SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hafıza

Porsuk Haber Ajansı - Hafıza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hafıza haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göçün İzleri Eskişehir’de Sergileniyor Haber

Göçün İzleri Eskişehir’de Sergileniyor

Eskişehir’de sanat, tarih ve hafıza aynı çatı altında buluştu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iş birliğinde hazırlanan “Bulgaristan - Türkiye Hattında 26 Göç 26 Hikâye 26 Çizer” karikatür sergisi, görkemli bir açılışla sanatseverlerle buluştu. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi Sanat Galerisi’nde gerçekleşen açılışa, serginin açılışına Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, önceki dönem belediye başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Eskişehir Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği (ERBALDER) Başkanı Neziha Bilen ve dernek üyeleri, proje yürütücüsü ve İstanbul Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Nurcan Özgür Baklacıoğlu ve çok sayıda sanatsever katıldı. GÖÇÜN HAFIZASI ÇİZGİLERLE ANLATILIYOR ERBALDER Başkanı Neziha Bilen, 2026 yılının “Eskişehir Yılı” ilan edilmesiyle birlikte hayata geçirilen projelerin önemine dikkat çekerek, bu serginin kültürel birlikteliği ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren anlamlı bir çalışma olduğunu vurguladı. Neziha Bilen, “Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2026 yılının ‘Eskişehir Yılı’ ilan edilmesinin ardından; kültürel birlikteliği, toplumsal dayanışmayı ve çağdaş kent kimliğini yansıtan birçok değerli proje hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda düzenlenen serginin bir parçası olmak bizim için büyük bir gurur ve onurdur. Bugün, 18 Eylül 1923 tarihinde Ankara’da imzalanan Türk-Bulgar Antlaşması’nın 100. yılı anısına gerçekleştirilen bu anlamlı projenin ilk adımını Eskişehir’de atıyoruz. Eskişehir’den başlayarak Türkiye’nin birçok şehrine ulaşacak olan gezici sergimiz, Bulgaristan’da da sanatseverlerle buluşacaktır. Kültürel mirasımızı yaşatmak adına çalışmalarını sürdüren derneğimiz, bu tür projelere her zaman destek vermeye devam edecektir. Bu anlamlı projede emeği geçen tüm sanatçılarımıza, desteklerinden dolayı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce’ye ve katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz.” dedi. “BU SADECE BİR SERGİ DEĞİL, BİR YOLCULUK” Proje yürütücüsü Prof. Dr. Nurcan Özgür Baklacıoğlu ise serginin bir yıllık emeğin ürünü olduğunu ifade ederek, Eskişehir’in göç, sanat ve eğitimle yoğrulmuş kimliğinin bu projeye ilham verdiğini söyledi. Serginin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını vurgulayan Baklacıoğlu, “Bu anlamlı serginin Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmesinden büyük mutluluk duyuyorum. Bir yıllık emeğin ürünü olan bu çalışmada destek veren Sayın Ayşe Ünlüce’ye, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’na ve tüm teknik ekibe teşekkür ederim. Eskişehir’den yola çıkmamız bizim için çok kıymetli. Çünkü bu şehir; göç, sanat ve eğitimle şekillenmiş güçlü bir kültürel kimliğe sahiptir. Sergimiz de bu ruhu yansıtarak Bulgaristan’dan Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini ve bu süreçte yetişen sanatçıları bir araya getiriyor. Bu sergi sadece bir sanat etkinliği değil; göçün hafızasını, acılarını ve aynı zamanda üretime dönüşen gücünü anlatan bir yolculuktur. Karikatür sanatı aracılığıyla iki ülke arasında kurulan kültürel bağların ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha görüyoruz. Emeği geçen tüm sanatçılara, proje ekibine ve bizleri yalnız bırakmayan siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. ESKİŞEHİR’DEN DÜNYAYA UZANAN BİR HİKÂYE Başkan Ayşe Ünlüce de konuşmasında, “Eskişehir Yılı” kapsamında şehre umut ve heyecan katacak projeler gerçekleştirdiklerini belirterek, 26 karikatürist ve 26 eserden oluşan serginin Eskişehir’den başlamasının büyük bir anlam taşıdığını ifade etti. Ünlüce, Eskişehir’in hem bir göç hem de sanat şehri olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: “2026 yılının Eskişehir Yılı ilan edilmesiyle birlikte, şehrimize umut, heyecan ve birlik duygusu katacak özel projeler gerçekleştirmeyi hedefledik. Bu sergi de o projelerden biri olarak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. 26 karikatürist ve 26 eserden oluşan bu serginin Eskişehir’den başlaması büyük bir mutluluk. Emeği geçen herkese ve katkı sunan değerli isimlere teşekkür ediyorum. Eskişehir; hem bir göç şehri hem de güçlü bir sanat kentidir. Göçün hüzünlü hikâyesi ile sanatın birleştirildiği bu sergi, şehrimizin ruhuna çok yakıştı. Aynı zamanda dayanışmayı, umudu ve birlikte yaşama kültürünü de yansıtıyor. Bu sergi, yolculuğu boyunca farklı şehirlerde de göçün hem acı hem de umut dolu hikâyesini anlatmaya devam edecek. Katılımınız için teşekkür ediyor, serginin hayırlı olmasını diliyorum.” BAVULLARA SIĞMAYAN HİKÂYELER “Bulgaristan - Türkiye Hattında 26 Göç 26 Hikâye 26 Çizer” karikatür sergisi, bavullara sığmayan hatıraları kalemlerinin ucunda taşıyanların hikâyesini anlatıyor. Bir gecede geride bırakılan evlerin, sokakların ve isimlerin sessizliği; bu kez çizgilerle dile geliyor. Bulgaristan’dan Türkiye’ye uzanan bu yolculuk, hüznü ve mizahı aynı potada eriterek güçlü bir anlatıya dönüşüyor. Sergide yer alan eserler; göçün yarattığı kırılmaları, uyum sürecini ve kimlik arayışını eleştirel bir bakışla ele alırken, “macır” olmanın kendine özgü direncini, neşesini ve umudunu da gözler önüne seriyor. Geçmişin izlerini bugünün diliyle yeniden çizen bu anlamlı sergi, izleyiciyi hem düşünmeye hem de gülümsemeye davet ediyor.

