SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hububat

Porsuk Haber Ajansı - Hububat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hububat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki Haber

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'dan TMO Hububat Alım Fiyatlarına Tepki

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Başkan Bayraktar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: Temel destek dekar başına 403 lira Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

Mahmudiyeli Çiftçilere Hububat Hastalıkları Eğitimi Haber

Mahmudiyeli Çiftçilere Hububat Hastalıkları Eğitimi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi iş birliğinde düzenlenen “Çiftçi Söyleşileri”nin ikincisi, üretimin önemli merkezlerinden biri olan Mahmudiye’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Üreticilerin bilgiye erişimini artırmak, tarımsal üretimde karşılaşılan sorunlara bilimsel çözümler sunmak amacıyla düzenlenen söyleşide, “Hububat Hastalık ve Zararlıları” konusu ele alındı. Mahmudiyeli çiftçilerin büyük ilgi gösterdiği programda, hububat üretiminde sıkça görülen hastalıklar ve zararlılar tüm yönleriyle değerlendirildi. Eğitim programına, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi 2. Başkanı Dr. Necmettin Bolat eğitimci olarak katıldı. Programa ayrıca Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Mahmudiye Ziraat Odası Başkanı Semih Onar ve çok sayıda çiftçi katılım sağladı. Dr. Necmettin Bolat söyleşide; hububat alanlarında görülen fungal hastalıklar, zararlı organizmalar, erken teşhisin önemi ve doğru mücadele yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Özellikle iklim değişikliği ve kuraklık koşullarının hastalık ve zararlı yoğunluğu üzerindeki etkilerine dikkat çeken Bolat, üreticilere sahada uygulanabilecek güncel ve etkili mücadele yöntemlerini anlattı. Söyleşinin interaktif bölümünde çiftçiler, ekili alanlarda karşılaştıkları sorunları doğrudan uzmanlara aktarma fırsatı buldu. Üreticilerin sorularının yanıtlandığı programda; bitki sağlığının korunması, verim kayıplarının önlenmesi, doğru gözlem yapılması ve zamanında müdahalenin önemi vurgulandı. Bilinçli ilaçlama uygulamalarının sürdürülebilir tarımsal üretimde kritik rol oynadığına dikkat çekilen etkinlik, üreticiler tarafından büyük memnuniyetle karşılandı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, çiftçilerin üretim gücünü destekleyen eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının kent genelinde devam edeceğini belirtti.

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı Haber

Eskişehir’de Tarımsal Kuraklık Masaya Yatırıldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi Yönetimi toplantısına ev sahipliği yaptı. Vali Yardımcısı Adem Keleş başkanlığında toplanan kurul, şehrin su rezervlerini, baraj doluluk oranlarını ve önümüzdeki döneme ait tarımsal stratejileri değerlendirdi. Kuraklıkla Mücadelede Stratejik Adımlar Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş’in yanı sıra kamu kurum amirleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından kapsamlı sunumlar yapıldı. Şube Müdürü Tuncay Burhan ve Mühendis Kemal Pekdoğan, tarımsal kuraklıkla mücadele stratejileri ve modern su yönetimi teknikleri üzerine detayları paylaştı. Toplantı, 2022 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, İl Kuraklık Eylem Planı uygulama adımlarının takibi amacıyla gerçekleştirildi. Yağışlar Uzun Yıllar Ortalamasının Üzerinde Toplantıda paylaşılan meteorolojik veriler, Eskişehirli üreticiler için sevindirici bir tablo ortaya koydu. 1 Ekim 2025 ile 1 Mart 2026 tarihleri arasındaki "su yılı" verilerine göre: Gerçekleşen Yağış Miktarı: 224,2 mm Uzun Yıllar Ortalaması: 164,4 mm Yağış miktarının normalin üzerinde seyretmesi sayesinde, hâlihazırda hem sulu hem de kuru tarım alanlarında bitki çıkışı ve gelişimi konusunda bir problem yaşanmadığı belirtildi. Hububatta Kritik Dönem: Kardeşlenme Tamamlandı Eskişehir genelinde hububat ekili alanlarda bitkilerin kardeşlenme evresini başarıyla tamamladığı vurgulandı. Ancak uzmanlar, verimliliğin korunması için önümüzdeki ay düşecek yağışların "belirleyici" olacağı konusunda uyarılarda bulundu. Barajların Durumu ve Su Tasarrufu Çağrısı Eskişehir’deki içme suyu ve tarımsal sulama kaynaklarının güncel durumu, baraj doluluk oranları ile birlikte analiz edildi. Toplantının odak noktalarından biri de suyun tasarruflu kullanımı oldu. Kurul üyeleri, yağışlar ortalamanın üzerinde olsa dahi su tasarrufunun sürdürülebilir tarım için hayati önem taşıdığını hatırlattı.

