SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gelir Adaletsizliği

Porsuk Haber Ajansı - Gelir Adaletsizliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gelir Adaletsizliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SES Şube Eş Başkanı Özkavak: “Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Yalnız Değildir” Haber

SES Şube Eş Başkanı Özkavak: “Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Yalnız Değildir”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi’nin 12. Olağan Genel Kurulu’nun ardından yeni yönetim görev dağılımını yaptı. Şube Eş Başkanlığına Dr. Birtürk Özkavak ve Gönül Ateş getirildi. Yeni döneme ilişkin açıklama yapan SES Eskişehir Şube Eş Başkanı Dr. Birtürk Özkavak, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hakları için mücadeleyi büyüteceklerini söyledi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi’nde 12. Olağan Genel Kurul’un ardından yeni dönem başladı. Genel kurul sonrasında gerçekleştirilen görev dağılımıyla şubenin yeni yönetimi belirlendi. Yeni yönetimde Şube Eş Başkanlığı görevlerini Dr. Birtürk Özkavak ve Gönül Ateş üstlendi. Birtürk Özkavak: “Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Yalnız Değildir” Yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SES Eskişehir Şube Eş Başkanı Dr. Birtürk Özkavak, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin haklarını, çalışma koşullarını ve geleceklerini korumak için mücadele edeceklerini belirtti. Dünyada ve Türkiye'de savaşların, yoksulluğun, eşitsizliklerin ve emek sömürüsünün derinleştiğine dikkat çeken Özkavak, bütün olumsuzluklara rağmen emekçilerin, gençlerin, kadınların ve halkların barış, demokrasi, özgürlük ve toplumsal adalet talepleriyle mücadele ettiğini ifade etti. Örgütlü mücadelenin ve dayanışmanın önemini vurgulayan Özkavak, SES olarak sağlık ve sosyal hizmet alanındaki hak mücadelesinin kararlı bir parçası olmaya devam edeceklerini söyledi. “Sağlık Hizmeti Bir Ticaret Alanı Değil, Toplumun Temel Hakkıdır” Sağlık ve sosyal hizmet alanında yaşanan sorunlara değinen Özkavak, piyasacı politikalar, artan iş yükü, gelir adaletsizliği ve güvencesiz çalışma koşullarının emekçileri olumsuz etkilediğini dile getirdi. Güvenceli istihdam, emekliliğe yansıyan insanca ücret, yeterli personel, güvenli işyerleri ve öngörülebilir çalışma koşullarının temel talepleri olduğunu belirten Özkavak, sağlık hizmetinin ticari bir alan olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan hekim, ebe, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının sorunlarına da dikkat çeken Özkavak, gelir ve iş güvencesizliği ile çalışanlar arasındaki iş barışını bozan uygulamalara karşı mücadele edeceklerini kaydetti. Hastanelerdeki ağır iş yükü, performans baskısı, yoğun nöbetler, personel eksikliği ve sağlıkta şiddet riskinin de mücadele başlıkları arasında yer aldığını belirten Özkavak, tıp fakülteleri, hastaneler ve sosyal hizmet kurumlarında çalışan tüm emekçilerin taleplerini savunacaklarını söyledi. “Bütün Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçilerini SES’te Birleşmeye Çağırıyoruz” Sendikal anlayışlarının bütün sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ortak çıkarlarını temel aldığını belirten Özkavak, kadın çalışanların eşitlik taleplerinin, mobbing ve ayrımcılıkla mücadelenin de sendikal çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olacağını ifade etti. Yeni dönemde daha katılımcı, güçlü ve örgütlü bir sendikal çalışma yürüteceklerini vurgulayan Özkavak, bütün sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini SES çatısı altında birleşmeye ve hakları için birlikte mücadele etmeye davet etti. Özkavak, açıklamasını “Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri yalnız değildir. Emeğimize, haklarımıza, geleceğimize sahip çıkıyoruz. Yaşasın SES, yaşasın KESK” sözleriyle tamamladı. SES Eskişehir Şubesi Yeni Yönetiminin Görev Dağılımı SES Eskişehir Şubesi’nin 12. Olağan Genel Kurulu sonrasında belirlenen yeni yönetimde görev dağılımı şöyle oldu: - Şube Eş Başkanları: Dr. Birtürk Özkavak ve Gönül Ateş - Şube Sekreteri: Uğur Yılmaz - Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri: Elif Sezgin - Şube Kadın Sekreteri: Nergis Gediman - Şube Mali Sekreteri: Erhan Kamış - Şube Toplu Sözleşme ve Hukuk Sekreteri: Sonay Topçu Yeni yönetimin, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin ekonomik, sosyal ve özlük hakları için çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.