Kazım Karabekir’in Hatırası Anadolu Üniversitesi’nde Yaşatıldı Haber

Kazım Karabekir’in Hatırası Anadolu Üniversitesi’nde Yaşatıldı

Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne konuk oldu ve Cumhuriyetin önemli isimlerinden olan babasını anlattı. Prof. Dr. Taciser Tüfekçi Sivas Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Özkay ve Prof. Dr. Erkan Erdemir, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Polat, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır, Kazım Karabekir’in torunu Gülden Gazioğlu, öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. Rektör Yardımcısı Erdemir: “Canlı tarih dinletisini hep birlikte yaşamış olduk” Tarihi olayları her zaman ikincil kaynaklar ve arşivden öğrendiğini dile getiren Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, etkinlikte Timsal Karabekir’in katılımı ile canlı dinlemenin büyük önem arz ettiğini belirterek, “Tarihî gerçekleri kitaplardan okumak birtakım ikincil kaynaklardan öğrenmeye çalışmak tabii ki pek çok tarihçinin en çok kullandığı yöntem ama bugün burada bir canlı tarih dinletisini hep birlikte yaşamış olacağız. O zor günlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ilk temel taşların oturduğu Rus Savaşı’nın yürütüldüğü toprakların tekrar geri kazanıldığı dönemlerin içinde yaşamış, canlı bir tanıdığından bu dönemleri dinlemek hepimiz için çok önemli olacak.” ifadelerine yer verdi. Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır: “Toplumlar bir hafızayı tecrübe aktarımıyla oluştururlar” Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır her Türk gencinin tarihini bilmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayarak “Tecrübe aktarımları önemlidir. Hem yaşarken kendi kahramanlarımızın kendi aktarımları hem de aileden dinlediklerimizi yazarak aktarmak önemlidir. Çünkü toplumlar bir hafızayı tecrübe aktarımıyla oluştururlar. Eğer tecrübe aktarımlarını kesersek, hafıza için ciddi bir sıkıntı oluşur. Her nesil kendi tecrübesini kendi yaratmaya kalktığında devamlı her nesil gidip duvara kendini vura vura o tecrübeyi elde etmeye çalışır. O açıdan bugün önemli bir gün. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusunu, kurucularını burada ciddi rol oynayan kahramanları anmak, unutmamak önemli. Onların yaşantılarını dinlemek de önemli.” dedi. Timsal Karabekir: “Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkaları çizer” Babasının hayatını katılımcılarla paylaşan Timsal Karabekir kişinin kendi tarihini bilmesinin neden önem arz ettiğini şöyle anlattı: "Kars'ta Gazi Muhtar Paşa Konağı’nda bir levha gördüm. Diyordu ki: ‘Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkaları çizer.’ Dolayısıyla coğrafyamıza sahip çıkmak istiyorsak tarihimizi hepimiz en az bir tarihçi kadar bilmek zorundayız. Evvela Allah'a şükretmemiz lazım. Osmanlı'nın en güç zamanları; can kaybediyoruz, kan kaybediyoruz, toprak kaybediyoruz. Allah'ın lütfuna bakın ki başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o ilahi kadroyu dünyaya gönderiyor. O anda hepsinin beraberlikle can ve kan birliği olarak vatanı savunmaya gelmeleri şükretmemiz gereken çok büyük bir olay.” dedi. “Karakalem portresi tarihe atılmış asılsız iftiraları çürüten en somut belgedir” Timsal Karabekir, Kazım Karabekir’in “Doğu’nun Fatihi” ve “Yetimlerin Babası” unvanlarını almasını sağlayan olayları da şöyle anlattı: “Doğu Cephesi'nde sivil halkın maruz kaldığı akıl almaz zulümler karşısında sarf ettiği ‘Allah benim gözümün gördüklerini dünya üzerinde hiçbir göze göstermesin.’ sözleri, yaşanan acıların boyutunu gözler önüne serdi. Ancak o, sadece sahipsiz kalan Türk evlatlarını değil, ortada kalan Ermeni çocuklarını da kurtarmış ve onları eğiterek meslek sahibi yapmıştır. Trabzon'daki Ermeni yetimlerinin, altını ‘Yetimler Babası Kahraman Kazım Karabekir Paşa Hazretleri’ diyerek imzaladıkları karakalem portresi, tarihe atılmış asılsız iftiraları çürüten en somut belgedir.” ifadelerini kullandı. Kazım Karabekir’in çocukluğundan askerliğine ve sonrasında savaş maceralarına kadar birçok detayı ele alan Timsal Karabekir, babasının mücadeleci ruhunu ve nasıl bir insan olduğunu da dinleyicilere aktardı. Birçok fotoğraf ve anılarla babasını anlatan Timsal Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk ve diğer cumhuriyet kahramanlarının içinde bulunduğu arşiv fotoğraflarını ve belgeleri de katılımcılarla buluşturdu. Soru cevap kısmının ardından etkinlik sonunda Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Timsal Karabekir’e plaket takdim etti. Kaynak: AnaHaber

