SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hazine Ve Maliye

Porsuk Haber Ajansı - Hazine Ve Maliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hazine Ve Maliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?" Haber

YENİ Parti'li İbrahim Arslan: "Bürokrat Hatası Kimin?"

YENİ Parti PM Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir’deki dört sağlık taşınmazının özelleştirme sürecini iki yeni yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sürecin nasıl yürütüldüğünü, “bürokrat hatası” açıklamasını, 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararını ve dört taşınmazın mevcut hukuki statüsünü soran Arslan, “Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir” dedi. Arslan; eski Devlet Hastanesi alanı, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası, Mihalıççık Gün Sazak Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi hakkında iki ayrı yeni yazılı soru önergesi verdi. Sürecin 17 Mart’ta eski Devlet Hastanesi alanının, 24 Nisan’da ise diğer üç sağlık taşınmazının Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla başladığını hatırlatan Arslan, mart ayından bu yana konuyu TBMM gündeminde tuttuklarını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanlığının daha önceki soru önergelerine verdiği yanıtlarda taşınmazların Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığını ve işlemlerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü bildirdiğini belirten Arslan, Sağlık Bakanlığının ise aynı sağlık alanlarına ilişkin daha önce verilen yazılı soru önergelerini yanıtlamadığına dikkat çekti. “AKTİF SAĞLIK TESİSLERİ LİSTEYE NASIL GİRDİ?” Sağlık Bakanlığının özelleştirme işlemlerinin fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazlara yönelik olduğunu ve aktif sağlık tesislerinin elden çıkarılmasının söz konusu olmadığını açıkladığını hatırlatan Arslan, buna rağmen 24 Nisan tarihli kararla Eskişehir’de sağlık hizmeti sunulan üç taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığını belirtti. AK Parti Eskişehir Milletvekili ve MKYK Üyesi Nebi Hatipoğlu’nun eski Hava Hastanesinin özelleştirme kapsamına alınmasını “teknik bir hata” ve “bir bürokratın hatası” olarak açıklamasına da dikkat çeken Arslan şöyle konuştu: Sağlık hizmeti verilen bu tesisler hangi bilgiyle özelleştirme listesine girdi? Listeyi kim hazırladı, kim kontrol etti ve Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaştı? Eğer böylesine önemli bir işlem gerçekten ‘bir bürokratın hatası’ ise, bunu söyleyip geçmek mümkün değildir. Kim bu bürokrat? Hata tam olarak nedir, hangi kurumda ve hangi aşamada yapılmıştır? İdari kontrollerden geçerek Cumhurbaşkanının önüne kadar nasıl ulaşmıştır? İddia doğruysa sorumlu veya sorumlular hakkında inceleme ya da soruşturma başlatılmış mıdır, herhangi bir idari işlem yapılmış mıdır? İki yeni soru önergemizle bu soruların cevabını Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten istiyoruz.” Arslan, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunusemre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binasının bugün de sağlık hizmetlerinin sürdüğü, Havacılık Tıp Merkezinin faaliyet gösterdiği ve Koruma Kurulu kayıtlarında tescilli yapıların bulunduğu özel nitelikte bir yerleşke olduğuna da dikkat çekti. “11722 SAYILI KARARIN BELGESİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILSIN” Arslan, dört sağlık alanının özelleştirme kapsamından çıkarılacağı yönündeki açıklamaların ardından yaklaşık dört ay geçtiğini, 1 Eylül’de ise bu alanların 