SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukuk

Porsuk Haber Ajansı - Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!" Haber

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!"

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP cephesinden yöneltilen eleştirilere ve Jale Nur Süllü'nün açıklamalarına yanıt verdi. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ayrışma sürecinden bugüne kadar CHP Eskişehir Milletvekili Sayın Jale Nur Süllü’nün şahsımız, yol arkadaşlarımız ve Yeni Parti hakkında yaptığı pek çok değerlendirmeye cevap vermedim. Çünkü siyasette yollar ayrılabilir, tercihler değişebilir. Dün aynı çatı altında mücadele eden insanlar bugün farklı siyasi tercihlerde bulunabilir. Bunu kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmeyi doğru bulmadım. Ancak son günlerde kullanılan “maceraya atıldılar”, “örgütlerimizi çaldılar”, “tam bir siyasi hırsızlıkla gittiler”, “arınarak devam ediyoruz” ifadeleri artık siyasi eleştirinin ötesindedir. DÜN KARŞI ÇIKTIĞIMIZ DİLİ BUGÜN KULLANAMAYIZ Yıllardır iktidarın ve onunla aynı zeminde buluşan butlancı anlayışın; demokratik muhalefeti itibarsızlaştırmak, seçilmişleri kriminalize etmek ve siyasi tercihleri şaibeli göstermek için kullandığı dile hep birlikte karşı çıktık. Dün karşı çıktığımız dili bugün eski yol arkadaşlarımıza karşı kullanmak ciddi bir siyasi savrulmadır. Kimse kimsenin örgütünü “çalmadı”. İnsanlar eşya değildir; siyasi partilerin mülkü hiç değildir. Belediye başkanları, ilçe başkanları, yöneticiler, meclis üyeleri ve yurttaşlar yaşananları görmüş, değerlendirmiş ve özgür iradeleriyle siyasi tercihte bulunmuştur. Bu tercihleri eleştirebilirsiniz; ancak insanların iradesini yok sayamazsınız. HUKUK DA DEMOKRASİ DE SİYASİ POZİSYONA GÖRE DEĞİŞMEZ Genel Başkanımız Özgür Özel hakkında hazırlanan fezlekelerdeki suçlamaları öne çıkaran bir dil kullanılması da düşündürücüdür. Fezleke hüküm değildir. İddia suçun kanıtı değildir. Masumiyet karinesi siyasi konjonktüre göre değiştirilebilecek bir ilke hiç değildir. Aynı tutarlılık Cumhurbaşkanı adayımız ve İBB başkanımız Ekrem İmamoğlu konusunda da gösterilmelidir. Daha düne kadar uğradığı hukuksuzluklara karşı çıktığınız, Silivri’de ziyaret ettiğiniz ve “Cumhurbaşkanı adayımız” dediğiniz Ekrem İmamoğlu hakkında bugün iktidarın uzun süredir üretmeye çalıştığı şüphe ve itham diline yaklaşmadan önce, geçmişte söylediklerinize ve paylaşımlarınıza bakmak gerekir. Siyasi tutarlılık, dün savunduğunuz ilkeleri şartlar değiştiğinde de savunabilmektir. YENİ PARTİ BİR “MACERA” DEĞİLDİR Butlan sürecinde biz nerede durduğumuzu gösterdik. Siyasi partilerin iradesinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesine, demokratik siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesine karşı çıktık. Yol ayrımına geldiğimizde de tercihimizden tereddüt etmedik. Yeni Parti’yi birkaç kişinin tercihi ya da bir “macera” olarak göstermek ise ortaya çıkan toplumsal gerçeği görmezden gelmektir. Bu partiyi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet sağladı. Kuruluşunun hemen ardından yüz binlerce yurttaşımız üyelik için başvurdu; iki hafta gibi kısa bir sürede Türkiye’nin neredeyse bütün il ve ilçelerinde kurucu örgütlenmeler oluşturuldu. Bugünün ana muhalefet partisi, yarının iktidar iddiasını taşıyan Yeni Parti’nin gücü; “çalınmış” örgütlerden değil, kendi iradesiyle yan yana gelen milyonlarca yurttaşımızdan doğmaktadır. O nedenle bugün sorulması gereken asıl soru şudur: BUNCA İNSAN NEDEN AYNI SİYASİ TERCİHTE BULUŞTU? Bu sorunun cevabı ithamda, hakarette ya da geçmişi yeniden yazmakta değil; yaşanan siyasi süreçtedir. Biz dün hukuksuzluğa karşı nerede durduysak bugün de oradayız. Dün millet iradesini nasıl savunduysak bugün de aynı kararlılıkla savunuyoruz. Çünkü siyasette asıl mesele hangi çatının altında olduğunuz değil; yol ayrımına geldiğinizde hangi değerlerin yanında durduğunuzdur. Kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğine, kimin şartlar değişse de sözünün ve değerlerinin arkasında durduğuna millet karar verir. Tarih de kaydını buna göre düşer."

