SON DAKİKA
Hava Durumu

#Geçim Sıkıntısı

Porsuk Haber Ajansı - Geçim Sıkıntısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Geçim Sıkıntısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İstiyoruz” Haber

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İstiyoruz”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul’dan başlatılan “Gelirde Adalet, Vergide Adalet, Ülkede Adalet” yürüyüşü kapsamında Eskişehir’de Ulus Anıtı’nda basın açıklaması yaptı. İşçi ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çeken Çerkezoğlu, ücretlerin artırılması, vergi sisteminin adil hale getirilmesi ve emeklilerin insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyine ulaşması çağrısında bulundu. Çerkezoğlu, 2026 yılının ilk dokuz ayında enflasyon, vergi ve kesintiler nedeniyle işçi, emekçi ve emeklilerin cebinden 2 trilyon 254 milyar lira çıktığını öne sürdü. DİSK’in adalet yürüyüşü Eskişehir’de devam etti Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK yöneticileri ve sendika üyeleri, “Vergide Adalet, Gelirde Adalet, Ülkede Adalet” sloganıyla başlattıkları yürüyüş kapsamında Eskişehir’de bir araya geldi. İstanbul’dan başlayan yürüyüşün Eskişehir durağında Ulus Anıtı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı açıklamaya sendika yöneticileri, şube başkanları, temsilciler, DİSK bölge temsilcisi, demokratik kitle örgütlerinin ve siyasi partilerin temsilcileri ile Eskişehirliler katıldı. Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Çerkezoğlu, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganıyla işçi ve emekçilerin hak mücadelesini büyütme çağrısı yaptı. DİSK’in uzun süredir gelirde, vergide ve ülkede adalet talebiyle mücadele yürüttüğünü belirten Çerkezoğlu, bu kapsamda yeni bir yürüyüş başlattıklarını ifade etti. İstanbul’da Kadıköy ve Bakırköy Özgürlük Meydanı’ndan başlayan yürüyüşün Tekirdağ, Edirne ve Bursa’nın ardından Eskişehir’e ulaştığını belirten Çerkezoğlu, programın Çanakkale ve Balıkesir ile devam edeceğini, sonraki hafta ise Aydın ve Antalya’da sürdürüleceğini söyledi. Çerkezoğlu, kasım ayında da şehir şehir, meydan meydan ve iş yeri iş yeri adalet mücadelesini büyütmeyi hedeflediklerini dile getirdi. “Ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz” Türkiye’de işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını söyleyen Çerkezoğlu, yüksek enflasyon karşısında ücretlerin her geçen gün eridiğini savundu. Ücretlerin hedeflenen enflasyon üzerinden belirlenmesinin çalışanların alım gücünü korumaya yetmediğini belirten Çerkezoğlu, vergi kesintilerinin de gelir kaybını artırdığını ifade etti. Türkiye’deki vergi sisteminin adaletsiz olduğunu dile getiren Çerkezoğlu, çalışanların yılın başında aldıkları ücretleri ilerleyen aylarda aynı şekilde alamadıklarını söyledi. Vergi dilimleri ve kesintiler nedeniyle ücretlerin yıl içinde gerilediğini belirten Çerkezoğlu, işçi ve emekçilerin hem enflasyon hem de vergiler nedeniyle kayba uğradığını kaydetti. Çerkezoğlu, yaşanan ekonomik sorunların temelinde ülkenin kaynaklarının yetersiz olmasının değil, gelir dağılımındaki adaletsizliğin bulunduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı: “Ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz.” DİSK-AR verilerine göre işçi ve emekçilerin kaybı 2 trilyon 254 milyar lira DİSK Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) enflasyon, vergiler ve kesintilerin ücretler üzerindeki etkisine ilişkin çalışmalarına değinen Çerkezoğlu, 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin dikkat çekici rakamlar paylaştı. Çerkezoğlu, DİSK-AR’ın ekim ayı enflasyon verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında enflasyon, vergi ve kesintiler nedeniyle işçi, emekçi ve emeklilerin cebinden 2 trilyon 254 milyar lira çıktığını öne sürdü. Bu tutarın sermayeye ve hükümete aktarıldığını savunan Çerkezoğlu, çalışanların gelirlerindeki kaybın boyutuna dikkat çekti. İşçilerin eylül ayında çalışmalarının en az yarısını enflasyon, vergi ve kesintilerin etkisini karşılamak için harcadığını ifade eden Çerkezoğlu, asgari ücretin daha belirlendiği dönemde açlık sınırının altında kaldığını söyledi. Asgari ücretin enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğradığını belirten Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada 28 bin lira olarak ifade ettiği asgari ücretin dokuz aylık süreçte reel olarak yaklaşık 21 bin lira seviyesine gerilediğini ve 6 bin 828 liralık kayıp yaşandığını dile getirdi. Çerkezoğlu, hayat pahalılığının vatandaşlar tarafından her gün doğrudan hissedildiğini belirterek ekonomik sorunların nedenlerinin doğru tespit edilmesi gerektiğini söyledi. “Yaşadığımız yoksulluk siyasi tercihlerin sonucu” Gelir kaybının, açlığın, yoksulluğun ve hayat pahalılığının tesadüf olmadığını savunan Çerkezoğlu, yaşanan tablonun ülkeyi yöneten siyasi iktidarın tercihlerinin sonucu olduğunu ileri sürdü. Ekonomik sorunların yalnızca ekonomi yönetimindeki değişikliklerle veya bürokratların uygulamalarıyla açıklanamayacağını ifade eden Çerkezoğlu, 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin mevcut tabloyu ortaya çıkardığını iddia etti. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin çalışanların yaşam koşullarını doğrudan etkilediğini belirten Çerkezoğlu, DİSK’in yürüttüğü mücadelenin yalnızca ücret artışından ibaret olmadığını söyledi. Çerkezoğlu, hedeflerinin adaletsiz düzenin değiştirilmesi ve emeğin hak ettiği karşılığı aldığı bir Türkiye’nin kurulması olduğunu belirterek, herkesin eşit ve özgür yaşayabildiği bir ülke için mücadele ettiklerini kaydetti. “İşçi çalışıyor, üretiyor ancak ürettiği değerden payını alamıyor” Gelirde adalet talebinin temelinde emeğin karşılığını alma hakkının bulunduğunu ifade eden Çerkezoğlu, işçilerin ve emekçilerin ülkenin bütün değerlerini ürettiğini ancak bu zenginlikten yeterli payı alamadığını savundu. Çalışanların sadaka değil, alın terinin karşılığını istediğini vurgulayan Çerkezoğlu, mevcut ekonomik düzenin zengini daha zengin, yoksulu ise daha yoksul hale getirdiğini öne sürdü. İşçilerin gelirlerinden alınan payın sermayeye aktarıldığını savunan Çerkezoğlu, ülkedeki ekonomik kaynakların belirli kesimlerin elinde toplandığını ifade etti. Çerkezoğlu, bir asgari ücretlinin 6 bin yılda çalışarak kazanabileceği bir gelirin, ülkedeki küçük bir azınlık tarafından dört ayda fonlar aracılığıyla elde edilebildiğini ileri sürdü. Bu örnekle gelir dağılımındaki eşitsizliğin boyutunu anlatan Çerkezoğlu, ekonomik ve toplumsal adaletin sağlanması için mevcut düzenin değişmesi gerektiğini söyledi. DİSK’ten 2027 bütçesine tepki: “Faize ve sermayeye kaynak var, emekçiye yok” DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulan 2027 yılı bütçesine de tepki gösterdi. Bütçenin toplumun tamamının emeğiyle yaratılan kaynaklardan oluştuğunu belirten Çerkezoğlu, bütçe tercihlerinin ülkenin ekonomik ve sosyal önceliklerini ortaya koyduğunu söyledi. 