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığının kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı. Aradan geçen süreye rağmen söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirten Arslan, son olarak kararın Resmî Gazete’de yayımlanmayacağının ve Cumhurbaşkanı imzalı bir yazının valiliklere gönderildiğinin açıklandığını ifade etti. Arslan şöyle devam etti: “11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının varlığı ve dört sağlık alanının bu kararla özelleştirme kapsam ve programından çıkarıldığı kamuoyuna açıklandı. O halde 11722 sayılı kararın ya da kapsamdan çıkarma işlemini tesis eden resmî belgenin kendisi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Dört taşınmazı özelleştirme kapsam ve programına alan Cumhurbaşkanı kararları Resmî Gazete’de yayımlandı. Kapsamdan çıkarma kararının Resmî Gazete’de yayımlanmayacağı belirtiliyorsa, bunun hukuki ve mevzuata dayalı gerekçesi açıklanmalıdır. Soru önergelerimizde bunun da cevabını istiyoruz: 11722 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının tarihi nedir? İlgili bakanlıklara ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne zaman ulaşmıştır? Resmî Gazete’de neden yayımlanmamıştır ve yayımlanmamasının hukuki dayanağı nedir? Hepsinden önemlisi; bu dört taşınmaz bugün itibarıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kayıtlarında hangi hukuki statüdedir? Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılmış mıdır? Bunun cevabı siyasi açıklamalarla değil, devletin resmî kayıt ve belgeleriyle verilmelidir.” “TÜRKİYE’NİN NASIL YÖNETİLEMEDİĞİNİN FOTOĞRAFIDIR” Arslan, yaşanan sürecin yalnızca dört taşınmaz üzerinden yürütülen bir özelleştirme tartışması olarak görülemeyeceğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Sağlık hizmeti verilen tesislerin özelleştirme listesine nasıl girdiği açıklanamıyor. ‘Bürokrat hatası’ deniliyor, hatanın kimden ve nasıl kaynaklandığı açıklanmıyor. Kapsamdan çıkarıldığı söyleniyor, dayanak gösterilen belge kamuoyuyla paylaşılmıyor. Dört taşınmazın bugünkü hukuki statüsüne ilişkin açık ve belgeli bir bilgi ortaya konulmuyor. Bu dosya, Türkiye’nin nasıl yönetilemediğinin ve kamu yönetiminin nasıl savrulduğunun somut bir örneğidir. Mesele polemik değil; devlet yönetiminde sorumluluk, şeffaflık ve hukuki güvenlik meselesidir. Verdiğimiz iki yeni soru önergesiyle yaşanan bu sürecin bütün yönleriyle açıklanmasını, sorumlulukların ortaya konulmasını ve dört sağlık alanının mevcut hukuki statüsünün hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz. Söz değil belge; belirsizlik değil hukuki güvence. “Eskişehir’in sağlık alanlarının kamu yararı doğrultusunda korunması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor'' Haber

İl Başkanı Demir: ''Türk Toplumu Hiçbir Şart Altında Fakirliği ve Yoksulluğu Hak Etmiyor''

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikalarına, özelleştirme kararlarına ve ekonomik verilere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Son yayımlanan kararname ile 13 otoyol ve 2 köprünün özelleştirme kapsamına alınmasına tepki gösteren Demir, kamu varlıklarının ve milli değerlerin korunması amacıyla Türkiye genelinde imza kampanyası başlattıklarını duyurdu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin daha önce otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin iddiaları yalanladığını hatırlatan Hasan Demir, gelinen noktada bu kamu varlıklarının 30 yıllığına devredilmesinin önünün açıldığını vurguladı.