SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gülcan Kış

Porsuk Haber Ajansı - Gülcan Kış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gülcan Kış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Kış: ''Savaşın Etkisi Marttan İtibaren Hissedilecek'' Haber

CHP'li Kış: ''Savaşın Etkisi Marttan İtibaren Hissedilecek''

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, son açıklanan enflasyon verilerini ve küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisini değerlendirerek, enflasyonun yeniden yükseliş eğilimine girdiğini ve önümüzdeki aylarda bu artışın daha da hızlanabileceğini söyledi. Kış, özellikle gıda fiyatlarındaki sert artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu belirtti. Şubat ayı verilerine göre enflasyonun farklı kurumların hesaplamalarında da yükseldiğine dikkat çeken Kış, TÜİK’e göre yüzde 2,96, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 3,85 ve ENAG’a göre yüzde 4,01 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Yılın ilk iki ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 7,95, İTO’ya göre yüzde 8,59 ve ENAG’a göre yüzde 10,58 seviyesine çıktığını belirten Kış, yıllık enflasyonun da bütün endekslerde yükseldiğini söyledi. Şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 31,53, İTO’ya göre yüzde 37,88 ve ENAG’a göre yüzde 54,14seviyesine ulaştığını belirten Kış, “Hangi veriye bakarsanız bakın tablo aynı: Enflasyon yeniden yükseliyor” dedi. “Daha yılın başında hedefin yarısına gelindi” İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, ilk iki ayda yaşanan yüzde 7,95’lik artışın hedefin neredeyse yarısına ulaştığını söyledi. “Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalan 10 ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 0,8’in altında kalması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsızdır” diyen Kış, enflasyonla mücadelede gerçekçi bir program olmadığını savundu. “Savaşın etkisi marttan itibaren hissedilecek” Ocak ve şubat aylarındaki enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’nin iç ekonomik dinamiklerinden kaynaklandığını belirten Kış, mart ayından itibaren küresel gelişmelerin de fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Ham petrol fiyatlarının kısa sürede 60 dolardan 103 dolara çıkarak yüzde 70’ten fazla arttığını, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 80’e yakın artış yaşandığını belirten Kış, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkabileceğiyönünde tahminler yapıldığını söyledi. Kış, iktidarın akaryakıt zamlarını ÖTV indirimleriyle sınırlamaya çalıştığını ancak bu politikanın sürdürülebilir olmadığını belirterek, “ÖTV indirilecek alan kalmadığında zamlar kaçınılmaz hale gelecek. Bu da tarımdan sanayiye kadar bütün sektörlerde maliyet patlaması anlamına geliyor” dedi. “Emeklinin ve çalışanın maaşı iki ayda eridi” Yüksek enflasyonun sabit gelirli kesimleri hızla yoksullaştırdığını belirten Kış, yıl başında yapılan maaş artışlarının daha ilk iki ayda büyük ölçüde eridiğini söyledi. 2026 yılı başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19 zam yapıldığını hatırlatan Kış, “Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen yüzde 7,95’lik enflasyon, bu zammın yüzde 61’ini daha şimdiden eritti” dedi. En düşük 20 bin liralık emekli maaşının yaklaşık 1.595 lirasının iki ay içinde eridiğini belirten Kış, memurlar için de benzer bir tablo olduğunu ifade etti. “En düşük 61 bin 890 liralık memur maaşının 4 bin 920 lirası sadece iki ayda eridi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ise 2 bin 232 lirası enflasyon karşısında yok oldu” diyen Kış, maaşların enflasyona yetişemediğini söyledi. “Gıda fiyatları kontrolden çıktı” Kış, en çarpıcı artışın gıda fiyatlarında yaşandığını belirterek TÜİK verilerine göre ocak ayında gıda fiyatlarının yüzde 6,59, şubat ayında ise yüzde 6,89 arttığını söyledi. “Sadece iki ayda gıda fiyatları yüzde 13,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 36,44 seviyesine çıktı” diyen Kış, Türkiye’nin bu oranla dünyada İran’dan sonra ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Şubat ayında özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan artışların dikkat çekici olduğunu belirten Kış, şu örnekleri verdi: • Domates, biber ve salatalık gibi sebzelerin fiyatı aylık yüzde 33, yıllık yüzde 88arttı. • Taze baklagillerin fiyatı aylık yüzde 21,6, yıllık yüzde 155 arttı. • Tereyağı fiyatı aylık yüzde 16,4, yıllık yüzde 38,2 arttı. • Süt fiyatları aylık yüzde 15,4, yıllık yüzde 34 arttı. • Yoğurt fiyatları aylık yüzde 14,9, yıllık yüzde 30 arttı. • Portakal ve mandalina fiyatları aylık yüzde 12,8, yıllık yüzde 57 arttı. • Peynir fiyatı aylık yüzde 10,4, yıllık yüzde 27 arttı. “Dünyada gıda ucuzluyor, Türkiye’de pahalanıyor” CHP’li Kış, FAO verilerine göre dünyada gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 azaldığını, Türkiye’de ise aynı dönemde hızla arttığını vurguladı. “Dünya gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyorsa bunun nedeni küresel kriz değil, yanlış ekonomi politikalarıdır” diyen Kış, vatandaşın mutfağındaki krizin giderek derinleştiğini söyledi. Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, vatandaşın günlük hayatının en ağır gerçeği haline geldi. Mutfakta yangın var. İktidar ise hâlâ bu yangını görmezden geliyor.”