2027 yılı bütçesinde en büyük kaynakların faiz harcamalarına ve sermayeye ayrıldığını savunan Çerkezoğlu, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve emekliler söz konusu olduğunda yeterli kaynak bulunmadığını öne sürdü. Bütçenin yalnızca gelir ve giderlerden oluşan bir belge olmadığını ifade eden Çerkezoğlu, bütçe kaynaklarının nasıl dağıtıldığının gelir dağılımındaki adaleti doğrudan etkilediğini dile getirdi. Çerkezoğlu, bütçede emekçilerin, emeklilerin ve toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarının önceliklendirilmesi gerektiğini belirterek gelirde, vergide ve ülkede adalet taleplerini yineledi. DİSK’in ilk talebi: Ücretler derhal artırılsın Çerkezoğlu, açıklamasında DİSK’in gelirde adalet konusunda taleplerini de sıraladı. Ücretlerin artırılması gerektiğini belirten Çerkezoğlu, başta asgari ücret olmak üzere bütün ücretlerin derhal yükseltilmesini istedi. Asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına son verilmesi gerektiğini ifade eden Çerkezoğlu, ücret belirleme politikasında hedeflenen enflasyonun esas alınmasından vazgeçilmesi çağrısında bulundu. Çalışanların insanca yaşayabileceği bir ücret düzeyine ulaşmasının zorunlu olduğunu belirten Çerkezoğlu, ücretlerin enflasyon karşısında değerini koruyacak bir sistemin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. DİSK’in gelirde adalet mücadelesinin yalnızca asgari ücretlileri değil, bütün çalışanları kapsadığını vurgulayan Çerkezoğlu, emekçilerin ürettikleri değerden hak ettikleri payı almaları gerektiğini söyledi. “Vergi soygununa son verilmeli” Çerkezoğlu, gelir dağılımındaki adaletin sağlanabilmesi için vergi sisteminin de değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Dolaylı vergilerin toplumun farklı gelir gruplarını aynı şekilde etkilediğine dikkat çeken Çerkezoğlu, ücretlilerin hem gelir elde ederken hem de kazandıkları parayı harcarken vergi ödediğini belirtti. Market, pazar ve manav alışverişlerinde alınan vergilerin dar gelirli vatandaşların bütçesi üzerindeki yükünü vurgulayan Çerkezoğlu, yüksek gelirli kişilerle düşük gelirli kişilerin aynı ürünler üzerinden aynı oranda dolaylı vergi ödemesinin adaletsizlik yarattığını savundu. Sermayenin vergi ödeme koşulları ile ücretlilerin karşı karşıya kaldığı kesintiler arasında eşitsizlik bulunduğunu öne süren Çerkezoğlu, vergi dilimlerinin çalışanların gelirlerini aşındırdığını söyledi. Birinci vergi diliminin 190 bin lira olduğunu belirten Çerkezoğlu, bu tutarın asgari ücretteki artışlar veya yeniden değerleme oranı dikkate alınarak yükseltilmesi halinde 600 bin liranın üzerine çıkabileceğini savundu. Vergi sisteminde adaletin sağlanmasını isteyen Çerkezoğlu, ücretlilerin üzerindeki vergi yükünün azaltılması ve vergi dilimlerinin çalışanların gelirlerini koruyacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. DİSK’ten emekliler için insanca yaşam çağrısı Basın açıklamasında emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da geniş yer veren Çerkezoğlu, emeklilikte adaletin ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını istedi. Emeklilerin toplum için bir yük olarak görülmesine karşı çıkan Çerkezoğlu, milyonlarca emeklinin düşük gelirle yaşamını sürdürmek zorunda kaldığını söyledi. En düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu belirten Çerkezoğlu, emeklilerin geçim sıkıntısı nedeniyle çalışmak veya iş aramak zorunda kaldığını savundu. Çerkezoğlu, 70'li ve 80'li yaşlarındaki emeklilerin dahi geçinebilmek için iskelelerde ve inşaatlarda çalışırken hayatını kaybettiğine dikkat çekerek emeklilikte insanca yaşam mücadelesinin bir onur mücadelesi olduğunu ifade etti. Emekli olmanın herkes için bir hak olduğunu vurgulayan Çerkezoğlu, emeklilerin ekonomik yük olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Emeklilik sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesini isteyen Çerkezoğlu; kademeli emeklilik bekleyenlerin, staj ve çıraklık sigortası nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtenlerin sorunlarının çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Adil bir emeklilik ve sosyal güvenlik sistemi kurulması çağrısında bulunan Çerkezoğlu, emeklilerin yaşamlarının sonuna kadar insanca yaşayabilecekleri bir gelire, sağlık hakkına ve sosyal haklara sahip olması gerektiğini belirtti. DİSK’in emeklilerin hakları için yürüttüğü mücadeleyi sürdüreceğini ifade eden Çerkezoğlu, çalışanlar ile emeklilerin ortak talepler etrafında birleşmesi gerektiğini kaydetti. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” DİSK’in adalet mücadelesinin ekonomik taleplerle sınırlı olmadığını belirten Çerkezoğlu, demokrasi, sendikal haklar ve özgürlüklerin de işçi sınıfı açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” ifadesini kullanan Çerkezoğlu, demokrasi olmadan emekçilerin haklarını korumasının mümkün olmadığını savundu. Demokrasinin yalnızca beş yılda bir sandıkta oy kullanmaktan ibaret olmadığını belirten Çerkezoğlu, toplumun ve özellikle işçi sınıfının hayatın her alanında söz ve karar sahibi olması gerektiğini dile getirdi. İşçilerin söz ve karar sahibi olabilmesinin temel yollarından birinin sendikalaşma ve örgütlü mücadele olduğunu ifade eden Çerkezoğlu, sendikalaşmanın, toplu sözleşme ve grev haklarının önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Çerkezoğlu, seçme ve seçilme hakkının korunması gerektiğini belirterek seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasına ve yerlerine kayyum atanmasına karşı mücadele ettiklerini söyledi. Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü vurgusu Konuşmasında basın özgürlüğüne de değinen Çerkezoğlu, demokrasinin temel unsurlarından birinin ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı olduğunu belirtti. Gazetelerin ve televizyonların kapatılmasına, gazetecilerin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına karşı olduklarını ifade eden Çerkezoğlu, basın özgürlüğünün korunması gerektiğini söyledi. Demokratik haklara yönelik müdahalelerin yalnızca ifade özgürlüğünü değil, çalışanların kazanılmış haklarını da tehdit ettiğini savunan Çerkezoğlu, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının işçi sınıfının ekonomik hakları açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Çerkezoğlu, demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına, basın özgürlüğüne ve haber alma hakkına yönelik müdahalelerin çalışanların kıdem tazminatı gibi kazanılmış haklarını da tehlikeye atabileceğini öne sürdü. Kıdem tazminatı ve esnek çalışma uyarısı DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, açıklamasında kıdem tazminatı ve esnek çalışma modellerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Hükümetin orta vadeli programlarında yer verilen ve hazırlıklarının yapıldığını söylediği düzenlemelere dikkat çeken Çerkezoğlu, kıdem tazminatı başta olmak üzere çalışanların kazanılmış haklarını ortadan kaldırabilecek yasal değişikliklere karşı mücadele edeceklerini ifade etti. Esnek çalışma modellerinin daha da yaygınlaştırılmasına yönelik düzenlemelerin çalışanların haklarını olumsuz etkileyebileceğini savunan Çerkezoğlu, işçilerin karar alma süreçlerine katılması ve haklarını koruyabilmesi için demokratik ortamın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. DİSK’in mücadelesini iş yerlerinden başlayarak ülkenin dört bir yanına yaymayı hedeflediğini belirten Çerkezoğlu, sendikal örgütlenmenin ve dayanışmanın önemini vurguladı. DİSK’in adalet yürüyüşü farklı kentlerde devam edecek Eskişehir’de gerçekleştirilen basın açıklamasında işçilerin, emekçilerin ve emeklilerin ekonomik ve sosyal taleplerini yineleyen Çerkezoğlu, İstanbul’dan başlatılan yürüyüşün farklı kentlerde devam edeceğini söyledi. Yürüyüşün bir sonraki duraklarının Çanakkale ve Balıkesir olacağını, ardından Aydın ve Antalya’da sürdürüleceğini belirten Çerkezoğlu, kasım ayında da kent kent, meydan meydan ve iş yerlerinde çalışmalarına devam edeceklerini ifade etti. DİSK’in gelir dağılımında adalet, adil bir vergi sistemi, emeklilerin insanca yaşayabileceği gelir düzeyi, sendikal hakların korunması ve demokratik özgürlüklerin güvence altına alınması taleplerini yineleyen Çerkezoğlu, işçi ve emekçileri ortak mücadele etrafında birleşmeye çağırdı. Çerkezoğlu, açıklamasını adalet mücadelesini Türkiye’nin bütün bölgelerine taşıma kararlılığını vurgulayarak tamamladı. DİSK’in Eskişehir’den verdiği mesajda; ücretlerin artırılması, vergi yükünün adil dağıtılması, emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sendikal hakların korunması ve demokrasinin güçlendirilmesi talepleri öne çıktı.

