekseniz ne zaman geleceksiniz? Bu ayrışmayı sürdürmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.” ​Eskişehir’de Ortak İrade Çağrısı ​Eskişehir’deki emek ve demokrasi güçlerinin büyük bir bölümünün ortak kutlama iradesi sergilediğini hatırlatan Arslan, iki büyük konfederasyon arasındaki yerel anlaşmazlığın toplumsal sorumlulukla bağdaşmadığını ifade etti. Arslan, sürecin kurumlar arası diyalogla çözülmesinin artık bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. ​"Ayrılık Emeğin Mücadelesini Zayıflatır" ​Sendika temsilcilerine doğrudan seslenen CHP’li vekil, 1 Mayıs’ın bir "rekabet alanı" değil, "dayanışma meydanı" olması gerektiğini savundu. Açıklamasında birlik mesajını şu sözlerle pekiştirdi: ​Ayrışma değil birleşme, ​Rekabet değil dayanışma, ​Ayrı kürsüler değil, ortak meydan. ​Arslan, açıklamasını sendikal mücadelenin sembolleşmiş sloganı olan “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sözleriyle noktaladı.

CHP İl Başkanı Yalaz: "Sandığa Güvenen Milletten Korkmaz!" Haber

CHP İl Başkanı Yalaz: "Sandığa Güvenen Milletten Korkmaz!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Örgütü tarafından düzenlenen pazar toplantısı yeni üyelere rozet takılması ve yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salonda düzenlenen toplantıya; İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Milletvekilleri İbrahim Arslan ve Jale Nur Süllü, İlçe Başkanları, İl ve İlçe Yöneticileri ile partililer katıldı. ​Başkan Talat Yalaz: "Bu Rozet Aydınlık Yarınların Nişanesidir" ​Törende partililere hitap eden İl Başkanı Talat Yalaz, partiye yeni katılanların demokrasi mücadelesine büyük güç kattığını ifade etti. Yalaz, konuşmasında şu mesajları verdi: ​"Aramıza bugün katılan yol arkadaşlarımız; baskının ve zulmün karşısında 'ben de varım' diyen korkusuz insanlardır. Bu rozetler, sadece bir üyeliğin değil; adaletten, eşitlikten ve özgürlükten yana saf tutmanın, Türkiye’nin yarınlarına duyduğumuz inancın simgesidir." ​"Halkın İradesine Müdahale Kabul Edilemez" ​Türkiye’deki yerel yönetimlere yönelik siyasi baskıları sert bir dille eleştiren Yalaz, halkın seçtiği temsilcilerin arkasında duracaklarını belirtti. İktidarın seçimle kazanamadığı belediyeleri hedef aldığını savunan Yalaz, "Sandığa güvenen milletten korkmaz! Halkın oyuyla seçilmiş yönetimlere yönelik baskılar, milletten ne kadar kopulduğunun göstergesidir. Belediyelerimiz ve halkımız asla yalnız değildir" dedi. ​"Değişim Ancak Sandıkla Mümkündür" ​Ekonomik krizin ve geçim sıkıntısının halkı nefessiz bıraktığını vurgulayan Talat Yalaz, çözümün erken seçim olduğunu hatırlattı. Örgüte "rehavete kapılmayın" uyarısında bulunan Yalaz, yeni dönemin yol haritasını şöyle çizdi: ​Demokratik Meşruiyet: İktidar gücünü halktan alıyorsa sandıktan kaçmamalıdır. Hodri meydan diyoruz!​ Birlik ve Beraberlik: Zaman kendi içimizde kavga değil, faşizme ve bu düzene karşı mücadele etme zamanıdır.​ Sahada Güçlü Örgüt: Kapı kapı dolaşacağız, gönülleri kazanacağız. Her mahallede, her sokakta halkımızın yanında olacağız.​"Birlikte Başaracağız, Biz Kazanacağız!" ​Kişisel çıkarların değil, halkın çıkarlarının siyasetini yaptıklarını belirten Yalaz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilen sözü tutarak iktidara yürüdüklerini ifade etti. Tören, partiye yeni katılan üyelere rozetlerin takılması ve partililerin konuşması ile devam etti.