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!" Haber

CHP'li Kış: "Barınma Artık Lüks!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konut piyasasında ilan manipülasyonu, spekülasyon ve fahiş kira artışlarına ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanlığı’ndan gelen yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Kış, “Bir yandan ‘sorun yok’ deniliyor, diğer yandan aynı metinde ceza kesildiği itiraf ediliyor. Bu yanıt krizi çözmüyor, krizi doğruluyor” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın yazılı cevabında, satılık konut ilanlarının geri çekildiğine dair bir tespit bulunmadığı savunulurken; fiyat manipülasyonu yaptığı belirlenen 1.423 kişi ve kuruluşa toplam 173 milyon 300 bin lira idari para cezası uygulandığı bilgisi yer aldı. Kış, bu tabloya dikkat çekerek, “Sorun yoksa bu cezalar neden kesildi?” diye sordu. TCMB Kira Haritası Gerçeği Gösterdi Kış, konut krizine ilişkin değerlendirmesini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Değerlemesi Yapılan Konutların Birim Kiraları” verileriyle destekledi. TCMB verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kira metrekare başına 224,75 TL oldu. Ortalama 100 metrekarelik bir konut için bu rakam 22 bin 475 TL’ye ulaştı. “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 TL. Türkiye ortalaması kira 22 bin 475 TL ise, geriye kalanla fatura mı ödenecek, gıda mı alınacak, ulaşım mı karşılanacak?” diyen Kış, “Bu tablo, tek başına yaşamayı fiilen imkânsız hale getiriyor. Barınma temel hak olmaktan çıkmış, lüks hâline gelmiştir” ifadelerini kullandı. İstanbul’da Kira Asgari Ücreti Aştı TCMB verilerine göre 100 metrekarelik bir konutta ortalama kira İstanbul’da 36 bin 786 TL ile en yüksek seviyeye çıktı. İstanbul’u 32 bin 528 TL ile Muğla, 25 bin 218 TL ile İzmir izledi. En düşük kira ortalaması ise 9 bin 400 TL ile Mardin oldu. 10 bin TL’nin altında kalan tek şehir yine Mardin olarak kaydedildi. Kış, “İstanbul’da ortalama kira asgari ücreti aşıyorsa burada artık ‘piyasa’ değil, açık bir sosyal adalet krizi vardır. İnsanlara ‘şehir değiştirin’ mi denilecek?” diye konuştu. Mersin’de Artış Yüzde 2295 Kış, Mersin’e ilişkin verilerin de tabloyu doğruladığını vurguladı. TCMB’ye göre Mersin’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kirası 17 bin 489 TL seviyesinde. Ancak daha çarpıcı olanın artış oranı olduğuna dikkat çeken Kış, 2018’in ilk çeyreği ile 2025’in son çeyreği arasında Mersin’de kira artışının yüzde 2295,8’e ulaştığını söyledi. “Bu artış oranı, konutun nasıl bir barınma krizine dönüştüğünün açık belgesidir” diyen Kış, “Gelir artışıyla açıklanamayacak bu tablo, denetimsizlik ve spekülasyonun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. “Denetim Şikâyet Beklemek Değil, Re’sen Müdahaledir” Bakanlığın “kendilerine bu yönde bir başvuru yapılmadığı” yönündeki yaklaşımını da eleştiren Kış, “Devletin görevi yurttaştan dilekçe beklemek değildir. Barınma gibi temel bir alanda denetim, re’sen yapılır. ‘Başvuru yok’ demek sorumluluktan kaçmaktır” dedi. “Konut Yatırım Oyuncağı Değil, Barınma Hakkıdır” Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Kış, şunları söyledi: “İlan manipülasyonu, fiyat tutma, spekülasyon… Adı ne olursa olsun sonuç aynı: Yurttaş evinden ediliyor, kira kıskacında eziliyor. Konut yatırım oyuncağı değil, barınma hakkıdır. Bu kriz ‘sorun yok’ denilerek değil; kamucu, caydırıcı ve şeffaf bir denetimle çözülür.”