Kalıcı Barış Adalet ve Demokrasiyle Sağlanır Haber

Kalıcı Barış Adalet ve Demokrasiyle Sağlanır

Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı Eğitim Başkanı Nihat Çelik, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" süreciyle ilgili basın açıklaması düzenledi. Açıklamada toplumsal barış, kardeşlik ve ortak akıl vurgusu yapılırken, ekonomiden adalete ülkenin temel sorunlarına da dikkat çekildi. ​"Süreçte Emeği Geçenlere Teşekkür Ediyoruz" ​Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı'nda gerçekleştirilen basın açıklamasını Eğitim Başkanı Nihat Çelik yaptı. Konuşmasına kanunun kabulü yönünde irade ortaya koyan Saadet Partisi milletvekillerine ve Genel Başkan Mahmut Arıkan'a teşekkür ederek başlayan Çelik, farklı siyasi partilerden "kabul" oyu vererek sürecin Meclis zemininde ilerlemesine katkı sunan tüm milletvekillerine ve genel başkanlara minnettarlıklarını iletti. ​"Endişeler Dikkate Alınmalı, Değerlendirmeler Gerçek Hükümler Üzerinden Yapılmalı" ​Bunun daha büyük bir sorumluluğun başlangıcı olduğunun altını çizen Çelik, Saadet Partisi’nin genel yaklaşımının ‘Hayra motor, şerre fren olmak’ düsturuyla şekillendiğini belirtti. Çelik, süreçle ilgili kaygı taşıyan vatandaşların endişelerinin dikkate alınmasının elzem olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: ​"Hiç kimsenin soru işaretleri veya itirazları nedeniyle suçlanmaması gerekli ve önemlidir. Değerlendirmelerin söylentiler ve siyasi yorumlar üzerinden değil, yasanın gerçek hükümleri ile Türkiye’nin güvenliği açısından ortaya koyduğu imkân ve riskler üzerinden yapılması çok kıymetli olacaktır." ​"Kalıcı Barış Yalnızca Güvenlik Politikalarıyla Sağlanamaz" ​Kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın sadece güvenlik politikalarıyla tesis edilemeyeceğini belirten Nihat Çelik; adalet, hukuk, demokrasi, ekonomik kalkınma, istihdam, eğitim ve sosyal dayanışmanın da sürecin ayrılmaz parçaları olduğuna dikkat çekti. ​Çelik, Türkiye'nin kucaklayıcı vizyonunu şu sözlerle özetledi: ​Eşit ve Onurlu Vatandaşlık: Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkes’iyle; doğusuyla, batısıyla bütün vatandaşların kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu bir parçası olarak gördüğü bir Türkiye isteniyor. ​Ortak Kazanım: Barışın bir tarafın diğerine üstün gelmesi anlamına gelmediğini, asıl hedefin kardeşliğin güçlenmesi ve Türkiye’nin tamamının kazanması olduğu ifade edildi. ​"Çocuklarımızın Geleceğini Geçmişin Acılarına Mahkûm Etmemeliyiz" ​Bir evladın daha toprağa düşmemesi, annelerin evlat acısı yaşamaması ve gençlerin silahların değil eğitim ile üretimin peşinden gitmesi için bu imkânın değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Çelik, bu hedefe ulaşmanın yolunun düşmanlaştırmadan, istişare, sağduyu, samimi diyalog ve ortak akıldan geçtiğini belirterek, Meclis’te ortaya çıkan iradenin toplumsal mutabakata dönüştürülmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. ​"Türkiye Yeni Bir Siyasi ve Toplumsal Dile İhtiyaç Duyuyor" ​Öfke yerine sükûnet, çatışma yerine diyalog, intikam yerine adalet, ayrışma yerine kardeşlik, korku yerine güven ve kutuplaşma yerine istişarenin hayati önem taşıdığını dile getiren Çelik, Saadet Partisi'nin bu anlayışın takipçisi olmaya devam edeceğini belirtti: ​"Amacımız herhangi bir siyasi partinin başarısı değil, Türkiye’nin başarısıdır. İktidar ve muhalefetin üzerinde milletin hakkını ve Türkiye’nin geleceğini gözetmeye devam edeceğiz. Doğru gördüklerimizi destekleyecek, yanlış gördüklerimizi ise açıkça ifade etmekten çekinmeyeceğiz." ​Açıklama, ekonomi, adalet, eğitim, tarım, genç işsizliği ve yoksulluk başta olmak üzere ülkenin çözüm bekleyen diğer kronik sorunlarında da sorumluluk almaya devam edileceği mesajıyla sona erdi.

CHP'li Arslan: ''Yeni Bir Siyasal Yürüyüş Başlatıyoruz'' Haber

CHP'li Arslan: ''Yeni Bir Siyasal Yürüyüş Başlatıyoruz''

