SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gazze

Porsuk Haber Ajansı - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Eskişehir’de Bayramlaşma Haber

AK Parti Eskişehir’de Bayramlaşma

AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı, Kurban Bayramı dolayısıyla Dede Korkut Parkı’nda geniş katılımlı bir bayramlaşma programı düzenledi. Birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı programda, İl Başkanı Gürhan Albayrak yerel yönetime sert eleştirilerde bulundu. ​"Eskişehir İçin Durmaksızın Çalışacağız" ​Bayramlaşma törenine; AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, MKYK Üyesi Mürsel Çavdar, belediye başkanları, il ve ilçe yöneticileri, meclis üyeleri ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. ​Konuşmasına teşkilat mensuplarının bayramını kutlayarak başlayan İl Başkanı Gürhan Albayrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayiinde büyük bir dönüşüm yaşadığını vurguladı. Albayrak, "Kendi savaş uçağını, İHA ve SİHA’sını üreten, dünyada gıptayla bakılan tam bağımsız bir Türkiye var. Bizler de yerel temsilciler olarak ‘AK Parti Seninle Eskişehir’ sloganıyla şehrimize hizmet etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. ​"CHP’li Belediyelerdeki Skandallar Vahim Bir Tabloya İşaret Ediyor" ​Konuşmasının büyük bölümünü Eskişehir’deki yerel yönetime ayıran Albayrak, özellikle Tepebaşı Belediyesi’nde gündeme gelen iddialara değinerek CHP’li yetkililere yüklendi. ​Belediye yönetimlerini "vizyonsuzlukla" suçlayan Albayrak, şu ifadeleri kullandı: "Eskişehir yararına tek bir projeleri yok. Sosyal belediyecilik yapıyor gibi görünüp, liyakatsizliğin ve ihmallerin odağı haline geldiler. Aşevi yemekleri üzerinden kurulan iddialar, sahte imza raporları, paravan şirketler ve milyonluk para trafiği soruşturmaları ortadayken, kimse bize ‘mağduriyet’ nutku atmasın." ​"Vitrin Paramparça Oluyor" ​CHP’li belediye başkanlarının ve milletvekillerinin iddialara karşı sessiz kalmasını eleştiren Albayrak, "Yıllardır oluşturdukları dokunulmaz düzenin bozulmayacağını sandılar ama kurdukları vitrin artık paramparça oluyor. Kendi belediyelerinde adaleti sağlayamayanların Eskişehir’e verebileceği hiçbir şey yoktur" dedi. ​Albayrak, başarısızlıkları örtmek için devlet kurumlarıyla kavga eden veya Atatürk'ün arkasına sığınarak siyasi kalkan oluşturmaya çalışan bir zihniyetle karşı karşıya olduklarını savundu. ​"Sahadan Bir An Olsun Ayrılmayacağız" ​Eskişehir’i bu süreçten kurtarmak için teşkilata çağrıda bulunan Gürhan Albayrak, şunları kaydetti: "AK Neferlerin geleneği her daim sahada olmaktır. Kadın Kollarımızdan Gençlik Kollarımıza kadar hane hane dolaşmalı, sıkmadık el bırakmamalıyız. Yılmak da yok, yorulmak da! Eskişehir’i bu vizyonsuzlardan kurtarmak için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz." ​Konuşmasını Gazze ve Filistin’deki Müslümanların yaşadığı acıların son bulması temennisiyle bitiren Albayrak, tüm teşkilatın ve Eskişehirli vatandaşların Kurban Bayramı'nı tebrik etti.

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Gazze’de Yapılan Bir İlim Katliamıdır!" Haber

Prof. Dr. Ayşen Gürcan: "Gazze’de Yapılan Bir İlim Katliamıdır!"