Odunpazarı’nda Âşık Veysel’e Anlamlı Anma Haber

Odunpazarı’nda Âşık Veysel’e Anlamlı Anma

Odunpazarı Belediyesi, halk ozanı Âşık Veysel’i türküleriyle andı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan eğitmenlerden oluşan Mânidar Müzik Topluluğu’nun sahne aldığı “Âşık Veysel Anma Konseri”, 100. Yıl Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un da katıldığı konser, yoğun katılımla dikkat çekti. Anadolu’nun sesi, sözü ve sazıyla hafızalara kazınan Âşık Veysel’in eserleri, Mânidar’ın yorumuyla yeniden hayat buldu. Dinleyiciler, “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın” ve “Kara Toprak” gibi unutulmaz eserlerde hep bir ağızdan türkülere eşlik etti. Mânidar Müzik Topluluğu, sahnedeki uyumu ve güçlü yorumuyla beğeni topladı. Geleneksel Türk halk müziğinin ruhunu sahneye taşıyan topluluk, sadece bir konser değil, aynı zamanda kültürel bir hafıza tazelemesi sundu. Geceye katılan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yaptığı konuşmada Âşık Veysel’in yalnızca bir ozan değil, Anadolu’nun ortak vicdanı olduğunu vurguladı. “Âşık Veysel, bu toprakların sesi, sözü ve yüreğidir. Onun türkülerinde insan var, doğa var, kardeşlik ve barış var. Bizler de Odunpazarı Belediyesi olarak bu mirası yaşatmayı, gelecek kuşaklara aktarmayı görev biliyoruz” diyen Başkan Kurt, konserin böylesine güçlü bir ilgi görmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Kurt, “Sanatın birleştirici gücüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Bu akşam burada sadece türküler söylemedik; aynı zamanda ortak değerlerimizi hatırladık, aynı duygularda buluştuk” diye konuştu. Odunpazarı Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen konser, izleyicilerden tam not alırken; Âşık Veysel’in evrensel diliyle bir kez daha kuşaklar arasında köprü kuruldu.

"Sırname" Sanatseverlerle Buluştu Haber

"Sırname" Sanatseverlerle Buluştu

Sanatçı Gülveli Kaya’nın çağdaş sanatın farklı anlatım biçimlerini bir araya getirdiği “SIRNAME” sergisi, Odunpazarı Belediyesi Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde sanatseverlerin katılımıyla açıldı. Odunpazarı Belediyesi Çağdaş Sanatlar Galerisi’nin 38. Sergisi olan “SIRNAME” sergisinin açılışına, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt adına Başkan Vekili Sibel Yeşildal ve çok sayıda sanatsever katıldı. Açılışta konuşan Yeşildal, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un selamlarını iletti. Yeşildal ayrıca Odunpazarı Belediyesi’nin sanata ve sanatçılara destek vermeye devam edeceğini belirterek, sanatın kent yaşamına kattığı değerin önemine dikkat çekti. Sanatçı Gülveli Kaya ise yaptığı konuşmasında Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt başta olmak üzere sergide emeği geçen herkese teşekkür etti. Sanatçı Kaya ayrıca serginin Eskişehir’de sanatseverlerle buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sanatçı Gülveli Kaya “SIRNAME” sergisinde çağdaş sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirerek izleyicilere çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Sergide yer alan eserler; kimlik, hafıza ve kültürel katmanlar üzerinden şekillenen özgün bir sanat diliyle ziyaretçilerle buluşuyor. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği serginin açılışında davetliler, sanatçıyla sohbet etme ve eserleri yakından inceleme fırsatı da buldu. Odunpazarı Belediyesi Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde açılan “SIRNAME” sergisi, 28 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni Haber