İl Başkanı Demir yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Yaklaşık 6 ay önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin bir haberle ilgili müdahalesi olmuştu. O dönemde yurt dışı menşeli bir firmaya otoyollar, köprüler ve benzeri kamu varlıklarıyla ilgili bir fizibilite çalışması yaptırılmış ve bu çalışma siz basın mensupları aracılığıyla kamuoyuna yansımıştı. Ancak ilgili birim, çalışmanın kamuoyuna yansıtıldığı şekilde olmadığını belirterek söz konusu haberlerin önüne geçmeye çalışmıştı. Cuma gecesini cumartesiye bağlayan saatlerde ise gördük ki maalesef bu çalışmalar, karşımıza ciddi sıkıntılar çıkaracak şekilde somutlaşmaya başlamış durumda. Şuradaki tabloyu göstermek istiyorum. Son kararnameyle özelleştirme kapsamına alınan 13 otoyol, 2 köprü ve diğer kamu varlıklarımızın, Türk milletinin elinden 30 yıllığına alınmasının önü açılıyor. Bu varlıkların 30 yıl boyunca kamu hizmeti vermesi halinde sağlayacağı gelirin çok daha altında rakamlarla devredileceğini düşünüyoruz. Toplumun dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği varlıklar maalesef tek tek pazarlanıyor, peşkeş çekiliyor. Biz bu tabloyu 2007'den bu yana Türk milleti olarak yaşıyoruz. Hatırlarsınız, kamu iktisadi teşekküllerinin peyderpey özelleştirilmeye başlandığı dönemde de itirazlarımızı toplumla paylaşmıştık. O zaman da şunu söylemiştik: Kamu iktisadi teşekkülleri, bu ülkenin kuruluşundan itibaren atalarımızın büyük fedakârlıklarla meydana getirdiği kuruluşlardır. Bunlar yalnızca kâr amacı taşıyan işletmeler değildir. Aynı zamanda piyasayı düzenleyen, piyasada ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı denge sağlayabilecek fabrikalar ve üretim tesisleridir. Maalesef bunları çok düşük rakamlarla elden çıkardık. Bugün bunun sonuçlarını enflasyon verileriyle açık bir şekilde yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugün "Elde avuçta ne kaldı?" diye baktığımızda birkaç kuruluşumuz, topraklarımız, kamuya ait arsalarımız, arazilerimiz, otoyollarımız ve köprülerimiz kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların da aynı tablo içerisinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Ülke, Züğürt Ağa filminde olduğu gibi parça parça peşkeş çekiliyor arkadaşlar. Biz bu sürecin önüne geçmek ve Türk toplumuna ait olan her unsuru yeniden Türk toplumuna kazandırmak zorundayız. Geleceğimizi doğru şekillendirmek ve Türk toplumunun yaşam kalitesini yükseltmek istiyorsak bunu yapmakla mükellefiz. Şimdi sizinle bir tablo daha paylaşacağım. Bu tabloda an itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bulunuyor ancak mesele yalnızca Mehmet Şimşek meselesi değildir. Burada Mehmet Şimşek'in 2023 yılında yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesinden bugüne kadar yaşanan bazı ekonomik gelişmeler gösteriliyor. Döviz kurlarının, akaryakıt fiyatlarının ve asgari ücretin yaklaşık üç yıllık süreçte geldiği nokta bu tabloda yer alıyor. Tabloda da görüyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiğinde dolar 20 lira 96 kuruş seviyesindeymiş. Şu anda 48 lira 49 kuruş. Yani üç yıl içerisinde döviz kurunda yüzde 131'lik bir artışla karşı karşıyayız. Akaryakıt fiyatlarına baktığımızda motorinde yüzde 358, benzinde ise yüzde 262'lik bir artış olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde asgari ücretteki artış ise yüzde 230 seviyesinde. Peki bütün bunlar yaşanırken Türk toplumunun çalıştığından ve kazandığından ne kadar vergi çıktı? Bunu da aynı tabloda görüyoruz. Üç yıllık süre içerisinde Türk toplumunun cebinden 29,34 trilyon lira vergi