Saadet Partili Ünal: "Bir Yılda 95 Çocuğumuz Çalışırken Hayatını Kaybetti" Haber

Saadet Partili Ünal: "Bir Yılda 95 Çocuğumuz Çalışırken Hayatını Kaybetti"

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk, çocuk işçiliği gibi hayati bir sorunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, çocuk işçiliğinin ulaştığı acı boyuta dikkat çekerek bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, son bir yılda çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısının 95’e yükseldiği duyuruldu. ​Son Bir Yılda 95 Çocuk İş Cinayetlerine Kurban Gitti ​İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine dayandırılan rapora göre, 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında 95 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Bir önceki dönemde 72 olan bu can kaybının 95'e çıkması, sorunun ne denli büyük bir hızla tırmandığını gözler önüne serdi. ​Bir çocuğun ailesinin geçimine katkı sağlamak amacıyla ağır ve tehlikeli şartlarda çalışmak zorunda bırakılmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurgulayan Ünal, mevcut tablonun ardındaki temel etkenleri sıraladı. Çocuk işçiliğini besleyen ana dinamiklerin yoksulluk, hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, kayıt dışı çalışma ve eğitimden kopuşlar olduğunu belirtti. ​"Mesele Yalnızca Denetim Değil, Ekonomik ve Sosyal Şartlardır" ​Çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca işyerlerini denetlemekten ibaret olamayacağının altını çizen Şevket Ünal, asıl sorumluluğun aileleri bu çaresizliğe mahkûm eden ekonomik yapıda olduğunu ifade etti. Ünal açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: ​"Aileleri çocuklarının gelirine muhtaç bırakan ekonomik ve sosyal şartları değiştirmek gerekir. Bizim anlayışımızda çocuk emanettir. Emanete sahip çıkmak ise önce çocuğu ve ailesini korumaktan geçer." ​"Ekonomi İnsan İçindir, İnsan Ekonomi İçin Değil" ​"Önce Ahlâk ve Maneviyat" ilkesiyle insanın her türlü ekonomik çıkarın önünde tutulması gerektiğine dikkat çeken Saadet Partili Ünal, kalkınma anlayışının da kökten değişmesi gerektiğini savundu. Gerçek kalkınma ölçüsünün kuru büyüme rakamları olmadığını belirten Ünal, "Kalkınmanın ölçüsü yalnızca büyüme rakamları değil, çocuklarımızın ne kadar güvenli ve umutlu bir geleceğe sahip olduğudur" dedi. ​Çocuk İşçiliğiyle Mücadelede Acil Çözüm Önerileri ​Açıklamada, çocuk işçiliğinin kökünü kazımak ve çocukları güvenli bir geleceğe taşımak için atılması gereken somut adımlar şu şekilde sıralandı: Ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele edilmesi. Okul terklerinin önlenmesi ve sosyal desteklerin artırılması. Kayıt dışı çocuk işçiliğine karşı denetimlerin güçlendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliğinden asla taviz verilmemesi. Mesleki eğitim uygulamalarında çocukların üstün yararı ve güvenliğinin her şeyin önünde tutulması. ​"Hiçbir Ekonomik Gerekçe Bir Çocuğun Hayatından Değerli Değil" ​Sosyal devlet anlayışının gereği olarak, yoksul ailelerin çocuklarını çalışmaya göndermek zorunda kalmasının seyredilemeyeceğini, aksine o ailelerin ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Şevket Ünal, çağrısını şu sözlerle sonlandırdı: ​"Biz çocuklarımızın okullarda, kütüphanelerde, parklarda ve güvenli ortamlarda büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Ve hiçbir ekonomik gerekçe, bir çocuğun eğitiminden, sağlığından ve hayatından daha değerli değildir."