Özbağ Dokumalarının Yüzyıllık Serüveni

Kırşehir’in Özbağ yöresinden çıkan ve Türk kültürüne önemli izler bırakan Özbağ kirkitli halı, minder ve yastık dokumacılığı; her ilmeğinde bir kadının emeğini, sabrını ve iç dünyasını taşıyan, zamana direnen kadim bir anlatı olarak biliniyor. Bu dokumalar yalnızca iplik ve yünden ibaret değil; geçmişten bugüne aktarılan bir hafızanın, sessizce konuşan bir kültürün izlerini barındırıyor. Bu eşsiz miras, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Özbağ Halısı Dokuma Zanaatçısı” unvanı verilen tarih öğretmeni Meral Gülçiçek’in özverili çalışmalarıyla gelecek kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Bozkırdan tezgâha uzanan kadim kültür Türk el sanatları geleneğinde dokumacılık, yalnızca estetik bir uğraş olarak görülmüyor; kökleri Orta Asya bozkırlarına uzanan binlerce yıllık bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Hayvancılıkla şekillenen göçebe yaşamda yün ve derinin hayati bir değere sahip olması, bu zanaatın bir zorunluluktan doğarak zamanla kültürel bir kimliğe dönüşmesini sağlıyor. Koyun yününden elde edilen dokumaların Türk kimliğindeki yeri, hayvan derisinin doğal bir uzantısı olarak kadim zanaatın başlangıcı kabul ediliyor. Bu nedenle Gülçiçek için dokuma, Türk kültürüyle eş değer bir anlam taşıyor. Kırşehir’in Özbağ yöresinde dokuma sanatı, kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor. Bu sanat, yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda yöre halkı için önemli bir geçim kaynağı olma özelliği taşıyor. Özbağ’da dokunan halılar, zaman içinde bölgenin kültürel belleğini şekillendiriyor ve yerel yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Kırşehir halıları, geçmişten bugüne hem saray çevresinin hem de Anadolu insanının ihtiyaçlarına karşılık veriyor. İnce işçiliği ve özgün desenleriyle dikkat çeken bu halılar, bir dönem padişah saraylarında düzenlenen yarışmalarda ödüller kazanıyor; krallara hediye ediliyor ve görkemli salonları süslüyor. Zamanla saraylardan halkın yaşam alanlarına doğru yayılan Kırşehir halıları, orta tabaka ve köylülerin de evlerine giriyor. Böylece bu dokumalar, yalnızca bir zenginlik ve ihtişam göstergesi olmaktan çıkarak toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren ortak bir kültür unsuruna dönüşüyor. Dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor Özbağ halıları; renkleri, desenleri ve kullanım amaçlarıyla diğer yöresel dokumalardan ayrılıyor. Bu özgünlüğün temelinde, Kırşehir’in bir ahilik merkezi olması ve dünyanın ilk kadın teşkilatı Bacıyân-ı Rûm’un kurucusu Fatma Bacı’nın bıraktığı derin izler yatıyor. Anadolu dokuma kültürünün öncüsü kabul edilen Fatma Bacı, bu zanaatı kadınlara öğreterek güçlü bir toplumsal hafızanın oluşmasını