TÜED Şube Başkanı Muhsin Dilbaz: "Emeklinin Geliri de İyileştirilmeli" Haber

TÜED Şube Başkanı Muhsin Dilbaz: "Emeklinin Geliri de İyileştirilmeli"

Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, ESKİ Genel Müdürlüğü ve Belediye-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesini değerlendirdi. Sözleşmeyle 3 bin 13 çalışanın ücret ve sosyal haklarında yüzde 26 oranında iyileştirme yapılmasını olumlu karşıladıklarını belirten Dilbaz, en düşük ücretin 61 bin 863 TL olarak açıklanmasının emeklilerin yaşadığı gelir kaybını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. “Alın terinin karşılığı verilmelidir” Belediye çalışanlarının ücretlerinde yapılan iyileştirmeyi desteklediklerini belirten Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, emeğin karşılığının verilmesinin sosyal adalet açısından önemli olduğunu vurguladı. Dilbaz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Eskişehir'de 3 bin 13 çalışanımızı kapsayan toplu iş sözleşmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Çalışan kardeşlerimizin daha iyi ücret ve sosyal haklara kavuşması hepimiz için sevindiricidir. Alın terinin karşılığı verilmelidir. Ancak çalışanların gelirlerinde iyileştirme yapılırken yıllarca çalışıp ülkemize hizmet etmiş emeklilerimizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar da görmezden gelinmemelidir.” En düşük ücret 61 bin 863 TL, emekliler geçim sıkıntısı yaşıyor Toplu iş sözleşmesi kapsamında açıklanan en düşük ücretin 61 bin 863 TL olduğunu hatırlatan Dilbaz, emekli aylıklarının da insanca yaşam koşullarına uygun seviyeye yükseltilmesi gerektiğini belirtti. Dilbaz, çalışanların daha iyi ücret almasına karşı olmadıklarını, asıl sorunun emekli gelirlerinin hayat pahalılığı karşısında erimesi olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bugün bir belediye çalışanımız için açıklanan en düşük ücret 61 bin 863 liraya ulaşırken birçok emeklimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Elbette çalışanlarımız daha iyi kazansın, buna itirazımız yok. Bizim itirazımız, emeklinin gelirinin hayat pahalılığı karşısında erimesinedir. Yıllarca prim ödeyen, üretime katkı sunan insanlar emekli olduklarında yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılmamalıdır.” “Emekli aylıkları için kalıcı düzenlemeler yapılmalı” Emeklilerin alım gücündeki kaybın yalnızca dönemsel zamlarla giderilemeyeceğini vurgulayan Dilbaz, aylık bağlama sistemi ve gelir adaleti konusunda kalıcı düzenlemeler yapılması gerektiğini dile getirdi. Emekli aylıkları belirlenirken yalnızca açıklanan enflasyon oranlarının dikkate alınmasının yeterli olmadığını belirten Dilbaz, kira, gıda, elektrik ve doğal gaz gibi temel giderlerin emeklilerin gerçek yaşam koşullarını ortaya koyduğunu söyledi. Dilbaz, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Emekli aylıkları belirlenirken yalnızca açıklanan enflasyon oranlarına bakılması yeterli değildir. Pazardaki fiyatlar, kira giderleri, elektrik ve doğal gaz faturaları emeklimizin gerçek yaşam koşullarını ortaya koyuyor. Emeklilerimizin millî gelirden aldığı pay artırılmalı, aylıklar arasındaki adaletsizlikler giderilmelidir. Sosyal devlet anlayışı, çalışanını da emeklisini de korumayı gerektirir.” “Bugünün çalışanı, yarının emeklisidir” Çalışanların elde ettiği kazanımların emekliler açısından gelir adaleti tartışmalarını da güçlendirmesi gerektiğini belirten Muhsin Dilbaz, çalışanlarla emeklilerin karşı karşıya getirilmesine karşı olduklarını ifade etti. Mevcut sistemde emeklilik döneminde yaşanabilecek gelir kaybına dikkat çeken Dilbaz, şu ifadeleri kullandı: “Biz çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getiren bir anlayışı kabul etmiyoruz. Bugünün çalışanı yarının emeklisidir. Çalışma hayatında elde edilen hakların emeklilik döneminde de insan onuruna yakışır bir yaşam sağlaması gerekir. Bu günün çalışanı yarın Emekli olduğunda %27 maaş bağlanması ile karşı karşıya kalacak. Aldığı maaş ile şoka uğrayacak. Bugün en düşük emekliden daha düşük kök maaşı alacak.” “Sistem mutlaka değiştirilmeli” Eskişehir’de imzalanan toplu iş sözleşmesinin çalışanlara hayırlı olmasını dileyen Dilbaz, emeklilerin gelirlerinin iyileştirilmesi konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesini beklediklerini belirtti. Mevcut sistemi kabul etmediklerini ve değişmesi gerektiğini vurgulayan Dilbaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Böyle bir sistemi asla kabul etmiyoruz. Sistem mutlaka değiştirilmelidir. Emeklimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz.” Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, çalışanların ücret ve sosyal haklarında sağlanan iyileştirmenin yanı sıra emekli aylıklarının da insanca yaşam koşullarına uygun seviyeye yükseltilmesi ve gelir adaletinin sağlanması çağrısında bulundu.

