SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hasat

Porsuk Haber Ajansı - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beş Bin Yıllık Miras Eskişehir’de Başaklandı Haber

Beş Bin Yıllık Miras Eskişehir’de Başaklandı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Seyitgazi ilçesindeki Küllüoba kazılarında bulunan 5 bin yıllık ekmek kalıntısından yola çıkarak başlatılan Kavılca Buğdayı projesinin Seyitgazi Süpüren Mahallesi’ndeki tarlalarını ziyaret etti. Ekim ayında toprakla buluşturulan ata tohumlarının başak verdiğini yerinde inceleyen Başkan Ünlüce, üretilen buğdayların önümüzdeki yıl daha geniş alanlara ekileceğinin müjdesini verdi. GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN LEZZET: KÜLLÜOBA EKMEĞİ Seyitgazi ilçesinde yer alan ve geçmişi yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan Küllüoba kazılarında, tarihi bir ekmek kalıntısı gün yüzüne çıkarılmıştı. Bu değerli bulguyu titizlikle inceleyen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, aslına uygun oran ve malzemelerle Küllüoba Ekmeği’ni yeniden üreterek Halk Ekmek güvencesiyle vatandaşların beğenisine sunmuştu. KARS'TAN ESKİŞEHİR TOPRAKLARINA ATA TOHUMU YOLCULUĞU Ekmeğin ana bileşenlerinden biri olan genetiği değiştirilmemiş Kavılca Buğdayının 5 bin yıl önce bu topraklarda yetiştiğini fark eden Büyükşehir Belediyesi, tarihi mirası yeniden canlandırmak için harekete geçti. Kars’tan temin edilen ata tohumları, geçen ekim ayında Süpüren ve Yusuflar Mahallesi’ndeki belediye arazilerinde toprakla buluşturularak 70 dönümlük bir alanda ilk deneme ekimi yapıldı. TARLALAR BAŞAK VERDİ: “BÜYÜK BİR GURUR YAŞIYORUZ” Süpüren’deki tarlayı ziyaret ederek yeşeren ve başaklanan ekinleri inceleyen Başkan Ayşe Ünlüce, projenin başarısından duyduğu mutluluğu şu sözlerle ifade etti: “Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yer alan ve geçmişi yaklaşık 5 bin yıl öncesine dayanan Küllüoba kazılarında, tarihi bir ekmek kalıntısı gün yüzüne çıkarıldı. Bu değerli bulguyu inceleyerek aslına uygun oran ve malzemelerle yeniden ürettiğimiz Küllüoba Ekmeği’ni, Halk Ekmek güvencesiyle halkımızın beğenisine sunduk. Bu kadim ekmeğin en önemli bileşenlerinden biri olan Kavılca Buğdayının, 5 bin yıl önce bu topraklarda yetiştiğini fark edince, 'Aynı buğdayı bu topraklarda yeniden yetiştirebilir miyiz?' sorusunun peşine düştük. Kars’tan temin ettiğimiz ata tohumlarını, ekim ayında Süpüren ve Yusuflar Mahallemizdeki tarlalarda toprakla buluşturarak 70 dönümlük bir alanda ilk denememizi gerçekleştirdik. Bugün, o tarlalardan birinde buğdaylarımızın başaklandığını görmenin büyük mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Hasat edeceğimiz ürünlerden ayıracağımız tohumlarla, önümüzdeki yıl Kavılca Buğdayını çok daha geniş alanlarda ekerek bu mirası yaşatmaya devam edeceğiz.” KURAKLIĞA DAYANIKLI VE GELECEĞE UMUT VEREN TARIM İklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede önemli bir yere sahip olan, olumsuz iklim koşullarına dayanıklı Kavılca Buğdayının Eskişehir topraklarına uyum sağlaması, bölge tarımı için de yeni bir dönemin kapısını araladı. İlk hasattan elde edilecek ürünlerin büyük bir kısmı tohumluk olarak ayrılacak ve önümüzdeki üretim sezonunda Eskişehir genelinde çok daha geniş arazilerde yerel üreticilerle birlikte toprakla buluşturulacak.

