SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gümüş Madeni

Porsuk Haber Ajansı - Gümüş Madeni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümüş Madeni haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ataç’tan Esence Madenine Karşı Net Mesaj Haber

Başkan Ataç’tan Esence Madenine Karşı Net Mesaj

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Alpu’da yapılmak istenen Esence Altın-Gümüş Madeni Projesi’ne karşı düzenlenen halk buluşmasında, “Biz madenciliğe değil; doğayı, su kaynaklarını ve verimli tarım arazilerini yok eden vahşi madenciliğe karşıyız. Çocuklarımızın geleceği için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Alpu’da yapılması planlanan Esence Altın-Gümüş Madeni Projesi hakkında gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu temsilcilerinin de katıldığı toplantıya Alpulu yurttaşlar yoğun ilgi gösterdi. Projenin bölgenin tarımsal üretimine, hayvancılığına, su kaynaklarına ve ekolojik yapısına verebileceği zararların ele alındığı toplantıda Başkan Ataç, vahşi madenciliğe karşı ortak ve kararlı bir mücadele çağrısında bulundu. “Kişisel değil, ortak bir mücadele” Sıcak bir pazar gününde gerçekleştirilen buluşmaya gösterilen yoğun katılımın önemine dikkat çeken Başkan Ataç, burada verilen mücadelenin hiçbir kişisel çıkara dayanmadığını söyledi. Ataç, “Burada bulunan hiç kimsenin kişisel bir menfaati yok. Ancak hepimizin ortak bir menfaati var: Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi korumak. Öncelikle bu bölgede yaşayan yurttaşlarımızın meselenin önemine inanması gerekiyor. Burada dile getirilen bütün kaygıların sonuna kadar arkasındayım” dedi. “Madenciliğe değil, vahşi madenciliğe karşıyız” Doğal kaynakların kamu yararı gözetilerek, bilimsel yöntemlerle ve çevresel değerler korunarak kullanılabileceğini ifade eden Ataç, karşı çıktıkları anlayışın doğayı ve insan yaşamını hiçe sayan vahşi madencilik olduğunu vurguladı. Başkan Ataç, “Biz madenciliğe karşı değiliz. Biz; toprağı zehirleyen, su kaynaklarını tüketen, tarımsal üretimi sona erdiren ve bölge halkını kendi yaşam alanlarından koparan vahşi madenciliğe karşıyız. Verimli tarım arazilerinin geri dönülemez biçimde yok edilmesine sessiz kalamayız” ifadelerini kullandı. “Bu topraklarda üretim devam etmeli” Alpu’nun geleceğinin tarım ve hayvancılıkta olduğuna dikkat çeken Ataç, bölge halkının toprağından koparılmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yıkım yaratacağını belirtti. Madencilik şirketlerinin önce bölgedeki arazileri satın aldığını, ardından üretim imkânlarını ortadan kaldırdığını kaydeden Ataç, şöyle konuştu: “Bugün burada tarımsal ve hayvansal üretim yapılmazsa insanlar başka ne yapacak? Bu şirketler önce bölgede yaşayan insanların tarlalarını satın alıyor. Ardından insanları kendi topraklarında üretim yapamaz ve geleceklerini kuramaz hâle getiriyor. Toprağını satan yurttaşlarımız, bir süre sonra başkalarının yanında asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyor. Oysa bu topraklar korunur ve üretim desteklenirse Alpu’nun tarımsal ve hayvansal kalkınması çok daha ileriye taşınabilir.” Alpu Termik Santrali mücadelesini hatırlattı Başkan Ataç, Alpu Ovası’nda kurulmak istenen termik santrale karşı yürütülen mücadeleyi de hatırlatarak örgütlü ve kararlı bir halk mücadelesinin sonuç alabileceğini söyledi. Alpu Ovası’nın “Büyük Ova” statüsünde bulunduğunu belirten Ataç, “Büyük ovalarda tarım yapılır, üretim desteklenir ve ekolojik yapı korunur. Buna rağmen Alpu Ovası’na termik santral yapmak istediler. Bölge halkı projenin kendi geleceğine zarar vereceğini gördü ve hep birlikte hareket etti. Sonunda hukuk mücadelesi kazanıldı ve proje durduruldu” dedi. Termik santralin bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Ataç, o dönemde çiftçilerin traktörleriyle verdiği desteğin mücadelenin simgelerinden biri hâline geldiğini söyledi.