İnönü İlçesine İstiklal Madalyası Verilsin Haber

İnönü İlçesine İstiklal Madalyası Verilsin

Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Kurtuluş Savaşı’nın en kritik dönüm noktalarından olan Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri’nin kazanıldığı Eskişehir’in İnönü ilçesine İstiklal Madalyası verilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) resmi kanun teklifini sundu. İnönü Zaferi’nin 105. Yılında Tarihi Adım “Eskişehir İli İnönü İlçesine İstiklal Madalyası Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi” başlığıyla sunulan bu tarihi adımda Arslan, 2. İnönü Zaferi’nin 105. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, İnönü’nün sadece bir savaş meydanı değil, Türk milletinin kaderinin değiştiği ve makus talihini yendiği yer olduğunu vurguladı. İnönü’de kazanılan başarının sadece askeri bir zafer değil, bir milletin umutsuzluktan direnişe geçtiği tarihsel bir kırılma noktası olduğunu belirten Arslan, bu teklifin Cumhuriyetin kuruluşuna giden yolda ödenen bedellere karşı bir vefa borcu niteliği taşıdığını ifade etti. Kanun teklifinin gerekçesinde, Birinci İnönü Muharebesi’nin düzenli ordunun ilk zaferi olduğu ve İkinci İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’nın gidişatını belirlediği hatırlatılırken; İnönü halkının işgal tehdidi ve yokluk altında sergilediği cephe gerisi fedakarlıklarının resmi olarak onurlandırılması gerektiği kaydedildi. Hazırlanan teklife göre, ilçenin kahramanlıklarının anısına verilecek olan İstiklal Madalyası düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte hükümlerin Cumhurbaşkanı tarafından yürütülmesi öngörülüyor. Büyük zaferlerin sadece anılmakla kalmaması gerektiğini savunan İbrahim Arslan, bu kutsal toprakların hakkının teslim edilmesinin milli bir görev olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

TOKİ Sosyal Konut Projesinde "Sessizlik" Hakim Haber

TOKİ Sosyal Konut Projesinde "Sessizlik" Hakim

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ın soru önergesine Bakanlıktan gelen yanıt, "İlk Evim, İlk İş Yerim" projesindeki belirsizliği gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "2 yılda teslim" vaadiyle duyurulan projede, aradan geçen 3,5 yıla rağmen kaç konutun teslim edildiği açıklanamadı. ​Sosyal Konut Projesi Soru Önergesi: Kaç Konut Teslim Edildi? ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 2022 yılında büyük umutlarla başlatılan sosyal konut hamlesine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) soru önergesi sundu. Bakanlığın verdiği resmi cevap, projenin geldiği noktadaki plansızlığı ve veri eksikliğini ortaya koydu. ​Arslan, Bakanlığın yanıtında teslim edilen konut sayısına dair net bir veri bulunmadığını belirterek, "Milyonların umudu toplandı ancak ortada ne hesap var ne de ev," dedi. ​Bakanlık Yanıtındaki Kritik Eksikler ​Bakanlık tarafından verilen yanıtta 235 bin hak sahibinin belirlendiği ve planlama süreçlerinin devam ettiği belirtilse de şu hayati sorular cevapsız kaldı: ​Tamamlanan ve teslim edilen konut sayısı kaç? ​Kaç hak sahibi arsasını alabildi? ​İş yerleri projesinde son durum ne? ​900 Proje Alanı Elendi: Plansızlık İtirafı mı? ​Haberin en çarpıcı detaylarından biri ise proje alanlarıyla ilgili yapılan açıklama oldu. Bakanlık, yaklaşık 900 proje alanının uygun bulunmadığı gerekçesiyle elendiğini bildirdi. Bu durum, milyonlarca vatandaşın başvurduğu projenin yeterli zemin etüdü ve ön hazırlık yapılmadan ilan edildiği eleştirilerini güçlendirdi. ​"Umut Var, Para Var, Hesap Yok" ​İbrahim Arslan, projeye başvuran vatandaşlardan toplanan başvuru ücretleri ve peşinatların akıbetine de dikkat çekti. Toplanan büyük miktardaki paranın nerede kullanıldığına dair mali bir açıklama yapılmaması kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu. CHP'li Arslan; ​"Bu tablo bir sosyal konut politikası değil; umutların toplandığı ama karşılığının verilmediği bir düzendir." dedi. ​Gelir Sınırı ve Taksitler Yoksulluğu Katladı ​2022 yılında sosyal konut projesine dahil olabilmek için belirlenen 18 bin TL’lik gelir sınırının, 2025 yılında 145 bin TL’ye çıkması ekonomik tablonun vahametini özetliyor. Artan inşaat maliyetleri ve katlanan taksit sayıları, projeyi dar gelirli vatandaş için "ulaşılmaz" bir noktaya taşıdı. ​Yeni Vaatler mi Geliyor? ​Eski sözler tutulmadan ve 2022 projeleri teslim edilmeden 2025 yılı için yeni konut kampanyalarının sinyalinin verilmesi, CHP'li Arslan tarafından "yeni bir vaat zinciri" olarak nitelendirildi.

