SON DAKİKA
Hava Durumu

#Güvence

Porsuk Haber Ajansı - Güvence haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvence haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESSAD Başkanı Karataş: "Sigorta Bir Masraf Değil, Güvencedir" Haber

ESSAD Başkanı Karataş: "Sigorta Bir Masraf Değil, Güvencedir"

Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Canan Özçamur Karataş, Sigortacılık Haftası dolayısıyla basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yıllardır büyük bir emek ve sorumlulukla çalışan tüm meslektaşlarının haftasını kutlayan Karataş, işini doğru yapan, vatandaşa güven veren ve zor zamanlarda destek olan bütün sigorta acentelerine teşekkürlerini iletti. ​"Sigorta, Hayatın Beklenmeyen Anlarına Karşı En Güçlü Önlemdir" ​Sigortanın hayatın çok önemli bir parçası olduğunu belirten Canan Özçamur Karataş, çoğunlukla değerinin bir sorun yaşayana kadar anlaşılamadığına dikkat çekti. Evde, iş yerinde, araçta ya da sağlıkta beklemeyen durumlarla karşılaşılabileceğini hatırlatan Karataş, sigortanın bu gibi zamanlarda devreye girdiğini ifade etti. ​Sigortanın mantığını günlük hayattan örneklerle açıklayan Karataş, şunları kaydetti: ​"Bugün küçük bir önlem alarak yarın karşılaşabileceğimiz büyük bir maddi yükün önüne geçiyoruz. Nasıl evden çıkarken kapımızı kilitliyorsak, aracımıza bindiğimizde emniyet kemerimizi takıyorsak, sigorta yaptırmak da hayatımızdaki risklere karşı aldığımız önemli önlemlerden biridir." ​Eskişehir'de Sigorta Bilinci Artırılmalı ​Eskişehir’deki sigorta bilinci düzeyine de değinen Yönetim Kurulu Başkanı Karataş, vatandaşların önemli bir bölümünün sigortayı hâlâ gereksiz bir masraf olarak değerlendirebildiğini ve bazı poliçelerin yalnızca zorunlu olduğu için yaptırıldığını belirtti. ​Bugün tasarruf edildiği düşünülen küçük bir miktarın, yarın çok daha büyük bir maddi kayba dönüşebileceğinin altını çizen Karataş; ülkemizin deprem gerçeğinin yanı sıra yangın, sel, trafik kazası, iş yeri zararları ve sağlık sorunları gibi pek çok riskin hayatın içinde yer aldığını hatırlattı. ​Acenteler Sadece Poliçe Kesmez, Danışmanlık Yapar ​Sigorta acentelerinin rolünün yalnızca poliçe düzenlemekten ibaret olmadığını vurgulayan Karataş, acentelerin vatandaşların hangi güvenceye ihtiyacı olduğunu anlatan, doğru ürünü seçmesine yardımcı olan ve hasar anında yanında duran profesyonel danışmanlar olduğunu belirtti. İnsanların acenteleri yalnızca sigorta yaptırırken değil, ihtiyaç duydukları her an arayabilmesini istediklerini söyledi. ​Eskişehir Halkına Çağrı ​Eskişehir Sigorta Acenteleri Derneği olarak hem vatandaşların bilgilendirilmesi hem de meslektaşların sorunlarının çözümü için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Canan Özçamur Karataş, kapılarının herkese açık olduğunu ifade etti. Sorusu olan, bilgi almak isteyen ya da ne yapması gerektiğini bilmeyen tüm vatandaşların derneğe ve acentelere rahatlıkla ulaşabileceğini vurguladı. ​Karataş açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ​"Biz her zaman ulaşılabilir olmaya ve vatandaşımıza destek vermeye hazırız. Çünkü bizim mesleğimizin temelinde güven var. İnsanların en zor günlerinde kendilerini yalnız hissetmemeleri için çalışıyoruz. Eskişehir halkını da sigortayı bir masraf olarak değil, kendilerini, ailelerini, evlerini, iş yerlerini ve geleceklerini koruyan önemli bir güvence olarak görmeye davet ediyorum."