Kazım Kurt: "Emek Mahallesi’nde Birinci Parti Olacağız" Haber

Kazım Kurt: "Emek Mahallesi’nde Birinci Parti Olacağız"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz ve Odunpazarı İlçe Başkanı Emine Cevahir Çalıkuşu ile birlikte Emek Mahallesi’nde üyeler ve mahalle esnafıyla bir araya geldi. Emek Mahallesi iletişim ofisinde partililerle buluşan Başkan Kurt, ardından esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek mahalle sakinlerinin görüş ve taleplerini dinledi. Başkan Kurt, buluşmada yaptığı konuşmada örgütlü mücadelenin, dayanışmanın ve halkla doğrudan iletişimin önemine dikkat çekti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz ve Odunpazarı İlçe Başkanı Emine Cevahir Çalıkuşu ile birlikte Emek Mahallesi’ni ziyaret etti. Mahalledeki iletişim ofisinde yol arkadaşlarıyla buluşan Başkan Kurt, ziyaret kapsamında esnafla da bir araya gelerek hemşehrileriyle sohbet etti. Mahalle buluşmasında partililere seslenen Başkan Kurt, siyasi mücadelenin temel hedefinin iktidar olmak olduğunu vurgulayarak örgütlü çalışmanın ve dayanışmanın önemine işaret etti. “ESAS OLAN PARTİNİN İKTİDARI” Konuşmasında parti içindeki görevlerin bir hizmet yarışı olduğunu belirten Başkan Kazım Kurt, önceliklerinin ortak hedef doğrultusunda mücadeleyi büyütmek olduğunu söyledi. Parti örgütünün yeniden yapılanma sürecine değinen Kurt, “Esas olan partinin iktidarı. Burada görev, hizmet yarışı. Herkes katılır. Yeni bir örgütlenme ve yeni bir anlayışla iktidar mücadelesine devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi koşullara dikkat çeken Kurt, toplumun geleceğe umutla bakabilmesi için demokratik bir ülkeye, hukuka saygılı bir yönetime ve adaletli bir yargı sistemine ihtiyaç olduğunu ifade etti. Konuşmasında Halk TV’ye kayyum atanmasına da değinen Başkan Kurt, halkın haber alma özgürlüğü ve basın üzerindeki baskılar konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Başkan Kurt, demokratik hak ve özgürlüklerin korunmasının önemini vurguladı. “EMEK MAHALLESİ’NDE BİRİNCİ PARTİ OLACAĞIZ” Emek Mahallesi’ndeki örgütlenme çalışmalarına özel bir parantez açan Başkan Kurt, mahalledeki siyasi hedeflerinin birinci parti olmak olduğunu belirtti. Bu hedefe ancak mahalle sakinleriyle birlikte yürütülecek kapsamlı bir saha çalışmasıyla ulaşılabileceğini söyleyen Başkan Kurt, kapı kapı, sokak sokak çalışma çağrısında bulundu. Başkan Kurt, “Emek’te biz birinci parti olacağız. Bu da sizin sayenizde olacak. Siz bu işin ana gövdesisiniz. Kapı kapı gezeceğiz, sokak sokak gezeceğiz. Mahallemizi, komşularımızı, hemşehrilerimizi dinleyeceğiz. Birlikte örgütlenecek, birlikte güç olacağız” diye konuştu. Siyasetin yalnızca toplantılarda yapılan konuşmalarla değil, insanlarla doğrudan temas kurarak ve onların sorunlarına kulak vererek güçleneceğini belirten Başkan Kurt, parti üyelerinin çevreleriyle iletişim kurmasının ve toplumsal dayanışmayı büyütmesinin önemine dikkat çekti. “EMEK’İN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ” Emek Mahallesi’nin nüfusu ve ihtiyaçları üzerinden değerlendirmelerde bulunan Başkan Kurt, özellikle eğitim olanakları, ulaşım maliyetleri ve ekonomik eşitsizlikler üzerinde durdu. Mahallede yaşayan yurttaşların temel hizmetlere erişimde sorun yaşamaması gerektiğini belirten Başkan Kurt, eğitim olanaklarının geliştirilmesinin ve çocukların eşit koşullarda eğitim alabilmesinin önemini vurguladı. Türkiye’deki ekonomik tabloya da değinen Başkan Kurt, ücretler, gıda fiyatları, geçim sıkıntısı ve üreticilerin yaşadığı sorunların yurttaşların günlük yaşamını doğrudan etkilediğini söyledi. Vatandaşların kendi yaşam koşullarını esas alarak ülkenin ekonomik durumunu değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Başkan Kurt, ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için iktidar değişikliğinin gerekli olduğunu savundu. Başkan Kurt, “Herkes cebine baksın, aldığı maaşa, elde ettiği gelire ve yaptığı harcamaya baksın. İnsanların yaşadığı sıkıntıları göreceğiz ve komşumuzu ikna edeceğiz. Büyük laflar etmeye gerek yok. İnsanların gerçek sorunlarını konuşacağız” dedi. “BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ” Konuşmasının sonunda dayanışma ve ortak mücadele çağrısını yineleyen Başkan Kazım Kurt, hiçbir siyasi başarının kalıcı bir örgütlü mücadele olmadan mümkün olamayacağını belirtti. Mahalledeki derneklerin, sivil toplum yapılarının ve yurttaşların sürece katılımının önemine değinen Başkan Kurt, hedeflerine ancak birlikte çalışarak ulaşabileceklerini söyledi. Başkan Kurt, “Siz olmazsanız biz bir işe yaramayız. Siz olmazsanız buralara gelemeyiz. Birlikte yapacağız, birlikte güç olacağız. Emek Mahallesi’nde birinci parti olmak için hep birlikte çalışacağız” şeklinde konuştu.