toplandı. Yaklaşık 30 trilyon lira vatandaşın cebinden devletin hazinesine ve bütçesine aktarıldı. Buna karşılık yaşadığımız ekonomik değişim de biraz önce gösterdiğim tabloda açıkça görülüyor. Bugün esnaf kan ağlıyor. İşçi kan ağlıyor. Emekli kan ağlıyor. Herkes mevcut ekonomik durumdan muzdarip. Cezalar almış başını gidiyor. Üç yıldır Mehmet Şimşek yönetimindeki maliye politikaları kapsamında esnaf üzerinde ciddi bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Kuruşun dahi kaçmaması anlayışıyla hesaplar bloke ediliyor ve esnafın çalışma imkânları sınırlandırılıyor. Zaman zaman birtakım kolaylıklar getiriliyor ve bunlar "af" olarak kamuoyuna sunuluyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada esnafımızın, çalışanımızın, emeklimizin ve hemen hemen bütün sektörlerde faaliyet gösteren vatandaşlarımızın büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını görüyoruz. Biz ilk günden beri bunu söylüyoruz. 2001 ekonomik krizinin ardından, 2002 yılında yaşanan hükümet değişikliğinden bugüne geçen 24 yıllık süreçte mevcut iktidarın Türk toplumunu üretimden giderek uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Türkiye'nin üretimden uzaklaştırılması, ülkemizi dışarıya daha bağımlı hale getiriyor. Toplumun yaşam kalitesi her geçen gün biraz daha aşağıya çekiliyor. İnsanlar artık zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmamak için hayatlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalıyor. Buradan bir kez daha hükümetimize ve devletimize sesleniyoruz: Bu toplumun yaşadığı ekonomik yaraları, insanları sosyal yardımlara bağımlı hale getirerek çözemezsiniz. Bugün ülkede 13 milyonun üzerinde insanın sosyal yardımlarla geçimini sağlamaya çalıştığını ifade ediyoruz. Ortaya çıkan tablo, giderek sosyal yardımlara bağımlı hale getirilen bir toplum yapısını beraberinde getiriyor. Biz Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Eskişehir'de de yaklaşık iki ay önce yine özelleştirme kapsamında bazı sağlık kuruluşlarına ait araziler gündeme gelmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından bu özelleştirme kararları iptal edildi. Amiyane tabirle vatandaşa önce eşeği kaybettirip ardından eşeği bulmanın sevincini yaşatıyorlar. Biz aynı sonucu biraz önce paylaştığım tabloda yer alan kamu varlıkları konusunda da görmek istiyoruz. Çünkü bu tabloda ülkenin geleceği açısından doğru bir sonuç görmüyoruz. Bizim açımızdan bu tablo, bu ülkenin ve milletin kazanımlarının birilerinin cebine aktarılması anlamına geliyor. Buna müsaade etmemek adına Zafer Partisi İl Başkanlığı olarak tüm Türk milletini sağduyuya ve harekete davet ediyoruz. Bu kapsamda Zafer Partisi olarak imza kampanyamızı başlattık. Kamu iktisadi teşekkülleri başta olmak üzere köprülerin, otoyolların ve kamuya ait bütün yapıların kamuda kalması amacıyla bir çalışma yürüteceğiz. Topladığımız imzaları başta valilerimize, ardından devletimizin ilgili makamlarına sunacağız. Türk toplumu hiçbir şart altında fakirliği ve yoksulluğu hak etmiyor. Ancak 24 yıldır yaşananların sonucunda, tabiri caizse, emdiğimiz süt burnumuzdan geliyor. Artık yeter. Toplumun da yaşananları gördüğünü düşünüyoruz. Önümüze konulacak ilk sandıkta bunun sonucunun açık bir şekilde görüleceğine inanıyoruz. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kurulacak ilk millî hükümette Zafer Partisi, liyakat ve adalet anlayışıyla ülkenin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşeni yapacak ve Cumhuriyetin yeniden Türk milletinin iradesiyle yönetilmesi için mücadele edecektir."

