SON DAKİKA
Hava Durumu

#Halk Sağlığı

Porsuk Haber Ajansı - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alpu Ovası’nı Korumak, Eskişehir’in Geleceğini Korumaktır Haber

Alpu Ovası’nı Korumak, Eskişehir’in Geleceğini Korumaktır

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Danıştay 10. Dairesi’nin Alpu Ovası’na yapılması planlanan kömürlü termik santral projesine ilişkin verdiği bozma kararını değerlendirdi. Başkan Ataç, “Alpu Ovası’nı korumak, Eskişehir’in geleceğini korumaktır” dedi. Başkan Ataç, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: Danıştay 10. Dairesi’nin kararıyla Alpu Ovası’na kömürlü termik santral dayatmasının hukuki zemini bir kez daha çökmüştür. Bu karar yalnızca bir dava sonucu değil; Eskişehir’in toprağına, suyuna, havasına ve yaşam hakkına dair açık bir ilke beyanıdır. Danıştay’ın altını çizdiği gerçek nettir: Alpu Ovası, Büyük Ova Koruma Alanıdır. Bu statü, tarım arazilerinin bütünlüğünü ve toprağın tarımsal kimliğini korumayı kamunun ortak sorumluluğu haline getiren bağlayıcı bir güvencedir. Hiçbir siyasi hesap, hiçbir kısa vadeli çıkar, hiçbir “olur” yazısı bu gerçeğin üzerine örtü çekemez. Kararda açıkça vurgulanan riskler hepimizin hayatına dokunmaktadır. Kömürlü termik santral; hava, su ve toprak kirliliği demektir. Bu kirlilik; tarımsal üretimin zayıflaması, verim gücünün düşmesi, gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi ve halk sağlığının riske atılması anlamına gelir. Bugün bu ovada kaybedeceğimiz her şey, yarın soframızdan eksilecek ekmek; çocuklarımızın soluduğu havadan çalınacak sağlıktır. Kararın en kritik yönlerinden biri de, projenin ilerletilmesi adına üstün bir kamu yararı bulunmadığının tescillenmiş olmasıdır. Kamu yararı; toprağı geri dönülmez biçimde kirleten, suyu riske atan, havayı zehirleyen bir yaklaşımla kurulamaz. Kamu yararı yaşamı korumakla başlar; insanı, emeği ve üretimi yaşatmakla anlam kazanır. İklim krizi çağında tarım alanlarını korumak yalnızca çevre politikası değildir; ekonomik güvenlik, halk sağlığı ve toplumsal adalet meselesidir. Alpu Ovası’nı korumak; Eskişehir’in tarımsal üretimini, kırsal yaşamını, istihdamını ve geleceğe dair umudunu korumaktır. Bu kararın; Eskişehir’in Alpagut–Atalan ve Bozdağ bölgesinde gündeme gelen altın madeni arayışı gibi, doğayı ve yaşam alanlarımızı tehdit edebilecek tüm girişimlerde de hukukun, bilimin ve kamu yararının esas alınması adına emsal olmasını diliyorum. Bu mücadelede emeği geçen yurttaşlarımıza, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, bilim insanlarına ve toprağına sahip çıkan üreticilerimize teşekkür ediyorum. Hukukun işaret ettiği bu doğrultunun gereği yapılmalı; Alpu Ovası üzerinde tarımsal varlığımızı ve yaşam hakkımızı tehdit eden her türlü girişimden kesin olarak vazgeçilmelidir. Alpu Ovası’nı korumak, Eskişehir’in geleceğini korumaktır.''