Doğa ve Yaşam Platformu: "Bu Rapor Mücadelemizin Haklılığını Kanıtlıyor" Haber

Doğa ve Yaşam Platformu: "Bu Rapor Mücadelemizin Haklılığını Kanıtlıyor"

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Tepebaşı Atalan ve Mihalgazi Alpagut mahalleleri sınırlarında yapılması planlanan Alpagut-Atalan Altın Gümüş Madeni projesiyle ilgili hazırlanan bilirkişi raporunu Köprübaşı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla değerlendirdi. Açıklamayı yapan Mert Yedek, raporun projenin yaratacağı çevresel ve toplumsal riskleri bilimsel verilerle ortaya koyduğunu vurguladı. ​"Bilirkişi Raporu İtirazlarımızın Haklılığını Teyit Etti" ​Projenin iptali ve yürütmeyi durdurma talebiyle; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası ve Eskişehir Ekoloji Derneği ile birlikte yürütülen hukuki süreçte önemli bir aşama kaydedildi. 20 Nisan 2026 tarihinde sahada yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporuna dikkat çeken Mert Yedek şunları söyledi: ​"Bilirkişi heyeti; projenin doğal yaşam, tarım alanları, su varlıkları ve ekosistem dengesi üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin yeterince değerlendirilmediğini tespit etti. Sağlık etkileri konusundaki soru işaretleri ve çevresel riskler, raporda açıkça belirtilmiştir. Bu rapor, mücadelemizin ne kadar haklı ve meşru olduğunun bilimsel kanıtıdır." ​Bakanlığa Çağrı: "Yürütmeyi Durdurma Kararı Şart" ​Mert Yedek, projenin geri dönülemez zararlar doğuracağını belirterek mahkemeye seslendi: "Bilimsel veriler ışığında bu projenin hayata geçmesi mümkün değildir. Mahkemenin, telafisi imkânsız zararları önlemek adına ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı vermesi zorunludur." ​Açıklamada ayrıca, geçmişteki ÇED süreçlerinde halka yanıltıcı bilgiler verildiği savunularak, idari mercilerin şirket lehine taahhütlerde bulunması eleştirildi. ​Alpu Ovası İçin Yeni Mücadele Alarmı ​Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Alpagut-Atalan davasındaki kararlılığını Alpu Ovası için de sürdüreceğini ilan etti. Bakanlığın, Taşzemin Madencilik tarafından Alpu’da yapılması planlanan Altın-Gümüş maden ocağı için ÇED sürecini başlattığını hatırlatan Yedek: ​"Alpu gibi büyük ova statüsüne sahip, verimli tarım arazilerimizle dolu ilçemizi vahşi madencilik projelerine kurban etmeyeceğiz. Sakarya Vadisi’nde olduğu gibi Alpu Ovası’nı da sermayenin rant hırsına bırakmayacağız. 22 Temmuz’da gerçekleştirilecek halkın katılım toplantısında itirazlarımızı güçlü bir şekilde dile getireceğiz" dedi. ​"Yaşam Alanlarımızı Savunmaya Devam Edeceğiz" ​Platform adına yapılan açıklamada, doğaya ve yaşam alanlarına sahip çıkma kararlılığı vurgulanarak; ormanların, derelerin ve tarım topraklarının şirketlerin kar hırsına karşı korunacağı belirtildi. "Yaşasın doğa ve yaşam mücadelemiz" sloganıyla tamamlanan açıklamada, sürece emek veren tüm hukukçulara, meslek odalarına ve yaşam savunucularına teşekkür edildi.

CHP'li Süllü: "Bilirkişi Raporunu Verdi Proje İptal Edilmeli" Haber

CHP'li Süllü: "Bilirkişi Raporunu Verdi Proje İptal Edilmeli"