CHP’li Gülcan Kış: "Emekliye 28 Bin Lira Çok Görüldü" Haber

CHP’li Gülcan Kış: "Emekliye 28 Bin Lira Çok Görüldü"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, AKP iktidarının ekonomi politikalarının emeklileri yoksulluğa, toplumu ise borç ve icra sarmalına mahkûm ettiğini belirterek, “Bu tablo bir kaynak sorunu değil, bilinçli bir tercihin sonucudur” dedi. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine, yani 28.075 TL’ye çıkarılması yönündeki CHP önerisinin AKP tarafından reddedildiğini hatırlatan Kış, iktidarın emekliye 20 bin lirayı reva gördüğünü söyledi. Kış, “Faize, geçiş garantilerine ve şirket sözleşmelerine sınırsız kaynak bulanlar, konu emekli olunca ‘bütçe yok’ diyebiliyor. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Faize para var, emekliye yok AKP iktidarı boyunca yalnızca dış borç faizleri için ödenen 228 milyar doların, bugün emeklilerin neden açlık sınırında yaşadığının en açık göstergesi olduğunu vurgulayan Kış, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu para kendiliğinden buharlaşmadı. Faize gitti, köprü ve otoyol garantilerine gitti, dövizli sözleşmelere gitti. Ama emekliye gelince ‘kaynak yok’ denildi. İtiraz ettiğimiz düzen tam olarak budur.” 228 milyar dolar ne demek? Kış, kamuoyunda sıkça dile getirilen milyar dolarlık rakamların somut karşılığının bilinmediğini belirterek çarpıcı karşılaştırmalar yaptı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapım maliyeti yaklaşık 818 milyon dolar. 228 milyar dolar ile yaklaşık 280 adet bu ölçekte köprü yapılabilirdi. İstanbul–İzmir Otoyolu’nun maliyeti yaklaşık 6 milyar dolar. Aynı kaynakla 38 adet bu otoyol inşa edilebilirdi. “Bugün ‘bütçe yok’ denilen her alanda aslında bu ülkenin parası vardı. Ama o para halk için değil, garanti verilen projeler ve faiz için kullanıldı” dedi. Geçiş garantileriyle risk halka yüklendi Bu projelerin yalnızca yapım maliyetleriyle değil, geçiş garantileriyle de kamuya uzun vadeli yük bindirdiğini ifade eden Kış, “Bu köprülerden geçseniz de geçmeseniz de bedelini ödüyorsunuz. Çünkü AKP şirketlere müşteri garantisi verdi. Risk kamuya, kazanç özel sektöre bırakıldı. Bütçedeki tahribatın temel nedeni budur” diye konuştu. Bu para emekliye yetiyordu Türkiye’de yaklaşık 16 milyon emekli bulunduğunu hatırlatan Kış, 228 milyar doların bugünkü kur karşılığıyla trilyonlarca liralık bir kaynağa denk geldiğini belirtti. “Bu kaynakla yıllar boyunca en düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesinde tutulabilirdi. Emekliye 20 bin lirayı çok görenler, aynı bütçeden milyarlarca doları faize ve garanti ödemelerine aktarmakta tereddüt etmedi” dedi. Emeklilik hayatta kalma mücadelesine dönüştü Emeklilerin önemli bir bölümünün kredi kartı ve tüketici kredileriyle geçinmeye çalıştığını vurgulayan Kış, emekliliğin bugün dinlenme değil hayatta kalma mücadelesi anlamına geldiğini söyledi: “Emekli maaşıyla kira ödeyemeyen, faturalarını karşılayamayan, torununa harçlık veremeyen bir kuşak yaratıldı. Bu tablo kader değil; siyasi tercihlerin sonucudur.” Özelleştirdiler, borçlandılar, faizi büyüttüler AKP dönemindeki özelleştirmelere de dikkat çeken Kış, “Telekomu sattılar, limanları sattılar, enerji tesislerini sattılar. Devletin varlıkları elden çıktı ama borç azalmadı. Aksine faiz ödemeleri büyüdü. Çünkü bu satışlar kamuyu güçlendirmek için değil, günü kurtarmak için yapıldı” ifadelerini kullandı. “Bu bir tercih meselesidir” Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “228 milyar dolar bu ülkenin kayıp yıllarıdır. Bu para emekliye, konuta, üretime, istihdama gitseydi bugün kredi kartıyla ayakta durmaya çalışan bir toplum olmazdı. Emekli sadaka istemiyor, hakkını istiyor. Yoksulluk bir kader değil; AKP’nin faiz ve garanti düzeninin sonucudur.”