CHP'li Gürer’den Çiftçilerin Beklediği Kanun Teklifi Haber

CHP'li Gürer’den Çiftçilerin Beklediği Kanun Teklifi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, BAĞ-KUR prim borcu bulunan çiftçilerin Hazine destekli sübvansiyonlu tarım kredilerinden yararlanamamasına neden olan düzenlemenin kaldırılması amacıyla hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Gürer, söz konusu uygulamanın çiftçileri üretimden koparmasına neden olabileceğini vurguladı. Tarım sektörünün son yıllarda çok yönlü bir krizle karşı karşıya bırakıldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye ekonomisinin ve kırsal istihdam yapısının temel direklerinden biri olan tarım sektörü, son yıllarda derinleşen yapısal sorunların yanı sıra iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle son derece kırılgan bir sürece girmiştir,” diye konuştu. “2025 YILI ÜRETİCİ AÇISINDAN AFET YILI OLDU” 2025 yılı boyunca ülkenin farklı bölgelerinde yaşanan doğal afetlerin tarımsal üretimi ağır biçimde etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bitkisel ve hayvansal üretimde ciddi kayıplar yaşandığını dile getirdi. Gürer “2025 yılı boyunca ülkemizin farklı coğrafi bölgelerinde ardı ardına yaşanan kuraklık, hayvan hastalıkları, zirai don ve dolu gibi afetler; hububat, bakliyat, meyve ve sebze üretiminde ciddi rekolte kayıplarına yol açtı. Hayvancılıkta ise yem temini ve artan maliyetler üreticiyi ağır bir baskı altına aldı” dedi. Bu koşulların üreticinin iradesi dışında geliştiğini vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaşananların mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “ÇİFTÇİ PRİMİNİ DEĞİL, AYAKTA KALMAYI DÜŞÜNÜYOR” Yaşanan doğal afetlerin ardından gelir kaybına uğrayan çiftçilerin sosyal güvenlik primleri ve kamu borçlarını ödemekte zorlandığını söyleyen CHP’li Ömer Fethi Gürer, üreticinin borç sarmalına itildiğini ifade etti: “Yaşanan afetler üretim miktarlarını düşürdü, çiftçinin geliri ani ve telafisi güç biçimde azaldı. Bu durumda üretici, BAĞ-KUR primi başta olmak üzere vergi ve kamu borçlarını ödeyemez hale geldi. Gelir-gider dengesi bozulan çiftçi, borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor.” “KREDİ KAPISI KAPANIRSA ÜRETİM ZİNCİRİ KOPAR” 1 Ocak 2026 itibarıyla kamuya borcu olan çiftçilerin sübvansiyonlu tarım kredilerinden yararlanmasının engellenmesini eleştiren Ömer Fethi Gürer, bu uygulamanın tarımı kilitlediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımsal üretim mevsimseldir, süreklilik gerektirir ve ön finansman olmadan yapılamaz. Krediye erişimin borç gerekçesiyle engellenmesi, üretim zincirinin en temel halkasında tıkanmaya yol açmaktadır,” dedi. Gürer, finansmana ulaşamayan üreticinin üretimden çekildiğine dikkat çekerek, “Bu durum ekim alanlarının daralmasına, hayvansal varlığın azalmasına ve tarımsal kapasitenin kalıcı biçimde zayıflamasına neden olur,” diye konuştu. “BU SADECE ÇİFTÇİNİN DEĞİL, ÜLKENİN MESELESİDİR” Sorunun yalnızca çiftçiyi değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, gıda arz güvenliği riskine dikkat çekerek, “Üretimde yaşanacak her daralma, ithalat bağımlılığını artırır, gıda fiyatlarını yükseltir ve enflasyonist baskıları toplumun tüm kesimlerine yayar. Bu nedenle mesele bireysel borç değil, kamu yararı ve ekonomik istikrar meselesidir,” dedi. “AMACIMIZ ÇİFTÇİYİ TARLADA TUTMAK” Hazırlanan kanun teklifinin amacını net ifadelerle ortaya koyan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu kanun teklifiyle mücbir sebeplerle ve AKP iktidarının yanlış tarım politikaları sonucu gelir kaybına uğrayan üreticilerin finansmana yeniden erişimini sağlamayı amaçlıyoruz. Çiftçinin üretimden kopmasını engellemek, tarlaların boş kalmamasını sağlamak ve gıda arzını güvence altına almak istiyoruz. Üretici korunursa toplum korunur.” GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ MADDESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi ise şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu'na aşağıdaki ek madde eklenmiştir: "EK MADDE 2 - Kamu bankaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından üreticilere kullandırılan Hazine faiz destekli kredilerin tahsis, onay ve kullanım süreçlerinde; 5510 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden doğan prim ve BAĞ-KUR borçlarının bulunması hiçbir şekilde kısıtlayıcı bir kriter olarak değerlendirilemez." MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Hububat Sektörü İhracatı 11 Ayda 11,2 Milyar Dolar Oldu Haber

