SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Porsuk Haber Ajansı - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şehrin Dört Bir Yanında Gıda Denetimleri Sürüyor Haber

Şehrin Dört Bir Yanında Gıda Denetimleri Sürüyor

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ramazan ayı öncesinde başladığı kapsamlı gıda denetimlerini, halk sağlığını korumak ve güvenilir gıdaya erişimi sağlamak amacıyla şehrin dört bir yanında aralıksız sürdürüyor. ​Eskişehir’de sofraların huzurunu ve sağlığını güvence altına almak için kollar sıvandı. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yürütülen denetimlerde, İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine bağlı teknik personel adeta şehri mercek altına aldı. ​Fırından Markete Sıkı Takip ​Denetimler, özellikle Ramazan ayında tüketimi artan ürün grupları üzerinde yoğunlaştı. Ekipler; fırınlar, pastaneler, et ve süt ürünleri satış noktaları ile marketlerde detaylı incelemelerde bulunuyor. Sadece ürünlerin tazeliği değil; ​İşletmelerin genel hijyen koşulları, ​Üretim ve muhafaza şartları, ​Son tüketim tarihleri, ​İzlenebilirlik ve kayıt sistemleri titizlikle kontrol ediliyor. ​Ticaret Bakanlığı ile Omuz Omuza ​Piyasa denetimlerinde etkinliği artırmak amacıyla Ticaret Bakanlığı ekipleriyle koordineli şekilde hareket ediliyor. Eş zamanlı yürütülen bu kontrollerde, hem gıda güvenliği hem de piyasa gözetimi sağlanarak tüketicinin mağdur edilmesinin önüne geçiliyor. Mevzuata aykırı hareket ettiği belirlenen işletmelere ise tavizsiz şekilde idari yaptırım uygulanıyor. ​"Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir." ​Vatandaşlara "Alo 174" Çağrısı ​Yetkililer, denetimlerin Ramazan ayı boyunca ve sonrasında da aynı kararlılıkla devam edeceğini vurgularken, vatandaşların en etkili denetçiler olduğunu hatırlattı. Tüketicilerin karşılaştıkları her türlü olumsuzluğu Alo Gıda 174 hattına bildirmeleri, güvenilir gıda zincirinin korunmasında kritik rol oynuyor.

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir Haber

Tavuk Eti İhracatına Getirilen Kısıtlamalar Çok Boyutlu Değerlendirilmelidir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Çiğ Süt Fiyatı Yem Fiyatının Gerisinde Kaldı Haber

Çiğ Süt Fiyatı Yem Fiyatının Gerisinde Kaldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, enflasyonu düşürmek adına çiğ süt fiyatının baskılanmasının süt inekçiliği için ciddi bir risk olduğunu belirtti. Bir litre süt satıp bir buçuk kilo yem alamadığı için üreticinin zarar ettiğini söyledi. Gürer, “Türkiye’de hayvancılık sektörü, özellikle son yıllarda uygulanan yanlış fiyatlama politikaları, yetersiz destek mekanizmaları, artan girdi maliyetleri, üreticilerin krediye erişimde karşılaştığı engeller ve denetimsiz piyasa koşulları nedeniyle ciddi bir yapısal krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu krizden en fazla etkilenen alanların başında ise süt hayvancılığı gelmektedir,” dedi. CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer “Ulusal Süt Konseyi tarafından 22 Ocak 2026 tarihinden geçerli olmak üzere çiğ süt tavsiye fiyatı litre başına 22 lira 22 kuruş olarak açıklanmıştı. Açıklanan bu fiyat, yem başta olmak üzere mazot, elektrik, su, veterinerlik hizmetleri, aşı, bakım ve işçilik gibi temel girdi maliyetlerindeki artışlar