Eskişehir'de Tepebaşı Atalan Mahallesi ve Mihalgazi Alpagut Mahallesi’nde yapılması planlanan Alpagut–Atalan Altın ve Gümüş Madeni Projesi'ne ilişkin "ÇED Olumlu" kararına karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, projeye verilen onayın bilimsel ve hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koydu. Raporda, ulaşım başlığı dışında ÇED raporunun bilimsel esaslardan uzak hazırlandığı belirtilerek 18 Ekim 2025 tarihli "ÇED Olumlu" kararının iptal edilmesi gerektiği açıkça yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, “Eskişehir’imizde yapılması planlanan Alpagut–Atalan Altın Gümüş Madeni projesine karşı "ÇED Olumlu" kararının iptali için açılan davada 20 Nisan 2026 tarihinde bilirkişi keşfi yapılmıştı. Benim de hazır bulunduğum keşifte, Büyükşehir, Tepebaşı, Odunpazarı Belediyelerimizin ekipleri, Tema Vakfı temsilcileri, Adana Milletvekilimiz Müzeyyen Şevkin, Ahmet Ataç Başkanım ve bilirkişi ile birlikte 12.000 adım atarak sahayı adım adım dolaştık. Sonuçta bilirkişinin altın madeni talanına yönelik raporu dava dosyasına sunulmuş.” Süllü, bilirkişi raporunun maden uğruna feda edilemeyecek eşsiz bölgenin gerçeklerine yönelik dile getirdikleri uyarıları tek tek doğruladığını belirterek iktidara ve projeyi hazırlayan şirkete sert sözlerle yüklendi. " Bakanlıkta gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme toplantısında da dile getirdiğimiz üzere, kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanmış bilimsellikten uzak ÇED dosyasına ilişkin uyarılarımızın birer iddia olmadığı bilirkişi raporuyla belgelenmiştir. Bilim insanlarının resmi raporla dava dosyasına giren tespitleri, bölgede açılması düşünülen atın madeninin bir talan ve doğa suçu olduğunu kanıtlamaktadır. Bu rapordaki tespitler varken projeyi savunmaya devam edenler bu talan projesinin suç ortağı olacaktır" ifadelerini kullandı. ESKİŞEHİR'E ÇANAKKALE VERİLERİYLE MADEN İZNİ! Bilirkişi raporunun en çarpıcı saptamalarından birinin hava kirliliği hesaplamalarında Eskişehir yerine Çanakkale'nin meteorolojik verilerinin kullanılması olduğuna dikkat çeken Süllü, bunun kabul edilemez bir skandal olduğunu söyledi. "Bir kentin kaderini belirleyecek raporda başka bir ilin iklim verileri kullanılıyor. Böylesi baştan savma verilerle alınan ÇED olumlu kararı hukuk önünde de vicdan önünde de yok hükmündedir." 57 BİN AĞAÇ, SAKARYA HAVZASI VE YAŞAM TEHDİT ALTINDA Süllü, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerle projenin canlı yaşamına da büyük tehdit oluşturduğunu belirtti: “Raporda; Kılcal fayların ÇED raporunda yer almamasıyla olası depremlerde sızdırmazlık sistemlerinin göreceği zarar riski gizleniyor. Siyanür ve ağır metal sızıntısı riskinin yüksek olduğu, olası kirlenmenin Sakarya Havzası'na kadar yayılabileceği, 57 bin 534 ağacın kesileceği, 60 milyon ton pasanın depolanacağı alanda sızdırmazlık tabakası olmadığı, tarım arazilerinin yanlış sınıflandırılmasıyla tarımsal bütünlüğün zarar göreceği, yangın senaryolarının bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığı ve Oluklaryanı arkeolojik sit alanının tehdit altında bulunduğunun” tespit edildiğini vurgulayan Süllü, "Bu tablo, açık bir yıkımın tarifidir." dedi. "ESKİŞEHİR MADEN SAHASI DEĞİL, YAŞAM HAVZASIDIR" AKP iktidarının yıllardır şirketleri koruyan vahşi madenciliğe geçit veren politikalarının bugün ülkenin en verimli tarım alanlarını hedef aldığını söyleyen Süllü, şu değerlendirmede bulundu: "Bugün Eskişehir'de yok olacak olan sadece bir arazi değildir; Sakarya Havzasıdır, tarımdır, gıda güvenliğimizdir, içme suyu kaynaklarımızdır, geleceğimizdir. Bir avuç şirket daha fazla kazansın diye geleceğimizin feda edilmesine izin veremeyiz." "YARGI BİLİMİN SESİNİ DUYMALIDIR" Süllü, bilirkişi raporunun ardından mahkemede hakimlerin artık hukukun ve bilimin gereğini yerine getirmesi gerektiğini belirterek çağrısını şöyle tamamladı: "Bilirkişi raporunun sonucunda yer aldığı üzere, ÇED olumlu kararı iptal edilmelidir. Eskişehir'in toprağını, suyunu, ormanını, tarihini, geleceğini şirketlerin insafına bırakmayacağız. Alpagut'u da Atalan'ı da Sakarya Havzası'nı da sonuna kadar savunacağız. Yerin üstü, yerin altından çok daha değerlidir. Mücadelemiz, sadece ÇED olumlu kararı iptal edilene kadar değil, maden projesi tamamen iptal edilinceye kadar sürecektir."