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor! Haber

1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa hasadının başladığı bölgelerde üreticinin büyük bir belirsizlik içinde olduğunu belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi'ni (TMO) acilen alım fiyatlarını açıklamaya davet etti. Buğday Üreticisinin Gözü Kulağı TMO’da CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı tarımsal üretim verileri ve hasat süreciyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Yağışların bu yıl rekolteye olumlu yansıdığını ifade eden Gürer, Çukurova başta olmak üzere pek çok bölgede hasat dönemine girilmesine rağmen fiyatların hala netleşmemesini sert bir dille eleştirdi. "Piyasa Tüccarın İnsafına Bırakılmamalı" Üreticinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini vurgulayan Gürer, TMO’nun devreye girmemesi durumunda çiftçinin zarar edeceğine dikkat çekti: "Piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatları oluşuyor. Çiftçi ürününü değerinde satamazsa bir sonraki yıl üretimden uzaklaşır. TMO, maliyet artı makul kâr payı ile fiyatı bir an önce açıklamalıdır." 2026 Buğday Maliyeti Ne Kadar? Fiyat Beklentisi 24 TL! Gürer, artan enflasyon ve girdi maliyetleri doğrultusunda yaptıkları hesaplamaları paylaştı. Çiftçinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için taban fiyatın 24 TL’nin üzerinde olması gerektiğini savundu. Sulu Tarım Maliyeti: 20 TL / kg Kuru Tarım Maliyeti: 21 TL ve üzeri / kg Önerilen Alım Fiyatı: En az 24 TL / kg Türkiye’nin Buğday Üretimi Neden Geriliyor? Türkiye’nin geçmiş yıllardaki üretim verilerini bugünkü tabloyla kıyaslayan Gürer, çarpıcı rakamlar sundu. 2002 yılında 19,5 milyon ton olan buğday üretiminin, 2025 yılında 17,9 milyon tona gerilediğini belirtti. Tarım Arazilerindeki Kayıp Korkutuyor 2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2,8 milyon hektar tarım arazisinin devre dışı kaldığını söyleyen Gürer, "Bu alanlarda üretim devam etseydi, bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı ihraç ediyor olurduk" dedi. "1 Kilo Buğdaydan 8 Simit Çıkıyor" Çiftçinin emeği ile nihai ürün arasındaki adaletsizliğe dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, simit örneğiyle konuyu özetledi: "Bugün 1 kilo buğdaydan 8 simit üretiliyor. Simidin içinde un, işçilik, kira her şey var ama o buğday için çiftçinin tam bir yıllık emeği var. Çiftçinin emeğini korumazsak gıda güvenliğimizi sağlayamayız." İthalat Bağımlılığına Son Verilmeli Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacının 22 milyon ton olduğunu belirten Gürer, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında her yıl 6 ila 10 milyon ton buğday ithal edildiğini hatırlattı. Üretici desteklenirse Rusya ve Ukrayna buğdayına muhtaç kalınmayacağının altını çizdi.

Eskişehir’in Gururu Dorlion Zeytinyağı’na Ödül Yağmuru Haber

Eskişehir’in Gururu Dorlion Zeytinyağı’na Ödül Yağmuru

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle Sakarya Vadisi’nin bereketli topraklarından sofralara ulaşan Dorlion Zeytinyağı, katıldığı uluslararası standartlardaki yarışmalardan 4 büyük ödülle dönerek kalitesini kanıtladı. ​Zeytin Dostu Derneği’nden 4 Prestijli Ödül ​Zeytin Dostu Derneği tarafından düzenlenen 19. Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması, bu yıl Eskişehir’in yerel markası Dorlion’un zaferine sahne oldu. Titiz üretim süreçlerinin meyvesini toplayan marka, farklı kategorilerde toplam 4 ödülün sahibi oldu: ​Premium Ödül: Özel Seri Ürün ​Altın Ödül (2 Adet): Özel Seri Ürünler ​Gümüş Ödül: Olgun Hasat Zeytinyağı ​"Aynı Gün Sıkım, Maksimum Lezzet" ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan Ziraat Mühendisi Sevgi Mişe, başarının sırrını şu sözlerle açıkladı: ​"Zeytinlerimiz özenle hasat edilip aynı gün titizlikle sıkılıyor. Bu ödüller, Eskişehir zeytinyağının kalite ve lezzet standartlarının en büyük kanıtıdır." ​Üreticiden Ayşe Ünlüce’ye Teşekkür ​Sarıcakaya Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı Osman Afşin Güngör, belediyenin sunduğu pazar imkânlarının önemine değindi. Güngör, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin teşvikleri sayesinde yerel üreticinin emeğinin değer kazandığını ve zeytinlerin dünya standartlarında bir markaya dönüştüğünü vurguladı. ​Markalaşma ve Zeytin Turizmi ​Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder ise zeytinin ekonomik değerine dikkat çekti: ​"Dorlion, ülkemiz için zeytin anlamında önemli markalardan biri haline gelmiştir. Zeytin, hem yüksek katma değeriyle hem de bölgedeki turizm potansiyeliyle kritik bir role sahip." ​Tüketicinin Tercihi: Şifa Kaynağı Dorlion ​Sadece kalitesiyle değil, erişilebilirliğiyle de vatandaşların beğenisini kazanan Dorlion Zeytinyağı, sağlığına önem verenlerin ilk tercihi oldu. Mağazalardan alışveriş yapan vatandaşlar, özellikle sabahları "ilaç niyetine" tükettikleri bu doğal ürünün hem lezzetinden hem de güvenilirliğinden memnun olduklarını dile getiriyor.

