SON DAKİKA
Hava Durumu

#Geçim Derdi

Porsuk Haber Ajansı - Geçim Derdi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Geçim Derdi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ataç: "Bayram Sevinci, Geçim Sıkıntısının Gölgesinde" Haber

Başkan Ataç: "Bayram Sevinci, Geçim Sıkıntısının Gölgesinde"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, esnaf ve vatandaşın en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu belirterek “Bayram sevinci, geçim sıkıntısının gölgesinde kalıyor” dedi. Başkan Ataç yaptığı semt pazarı ziyaretinin ardından şu ifadelere yer verdi; “Kurban Bayramı öncesinde hemşerilerimizle ve esnafımızla bir araya geldiğimizde gördüğümüz tablo, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıyı çok açık biçimde ortaya koyuyor. Pazar yerlerinde, çarşıda, sokakta vatandaşımızın da esnafımızın da aynı derdi paylaştığını görüyoruz: Geçim derdi. Bir yanda sofrasına uygun fiyatla ürün götürmeye çalışan vatandaşımız var; diğer yanda artan maliyetler, kira, elektrik, akaryakıt, vergi ve ürün giderleri altında ayakta kalmaya çalışan esnafımız var. Bayram öncesi olması gereken canlılık ve bereket ne yazık ki yerini hesap kitap kaygısına bırakmış durumda. Eskiden vatandaşımız bayram alışverişi için pazara, çarşıya umutla çıkardı. Bugün ise insanlar hangi üründen ne kadar kısabileceğini düşünüyor. Esnafımız da satış yapamamaktan, maliyetini karşılayamamaktan yakınıyor. Bu tablo yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda insanların hayatını ve bayram sevincini de etkileyen derin bir geçim krizidir. Gerçek gündem sokakta, sofrada “Biz halkın içinde olmaya, vatandaşımızın sesini duymaya devam edeceğiz. Çünkü gerçek gündem, masa başında değil; pazarda, çarşıda, sokakta, vatandaşın sofrasında görülür. İnsanlarımız artık “geçinemiyoruz” demenin de ötesine geçti; “açız” diyor. Bu sözü duymak ve gereğini yapmak, yöneten herkesin sorumluluğudur. Bugün her zamankinden daha fazla halkın yükünü hafifletecek politikalara ihtiyaç var. Biz Tepebaşı’nda imkânlarımız ölçüsünde vatandaşımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Esnafımızın da, emeklimizin de, işçimizin de, dar gelirli ailelerimizin de sesini duyurmaya devam edeceğiz. Dileğimiz, hiçbir yurttaşımızın bayram sofrasına kaygıyla oturmadığı, hiçbir esnafımızın kepengini umutsuzlukla açmadığı günlere hep birlikte ulaşmaktır. Bayramın ruhuna yakışan da budur: Dayanışmayı büyütmek, umudu diri tutmak ve halkın yanında durmak.”

Emeklilerden "Yaş Sınırı" Tepkisi! Haber

Emeklilerden "Yaş Sınırı" Tepkisi!