Alpagut-Atalan İçin Bilirkişi Raporu: "Çed Kararı İptal Edilmeli" Haber

Alpagut-Atalan İçin Bilirkişi Raporu: "Çed Kararı İptal Edilmeli"

Alpagut ve Atalan mahallelerinde yapılması planlanan altın-gümüş madeni projesine ilişkin bilirkişi raporunda, “ÇED Olumlu” kararının iptal edilmesi yönünde görüş bildirildi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Çocuklarımıza temiz suyu, verimli toprağı ve kültürel mirası korunmuş bir gelecek bırakmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Alpagut ve Atalan mahallelerinde yapılması planlanan altın-gümüş madeni projesine ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda “ÇED Olumlu” kararının iptal edilmesinin uygun olduğu belirtildi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, raporun bilimsel ve hukuki gerçekleri ortaya koyduğunu belirterek, “Bu mücadele yalnızca bugünün değil, çocuklarımızın geleceğinin mücadelesidir. Toprağımızı, suyumuzu, kültürel mirasımızı ve insan yaşamını korumaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Alpagut ve Atalan mahallelerinde yapılması planlanan Altın-Gümüş Madeni Ocağı ve Cevher Zenginleştirme Tesisi Projesi hakkında hazırlanan bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda, ulaşım konusu hariç olmak üzere ÇED raporunun bilimsel esaslardan uzak bir yaklaşımla hazırlandığı ifade edilerek, 18 Ekim 2025 tarihli “ÇED Olumlu” kararının iptal edilmesinin uygun olduğu yönünde görüş bildirildi. “Bu topraklar yalnızca maden sahası olarak görülemez” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, bilirkişi raporuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, Alpagut ve Atalan’ın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarihsel ve kültürel değerleriyle de korunması gereken özel bir bölge olduğunu vurguladı. Başkan Ataç, “Alpagut ve Atalan’ı yalnızca yerin altındaki maden rezervleri üzerinden değerlendirmek, bu toprakların binlerce yıllık tarihini, kültürünü, suyunu, ormanını ve insanını yok saymaktır. Bu bölge, geçmişten geleceğe taşımakla sorumlu olduğumuz ortak mirasımızdır. Bilirkişi raporu da maden projesinin arkeolojik sit alanı ve çevresindeki kültürel varlıklar üzerinde yaratabileceği tehlikeyi açık biçimde ortaya koymuştur” dedi. “Doğayı korumak, insanı korumaktır” Doğaya verilecek zararın insan yaşamından ayrı düşünülemeyeceğini belirten Ataç, şöyle devam etti: “Toprak zarar görürse tarım zarar görür, su kirlenirse yaşam zarar görür, orman yok edilirse insanın nefesi kesilir. Doğayı korumak, doğrudan doğruya insanı korumaktır. Bu nedenle mesele yalnızca çevresel bir mesele değildir; halk sağlığı, yaşam hakkı, kültürel miras ve kuşaklar arası adalet meselesidir. Hiçbir ekonomik faaliyet, insan yaşamından ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkından daha değerli değildir.” “Çocuklarımıza yaşanabilir bir kent bırakmak zorundayız” Mücadelenin gelecek kuşaklara karşı bir sorumluluk olduğunu ifade eden Başkan Ataç, “Çocuklarımıza siyanürle, ağır metallerle ve geri dönüşü olmayan çevresel tahribatlarla anılan bir bölge değil; temiz suyu, verimli toprağı, tarihi ve kültürel değerleri korunmuş bir kent bırakmak zorundayız. Bugün vereceğimiz kararlar, çocuklarımızın nasıl bir çevrede yaşayacağını belirleyecek” diye konuştu. “Mücadelemiz mahkeme kararına kadar ve sonrasında da sürecek” Bilirkişi raporunun önemli bir bilimsel ve hukuki aşama olduğunu, ancak yargılama sürecinin devam ettiğini hatırlatan Ataç, nihai kararın mahkeme tarafından verileceğini belirtti. Ataç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bilirkişi raporu, başından beri dile getirdiğimiz kaygıların ne kadar haklı ve bilimsel temellere dayandığını göstermiştir. Ancak mücadelemiz henüz tamamlanmış değildir. Yargı sürecini yakından takip edecek; bölge halkımızla, meslek odalarıyla, çevre örgütleriyle ve yaşamı savunan tüm yurttaşlarımızla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. ÇED Olumlu kararı iptal edilene, Alpagut ve Atalan’ın doğası, tarihi ve geleceği güvence altına alınana kadar mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. Bu mücadele toprağın, suyun, tarihin, çocuklarımızın ve yaşamın mücadelesidir.”