Sağlık Alanını Özelleştirip, Sağlık Yatırımı Yapacağız Demek Aldatmacadır Haber

Sağlık Alanını Özelleştirip, Sağlık Yatırımı Yapacağız Demek Aldatmacadır

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla 27 ilde 55 taşınmaz ve üzerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin yaptığı incelemenin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Arslan, söz konusu 55 taşınmazı parsel bazında tek tek incelediğini, yaptığı hesaplamaya göre toplam büyüklüğün 1 milyon 237 bin 553 metrekare olduğunu belirtti. “Doğrudan tespit ettiğim 32 taşınmaz sağlık niteliğinde” Arslan, yaptığı incelemede 55 taşınmazdan doğrudan tespit edebildiği 32’sinin; hastane, sağlık tesisi, sağlık alanı, dispanser, doğumevi, sağlık ocağı, lojman ve benzeri sağlıkla ilişkili nitelikler taşıdığını ifade etti. Arslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ben bu taşınmazları tek tek inceledim. Parsel kayıtlarına tek tek baktım. Doğrudan tespit edebildiğim 32 taşınmazın sağlıkla ilişkili alanlar olduğunu gördüm. Yani burada söz konusu olan yalnızca boş arsa değildir; doğrudan sağlık hizmetiyle ilişkili kamu alanlarıdır.” Liste sadece arsadan ibaret değil Arslan, özelleştirme kapsamına alınan taşınmazların yalnızca boş arazilerden oluşmadığını, listede; hastane binaları, dispanserler, doğum evleri, sağlık ocakları, sağlık tesisleri, spor salonları, lojmanlar, kız yetiştirme yurdu, okul yeri, mezbaha, arsa, arazi, bina, tarla, bağ ve bahçe gibi çok farklı nitelikte taşınmaz ve yapıların yer aldığını belirtti. “Sağlık alanını özelleştirip, gelirle sağlık yatırımı yapacağız demek aldatmacadır” Arslan, Resmî Gazete kararında yer alan, özelleştirmeden elde edilecek gelirin giderler düşüldükten sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yenileme yatırımları ve yeni sağlık tesislerinin finansmanında kullanılmak üzere Hazine’ye aktarılacağı yönündeki ifadeye de dikkat çekti. Bu yaklaşımın kendi içinde açık bir çelişki taşıdığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Bir yandan mevcut sağlık alanlarını, hastane binalarını, sağlık tesislerini özelleştirme kapsamına alacaksınız; sonra da buradan elde edilecek gelirle sağlık yatırımı yapacağınızı söyleyeceksiniz. Sağlık alanlarını satıp sağlık yatırımı yaptığını söylemek açık bir çelişkidir. Bu, durum kamuoyuna sunulan bir aldatmacadır.” “Bu bir yatırım modeli değil, eldeki kamu varlıklarını paraya çevirme anlayışıdır” Arslan, burada yeni bir sağlık planlamasından değil, mevcut kamu varlıklarının nakde çevrilmesinden söz edildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu bir sağlık yatırımı modeli değildir. Bu, kamuya ait taşınmazları ve sağlıkla ilişkili alanları paraya çevirme modelidir. Elde olanı satıp, sonra bunu yatırım diye sunmak; planlama değil, günü kurtarma anlayışıdır.” “Sağlık hakkı anayasal güvencededir” Konuya yalnızca taşınmaz devri olarak bakılamayacağını belirten Arslan, Anayasa’nın 56’ncı maddesine işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Sağlık hakkı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Devletin görevi, yurttaşın sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini kamusal bir anlayışla sunmaktır. Ancak bugün gördüğümüz tablo tam tersidir. Sağlık giderek kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasacı, ticari ve özelleştirmeci bir anlayışla yeniden biçimlendirilmektedir.” “Yetki Özelleştirme İdaresi’ne geçmiştir” Arslan, kararın en kritik sonuçlarından birinin de söz konusu taşınmazlar üzerindeki yetkinin Özelleştirme İdaresi’ne geçmiş olması olduğunu vurguladı. “Bu karar geri alınmadığı sürece yetki artık Özelleştirme İdaresi’ndedir. Yani mesele yalnızca satış yetkisi değildir.” diyen Arslan, sürecin taşınmazların gelecekteki kullanım biçimi açısından da dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. “Planlama ve plan değişikliği yetkisi de ayrıca değerlendirilmelidir” Arslan, özelleştirme kapsamındaki taşınmazlarda planlama süreçlerinin de ayrıca önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreç yalnızca mülkiyet devriyle sınırlı değildir. İlgili mevzuat çerçevesinde planlama ve mevcut imar planlarına ilişkin yetkiler de ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle mesele sadece bugünü değil, bu alanların yarın neye dönüştürüleceğini de ilgilendirmektedir.” “Soru açık: Sağlık alanları neden özelleştirme listesinde?” Açıklamasının sonunda Arslan şu ifadeleri kullandı: “1 milyon 237 bin 553 metrekarelik bu dev alanın içinde sağlık niteliği taşıyan taşınmazlar var. Bu durumda cevaplanması gereken soru açıktır. Sağlık alanları neden özelleştirme kapsamına alındı?”