Beylikova'da Yağlık Ayçiçeği Hasadı Başladı Haber

Beylikova'da Yağlık Ayçiçeği Hasadı Başladı

Beylikova Belediyesi, tarımsal kalkınma ve üretimi destekleme projeleri kapsamında örnek bir çalışmaya daha imza attı. Belediye bünyesinde belediye personeli tarafından ekimi gerçekleştirilen yağlık ayçiçeklerinde hasat dönemi başladı. Beylikova Belediyesi tarafından yürütülen proje kapsamında yüksek verim almak için titiz bir çalışma yürütüldü. Kaliteli tohum tercih edilerek ekim yapıldı, tarımsal üretimin olmazsa olmazı olan taban gübresi, yaprak gübresi ve ot ilaçlamaları düzenli şekilde gerçekleştirildi. Ayrıca ürünlerin gelişimi için iki defa can suyu verilerek güçlü bir hasadın zemini hazırlandı. Yapılan bu çalışmaların sonucunda dekar başına 200 kilogramın üzerinde yüksek verim elde edildi. Bu sonuç, sadece Beylikova için değil, tüm bölge için örnek teşkil edecek nitelikte. Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, gerçekleştirilen hasatla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Belediyemiz tarım projeleriyle yalnızca ilçemizde üretimi artırmayı değil, aynı zamanda belediyemize ve hemşehrilerimize ek gelir kaynakları sağlamayı hedefliyor. Yağlık ayçiçeği hasadımız sonucunda belediyemize yaklaşık 4 milyon TL ek gelir kazandırıyoruz. Bu başarıda emeği geçen, alın teri döken tüm belediye personelimize teşekkür ediyorum. Biz üretimin, çalışmanın ve alın terinin değerini bilen bir belediyeyiz. ‘Üreten ve çalışan belediye’ anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz.”

