SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Porsuk Haber Ajansı - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Kurban Bayramı Hazırlıkları Tamam: İl Müdürlüğü’nden Sıkı Denetim! Haber

Eskişehir’de Kurban Bayramı Hazırlıkları Tamam: İl Müdürlüğü’nden Sıkı Denetim!

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların sağlıklı ve hijyenik bir ortamda ibadetlerini yerine getirebilmesi için kurban satış ve kesim alanlarında incelemelerde bulundu. Eskişehir genelinde kurbanlık arzında bir sorun bulunmadığı açıklandı. ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil başkanlığındaki heyet; İl Jandarma Komutanlığı ve ilgili şube müdürlükleri personeli ile birlikte, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait kurban satış ve kesim alanlarını yerinde denetledi. ​Kurbanlık Hayvan Varlığı İhtiyacı Karşılayacak Düzeyde ​2026 yılı Kurban Bayramı öncesi yapılan tespitlere göre, Eskişehir il genelinde kurbanlık hayvan arzında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağı bildirildi. Yapılan değerlendirmelerde: ​Küçükbaş Hayvan: Yaklaşık 64.418 baş, ​Büyükbaş Hayvan: 26.253 baş kurbanlık hayvanın mevcut olduğu ve bu rakamların ilin tüm ihtiyacını rahatlıkla karşılayabileceği belirtildi. ​60 Uzman Personel ile Sahada 7/24 Denetim ​Kurban Bayramı süresince oluşabilecek riskleri minimize etmek için İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri harekete geçti. Şap hastalığına karşı koruyucu aşılamaların tamamlandığı, kimliklendirme ve kayıt işlemlerinin ise titizlikle yapıldığı kaydedildi. ​İl genelinde; satış noktaları, kesim alanları ve yol kontrol noktalarında görev yapmak üzere 60 veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeni görevlendirildi. Hastalık riski taşıyan veya mevzuata uygun olmayan hiçbir hayvanın satışına ve sevkine kesinlikle izin verilmeyeceği vurgulandı. ​İl Müdürü Yüksel Çil’den Vatandaşlara Önemli Uyarı ​Denetimlerin ardından açıklamalarda bulunan İl Müdürü Yüksel Çil, vatandaşların kurban alırken dikkat etmesi gereken kritik noktaları hatırlattı: ​"Vatandaşlarımızın kurbanlık alırken mutlaka küpeli, kayıtlı ve veteriner sağlık raporu bulunan hayvanları tercih etmeleri büyük önem arz etmektedir. Sağlıklı ve güvenli bir bayram için kurban kesimlerinin yalnızca resmi olarak belirlenen alanlarda yapılması gerekmektedir." ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bayram boyunca gıda güvenliği ve hayvan sağlığını korumak adına denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini ifade etti.

Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimler Odası'ndan Kurban Bayramı İçin Uyarılar Haber

Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimler Odası'ndan Kurban Bayramı İçin Uyarılar

Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erdinç Yuva, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde hem halk sağlığını hem de hayvan sağlığını korumak adına dikkat edilmesi gereken hususları paylaştı. Başkan Yuva, kurban kesim yerlerinde alınması gereken önlemlerden, etin saklanma koşullarına kadar hayat kurtaracak tavsiyelerde bulundu. ​Kurban dönemindeki yoğun hayvan hareketlerinin ve toplu kesimlerin beraberinde getirebileceği sağlık risklerine dikkat çeken Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erdinç Yuva, oda üyelerinin İl Kurban Komisyonu tarafından belirlenen tüm kesim noktalarında görev başında olacağını vurguladı. ​"Hijyen ve Temiz Su, Sağlığımızın Teminatıdır" ​Kurban kesim sürecinde en kritik konunun hijyen olduğunu belirten Erdinç Yuva, şu noktalara dikkat çekti: "Kesim alanı ve sonrasındaki temizlik süreçleri için temiz su kaynağı birinci derecede elzemdir. Bıçak ve kesim materyallerinin her hayvan geçişinde mutlaka dezenfekte edilmesi, olası bulaşıcı hastalık ve enfeksiyon riskini ortadan kaldırır. Kesimlerin ehil kişiler tarafından yapılması, hayvan refahı ve gıda güvenliği için büyük önem taşır. İç organların karkas etten hızla uzaklaştırılması, dışkı veya dış etkenlerle temasın önlenmesi için şarttır. Çıkarılan iç organlar ve atıklar sokak hayvanlarına kaptırılmamalı, derin çukurlara gömülerek üzeri kireçlenmelidir. Çöplere veya varillere atılan atıklar halk sağlığını doğrudan tehdit etmektedir." dedi. ​Etin Lezzeti İçin 24 Saat Kuralı ​Etin kalitesi ve "et" vasfını kazanması için dinlendirilmesinin önemine değinen Başkan Yuva, şu önerilerde bulundu: "İdeal olanı 24 saat bekletmek olsa da, bayramın ilk günü yoğunluğu nedeniyle en az 5-6 saat, evin en serin yerinde etin sıcaklığının düşmesi beklenmelidir. Sıcak olan et, doğrudan buzdolabına konulmamalı; sıcaklığı düşürüldükten sonra +4 derecelik dolaplara alınmalıdır. +4 derecede kaba etler 4-5 gün, kıyma haline getirilmiş etler ise en fazla 2-3 gün saklanmalıdır. Daha uzun süre saklama için etlerin -18 derecede derin dondurucuda 6 aya kadar, -30 derecede ise 1 yıla kadar korunabileceğini hatırlattı. ​"Veteriner Hekimleriniz Sahada Olacak" ​Vatandaşların kurban kesimi sırasında herhangi bir sorun yaşamaları durumunda belirlenen kesim yerlerindeki veteriner hekimlerden destek alabileceklerini belirten Erdinç Yuva, "Eskişehir Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası olarak, İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzdeki meslektaşlarımızla birlikte bayram süresince sahadayız. Tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı'nı kutlar, sağlıklı ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dileriz," ifadelerini kullandı.

ELKO Başkanı Murat Arnik'ten Kurban Bayramı Öncesi Önemli Uyarı! Haber

ELKO Başkanı Murat Arnik'ten Kurban Bayramı Öncesi Önemli Uyarı!