CHP'li Karabat Ekonomi Yönetimini Uyardı Haber

CHP'li Karabat Ekonomi Yönetimini Uyardı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada hükümetin ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Döviz kurunun baskılandığını belirten Karabat, bunun ekonomide ciddi bir kırılma riski yarattığını belirtti. “HÜKÜMET KRİZİ ERTELEMEYE ÇALIŞIYOR” Karabat, iktidarın halkın refahını artıracak bir kalkınma programı yerine döviz krizini geciktirmeye çalıştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “AKP, halk için bir kalkınma programı uygulamak yerine döviz krizini engelleyecek ve hükümete kesintisiz finansman sağlayacak politikalar yürütüyor. İşsizlik, derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi temel sorunlar ise görmezden geliniyor.” “ZENGİN OLMADAN ZENGİN GİBİ TÜKETİYORUZ!” Türkiye ekonomisinde üretim temelli büyümenin zayıfladığını vurgulayan Karabat, sanayileşme yerine hizmet sektörü ağırlıklı bir anlayışa geçildiğini ifade etti. İthalata ve kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlılığın arttığını da söyleyen Karabat: “Zengin olmadan zengin gibi tüketiyoruz. Bunun bedeli ağır olacak” dedi. PARA ARZI ARTIYOR, KUR BASKILANIYOR Karabat’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri para arzı ile döviz kuru arasındaki ilişki oldu. Ekonomideki para miktarını gösteren TRM2 verilerinin hızla arttığını belirten Karabat, buna rağmen döviz kurunun aynı hızla yükselmemesinin kur üzerindeki baskının sonucu olduğunu söyledi. “Para arzı genişlemeye devam ederken enflasyonla mücadelede neredeyse tek araç olarak kurun tutulması tercih ediliyor. Bu iki politika aynı anda yürütüldüğünde ekonomide ciddi çelişkiler ortaya çıkıyor.” “CARRY TRADE KAZANIYOR, HALK KAYBEDİYOR” Düşük kur politikasının yabancı yatırımcılar için cazip bir ortam yarattığını belirten Karabat, yüksek faiz ortamında gelen kısa vadeli sermayenin kazanç sağlayarak ülkeden çıktığını söyledi: “Kur düşük tutulacak sözü verilen yabancılar carry trade ile yüksek faizlerini alıp gidiyor. Soruyorum; bu işten kim kazançlı çıkıyor?” DEVALÜASYON RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİ Karabat, geçmişte para arzı ile döviz kuru arasındaki makas belirli bir seviyeye ulaştığında devalüasyonların yaşandığını hatırlattı. Mevcut durumda bu farkın yüzde 40 civarında olduğunu belirten Karabat, farkın yüzde 50 seviyesine ulaşması halinde riskin ciddi biçimde artacağını söyledi. Bu hızla devam edilmesi halinde sonbahar aylarında kur şokunun en yüksek noktaya ulaşabileceğini belirten Karabat, ekonomi yönetimini uyardı. “YAPISAL REFORMLAR ŞART” Karabat’a göre enflasyonla kalıcı mücadele için sadece para politikası yeterli değil. Mali disiplin ve üretim odaklı yapısal reformların da devreye girmesi gerekiyor: “Para arzı kontrol altına alınmadan, bütçe disiplinini güçlendirmeden ve üretim verimliliğini artırmadan yalnızca kur üzerinden enflasyonla mücadele etmek sürdürülebilir bir çözüm değildir.” “ÖNCE HUKUK VE İÇ BARIŞ” Karabat, olası ekonomik şokların önüne geçebilmek için yalnızca ekonomik değil siyasi ve kurumsal alanlarda da güven ortamının sağlanması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şöyle noktaladı: “Önce hukukun üstünlüğü ve iç barış sağlanmalı. Ardından ekonomide yapısal reformlarla Türkiye gelecek şoklara karşı hazırlanabilir.”