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, TBMM Meclis Grup toplantısının ardından siyasetteki yeni yapılanma ve parti süreçlerini değerlendirerek Genel Başkan Özgür Özel öncülüğünde halkın iktidarını kurma kararlılığında olduklarını vurguladı. TBMM’de gerçekleştirilen CHP Meclis Grup toplantısı sonrasında sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulunan Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, siyasette yeni bir mücadelenin ve yürüyüşün başladığına işaret ederek mevcut düzenin değişmesi gerektiğine dikkat çekti. "Milletin İradesine Zincir Vurulamaz" Siyasetteki gelişmeleri ve yeni parti süreçlerini değerlendiren İbrahim Arslan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Milletin iradesine zincir vurmak isteyenlere karşı, yeni bir siyasal yürüyüş başlatıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; mevcut düzen kendiliğinden değişmeyecek. Hukuk, adalet ve demokrasi kendiliğinden geri gelmeyecek. Türkiye, cesaretle sorumluluk alanların omuzlarında yeniden yükselecek. Bu yüzden geri çekilmiyoruz, bu yüzden susmuyoruz." "Koltuk İçin Değil, Cumhuriyet İçin Yürüyoruz" Muhalefet anlayışını ve siyasetteki temel hedeflerini net bir dille ortaya koyan CHP'li Arslan, başlattıkları mücadelenin amacını şu maddelerle özetledi: ''Koltuk için değil, Cumhuriyet için, Makam için değil, millet için, Muhalefette kalmak için değil, iktidar olmak için.'' "Özgür Özel Öncülüğünde İktidar Yakın" CHP Genel Başkanı Özgür Özel liderliğinde yürütülen siyasete tam destek veren Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel öncülüğünde; umudu büyütmeye, halkın iktidarını kurmaya ve Türkiye’yi yeniden demokrasiyle buluşturmaya kararlıyız. Milletin iradesinden daha büyük bir güç yoktur. Yolumuz açık, iktidarımız yakın olsun. Yürüyelim arkadaşlar" diyerek sözlerini tamamladı.