Milletvekili Arslan: "Alpu Ovası'nda Kimin Çıkarı Korunuyor?" Haber

Milletvekili Arslan: "Alpu Ovası'nda Kimin Çıkarı Korunuyor?"

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Alpu'nun Esence, Uyuzhamam ve Aktepe mahallelerini kapsayan bölgede yeniden ÇED süreci başlatılan altın-gümüş madeni projesini TBMM gündemine taşıdı. Arslan, projenin çevresel etkileri, tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki olası sonuçları ile ruhsat ve üretim süreçlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ayrı ayrı yazılı soru önergeleri sundu. "Söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Arslan, Alpu'da yeniden gündeme getirilen altın-gümüş madeni projesinin yalnızca birkaç mahalleyi değil, Eskişehir'in geleceğini ilgilendirdiğini belirtti. Arslan, "Söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir. Söz konusu olan verimli tarım arazileridir, su kaynaklarıdır, meralardır ve doğal yaşamdır. Bugün alınacak yanlış kararların bedelini yarın bütün Eskişehir ödeyecektir" dedi. Bakanlıklara kritik sorular Arslan'ın verdiği soru önergelerinde; - Yeniden başlatılan ÇED sürecinin gerekçesi, - Proje alanının büyüklüğü ve planlanan kazı miktarı, - Tarım arazileri ve mera alanlarına etkileri, - Yeraltı ve yerüstü su kaynakları üzerindeki olası riskler, - Maden ruhsatının kapsamı ve rezerv miktarı, - Üretim ve işleme süreçlerine ilişkin planlamalar başta olmak üzere kamuoyunun yanıt beklediği çok sayıda soruya açıklık getirilmesi istendi. Arslan, özellikle Alpu Ovası'nın tarımsal üretim kapasitesi, bölgedeki su kaynakları ve doğal yaşam üzerindeki etkilerin tüm yönleriyle ortaya konulması gerektiğini vurguladı. "Dün termik santral, bugün altın madeni" Eskişehir'in daha önce Alpu Ovası'nda planlanan kömürlü termik santral projesine karşı ortak mücadele verdiğini hatırlatan Arslan, bugün de benzer bir tehditle karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Arslan, "Dün Alpu Ovası'nı kömürlü termik santrale teslim etmek istediler, Eskişehir hep birlikte karşı çıktı. Bugün aynı bölgeyi altın ve gümüş madenciliği faaliyetleriyle gündeme getiriyorlar. Eskişehir'i yalnızca maden sahası ve rant alanı olarak gören anlayışı kabul etmiyoruz" dedi. "Bir avuç şirket mi, Eskişehir'in geleceği mi?" Projenin milyonlarca tonluk kazıyı ve çok geniş bir alanda madencilik faaliyetini öngördüğüne dikkat çeken Arslan, kamuoyunun cevabını beklediği temel sorunun bu olduğunu belirtti: "Alpu Ovası'nın verimli toprakları, su kaynakları ve doğal yaşamı risk altındayken kimin çıkarı korunmaktadır? Bir avuç şirketin çıkarı uğruna Eskişehir'in geleceğinin riske atılmasına izin vermeyeceğiz." "Eskişehir sahipsiz değildir" Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Eskişehir'in toprağı da suyu da havası da geleceği de şirket bilançolarından ve rant hesaplarından daha değerlidir. Eskişehir sahipsiz değildir. Çekin ellerinizi Eskişehir'in toprağından, suyundan ve geleceğinden. Bu sürecin hem Meclis'te hem sahada sonuna kadar takipçisi olacağız."