Hububat Sektörü İhracatı 11 Ayda 11,2 Milyar Dolar Oldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk 11 ayında toplam 11,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektörün ihracatı miktar bazında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,9 azalış gösterirken; ihracat birim fiyatlarındaki yüzde 10,2’lik artış değer bazında yüzde 3,7 oranında bir yükseliş getirdi. İhracat sıralamasında, 1,2 milyar dolarlık tutar ve yüzde 45,4’lik artışla çikolata ve kakao bazlı ürünler ilk sırayı alırken, ikinci sırada yüzde 22,1 artış ve 959 milyon dolarlık ihracatla ayçiçek yağı yer aldı. 11 ayda 1,6 milyar dolar ile sektörün en fazla ihracat yaptığı ülke konumundaki Irak'ta, pazardaki iç sorunlara bağlı olarak ihracattaki gerileme yüzde 17,6’a ulaşırken; yüzde 38,3’lük artış sağlanan ABD’ye yapılan ihracat 807 milyon doları aştı. Irak ve ABD’yi, ihracatta öne çıkan diğer ülkeler olarak Suriye, Cezayir ve Almanya izledi. “Enflasyonla mücadeledeki kararlılık gıda fiyatlarında istikrar sağlıyor” Dünya tahıl piyasalarındaki arzın bu sezon tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşacağı beklentilerinin küresel gıda fiyatlarında bir denge arayışı getirdiğine dikkat çeken TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Küresel tahıl üretiminin bu sezon 2,5 milyar tona yaklaşarak tüm zamanların zirvesine ulaşacağı beklentileri artarken, ortaya çıkan güçlü üretim tablosu gıda fiyatlarında uzun süredir hissedilen baskının kademeli olarak hafiflemesine zemin hazırlıyor. Devreden stoklarla beraber, tarihte ilk kez 3 milyar tonu aşması beklenen bu ölçek, mısırdan buğdaya kadar pek çok üründe tedarik zincirinin daha öngörülebilir olmasını sağlıyor. Küresel düzeyde finansman koşullarındaki normalleşme beklentisi ve majör piyasaların daha temkinli fiyatlama davranışı da bu eğilimin destekleyici unsurları arasında. Türkiye son dönemde, dünyadaki bu gelişmeleri yakından takip eden ve gıda tedarikinde kendi dinamiklerini başarıyla yöneten bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu süreçte kamunun enflasyonla mücadelede izlediği kararlı tutum, gıda fiyatlarının daha hızlı istikrar kazanmasına ve piyasa beklentilerinin yönetilebilir hale gelmesine önemli katkı sağlıyor.” “Fiyatlardaki iyileşme, kalıcı ve istikrarlı hale gelebilir” Ekim ayı verilerine göre ÜFE’nin 12 aylık ortalamada %38,8 yükseldiği tarımda, üretim maliyetlerinin yönetilebilir seviyelere çekilmesinin fiyatlardaki gözlemlenen bu iyileşmeyi kalıcı ve istikrarlı hale getirecek ana unsur olacağını ifade eden Tiryakioğlu şunları söyledi: “Avrupa’nın en büyük tarımsal üreticisi konumundaki Türkiye, son 23 yılda 112 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası üreterek güçlü bir üretim kapasitesine sahip olduğunu ispatladı. Ülkemiz, Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar çok daha geniş bir coğrafyanın tedarikçisi konumuna yükseldi. Bu gücümüzü ekonomik büyümeye dönüştürmek için tarımda ölçek büyümesini teşvik eden politikalar ile mazot, gübre, enerji, işçilik ve lojistik gibi temel girdilerde verimliliği artıracak adımlar, rekabet gücümüzü koruyabilmemiz açısından tamamlayıcı nitelikte olacaktır. Üretim maliyetlerindeki iyileşme hem arz güvenliğini hem de gıda fiyatlarındaki istikrarı orta ve uzun vadede güçlendirerek Türkiye’nin dünya gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşıyacaktır. Çünkü üreticinin tarlada güçlenmesi, sanayicinin raflarda rekabet etmesi ve tüketicinin satın alma gücünü koruması aynı zincirin halkalarıdır. Biz sektör olarak bu zincirin her halkasında sorumluluğumuzu biliyor, ülkemizin enflasyonla mücadelesinde izleyici değil; üreten, dönüştüren ve değer katan bir paydaş olmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin tarımsal gücü, sadece geçmişten aldığı mirasla değil, geleceğe uzanan vizyonuyla da büyüyecek.”