Gönüllü Bahçelerinde Hasat Zamanı Haber

Gönüllü Bahçelerinde Hasat Zamanı

Tepebaşı Belediyesi’nin gönüllü bahçelerinde doğayla ve toprakla iç içe zaman geçiren Tepebaşı sakinleri, sebze ve meyve üretmenin keyfini yaşıyor. Gönüllü bahçelerinde üretim yapan vatandaşlar, ektikleri ürünleri hasat etmeye başladı. Tepebaşı Belediyesi tarafından 4 merkezde; emekli, engelli ve şehit yakınları başta olmak üzere vatandaşların kullanımına sunulan gönüllü bahçeleri, vatandaşları toprakla buluşturmaya devam ediyor. 9 bin 66 metrekarelik Batıkent Gönüllü Bahçeleri, Zincirlikuyu Mahallesi’nde bulunan 6 bin 300 metrekarelik Selami Vardar Gönüllü Bahçeleri, Yaşamkent Mahallesi’nde bulunan 29 bin 900 metrekarelik Mustafa Mansız Gönüllü Bahçeleri ve 7 bin 277 metrekarelik İki Eylül Gönüllü Bahçeleri 374 vatandaşa hizmet veriyor. Çeşitli sebze üretiyorlar 50 metrekarelik bahçelerinde tarımsal üretimler gerçekleştiren vatandaşlar, şehir hayatının getirdiği stres ve zihinsel yorgunluktan uzaklaşmanın da mutluluğunu yaşıyor. Çeşitli sebze ve meyve üretimleri gerçekleştirerek bahçelerinde vakit geçiren Tepebaşı sakinleri, aynı zamanda kentteki çevrecilik ve yeşil alan kültürünün gelişmesine de katkı sağlıyorlar. Yaşamkent Mahallesi’nde bulunan Mustafa Mansız Gönüllü Bahçelerinden hizmet alan vatandaşlar, ektikleri ürünleri toplamaya başladı. Vatandaşlar ayrıca kendilerine doğayla iç içe bir ortam sağlanmasından dolayı duydukları memnuniyetlerini ifade ederek Tepebaşı Belediyesi’ne teşekkürlerini ilettiler. “Eşime terapi gibi oluyor” Yusuf Kamer, “Eşim onkoloji hastası. Onun sağlığı için bu gönüllü bahçesine müracaat ettik. Çok güzel bir hizmet. Eskişehir’de gerçekten nezih bir yer burası. Eşime terapi gibi oluyor. Fidelerimizi toprakla buluşturduk ve ürünlerimizi topluyoruz. Bu hizmeti bizlere sunan Ahmet Ataç Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” dedi. “Burada çok mutluyuz” Nurhayat Coşkun, “Sağlık sorunlarım vardı. Kalabalığa çıkamıyordum. Şimdi ailemle çok mutluyuz burada. Ahmet Ataç Başkanıma da çok teşekkür ediyorum. Bahçeme geldiğim zaman derdim, üzüntüm kalmıyor. Sağlığım için de çok iyi oldu. Burada çok mutluyuz” diye konuştu. Noter huzurunda gerçekleştirilen kura çekimi ile gönüllü bahçelerini kullanmaya hak kazanan vatandaşlar 2 yıl boyunca bahçeye diledikleri ürünleri ekebiliyor.

Kuru Tarımla Kent Lokantalarına ve Üreticilere Destek Haber

Kuru Tarımla Kent Lokantalarına ve Üreticilere Destek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizinin etkilerini göz önünde bulundurarak 2025 yılında da üretim faaliyetlerinde kuru tarım uygulamalarını tercih etti. Belediyeye ait toplam 725 bin metrekarelik ve yaklaşık 100 futbol sahası büyüklüğündeki tarım arazisinde başlayan hasat süreci, hem kırsalda üretime destek olacak hem de kentteki sosyal projelere katkı sunacak. Akpınar, Yusuflar, Karahüyük ve Türkmentokat mahallelerindeki arazilerde yürütülen çalışmalarda, kuru tarıma uygun tekniklerle ekimi yapılan buğday ve yem bitkilerinin hasadı başladı. İklim dostu bu üretim modeli, su kaynaklarının korunmasına katkı sağlarken verimliliği de artırıyor. Hasadı tamamlanan yemlik ürünler, hayvancılıkla uğraşan küçük ve orta ölçekli üreticilere ücretsiz olarak ulaştırılacak. Sağlanan bu destek, özellikle kırsal bölgelerde üretim yapan çiftçiler için ekonomik bir rahatlama sunarken, hayvansal üretimin sürdürülebilirliğine de katkı sağlayacak. Konu hakkında bilgi veren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı personeli Ziraat Mühendisi Onur Gültekin, “Tarımsal hizmetler dairesi olarak Akpınar'da 345 bin metrekare, Türkmentokat'ta 175 bin metrekare, Karahüyük'te 105 bin metrekare, Yusuflar'da 100 bin metrekare olmak üzere toplamda 725 bin metrekare alanda hasat gerçekleştiriyoruz. Bu alanda kuru tarım yaparak hem verimliği artırmayı amaçlıyor hem de su kaynaklarımızı koruyoruz.” dedi. Öte yandan, bu yıl kuru tarım modeliyle elde edilen buğdaylar Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kent Lokantalarında kullanılacak. Lokantaların bir yıllık bulgur ihtiyacının belediye arazilerinden karşılanmasıyla birlikte, gıda temininde sürdürülebilirlik sağlanacağını ve belediye bütçesinde önemli tasarruf elde edileceğini anlatan Ziraat Mühendisi Yunus Emre Demir de, “Hasadı tamamlanan yemlik ürünler hayvancılıkla uğraşan üreticilerimize yem desteği olarak ulaştırılacaktır. Bu destek özellikle kırsal bölgelerde üretim yapmaya devam eden küçük ve orta ölçekli çiftçilerimiz için hem ekonomik bir rahatlama hem de hayvansal üretimin devamı açısından büyük önem taşımakta. Tasarruf tedbirleri kapsamında yine kuru tarım modeliyle ektiğimiz buğday hasadından elde edilecek ürünler Kent Lokantamızda değerlendirilecek olup kent lokantamızın bir yıllık bulgur ihtiyacı karşılanmış olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Hasat Edilen Buğdaylardan Elde Edilen Un İhtiyaç Sahiplerine Dağıtıldı Haber