Deprem Bölgesinde Enkazı CHP'li Belediyeler Kaldırıyor Haber

Deprem Bölgesinde Enkazı CHP'li Belediyeler Kaldırıyor

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte bir hafta boyunca deprem bölgesinde saha çalışmaları yürüttü. Osmaniye, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Adıyaman ve Malatya’yı kapsayan programda, depremin üzerinden geçen zamana rağmen çözülmeyen sorunlar yerinde incelendi. Ziyaret edilen her ilde benzer bir tabloyla karşılaşıldı. Konteyner kentlerde süren belirsizlik, altyapı eksiklikleri, kalıcı konutların gecikmesi ve sosyal destek ihtiyacı, yurttaşların en sık dile getirdiği başlıklar arasında yer aldı. Kış, sahadaki gözlemlerinin depremin yalnızca doğal bir afet değil, aynı zamanda bir yönetim sorunu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. “Deprem Bir Günlük Değil, Hayatlık Bir Mesele” CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir hafta boyunca sahada yaptığı değerlendirmelerde de vurguladığı gibi, deprem bölgesinde sorunlar hâlâ tüm ağırlığıyla sürüyor. Kış, ziyaretler sırasında yapılan görüşmelerde yurttaşların en temel talebinin “unutulmamak” olduğunu belirterek, depremin yıl dönümleriyle sınırlı bir mesele olarak ele alınamayacağını söyledi. Kış, “Takvimler değişti ama konteynerlerdeki yaşam değişmedi. Deprem bitmedi, etkileri hâlâ sürüyor” değerlendirmesinde bulundu. Mersin’den Deprem Bölgesine Kesintisiz Dayanışma Depremin ilk anından itibaren Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Mersin’in CHP’li ilçe belediyeleri, deprem bölgelerinde aktif görev üstlenen yerel yönetimler arasında yer aldı. Arama kurtarma çalışmalarından sıcak yemek dağıtımına, geçici barınma alanlarının oluşturulmasından konteyner kentlerin kurulmasına kadar birçok alanda Mersin’in tüm imkânları depremzedeler için seferber edildi. Başta Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer olmak üzere, Mersin’in ilçe belediye başkanları da deprem bölgelerinde altyapı çalışmaları, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri, temizlik ve sosyal destek faaliyetleriyle sahada olmayı sürdürdü. Kurulan konteyner kentler, yürütülen teknik destekler ve sürdürülen sosyal hizmetlerle Mersinli belediyeler, merkezi yönetimin boş bıraktığı alanlarda sorumluluk aldı. Gülcan Kış, bu tabloya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Deprem bölgesinde bugün hâlâ enkazın kaldırılması gerekiyorsa, bunu yapanlar CHP’li belediyelerdir. İktidarın yapmadığını, yerel yönetimler yaptı. İlk günden itibaren vardık, aylar geçmesine rağmen hâlâ buradayız. Bu bir siyasi tercih değil; kamucu bir sorumluluk anlayışıdır. Sahada gördüklerimiz bize şunu açıkça gösteriyor: İyi ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var. Çünkü iktidarın yapmadıklarını, onlar el birliğiyle şehir şehir hayata geçiriyor.” “Boşluğu Dayanışma Doldurdu” Kış, deprem bölgesine yapılan ziyaretlerin yalnızca bir anma programı olmadığını, sahadaki gerçeklerin kayıt altına alınması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kalıcı konutların gecikmesi, altyapı sorunlarının devam etmesi ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği, ziyaret edilen tüm kentlerde ortak bir sorun olarak öne çıktı. CHP’li belediyelerin bu boşluğu dayanışmayla doldurduğunu belirten Kış, “Bu bölgelerde hayat, yerel yönetimlerin omuz vermesiyle ayakta kalıyor. Deprem bölgesini unutturmayacağız” dedi. “CHP Sahada Olmaya Devam Edecek” CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, bir haftalık saha programının ardından yaptığı değerlendirmede, CHP’li belediyeler, parti örgütü ve Genel Başkanlık düzeyinde deprem bölgesinde olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu büyük yıkımın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