sağlıyor. “Pîr Ahî Evran-ı Velî Hazretleri’nin eşi Fatma Bacı, bu zanaatı Anadolu’da başlatan ve kadınlara öğreten ilk kişi olduğu için Özbağ, Anadolu’yu etkileyen kadim bir kültür haline geliyor. Bu dokumalardaki renk skalası ve motifler, Orta Asya’dan itibaren dünyayı anlamlandıran değerleri taşıyor. Anadolu’yu simgeleyen, bolluk ve bereketi ifade eden en meşhur motiflerden biri olan “eli belinde”, Özbağ dokumacılığının da temel motiflerinden birini oluşturuyor. İlmeklerde saklı sessiz çığlıklar Dokumacılıkta motifler yalnızca birer desen değil; kadınların sessiz çığlıklarını ve iç dünyalarını yansıtan güçlü semboller olarak tezgâhtaki yerini alıyor. Anadolu kültüründe dokuma sanatının sembolik dili incelendiğinde, bolluk ve bereketin yanı sıra hüzün, ölüm ve ayrılık gibi duyguların da ipliklere büyük bir titizlikle aktarıldığı görülüyor. Kadınların yaşadığı her duygunun ilmeklere nasıl işlendiğini anlatan Meral Gülçiçek, bu derin sembolizmi şu çarpıcı örnekle dile getiriyor: “Türk kadını yaşadığı her duyguyu ilmek ilmek halısına dokur. Gülün rengi normalde siyah olmaz ama hüzünlü bir kadın, halısına siyah gül dokuyarak içindeki acıyı yansıtır. Bu duygusal aktarım yalnızca renklerle değil, dokuma eyleminin ritmiyle de somutlaşır. Dokuma sırasında kullanılan ‘kirkit’ aletinin sesi, kadının o anki ruh hâlinin bir ritmine dönüşür. Kadınlar için Anadolu’da dokuma, yalnızca bir üretim değil; kendilerini ifade etmenin ve ‘ben buradayım’ demenin bir yoludur. Kültürel bir hafıza olan dokumanın dili ustaları tarafından bilinir. Örneğin ustam olan annem, halının renginden ve motifinden dokumacı kadının neler yaşadığını, hangi ruh hâliyle dokuma yaptığını bugün bile yorumlayabilir.” Gelenekten sanayiye dönüşüm Özbağ dokumacılığı, 1940’lı yıllardan itibaren ev içi bir gelenek olmaktan çıkarak sanayileşmenin etkisiyle ticari bir boyuta evriliyor. Modernleşme süreciyle birlikte iplik ve boyama teknikleri sanayileşiyor; zanaat, zamanla kültürel bir üretim alanından ticari bir meta haline geliyor. Anadolu’nun köklü ahilik geleneğinin temel taşı olan usta-çırak ilişkisi, Özbağ dokumacılığının yaşatılmasında en kritik unsuru oluşturuyor. Bu zanaatın bir okulu olmadığını ve ancak usta eliyle öğrenilebileceğini vurgulayan Meral Gülçiçek, yeni nesli tezgâh başına davet ediyor. Özbağ dokumacılığı, yalnızca bir el sanatı değil; korunması gereken bir kültür hafızası olarak biliniyor. İlmek ilmek örülen bu miras, geçmişin sesini bugüne taşırken geleceğe de sessiz ama güçlü bir çağrı yapıyor. Tezgâh başında başlayan bu yolculuk, kadının emeğiyle, sabrıyla ve hafızasıyla varlığını sürdürüyor. Özbağ’ın dokuma mirası yaşadıkça, Anadolu’nun sesi de ipliklerin arasından yankılanmaya devam edecek. Kaynak: AnaHaber