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Demir: "Hukuk, Üstünlerin Hukukuna Teslim Edildi"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve Eskişehir gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. İl Başkanı Demir, mevcut iktidarı ve muhalefet içindeki gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. ​"Demokrasi, Adalet ve Liyakat Esas Olmalı" ​Konuşmasına Türkiye’nin temel değerlerine vurgu yaparak başlayan Hasan Demir, bir ülkenin kalkınmasının demokrasi, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini "üstünlerin hukukuna" bıraktığını savunan Demir şu ifadelere yer verdi; "Basın açıklamamı, Türk milletinin yaşam kalitesini arttırmak için ne gibi unsurlara dört elle sarılmak gerektiğini beyan ederek başlamak istiyorum. Bir ülkenin ekonomisi, kültürü, birçok dokusu öncelikle demokrasi, daha sonra adalet ve liyakat ilkelerine bağlıdır. Evet, demokrasi, adalet ve liyakat. Başta Zafer Partisi lideri Profesör Doktor Ümit Özdağ olmak üzere muhalif partilere ve kadrolara yapılanlar bize net olarak göstermektedir ki hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumdadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında kurulduğu zaman diliminde hukukun üstünlüğünü her daim şiar edinmiş bir devletken maalesef son süreçler bize net olarak göstermektedir ki üstünlerin hukuku anitibarıyla ülkemizde hızlı bir ilerleme katetmiş ve hukuk gerçekten rafa kaldırılmış durumda. Bu hadiseyi ne zaman yaşamaya başladık? Son 3 sene içerisinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu sonrası Sayın Bahçeli'nin "Her şey değişecek, umarız Türkiye değişmez." söylemleri sonrası görmeye başladık. Bir süreç başladı 2024 Ekim'de ve bu süreç terörü yasallaştırma, terörist başına da statü sahibi etme üzerine tayin edilmeye çalışıldı ve devam ediyor. İran Savaşı her ne kadar baskılamış olsa da belli unsurlar bu konuda çalışmalarını yapmaya devam ediyor. Beraberinde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası söylediğim gibi muhalif kadrolara ve sivil inisiyatife sürekli bir operasyon, sürekli anlamsız sıkıntılarla hemhal olmak zorunda bırakılıyor. Bugün, tarihsel bir demokrasi rezilliğinin yaşandığı günlerden birisi. Cumhuriyet Halk Partisinin biliyorsunuz anitibarıyla kanunen bir ama görünen 2 tane genel başkanı var. Kanunen kabul edilmiş, YSK tarafından kabul edilmiş genel başkanı Özgür Özel ortadan kaldırılıp yerine ikame bir genel başkan arayışı ve arzusuyla Kemal Kılıçdaroğlu konuşlandırılmak isteniyor. Türk demokrasisi çok ciddi sınavlardan, geçmişte beyan ettiğimiz gibi çok ciddi sınavlardan geçiyor. Bu sınavlardan geçerken Türk milleti ne gibi sorunlar yaşıyor? Bunları da kesinlikle es geçmeden anlatmak zorundayız. Türk milleti yoğun bir ekonomik krizin altında ezilme eşiğinde. Memuruyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, hayvancısıyla, esnafıyla herkes bu krizin altında ezilme ve hayatını idame etmede sorunlar yaşamakta. Geçen hafta belirlenen özellikle tarımsal faaliyet yapan çiftçimizin taban fiyat denkleminde yaşadığı hadiselerde gösteriyor ki çiftçimiz de unutulmuş durumda ve tarım, bir şekilde mevcut hükûmetin plansız planları üzerinden maalesef zora sokulmaya çalışılmakta. Hayvancılık aynı şekilde, et ve süt ürünleri artık ulaşılamaz hal almaya başlarken maalesef üretici, aracı ve tüketici, herkes muzdarip. İnsanlar gıdaya erişmekte gerçekten zorlanır hal almış durumda. İnsanlar yaşayamıyor. Mutluluk, doğru yaşam kalitesine entegre bir kavramdır. Maalesef mutluluğumuzu her gün mevcut süreçlerin bize yaşattıkları vasıtasıyla kaybeder bir toplum haline gelmeye başladık. Özellikle son dönemlerde üstüne basa basa Türk milletini bir, bütün, beraber olma noktasında sevk ettiğimiz her arayış, birtakım mihraklar ve odaklar tarafından bölünme noktasına sevk edilmeye çalışılıyor. Son dönemlerde yaşadığımız olayları da en son sunumumda belli örneklerle sizlerle paylaşacağım. Eskişehir'de bu esnada neler yaşanıyor? Eskişehir'de gariptir ki hafta sonu bir sendika seçiminde transfer vekil bir cümle sarf etti. Dedi ki: "Ben olduğum sürece, kendisi olduğu sürece sağlık sektöründeki kamu arazileri hiçbir şart altında özelleştirilemeyecekmiş." Neymiş efendim? Kendisi olduğu sürece. Yani kendisi olmadığı zaman bu ülkede neler yaşanacağını hiç kimse zihninde canlandıramayacak bu ülkede. Cumhuriyet bu değil, demokrasi bu değil, adalet bu değil. Sayın vekile buradan Zafer Partisi İl Başkanı olarak sesleniyorum. Senin varlığın 86 milyonu ne kadar etkileyebilir? Yokluğun ne kadar etkileyebilir? Sen ancak kendi alanında ufak oyunlarınla hemhal ol. Türk milletinin derdiyle hemhal olsaydın zaten göstermiş olduğun tavrı göstermez, muhaliflerin oylarına sahip çıkar, muhalefet partinizde milletvekilliğine devam ederdin. Amma velakin 80.000'in üzerindeki oyu hükûmete resmen peşkeş çektin ve utanmadan kalkıyorsun, "Ben olduğum sürece bu arsalar devletin olmaya devam edecek." diyorsun. Hadi canım sen de. Şatafattan, saray yaşantısından hiçbir tasarruf sağlamayan hükümet, Türk milletine hizmet odaklı kurulan, başta postaneler olmak üzere birçok alanda maalesef tasarrufu öngördü. Geçen hafta standart yaptığımız mahalle ziyaretleri esnasında Orhangazi Mahallemizde gördük ki haftanın 2 gününe açılması, 2 gününe planlanan PTT şubesi, orada yaşayan binlerce insanı mağdur ediyor. Bu uygulama Türkiye'nin, pardon Eskişehir'in her mahallesinde net olarak görünüyor. Tasarruf tedbirlerini halka hizmet üzerine şekillendiren ama kendi şatafatlı hayatlarına hiçbir tasarruf getirmeyen hükümet, zaten o yüzden mevcut süreçleri örseliyor, baltalıyor ve sandığı önümüze getirme cesaretini sergileyemiyor. Ve beraberinde başka bir konumuz var Eskişehir özelinde. Devlet Demiryollarına ait atıl bölgelerin Eskişehir halkının hizmetine sunulması arzusu. Evet, 4 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan, AKP İl Başkanı tarafından beyan edilen, milyonlarca liranın müteşebbis tarafından yatırılacağı beyan edilen bir ihale vardı 4 Haziran'da. Bildiğimiz kadarıyla ayın 22'sine ertelendi ve bu ihale neticesinde Eskişehir halkının kazanacağı ne var sorularını da buradan Sayın Başkana net olarak sormak istiyorum. Bu alanlar, bir an önce Eskişehir halkının sosyal hayatına dahil edilmesi gereken alanlar. Eskişehir, Türkiye'deki standartların üzerinde yeşil alana sahip bir şehir olsa da merkezi sıkışmış durumda. Hoşnudiye Mahallesi'nde insanlar nefes alacak yer arıyor ve bu yerler maalesef şu an atıl vaziyette duruyor. Evet, gelelim son hadiseye. Türk milletini böldürmeyeceğiz. Bütünlüğü asla ve asla ortadan kaldırtmayacağız. Hangi odak, hangi sistem bunu arzu ederse etsin Zafer Partisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileri hiçbir şartta Türk milletini böldürmeyecek. Bir Suriye, bir Irak buradan çıkartmayacak. Bununla beraber 3 tane görselle sizin, bir paylaşım yapmak istiyorum. Şu an elimde gördüğünüz 1. görsel. Bu görselde bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olduğunu bildiğimiz bir zatımuhterem, Türk milletinin, Türk toplumunun ayrılmaz parçası olan Çerkezlere yönelik sosyal medyasında yaptığı iğrenç paylaşımı görüyorsunuz. Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olan Çerkezlere yaptığı iğrenç bir paylaşım. Bu paylaşımı kendisine Zafer Partisi İl Başkanı olarak iade ediyorum. İkincisi, burada gördüğünüz görsel yine Türk milletini bölmek, parçalamak adına tayin edilmiş Samsun'un Terme ilçesinde hükümetin belediye meclis üyesi Rümeysa Eker tarafından sosyal medyada yayınlanmış bir paylaşım. Türkiye Cumhuriyeti'ğinin kurucu felsefesine hakaret üstüne hakaret yağdıran bir paylaşım. Aynı şekilde Türk milletini bölüp parçalama üzerine tayin ediliyor. Ve son olarak, bununla alakalı onlarca örnek var ama son bir hafta yaşadığımız 3. örnek. Evet, bu da Rahmi Koç. Rahmi Koç ne yaptı. Kendisi meşhur Koç ailesinin onursal başkanı. Ne yaptı. Bir sağlık kuruluşu açılışında bir kelam sarf etti, iğrenç bir kelam. Yine Türk milletini bölecek, parçalayacak, değerlerini yok edecek bir kelam. Biz buna müsaade etmeyeceğiz ama şu altta gördüğünüz görselde 32 dişi görünen dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım'a da buradan sormak istiyorum. Bu iğrenç hikaye anlatılırken kahkahalar içerisinde gülecek ne gördünüz. Bu toplumu neden birbirinden ayrıştırma arzusundasınız. Neden bu ülkeyi Suriye gibi, Irak gibi parça parça hale getirmeye çalışıyorsunuz. Biz İstiklal Harbi'ni vermiş yüce Türk milletinin evlatları olarak tekrar tekrar beyan ediyoruz. Bu oyunlara, bu tuzaklara 86 milyon Türk vatandaşı düşmeyecek ve biz bunun için kanımızın son damlasına kadar net olarak mücadele edeceğiz."