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, huzurevlerine kabul yaşının 60’tan 70’e çıkarılmasına ve emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara sert tepki gösterdi. Anayasa’nın 5. maddesini hatırlatan Dilbaz, "Toplumun refahını sağlamak devletin görevidir" dedi. ​Huzurevi Kabul Yaşı 70’e mi Çıktı? ​Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın huzurevlerine kabul yaşını yükselttiği yönündeki iddiaları değerlendiren Dilbaz, bu kararın vicdani ve sosyal açıdan kabul edilemez olduğunu vurguladı. Dilbaz, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"İnsanı, insan gibi kabullenemedik. Utanıyoruz, sıkılıyoruz, kahroluyoruz; ama bizi yönetenler bizim için endişelenmiyor. Daha önce 'emeklileri iyi besliyoruz', 'uzun yaşıyorlar' gibi komik ötesi sözler işittik. Şimdi ise barınma hakkı kısıtlanıyor." ​"Anayasa’nın 5. Maddesi İhlal Ediliyor" ​Konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 5. maddesine dikkat çeken Dilbaz, devletin temel görevlerinden birinin kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak olduğunu hatırlattı. Maddi ve manevi gelişimin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirten Dilbaz, mevcut ekonomik tablonun bu ilkelerle bağdaşmadığını savundu. ​Emeklinin Gündemi: Ara Zam ve Bayram İkramiyesi ​Yaklaşan bayram öncesi emeklilerin beklentilerine değinen TÜED Eskişehir Şube Başkanı, ekonomik adaletsizliğe vurgu yaptı ve şu ifadelere yer verdi ; "Haberlerde ara zam yapılmayacağına dair iddialar emekliyi umutsuzluğa sevk ederken, "Sadaka" olarak nitelendirilen ikramiyelerde artış olmaması büyük tepki topluyor. Ülkenin yarısı kirasını ve faturalarını ödeyemez hale geldi ve temel ihtiyaçların dahi karşılanamadığı bir dönemdeyiz." dedi. ​"Gelir Dağılımında Adalet İstiyoruz" ​Sistemdeki dengesizliğe değinen Dilbaz, "Bir tarafta çift maaş alanlar, diğer tarafta aç ve sefil yaşayan çoğunluk var. Gelir dağılımında ve vergide adaletsiz bir sistemle karşı karşıyayız," diyerek yetkilileri göreve çağırdı. Açıklamasını, "Mutlu olacağımız günlerin özlemiyle" diyerek sonlandıran Dilbaz, emeklilerin bu durumu sandıkta ve doğru zamanda hatırlatacağını belirtti.