Güneydoğu’dan 10 Ayda 2,9 Milyar Dolarlık Hububat İhracatı Haber

Güneydoğu’dan 10 Ayda 2,9 Milyar Dolarlık Hububat İhracatı

Güneydoğu Anadolu’da hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, bölgenin 10 ayda 10 milyar dolara yaklaşan toplam ihracatı içindeki yüzde 29,6’lık payı ile lider konumunu korudu. Ocak-Ekim döneminde Güneydoğu’nun sektörel ihracatı yüzde 4,6 artışla 2,9 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 gerilemeye rağmen 499,9 milyon dolar ile makarna, sektörde ihracatı en fazla yapılan ürün olurken, kilogram başına birim fiyatları yüzde 22,3 artış gösteren ayçiçek tohumu yağı ihracatı yüzde 16,7 yükselerek 489,5 milyon dolara ulaştı. Buğday unu ihracatını geçerek üçüncü sıraya yerleşen tatlı bisküvi ve gofretlerden ise bu dönemde 299,9 milyon dolar gelir elde edildi. Irak pazarı, bölgenin hububat ihracatında 799,5 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korusa da yüzde 14,7 oranında geriledi. Buna karşılık Suriye’ye yapılan ihracat yüzde 46,7 artarak 331,6 milyon dolara ulaştı ve bu yükseliş Irak’taki kaybı kısmen telafi etti. İhracatın yüzde 34,8 artışla 248,2 milyon dolara çıktığı ABD, bölgenin en büyük üç pazarı arasına girdi. Afrika ülkelerine yönelik satışlar ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,4 oranında yükseldi. “Irak’ın uyguladığı kısıtlamalar ticaretin doğal akışını bozuyor.” Ocak-Ekim döneminde Türkiye’nin komşu ülkelere gerçekleştirdiği 22,9 milyar dolarlık ihracatta yüzde 36,2 ile ilk sırada yer alan Irak pazarındaki gelişmelere bağlı olarak, bu ülkeye toplam ihracattaki gerilemenin bu yıl yüzde 5’e yaklaştığına dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi: “Irak ile ticaretimizde yaşanan düşüş tüm ihracatı etkilemekle beraber, bölgemizdeki gıda işletmeleri açısından yalnızca rakamsal değil, stratejik bir önem de taşıyor. Çünkü Irak’ın kendi sanayisini koruma gerekçesiyle buğday unu ithalatına getirdiği kısıtlamalar, ticaretin doğal akışını bozuyor. Bölgemizin Irak’ın temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere uzun yıllar yaptığı yatırımlarla büyüyen tahıl ve un sanayisi, son dönemde devreye alınan tarife dışı engeller, kotalar ve bölgesel imtiyaz düzenlemeleri nedeniyle üretim kapasitesinin önemli bir kısmını atıl bırakmak zorunda kaldı. Başta Mardin olmak üzere, Gaziantep ve Diyarbakır gibi önemli merkezlerde yer alan bazı tesislerin üretim faaliyetleri ciddi şekilde aksadı. Irak’a yapılan hububat sektörü ihracatı Türkiye genelinde ilk 10 ayda yüzde 17,6 düşüşle 1,4 milyar dolara, Güneydoğu’da ise yüzde 14,7 gerilemeyle 797,9 milyon dolara geriledi.” “Irak’ın Türkiye’nin kaliteli buğday ununa ihtiyacı var” Bu yıl Suriye pazarında yaşanan canlılığın bu boşluğu doldurmak için gereken alanı sağladığını ancak Türkiye’nin Irak’ın girişimlerini gözeterek karşı hamlelerle denge gözetmesi gerekebileceğini belirten Kadooğlu şunları söyledi: “Tahıl ticaretinde ‘yüksek stok-seçici ithalat’ politikasına geçen Irak'ta, yetkililer bu yıl 5,1 milyon ton olarak gerçekleşen buğday üretimi ile stratejik buğday rezervi oluşturduklarını düşünüyorlar. Bu sayede ithalatın daha çok, kalite amaçlı ve dönemsel ihalelerle sınırlı tutabileceklerini düşünüyorlar. Buna karşılık yağışlardaki sıkıntılara bağlı olarak kış ekim planının yarıya inmesi ve ellerindeki ürünün ihracatının kısıtlanması, gelecek yıl ciddi bir rekolte kaybı olacağını kabul ettiklerinin bir göstergesi. Üstelik Irak’ın tek tip buğdaya dayalı bir üretim modeli var ve bu durum kalite sorunlarını artırdığından, Türkiye’nin kaliteli buğday ununa olan talep ve ihtiyaçları da karşılanamıyor. Tüm bu gelişmeler, Irak pazarını geniş hacimli rutin satışlar yerine, nitelik odaklı, ihaleye bağlı ve zamanlaması kritik olan fırsatların izlenmesi gereken bir pazar haline getiriyor. Kısa vadede talep daralması sürebilir ancak yeni yılda artacak talebe, yüksek standartlardaki ürün kalitesi ve lojistikteki hız farkımızı öne çıkaracak şekilde hazırlık yapmak belirleyici olacaktır.”