CHP’li Gülcan Kış: "Rakamlar Küçülüyor, Sofradaki Yangın Büyüyor" Haber

CHP’li Gülcan Kış: "Rakamlar Küçülüyor, Sofradaki Yangın Büyüyor"

Ocak ayı enflasyon verileri, Türkiye’de artık tek bir ekonomik gerçek değil, üç ayrı tablo olduğunu bir kez daha ortaya koydu. TÜİK, ENAG ve İTO’nun açıkladığı farklı enflasyon oranları, kâğıt üzerindeki rakamlarla vatandaşın mutfağındaki gerçek arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre Ocak ayında enflasyon aylık %4,84, yıllık %30,65 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), aynı ay için aylık %6,32, yıllık %53,42 enflasyon hesapladı. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verilerine göre ise tüketici fiyatları aylık %4,56, yıllık %36,5 arttı. Aynı ay, aynı ülke, aynı ekonomi. Ama üç farklı enflasyon. TÜİK sepetinde yok ama sofrada var: Ramazan pidesi Enflasyon tartışmalarının gölgesinde açıklanan Ramazan pidesi fiyatları, hayat pahalılığının en sade ve en çarpıcı göstergelerinden biri oldu. 2025 yılında 20 TL olan 250 gram Ramazan pidesi, 2026 itibarıyla 25 TL’ye yükseldi. Bu artış, yüzde 25 zam anlamına geliyor. Enflasyonun düştüğü yönündeki resmî açıklamalara rağmen, temel bir gıda ürününde yaşanan bu artış, vatandaşın hissettiği gerçek enflasyonun rakamlardan çok daha yüksek olduğunu bir kez daha gösterdi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, bu tabloya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “TÜİK’in sepetinde Ramazan pidesi olmayabilir ama vatandaşın sofrasında var. Enflasyon kâğıt üzerinde düşüyor deniyor ama pide her yıl biraz daha pahalılaşıyor. Ekonomi yönetilmiyor, algı yönetiliyor.” Üç endeks, üç ayrı Türkiye Gülcan Kış, TÜİK, ENAG ve İTO verilerinin yan yana konulduğunda yıllık enflasyon oranları arasında 20 puanı aşan farklar oluştuğunu vurgulayarak, bunun teknik bir hesaplama farkı değil, yaşam farkı olduğunu söyledi. “Yoksulluk büyürken rakamlar küçültülüyor. Gerçek gizleniyor, fatura halka kesiliyor. Bu ekonomi modeli halkı değil, iktidarı koruyor.” Enflasyon düşüyorsa bu borçlar neden büyüyor? Ocak ayı ekonomi verilerini hatırlatan CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, enflasyonun düştüğü iddia edilirken vatandaşın borç ve faiz yükünün rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Buna göre: Vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borcu 6,1 trilyon liraya çıktı,Yurttaşlar 2025 yılında bankalara 1 trilyon 222 milyar lira faiz ödedi,Sadece Ocak ayında icra dairelerine 866 bin yeni dosya geldi. Kazanan bankalar, kaybeden halk Aynı dönemde bankacılık sektörünün 1,2 trilyon lira brüt kâr açıkladığını hatırlatan CHP’li Kış, uygulanan ekonomi politikalarının enflasyonla mücadele değil, halktan bankalara kaynak transferi anlamına geldiğini ifade etti. “Gerçek mutfakta, rakamlar kâğıtta” Açıklamasının sonunda iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştiren Gülcan Kış, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu ülkede enflasyon düşmüyor; sadece rakamlar aşağı çekiliyor. Mutfakta yangın büyürken, kâğıt üzerinde pembe bir tablo çiziliyor. Gerçek mutfakta, rakamlar kâğıtta.”