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Kurban Bayramı öncesinde yetkisiz kıyma çekimi ve kaçak kasaplık faaliyetlerine karşı bir uyarıda bulundu. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik : “Kasaplık mesleği bayramdan bayrama yapılacak geçici bir kazanç kapısı değil; ustalık, hijyen, ruhsat, kayıt ve sorumluluk isteyen ciddi bir meslektir.” dedi. Eskişehir’de yaklaşan Kurban Bayramı öncesi vatandaşların sağlığını korumak, kasap esnafının emeğine sahip çıkmak ve kayıt dışı ticaretin önüne geçmek amacıyla geniş çaplı bir denetim seferberliği başlatılıyor. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, bayram dönemini fırsat bilerek merdiven altı, hijyensiz ortamlarda et işleyen ve kıyma çeken yetkisiz kişilere karşı müsamaha gösterilmeyeceğini açıkladı. Arnik Yaptığı açıklamada; ''Yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla, Eskişehir’de vatandaşlarımızın sağlığını, kasap esnafımızın emeğini, mesleğimizin itibarını ve kayıtlı ticaret düzenini korumak adına kamuoyuna açık ve net bir uyarıda bulunuyoruz. Kurban Bayramı sürecinde kıyma çekimi, et parçalama, kemik ayırma, et işleme ve kasaplık faaliyeti yalnızca yasal şartları taşıyan işletmeler tarafından yapılabilir. Bayramdan bayrama ortaya çıkıp kayıt dışı şekilde kıyma çekimi yapan, yetkisi olmadığı halde et parçalama faaliyeti yürüten kişi ve işletmeler; hem kasap esnafımıza haksız rekabet oluşturmakta hem de vatandaşlarımızın sağlığını riske atmaktadır. Bu kapsamda; vergi dairesi kaydında NACE/faaliyet kodu kasaplık olan, ilgili ihtisas odasına veya Ticaret Odasına kayıtlı bulunan, belediye işyeri açma ve çalışma ruhsatı olan, Tarım ve Orman Bakanlığı kayıt/onay şartlarını taşıyan kasap meslektaşlarımız dışında hiçbir kişi, işletme veya meslek grubu bu faaliyeti yürütemez. Açıkça ifade ediyoruz.'' dedi. Kasaplık Bayramdan Bayrama Yapılacak Bir İş Değildir Başkan Arnik; ''Kasap olmayan işletmelerin, Kurban Bayramı bahanesiyle iş yerinin önüne ya da içine kıyma makinesi koyarak kıyma çekmesi, et parçalaması ve kasaplık faaliyeti yürütmesi kabul edilemez. Kasaplık mesleği; bilgi, tecrübe, ustalık, uygun ekipman, hijyen disiplini ve yasal sorumluluk gerektirir. Bu meslek, yılda birkaç gün makine çalıştırarak yapılacak geçici bir faaliyet değildir. Bu iş; her önüne gelenin canı istediği gibi yapacağı bir iş değildir, depo içerisinde, boş dükkânda, seyyar noktada, hijyen şartları sağlanmamış alanlarda veya geçici düzeneklerle yapılabilecek bir iş değildir. Vatandaşımızın kurban eti; ehil olmayan kişilerin elinde, denetimsiz ortamlarda, hijyen riski altında işlenemez. Bu mesele sadece meslek meselesi değil, halk sağlığı meselesidir. Kurban eti, vatandaşımızın sofrasına güvenle ulaşmalıdır. Yetkisiz kişiler eliyle yapılan kıyma çekimi ve parçalama işlemleri; gıda güvenliği açısından ciddi riskler, çapraz bulaşma tehlikesi, hijyen ihlalleri, kayıt dışı kazanç, haksız rekabet ve vatandaş mağduriyeti doğurabilir.'' Kurban Bayramında Görevimizin Başındayız Kaçak Et Çekimi Yapan Kim Olursa Olsun Cezasına Katlanacak Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik; “Kasaplık mesleği alın teriyle, ustalıkla ve sorumlulukla yapılan ciddi bir meslektir. Kurban Bayramı yoğunluğunu fırsata çevirip kasaplık yetkisi olmadığı halde kıyma çekimi yapan, et parçalayan, vatandaşımızın sağlığını riske atan hiçbir işletmeye müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda tavrımız net, duruşumuz kararlıdır.” Eskişehirde tüm ilgili kurumlarla sıkı irtibat halindeyiz.'' Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik; ''Kurban Bayramı boyunca ilgili kurumlarla koordineli şekilde hareket ediyoruz Bu kapsamda; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı, Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Tepebaşı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilgili ilçe tarım müdürlükleriyle Whatsapp İhbar Hatları ile Bayram süresince sahada etkin denetim yapılması, yetkisiz kıyma çekimi ve kaçak kasaplık faaliyeti yürüten kişi ve işletmelerin tespit edilerek kaçak çekim yerlerine anında cezai müeyide uygulatacağız. Bu süreçte yalnızca odamız değil; belediye zabıta ekipleri, Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri ve ilgili tüm denetim birimleri de sahada etkin ve kararlı takipçi olacaklardır. Çünkü bu konu ertelenebilecek, görmezden gelinebilecek veya “bayram yoğunluğu” gerekçesiyle hafife alınabilecek bir konu değildir.'' Kaçak Kıyma Çekimi İhbar Hattı Kuruldu: Anında Müdahale Edilecek Arnik; ''Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak Kurban Bayramı süresince odamızın WhatsApp ihbar hattına gelecek tüm bildirimler titizlikle takip edilecektir. Kaçak kıyma çekimi, yetkisiz kıyma kesimi, et parçalama, kasaplık faaliyeti yürütme, ruhsatsız ve kayıtsız şekilde et işleme yapıldığı bildirilen adresler; anında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı, Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Tepebaşı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilgili ilçe tarım müdürlüklerine bildirilecektir. Bu konuda hiçbir ihbar görmezden gelinmeyecek, hiçbir yetkisiz faaliyete sessiz kalınmayacaktır. İlgili kurumlarımız tarafından yapılacak denetimler neticesinde mevzuata aykırı işlem yapan kişi ve işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımların uygulanması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Eskişehir’de bu konuda kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Kaçak kıyma çekimine, yetkisiz et parçalamaya ve ruhsatsız kasaplık faaliyetine geçit verilmeyecek. Odamızın WhatsApp ihbar hattına gelen her adres anında ilgili kurumlara bildirilecek, gerekli denetim ve cezai işlemlerin uygulanmasının takipçisi olunacaktır.” Eskişehir’de bu mesleği icra eden yaklaşık 500’e yakın kasap esnafımız, yıl boyunca vergisini ödeyen, ruhsatını alan, kayıtlı şekilde çalışan, devletine karşı sorumluluğunu yerine getiren ve ailesinin rızkını bu meslekten kazanan emekçi esnaflarımızdır. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik : “Yıl boyunca vergisini ödeyen, ruhsatını alan, kayıtlı çalışan, devletine karşı sorumluluğunu yerine getiren, alın teriyle ekmeğini kazanan kasap esnafımızın emeğini kimseye ezdirmeyeceğiz. Eskişehir’de kasaplık mesleğinin hakkını, hukukunu, emeğini ve itibarını savunacak bir ekiple sahadayız. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak artık kasap arkadaşlarımızın yanında daha güçlü, daha kararlı ve daha etkin bir şekilde duracağız.” Bu şehirde kayıtlı, ruhsatlı ve emeğiyle çalışan kasap esnafımız varken; bayram yoğunluğunu fırsata çevirerek kaçak faaliyet yürütmek isteyenlere asla müsaade edilmeyecektir.'' dedi.