Başkan Kurt'un Mesajında Dayanışma, Adalet, Demokrasi ve Halk İradesi Vurgusu Haber

Başkan Kurt'un Mesajında Dayanışma, Adalet, Demokrasi ve Halk İradesi Vurgusu

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda dayanışma, adalet, demokrasi ve halk iradesi vurgusu yaptı. Bayramların toplumsal bağları güçlendiren özel günler olduğunu belirten Kurt, demokratik değerlere ve hukuk güvencesine sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bayramların paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve ortak vicdanın güç kazandığı günler olduğunu ifade etti. Kurban Bayramı’nın yardımlaşmanın, eşitliğin, adalet duygusunun ve insan onuruna sahip çıkmanın önemini hatırlatan güçlü bir toplumsal miras olduğunu kaydeden Başkan Kurt, Türkiye’nin içinden geçtiği sürece de değindi. Başkan Kurt, mesajında şu cümlelere yer verdi: “Bayramlar; paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve ortak vicdanın güç kazandığı, toplumsal bağlarımızı yeniden kuvvetlendirdiğimiz özel günlerdir. Kurban Bayramı da bizlere; yardımlaşmanın, adalet duygusunun, eşitliğin ve insan onuruna sahip çıkmanın önemini hatırlatan güçlü bir toplumsal mirastır. Sofralarımızı, sevgimizi ve umudumuzu paylaştığımız bu günler, aynı zamanda ülke olarak nasıl bir gelecek istediğimizi yeniden düşünme fırsatı sunmaktadır. Ülkemizin içinden geçtiği bu dönemde demokrasiye, hukuka ve halk iradesine sahip çıkmak yalnızca siyaset kurumunun değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Demokratik siyaseti yargı eliyle şekillendirme girişimleri, seçme ve seçilme hakkını tartışmaya açan anlayışlar, siyasi partilerin iç işleyişine dönük müdahale arayışları; yalnızca bir kurumu ya da bir partiyi değil, Türkiye’nin demokratik geleceğini ilgilendirmektedir. Çünkü demokrasi, ancak halkın özgür iradesine, çoğulculuğa ve hukuk güvencesine dayandığında anlam kazanır. Demokratik siyasetin meşruiyeti yalnızca sandıkta değil; siyasal kurumların kendi iradelerine, demokratik işleyişine ve hukuk güvencesine duyulan saygıyla korunur. Siyasi yaşamı yargısal ya da idari müdahale alanına dönüştürme arayışları, toplumsal barışa ve demokrasiye olan güvene zarar vermektedir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; hukukun üstünlüğüne, laik ve demokratik cumhuriyet değerlerine, örgütlü siyasetin bağımsızlığına ve milletin karar verme hakkına her zamankinden daha güçlü biçimde sahip çıkmak zorundayız. Umudu ayakta tutan şey, yalnızca güzel sözler değil; adaletin varlığına olan inanç, eşit yurttaşlık talebi ve halkın değişim iradesidir. Bizler, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın, dayanışmayı büyütmenin ve demokratik mücadeleyi kararlılıkla sürdürmenin Türkiye’nin aydınlık yarınlarının anahtarı olduğuna inanıyoruz. Odunpazarı’nda olduğu gibi ülkemizin dört bir yanında emekten, özgürlükten, adaletten ve halkçı belediyecilik anlayışından yana olmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmasına gerek yoktur; bu ülkenin birikimi, gençleri, kadınları, emekçileri ve demokrasiye inanan milyonları vardır. Zorlukları aşmanın yolu ayrışmak değil, ortak akılda, dayanışmada ve demokratik değerlerde buluşabilmektir. Bu duygularla, Kurban Bayramı’nın; kırgınlıkların yerini hoşgörünün, kutuplaşmanın yerini kardeşliğin, kaygının yerini umut ve dayanışmanın aldığı günlere vesile olmasını diliyorum. Başta Odunpazarılı hemşehrilerimiz olmak üzere tüm yurttaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur, bereket ve aydınlık yarınlar getirmesini temenni ediyorum.”