Hasat Edilen Buğdaylardan Elde Edilen Un İhtiyaç Sahiplerine Dağıtıldı

Beylikova Belediyesi, tarımsal üretime dayalı kalkınma modelinde başarılı bir örnek sergileyerek hem belediye bütçesine katkı sağladı hem de sosyal dayanışmanın güçlü bir örneğini hayata geçirdi. Beylikova Belediyesi tarafından 2025 yılı hasat sezonunda arazilerden toplam 450 ton arpa ve buğday elde edildi. Hasat sonrası yapılan kalite analizlerinde üretilen buğdayların, yüksek kalite standartlarında ve ekmeklik un üretimine uygun olduğu belirlendi. Bu önemli gelişme, hem üretim kapasitesinin hem de ürün kalitesinin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Elde edilen ürünlerin büyük bir bölümü, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) satılarak belediyeye gelir olarak kazandırıldı. Bunun yanında, gelecek sezon için gerekli olan tohumluk buğday da ayrılarak sürdürülebilir tarım politikası uygulamaya konuldu. Ancak Beylikova Belediyesi’nin başarısı sadece üretimle sınırlı kalmadı. Kendi üretimi olan buğdaylar, klasik taş değirmenlerde öğütülerek una dönüştürüldü. Elde edilen 25 kilogramlık 500 çuval un, ilçede tespit edilen ihtiyaç sahibi 500 aileye ücretsiz olarak dağıtılmak üzere hazırlandı. Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bu yıl, kendi imkânlarımızla ekip biçtiğimiz arazilerimizden 450 tonluk büyük bir hasat elde ettik. Ürettiğimiz buğdaylar analizlerden başarıyla geçti ve ekmeklik olarak sınıflandırıldı. Bu, bizim ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Hasadımızın bir kısmını TMO’ya satarak belediyemize gelir sağladık, bir kısmını ise un haline getirip 500 aileye ulaştırıyoruz. Bu hem üretken hem de sosyal belediyecilik anlayışının somut bir göstergesidir.” Bu çalışma, Beylikova Belediyesi’nin sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda üreten, paylaşan ve dayanışmayı büyüten bir yerel yönetim anlayışını benimsediğini gözler önüne serdi. Belediyenin örnek uygulaması, kırsal kalkınma, gıda güvenliği ve toplumsal dayanışma açısından önemli bir model oluşturuyor.