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!" Haber

CHP'li Gülcan Kış: "Afet Bakanlığı Kurulmalı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin afetlere hazırlıksız yakalandığını ve afet yönetiminin etkin biçimde yürütülemediğini belirterek Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. “Afet yönetimi sadece depremle sınırlı değil” Depremlerin yalnızca bir doğa olayı olarak ele alınamayacağını vurgulayan Kış, afet yönetiminin depremle sınırlı olmadığını belirtti. Türkiye’nin deprem, yangın, sel, zirai don ve heyelan gibi çok sayıda afet riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Kış, “Deprem öncesi hazırlık yoktu, yangın öncesi hazırlık yoktu, sel öncesi hazırlık yoktu. Riskler biliniyordu ancak bütüncül bir hazırlık sistemi bulunmuyordu” dedi. “Devletin asli görevi aksadı” Afet anında yurttaşa sahip çıkmanın, arama kurtarma çalışmalarını koordine etmenin ve barınma ile temel ihtiyaçları karşılamanın devletin asli görevi olduğunu söyleyen Kış, depremin ilk günlerinde yaşanan yetki karmaşası ve koordinasyonsuzluğun bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilemediğini gösterdiğini ifade etti. “CHP tüm imkânlarıyla sahadaydı” Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorumluluk üstlendiğini belirten Kış, depremin yaşandığı ilk günlerden itibaren CHP’nin tüm kadrolarıyla; başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere, arama kurtarmadan barınmaya, temel ihtiyaçlardan sosyal desteklere kadar tüm imkânlarını seferber ederek sahada yer aldığını söyledi. Kış, 6 Şubat’ın yıl dönümünde de aynı sorumlulukla hareket edeceklerini belirterek, Genel Başkan Özgür Özel, milletvekilleri ve büyükşehir belediye başkanlarıyla birlikte bir hafta boyunca deprem bölgesinde yurttaşlarla bir araya geleceklerini açıkladı. “Afet Bakanlığı olsaydı bu tablo yaşanmazdı” Afet yönetiminin öncesi, anı ve sonrasıyla tek elden yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kış, Afet Bakanlığı’nın yokluğunun ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eğer Türkiye’de Afet Bakanlığı olsaydı; ilk saatlerde yetki karmaşası yaşanmazdı, arama kurtarma çalışmaları anında ve etkin biçimde başlardı, ayrı bir afet bütçesiyle kalıcı konutlar hızla inşa edilir, yurttaşlar yıllarca konteynerlerde beklemek zorunda kalmazdı.” Kanun teklifi TBMM’de Kış, afetlere hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerini tek merkezden yönetecek; net yetkilere, ayrı bir bütçeye ve hesap verebilir bir yapıya sahip Afet Bakanlığı’nın kurulmasına ilişkin kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğunu belirtti. Kanun teklifinin amacının afetler yaşandıktan sonra çözüm üretmek değil, afetler yaşanmadan önce hazırlık yapılmasını sağlamak olduğunu ifade eden Kış, güçlü bir afet yönetiminin yurttaşa borç değil, kalıcı çözüm sunması gerektiğini vurguladı.