Başkan Ataç “10 Canın Hesabı Vicdanlarda Kapanmadı” Haber

Başkan Ataç “10 Canın Hesabı Vicdanlarda Kapanmadı”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Eskişehir’in de aralarında bulunduğu farklı illerde meydana gelen yangınlarda ihmali olduğu ileri sürülen 36 kamu görevlisi hakkında soruşturma izni vermemesini eleştirdi. Ataç, "Bu karar kamu vicdanını derinden yaralamış, evlatlarını kaybeden ailelerin acısını hafifletmemiş; aksine adalet beklentisini daha da büyütmüştür." dedi. Başkan Ataç açıklamasında şöyle konuştu: Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Eskişehir’in de aralarında bulunduğu farklı illerde meydana gelen yangınlarda ihmali olduğu ileri sürülen 36 kamu görevlisi hakkında soruşturma izni vermemesi, kamu vicdanını derinden yaralamıştır. Bu karar, evlatlarını kaybeden ailelerin acısını hafifletmemiş; aksine adalet beklentisini daha da büyütmüştür. Seyitgazi’de yaşanan orman yangınında 5 orman işçimizi ve 5 AKUT gönüllümüzü kaybetmenin acısını hâlâ yüreğimizde taşıyoruz. O gün yalnızca 10 insanımızı değil; evlatları, babaları, kardeşleri, yol arkadaşlarını, bu ülkenin fedakâr emekçilerini toprağa verdik. Yangının ardından acılı ailelerin, kamuoyunun ve hepimizin beklediği şey çok açıktı: Gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, varsa ihmalin belirlenmesi ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi. Çünkü insan hayatı söz konusu olduğunda hiçbir gerekçe, hiçbir makam, hiçbir bürokratik karar vicdanların önüne geçemez. Bizim talebimiz adalettir. Bizim talebimiz kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değil, gerçeğin bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılmasıdır. Çünkü adalet duygusu yara aldığında, toplumun devlete ve kamu yönetimine duyduğu güven de yara alır. Seyitgazi’de yitirdiğimiz 10 canı unutmayacağız. Onların hatırasına sahip çıkmak, yalnızca anmakla değil; bu acıların bir daha yaşanmaması için sorumluluk bilinciyle hareket etmekle mümkündür. Acılı ailelerimizin yanında olmaya, kamu vicdanının sesi olmaya ve bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Adalet gecikebilir ama bu topraklarda vicdan asla susmaz.

Başkan Ataç: “Tepebaşı 25 Yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kalesi” Haber