Hububat İhracatı 10 Ayda 10,1 Milyar Dolar Oldu Haber

Hububat İhracatı 10 Ayda 10,1 Milyar Dolar Oldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk 10 ayında toplam 10,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektörün ihracatı miktar bazında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,3 azalış gösterirken; ihracat birim fiyatlarındaki yüzde 10,2’lik artış değer bazında yüzde 4,3 oranında bir yükseliş getirdi. İhracat sıralamasında, 1,1 milyar dolarlık tutar ve yüzde 58,7’lik artışla çikolata ve kakao bazlı ürünler ilk sırayı alırken, ikinci sırada yüzde 15,7 artış ve 865,4 milyon dolarlık ihracatla ayçiçek yağı yer aldı. 10 ayda 1,4 milyar dolar ile sektörün en fazla ihracat yaptığı ülke konumundaki Irak'ta, pazardaki iç sorunlara bağlı olarak ihracattaki gerileme yüzde 17,6’a ulaşırken; yüzde 42,7’lik artış sağlanan ABD’ye yapılan ihracat 743 milyon dolara ulaştı. Irak ve ABD’yi, ihracatta öne çıkan diğer ülkeler olarak Suriye, Cezayir ve Almanya izledi. “Suriye’ye buğday unu ihracatımız 10 ayda iki katına çıktı” Küresel gıda piyasalarında jeopolitik riskler ve iklim koşulları kadar, klasik arz-talep döngülerinin de etkili olduğuna dikkat çeken TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Karadeniz hattındaki daralma nedeniyle dünya tahıl ticaretinin yaklaşık üçte birini etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından, Türkiye gibi gıda ticaretinde bölgesel öneme sahip ülkelerin stratejik öneminin daha da arttığı bir döneme girdik. Uluslararası girişimlerimiz ve ticari bağlantılarımız, son birkaç yılda ortaya çıkan fırsatları hızla değerlendirebilmemizi ve pazar anlamında ciddi kazanımlar elde etmemizi sağladı. Öte yandan 10 yılı aşkın bir süredir dünyanın en büyük buğday unu ihracatçısı unvanına sahip ülkesi olarak, konjonktürel gelişmeler sonucu son aylarda bu ürünün ihracatında bir gerileme yaşıyoruz. Özellikle Irak pazarındaki gelişmeler nedeniyle belirgin düşüşler yaşansa da ilk 10 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 100 artışla 165 milyon dolar tutarında buğday unu ihraç ettiğimiz Suriye’nin bu alandaki önemli bir boşluğu doldurduğuna şahit oluyoruz. Bu veri, sektörümüzün pazar çeşitlendirme refleksinin ve dış şoklara karşı dayanıklılığının da bir kanıtıdır.” “ABD’ye aylık ihracatımız 100 milyon dolara yaklaştı” Bu süreçte dikkate değer bir başka gelişmenin, hububat sektörü ihracatının Ekim ayında 100 milyon dolara yaklaştığı ABD pazarında 10 aylık süreçte elde edilen yüzde 42,7’lik artış olduğunu belirten Tiryakioğlu şunları ifade etti: “Sektör olarak geçen yıl Ekim ayında 53,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğimiz ABD pazarına bu yıl Ekim ayında 95 milyon dolar ihracat yaptık ve 10 aylık sürecin sonunda bu pazarda 743 milyon dolara ulaştık. Bu başarıda, gümrük tarifeleri, korumacı uygulamalar ve tedarik zincirlerini kısaltmaya yönelik politikalarla küresel ticaret yapısını yeniden şekillendiren ABD’nin; özellikle tarım ve gıda ürünlerinde tedarik güvenliğini çeşitlendirmeye yönelmesi ve Türkiye gibi rekabetçi ülkelerin önünün açılmasının payı büyük. Sektörümüzün ABD pazarındaki ivmesi, küresel tedarik zincirindeki yeniden yapılanmaya zamanında ve stratejik bir yanıt niteliği taşıyor.” “Gıda ürünleri sanayii ekonomide lokomotif alanlardan biri” Ekim ayında neredeyse tüm sektörlerde satın alma faaliyetleri gerilerken tek genişlemenin gıda ürünleri alanında olmasının, sektörün ekonomik dayanıklılığını bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çeken Tiryakioğlu sözlerini şöyle tamamladı: “PMI verilerinin 46,5 olarak gerçekleştiği Ekim ayında en büyük on sektörün dokuzu daralma bölgesinde yer alırken, tek istisna gıda ürünleri oldu. Gıda ürünleri sektöründe yeni siparişlerin üst üste üçüncü ay artması, üretim zincirimizin dış ticaretin yavaşladığı dönemlerde bile ekonomik faaliyetleri canlı tuttuğunu gösteriyor. Bu dinamizm, yalnızca iç talebi karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda lojistik, perakende ve tedarik alanlarında çarpan etkisiyle ekonominin genel direncini güçlendiriyor. Gıda ürünleri sanayii bugün Türkiye’nin hem dış ticarette rekabet gücünü koruyan hem de iç piyasada üretim çarklarının dönmesini sağlayan lokomotif alanlarından biri haline gelmiştir. Bu yapı, sürdürülebilir büyüme açısından stratejik bir güvence niteliği taşımaktadır.”