dikkate alındığında üreticinin maliyetini dahi karşılayamamaktadır. Çiğ süt fiyatına yapılan artış oranı yaklaşık yüzde 13 seviyesinde kalırken, resmi enflasyon oranının yüzde 30’lar düzeyinde seyretmesi, üreticinin reel gelirinin ciddi biçimde gerilemesine yol açmıştır.” Diye konuştu. TBMM Plan ve Bütçe Plan Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer,“Çiğ süt fiyatları “enflasyonla mücadele” gerekçesiyle baskılanırken, süt ve süt ürünlerinin raf fiyatlarında birkaç katı bulan artışlar yaşanmakta; bu artışlara yönelik etkin bir denetim mekanizması işletilmemektedir. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur etmekte, ancak aracı ve zincir marketlerin yüksek kâr marjları korunmaktadır,” dedi. SÜT İNEKLERİ SATILIYOR Ömer Fethi Gürer, “Süt hayvancılığında yaşanan bu baskı, üreticinin zarar etmesine ve çözümü hayvanlarını kesime göndermekte bulmasına yol açmaktadır. Dişi hayvanların kesime gitmesi, yalnızca mevcut üretimin değil, gelecekteki hayvan varlığının da yok edilmesi anlamına gelmektedir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı raporlara göre, Türkiye’de 16 milyon 800 bin civarında olan sığır varlığının 14 milyon 300 bin seviyelerine kadar düşmesi beklenmektedir. Bu tablo, hayvancılıkta sürdürülebilirliğin ciddi biçimde tehlikeye girdiğini göstermektedir,” diye konuştu. BORCUN VARSA KREDİDE YOK CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer-“üreticiler yalnızca fiyat baskısıyla değil, finansmana erişimde karşılaştıkları engellerle de üretimden kopmaktadır. Bankalar, kredi talebinde bulunan çiftçilere BAĞ-KUR prim borçlarını gerekçe göstererek kredi kullandırmamakta; “önce borcunu öde, sonra gel” yaklaşımıyla üreticinin üretim için gerekli finansmana ulaşmasının önü kesilmektedir. Artan girdi maliyetleri karşısında krediye erişemeyen üretici, borçlarını çevirememekte ve icra süreçleriyle karşı karşıya kalmaktadır. İcra işlemlerinin ertelenmesi yönündeki çağrılara rağmen, tarım sektöründe icra takipleri sürmektedir. Tüm bu gelişmeler, süt hayvancılığında yaşanan krizin yalnızca fiyat meselesi olmadığını; kredi politikalarından sosyal güvenlik primlerine, piyasa denetimlerinden ithalat politikalarına kadar çok boyutlu bir yapısal sorunla karşı karşıya olunduğunu ortaya koymaktadır. Hayvancılığın tasfiye noktasına gelmesi, gıda güvenliği, kırsal istihdam, fiyat istikrarı ve ulusal tarım politikaları açısından telafisi güç sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenlerle; çiğ süt fiyatının belirlenme süreci ile maliyetler arasındaki uyumun, artan girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkilerinin, raf fiyatları ile üretici fiyatları arasındaki uçurumun nedenlerinin, küçük aile tipi işletmelerin neden üretimden çekildiğinin, dişi hayvan kesimlerinin ve hayvan varlığındaki azalışın boyutlarının, çiftçilerin krediye erişimde karşılaştıkları engellerin ve BAĞ-KUR prim borçlarının üretim üzerindeki etkisinin, tarım sektöründe artan icra ve haciz işlemlerinin sonuçlarının ve ithalat politikalarının yerli hayvancılığa etkilerinin tüm yönleriyle araştırılması; alınması gereken yapısal önlemlerin belirlenmesi ve sürdürülebilir bir hayvancılık politikasının oluşturulması amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması gerekli görülmüştür,” dedi.