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, İstanbul’da İbn Haldun Üniversitesi Süleymaniye Yerleşkesi’nde düzenlenen “Uluslararası Gazze Çalıştayı Lansman Açılış Programı”na katıldı. Akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler ve Filistin gönüllülerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen programda; Gazze’de yaşanan insanlık dramı, eğitim altyapısına yönelik saldırılar ve Filistin halkının maruz kaldığı sistematik yıkım ele alındı. Programda konuşan Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Gazze’de yalnızca insanların değil; üniversitelerin, kütüphanelerin, laboratuvarların ve akademisyenlerin de hedef alındığını belirterek, bunun bir “ilim katliamı” olduğunu ifade etti. Gürcan, eğitim kurumlarının sistematik şekilde yok edilmesinin bir halkın hafızasına ve geleceğine yönelik saldırı anlamı taşıdığına dikkat çekti. Gazze’de 12 üniversitenin işlevsiz hâle getirildiğini, yüzlerce akademisyen ve öğretmenin hayatını kaybettiğini vurgulayan Gürcan, eğitim hakkının uluslararası sözleşmelerle güvence altında olduğunu hatırlatarak yaşananların insan hakları ve uluslararası hukuk açısından ağır bir ihlal teşkil ettiğini söyledi. Filistin meselesinin yalnızca bölgesel değil, insanlığın ortak vicdan meselesi olduğunu ifade eden Gürcan, saha çalışmalarının akademik ve hukuki zeminde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalıştayın; uluslararası kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturması ve Gazze’de yaşananların kayıt altına alınması açısından önemli bir başlangıç olduğunu kaydetti. Konuşmasında akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine ve siyaset kurumuna da çağrıda bulunan Gürcan; Filistin konusunda yürütülen çalışmaların daha güçlü akademik üretim, uluslararası iş birlikleri ve diplomatik girişimlerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Program sonunda çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Gürcan, Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Prof. Dr. Ayşen Gürcan Genç Vekillerle Buluştu Haber

Prof. Dr. Ayşen Gürcan Genç Vekillerle Buluştu

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Kadıköy Meclis Simülasyonu 26 Açılış Programı’na katıldı.Gençlere "Geleceğin Vizyoner Liderleri" diye seslenen Gürcan, demokratik bilincin önemine vurgu yaptı. ​TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan; Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi ve TÜGVA iş birliğiyle düzenlenen Kadıköy Meclis Simülasyonu 26 programının açılışına katıldı. Kızılcahamam’da gerçekleşen ve öğrencilerin yasama süreçlerini deneyimlediği organizasyonda Gürcan, gençlerin ülke meselelerine duyarlılığını takdirle karşıladı. ​Gençler 10 Farklı Komisyonda Ülke Meselelerini Tartışıyor ​Eğitimden ekonomiye, dış politikadan savunma sanayiine kadar geniş bir yelpazede 10 farklı ihtisas komisyonunun kurulduğu simülasyonda öğrenciler, "milletvekili" rolünü üstlendi. İki gün sürecek müzakerelerde; yapay zekâ destekli eğitim, enflasyonla mücadele, savunma sanayii ve Türk dünyası gibi stratejik başlıklar ele alınıyor. Hazırlanan çözüm önerileri, genel kurul oturumlarında karara bağlanacak. ​"Güçlü Devletler Sadece Teknolojiyle Değil, Düşünen Gençlikle Yükselir" ​Programda genç vekillere hitap eden Prof. Dr. Ayşen Gürcan, gençliğin sadece sınavlara hazırlık süreci olmadığını, aynı zamanda fikir ve karakter inşa dönemi olduğunu belirtti. Gürcan konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: ​"Bugün burada sadece bir öğrenci etkinliği değil, bir devlet aklının gelişimini görüyoruz. Güçlü devletler sadece ekonomik verilerle büyümez; asıl yükseliş, sorumluluk hisseden ve ülkesinin meselelerini dert edinen nesillerle olur. Sizler burada sadece yasama süreçlerini değil; dinlemeyi, ikna etmeyi ve farklı fikirlerle aynı masada oturmayı öğreniyorsunuz." ​"Yapay Zekâ ve Vicdan Bir Arada Olmalı" ​Milli Eğitim Komisyonu’nun yapay zekâ başlığını özellikle kıymetli bulduğunu belirten Gürcan, bilginin tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Gazze’de yaşanan insanlık dramına atıfta bulunan Gürcan, "Dünya teknolojide ileri seviyeye ulaştı ancak vicdan eksik. Bilgi insanı güçlü kılar, ahlak ise o gücün yönünü belirler. Sizlerden sadece başarılı değil, aynı zamanda vicdanlı ve adaletli olmanızı bekliyoruz" dedi. ​Türkiye Yüzyılı ve Gençlik Vizyonu ​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "kendi medeniyet değerleriyle yetişmiş özgüvenli gençlik" vizyonuna vurgu yapan Gürcan, TEKNOFEST kuşağının savunma sanayiinden diplomasiye kadar her alanda somut sonuçlar ürettiğini belirtti. Organizasyonda emeği geçen Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi yönetimine ve TÜGVA’ya teşekkür eden Gürcan, gençlerin fikirlerinin "Türkiye Yüzyılı"na ışık tutacağını ifade etti.