Beylikova Belediyesi Hububat Ekimine Başladı Haber

Beylikova Belediyesi Hububat Ekimine Başladı

Beylikova Belediyesi, ilçede tarımsal üretimi geliştirmek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek amacıyla hububat ekim çalışmalarına başladı. Belediye ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında buğday ve arpa tohumları toprakla buluşturuldu. Ekim öncesinde yapılan hazırlık sürecinde, ilçenin farklı bölgelerinden alınan numunelerle 25 ayrı noktada toprak analizi gerçekleştirildi. Analiz sonuçlarına göre toprak yapısına en uygun tohum ve taban gübresi seçilerek verimliliği artırmaya yönelik planlama yapıldı. Belediyeye ve kooperatife ait 4 traktör ile 1 kamyonun görev aldığı ekim çalışmaları, geniş bir ekibin sahadaki özverili çalışmalarıyla sürdürülüyor. Beylikova Belediyesi, bu üretim faaliyetleriyle birlikte hem belediye arazilerinin etkin kullanımını hem de yerel ekonomiye katkı sağlayacak bir üretim modelini hedefliyor. Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Beylikova Belediyesi olarak yalnızca altyapı ve sosyal hizmetlerle değil, tarımsal üretimle de ilçemize değer katmaya devam ediyoruz. Bugün, tarıma ayırdığımız yüzölçüm bakımından Türkiye’nin birinci belediyesi olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu konumumuzu daha da güçlendirmek için her ekim döneminde bilimsel verilere dayalı üretim planlaması yapıyoruz. Bu yıl hububat ekiminde toprak analizlerinden elde ettiğimiz sonuçlara göre, en uygun tohum ve gübreleri tercih ettik. Amacımız hem verimi artırmak hem de sürdürülebilir üretim anlayışını belediye bünyesinde kalıcı hale getirmek. Elde edeceğimiz ürünler, ilçemizin tarımsal kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacak. Emeği geçen tüm belediye personelimize, kooperatif çalışanlarımıza ve sahadaki ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Beylikova Belediyesi, yıl boyunca farklı ürün gruplarında gerçekleştirdiği üretim faaliyetleriyle yerel kalkınma, gıda güvenliği ve kırsal istihdamın artırılması yönünde örnek bir model oluşturmayı hedefliyor.

Kuru Tarımla Kent Lokantalarına ve Üreticilere Destek Haber