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti Haber

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, AKP iktidarının ekonomi politikalarının toplum sağlığını çökerttiğini gösteren çarpıcı antidepresan verilerini kamuoyuyla paylaştı. Bulut, Türkiye’nin adım adım bir “ruh sağlığı krizi”ne sürüklendiğini belirterek, son 10 yılda antidepresan kullanımının yüzde 58,5 oranında arttığını vurguladı. 1 YILDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAKLAŞIK 6 MİLYON KUTU ARTTI CHP’li Bulut’un paylaştığı verilere göre, 2016 yılında 45 milyon 132 bin 854 kutu olan antidepresan kullanımı, geçtiğimiz yıl 71 milyon 527 bin 690 kutuya yükseldi. Sadece son bir yılda vatandaşın 5 milyon 936 bin 438 kutu daha fazla antidepresan kullanmak zorunda kaldığını belirten Bulut, “Bu artış tesadüf değil, bu artış kötü ülke yönetiminin, yoksulluğun ve umutsuzluğun sonucudur” dedi. “İKTİDAR VATANDAŞI ANTİDEPRESANLA AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Ekonomik krizin artık sadece cüzdanları değil, insanların ruh sağlığını da çökerttiğini söyleyen Bulut, “İşsizlik, geçim derdi, borç batağı ve yarın kaygısı vatandaşın psikolojisini yerle bir etti. İktidar sorunları çözmek yerine, toplumu antidepresanlarla ayakta tutmaya çalışıyor. Antidepresan kullanımı halk sağlığı açısından endişe verici noktalarda” ifadelerini kullandı. 2025 yılında antidepresan kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 9 arttığına dikkat çeken Bulut, 2024 yılında antidepresanlara 5 milyar 35 milyon lira ödeyen kamunun, 2025 yılında bu rakamı 6 milyar 480 milyon liraya çıkardığını kaydetti. “20 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA RUH SAĞLIĞI MI KALIR?” Mevcut gelir düzeylerinin toplumun gerçekleriyle bağının koptuğunu ifade eden Bulut, “Bugün en düşük emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret 28 bin 75 TL. Bu parayla kira mı ödensin, mutfak mı dolsun, fatura mı kapatılsın? İnsanlar ay sonunu değil, yarını düşünmekten uyuyamaz hale geldi” dedi. Antidepresan kullanımındaki patlamanın sosyal bir alarm olduğunun altını çizen Bulut, “Çarşı, pazar ateş pahası; diğer yandan kira, faturalar ve mutfak masrafları el yakıyor. Ruh sağlığı çökmüş bir toplum yaratırsanız, bunu ne pembe tablolarla ne de istatistik oyunlarıyla gizleyebilirsiniz. Bu ülke yoksullukla, adaletsizlikle, liyakatsizlikle yönetiliyor. Sonuç da milyonlarca kutu antidepresan oluyor” ifadelerini kullandı. “BU TABLO İKTİDARIN ESERİDİR” Bulut, “Antidepresan kullanımındaki bu dramatik artış, AKP’nin yıllardır uyguladığı ekonomi ve sosyal politikalarının açık ve net bir sonucudur. Yoksulluğu yöneten, krizi kalıcı hale getiren, milyonları güvencesizliğe mahkûm eden bir anlayış bugün toplumun ruh sağlığını çökertmiştir. Vatandaş daha fazla ilaçla değil; adaletle, güvenle, emeğinin karşılığını aldığı insanca yaşam koşullarıyla iyileşir. Bugün insanlar geçinemediği için, yarınını göremediği için, hakkını arayamadığı için antidepresan kullanmak zorunda bırakılıyor. En düşük emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışanlar, asgari ücretle ay sonunu getiremeyenler, borçla yaşayan gençler bu düzenin bedelini ruh sağlığıyla ödüyor. İktidar ise bu çöküşü seyretmekle kalmıyor, istatistiklerle örtbas etmeye çalışıyor. Türkiye’yi antidepresan bağımlısı haline getirenler bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Bu ülkenin insanlarını umutsuzluğa, kaygıya ve çaresizliğe mahkûm edenler, yaşanan ruhsal çöküşün de siyasi sorumlusudur” dedi.