Başkan Ataç Sağlıklı Kentler Birliği Encümenine Yeniden Seçildi Haber

Başkan Ataç Sağlıklı Kentler Birliği Encümenine Yeniden Seçildi

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin İstanbul’da gerçekleştirilen 45’inci Olağan Meclis Toplantısı’nda yeniden encümen üyeliği görevine seçildi. Toplantıyla eş zamanlı düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nda ise gıda, su ve enerji başlıkları kentlerin geleceği açısından çok yönlü ele alındı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 45’inci Olağan Meclis Toplantısı, İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirildi. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen toplantıyla eş zamanlı olarak bu yıl ilk kez Sağlıklı Kentler Forumu da gerçekleştirildi. 13-14 Mayıs tarihlerinde düzenlenen forumda, kentlerin geleceği açısından kritik öneme sahip “Gıda, Su ve Enerji” başlıkları ele alındı. Başkan Ataç yeniden encümen üyesi seçildi Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Olağan Meclis Toplantısı’nda yapılan seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yeniden Birlik Başkanlığı görevine seçilirken, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da yeniden encümen üyeliği görevine getirildi. Başkan Ataç’ın yeniden encümen üyeliğine seçilmesi, Tepebaşı Belediyesi’nin sağlıklı kentleşme, sürdürülebilir çevre politikaları, iklim duyarlılığı ve yerel yönetimlerde katılımcı yönetim anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar açısından önemli bir temsil niteliği taşıdı. Gıda, su ve enerji kentlerin geleceği için tartışıldı Sağlıklı Kentler Forumu kapsamında düzenlenen oturumlarda; sağlıklı şehirleşme politikaları, sürdürülebilir çevre yönetimi, yerel yönetimlerin iklim krizi karşısındaki sorumlulukları, su kaynaklarının korunması, gıda güvenliği ve enerji üretiminde yerel çözümler masaya yatırıldı. Forumda, belediyelerin yalnızca hizmet sunan kurumlar değil; aynı zamanda üretimde daha aktif rol alan, kaynaklarını koruyan, kendi enerjisini üreten ve kent yaşamını dirençli hale getiren yapılar olması gerektiğine dikkat çekildi. “Sağlıklı kent, geleceğini planlayan kenttir” Toplantı ve forumun ardından değerlendirmelerde bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, sağlıklı kent kavramının yalnızca fiziki çevre düzenlemeleriyle sınırlı olmadığını vurguladı. Başkan Ataç, sağlıklı kentlerin; temiz hava, güvenli gıda, korunmuş su kaynakları, yenilenebilir enerji, sosyal dayanışma ve katılımcı yönetim anlayışıyla mümkün olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kentlerin en temel gündemi artık sadece bugünü yönetmek değil, geleceği korumaktır. Gıda, su ve enerji başlıkları doğrudan insan yaşamını ilgilendiren, kentlerin dirençliliğini belirleyen alanlardır. Belediyeler bu alanlarda daha aktif, daha üretken ve daha sorumlu olmak zorundadır. Tepebaşı’nda biz yıllardır çevreyi, insan sağlığını, temiz enerjiyi ve katılımcı yönetimi merkeze alan bir anlayışla çalışıyoruz. Sağlıklı kent, geleceğini planlayan ve kaynaklarını koruyan kenttir.” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yeniden encümen üyeliğine seçildiği toplantı, yerel yönetimlerin iklim krizi, kaynak yönetimi ve sağlıklı kentleşme alanındaki sorumluluklarının güçlenmesi açısından önemli mesajlarla tamamlandı.