Hazine, Ödediği Borcun Üç Katı Yeni Borç Aldı Haber

Hazine, Ödediği Borcun Üç Katı Yeni Borç Aldı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Hazinenin borç stokundaki hızlı artışın ve büyüyen faiz yükünün kamu maliyesinde ciddi bir kırılganlık yarattığını belirterek, borçlanma politikasının artık geçici değil yapısal bir soruna dönüştüğünü söyledi. 2025 yılında bütçe 1,8 trilyon lira açık verirken, Hazinenin iç ve dış borçlarının toplamı 4 trilyon 399 milyar lira artarak 13 trilyon 656 milyar liraya yükseldi. Aynı dönemde borç stokunun milli gelire oranı yüzde 21,4’ten yüzde 22’ye çıktı. Ekonomi verilerini değerlendiren Gülcan Kış, “Bütçe açığı ile borç artışı arasındaki makas bu kadar açılıyorsa, burada artık mali disiplin değil, borçla yönetme alışkanlığı vardır” dedi. Hazine, ödediği borcun üç katı kadar yeni borç aldı CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın aktardığı bilgilere göre Hazine, 2025 yılı boyunca 1,4 trilyon liralık borç anapara ödemesine karşılık 4 trilyon 68 milyar lira yeni borç kullandı. Bu durum, nakit açığının çok üzerinde bir borçlanmaya gidildiğini ortaya koydu. CHP’li Kış, bu tabloya ilişkin olarak, “Bu, borcu çevirmekten öte; yüksek faiz ortamında geleceği de borçlandıran bir tercihtir” değerlendirmesinde bulundu. Faiz ödemeleri yatırımın önüne geçti Hazine, 2025 yılında toplam 2 trilyon 54 milyar lira faiz ödemesi yaptı. Bunun 1 trilyon 589 milyar lirası iç borç, 242,5 milyar lirası dış borç faizlerinden oluştu. Daha dikkat çekici veri ise borç stokunun vadesine kadar oluşturduğu toplam faiz yükü oldu. Gülcan Kış’a göre, Hazinenin borçları için önümüzdeki yıllarda ödenecek toplam faiz yükü 10 trilyon 647 milyar liraya ulaştı. Kış, “Faiz, bütçede tali bir kalem olmaktan çıkmış, başlı başına bir politika sonucuna dönüşmüştür” ifadelerini kullandı. Döviz ve altın cinsi borçlar riski büyütüyor Gülcan Kış’ın aktardığı verilerde, Hazinenin dış borçlarının tamamının, iç borç stokunun ise yüzde 21,4’ünün döviz ve altın cinsinden olduğu belirtildi. Döviz cinsi borçların iç borç stoku içindeki payı bir yılda yüzde 18,2’den yüzde 21,4’e yükseldi. CHP’li Kış, bu yapının kur dalgalanmalarına karşı kamu maliyesini daha savunmasız hale getirdiğini vurgulayarak, “Borç büyürken aynı zamanda daha oynak bir yapıya taşınıyor” dedi. Vatandaş cephesinde icra patladı CHP’li Kış, Borç ve faiz baskısının hane halkına nasıl yansıdığını da ortaya koydu. Buna göre 1–23 Ocak 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 675 bin yeni dosya geldi. UYAP verilerine göre derdest icra dosyası sayısı 24 milyon 128 bine yükselirken, bu sayı son bir yılda 1 milyon 857 bin dosya arttı. Aynı dönemde vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borcu 6 trilyon liraya ulaştı. Sistemdeki batık bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının toplamı ise 356 milyar lira olarak kaydedildi. Kış, bu tabloyu “kamudaki borçlanma tercihinin finansal sistem aracılığıyla hane halkına taşınması” olarak nitelendirdi. “Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil” CHP’li Gülcan Kış, artan borç ve icra verileri karşısında Meclis’te somut bir adım attıklarını belirterek, bireysel kredi ve kredi kartları ile finans kuruluşlarına olan borçların yapılandırılması, faizlerin silinmesi ve icra baskısının hafifletilmesi amacıyla geçtiğimiz hafta TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sunduklarını hatırlattı. Kış, “Hazine rakamlarıyla icra dosyaları yan yana konduğunda ortaya çıkan tablo tesadüf değil. Bu nedenle borçları yeniden yapılandıran, faizi sistemden ayıklayan bir düzenleme artık ertelenemez” dedi.

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi Haber

CHP'li Kış'tan Milyonları İlgilendiren Borç Krizine İlişkin Kanun Teklifi

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, kredi kartı ve bireysel kredi borçları nedeniyle ödeme gücünü kaybeden milyonlarca yurttaşı ilgilendiren kapsamlı bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Teklif, 6 trilyon lirayı aşan bireysel borç stokunu ve milyonlarca kişiyi etkileyen icra baskısını hedef alıyor. Milyonlar borçlu, borç trilyonları aştı Resmî verilere göre Türkiye’de vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan kredi kartı ve bireysel kredi borcu 6 trilyon 77 milyar TL’ye ulaştı. Bunun yaklaşık 2 trilyon 9 milyar TL’sini kredi kartı borçları, 3 trilyon 89 milyar TL’sini ise bireysel krediler oluşturuyor. Varlık yönetim şirketlerine devredilen borçlarla birlikte tablo daha da ağırlaşıyor. Borç krizinin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığına dikkat çekilirken, bankalar ve finans kuruluşları tarafından icra takibine alınan kişi sayısının 4 milyonu aştığı, icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının ise 24 milyona yaklaştığı belirtiliyor. Faiz ve icra yükü borcu katlıyor Mevcut sistemde bireysel kredi faizlerinin yüzde 60’ın üzerine, kredi kartı gecikme faizlerinin ise çok daha yüksek oranlara çıktığına işaret eden Kış, borçların önemli bir bölümünün artık anaparadan değil faiz, ceza, icra ve avukatlık masraflarından oluştuğunu vurguladı. Bu durumun borçların çevrilebilirliğini ortadan kaldırdığı, yurttaşı sürekli bir icra tehdidi altında yaşamaya zorladığı ifade ediliyor. Teklif ne getiriyor? TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre; Kredi kartı ve bireysel kredi borçları anapara esas alınarak yeniden yapılandırılacakTemerrüt faizi, gecikme faizi, ceza faizi ile icra ve avukatlık masrafları tamamen silinecekBorçlar 60 ila 72 ay vadeyle taksitlendirilecekYapılandırmada uygulanacak faiz oranına üst sınır getirilecekYapılandırmaya başvuran yurttaşlar hakkında icra ve haciz işlemleri durdurulacak, maaş hacizleri ve banka hesaplarındaki blokeler kaldırılacakÖdeme planına uyan yurttaşların kredi siciline ilişkin olumsuz kayıtları yapılandırma sonunda silinecek “Bu bir borç değil, yaşam krizi” Kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Kış, borç sorununun geldiği noktaya şu sözlerle dikkat çekti: “Bugün kredi kartı borcu bir tüketim tercihi değil, mutfağın borcudur. Bireysel kredi ise refahın değil, hayatta kalma mücadelesinin sonucudur. 6 trilyon lirayı aşan bu tablo artık bireysel bir ödeme sorunu değil, açık bir yaşam krizidir.” “Borcu silmiyoruz, ödenebilir hale getiriyoruz” Teklifin bir “af” düzenlemesi olmadığını vurgulayan Kış, amaçlarının yurttaşı yeniden ekonomik hayata dahil etmek olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz borcu silmiyoruz; faizi, cezayı ve icra baskısını siliyoruz. Yurttaşı borçtan kaçan değil, borcunu ödeyebilen hale getiriyoruz. Bu teklif sosyal devlet ilkesinin ve Anayasa’nın açık bir gereğidir.” CHP’li Kış, milyonlarca yurttaşı doğrudan ilgilendiren düzenleme için tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, “Bu tabloya kayıtsız kalmak faizi ve icra düzenini savunmaktır. Meclis, yurttaşın yanında durmalıdır” dedi.