Kuraklık Yaşanan Yerlerde Çiftçiler Tarlaya Biçerdöver Sokamadı Haber

Kuraklık Yaşanan Yerlerde Çiftçiler Tarlaya Biçerdöver Sokamadı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuraklığın tarımsal üretimde yol açtığı zararlara dikkat çekerek, mağdur olan çiftçilerin yardım kapsamına alınması gerektiğini belirtti. TZOB Başkanı Bayraktar, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Küresel iklim değişikliğinin sonucu olarak dünyanın birçok bölgesinde artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, kuraklık afetinin sıklığını ve şiddetini artırıyor. Birçok doğal afetin aksine kuraklık yavaş gelişim gösterebilmekte, çok geniş bölgelerde ve hatta kimi zaman bir ülkenin tümünde ciddi ekonomik, çevresel ve sosyal etkilere sebep olabilmektedir. Ülkemizin küresel ölçekte yarı kurak bir iklim kuşağında bulunması kuraklığın hassasiyetini artırıyor. Kuraklığın tarıma etkilerini 2008, 2014 ve 2021 yıllarında ülkemizde yaşadık. Bitkilerin çıkış̧ ve gelişme döneminde ihtiyaç duydukları suyun toprakta bulunmaması nedeniyle söz konusu yıllarda hem verimde hem de kalitede ciddi sorunlar yaşanmıştır. O yıllarda kuraklık sonucu tarımsal üretim önemli ölçüde etkilenmiş ve birçok üreticinin yanı sıra ülke ekonomisi de oldukça zarar görmüştür. 2024-25 sezonu da ülkemizde tarımsal kuraklık sebebiyle üretimde azalmalar meydana gelmiştir. Özellikle Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgesi’ndeki illerimizde ciddi verim kayıpları görülmektedir. Kuraklığın yaşandığı yerlerde çiftçilerimiz maliyetini kurtarmayacağından tarlasına biçerdöver sokamamıştır. Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buğday, arpa ve mercimekte yaklaşık %80 oranında verim kayıpları görülmektedir. Diyarbakır’da kuruda buğday verimi %48, suluda %10,8 oranında düşmüştür. Ayrıca kuruda üretilen arpada verim %63 oranında düşmüştür. Mardin’de hububat hasadı bitmek üzeredir. Buğdayda %20, arpada %50 ve mercimekte %55 oranında kuraklık zararı görülmüştür. Konya’da arpa hasadı başlamış ve normalde dekara en az 250-300 kg olması gereken verimin dekara 50 ila 150 kg arasında değiştiği görülmüştür. Çankırı’da normalde dekara 300-350 kg olan arpa verimi 50-60 kg’a düşmüştür. Normalde 350-400 kg olan buğday verimi 200-250 kg’a düşmüştür. Aksaray’da arpa hasadı başlamıştır. İlde yağışlar kurtarır seviyede olsa da nisan ayındaki zirai don kaynaklı buğday ve arpada %20 civarında verim kaybı beklenmektedir. Karaman’da 670 bin dekarlık arpa üretim alanının 400 bin dekarı kuraklık ve zirai don sebebiyle biçerdöver girmeyecek durumdadır. Kayseri’de hasat henüz başlamasa da Kocasinan, İncesu ve Yeşilhisar ilçelerinde kuraklık sebebiyle buğday ve arpa verimlerinin %50 oranında düşmesi beklenmektedir. Kırıkkale’de buğday ve arpa hasadı yeni başlamış, rakımı yüksek ve yağış alan bölgelerin haricinde kuraklık nedeniyle önemli verim kayıpları meydana geldiği görülmüştür. Normalde 300 kg olan buğday verimi 100 kg’a, arpa verimi ise 300kg’dan 70-80 kilogramlara düşmüştür. Kırşehir’de buğday ve arpa hasadı yeni başlamış ve yağış alan sınırlı bölgeler haricinde kuraklık ve don sebebiyle %90’a varan verim kayıpları meydana gelmiştir. Kuraklık Hatay ilini de etkilemiştir. Buğdayda kayıp oranı Belen ve İskenderun ilçelerinde %100, Altınözü ilçesinde %60, Kumlu ilçesinde %50, Erzin ilçesinde %42, Kırıkhan, Payas, Defne ve Reyhanlı ilçelerinde %40, Antakya ilçesinde %35, Samandağı, Arsuz ve Hassa ilçelerinde %30 oranında olmuştur. Kilis ilinde 2025 sezonunda Merkez, Musabeyli, Elbeyli ve Polateli ilçelerinde kuraklık yaşanmıştır. Kuraklık sebebiyle arpa rekoltesinde ortalama %84 oranında, nohut rekoltesinde %80 oranında, buğday rekoltesinde ortalama %65 oranında ve kırmızı mercimek rekoltesinde ortalama %77 oranında kayıp beklenmektedir. Ayrıca yağış azalması sonucu yeraltı sularının çekilmesiyle mısır ürününde de üretim kaybı yaşanacağı öngörülmektedir. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanında kuraklık sebebiyle ürünlerde verim düşüklüğü görülmektedir. Geçmiş yıllarda kuraklığın şiddetli yaşandığı yıllar olmuştur. Ancak 2025 yılının henüz ilk yarısı; don, dolu, sel ve kuraklık doğal afetlerinin hepsinin yaşandığı bir afet yılı olmuştur. Nisan ayında yaşanan don afetinden zarar gören çiftçilere sigortası olmasa da hasarları oranında yardım ödemesi yapılacak olması olumludur. Bu sezon yaşanan kuraklık da buğday, arpa ve mercimek başta olmak üzere stratejik ürünlere zarar vermiştir. Bu sebeple kuraklıktan zarar gören ve geliri düşen çiftçilerimizin de yardım kapsamına alınmasını, Ziraat Bankası’na ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz olarak en az 1 yıl ertelenmesini talep ediyoruz.”