Uluslararası İlişkilerin Nabzı Odunpazarı’nda Attı Haber

Uluslararası İlişkilerin Nabzı Odunpazarı’nda Attı

Odunpazarı Belediyesi ile Uluslararası İlişkiler Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Uluslararası İlişkiler Çalışmaları ve Eğitimi Kongresi, üç gün süren yoğun programın ardından sona erdi. 7, 8 ve 9 Mayıs tarihlerinde Odunpazarı 100. Yıl Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre, Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenleri, araştırmacıları ve uluslararası ilişkiler alanının önemli isimlerini Eskişehir’de bir araya getirdi. Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik organizasyonlarından biri olarak gösterilen kongrede, küresel sistemde yaşanan dönüşümden bölgesel krizlere, değişen güç dengelerinden Türkiye’nin stratejik konumuna kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. 72 üniversite ve 11 farklı kurumdan toplam 189 akademisyen ve uzmanın katıldığı kongrede, üç gün boyunca 50 panel düzenlenirken 179 akademik sunum gerçekleştirildi. SON GÜNÜN DİKKAT ÇEKEN İSMİ: NAMIK TAN Kongrenin son günü ise hem içerik hem de katılım açısından dikkat çekici oturumlara sahne oldu. CHP Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, “İktisadi Kalkınma Vakfı Paneli”ne konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’nin deneyimli diplomatları arasında yer alan Namık Tan’ın katılımı, kongrenin akademik ve diplomatik niteliğini güçlendiren başlıklar arasında öne çıktı. Dış politika, Avrupa Birliği ilişkileri ve küresel diplomasi üzerine değerlendirmelerin yapıldığı panel, akademisyenler ve katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Paneli izleyenler arasında Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da yer aldı. Başkan Kurt, kongrenin son günündeki oturumları takip ederek akademisyenler ve katılımcılarla bir araya geldi. KÜRESEL GÜNDEM ESKİŞEHİR’DE TARTIŞILDI Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı akademik organizasyonlarından biri olarak gösterilen kongrede; küresel sistemde yaşanan dönüşümden bölgesel krizlere, güvenlik politikalarından Avrupa Birliği’nin geleceğine kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. Kongrenin son gününde düzenlenen oturumlarda uluslararası ilişkilerin farklı boyutları ele alındı. “Ontolojik Güvenlik: Kimlik, Hafıza ve Kurumlar” panelinde devletlerin güvenlik politikaları ile toplumsal hafıza arasındaki ilişki değerlendirilirken, “Realizm, Tehdit ve Büyük Strateji” oturumunda küresel güç mücadeleleri tartışıldı. “Terörizm, Sınır Aşan Suçlar ve Güvenliğin Dönüşümü” başlıklı panelde değişen tehdit algıları ele alınırken, “Uluslararası İlişkilerde Yapay Zeka: Tartışmalar ve Uygulamalar” oturumunda teknolojinin diplomasi ve güvenlik alanına etkileri konuşuldu. İklim krizi ve güvenlik ilişkisi “İklim, Tarım ve Gıda Güvenliği” ile “Yerelden Küresele Çevre ve İklim Güvenliği” panellerinde değerlendirilirken, “Savunma Teknolojileri, İHA’lar ve Yeni Güvenlik Dinamikleri” oturumunda savunma sanayiindeki dönüşüm masaya yatırıldı. “Türkiye-Rusya İlişkileri: Rekabet, İşbirliği ve Kriz Yönetimi” panelinde iki ülke arasındaki ilişkilerin bölgesel etkileri ele alınırken, “Göç ve Sınır Yönetişimi” oturumunda düzensiz göç ve sınır politikaları tartışıldı. Avrupa Birliği’nin geleceği ve Avrupa siyaseti de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. “Avrupa Günü’nde Avrupa’yı Tartışmak-II: Avrupa Siyaseti ve Güvenlik” ile “Avrupa Günü’nde Avrupa’yı Tartışmak-III: Avrupa Birliği’nde Yönetişim, Stratejik Otonomi ve Dış İlişkiler” başlıklı panellerde Avrupa’nın değişen güvenlik yaklaşımı ve dış politika stratejileri değerlendirildi. “Kale Grubu ve Global İlişkiler Forumu Paneli”, “Eleştirel Dış Politika: Kimlik, Anlatı ve Öznellik” ve “Ontolojik Güvenlik Teorisine Araftan Bakmak” başlıklı oturumlarda ise uluslararası ilişkiler teorileri ve küresel siyaset farklı perspektiflerden ele alındı. Kongrede ayrıca “Türk Dış Politikası’nın Yüzyılı (1923-2023): Tematik ve Kavramsal Değerlendirmeler” başlıklı oturumda Türkiye’nin yüz yıllık dış politika birikimi değerlendirildi. Üç gün süren kongre, “Kapanış Oturumu: Genel Değerlendirme ve Gelecek Planlaması” ile sona erdi.