Kuru Tarımla Kent Lokantalarına ve Üreticilere Destek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizinin etkilerini göz önünde bulundurarak 2025 yılında da üretim faaliyetlerinde kuru tarım uygulamalarını tercih etti. Belediyeye ait toplam 725 bin metrekarelik ve yaklaşık 100 futbol sahası büyüklüğündeki tarım arazisinde başlayan hasat süreci, hem kırsalda üretime destek olacak hem de kentteki sosyal projelere katkı sunacak. Akpınar, Yusuflar, Karahüyük ve Türkmentokat mahallelerindeki arazilerde yürütülen çalışmalarda, kuru tarıma uygun tekniklerle ekimi yapılan buğday ve yem bitkilerinin hasadı başladı. İklim dostu bu üretim modeli, su kaynaklarının korunmasına katkı sağlarken verimliliği de artırıyor. Hasadı tamamlanan yemlik ürünler, hayvancılıkla uğraşan küçük ve orta ölçekli üreticilere ücretsiz olarak ulaştırılacak. Sağlanan bu destek, özellikle kırsal bölgelerde üretim yapan çiftçiler için ekonomik bir rahatlama sunarken, hayvansal üretimin sürdürülebilirliğine de katkı sağlayacak. Konu hakkında bilgi veren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı personeli Ziraat Mühendisi Onur Gültekin, “Tarımsal hizmetler dairesi olarak Akpınar'da 345 bin metrekare, Türkmentokat'ta 175 bin metrekare, Karahüyük'te 105 bin metrekare, Yusuflar'da 100 bin metrekare olmak üzere toplamda 725 bin metrekare alanda hasat gerçekleştiriyoruz. Bu alanda kuru tarım yaparak hem verimliği artırmayı amaçlıyor hem de su kaynaklarımızı koruyoruz.” dedi. Öte yandan, bu yıl kuru tarım modeliyle elde edilen buğdaylar Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kent Lokantalarında kullanılacak. Lokantaların bir yıllık bulgur ihtiyacının belediye arazilerinden karşılanmasıyla birlikte, gıda temininde sürdürülebilirlik sağlanacağını ve belediye bütçesinde önemli tasarruf elde edileceğini anlatan Ziraat Mühendisi Yunus Emre Demir de, “Hasadı tamamlanan yemlik ürünler hayvancılıkla uğraşan üreticilerimize yem desteği olarak ulaştırılacaktır. Bu destek özellikle kırsal bölgelerde üretim yapmaya devam eden küçük ve orta ölçekli çiftçilerimiz için hem ekonomik bir rahatlama hem de hayvansal üretimin devamı açısından büyük önem taşımakta. Tasarruf tedbirleri kapsamında yine kuru tarım modeliyle ektiğimiz buğday hasadından elde edilecek ürünler Kent Lokantamızda değerlendirilecek olup kent lokantamızın bir yıllık bulgur ihtiyacı karşılanmış olacaktır.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.