AB'de Yürütülen Gıda Güvenliği Kampanyasına Türkiye'de Katıldı Haber

AB'de Yürütülen Gıda Güvenliği Kampanyasına Türkiye'de Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Avrupa Birliği (AB) kurumu olan Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından gıda güvenliği konusunda farkındalığı artırmak amacıyla uygulanan "Safe2Eat" kampanyasına bu yıl Türkiye'nin de katıldığını belirtti. Bakan Yumaklı, "Safe2Eat" kampanyasının gıda güvenliği konusunda farkındalığı artırmak amacıyla EFSA tarafından 2020'den bu yana devam ettiğini söyledi. Aday ülkelere açılan kampanyaya bu yıl Türkiye'nin de katıldığı bilgisini veren Yumaklı, toplam 23 ülkede yürütülecek iletişim kampanyasının, Avrupa genelindeki tüketicilerin güvenilir gıda tercihleri yapmasını teşvik etmeyi, bilimsel bilgilere dayalı doğru uygulamaları yaygınlaştırmayı ve gıda güvenliği konularında kamuoyunu bilinçlendirmeyi amaçladığını bildirdi. Bakan Yumaklı, kampanyaya dahil olan ülkelerin gıda güvenliğiyle ilgili bilimsel verileri AB vatandaşlarıyla paylaşarak tüketicilerin gıda seçiminde bilinçli kararlar almalarına yardımcı olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Biz de Türkiye olarak kampanya kapsamında gıda güvenliği konusunda vatandaşlarımızın farkındalığını artırmak amacıyla belirli temalara odaklanarak, tüketicilere yönelik bilgilendirme çalışmaları yürüteceğiz. Ülke olarak 6 ana tema belirlemiş durumdayız. Kampanya süresince işleyeceğimiz bu ana konular arasında gıda kaynaklı hastalıklar, gıdaların güvenilir yöntemlerle hazırlanması, katkı maddeleri, etiket okuma alışkanlıkları, gıda alerjenleri ve israfı önleme yer alıyor." GIDA ETİKETİ OKUMA ALIŞKANLIĞI TEŞVİK EDİLECEK Seçilen ana temalar doğrultusunda, tüketicilere gıdalarda kullanılan katkı maddeleri hakkında doğru bilgiler sağlanarak, bilinç oluşturulacağını vurgulayan Yumaklı, vatandaşların doğru gıda seçimleri yapabilmesi için gıda etiketlerini okuma alışkanlığının teşvik edileceğini anlattı. Bakan Yumaklı, alerjik reaksiyon riskleri ve gıdalardaki alerjen içeriklere ilişkin farkındalığın artırılacağını, yumurta, tavuk ve diğer yaygın gıda kaynaklı hastalık etkenlerine karşı bilinçlendirme çalışmaları yürütüleceğini dile getirdi. Gıdaların güvenli saklanması, hazırlanması ve pişirilmesi konusunda doğru uygulamaların yaygınlaştırılacağını belirten Yumaklı, bu faaliyetlerin yerine getirilebilmesi için de etkin bir iletişim kampanyası yürütüleceğini kaydetti. Bakan Yumaklı, bu kapsamda Bakanlık bünyesindeki Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğüne ait sosyal medya hesapları ile "https://guvenilirgida.tarimorman.gov.tr/" internet sitesinde kampanyaya ilişkin görsel ve içeriklerin düzenli olarak paylaşılacağını, marketler, restoranlar ve gıda sektörü paydaşlarıyla işbirlikleri de geliştirilerek kampanyanın daha geniş bir kitleye ulaşmasının sağlanacağını sözlerine ekledi.