Eskişehir Kadınların Önde Olduğu Örnek Bir Kent Haber

Eskişehir Kadınların Önde Olduğu Örnek Bir Kent

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü dolayısıyla kadınlarla düzenlenen iftar programına katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, iftar programında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi, “Efendim hepiniz hoş geldiniz. 11 aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen ve 18’inci iftarında buluştuğumuz Ramazanınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz duaların kabul olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi. Genel Başkan Özgür Özel, şunları söyledi: “ESKİŞEHİR, KADINLARIN ÖNDE OLDUĞU ÖRNEK BİR KENT” “Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugünü bir ilde geçireceğiz. Bununla ilgili Kadın Kolları Genel Başkanımız Asu Hanım bunun için Eskişehir’e gelmeyi önerdi, ‘Tüm günü Eskişehir’de geçirelim’ dedi. Çünkü Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen gibi efsanevi bir rektör, belediye başkanı ve Türkiye’de çok bilinen hizmetleri ile görevini tamamlamış olan bir belediye başkanından sonra göreve bir kadın, bir hukukçu, bir hakim, daha sonra belediyeciliği genel sekreterlikle deneyimlemiş ve başarıyla götürmüş birisi aday olmuştu. Biz onu Eskişehir’e emanet etmiştik. Eskişehir sağ olsun bizi kırmadı ve ona muhteşem bir destek verdi. O da tüm arkadaşlarımızla birlikte çok başarılı, örnek bir belediyecilik yapıyor. Bir kadının büyükşehir belediye başkanı olduğu ve kadınlara çok değer veren, onları her zaman… Bilhassa çok sevdiğim bir şey; Sevgili Ahmet Ataç ve Kazım Kurt, salı günleri Eskişehirli kadınları hep Meclis’e taşırlar. Gelirler, Anıtkabir‘i ziyaret ederler. Grup toplantımızı izlerler, Meclis’i gezerler. Kadınlara çok önem verilen, kadınların çok önde olduğu, hem siyasette hem de toplumsal yaşamda örneği bir örnek bir kent burası. Günü burada geçirmek istedik. Hepinizin bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.” “BU RAMAZAN SOFRASINDA TÜM DÜNYAYA BARIŞ DİLİYORUZ” “Tabii bir yandan Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Ama bir yandan hem kadın cinayetleriyle, hem kadına karşı şiddetle hepimiz üzülüyoruz, kahroluyoruz ve bunların bir an önce azalmasını, yok olmasını temenni ediyoruz. Bununla ilgili bugün önemli toplantılar yaptık, çok değerli konuşmalar dinledik. Kadınları dinledik ve gelecekte Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına yönelik de neler düşündüğümüzü Eskişehir’de paylaştık. Aynı zamanda Ramazan ayındayız. Bir kadın iftarında buluştuk. Bu kadar kalabalık, bin 500’ün üzerinde kadınla birlikte iftar yapmak bizim için çok büyük bir onur. Ramazan İslam dünyası açısından çok önemli. Küslüklerin unutulduğu, barışların sağlandığı, herkesin birbirinin halinden anlamaya çalıştığı bir dönem. Ama maalesef böyle bir mübarek ayda İsrail’le Amerika, İran’a saldırdılar. İran’ı bombalıyorlar, İran’a füzeler atıyorlar. Savaşın ilk günlerinde 160 küçücük kız öğrenci okulda vuruldu. Okulları vuruldu, hayatlarını kaybettiler. Bin 500’e yakın kişi şu ana kadar hayatını kaybetti. Bu Ramazan sofrasından hem İran’a, hem Filistin’e, hem bütün dünya coğrafyasına barış dileyelim.” “İRAN’DA SERT VE NET TUTUM ALMAK LAZIM” “Tabii burada iki önemli şeyi söylemek gerekiyor. Bunlardan bir tanesi şu; 1 Mart 2003’te Türkiye’de bir savaş tezkeresi oylanmıştı. Rahmetli Deniz Baykal ve arkadaşları Cumhuriyet Halk Partililer, 99 AK Partili milletvekilini ikna ederek Irak’ın işgalinin Türkiye üzerinden yapılmasına engel olmuşlardı. O günlerde Sayın Erdoğan, düşman askerlerinin Mersin, İskenderun limanına gelmesini, oradan Doğu ve Güneydoğu’ya yerleşmelerini, altı büyük Amerikan askerine üs kurulmasını ve Irak’a buradan operasyon yapılmasını Amerikan Başkanı Bush’a söz vermişlerdi. Biz karşı çıktık, 99 AK Partili milletvekili ile birlikte buna engel olmuştuk. Irak’ta yine Müslüman kanı dökülmüştü ama hiç olmazsa bizim elimize bulaşmamıştı. Şimdi aynı şeyi İran’a yapıyor Amerika ve İsrail. Burada bunlara karşı sert ve net bir tutum almak lazım. Ancak maalesef bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri‘ne ve İsrail’e bu saldırılarını durdurmaları için gerekli tavır konmamış, tutum geliştirilmemiştir. Bu Ramazan sofrasından bir siyaset argümanı olarak değil ama bir vicdan, bir vicdani talep olarak bunu bir kez daha dile getirmeyi önemli görüyorum.” “TRUMP’IN FİLİSTİN’İ İŞGAL MASASINDAN DERHAL KALKIN” “Bir diğeri ise Filistin. Malum Filistin sorunu yaşanıyor. Gazze’de büyük bir katliam yaşandı. 