Hastane Yapılacak Denilen Yer Neden Satış Listesinde? Haber

Hastane Yapılacak Denilen Yer Neden Satış Listesinde?

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi’nin bulunduğu ve imar planlarında “sağlık alanı” olarak yer alan taşınmazın özelleştirme kapsamına alınmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, Sağlık Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’na verdiği iki ayrı soru önergesiyle, yıllardır “yeni hastane yapılacak” denilen bir alanın nasıl olup da satış listesine alındığını sordu. “Söz başka, karar başka” Söz konusu alan için uzun süre boyunca “750 yataklı hastane yapılacak”, “yatırım programına alındı” ve “ihale aşamasına gelindi” yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Arslan: “Hastane yapılacak denilen bir alanın bugün özelleştirme kapsamına alınması, verilen sözlerle alınan kararlar arasındaki açık çelişkidir.” dedi. “Hazır sağlık alanı satılıyor” Arslan, imar planında sağlık alanı olarak görülen ve kent merkezinde bulunan bu büyüklükte bir taşınmazın kamu tarafından değerlendirilmemesinin ciddi bir planlama sorunu olduğunu vurguladı: “Yeni hastane ihtiyacı ortadayken, bu ihtiyacı karşılayabilecek büyüklükte ve planı hazır bir sağlık alanını satışa çıkarmak hangi planlamanın ürünüdür?” “Yeni hastane için arsa gerekmiyor mu?” Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’nin fiziki durumu ve depreme dayanıklılığına ilişkin tartışmalara dikkat çeken Arslan, şu soruları yöneltti: “Yeni hastane yapılacaksa arsa gerekmiyor mu? Bu büyüklükte ve merkezi konumda bir sağlık alanı varken neden değerlendirilmiyor? Bu alan satıldıktan sonra yeni hastane için yeniden arsa mı aranacak? Bunun maliyeti ne olacak?” “Hazır alanı sat, sonra yeniden arsa ara” “Hazır sağlık alanını elden çıkarıp, ardından yeni hastane için arsa aramak kamu kaynaklarının doğru kullanımıyla bağdaşmaz.” “Bu sadece bir arsa değil, bir tercih” Arslan, kararın yalnızca Eskişehir’e özgü olmadığını, daha geniş bir ekonomik politikanın parçası olduğunu belirtti: “2026 bütçesinde öngörülen yüksek özelleştirme geliri hedefi doğrultusunda, köprülerden kamu arazilerine kadar elde ne varsa satış listesine konuluyor. Sağlık alanları da bu anlayıştan payını alıyor.” “Ekonomik krizin faturası kamu varlıklarıyla ödeniyor” “Ekonomik krizin bedelini kamu varlıklarını satarak kapatmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Elde ne varsa satışa çıkaran bu yaklaşım, kamunun yatırım yapma iradesinden vazgeçtiğini göstermektedir.” “Sorun bir arsa değil” Açıklamasının sonunda Arslan şu ifadeleri kullandı: “Sorun bir arsa değil; iktidarın yeni yatırımlar yapmak yerine elde ne var ne yoksa satmayı tercih etmesidir. Bu yaklaşım, Anayasa’nın 56’ncı maddesi ile güvence altına alınan sağlık hakkının adım adım özel sağlık kurumlarına devredilmesi anlamına gelmektedir.”