Türkiye Pestisit Bildiriminde Dünya İkincisi Sofradaki Tehlike Büyüyor Haber

Türkiye Pestisit Bildiriminde Dünya İkincisi Sofradaki Tehlike Büyüyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki girdi maliyetlerinin kontrolsüz artışına ve Türkiye’nin pestisit kullanımındaki endişe verici tabloya dikkat çekti. Gürer, Türkiye'nin pestisit bildirimlerinde dünya ikincisi olduğunu vurgulayarak, "Vatandaş parasıyla zehir satın alıyor" uyarısında bulundu. ​CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında Türkiye tarımının içinde bulunduğu krizi verilerle ortaya koydu. Mazot ve gübre fiyatlarındaki fahiş artışlar ile pestisit kullanımındaki tehlikeli boyutlar toplantının ana gündem maddeleriydi. ​Üretim Giderek İmkansızlaşıyor: Mazot 80 Liraya Dayandı ​Üretim maliyetlerinin çiftçiyi iflasın eşiğine getirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, girdi kalemlerindeki artışın sürdürülebilir olmadığını söyledi. Gürer, "Mazot Ocak ayında 54 liraydı, şimdi 80 liraya dayandı. Gübre, tohum ve elektrik zamları üretimi riskli kılıyor. Her gün yeni bir zam dalgasıyla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. ​İran’daki Saldırı Gübre Fiyatlarını Vurdu ​4 Nisan 2026 tarihinde İran’daki petrokimya tesislerine düzenlenen hava saldırılarının Türkiye’deki gübre piyasasını doğrudan etkilediğini ifade eden Gürer, fiyatlardaki korkunç artışı rakamlarla özetledi. 2020 yılında tonu 1.860 TL olan Üre gübresinin 33.900 TL’ye, 1.100 TL olan Amonyum sülfatın 20.300 TL’ye ve 2.140 TL olan DAP gübresinin ise 41.900 TL’ye yükseldiğini belirtti. Gübretaş’ın iştiraki olan Razi Petrochemical tesislerindeki hasar nedeniyle üretime ara verilmesinin, piyasayı daha da zora soktuğu vurgulandı. ​Pestisit Tehlikesi: Türkiye Dünya İkincisi! ​Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden (RASFF) en çok pestisit bildirimi alan ikinci ülke olduğunu hatırlatan Gürer, gıda güvenliği konusunda çarpıcı veriler paylaştı. Dünya ortalaması hektar başına 2.6 kg iken, Türkiye’nin en yoğun üretim yapılan illerinde (Konya hariç) bu oranın 9.5 kg’a kadar çıktığını açıkladı. ​Gürer, "Özellikle biber, domates ve narda kalıntı sorunu çok büyük. 2026’nın ilk üç ayında şimdiden 118 bildirim yapıldı. Avrupa’nın kapıdan çevirdiği bu zehirli ürünlerin iç piyasada tüketilip tüketilmediği derhal açıklanmalıdır" dedi. ​Çözüm Önerileri: Analiz Zorunlu Olmalı ​Vatandaşın sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için iktidara çağrıda bulunan CHP’li Gürer, acil çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: ​Marketlerde Laboratuvar Zorunluluğu: Büyük marketlerin bünyelerinde analiz laboratuvarı kurması zorunlu hale getirilmeli ve sonuçlar müşteriye sunulmalıdır. ​Toptancı Halleri: Haller bünyesinde gelişmiş kalıntı analiz laboratuvarları kurulmalı, pestisitli ürünün şehre girişi engellenmelidir. ​Sıkı Denetim: Yasaklı ve kaçak pestisit satışı üzerindeki denetimler artırılmalı, çiftçiye doğru ilaçlama yöntemleri eğitimi verilmelidir. ​Gürer, açıklamasını şu sözlerle bitirdi: "Artan maliyetler nedeniyle her geçen gün daha pahalıya ürün alan yurttaş, bir de parasıyla zehirli ürün tüketmemelidir. Bu bir halk sağlığı meselesidir ve sorumluluk doğrudan iktidarın omuzlarındadır."