71 bin, çoğu çocuk ve kadın Filistinli hayatını kaybetti. Dünya buna tepki vermekte gecikti, sonradan tepkiler gelişti ama Amerikan Başkanı Trump geldi. ‘Gazze’yi gördüm, çok güzelmiş. Orada Filistinlilerin ne işi var? Oraya güzel oteller, casinolar, kumarhaneler kuracağım. Önünde de hidrokarbonlar var, onları istiyorum’ dedi. Bizim ‘savaş suçlusu’ dediğimiz Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ dedi. En sonunda bu büyük binaları, casinoları, kumarhaneleri, otelleri yapmak için oraya bir kurul oluşturdu. Utanmadan adına da ‘barış kurulu’ dedi, bütün dünya ülkelerini çağırdı. Dünyanın aklı başında liderleri, Avrupa’nın aklı başında, Trump‘a teslim olmayan liderleri ‘Biz gitmeyiz’ dediler. Maalesef Türkiye gitmeye karar verdi, itiraz ettik. Dedik ki ‘Filistin Filistinlilerindir.’ ‘Efendim burada Filistin de olmayacak, İsrail de olmayacak. Biz onlara barışı getireceğiz.’ Ama ilk toplantıdan iki gün önce bir numara çektiler Netanyahu ile Trump ve İsrail de o masaya oturdu. Filistin’in olmadığı masada Trump ve İsrail’le bizim Dışişleri Bakanımız oturdu. Yarın - öbür gün de Cumhurbaşkanı oturacak. Bu doğru bir iş değildir. Ramazan mübarek günde Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum; Trump‘ın Filistin işgal masasından derhal kalkın.Buradan, bu iftar sofrasından, bu ” “ESKİŞEHİR’DE TÜM BELEDİYELERİ KAZANIP TARİHE GEÇECEĞİZ” “Gün boyunca kadınlarla beraber olduk. Belediye başkanlarımızla beraber olduk. Bulunduğumuz yerlerde, kimini andık, kimini anamadık. Ama bugün bu toplantıda tüm belediye başkanlarımızla birlikteyiz. Ben çok değerli belediye başkanlarımız, Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’a, Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a, Alpu Belediye Başkanımız Gürbüz Güller’e, Beylikova Belediye Başkanımız Hakan Karabacak’a, Çifteler’de sevgili Zehra Konakçı’ya, Mahmudiye‘de İshak Gündoğan‘a, Seyitgazi’de Uğur Tepe‘ye, Sivrihisar’da Habil Dökmeci‘ye ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bu güçlü ekibe sahip çıkan tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Belediyelerini kazanamadığımızı ilçe başkanlarımız var güçleriyle çalışacaklar. İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi’ni önce iktidar yapacağız. Sonra Eskişehir’de tüm belediyeleri kazanıp tarihe bir kez de böyle geçeceğiz. Ferhat Başkanıma, ilçe başkanlarıma teşekkür ediyorum. Aramızda bulunan kadın muhtarları, sivil toplum örgütü temsilcilerini, çiftçi kadınları, emekçi kadınları, hele hele en çok da evdeki emekleri ücretlendirilmeyen, emeklilik hakkı bile olmayan ev kadınlarını saygıyla selamlıyorum. Hepiniz iyi ki varsınız.” “ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ EV KADINLARINA EMANET EDİYORUM” “Buradan şu müjdemi vermek istiyorum. Ama altı ay sonra, ama bir yıl sonra ama en geç 1,5 yıl sonra seçim olacak. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak. İktidarımızda iş bulamadığımız, veremediğimiz ya da evde çalışmak zorunda kalan tüm ev kadınlarının sigorta hakkı olacak, emeklilik hakkı olacak. Söz veriyorum. Son sözüm: Herkes çocuğunun geleceği iyi olsun ister. Artık ülkede bundan sonra her şeyin iyi olması için kararı anneler verecek. Emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin, esnafların kararı tamam. Artık sıra ev kadınlarında, ev hanımlarında. Tüm ev hanımlarını, ev kadınlarını daha zengin bir ülkede, çorbanın daha kolay kaynadığı bir ülkede gelecek kaygısı duyulmayan bir ülkede, çocuğunun, torununun daha iyi yaşamasını istediğiniz bir ülkede yaşamak istiyorsanız, ben ev kadınlarına emanet ediyorum Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri Haber