Milletvekili İbrahim Arslan’dan Pancar Fiyatına Tepki! Haber

Milletvekili İbrahim Arslan’dan Pancar Fiyatına Tepki!

Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 2026-2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatının kota tamamlama primi dahil ton başına 3 bin 720 TL olarak açıklanmasına tepki gösterdi. Geçen yılki fiyatın yüzde 20 artırıldığını, ancak bu artışın enflasyonun ve üretim maliyetlerindeki yükselişin gerisinde kaldığını belirten Arslan, pancar alım fiyatının yeniden belirlenmesini istedi. Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, şeker pancarı alım fiyatına ilişkin yaptığı açıklamada, açıklanan rakamın üreticilerin beklentilerini karşılamadığını ve çiftçinin artan maliyetler karşısında zor durumda bırakıldığını savundu. Eskişehirli pancar üreticilerinin ton başına en az 4 bin 500 TL fiyat talep ettiğini hatırlatan Arslan, açıklanan 3 bin 720 TL’lik fiyatın üreticinin beklentisinin 780 TL altında kaldığına dikkat çekti. 2026-2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatını değerlendiren Arslan, geçen yıl kota tamamlama primi dahil 3 bin 100 TL olan fiyatın bu yıl 3 bin 720 TL’ye yükseltildiğini belirtti. Fiyat artışının yüzde 20 ile sınırlı kaldığını ifade eden Arslan, aynı dönemde enflasyonun ve tarımsal üretim maliyetlerinin çok daha yüksek oranlarda arttığını dile getirdi. Arslan, açıklanan fiyat artışının çiftçinin ekonomik koşullarını iyileştirmekten uzak olduğunu belirterek, “Üretici en az 4 bin 500 TL istedi. Geçen yıla göre artış ise yalnızca yüzde 20. Kendi açıkladıkları enflasyon kadar artışı bile çiftçiye çok gördüler” ifadelerini kullandı. “Pancar Alım Fiyatındaki Artış Enflasyonun Gerisinde Kaldı” Şeker pancarı üretiminde kullanılan temel girdilerdeki fiyat artışlarına dikkat çeken İbrahim Arslan, mazot, gübre ve elektrik maliyetlerinin üreticinin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını söyledi. Arslan'ın açıklamasına göre, TÜİK'in yıllık enflasyon oranı yüzde 29,73 seviyesindeyken şeker pancarı alım fiyatındaki artış yüzde 20'de kaldı. Son bir yılda mazot fiyatlarının yüzde 70'in üzerinde, birçok gübre çeşidinin yüzde 35 ila 69 arasında, elektrik fiyatlarının ise yüzde 25'in üzerinde arttığını belirten Arslan, üreticinin gelirindeki artışın giderlerindeki yükselişi karşılamadığını savundu. Üretim maliyetlerindeki artış ile açıklanan alım fiyatı arasındaki farkın çiftçinin kazancını erittiğini ifade eden Arslan, fiyat artışının gerçek anlamda bir iyileştirme sağlamadığını belirterek, “Bunun adı zam değil, reel fiyat indirimidir” dedi. Pancar üreticisinin yalnızca tarladaki emeğinin karşılığını almak istediğini vurgulayan Arslan, üretim sürecinde kullanılan mazot, gübre, elektrik, sulama, tohum ve işçilik giderlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Eskişehirli Çiftçinin Talebi Ton Başına 4 Bin 500 TL Eskişehir'deki pancar üreticilerinin maliyetlerinin ton başına 4 bin TL'yi aştığını belirten Arslan, çiftçilerin en az 4 bin 500 TL alım fiyatı talep ettiğini hatırlattı. Üreticilerin fiyat beklentisinin gerçek maliyet hesaplarına dayandığını ifade eden Arslan, açıklanan fiyatın çiftçinin beklentisinin ton başına 780 TL altında kalmasının üretim faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Çiftçinin her geçen yıl artan girdi maliyetleriyle mücadele ettiğini belirten Arslan, mevcut fiyat politikasının devam etmesi halinde üreticilerin pancar ekiminden uzaklaşabileceği uyarısında bulundu. Arslan, “Çiftçi hayalî bir rakam istemedi; mazotu, gübreyi, elektriği, sulamayı, tohumu ve işçiliği hesapladı. Açıklanan fiyat üreticinin talebinin ton başına 780 TL altında. Bu fiyat çiftçiyi üretimden uzaklaştırır” diye konuştu. Pancar Fiyatı 25 Gün Sonra Açıklandı Şeker pancarı alım fiyatının açıklanma zamanlamasını da eleştiren İbrahim Arslan, Eskişehir'de pancar alım kampanyasının 18 Eylül'de başladığını, alım fiyatının ise 13 Ekim'de duyurulduğunu belirtti. Üreticilerin pancar sökümüne başladığı ve ürünlerini fabrikaya teslim ettiği bir dönemde fiyatın açıklanmasının belirsizliğe neden olduğunu savunan Arslan, çiftçilerin ürettikleri ürünün hangi bedel üzerinden alınacağını ancak 25 gün sonra öğrenebildiğine dikkat çekti. Tarımda planlama ve öngörülebilirliğin önemini vurgulayan Arslan, üreticilerin ekim döneminden hasat dönemine kadar maliyetlerini ve gelirlerini hesaplayabilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, fiyatların üretim sürecinin başında ve zamanında açıklanmasının çiftçinin ekonomik planlaması açısından önemli olduğunu belirterek, “Çiftçi pancarını söktü, fabrikaya teslim etmeye başladı; ürününün kaça alınacağını ancak 25 gün sonra öğrendi. Tarım böyle yönetilmez” ifadelerini kullandı. Nakliyecilerin Artan Maliyetleri de Gündemde Şeker pancarı üretiminde yalnızca çiftçilerin değil, ürünü fabrikaya taşıyan nakliyecilerin de ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Arslan, Eskişehir Şeker Fabrikası'na pancar taşıyan nakliyecilerin artan giderler nedeniyle kontak kapattığını hatırlattı. Mazot fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra araç bakım ve işletme giderlerinin de nakliyecilerin maliyetlerini artırdığını kaydeden Arslan, taşımacılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği için nakliye maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Nakliye giderlerinden kaynaklanan maliyet açığının çiftçiye yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, pancar üretiminden fabrikaya teslimata kadar uzanan sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını istedi. Üretici ile nakliyecinin aynı ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Arslan, hem tarımsal üretimin hem de pancar taşımacılığının devamlılığı için kalıcı çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan: “Bu Düzende Kim Kazanıyor?” Açıklamasının sonunda tarım sektöründeki ekonomik sorunlara dikkat çeken İbrahim Arslan, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, nakliyecinin artan giderler nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığı ve tüketicinin de geçim sıkıntısı yaşadığı bir tablo ortaya çıktığını savundu. Arslan, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ortada çok açık bir tablo var: Üreten kazanamıyor. Taşıyan kazanamıyor. Tüketen geçinemiyor. O halde soruyoruz: Bu düzende kim kazanıyor?” Açıklanan ton başına 3 bin 720 TL'lik şeker pancarı alım fiyatının kabul edilebilir olmadığını belirten Arslan, fiyatın üretim maliyetleri ve çiftçinin emeği gözetilerek yeniden belirlenmesini istedi. Nakliye sorununun da üreticinin sırtına yüklenmeden çözülmesi gerektiğini vurguladı. Üreticinin tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için gelir ve gider dengesinin gözetilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, pancar fiyatlarının maliyetler karşısında yetersiz kalmasının uzun vadede üretimi ve kırsal ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Arslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi toprağa küstüren, taşıyanı kontak kapatmaya mecbur bırakan, tüketicinin sofrasını küçülten bu düzen sürdürülemez.”