TZOB Başkanı Bayraktar’dan Gıda İsrafı Uyarısı Haber

TZOB Başkanı Bayraktar’dan Gıda İsrafı Uyarısı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada gıda israfının korkutucu boyutlarına dikkat çekti. Bayraktar, Türkiye’de her yıl 18-20 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirterek "Gıdayı israf etmek, çiftçinin emeğini ve doğanın kaynaklarını yok etmektir" dedi. ​30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü Teması: "Gıda İsrafı" ​Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve bu yıl dördüncüsü kutlanan 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün ana teması bu yıl "Gıda İsrafı" olarak belirlendi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı basın açıklamasında sıfır atık yaklaşımının sadece çevresel bir konu değil, gıda güvenliği ve üretim süreciyle doğrudan ilişkili bir yaşam disiplini olduğunu vurguladı. ​Korkutan Rakamlar: Küresel Kayıp 1 Trilyon Dolar ​Gıda israfının küresel ve yerel ölçekteki ekonomik bilançosunu paylaşan Bayraktar, çarpıcı veriler sundu: ​Dünya Genelinde: Üretilen gıdanın %30-35’i (yaklaşık 1,3 milyar ton) israf ediliyor. ​Ekonomik Kayıp: Küresel gıda israfının doğrudan maliyeti 1 trilyon dolar, çevresel ve sosyal etkileriyle birlikte bu rakam 2,6 trilyon dolara ulaşıyor. ​Türkiye Bilançosu: Yıllık 18-20 milyon ton gıda israfı yaşanıyor. ​Ekmek ve Sebze-Meyvede Büyük Kayıp ​Türkiye’deki israfın detaylarına değinen Bayraktar, özellikle temel gıda maddelerindeki kayıpların altını çizdi: ​Ekmek İsrafı: Günde yaklaşık 4,9 milyon adet ekmek çöpe gidiyor. ​Sebze ve Meyve: Yıllık 50 milyon tonu aşan üretimin 10-13 milyon tonu sofraya ulaşmadan veya tüketilmeden israf ediliyor. ​"Gıdayı Korumak, Üreticiyi Korumaktır" ​Tarımsal üretimin iklim değişikliği ve kuraklık gibi büyük risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Bayraktar, tüketicilere şu çağrıda bulundu: ​"Gıda, sofraya gelene kadar büyük bir emek ve doğal kaynak kullanımı gerektirir. İsraf edilen her ürün, boşa harcanan su, toprak ve enerji demektir. İhtiyacımız kadar tüketmek ve planlı alışveriş yapmak bir tercih değil, geleceğimiz için bir zorunluluktur. Gıdayı korumak, çiftçimizi ve ülkemizin geleceğini güvence altına almaktır." ​Sıfır Atık İçin Bireysel Tedbirler ​İsrafın büyük bir kısmının hane halkı düzeyindeki yanlış alışkanlıklardan kaynaklandığını belirten TZOB Başkanı, çözümün "ihtiyaç odaklı tüketim" ve "planlı hareket etmekten" geçtiğini ifade etti. Bayraktar, sıfır atık bilincinin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi gerektiğini belirterek açıklamasına son verdi.