Taklit ve Hileli Gıdalar Anlık Paylaşılacak Haber

Taklit ve Hileli Gıdalar Anlık Paylaşılacak

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, taklit ve hileli gıda listelerinin artık anlık olarak elektronik ortamda tüketicilerle paylaşılacağını belirterek, "Yeni sistemimiz guvenilirgida.tarimorman.gov.tr internet sitesinde yer alacak. Sistemi yarın saat 09.00 itibarıyla kullanıma açacağız." dedi. Bakan Yumaklı, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde düzenlenen "Güvenilir Gıdada Yeni Dönem" konulu basın toplantısında yaptığı açıklamada, son 1 yılda güvenilir gıdayla ilgili yaptıkları yenilikleri anlatacaklarını ve yarından itibaren yeni başlayacakları Gıda Kamuoyu Duyuru Sistemi'ni tanıtacaklarını söyledi. Bakanlık olarak gıda güvenilirliğinin sağlanması için Türkiye'nin yasal mevzuatlarının yanı sıra uluslararası kuruluşlarla koordinasyon ve iş birliği içinde çalışmalarını yürüttüklerini dile getiren Yumaklı, "Sofralarımıza bir gıdanın sağlıklı ve güvenilir olarak ulaşması için öncelikle bitki sağlığını, hayvan sağlığını ve yem güvenilirliğini sağlamamız gerekiyor. Sağlıklı bitki ve hayvan, sağlıklı gıdanın temel şartıdır." diye konuştu. Sağlıklı bir bitkisel üretim için son dönemde yaptıkları çalışmalardan bahseden Bakan Yumaklı, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından tehlikeli kimyasallar sınıfında yer alan 7 bitki koruma ürününün aktif maddesini yasakladıklarını, kalıntıyla etkin mücadele için yeni çalışmalar başlattıklarını, kimyasal mücadeleye alternatif olarak Biyolojik Mücadele Desteği'ni yüzde 100 artırdıklarını, QR Kodlu Bitki Sağlık Sertifikası ve Doğrulama Sistemi'ni uygulamaya koyduklarını, ihraç edilen ancak çeşitli nedenlerle geri dönen taze meyve-sebze ürünlerinin kontrollerini ülkeye ilk sınır giriş noktasında yapmaya başladıklarını anlattı. Bakan Yumaklı, sağlıklı hayvansal üretim için şap aşılamasını üçe çıkartarak vaka sayısını geçen yıla göre yüzde 79 azalttıklarını, veteriner yol kontrol ve denetim istasyonları açmaya başladıklarını, ari işletme olma konusunda kolaylıklar sağladıklarını bildirdi. Kesimhanelere izlenebilir kamera kurulmasını zorunlu hale getirmek için düzenlemelerin sürdüğünü dile getiren Yumaklı, yılda ortalama 3 milyon doz kuduz aşısını yaban hayatındaki kuduz vakalarıyla mücadele için insan yaşamının bulunmadığı alanlara havadan attıklarını söyledi. SON 1 YILDA GIDA TEBLİĞLERİNDE ÖNEMLİ YENİLİKLER YAPILDI Bakan Yumaklı, çiftlikten çatala tüm gıda zincirinde gıda güvenilirliğini sağlamak ve tüketici menfaatlerini en üst düzeyde korumak amacıyla çalıştıklarının altını çizerek, özellikle son 1 yılda sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim için gıda tebliğlerinde yaptıkları yenilikleri paylaştı. Tüketicinin yanıltılmasını önlemek ve geleneksel ürünleri korumak için bazı gıdalarda katkı maddelerinin kullanımını yasakladıklarını dile getiren Yumaklı, nar ekşisi ve limon suyu izlenimi veren ürünlerin üretimini yasakladıklarını, bal tebliğini güncellediklerini, arı ürünleri olan propolis, arı ekmeği, arı sütü ve arı poleninde gıda güvenilirliği kriterlerini belirleyen mevzuatı ilk kez yayımladıklarını, takviye edici gıdalarda kullanılan probiyotik mikroorganizmalara yönelik yeni ilave kriterler belirlediklerini, eş zamanlı sektörel gıda denetimleri başlattıklarını anlattı. Bakan Yumaklı, Beslenme Beyanları Kılavuzu hazırlayarak şeker ilavesiz beyanıyla tüketicinin yanıltılmasını