Tepebaşı Belediyesi Kent Berberinde 997 Vatandaşa Hizmet Haber

Tepebaşı Belediyesi Kent Berberinde 997 Vatandaşa Hizmet

Tepebaşı Belediyesi Kent Berberi, hizmete başladığı günden bu yana 997 vatandaşa ulaştı. Başkan Ahmet Ataç, “Geçim derdinin ağırlaştığı bu dönemde sosyal belediyeciliğin görevi, yurttaşın yaşamını kolaylaştırmak ve kimseyi yalnız bırakmamaktır” dedi. Tepebaşı Belediyesi, hayat pahalılığı ile mücadele kapsamında hayata geçirdiği Kent Berberi projesiyle dayanışmayı büyütmeye devam ediyor. Fevzi Çakmak Belde Evi’nde hizmet veren Kent Berberi, açıldığı tarihten bu yana 997 vatandaşa ulaştı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Kent Berberi’nin bir kişisel bakım hizmeti olmadığını; eşitlik, dayanışma ve insan onurunu merkeze alan bir sosyal belediyecilik anlayışının sonucu olduğunu belirtti. Başkan Ataç, “Bugün ekonomik koşullar yurttaşlarımızı çok zorlayan bir noktaya geldi. İnsanlar yalnızca büyük harcamalarını değil, gündelik yaşamın en temel ihtiyaçlarını da hesaplamak zorunda kalıyor. Bizim görevimiz, hemşerilerimizin hayatını hangi alanda olursa olsun biraz olsun kolaylaştırmak; kimseyi geçim sıkıntısı karşısında yalnız bırakmamaktır” dedi. “Hizmete erişim herkesin hakkıdır” Kent Berberi’nin özellikle dezavantajlı grupların hizmete erişimini kolaylaştırdığını ifade eden Başkan Ataç, şunları söyledi: “Şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlılık maaşı alan yurttaşlarımız ve engelli bireylerimiz için kişisel bakım hizmetine erişim bir ayrıcalık değil, haktır. Belediyecilik anlayışımız; yurttaşın derdini gören, ekonomik zorluklar karşısında yanında duran ve yaşamını kolaylaştıran bir dayanışma kapısıdır.” Tepebaşı Belediyesi, Kent Berberi projesiyle sosyal destek hizmetlerini gündelik yaşamın ihtiyaçlarına doğrudan dokunan uygulamalarla genişletirken, ekonomik sıkıntıların arttığı dönemde sosyal adaleti güçlendiren çalışmalarını sürdürüyor. Kent Berberi’nde şehit aileleri ve birinci derece yakınlarına ücretsiz hizmet veriliyor. Gaziler, yaşlılık maaşı alan 65 yaş ve üzeri vatandaşlar ile yüzde 40 ve üzeri engelli bireyler ise saç kesimi hizmetinden yalnızca 100 TL ücretle yararlanabiliyor.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, Eskişehir Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurunun hayatını kaybetmesiyle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak konunun tüm idari ve adli yönleriyle aydınlatılmasını beklediklerini belirten Serdar Ulucan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ''Bugün Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurumuzun hayatını kaybettiği acı haberini aldık. Yaşanan bu kötü, kabul edilemez olay tüm yönleriyle araştırılmalı, gerçekler kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Ülkemizde intiharlar özellikle polis intiharları artarak devam ederken, Eskişehir’de son dönemde yalnız yaşadığı evinde hayatını kaybeden ve günler sonra fark edilen insanlarımızın sayısının da arttığını unutmayalım. Bunlar sadece adli vakalar değildir. Toplum olarak geldiğimiz noktayı sorgulamamız gereken acı gerçek işaretlerdir. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adl-i ilâhî Ömer’den sorar onu.” Sözüne baktığımızda; Hz. Ömer’in adalet anlayışını Müslüman Türk milleti olarak sadece sözle değil; yaşayarak, yaşatarak, ilke ve uygulamalarımızla ortaya koymalıyız. Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, yalnızlık ve zayıflayan sosyal dayanışma insanlarımızın hayatına ciddi manada etkiler bırakıp böyle acı sonlarla sonuçlanıyor. Milleti düşünmeden alınan, Deli Dumrul yasaları misali günü kurtarmaya yönelik politikaların bedelini artık aziz milletimiz ödüyor. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla iktidara gelenlerin bugün milletimizi getirdiği nokta ortadadır. Hükümetin görevi yalnızca olay olduktan sonra müdahale etmek değildir. İnsanı yaşatmak, korumak, huzurunu ve refahını sağlamak; hiç kimseyi çaresiz ve yalnız bırakmamaktır. Bir polisimizin, bir yaşlımızın, bir gencimizin ölümünü sıradanlaştırmayacağız. İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı olarak bu müessif hadisenin derinlemesine incelenmesini talep ediyor, gelişmeleri yakından takip edeceğimizin kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz. İnsan hayatının kıymetini bilen, vatandaşını yalnız bırakmayan bir devlet düzeni için İYİ ve cesurlar olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.''