CHP’li Arslan: "Mesele Sadece Ceza Değil, Hukuk ve Güven Meselesidir" Haber

CHP’li Arslan: "Mesele Sadece Ceza Değil, Hukuk ve Güven Meselesidir"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, araçlara sonradan takılan multimedya sistemlerine ilişkin yaşanan tartışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Arslan, İçişleri, Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret bakanlarına üç ayrı soru önergesi vererek düzenlemenin yarattığı hukuki ve ekonomik belirsizliğin açıklığa kavuşturulmasını istedi. 27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemenin ardından bazı illerde yapılan denetimler ve kesilen cezalar kamuoyunda büyük tepki yaratmıştı. İçişleri Bakanlığı ise yaptığı son açıklamada, düzenlemenin trafikte seyreden tüm araçlar bakımından “tutarlı, açık, hakkaniyetli ve yeknesak biçimde uygulanabilmesi” için yeni bir yönetmelik hazırlanacağını ve bu süreçte yaptırımların durdurulduğunu duyurdu. Arslan, bu durumun düzenlemenin uygulamasında ciddi bir sorun bulunduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti. “Yasa yürürlüğe giriyor, sonra uygulama durduruluyor” Arslan, henüz yürürlüğe girmesinin üzerinden çok kısa süre geçmiş bir düzenlemenin uygulanmasının durdurulmasının, yasama ve uygulama süreçlerindeki sorunları gözler önüne serdiğini söyledi. “Yasa yürürlüğe giriyor, denetimler yapılıyor, cezalar kesiliyor. Ardından Bakanlık yaptırımları durdurduğunu ve kesilen cezaların iptal edileceğini açıklıyor. Bu tablo, düzenlemenin uygulama esaslarının yeterince hazırlanmadan yürürlüğe konulduğunu açıkça göstermektedir.” “Mesele yalnızca kesilen cezalar değildir” Arslan, tartışmanın yalnızca kesilen idari para cezalarıyla sınırlı olmadığını vurguladı. “Cezadan kaçınmak için araçlarındaki multimedya sistemlerini söktüren, değiştiren ya da bu nedenle masraf yapmak zorunda kalan çok sayıda vatandaş var. İnsanlar neyin yasak, neyin serbest olduğunu bilmeden karar vermek zorunda bırakıldı. Bu durum yalnızca bir trafik uygulaması değil, aynı zamanda vatandaşın hukuk güvenliği meselesidir.” “Binlerce esnaf ve sektör de belirsizlik içinde” . Arslan, konunun otomotiv yan sanayisini ve oto aksesuar sektörünü de doğrudan etkilediğini belirterek şunları söyledi: “Türkiye genelinde araç içi multimedya sistemlerinin satışı, montajı ve servis hizmeti alanında faaliyet gösteren binlerce küçük işletme ve esnaf bulunmaktadır. Bu belirsizlik yalnızca araç sahiplerini değil, bu sektörde çalışan binlerce insanı da doğrudan etkilemektedir.” “Kurallar açık, eşit ve öngörülebilir olmalıdır” Arslan, verdiği soru önergeleriyle şu konuların açıklığa kavuşturulmasını istediğini belirtti: • Türkiye genelinde kaç araç hakkında ceza kesildiği • Kesilen cezaların iptal sürecinin nasıl yürütüleceği • Vatandaşların uğradığı maddi kayıpların nasıl değerlendirileceği • Hazırlanacak yeni yönetmeliğin hangi kriterlere dayanacağı • Otomotiv ve oto aksesuar sektörünün sürece nasıl dahil edileceği Arslan, yapılacak düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve uygulama birliği çerçevesinde açık ve öngörülebilir olması gerektiğini vurguladı. “Bu mesele milyonlarca araç sahibini ve binlerce esnafı ilgilendiriyor. Kurallar açık, net ve herkes için eşit olmalıdır. Keyfiliğe ve belirsizliğe yer olmamalıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.