Şekerpancarı Üretimi Yapan Çiftçi Sayısı Azalıyor Haber

Şekerpancarı Üretimi Yapan Çiftçi Sayısı Azalıyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 6 Kasım 2024 tarihinde Aksaray’da şekerpancarı hasadına katıldı.  Bayraktar Ziraat Odaları Başkanlarıyla birlikte basın açıklaması yaptı. TZOB Başkanı Bayraktar’ın açıklaması şu şekilde; “Pancar ve şeker üretimi, yüksek katma değeri, yüksek istihdam imkânı sağlaması, diğer tarım ürünlerinin ve hayvancılığın gelişmesindeki rolü, biyoetanolün en verimli hammaddesi olması gibi özellikleriyle sosyal ve ekonomik yaşam üzerinde tüm dünyada stratejik önemi olan bir üretim koludur. Dünyadaki coğrafi yapı gereği Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya, Ukrayna ve ülkemiz şekeri pancardan; Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Çin gibi ülkeler hem pancardan hem kamıştan; Brezilya, Hindistan, Meksika, Tayland, Avustralya başta olmak üzere birçok ülke de şekeri kamıştan üretiyor.” “Ülkemiz, pancar şekeri üretiminde dünyada 5’inci, Avrupa’da 4’üncü sırada yer alıyor” “Ülkemiz, dünya pancar şekeri üretiminde yüzde 6,6’lık pay ile pancardan şeker üreten ülkeler arasında önemli bir konuma sahiptir.  Dünyada beşinci, Avrupa’da dördüncü sırada yer alıyor. Dünya genelinde kamış ve pancardan şeker üreten ülkeler arasında da 12’nci sıradadır. Şekerpancarı tarımı; Doğu Karadeniz, Ege ve Akdeniz’in sahil şeridi ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi dışındaki tüm bölgelerde her yıl üreticilerle yapılan ‘Şekerpancarı Üretim Sözleşmesi’ esaslarına göre yapılıyor. Sözleşmeli üretimin ilk örneklerinden biri olup, tarımın sanayiye entegre olmasını sağladı. Ülkemizde şeker pancarı üretimi; her yıl belirlenen şeker kotalarına bağlı olarak şirketler tarafından programlanıyor. Şeker üretiminde ve dolayısıyla pancar üretiminde kota uygulaması ülke kaynaklarının optimum düzeyde verimli ve etkin kullanımını sağlıyor. Ülkemizin yıllık şeker ihtiyacının yüzde 95’i pancar şekeri, yüzde 5’i ise nişasta bazlı şeker ile karşılanmak üzere programlanıyor. 7103 sayılı Kanun ile 2019/2020 pazarlama yılından itibaren her yıl Cumhurbaşkanı kararı ile nişasta bazlı şeker kotası ülke toplam A kotasının yüzde 2,5’i oranında belirleniyor. Ülkemizde 58 ilde şekerpancarı üretiliyor. Üretimde Konya, Yozgat, Afyonkarahisar, Kayseri, Eskişehir ve Aksaray ilk sıralarda geliyor. Geçtiğimiz sezon Aksaray’da 1 milyon 178 bin 458 ton şekerpancarı üretildi. Bu üretim rakamıyla ülke üretiminden yüzde 4,7 pay alarak 6’ncı sırada yer alıyor. Tarım topraklarımızın 3,6 milyon dekarını şekerpancarı üretimi için ayırıyoruz. Yıllar itibarıyla değişmekle birlikte son 10 yılda ortalama yıllık 19,5 milyon ton şekerpancarı üretimi yapıldı. 2023 yılında 3,6 milyon dekarda 25 milyon 250 bin ton şekerpancarı üretildi. 2023 yılında rekor bir üretim ile şekerpancarı üretimimiz ilk defa 25 milyonu geçti. Türkiye İstatistik Kurumu Bitkisel Üretim 2’nci Tahminine göre 2024 yılında üretimin yüzde 8,9 oranında azalarak, 23 milyon ton olacağı tahmin ediliyor.” “Şekerpancarı üretimi yapan çiftçi sayısı azalıyor” Şekerpancarı üretimi yapan çiftçi sayısı yıllar itibarıyla önemli ölçüde azaldı. Son 10 yılda pancar üreten çiftçi sayısı yüzde 19,8 oranında azalarak 99 bin 714’e düştü. Şeker tüketimimiz ise artıyor. 