Başkan Ünlüce: ''Bereketli Topraklarımızı Koruduk'' Haber

Başkan Ünlüce: ''Bereketli Topraklarımızı Koruduk''

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Sarıcakaya’da yapılması planlanan altın-gümüş madeni projesine karşı açılan davada mahkemenin bir kez daha “iptal” kararı verdiğini duyurdu. Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesi Bilalhabeşi Mahallesi’nde yapılması planlanan ve bölgenin ekolojik yapısına zarar vereceği gerekçesiyle büyük tepki çeken altın-gümüş madeni projesine karşı hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, projeye verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararını bir kez daha iptal etti. “BEREKETLİ TOPRAKLARIMIZI KORUDUK” Müjdeli haberi sosyal medya hesaplarından duyuran Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kararın şehrin doğası ve geleceği için hayati önem taşıdığını vurguladı. Ünlüce yaptığı açıklamada, “Sarıcakaya’nın Bilalhabeşi Mahallesi’nde, bereketli topraklarımıza zarar verecek altın-gümüş madeni projesinin iptal edilmesi için açtığımız davayı kazandık.” ifadelerini kullandı. Başkan Ünlüce, sürecin başından bu yana çevre mücadelesine destek veren vatandaşlara teşekkür ederek şunları söyledi: “Doğasına, suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkan tüm hemşehrilerimize ve bu süreçte emek veren herkese teşekkür ediyorum. Eskişehir’in her bir karış toprağını korumaya kararlıyız. Doğamızdan ve yaşamdan yana durmaya devam edeceğiz.”

Eskişehir'imizi Zehirletmeyecek, Sakarya Havzamıza Sahip Çıkacağız! Haber

Eskişehir'imizi Zehirletmeyecek, Sakarya Havzamıza Sahip Çıkacağız!

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesi Alpagut-Atalan bölgesinde planlanan altın ve gümüş madeni projesine karşı açılan davalar kapsamında bölgede bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü, Utku Çakırözer ve CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin keşif alanında yaptıkları açıklamalarla projeye sert tepki gösterdi. Bölgenin tarım, hayvancılık ve ekolojik dengesi açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamalarda, projeye karşı güçlü bir itiraz dile getirilerek “Eskişehir'imizi zehirletmeyeceğiz” dediler. MİKROKLİMA VE DOĞA VURGUSU CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Avlamış’ın Orta Sakarya Havzası’nda yer alan ve “inanılmaz doğasıyla, hayvancılığıyla, sebze-meyve yetiştiriciliğiyle” öne çıkan bir bölge olduğunu belirterek, Türkiye’de Iğdır’la birlikte nadir mikroklima alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Bölgede planlanan altın-gümüş madeni projesine karşı bilirkişi keşfi için alanda olduklarını ifade eden Süllü, “Eskişehir’imizin suyuna, havasına, toprağına sahip çıkmak için buradayız” dedi. Süllü, milletvekilleri, belediye başkanları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece birlikte dahil olduğunu vurguladı. Süllü, “Bugün burada aynı zamanda Ahmet Ataç Başkanım var, Kazım Kurt Başkanım var, TEMA yetkilileri, Büyükşehir Belediyesi ve Tepebaşı Belediye'mizin ekipleri, Baromuz, Jeoloji Mühendisleri Odamız, Ziraat Odamız, Jeoloji Mühendisleri Odamız, hep birlikte buradayız bugün Eskişehir'imizi korumak adına” diye konuştu. 2520 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE TEHDİT CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, projenin büyüklüğüne dikkat çekerek, “Burası Tepebaşı ile Mihalgazi’nin kavuşma noktası; tarımın, hayvancılığın yapıldığı verimli topraklar. Anadolu’yu besleyen bir alan” dedi. Yaklaşık 2 bin 520 futbol sahası büyüklüğünde maden ocağı planlandığını belirten Çakırözer, liç yöntemi ve siyanür kullanımına işaret ederek, “Dereleri, suyu, havası, toprağı zehirlenecek. Bu sadece Eskişehir’i değil, çevre illeri de etkileyecek bir risk” ifadelerini kullandı. “1 milyon Eskişehirli buna karşı” diyen Çakırözer, “Bu topraklara kıymayın, Eskişehir’i zehirlemeyin. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” çağrısında bulundu. TÜRKİYE’YE KALAN KATMA DEĞER NEDİR? CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, bölgenin tarımsal üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Aşağıya baktığımızda yüzlerce sığır, karşıda koyun sürüleri var. Temiz hava, üretim ve yaşam bir arada” dedi. Türkiye’de yapraklı sebze üretiminin önemli bir bölümünün bu bölgeden karşılandığını belirten Şevkin, “Bu altın çıkarıldığında Türkiye’ye kalan katma değer nedir?” sorusunu yöneltti. Şevkin, “ÇED raporunu tartışmaktan öte, bu altın gerçekten çıkarılmalı mı, bu doğa katledilmeli mi buna bakmalıyız” ifadelerini kullandı. FAY HATLARI VE İLİÇ UYARISI Aynı zamanda Jeloloji Mühendisi olan Şevkin, bölgenin ciddi jeolojik riskler barındırdığına dikkat çekerek, Eskişehir merkezli 100 kilometrelik alanda 17 fay zonu bulunduğunu, şehir merkezinde ise 6 büyüklüğünün üzerinde deprem üretebilecek aktif fayların yer aldığını belirtti. İliç’te yaşanan felaketi hatırlatan Şevkin, “9 canımızı kaybettik, hayvancılık ve su kaynakları yok oldu. Benzer bir tablo Eskişehir’de yaşanmasın diye buradayız” dedi. Süllü de açık ocak ve yığın liçi yöntemine işaret ederek, “Burası bir vadi, pasa burada yığılacak. Bu doğal yaşamı yok edecek. İzin vermeyeceğiz, sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu. SU KAYNAKLARI VE SAKARYA HAVZASI RİSKİ Projede öngörülen su kullanımına da değinen Şevkin, “Saniyede 295 litre su demek, milyonlarca litre suyun kullanılması demektir. Bu, hem Sakarya’dan hem yeraltı sularından karşılanacak ve ekolojik dengeyi bozacaktır” dedi. Suyun yalnızca kuyularla karşılanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Şevkin, “Sakarya Havzası su anlamında yok edilecek” uyarısında bulundu. Bölgenin su varlıkları ve tarımsal üretimi açısından hayati önemde olduğuna dikkat çekildi.