Sahte ve Kaçak İçki Halk Sağlığı Sorununa Dönüştü! Haber

Sahte ve Kaçak İçki Halk Sağlığı Sorununa Dönüştü!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz son günlerde artış gösteren sahte alkol kaynaklı ölümlere ilişkin bir basın açıklaması yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, “Sahte içki üretimi ve tüketimi yalnızca bir güvenlik sorunu olmaktan çıkmış, ciddi bir halk sağlığı meselesine dönüşmüştür” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, sahte alkol kaynaklı ölümlerin artış göstermesi üzerine yazılı basın açıklaması yaptı. “HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA” Şahbaz, yüksek enflasyon, yoksulluk ve alkolden alınan yüksek vergi oranlarıyla bağlantılı olarak artan kaçak alkol tüketiminin halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini aktardı. Şahbaz: “İstanbul’da son bir haftada kaçak içki nedeniyle hastaneye başvuran 92 kişiden 38’i metanol zehirlenmesi sonucu yaşamını yitirirken, 46 kişiden 26’sı entübe durumdadır. “Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu” adlı sivil oluşuma göre, 2023’te 17, 2024’te 47 sahte içki kaynaklı ölüm vakası raporlanmıştır; ancak gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu açıktır” şeklinde konuştu. “ŞARTLAR, ÖLÜMCÜL SAHTE İÇKİ PİYASASINI BESLİYOR” Şahbaz açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Halkın yaşam tarzına müdahale boyutuna varan yüksek vergilendirme politikaları, kitlesel ölümlerin ve körlük gibi sakatlanmaların en önemli nedenidir. Yasal alkollü içeceklere erişemeyen vatandaşlar, daha ucuz olan kaçak içkiye yönelmektedir. Günümüzde %45 alkol oranına sahip bir içeceğin ÖTV ve KDV toplamı, satış fiyatının %70’ine ulaşmıştır. Bu şartlar, alkollü içecekleri pek çok kişi için erişilemez kılmakta ve ölümcül sahte içki piyasasını beslemektedir. Yapılan denetimlerde, 2023’te 1 milyon 195 bin, 2024’te 4 milyon 264 bin litre kaçak içki ele geçirilmesi, sorunun ulaştığı boyutu göstermektedir. Sahte içki üretimi ve tüketimi yalnızca bir güvenlik sorunu olmaktan çıkmış, ciddi bir halk sağlığı meselesine dönüşmüştür. İstanbul’daki son operasyonlar, ne yazık ki bu trajedinin ardından yapılan geçici adımlarla sınırlı kalmış; hükümet, yapısal sorunlara çözüm üretmek yerine sorumluluğunu göz ardı etmiştir.” “HÜKÜMET DERHAL SORUMLULUK ÜSTLENMELİ” “Alkolle mücadelenin, erişimi neredeyse imkânsız hâle getirip vatandaşı sahte ürüne yönlendirecek kadar yüksek fiyatlandırma politikalarıyla yürütülmemesi gerekir. Fahiş düzeyde yüksek vergilerin, insanları kaçak veya sahte içkiye yönlendirebileceği, bunun da toplumsal maliyeti çok daha yüksek sonuçlar doğurabileceği dikkate alınmalıdır. Devlet, alkol bağımlılığı ile mücadele etmekle yükümlüdür; ancak bu mücadele, aşırı vergilendirme ve yasaklar yerine, eğitim, tedavi, rehabilitasyon ve etkin denetim gibi uzun vadeli ve kalıcı önlemlerle desteklenen çok boyutlu ve bütüncül politikalarla yürütülmelidir. Sahte alkol üretimi engellenmeli ve bu suçun cezası artırılmalıdır. Hükümet, derhâl sorumluluk üstlenerek halk sağlığı sorunu haline gelmiş bu konuda kalıcı çözümler üretmek zorundadır.”