CHP'li Gürer: "Vatandaşın Borç Yükü Artıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Vatandaşın Borç Yükü Artıyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, vatandaşın Ramazan Bayramı’nda borçla yaşadığını söyledi. Gürer, “Bayramlar dayanışmanın, paylaşmanın ve huzurun olduğu günlerdir, bugün milyonlarca yurttaşımız için bayram; icra korkusu, borç stresi ve geçim derdi konuşulduğu günler oldu. Vatandaş bayrama sevinçle değil, borç yüküyle giriyor: 6,3 trilyon liralık borç omuzlarda, kredi kartı harcamalarının üçte biri gıdaya gidiyor, milyonlarca insan icra tehdidi altında alışveriş yapmak zorunda kalıyor; bayram sofraları artık borçla kuruluyor,” dedi. 6,3 TRİLYON LİRALIK BORÇ YÜKÜ VATANDAŞIN OMZUNDA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 13 Mart haftası itibarıyla vatandaşın bankalara ve finans sistemine olan toplam borcunun 6 trilyon 365 milyar 285 milyon TL’ye ulaştığını vurgulayarak, “Vatandaşın sadece tüketici kredileri ve kredi kartı borcu 5 trilyon 992 milyar 694 milyon liraya dayanmış durumda. Bunun 271 milyar 593 milyon lirası artık takipte. Yani milyonlarca insan borcunu ödeyemediği için icra kıskacında. Üstelik 101 milyar liralık borç da varlık yönetim şirketlerine devredilmiş. Bu tablo, ekonomik krizin vatandaşın mutfağına, sofrasına ve bayramına nasıl yansıdığının en açık göstergesidir,” diye konuştu. HER 2 KİŞİDEN 1’İ BORÇLU Türkiye’de bireysel kredi kullanan kişi sayısının son bir yılda 1,9 milyon artarak 43,8 milyona çıktığını hatırlatan CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Neredeyse her iki kişiden biri bankalara borçlu hale gelmiş durumda. Ortalama kredi bakiyesi 138 bin liraya ulaşmış. Bu, artık borcun bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. VATANDAŞIN KREDİ KARTI HARCAMALARIN ÜÇTE BİRİ SOFRAYA GİDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşın kredi kartı harcamalarının giderek temel ihtiyaçlara sıkıştığını açıkça görüyoruz. Veriler, toplumun tüketim alışkanlıklarının değil, zorunluluklarının değiştiğini ortaya koyuyor,” dedi. Gürer, “Bayram öncesi kredi kartı üzerinden yapılan market, gıda ve yemek harcamalarının toplamı 184 milyon 132 bin TL’ye ulaşıyor. Buna karşılık toplam kredi kartı harcaması ise 587 milyon 278 bin TL seviyesinde. Bu tabloya baktığımızda, vatandaşın kredi kartıyla yaptığı harcamaların yaklaşık %31,3’ünün doğrudan gıdaya gittiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu oran sıradan bir tüketim tercihini değil, ekonomik sıkışmışlığı anlatıyor. İnsanlar artık kredi kartını; eğitim, kültür ya da sosyal yaşam için değil, mutfağını döndürebilmek için kullanmak zorunda kalıyor,” dedi “BAYRAM ALIŞVERİŞİ KREDİYLE YAPILIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece Ocak ayında yüz binlerce kişinin ilk kez kredi ve kredi kartı kullanmak zorunda kaldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “244 bin kişi ilk defa kredili mevduat hesabı açmış, 181 bin kişi ilk kez kredi kartı kullanmış. 103 bin kişi tüketici kredisine başvurmuş. İnsanlar artık bayram alışverişini bile borçla yapıyor. Eskiden bayram öncesi çarşıda bereket olurdu, şimdi ise kredi limitine göre alışveriş yapılıyor.” “İCRA DOSYALARI BAYRAM SOFRASININ YERİNİ ALDI” 2026 yılı Ocak ayında yalnızca kredi kartı borcundan dolayı 182 bin 797 kişinin, bireysel kredi borcundan dolayı ise 135 bin 663 kişinin yasal takibe düştüğünü belirten Ömer Fethi Gürer, “Bir ayda yüz binlerce insan icralık hale geliyor. Bayramda çocuklarına harçlık veremeyen, mutfağına et koyamayan, torununa şeker alamayan bir toplum gerçeği ile karşı karşıyayız. İcra dosyaları bayram sofralarının yerini aldı.” Gürer, “19.03.2026 itibariyle, 2026 yılında 2 milyon 239 bin 799 yeni icra dosyası gelirken toplam icra dosyası sayısı 24 milyon 466 bin 58’e ulaşmıştır,” dedi. “BORÇLAR İKİYE KATLANDI, UMUTLAR YARIYA DÜŞTÜ” Risk Merkezi verilerine de değinen Ömer Fethi Gürer, tasfiye olunacak alacakların bir yılda yüzde 111 artarak 311,7 milyar liraya çıktığını belirterek, “Bu ne demek biliyor musunuz? Borç ödenemiyor, sistem alarm veriyor. 4 milyon 256 bin 494 vatandaşımızın borcu ödenememiş ve hâlâ devam ediyor. Bu insanlar bankaların kara listesinde, hayatları kısıtlanmış durumda. Kredi çekemiyor, nefes alamıyor,” şeklinde konuştu. “BAYRAM SEVİNCİ YERİNİ GEÇİM DERDİNE BIRAKTI” Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün gelinen noktada bayram sevinci yerini geçim derdine bırakmıştır. İktidarın yanlış ekonomi politikaları, vatandaşı borçla yaşamaya mahkûm etmiştir. Bizim çağrımız nettir: Vatandaşın borç yükü hafifletilmeli, faizler düşürülmeli, üretim artırılmalı, vergi adaleti sağlanmalı, israf önlenmeli, icra süreçleri yeniden düzenlenmeli ve gelir adaleti sağlanmalıdır.”