CHP İl Başkanı Yalaz: "Alpagut’u Verirsek Eskişehir’i Teslim Etmiş Oluruz" Haber

CHP İl Başkanı Yalaz: "Alpagut’u Verirsek Eskişehir’i Teslim Etmiş Oluruz"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz, Alpagut-Atalan bölgesinde yapılması planlanan siyanürlü altın ve gümüş madeni projesine karşı açılan bilgilendirme standını ziyaret etti. Projenin yaratacağı doğa tahribatına dikkat çeken Yalaz, tüm Eskişehirlileri 20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfine davet etti. ​"Hiçbir Maden Doğamızdan Daha Değerli Değildir" ​Konuşmasına doğanın korunmasının öncelikli olduğunu vurgulayarak başlayan Talat Yalaz, Alpagut-Atalan projesinin sadece bir çevre meselesi değil, bir yaşam hakkı mücadelesi olduğunu belirtti. Yalaz, "Cengiz Holding tarafından yürütülen bu girişim, rant odaklı ve insanı yok sayan ekonomik anlayışın devamıdır. Kamu yararı adı altında halkın yaşam alanlarının sermayeye açılmasına itiraz ediyoruz" dedi. ​"Türkiye’nin Sebze İhtiyacının Yüzde 18’i Bu Topraklardan Sağlanıyor" ​Bölgenin tarımsal verimliliğine ve tarihi dokusuna vurgu yapan Yalaz, projenin yaratacağı ekonomik ve kültürel yıkımı şu sözlerle özetledi: ​"Sakarıılıca, Türkiye’nin en verimli tarım bölgelerinden biridir. Ülkemizin sebze ihtiyacının yaklaşık %18’ini karşılayan bu toprakları zehirlemek; sofralarımıza gelen gıdayı ve kırsal yaşamı yok etmektir. Ayrıca bu alan, 1. derece arkeolojik sit alanıdır. Doğayı ve tarihi birlikte yok eden bu anlayış, geleceğe bırakılacak mirası da katletmektedir." ​"İliç Felaketini Unutmadık" ​Proje alanının büyüklüğüne ve siyanür tehlikesine dikkat çeken CHP İl Başkanı, İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlattı. Yaklaşık 2450 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanda siyanür kullanılmasının büyük bir risk olduğunu ifade eden Yalaz, "Bilimden, akıldan ve kamu vicdanından kopan bu projede olası bir sızıntının bedeli ağır olur" uyarısında bulundu. ​20 Nisan’da Bilirkişi Keşfi Yapılacak ​Eskişehir’in genelinin maden sahası olarak ilan edildiğini hatırlatan Talat Yalaz, Alpagut’taki mücadelenin tüm şehir için kritik olduğunu söyledi. 20 Nisan’daki bilirkişi keşfinde sahada olacaklarını ilan eden Yalaz: ​"Alpagut’u tek başına değerlendirmemeliyiz. Alpagut’u verirsek Eskişehir’i de teslim etmiş oluruz. 20 Nisan’da orada olacağız. Sadece itiraz eden değil, haklarını savunan yurttaşlar olarak toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkacağız" dedi.