Türkiye'nin İmajı ve Halk Sağlığı Tehlikede Haber

Türkiye'nin İmajı ve Halk Sağlığı Tehlikede

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Türkiye’de tarım sektörünün pestisit kullanımı ve denetim eksikliklerinden kaynaklanan sorunlarına dikkat çekti. Adem, yaptığı yazılı açıklamada, hem üreticilerin hem de tüketicilerin sağlığını tehdit eden ve ihracatta yaşanan sorunlarla Türkiye’nin tarımsal itibarını zedeleyen bu durumun temelinde yönetim eksikliğinin yattığını ifade etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem’in yazılı basın açıklaması şöyle: “Türkiye’nin tarım sektörü, yalnızca üreticiler için değil, tüketiciler ve ihracatçılar için de alarm veren bir noktaya gelmiştir. Pestisit kalıntıları nedeniyle ihraç edilen tarım ürünlerinin Avrupa kapısından dönmesi, ülkemizin tarımsal itibarını zedelediği gibi halk sağlığını da ciddi bir tehlikeye atmaktadır. Daha da vahimi, bu tablo sadece üreticinin veya ihracatçının hatası değildir. Ortada bir yönetim boşluğu vardır ve bu boşluğun sorumlusu, etkin bir tarım politikası ve çiftçiye rehberlik eden bir otoritenin eksikliğidir. Son yıllarda pestisit kalıntıları, Türkiye’den ihraç edilen yaş meyve-sebzelerde sıkça tespit edilmekte, birçok ürün geri dönmektedir. Ancak bu sadece ihracatı değil, iç piyasayı da tehdit eden bir sorundur. Türkiye’nin pestisit kullanımında dünya sıralamasında çok üstlerde yer almamasına rağmen, denetim eksikliği ve üretim süreçlerindeki plansızlık nedeniyle geri dönen ürünler, iç piyasaya sunuluyor ya da başka ülkelere satılıyor. Halk sağlığını tehlikeye atan bu döngü, yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi ve ülkenin itibarını da ciddi şekilde etkilemektedir. Bugün Türkiye’de bir tarım bakanlığı var mı? Kâğıt üzerinde evet, ama sahada çiftçiye rehberlik eden bir tarım politikası olmadığı açıktır. Avrupa Birliği normlarına uygun mevzuatlar hazırlanmış olmasına rağmen, bunlar uygulanmamakta ve denetim mekanizmaları işlememektedir. Geri dönen ürünler konusunda hiçbir açıklama yapılmamakta, bu ürünlerin akıbeti tamamen belirsiz kalmaktadır. Bu sahipsizlik, hem ihracatçıyı maddi zarara uğratmakta hem de çiftçiyi destekten yoksun bırakmaktadır. Tarım sektöründeki bu plansızlık ve yönetim boşluğunun bedelini, üretici emeğinin karşılığını alamayarak, ihracatçı ürünleri geri döndüğü için zarar ederek ve tüketici güvenli gıdaya erişemediği için ödemektedir. Ancak bu tablo, çiftçinin ya da ihracatçının değil, denetim yapmayan ve mevzuatları uygulamayan yönetimin sorumluluğundadır. Türkiye, tarım sektöründe yeniden bir güven ortamı yaratmak istiyorsa, öncelikle aşağıdaki adımları atmalıdır:             1.Pestisit kullanımı ve ürün kalitesi üzerinde sıkı denetim mekanizmaları kurulmalıdır.             2.Geri dönen ürünlerin akıbeti ve pestisit kullanımı ile ilgili tüm veriler kamuoyuyla paylaşılmalıdır.             3.Çiftçilere pestisit kullanımı ve alternatif tarım yöntemleri hakkında rehberlik edilmelidir.             4.Avrupa Birliği standartlarına uygun üretim süreçleri için teşvik ve destek mekanizmaları kurulmalıdır. Bugün Türkiye tarımı, üreticiden tüketiciye kadar her alanda bir yönetim boşluğunun bedelini ödemektedir. Pestisit sorunu, bu sahipsizliğin en somut göstergesidir. Ülkemizin tarımsal itibarını korumak, halk sağlığını güvence altına almak ve üreticiyi desteklemek için gerçekçi, şeffaf ve uygulamaya geçecek bir tarım politikası zorunludur. Türkiye’nin tarımı, sadece bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda milli bir güvenlik meselesidir. Bu anlayışla hareket edilmediği sürece, ne Avrupa kapısından dönen ürünlerin ne de tüketicinin güvenli gıdaya erişim sorunlarının önüne geçilemeyecektir.”.

Odunpazarı'ndan Ücretsiz Halk Sağlığı Semineri Haber

Odunpazarı'ndan Ücretsiz Halk Sağlığı Semineri

Odunpazarı Belediyesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi iş birliğiyle, halk sağlığını desteklemek amacıyla verilen ücretsiz seminerler devam ediyor. Odunpazarı Belediyesi Halk Merkezlerinde gerçekleştirilen seminerler, bireylerin sağlık konularında bilinçlenmesini ve temel haklarını öğrenmesini hedefliyor. “Çocuk ve ergenlerde öfke yönetimi”, “Kadının insan hakları”, “Sağlıklı beslenme”, “Çocukluk çağı aşıları ve aşıların önemi”, “Akılcı ilaç kullanımı”, “Yaşlı sağlığı ve evde bakım”, “Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve korunma yöntemleri”, “Çocuk ihmali ve istismarı: Koruma sistemleri ve hizmetler”, “Üreme sağlığı”, “Ev kazaları ve ilk yardım” ile “Günlük yaşamda kadın olmak” konularının yer aldığı seminerler, tamamen ücretsiz olarak veriliyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Odunpazarı Belediyesi olarak vatandaşlarımızın sağlıklı, bilinçli ve haklarının farkında bireyler olmalarını önemsiyoruz. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi iş birliğiyle düzenlediğimiz bu ücretsiz seminerlerle, toplum sağlığını desteklemeye ve yaşam kalitesini artırmaya devam ediyoruz. Halkımıza faydalı olacak her konuda çalışmayı sürdüreceğiz. Tüm hemşehrilerimizi bu bilgilendirici etkinliklere davet ediyoruz” dedi. Seminerlerle ilgili bilgi almak isteyen vatandaşlar, Odunpazarı Belediyesi Halk Merkezlerinden istedikleri bilgileri edinebilirler.