2021 yılında kişi başına şeker tüketimimiz 30,7 kilogram iken 2022 yılında 33,6 kilograma yükseldi. 1 yılda yüzde 9,4 artan kişi başı tüketimimizle şekerdeki yeterlilik oranımız düştü. 2022 yılında şeker yeterlilik oranımız 91,1 olarak gerçekleşti. 85 milyonu geçmiş genç, dinamik ve artış hızı yüksek bir nüfusa sahibiz. Ülkemizde 5 milyonu aşkın mülteci, sığınmacı ve yabancı yaşıyor. Yıllık 55 milyon turist ülkemizi ziyaret ediyor. Bütün bunlar şeker talebini önemli ölçüde artıran unsurlardır. Bu talebin karşılanması gerekiyor. Talebin karşılanması için de şekerpancarı üretiminin devam etmesi gerekiyor.”  “Şeker stratejik bir üründür. Dışa bağımlı olunacak bir ürün değildir. Yerli üretimi korumaktan başka çare de yoktur” “Şeker sektörü, şekerpancarı üreticileri ve şeker fabrikalarıyla birlikte bir bütündür. Fabrikalar teknoloji açısından güçlendirilmeli, verimli çalışması sağlanmalı, istihdam artırılmalı ve gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Şeker sektörünün çiftçi, fabrika çalışanı ve tüketici ayağı bulunuyor. Yarattığı katma değer ve kamu yararı unsuru da göz ardı edilemez. Şeker üretim tüketim dengesine, artan nüfusa bakıldığında, hem şeker pancarı hem şeker üretiminin artırılması gerekiyor. Açıklanan şekerpancarı fiyatları üreticinin yeterli gelir elde etmesini sağlayacak düzeyde olması ve üretim motivasyonunun artırması fevkalade önemlidir. Tarımsal üretimin tüm kollarında üretimin devam etmesi elzemdir. TÜRKŞEKER’in açıkladığı şekerpancarı alım fiyatları yıllar itibarıyla artış gösterdi. 2023 yılında ton başına kota tamamlama primi dahil bin 855 lira olan şekerpancarı alım fiyatı 2024 yılında yüzde 28’lik artışla 2 bin 375 lira oldu. Açıklanan fiyat artmış olsa da yeterli değildir. Tarımsal girdilerdeki artışlar ve ödemekte zorlanılan borç yükü her geçen gün üretimi zorlaştırıyor. Fiyatların hasat başlamadan açıklanması gerekiyor. Bu senede şeker alım kampanyası Eylül’ün 4’ünde başlamış olmasına rağmen fiyat açıklaması 24 Eylül’de geldi. Fiyat açıklamasının gecikmesi üreticilerimizi endişelendiriyor. Birçok üründe maliyet seviyesinde fiyat açıklaması yapıldı. Fiyatların hasattan önce artan girdi fiyatları ve üretim maliyetleri göz önüne alınarak, üreticilerin geçimlerini sağlayacakları ve üretimlerini devam ettirebilecekleri seviyelerde açıklanması şarttır. Üreticilerimiz bunu hak ediyor. Kırsalımız Yaşlanıyor. Yaş ortalaması 58’e yükseldi ve gençlerimizi kırsalda tutamıyoruz. Çiftçilerimizin ödedikleri prim gün sayısında adalet sağlanmasını istiyoruz. Çiftçilerimiz diğer sigortalılar gibi prim gün sayısının 7200 güne indirilmesini bekliyor. Gençlerimiz primlerinin devlet tarafından ödenmesini talep ediyor. Bugün burada yapacağımız şekerpancarı hasadımızın tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyor, emeklerinin karşılıklarını alacağı bereketli bir sezon diliyorum.”  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.