Millet Güzel Konuşanlara Değil, Güzel İş Yapanlara Yetki Vermeyi İstiyor Haber

Millet Güzel Konuşanlara Değil, Güzel İş Yapanlara Yetki Vermeyi İstiyor

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Çetin, il ve ilçe teşkilatlarının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen Seyitgazi İlçe Başkanlığı açılışı ile kurum ve esnaf ziyaretleri için Eskişehir’e geldi. İki günlük Eskişehir temasları kapsamında basın mensuplarıyla bir araya gelen Çetin, Türkiye’nin en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirterek, iktidar ve muhalefet politikalarına yönelik çarpıcı eleştirilerde bulundu. ​Seyitgazi İlçe Başkanlığı Açıldı ve Esnaf Ziyaretleri Gerçekleştirildi ​Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Çetin, Eskişehir programı kapsamında ilk olarak il teşkilatıyla birlikte Seyitgazi İlçe Başkanlığı binasının açılışını gerçekleştirdi. Açılış törenine İl Başkanı Çağlar Ölce, il ve ilçe teşkilat yöneticileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ​Açılışın ardından Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe'yi makamında ziyaret eden parti heyeti, ilçe pazarı ve merkezindeki esnaflarla bir araya gelerek sorunlarını dinledi. Heyet daha sonra Kırka bölgesindeki Eti Krom Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünü ziyaret ederek maden işçileri ve sendika temsilcileriyle buluştu. ​Basın Toplantısında Gündeme Dair Önemli Açıklamalar ​Ziyaretlerin ardından Eskişehir'de basın mensuplarının karşısına çıkan Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Çetin, iki günlük saha çalışmalarını değerlendirdi ve partisinin çözüm önerilerini paylaştı. ​"Eskişehir'de Parti Maya Tuttu" ​Saha çalışmalarının Divan ve MKYK üyeleri tarafından yakından takip edildiğini belirten Çetin, "Eskişehir'de partimiz maya tutmuş. Sokakta, esnaf ve pazar ziyaretlerimizde Anahtar Parti'yi bilen ve fikir beyan eden vatandaşlarımızın yoğunluğu bizi çok mutlu ediyor" dedi. İki yıllık bir parti olduklarını, Türkiye'nin tüm illerinde ve 700'ün üzerinde ilçede teşkilatlanmayı tamamladıklarını vurguladı. ​"Türkiye’nin En Büyük Sıkıntısı Ekonomi" ​Vatandaşların en temel sorun dile getirdiği konunun geçim sıkıntısı olduğunu ifade eden Çetin şu değerlendirmeyi yaptı: ​"Kime dokunsanız 'Açlık sınırının altında yaşıyoruz' diye feryat ediyor. Esnafımız, çiftçimiz çok büyük sıkıntıda. Besicilerimiz mandıralarını kapatma noktasına geldi. Memleket şimdiye kadar çok güzel konuşanlar tarafından idare edildi ama karnemiz ortada. Vatandaşımız artık 'Güzel konuşanlara değil, güzel iş yapanlara yetki vermeyi istiyoruz' diyor." ​Eğitim Sistemi ve Sosyal Yaralar ​Eğitim sistemindeki aksaklıklara ve çocukların yaşadığı beslenme sorunlarına dikkat çeken Çetin, çocukların yüzde 30'unun okula beslenme götüremediğini, bu durumun nesilde bedensel ve zihinsel bodurlaşmaya yol açtığını söyledi. Meslek liselerinin eski önemini yitirdiğine işaret eden Çetin, "Bugün meslek lisesini bitiren gençlerimiz çivi çakmayı bilmiyor. Afganistanlılar olmasa hayvancılık, Suriyeliler olmasa sanayi ara eleman bulma sıkıntısı yaşayacak. Eğitimli gençlerimiz ise 'Giderlerse gitsinler' kıskacında yurt dışına göç ediyor" dedi. ​Plansız Kentleşme ve Tarım Tehlikesi ​Köylerin boşaldığını ve tarımla uğraşanların yaş ortalamasının 57'ye yükseldiğini belirten Çetin, 10 yıl sonra tarımda çalışacak kimse kalmayabileceğini söyledi. Türkiye'nin nüfus yoğunlaşması bakımından plansız bir ülke olduğunu vurgulayarak, Almanya'da en kalabalık şehrin 3.5 milyon civarında iken Türkiye'de büyükşehirlerin 17 milyona ulaştığına dikkat çekti. ​"Devletin Eli Vatandaşın Cebinde" ​Vergi adaletsizliğine ve fahiş fiyat politikalarına tepki gösteren Çetin, şunları kaydetti: ​"Bir telefon alıyorsunuz; değeri 35-40 bin lira ama 120 bin lira ödüyorsunuz, 80 bin lira vergi veriyorsunuz. Akaryakıtta dünya ölçeğinde 9 bin 600 lira olan bir varili vatandaşa 22 bin liraya satıyorsunuz. Bu kadar geliri olan devlet nasıl ekonomik sıkıntıya girer? Devletin eli esnafın ve vatandaşın cebinde. Lahmacun satan küçük esnaf gün boyu denetlenirken, borsadaki trilyonluk fon krizleri son anda fark ediliyor. Denetim yapılacaksa herkese yapılmalı." ​Sağlık Hizmetlerine Erişim ve Siyasi Tablo ​Hastanelerdeki fiziksel kuyrukların internet ortamındaki randevu kuyruklarına dönüştüğünü belirten Çetin, vatandaşların artık her resmi işlemde ve hastanede "adam aramak" zorunda kaldığını ifade etti. Erken seçim ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına da değinen Çetin, mevcut sistemde Meclis kararı alınmadığı takdirde zamanında yapılacak bir seçimde Cumhurbaşkanının aday olmasının hukuken mümkün olmadığını hatırlattı. ​Eskişehir'in merkezi ve yerel yönetimlerin farklı partilerde olduğu bir il olduğunu hatırlatan bir gazetecinin sorusu üzerine Çetin, "Bunun cezasını mı çekiyor? dersek, hem yerel yönetimi hem merkezi yönetimi aynı partide olan diğer illeri de geziyorum, bu sorunlar her ilde var. Bu Türkiye'nin ortak bir sorunudur" diyerek sözlerini tamamladı.

İsmail Kumru: "Halkın Gerçek Sorunlarını Çözen Bir Anlayış Şart!" Haber

İsmail Kumru: "Halkın Gerçek Sorunlarını Çözen Bir Anlayış Şart!"

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, yapay gündemler ve siyasi operasyonlarla halkın gerçek sorunlarının gölgede bırakıldığını belirterek, "Önceliğimiz geçim sıkıntısı, eğitim ve halkın iradesidir" dedi. ​Türkiye’nin son dönemde yapay gündemler ve yerel yönetimlere yönelik siyasi müdahalelerle meşgul edildiğini vurgulayan Odunpazarı Kent Konseyi, milyonlarca vatandaşın, esnafın ve emekçinin her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarına dikkat çekti. Konsey, ülkenin ve şehirlerin asli gündeminin mutfaktaki yangın, geçim sıkıntısı ve geleceğe umutla bakmakta zorlanan gençler olduğunu belirtti. ​"Ülkenin Asli Gündemi Geçim ve Gelecektir" ​Odunpazarı Kent Konseyi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, vatandaşların öncelikli meselesinin siyasi rekabetler değil bir hayatta kalma mücadelesi olduğunun altı çizildi. Açıklamada öne çıkan başlıklar şu şekilde; ​Emeklilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı, asgari ücretle geçinen milyonların ise enflasyon karşısında her gün eriyen gelirleriyle baş başa bırakıldığı ifade edildi. ​Yaklaşan yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin kırtasiye masrafları, okul kayıt ücretleri ve artan giderler nedeniyle yaşadığı çaresizliğe dikkat çekilerek, eğitimin bir lüks değil anayasal hak olduğu vurgulandı. ​Yüksek vergiler, artan kira ve enerji maliyetleri altında ezilen esnafın kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, işçilerin ve emekçilerin ise emeğinin karşılığını alamadığı belirtildi. ​"Yerel Yönetimler ve Demokrasi Hedef Alınıyor" ​Yerel yönetimlerin halkın iradesinin doğrudan tecelli ettiği en temel demokratik yapılar olduğuna işaret eden açıklamada, bu alanlara yönelik her türlü müdahalenin vatandaşın iradesine yapılmış bir saldırı olduğu ifade edildi. ​Başkan İsmail Kumru, siyasi operasyonlarla yerel yönetimlerin çalışmalarının engellenmek istendiğini belirterek, "Bizler Odunpazarı Kent Konseyi olarak, halkın iradesine ve yerel demokrasinin tüm değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gündemimiz operasyonlar değil, halkımızın refahı ve adalettir" dedi. ​"Asli Gündemimize Dönelim" Çağrısı ​Yetkililere ve tüm siyasi aktörlere seslenilen açıklamada, ülkenin enerjisinin yapay krizlerle tüketilmemesi gerektiği ifade edildi. Odunpazarı Kent Konseyi, halkın gözünün içine bakılarak ekonomi, eğitim, işsizlik, esnaf ve emeklinin feryadının görülmesi çağrısında bulundu. ​Açıklama, "Odunpazarı Kent Konseyi olarak; halkımızın yanında olmaya, kentimizin ve ülkemizin gerçek sorunlarını yüksek sesle dile getirmeye ve çözüm üretilmesi için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz" ifadeleriyle son buldu.