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti Haber

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, AKP iktidarının ekonomi politikalarının toplum sağlığını çökerttiğini gösteren çarpıcı antidepresan verilerini kamuoyuyla paylaştı. Bulut, Türkiye’nin adım adım bir “ruh sağlığı krizi”ne sürüklendiğini belirterek, son 10 yılda antidepresan kullanımının yüzde 58,5 oranında arttığını vurguladı. 1 YILDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAKLAŞIK 6 MİLYON KUTU ARTTI CHP’li Bulut’un paylaştığı verilere göre, 2016 yılında 45 milyon 132 bin 854 kutu olan antidepresan kullanımı, geçtiğimiz yıl 71 milyon 527 bin 690 kutuya yükseldi. Sadece son bir yılda vatandaşın 5 milyon 936 bin 438 kutu daha fazla antidepresan kullanmak zorunda kaldığını belirten Bulut, “Bu artış tesadüf değil, bu artış kötü ülke yönetiminin, yoksulluğun ve umutsuzluğun sonucudur” dedi. “İKTİDAR VATANDAŞI ANTİDEPRESANLA AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Ekonomik krizin artık sadece cüzdanları değil, insanların ruh sağlığını da çökerttiğini söyleyen Bulut, “İşsizlik, geçim derdi, borç batağı ve yarın kaygısı vatandaşın psikolojisini yerle bir etti. İktidar sorunları çözmek yerine, toplumu antidepresanlarla ayakta tutmaya çalışıyor. Antidepresan kullanımı halk sağlığı açısından endişe verici noktalarda” ifadelerini kullandı. 2025 yılında antidepresan kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 9 arttığına dikkat çeken Bulut, 2024 yılında antidepresanlara 5 milyar 35 milyon lira ödeyen kamunun, 2025 yılında bu rakamı 6 milyar 480 milyon liraya çıkardığını kaydetti. “20 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA RUH SAĞLIĞI MI KALIR?” Mevcut gelir düzeylerinin toplumun gerçekleriyle bağının koptuğunu ifade eden Bulut, “Bugün en düşük emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret 28 bin 75 TL. Bu parayla kira mı ödensin, mutfak mı dolsun, fatura mı kapatılsın? İnsanlar ay sonunu değil, yarını düşünmekten uyuyamaz hale geldi” dedi. Antidepresan kullanımındaki patlamanın sosyal bir alarm olduğunun altını çizen Bulut, “Çarşı, pazar ateş pahası; diğer yandan kira, faturalar ve mutfak masrafları el yakıyor. Ruh sağlığı çökmüş bir toplum yaratırsanız, bunu ne pembe tablolarla ne de istatistik oyunlarıyla gizleyebilirsiniz. Bu ülke yoksullukla, adaletsizlikle, liyakatsizlikle yönetiliyor. Sonuç da milyonlarca kutu antidepresan oluyor” ifadelerini kullandı. “BU TABLO İKTİDARIN ESERİDİR” Bulut, “Antidepresan kullanımındaki bu dramatik artış, AKP’nin yıllardır uyguladığı ekonomi ve sosyal politikalarının açık ve net bir sonucudur. Yoksulluğu yöneten, krizi kalıcı hale getiren, milyonları güvencesizliğe mahkûm eden bir anlayış bugün toplumun ruh sağlığını çökertmiştir. Vatandaş daha fazla ilaçla değil; adaletle, güvenle, emeğinin karşılığını aldığı insanca yaşam koşullarıyla iyileşir. Bugün insanlar geçinemediği için, yarınını göremediği için, hakkını arayamadığı için antidepresan kullanmak zorunda bırakılıyor. En düşük emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışanlar, asgari ücretle ay sonunu getiremeyenler, borçla yaşayan gençler bu düzenin bedelini ruh sağlığıyla ödüyor. İktidar ise bu çöküşü seyretmekle kalmıyor, istatistiklerle örtbas etmeye çalışıyor. Türkiye’yi antidepresan bağımlısı haline getirenler bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Bu ülkenin insanlarını umutsuzluğa, kaygıya ve çaresizliğe mahkûm edenler, yaşanan ruhsal çöküşün de siyasi sorumlusudur” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.