Eskişehir Kent Konseylerinden Maden Projesine Karşı Ortak Ses Haber

Eskişehir Kent Konseylerinden Maden Projesine Karşı Ortak Ses

Eskişehir, Odunpazarı ve Tepebaşı Kent Konseyleri, Mihalgazi Alpagut-Atalan bölgesinde planlanan Altın ve Gümüş Madeni projesine karşı ortak bir bildiri yayınladı. 20 Nisan Pazartesi günü yapılacak bilirkişi incelemesi öncesi yapılan açıklamada, Sakarya Havzası'nın korunması gerektiği vurgulandı. ​Sakarya Havzası ve 6 İl İçin Kritik Uyarı ​Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ve Tepebaşı Sağlıklı Kent Konseyi Başkanı Canan Adlım imzasıyla yayımlanan açıklamada, maden projesinin sadece Eskişehir'i değil; Ankara, Bilecik, Bolu, Sakarya ve Kütahya illerini de kapsayan devasa bir hidrolojik sistemi tehdit ettiği belirtildi. ​"Sürdürülebilirlik ve Gelecek Nesillerin Hakkı" ​Kent konseyleri, madencilik faaliyetinin bölgesel etkilerinin toplam olarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: ​"Sakarya Havzamız içinde yer alan projenin, yalnızca kendi etkileriyle değil, bölgede yürütülen diğer projelerle birlikte oluşturabileceği kümülatif etkiler ile ele alınması; gelecek nesillerin hakkına odaklanan bir yaklaşım ile değerlendirilmesi şehrimizin geleceği için büyük önem taşımaktadır." ​Madenciliğe Değil, Çevresel Risklere Karşıyız ​Açıklamada, doğru alanda ve doğaya zarar vermeden yapılan madenciliğe karşı olunmadığı ancak bu projenin barındırdığı risklerin göz ardı edilemeyeceği vurgulandı. Özellikle açık havada gerçekleştirilecek; ​Ocak faaliyetleri, ​Pasa depolama alanları, ​Yığın liç sahası gibi işlemlerin hemşehrilerde büyük bir tedirginlik yarattığı ve projenin sonlandırılması gerektiği ifade edildi. ​"Karnımızı Altın Yiyerek Doyuramayız" ​Bildirinin en dikkat çekici kısmı ise tarımsal üretimin ve su kaynaklarının hayati önemine yapılan vurgu oldu: ​"Şu gerçek asla unutulmamalı ki; bölgedeki zeytin ağaçlarımız ve ormanlarımız yok edildiğinde, tarımsal üretim bittiğinde, nehirler kuruduğunda, karnımızı altın ya da gümüş yiyerek doyuramayız." ​20 Nisan’da Bilirkişi İncelemesi Yapılacak ​Mihalgazi Alpagut - Atalan bölgesindeki kader anı olan 20 Nisan Pazartesi günü gerçekleştirilecek bilirkişi incelemesinde, bilimsel verilerin ve toplumsal taleplerin ön planda tutulması bekleniyor. Eskişehir halkı ve kent konseyleri, Sakarya Nehri'nin ve bereketli toprakların korunması için sürecin takipçisi olacaklarını duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.