Dünya Su Günü Kapsamında "Su ve İnsan" Paneli Düzenlendi Haber

Dünya Su Günü Kapsamında "Su ve İnsan" Paneli Düzenlendi

Tepebaşı Belediyesi tarafından Dünya Su Günü kapsamında “Su ve İnsan” temalı panel düzenlendi. Panelde konuşan Başkan Ataç, “Siyasi iradenin iklimsel krizin çözümünde büyük bir rol oynaması gerekiyor.” dedi. Suyun hayatımızdaki önemini, sürdürülebilirlik kavramının su kaynakları üzerindeki etkisini vurgulamak, suyun verimli kullanımının sanayi ve diğer sektörler için ne kadar kritik olduğunu ele almak amacıyla düzenlenen “Su ve İnsan” konulu panel Tepebaşı Belediyesi Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirildi. Panele Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, konuşmalarını yapmak üzere ise Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ali Arda Şorman, Doç. Dr. Fadime Karaer Özmen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer, Çevre Yüksek Mühendisi Sezen Aka, EOSB Yeşil Birim Yöneticisi Suzan Eroğlu Önpeker ile çok sayıda vatandaş katıldı. “Doğamız için büyük zararları var” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, katıldığı panelde su krizine, iklim değişikliğine ve çevresel yıkıma dikkat çekerek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Suyun, toprak ve hava ile birlikte yaşamın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Ataç, Türkiye’de iklim krizine karşı yeterli siyasi iradenin ortaya konulmadığını söyledi. Vahşi madencilik ve termik santrallerin büyük ölçüde su tükettiğini, yeraltı sularını kirlettiğini ve doğaya ağır zarar verdiğini vurgulayan Ataç, bu alanlarda ya sıkı denetim uygulanması ya da faaliyetlere ara verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkan Ataç, “İnsanın yaşaması için üç bileşen var. Su, toprak ve hava. Bugün burada suyun önemini konuşmak için bir araya geldik. Su sonsuz değildir. Bugün dünyada milyonlarca insan güvenli suya ulaşmakta zorlanıyor. Su yönetimi sadece yerel yönetimlerin konusu değildir. Siyasi iradenin iklimsel krizin çözümünde büyük bir rol oynaması gerekiyor. Ama maalesef Türkiye’de öyle bir görüntü yok. Aksine vahşi madencilikte çok fazla su kullanılıyor. Termik santralde müthiş su kullanılıyor. Bunların önlenmesi lazım. Altın madenciliği ve termik santraller ya denetime alınması lazım ya da bir süre ara verilmesi lazım. Altın madenciliği ve termik santraller hem doğaya zarar veriyor hem yeraltı sularını kirletiyor. Doğamız için büyük zararları var” ifadelerini kullandı. “Kuraklıkla savaşıyoruz” Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Arda Sorman, “Bazı tasarruf yöntemlerinin değişmesi lazım. Atık su olsun yağmur suyu olsun… İklim değişikliği nedeniyle değişen yağışların değerlendirilmesi lazım. Bulunduğumuz bölge açısından bakarsak İç Anadolu Bölgesi çok parlak görünmüyor. Son yıllarda özellikle kuraklıkla savaşıyoruz. Kuraklık en önemli problem. Bu nedenle ekilecek ürünlerin ve sulama tekniklerinin planlanması gerekir” diye konuştu. “Temiz suya ulaşım zorlaşacak” Su yönetimi, sağlık ve gelecek perspektifi konularının konuşulduğu panelde Eskişehir Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fadime Karaer Özmen, Küresel ısınma ve iklim değişikliği denildiğinde en temel sorunlardan birinin atmosferde bulunan sera gazları olduğuna dikkat çekti. Özmen, “Küresel ısınma ve iklim değişikliğinde su mekansal ve zamansal olarak değiştiği için su arzında riskler taşıyor. Temiz suya olan ulaşım zorlaşacak. Arz ve taleplerdeki dengesizlikler önümüze çıkacak” dedi. “Suyun kalitesi ve miktarı düşecek” Çevre Yüksek Mühendisi Sezen Aka, “Gelecek dönemde yaşayacağımız sıkıntılardan en önemlisi içme suyu özelinde hem kalite hem miktar yönünden azalmış suyun tahsis yönünde sıkıntılar olabilir. Hem tarımda gıda güvenliği açısından kaliteli suya ihtiyaç var. İçme suyunu da önceliği var. İleride biz bu düşük kaliteli suyun dağıtımında ve tahsisinde büyük sorunlar yaşayacağız. Bu nedenle şimdiden önlemler alarak ilerleyen yıllarda daha dengeli su dağıtımı sağlanmalı” diye konuştu. “Yağmur sularını depolamamız gerekiyor” Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İçme Suyu Havzaları Şube Müdür Vekili Eylem Sıla Özer, “Ani taşkınlar küresel ısınmanın en önemli göstergelerinden ve sonuçlarından biri. Aslında ön göremediğimiz miktarda uzun dönem süren yağış rejimlerinin değişmesi altyapılarımızı yetersiz hale getirdi. Bu şehirlerde gerçekten can ve mal kaybına sebep olmakta. Bu kadar suyun bir yerde depolamadığımız için de kaybetmekteyiz. Bu da ileride bir problem olarak karşımıza çıkacak. Bu nedenle depolamayı öğrenmemiz gerekiyor” dedi. “Kuraklık ve su taşkınları karşımıza sorun olarak çıkıyor” EOSB Yeşil Birim Yöneticisi Suzan Eroğlu Önpeker ise “İklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık ve ani yağışlar sorun olarak karşımıza çıkıyor. Su kalitesi, içme suyuna ulaşım temel sorunlar olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı. Panel sonunda katılımcılarla beraber atölye çalışması gerçekleştirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.