engellediklerini, gıda etiketlerine yönelik tüketiciler açısından faydalı ve önemli değişiklikler yaptıklarını bildirdi. Bakan Yumaklı, bu çalışmaları ilgili bakanlıklar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, sektör temsilcileri ve tüketici temsilcileriyle iş birliği halinde yaptıklarını ifade etti. "YILLIK 1,3 MİLYON RESMİ KONTROL GERÇEKLEŞTİRİYORUZ" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, "Biz, tüm bu süreçlerde 'en iyi denetçi tüketicinin kendisidir' anlayışını benimsiyoruz. İhbar şikâyet hattımız olan Alo 174 Gıda Hattı ile tüketicilerimizi resmi kontrol sürecine dahil ediyoruz. Bu anlamda bir başka hizmetimiz olan Gıda İşletmelerinde Karekod uygulamasını 7 Haziran Dünya Gıda Güvenilirliği Günü'nde uygulamaya başladık." şeklinde konuştu. Bakanlık olarak 7 bin 800 kontrol görevlisiyle yıllık 1,3 milyon resmi kontrol gerçekleştirdiklerini belirten Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizde Bakanlığımıza kayıtlı veya onaylı 97 bini üretim, 341 bini satış, 286 bini toplu tüketim yeri olan toplam 724 bin gıda işletmesi mevcut. Resmi kontrollerde gıda işletmelerinin hijyeni, gıda etiket bilgileri, uyulması gereken ısı gereklilikleri, izlenebilirlik kayıtları ve sorumlu oldukları dokümanların kontrolü gibi birtakım gerekliliklerin kontrolünü yapıyoruz. Resmi kontrollerimizin tamamı risk esasına göre belirlenir. Düşük riskli olsa da her gıda işletmesine en az yılda bir defa denetim yapılır. Bu sıklık bazı ülkelerde 3 yıla kadar uzamaktayken, ülkemizde işletmeler mutlaka her yıl en az bir defa denetime tabi tutulur." "YIL SONUNA KADAR 1,5 MİLYONA YAKIN DENETİM GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLACAĞIZ" Bakan Yumaklı, geçen yıl ekiplerinin 1,3 milyon denetim gerçekleştirdiğini anımsatarak, "Bu yıl şu ana kadar 940 bin denetimde 16 bin uygunsuzluk tespit ettik. 771 milyon lira idari para cezası kestik. 368 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yıl sonuna kadar toplam 1,5 milyona yakın denetim gerçekleştirmiş olacağız. İşletmenin risk durumuna göre bu sayı ülkemizde 2-3, şikâyet durumuna göre daha fazla olabilir." diye konuştu. Bakan Yumaklı, uygunsuzluk durumunda ne yaptıklarına değinerek, "Çeşitli idari yaptırımlarımız var. Hijyen esaslarına uygun olmayan gıda işletmesinin faaliyetini durdurmak, idari para cezası yazmak gibi. Uygunsuz ürünleri ise piyasadan toplatıyor ve imha ediyoruz. Suç teşkil eden uygunsuzluklar için de Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunuyoruz." ifadelerini kullandı. Resmi kontroller, analizler, ürün toplatma veya işletme faaliyetlerini durdurma gibi idari yaptırımların ardından kamuoyu duyurusuyla tüketiciyi bilgilendirdiklerini anlatan Yumaklı, kamuoyu duyurusunu "kişilerin sağlığını tehlikeye düşüren ürünler" ve "taklit veya tağşişli ürünler" olmak üzere iki kategoride yaptıklarını söyledi. Yumaklı, kişilerin sağlığını tehlikeye düşüren ürünleri piyasadan toplatıp imha ettiklerini ve işletmeler hakkında kendi yaptırımlarına ek olarak Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunduklarını kaydederek, "Taklit veya tağşişli ürünler. Buna farklı yağlar karıştırılan yağın zeytinyağı olarak piyasaya sürülmesi, peynire margarin katılması gibi örnekleri verebiliriz. Tespiti durumunda bu ürünleri de toplatıyoruz. 