Gıda Meselesi Sadece Rakam Meselesi Değildir! Haber

Gıda Meselesi Sadece Rakam Meselesi Değildir!

Gelecek Partisi Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Durmazlar, ülkenin ekonomik durumu ve açıklanan gıda enflasyonu rakamları ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. İl Başkanı Hüseyin Durmazlar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Gıda enflasyonu son beş yılda dünya genelinde %4 azalmasına rağmen ülkemizde 638 artarken arttı. Halkımızdaki yoksulluk ve gelir adaletsizliği öyle bir noktaya geldi ki; biz ekonomik verileri artık sayfalarda veya raporlarda değil, evdeki tencerede okunuyoruz. Grafiklerde değil, kasada ölçülüyor. Basın bültenlerinde değil, boş buzdolabında konuşuluyor. Bir tarafta her ay açıklanan rakamlar var. Diğer tarafta ise her gün yaşanan gerçekler var. Ve bu ikisi uzun süredir birbirine değmiyor. Bugün insanlara “enflasyon düşüyor” deniyor. Ama insanlar markete girdiğinde hâlâ “Neyi almaktan vazgeçeceğim?” soruyla dolaşıyor. Bu soru bir ekonomi sorusu değil. Bu soru bir yaşam kalitesi sorusudur. Geçinememek artık belli bir grubun sorunu değil. Asgari ücretli geçinemiyor. Emekli geçinemiyor. Yeni mezun geçinemiyor. Orta gelir dediğimiz kesim, “orta”yı çoktan kaybetti. İnsanlar artık: Ay sonunu değil, ayın ortasını hesaplıyor Gelecek planı değil, bugün nasıl idare ederim diye düşünüyor Ev almayı değil, kirayı nasıl öderim diye konuşuyor Çocuk yapmayı değil, acaba evlenebilecek miyiz diye kendilerine soruyorlar Bu tablo “geçici sıkıntı” değildir. Bu, kalıcı bir yoksullaşma düzenidir. Gıda fiyatları daha sert yükseliyor Kiralar maaşları soluyor. Artan faturalar sabit geliri eritiyor. Bu noktada mesele şu: Bir ülkede yılbaşında veya altı aylık sürelerde ücret artışı varsa ama refah artmıyorsa, orada yönetilen şey ekonomi değil, algıdır. Gıda meselesi ise sadece rakam meselesi değildir. Gıda meselesi ülkemizde kültürdür. Bu ülkede sofra kurmak bir değerdir. Misafir ağırlamak bir onurdur. Paylaşmak bir gelenektir. Ama bugün insanlar: Misafir çağırmadan önce bütçe hesaplıyor Sofrayı küçültmek zorunda kalıyor Sofra kurarken “Ayıp olmasın” ile “yetmiyor” arasında sıkışıyor. Bu sadece fakirleşme değildir. Bu, toplumsal hafızanın aşınmasıdır. Gelecek Partisi Eskişehir İl başkanlığı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına ve TDK’ya çağrımız var. Biraz sonra sıralayacağımız cümleler; bu ekonomi yönetimi ve izlenen politikalar nedeniyle kaybolmaya yüz tutan cümlelerdir. Bu cümleler için bakanlık tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras – Ekonomik Nedenlerle Kullanımdan Kalkanlar” listesi oluşturularak korunsun. “Bugün seni krallar gibi ağırlayayım” “Bir dediğini iki etmeyeyim” “Bugün hesabı bana bırak” “Bugün misafirimsin” Liste oluşturulduktan sonra TDK bu ifadelerin altına şu notu düşsün: “Bu sözler geçmişte toplumsal refahın yüksek olduğu dönemlerde kullanılmıştır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.