Başkan Bozbey: “Günde 45 Bin Öğrenciye Süt Dağıtacağız” Haber

Başkan Bozbey: “Günde 45 Bin Öğrenciye Süt Dağıtacağız”

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, halkın sağlıklı bir yaşam sürmesi adına çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyerek, “Bursa’da bir ilk olarak devlet okullarında okuyan birinci sınıf öğrencilerine bu yıl süt dağıtımına başlıyoruz. Günde yaklaşık 45 bin civarında öğrencimize süt dağıtmış olacağız” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü tarafından ‘3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası' dolayısıyla ‘Sağlıklı Yaşam, ‘Anne Bebek Sağlığı, ‘Çocuk Sağlığı, ‘Ruh Sağlığı, ‘Sokak Hayvanları ve Halk Sağlığı, ‘Yaşlı Sağlığı Günü’ etkinlikleri düzenlendi. Bir hafta boyunca kentin farklı noktalarında yapılan programlarda, alanında uzman isimler tarafından vatandaşlara faydalı bilgiler aktarıldı. Dolu dolu hazırlanan Halk Sağlığı Haftası' etkinliklerin son durağı, Cumhuriyet Caddesi’ndeki ‘Bursa Sağlığına Yürüyor’ temalı yürüyüş oldu. Bando eşliğinde yapılan yürüyüşe yoğun ilgi gösteren Bursalılar, ellerin taşıdıkları dövizlerle halk sağlığının önemine dikkat çekti. Yürüyüşün son bulduğu Hanlar Bölgesi Meydanı’nda katılımcılar için ilk yardım piyesi, egzersiz gösterimi ve heimlich manevrası anlatımı yapıldı. Alanda kurulan stantlarda ise genel sağlık bilgilendirmeleri, sağlık taramaları, diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme tavsiyeleri, vücut kitle endeksi ölçümü, tansiyon ölçümü, CO (karbonmonoksit) ölçümü, sigara bırakma bilgilendirmesi, BBB Evde Bakım Hizmetleri tanıtımı ve GADEM tanıtımı yapıldı. “Halk sağlığına büyük önem verdik” Hanlar Bölgesi Meydanı’ndaki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Kurulan stantları gezerek sağlık personelinden çalışmaları hakkında bilgi alan Başkan Mustafa Bozbey, bu dönem sağlık başta olmak üzere Bursalıların yararına olan birçok konuda çalışmalar yapacaklarını söyledi. Hayattaki en değerli servetin sağlık olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Sağlık, yaşamın en temel unsurudur. Değerini ise ne yazık ki kaybettiğimizde anlıyoruz. Toplum sağlığını korumak ve iyileştirmek hepimizin sorumluluğudur. Kent yöneticisi olarak geçmiş dönemde de halk sağlığına büyük önem verdik. Gebe takiplerinden yaşlı takiplerine ve çocuklara süt dağıtımına kadar birçok projeyi Nilüfer’de uyguladık. Bu çalışmaları Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak daha geniş biçimde ele alıyoruz” dedi. Günde 45 bin öğrenciye süt dağıtımı Halkın sağlıklı bir şekilde yaşam sürmesi adına çalışmaları sürdürdüklerini anlatan Başkan Bozbey, “Bursa’da bir ilk olarak devlet okullarında okuyan birinci sınıf öğrencilerine bu yıl süt dağıtımına başlıyoruz. Hazırlıklarımızı tamamladık. Günde yaklaşık 45 bin civarında öğrencimize süt dağıtmış olacağız. Yılda da 1 milyon civarında süt dağıtmış olacağız” diye konuştu. “Gülümseyen bir Bursa için çalışıyoruz” Daha önce çalışma yaptıkları çevre, hava, gürültü ve elektromanyetik alan kirliliği üzerine de çalışmaları sürdüreceklerini dile getiren Başkan Bozbey, “Bursa’nın havasının kirli olduğunu, derelerinin kirli olduğunu her yerde söylemeye çalışıyorum. Gerektiğinde Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kirletenleri kamuoyuyla paylaşmak bizim sorumluluğumuzdur. Biz soluduğumuz havanın, ürünlerimizin sulandığı derelerin temiz olmasını istiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tüm Türkiye’ye örnek olacak olan halk sağlığı projelerimizi bir bir yaşama geçirip örnek bir kurum olmayı hedefliyoruz. Bursamızın sorunlarını biliyoruz. Gülümseyen bir Bursa için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Halk Sağlığı Haftası kapsamında bir hafta boyunca düzenlenen etkinliklerde emeği geçenlere ve katılım gösterenlere teşekkür ediyorum. Herkese sağlıklı bir yaşam diliyorum” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bir hafta boyunca dolu dolu etkinlikler yaparak Halk Sağlığı Haftası’nı kutladığını dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmalarının ardından yürüyüşe katılanlara sertifika takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.