Milletvekili Arslan: "Satış Yok Demek Gerçeği Değiştirmez!" Haber

Milletvekili Arslan: "Satış Yok Demek Gerçeği Değiştirmez!"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan özelleştirme kapsamına alınan ve kamuoyunda tartışmalara yol açan kamu binaları ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi alanı, Yunusemre 2 Eylül Hizmet Binası yani Hava Hastanesi, Mihalıççık Devlet Hastanesi ve Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu karar yürürlüktedir ve geri alınmış değildir. Bu alanların kapsam dışına çıkarılması için yeni bir Cumhurbaşkanı kararı alınması ve bunun Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. Böyle bir karar ortada yoktur. Bu durumda kamuoyuna yapılan “kapsamdan çıkarıldı” açıklamalarının hangi hukuki dayanağa sahip olduğu açıklanmak zorundadır. “SATIŞ YOK” DEMEK GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ “Satılmayacak” deniyor. Oysa Resmî Gazete’de yayımlanan karar yalnızca satıştan ibaret değildir. Satışın yanı sıra kiralama, gelir ortaklığı, işletme hakkı devri gibi tüm yöntemler mümkündür. Bu nedenle “satış yok” demek, özelleştirme sürecinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kamuoyuna hangi yöntem üzerinde çalışıldığı ve nasıl bir model planlandığı açıkça anlatılmalıdır. MUHATAP ARTIK DEĞİŞMİŞTİR Bugün açıklamaları Sağlık Bakanlığı yapmaktadır. Ancak bu alanlar özelleştirme kapsamına alındığı anda yetki Sağlık Bakanlığı’nın dışına çıkmış, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na geçmiştir. Bu kurum Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlıdır. Kararı alan Cumhurbaşkanıdır ve bu kararı ortadan kaldırabilecek tek irade de yine Cumhurbaşkanıdır. Bu nedenle sözlü açıklamalar değil, hukuki işlemler gösterilmelidir. HAVA HASTANESİ ÜZERİNDEN GERÇEK GİZLENEMEZ Bugün tartışma bilinçli şekilde Hava Hastanesi üzerinden yürütülmektedir. Hava Hastanesi elbette çok önemlidir; aktif sağlık hizmeti veren, Türkiye’nin havacılık tıbbı birikimini taşıyan ve aynı zamanda tescilli bir kültür varlığıdır. Ancak mesele sadece Hava Hastanesi değildir. Eski Devlet Hastanesi alanı, Sivrihisar ve Mihalıççık’taki sağlık alanları da aynı karar kapsamında özelleştirme listesine alınmıştır. Bu alanların konuşulmaması, sürecin daraltılarak anlatıldığını ve gerçek tablonun gizlendiğini göstermektedir. “ATIL ALAN” İDDİASI GERÇEĞİ YANSITMIYOR “Atıl alanlar değerlendirilecek” deniyor. Oysa Hava Hastanesi bugün aktif sağlık hizmeti vermektedir. İçindeki birimler çalışmakta ve güçlü bir sağlık altyapısına sahiptir. Üstelik bu alan tescilli bir kültür varlığıdır. Bu durumda aktif ve korunması gereken bir yapının “atıl” olarak gösterilmesi kabul edilemez. BU SADECE MÜLKİYET DEĞİL, PLAN MESELESİDİR Bu süreç yalnızca mülkiyet meselesi değildir. Özelleştirme İdaresi’nin plan yapma ve plan değiştirme yetkisi bulunmaktadır. Bu da şu anlama gelir: sağlık alanları ileride ticaret, konut ya da farklı kullanımlara açılabilir.Bu ihtimal ortadayken yapılan açıklamalar kamuoyunu rahatlatmaya yönelik, eksik ve yetersizdir. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ NEDEN SUSUYOR? Eskişehir’de herkes konuşurken, asıl sorumlu olan İl Sağlık neden Müdürlüğü sessizdir? Bu tesislerin mevcut durumu, aktif hizmetleri ve Bakanlığa verilen bilgiler konusunda kamuoyuna açık ve net bir açıklama yapılmak zorundadır. SON SÖZ Resmî Gazete yürürlükte olduğu sürece bu alanlar özelleştirme kapsamındadır. Bu gerçeği hiçbir açıklama değiştiremez. Sözle değil, belgeyle konuşulmalıdır. Yeni Cumhurbaşkanı kararı gösterilmeden ve bu karar Resmi Gazetede yayınlanmadan, yapılan açıklamalar kamuoyunu yanıltmaktır." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.