Ataç: “Deneyimli Vatandaşlarımızı Geçim Sıkıntısına Ve Yalnızlığa Terk Edemeyiz” Haber

Ataç: “Deneyimli Vatandaşlarımızı Geçim Sıkıntısına Ve Yalnızlığa Terk Edemeyiz”

Türkiye’de ve Eskişehir’de 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı giderek artarken Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, deneyimli vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekti. Ataç, “Hayatını çalışarak ve üreterek geçirmiş insanlarımız bugün en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanıyorsa burada büyük bir sosyal adaletsizlik vardır. Deneyimli vatandaşlarımızı geçim sıkıntısına, yalnızlığa ve sosyal hayattan kopuşa terk edemeyiz.” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, nüfus içindeki payı giderek artan deneyimli vatandaşların ekonomik güçlüklerin yanı sıra sağlık, barınma, kültürel yaşama erişim, sosyalleşme ve yalnızlık gibi çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Özellikle geçim sıkıntısı yaşayan emeklilere dikkat çeken Başkan Ataç, şöyle konuştu: “Ülkemizde milyonlarca emekli ve deneyimli vatandaşımız, yıllarca çalışıp ürettikten sonra bugün hayatının en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Emekli aylıkları, artan hayat pahalılığı karşısında en temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak kaldı. Kirasını, faturasını, gıdasını ve sağlık giderlerini karşılamakta zorlanan insanlarımız var. Pazardan ihtiyacı kadar alışveriş yapamayan, evini ısıtmakla mutfağını doldurmak arasında seçim yapmak zorunda bırakılan emeklilerimizin yaşadığı bu tablo kabul edilemez. Yaşamının en kıymetli yıllarını ülkesine, kentine ve ailesine emek vererek geçiren vatandaşlarımız insanca yaşayabilecekleri bir geliri hak ediyor.” Deneyimli vatandaşların sorunlarının gelir yetersizliğiyle sınırlı olmadığına işaret eden Ataç, yalnızlığın ve sosyal hayattan kopuşun da önemli bir toplumsal sorun hâline geldiğini vurguladı. “Yaş almak, yalnızlaşmak değildir” Başkan Ataç; Zincirlikuyu Mahallesi’nde bulunan ve Aralık 2021’den bu yana hizmet veren Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nin öncelikle sosyal veya ekonomik yoksunluk içinde bulunan; barınma, beslenme ve bakım ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken deneyimli vatandaşlara hizmet verdiğini hatırlattı. Başkan Ataç, merkezin bir bakım tesisi değil, insan onurunu ve dayanışmayı esas alan bir sosyal belediyecilik modeli olduğunu söyledi. Başkan Ataç, şunları söyledi: “Yuva, yalnızca dört duvardan ibaret değildir. Yuva; güvendir, ilgidir, dayanışmadır ve ihtiyaç duyulduğunda sevgiyle uzanan bir eldir. Metin Özöğüt Yaşam Merkezimizi de bu anlayışla hayata geçirdik. Burada deneyimli vatandaşlarımızın yalnızca barınma, beslenme ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamıyoruz. Onların sosyalleşmesini, üretmesini, sanatla ve sporla buluşmasını, kendilerini güvende ve değerli hissetmesini sağlıyoruz. Bizim için yaş almak; yalnızlaşmak ya da hayattan uzaklaşmak değildir. Deneyimli vatandaşlarımız bu kentin hafızasıdır. Onların bilgi ve birikimi toplumumuz için çok kıymetlidir. Bize düşen, kendilerine yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanan bireyler olarak değil, yaşamın her alanında söz sahibi yurttaşlar olarak yaklaşmaktır.” Sosyal belediyecilikte örnek proje Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde 2026 yılının ocak-haziran döneminde 42 sosyal etkinlik düzenlendi. Resim, müzik, tiyatro, koro, spor, el sanatları ve örgü çalışmaları ile merkez dışına düzenlenen kültürel geziler başta olmak üzere gerçekleştirilen etkinliklere toplam 751 katılım sağlandı. Aynı dönemde merkez sakinleriyle 110 bireysel görüşme gerçekleştirildi. İhtiyaçları doğrultusunda 7 psikiyatri yönlendirmesi yapılırken 9 yeni konuk merkeze kabul edildi. Sağlık ve bakım hizmetleri kesintisiz sürüyor Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde doktor gözetiminde 7 gün 24 saat sağlık hizmeti verilirken merkez sakinlerinin muayeneleri, ilaç takipleri ve sağlık kontrolleri düzenli olarak gerçekleştiriliyor. 2026 yılının ilk altı ayında merkezde 343 muayene yapıldı. Vatandaşların sağlık kuruluşlarına 476 kez sevki sağlanırken 43 acil müdahale gerçekleştirildi. Aynı dönemde 2 bin 619 pansuman ve enjeksiyon işlemi ile 707 öz bakım hizmeti verildi. Deneyimli vatandaşların fiziksel hareketliliğinin korunması ve yaşam kalitelerinin artırılması amacıyla fizyoterapist eşliğinde bireysel ve grup çalışmaları da sürdürülüyor. Yılın ilk altı ayında bireysel fizik tedavi seanslarına 332, grup seanslarına ise bin 27 katılım gerçekleşti. “İnsanca yaşamak bir haktır” Başkan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı: “Elimizdeki tüm olanakları vatandaşlarımız için seferber ediyoruz. Ancak emeklilerimizin insanca yaşayabilecekleri bir gelire kavuşturulması ve sosyal hayata eşit biçimde katılmalarının sağlanması hükümetin de temel sorumluluğudur. İnsanca yaşamak bir ayrıcalık değil, haktır. Tepebaşı’nda hiçbir deneyimli vatandaşımızın kendisini yalnız ve çaresiz hissetmemesi için çalışmaya devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.