Eskişehirspor Efsanelerini Ağırlayacak Haber

Eskişehirspor Efsanelerini Ağırlayacak

Eskişehirspor TFF 3.Ligin 21'inci haftasında oynayacağı Ayvalıkgücü Belediyespor maçında efsanelerini ağırlayacak. Eskişehirspor Kulübünden yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Eskişehirspor Kulübü, Türk futboluna damga vurmuş efsane isimlerini, Ayvalıkgücü Belediyespor ile oynanacak karşılaşmada taraftarlarıyla yeniden buluşturuyor. Eskişehirspor camiası, Türk futboluna golleriyle iz bırakmış, gol krallığı yaşamış değerli isimlerden Ömer Kaner’in vefatıyla derin bir üzüntü yaşamıştır. Eskişehirspor’un simge isimlerinden, kulüp tarihimizin gol krallarından Fethi Heper’in ölüm yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirilen kabristan ziyareti kapsamında, kulübümüzün efsane futbolcuları ve camiamız bir araya gelmiştir. Türk futbolunda golleriyle iz bırakmış iki önemli değerin, aynı gün içerisinde vefa ve saygıyla anılması; Eskişehirspor’un yalnızca bir spor kulübü değil, güçlü bir hafıza ve vefa kültürü olduğunun da en anlamlı göstergesi olmuştur. Bu buluşma, geçmişin izlerini bugünün mücadelesiyle buluşturan özel bir ana dönüşmüştür. Bu çerçevede düzenlenen organizasyon, TFF 3. Lig 21. hafta kapsamında saat 17.00’de Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nda oynanacak Ayvalıkgücü Belediyespor karşılaşması öncesinde ve maç esnasında, Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün değerli katkılarıyla hayata geçirilecektir. Eskişehirspor’un köklü tarihine iz bırakmış efsane futbolcuları, bu özel günde taraftarlarımızla hep birlikte maçı izleyerek tribünlerde yer alacak; Türk futbolunda golleriyle yazılmış bir geçmişin mirasını, bugünün mücadelesiyle aynı tribünde paylaşacaktır. Bu anlamlı buluşma, camiamızın birlik ve beraberlik ruhunu daha da güçlendirecektir. Türk futbolunun iki gol kralı, Eskişehirspor’un vefa gününde aynı hafızada buluşacaktır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.