Başkan Ataç: “Tepebaşı 25 Yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kalesi”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi’nde ağırladı. Başkan Ataç, “Tepebaşı 25 yıldır CHP’nin kalesi” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, çeşitli temaslar için Eskişehir’e gelen CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi’nde ağırladı. Günaydın, Başkan Ataç’ın makam odasında gerçekleştirdiği ziyaretin ardından vatandaşlar ve partililer tarafından Meclis Salonunda coşkuyla karşılandı. “25 yıldır birlikteliğimiz bozulmadı” Grup Başkanvekili Günaydın ile dostluklarının uzun yıllara değindiğini belirten Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Başkanımla birlikte, onun Ziraat Mühendisleri Genel Başkanı olduğu dönemde yollarımız kesişti. O tarihten itibaren dostluğumuz sürüyor. Eskişehir halkı da sizi çok seviyor. Bugün burada meclis üyelerimiz, ilçe kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ilçe başkanımız ve halkımız burada. Her zaman olduğu gibi, 25 senedir bu birlikteliği bozmadan bugüne kadar geldik. Bundan sonra da aynı şekilde sürdüreceğiz. Tepebaşı artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesi” ifadelerini kullandı. “Ahmet Başkanla zorlu yollarda birlikte yürüdük” Meclis Salonu’nda kendisini karşılayanlara hitaben konuşan Günaydın, “Gerçekten biz Ahmet Başkanla demokrasi mücadelesinde çok uzun yıllar önce yolu kesişmiş arkadaşlarız. Bu memleketin zorlu yollarında birlikte mücadele ettik. Zaten siyaset, birden bire içine girilen bir alan değildir. Siz önce toplumsal mücadelenin bir parçası olursunuz. Sonra o mücadele sizi bazen çok iyi yerlere götürür, bazen Silivri’ye götürür. Yol nereye çıkarsa kabulümüzdür. Elbette bunu hak gördüğümüz, adil bulduğumuz için söylemiyorum. Ama bu memleketin aydınlığa kavuşması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Bizi bunlarla yıldıramazlar” diye konuştu. “Atatürk’e bağlı olduğu sürece herkes başımın üstündedir” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir şekilde başka emellere hizmet ettirilemeyecek kadar kıymetli ve kadim bir memlekettir. Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürümeye devam edeceğiz. İktidar partisine oy veren vatandaş da, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bağlılığında bir sorun olmadığı sürece başımın üstündedir. Ben bir insanı AK Parti’ye oy veriyor diye düşman görmem. MHP’ye oy veriyor diye düşman görmem. Biz onlara nasıl saygı duyuyorsak, onların da bize aynı saygıyı göstermesini bekleriz. Bu yalnızca bir takdir meselesi değil, aynı zamanda bir zorunluluktur. İdeallerimiz, birikimlerimiz, yaşam tercihlerimiz farklı olabilir. Ama hepimiz bu memlekette yaşıyoruz. Bugüne kadar da bu memleket böyle geldi” dedi. “Yeni moda, kumpaslarla belediyeleri ele geçirmek” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “Şimdi yeni bir moda çıktı arkadaşlar: İktidar bir belediyeyi kaybettiyse, ‘O belediyeyi nasıl geri alırım?’ diye hesap yapmaya başlıyor. Üzülerek söylüyorum; sadece hesap yapmıyor, kumpas kuruyor. O kumpaslarla belediyeleri ele geçirmeye çalışıyor. Türkiye’de yaklaşık bin 400 belediye var. Bunun 420’si CHP’li. Ama siz dönüp dolaşıp gece yarısı ya da şafak operasyonlarıyla sadece CHP’li belediyelere saldırırsanız, belediye başkanlarını tutuklarsanız, meclis üyelerinin matematiğini değiştirecek sayıda insanı hedef alırsanız, bunun hukukla, adaletle ilgisi olduğuna kimseyi inandıramazsınız” ifadelerini kullandı. “Parti rozeti takmış devlet görevlisi olmaz” CHP Grup Başkanvekili Günaydın, “CHP iktidarında, ben kürsüde bir tane CHP rozeti takmış hâkim görmek istemiyorum. Hâkim dediğin bağımsız olur, tarafsız olur. Daha üç ay önce bir partinin il ya da ilçe yönetiminde görev almış bir avukatın, hâkim olarak karşımıza çıkarılması hukuk düzenini ortadan kaldırmaktadır. Emniyet genel müdürü de, vali de, İçişleri Bakanı da devletin görevlisidir. Bizim gibi düşünmeyen insanların da güvencesi olsunlar. Bugün bazı isimlerin, devlet protokolüyle birlikte parti il başkanlıklarını ziyaret ettiğini görüyoruz. Biz bunlardan bağımsızlık ve tarafsızlık bekliyoruz. Olmaz. Dolayısıyla memleketin bu anlamda çivisi çıkmıştı” dedi. “Türkiye’de böyle bir belediye binası yok” Konuşmaların ardından Başkan Ataç, Grup Başkanvekili Günaydın’ı Tepebaşı Belediyesi hizmet binasında yer alan Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu eserlerini gezdirdi. Sanat eserlerini inceleyen Günaydın, “Belediye binası bir sanat galerisi gibi olmuş. Türkiye’de böyle bir belediye binası yok. Burası gerçekten bir galeri” diye konuştu. Ziyarette, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Milletvekili İbrahim Arslan, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, Tepebaşı Kadın Kolları İlçe Başkanı Nilay Mert Başlı, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, partililer ve çok sayıda vatandaş da yer aldı.

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz CHP'nin Yargı Reformu Paketini Açıkladı Haber

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz CHP'nin Yargı Reformu Paketini Açıkladı

​Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanlığı, Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan adalet sistemine mercek tutan bir panele ev sahipliği yaptı. “CHP’nin Yargı Reformu Önerileri” başlıklı panelde, yargının siyasetten arındırılması ve liyakatin yeniden tesisi için hazırlanan kapsamlı yol haritası kamuoyuyla paylaşıldı. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü CHP Odunpazarı İlçe Başkan Yardımcısı Safiye Gürdoğan’ın üstlendiği panele; CHP Parti Meclisi Üyesi ve CAO Adalet Politikaları Başkanı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, İl Disiplin Kurulu Başkanı Murat Can Cırık, İl ve İlçe Yöneticileri, Kadın ve Gençlik Kolları Başkan ve üyeleri ile çok sayıda oda, sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi yoğun ilgi gösterdi. ​"Adalet Toplumun Vicdanıdır" Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında tecelli etmesi gerektiğini vurguladı. Çınar, "Hukuk sistemi sadece normlar bütünü değil, ahlaki bir sorumluluk alanıdır. Gerçek adalet, ancak kanunla vicdanın birleştiği yerde hayat bulur" dedi. İlçe Başkanı Çınar; "Adalet sistemi, sadece hukukçuların meselesi değildir. Bu, aynı zamanda toplumun tamamını ilgilendiren bir demokrasi meselesidir.Bağımsız ve tarafsız bir yargı;Vatandaşın hak arama özgürlüğünün güvencesidir.Ekonomik güvenin temelidir. Toplumsal barışın en güçlü sigortasıdır. Eğer bir ülkede insanlar adaletin varlığına inanıyorsa, o ülkede umut vardır. Ama adalet duygusu zedelenmişse, hiçbir reform tek başına yeterli olmaz. İşte bu nedenle bugün konuştuğumuz yargı reformu; sadece teknik düzenlemeler değil, aynı zamanda bir zihniyet dönüşümünü de içermek zorundadır. Hukuku, sadece yazılı metinlerden ibaret görmeyen; insanı merkeze alan, hakkaniyeti esas alan, vicdanı dışlamayan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Bizler inanıyoruz ki; Gerçek adalet, yalnızca kanunla değil, vicdanla tamamlanır. Güçlü bir hukuk devleti, ancak bu ikisini birlikte yaşatabildiği ölçüde mümkündür." dedi. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada adalet ve hukuk anlamında yaşanan son gelişmelere dikkat çekti. Yalaz, yargıyı bir baskı aracı değil, adaletin güvencesi olarak gördüklerini ifade ederken yargı reformunun bir demokrasi, özgürlük ve gelecek meselesi olduğunu ifade etti. Yalaz, hukukun üstünlüğünün ancak öngörülebilir, tarafsız ve güven veren bir yargı sistemiyle hayat bulacağının altını çizdi. ​Panelin konuşmacısı Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, yargıdaki siyasallaşmanın temel aracı haline gelen mevcut yapının tamamen değiştirileceğini müjdeledi. Mevcut Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) lağvedilerek yerine, siyasetten tam bağımsız Adalet Yüksek Kurulu (AYK) kurulacağını ifade eden Boyunsuz, kurulun kendi başkanını kendisi seçeceğini, üyelerin son 3 yıl içinde aktif siyaset yapmamış olması şartı aranacağını, kurulun tüm kararları yargı denetimine açık hale getirileceğini ifade etti. ​Yargıya girişteki "sadakat" esaslı sistemin yerini liyakate bırakacağını belirten Boyunsuz, yeni sınav sisteminde, mülakatlar kura usulü sorularla yapılacağını ve kamera kaydı altına alınacağını ve notlama kriterleri önceden ilan edilelere ve keyfiliğe son verileceğini ifade etti. ​Yargı mensuplarının "sürgün" korkusuyla karar vermesinin önüne geçileceğini belirten Boyunsuz; hakimlerin disiplin cezası veya kendi istekleri dışında görev yerleri değiştirilemeyeceğini ve her kademede yasal koruma altına alınacağını söyledi. ​Reform paketinin sadece yapısal değişiklikleri değil, vatandaşın adalete erişimini de kolaylaştırmayı hedeflediğini belirten Boyunsuz, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularda hak ihlaline neden olan mahkeme kararını veya idari işlemi doğrudan iptal edebileceğini, Yoksul vatandaşlar için ücretsiz hukuki bilgi sunan "hukuk klinikleri" ve "hukuki yardım ofisleri" açılacağını ve tıbbi davalar ve askeri konular gibi alanlarda uzmanlaşmış yargıçların görev yapacağı ihtisas mahkemelerinin çoğaltılacağının altını çizdi. ​Prof. Dr. Boyunsuz, hukuk eğitimindeki nitelik kaybına da dikkat çekerek; yeterli kadrosu olmayan fakültelere öğrenci alımının durdurulacağını ve kontenjanların daraltılacağını ifade etti. Özellikle vakıf üniversitelerindeki ticari kaygının önüne geçilmesi için ek koşullar getirileceği belirtildi.

Başkan Ünlüce'den Avukatlar Günü Mesajı Haber

Başkan Ünlüce'den Avukatlar Günü Mesajı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Ünlüce mesajında şu görüşlere yer verdi: “Bugün adalet terazisinin dengede durması için mücadele edenlerin günü. Avukatlık mesleği hukuk sisteminin en dayanıklı zinciri, insan haklarının, demokrasinin ve hukuk devletinin güvencesidir. Güçlü bir yargı sistemi ancak güçlü bir savunmayla sağlanabilir. Adaletin doğru tecelli etmesine çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda en temel hak olan savunma hakkının önemi daha da artmıştır. Bir kez daha görülmüştür ki; adalet mülkün temeli ise avukatlar o temelin dayanak noktasıdır. Avukatın olmadığı, yok sayıldığı, değersizleştirildiği bir ortamda kimsenin hukuk güvenliğinden bahsedilemez. Avukatın sesinin kesildiği yerde toplum savunmasız kalır. İnsan onurunun korunduğu bir toplum düzeni ancak hukuk devleti ile mümkündür. Esas olan hiçbir zümrenin ya da üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğüdür. Bu sağlanamadığı sürece ne huzur, ne refah, ne de güzel bir gelecek hayali kurulabilir. Zamanın ve şartların ağırlığı ne olursa olsun; hakkın, hukukun ve adaletin yanında durarak gerçeğin izini süren tüm meslektaşlarımı dayanışma duygularımla selamlıyorum. Yolumuz hukuk, pusulamız adalettir. Bu duygu ve düşüncelerle, ebediyete irtihal etmiş meslektaşlarımı rahmetle yâd ediyor; başta Eskişehir Barosu Avukatları olmak üzere tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü içtenlikle kutluyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.