Gülcan Kış: ''Çocuk Cinayetleri Sistemin Çöküşüdür'' Haber

Gülcan Kış: ''Çocuk Cinayetleri Sistemin Çöküşüdür''

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetlerini gündeme getirdi. Kış, çocuklara yönelik şiddetin münferit olaylar olarak ele alınamayacağını vurgularken, Meclis Araştırması açılması için önerge verdi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla çocuklara ve gençlere yönelik artan şiddet olaylarını Meclis gündemine taşıdı. Son dönemde yaşanan çocuk cinayetlerinin adli vakalar olarak geçiştirilemeyeceğini belirten Kış, yaşananların “önlenmeyen, görmezden gelinen bir sistem çöküşünün sonucu” olduğunu söyledi. Genel Kurul’da Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan’ın sokak ortasında öldürülmesini hatırlatan Kış, “Bir ülkede çocuklar sokak ortasında öldürülüyorsa sorun bireysel suç değildir. Sorun sistemin çökmesidir” dedi. Şiddeti normalleştiren, suçu parlatan ve çeteleşmeyi teşvik eden bir iklimin yıllardır görmezden gelindiğini ifade eden Kış, bu ortamın çocukları korunmasız bıraktığını vurguladı. “Devletin görevi açıklama yapmak değil” Konuşmasında denetimsiz sokaklara, cezasızlık algısına ve yetersiz koruma mekanizmalarına dikkat çeken CHP’li Kış, “Bir çocuğu yaşatamayan hiçbir sistem meşru değildir. ‘Geç kaldık, üzüldük’ demek yetmez. Devletin görevi açıklama yapmak değil; önlemek, korumak ve hesap sormaktır” ifadelerini kullandı. Kış, çocukların güvenliğinin sağlanmasının siyasi tartışmaların üzerinde bir mesele olduğunu belirterek, “Bu karanlığa alışmayacağız, bu utancı normalleştirmeyeceğiz” dedi. Araştırma önergesi verdi CHP’li Gülcan Kış, Meclis’te yaptığı konuşmanın ardından çocuklara ve gençlere yönelik şiddet olaylarının nedenlerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na Meclis Araştırması açılması için önerge sundu. Araştırma önergesinin gerekçesinde; akran zorbalığı, sokak şiddeti, çeteleşme ve çocukların suç ortamlarına sürüklenmesinin artık münferit olaylar olmaktan çıktığı vurgulandı. Sosyal medya ve dijital platformlar ile dizi ve müzik içeriklerinde şiddetin ve suçun olağanlaştırılmasının çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekilen gerekçede, okullarda ve okul çevrelerinde alınan önlemlerin yetersiz kaldığı belirtildi. Önergede ayrıca, emniyet ve yargı başta olmak üzere ilgili kurumlar arasında etkin bir çocuk koruma ve erken müdahale mekanizmasının bulunmadığına işaret edilerek, “çocuk” yaşı gerekçe gösterilerek oluşan cezasızlık algısının suçları teşvik ettiğine dikkat çekildi. Gülcan Kış, çocukların yaşam hakkını esas alan kalıcı, etkili ve caydırıcı politikaların hayata geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırması açılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.