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız! Haber

Güçlü Türkiye İçin Tarımı Yeniden Ayağa Kaldırmak Zorundayız!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında tarım ve hayvancılıkta ülkenin durumu gündeme getirildi. Basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle gençlerimizin gerçekten sıkıntıda olduğunu, iş bulmada zorluk çektiğini; taşrada yaşayan insanların ilçelerde tarım ve hayvancılıktan elde edemedikleri gelirleri kazanamadıkları için şehir merkezine gelmek istediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bu durum orada nüfus azalışına neden oluyor. Şehre geldikleri zaman da iş bulabilme imkanları çok zordur. Kaldı ki iş bulabilenler asgari ücretle ancak çalışabiliyorlar. Oysa asgari ücret insan haysiyet ve onuruna yakışmıyor. Bu asgari ücretle geçinebilmek hiç mümkün değil. Ülkenin kaynakları maalesef israf, faiz ve yolsuzluğa aktarılıyor. Bu sebeple hem asgari ücretle çalışan kardeşlerimize hem de emeklilere arzu ettikleri rakamlar verilemiyor. Tabii Saadet Partisi bu konuda Türkiye genelinde bir çalışma yaptı. Özellikle Türkiye'de tarımın geleceği ve gençlerin tarıma kazandırılmasıyla ilgili bir çalışması var. Bugün bu konuda açıklama yapmak istiyorum. Tarım bir milletin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatıdır. Soframıza gelen ekmekten ülkemizin gıda güvenliğine kadar her alan doğrudan tarıma bağlıdır. Ancak bugün Türkiye'de tarımda çalışan sayısı hızla azalıyor, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşıyor. Saadet Partisi olarak bizler tarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Üreten bir Türkiye olmadan güçlü ve bağımsız bir Türkiye asla mümkün değildir. Bugün çiftçimiz artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve güvencesiz çalışma koşulları altında üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, yem ve tohum fiyatları yükselirken çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor. Eğer bu gidişat durdurulamazsa tarım yapacak insan bulmak zorlaşacak, verimli topraklar boş kalacak ve Türkiye gıdada dışa bağımlı hale gelecektir. Zaten daha önce de ifade etmiştik; Dünya Tarım Örgütü'nün bir raporu var. Özellikle 2025 yılından bahsetmişti, şu an 2026 yılındayız. 2025 ve devamında tarımın stratejik bir ürün olduğunu, tarıma yönelik çalışmaların önemli olduğunu ifade etmişlerdi. O dönemde topu, tankı, tüfeği olan ülkelerin ayakta kalamayacağı; ancak tarım ve hayvancılığa yatırım yapan ülkelerin ayakta kalabileceği ifade edilmişti. Bu çerçevede Amerika yılda tarıma 100 milyar dolar destek veriyor. Bu rakam Avrupa'da 60 milyar dolar, ülkemizde ise sadece 3 milyar dolar civarındadır. Dolayısıyla bu da tarımın bilinçli bir şekilde ülkede yapılamaz hale geldiğini gösteriyor. Biz Saadet Partisi olarak Türkiye'nin bu konuda zaten dışa bağımlı hale geldiğini görüyoruz; bütün veriler o yöndedir. Ancak çözüm olarak önerileri ortaya koymak lazım. Biz sadece sorunu ifade etmiyoruz, sorunla birlikte neler yapılabileceğini de bu topluma anlatmaya çalışıyoruz. Öncelikle çözüm önerilerimiz şunlardır: Üreten çiftçi kazanmalıdır. Tarım destekleri göstermelik değil, üreticinin gerçek gelirini artıracak şekilde düzenlenmelidir. Çiftçi zarar eden değil, kazanan olmalıdır. Bu hükümet 2006 yılında bir yasa çıkartmıştı. Tarıma destekle ilgili gayrisafi milli hasılanın %1'inden az olamaz denmişti. 2026 bütçesindeki gayrisafi milli hasıla ile kıyasladığınızda bu rakamın 772 milyar olması gerekirken, maalesef 2026 bütçesinde tarıma bu anlamda ayrılan para 168 milyar liradır. Bununla tarım yapabilmenin çok mümkün olmadığını görebiliyoruz. Mutlaka genç çiftçiye güvence sağlanmalıdır. Tarımda sigortalı ve güvenceli çalışma yaygınlaştırılmalı, genç üreticilerin sosyal güvenlik primleri mutlaka desteklenmelidir. Tarım modern ve stratejik bir meslek olarak konumlandırılmalıdır. Tarım; teknoloji, bilgi ve planlama ile yapılan yüksek katma değerli bir üretim alanıdır. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Özellikle bunu ifade ediyoruz; daha önce de belirttiğim gibi Tarım Bakanlığı'nda hem merkez hem taşra teşkilatlarında çalışan 240.000 tane personel var. Bu çok büyük bir rakamdır. Türkiye'de bir tarım planlaması yapılamadığı için maalesef bu kadrodan da arzu edilen şekilde istifade edilemiyor. Gençlerin de bu konuda mutlaka tarımla ilgili gelirleri hem güvenceli hem de geleceğe yönelik bir planlama yapıldığı zaman, gençler bu tarımı yapmaya meyil edebilir ve bunu bir kazanç kaynağı olarak görebilir. Gençlere bu vizyon anlatılmalı, tarım eğitim ve teknolojiyle güçlendirilmelidir. Kırsal kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Köylerde yaşam şartları iyileştirilmeli; tarıma dayalı sanayi, işletme ve kooperatifçilik desteklenerek kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Adil ve milli bir tarım politikası mutlaka inşa edilmelidir. Üretimi önceleyen, ithalata bağımlılığı azaltan, çiftçiyi koruyan ve milletin gıda güvenliğini esas alan bir tarım düzeni mutlaka kurulmalıdır. Bu topraklar bereketlidir. Bu millet üretkendir. Doğru politikalarla Türkiye kendi kendine yeten, hatta fazlasını üreten bir ülke olabilir. Tarımı ayağa kaldırmak, gençleri üretime kazandırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak milli bir sorumluluktur. Adil, üretken ve güçlü bir Türkiye için tarımı yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Saadet Partisi'nin öncelikleri arasında bu da vardır diyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.