3 yıl içindeki ilk 2 tespitte ağır para cezaları uyguluyoruz. Buna rağmen 3 yıl içinde 3'üncü kez yapılırsa, bu da mevzuatta suç olarak tanımlanmıştır. Bu tür durumlarda da yine Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunuyoruz." açıklamasında bulundu. "TAKLİT VE HİLELİ GIDA LİSTELERİNİ ANLIK PAYLAŞACAĞIMIZ SİSTEME GEÇİYORUZ" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, tespit ettikleri uygunsuzlukları mevzuattaki tüm idari işlemleri tamamladıktan sonra kamuoyu ile paylaştıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Bugüne kadar olan eski sistemde; taklit veya tağşiş yapıldığı laboratuvar sonucuyla tespit edilen gıdalar ile kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdalar, Bakanlığımız tarafından 6 aşamalı bürokratik bir süreçle yönetiliyordu. Bunlar uzun süreçler aldığı için kamuoyu duyurularında uzun aralıklar meydana geliyordu. Herhangi bir yayınlama periyodu yoktu ve toplu şekilde yayınlanmaktaydı. Yeni sistemde kamuoyu duyuruları anlık olarak, elektronik ortamda tüketicilerimizle paylaşılacak." Yumaklı, neden böyle bir yeniliğe ihtiyaç duydukları konusunda şu değerlendirmelerde bulundu: "Evet, kanunda bunun yayınlanma zorunluluğu vardı. Ancak 6 aşamalı süreç nedeniyle süreç uzuyor, kamuoyunda bir tereddüt hasıl oluyordu. Yeni sistemde uzun bürokratik süreçler yerine, sonuç daha hızlı şekilde sisteme girilecek. Periyodu belli olmayan zamanlarda birikmiş ve toplu şekilde bir liste yayınlanması yerine, sonuçlar belli olduğunda hemen bu sistemde yer alacak. Yeni sistemimiz vatandaşlarımızın güvenilir gıda ile ilgili merak ettiklerine ulaştığı guvenilirgida.tarimorman.gov.tr internet sitesinde yer alacak. Burada Gıda Kamuoyu Duyurusu sekmesi tıklandığında iki kategoride; 'Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar' ile 'Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıdalar' başlıkları altında duyurular yapılacak." "YARINDAN İTİBAREN HER YENİ SONUÇ LİSTEYE EKLENECEK" Vatandaşların bu iki kategoriye girdiğinde duyuru tarihi, firma adı, marka, ürün adı, uygunsuzluk ve parti/seri no bilgilerine ulaşabileceğini kaydeden Yumaklı, yeni sistemin hazırlıklarına 1 Ocak'ta başladıklarını anımsattı. Yumaklı, bu tarihten itibaren testlerin yapıldığını dile getirerek, şu bilgileri verdi: "Sisteme veri girişleri başladı. Sistemi yarın saat 09.00 itibarıyla kullanıma açacağız. İlk açtığımızda 1 Ocak'tan bu yana denetimlerimizde gıda kamuoyu duyurusuna konu olan marka ve firmalar burada yer alacak. Yarından itibaren artık her yeni sonuç ilave bir satır olarak bu internet sitesinde ve bahsettiğimiz uygulama biçimiyle yer alacak. Tüketicilerimizin doğru, hızlı, şeffaf bilgilendirmesi adına hayata geçireceğimiz bu sistemin hayırlı olmasını diliyorum. Tabii şöyle bir soru gelecektir. Eski sistemde en son duyuruyu Mart 2022 tarihinde yapmıştınız. O tarihten 1 Ocak 2024'e kadar olan geçen süredeki ürünler ve firmalar yayınlanmayacak mı? Elbette onları da yayınlayacağız. Mart 2022 ile 1 Ocak 2024 arasını kapsayan eski sisteme dair listemizi son kez, öncekiler nasıl yayınlandıysa, aynı şekilde, yarın tek bir liste olarak yayınlayacağız." Yumaklı, vatandaşlara, "bu uygulamaya ilgi göstermeleri" çağrısında bulunarak, "Onları sürecin içinde daha çok görmek istiyoruz. Tıpkı karekod uygulamasında olduğu gibi. Firmalara, işletmelere de 'kendi süreçlerini tekrar ve ciddi bir şekilde gözden geçirmeleri' çağrısı yapıyoruz. Bu şekilde marka güveninin oluşması firmalarımız için de bir kazanım olacaktır." diyerek, konuşmasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.