Milletvekili Gürcan'dan Kadınlar Günü Ziyaretleri

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında şehrimizde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklere katıldı. Halis Toprak Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile Eskişehir Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ni ziyaret eden Milletvekili Gürcan, kadınlar ve büyüklerle bir araya gelerek sohbet etti, tecrübelerini dinledi ve bu özel günü birlikte paylaştı. Aynı gün, teşkilatın emektar kadınlarıyla Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan Milletvekili Gürcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlara verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Etkinlikler kapsamında, Afrin’de şehit düşen P.Uzm.Çvş. Serdar Ege’nin kıymetli annesi Gülten Ege’ye de ziyarette bulunan Gurcan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamları iletti. Milletvekili Gürcan, yaptığı açıklamada, “Hayatımıza değer katan, sabır, sevgi ve fedakârlıklarıyla toplumumuza ışık tutan tüm kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta kızlarımız, gelinlerimiz, annelerimiz ve eşlerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı. Dede Korkut Parkı’nda düzenlenen iftar programında konuşan Milletvekili Gürcan şu ifadelere yer verdi; "Kıymetli hanımefendiler, Değerli dava arkadaşlarım, Saygıdeğer hemşehrilerim, Ramazan ayının bereketini ve kardeşliğini paylaştığımız bu müstesna akşamda sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mübarek Ramazan ayının gönüllerimize huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta AK Parti Eskişehir teşkilatımızın fedakâr hanım kardeşleri olmak üzere, bu salonda bulunan tüm misafirlerimizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, metanetiyle bu milletin hafızasında yer eden şehit analarımızı, şehit eşlerimizi ve şehit kızlarımızı da hürmetle selamlıyorum. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde acının yükünü omuzlayan anneleri, eşleri ve kız çocuklarını selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kızlarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı annelere şehrimizde ki kadınlar adına taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarını, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarını, Lübnan’da kendi topraklarında huzura hasret bırakılan kadınları, dünyanın farklı coğrafyalarında hayatın ağır yükünü taşıyan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu açık şekilde görebiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmalar yaşanıyor; bu çatışmaların en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Bugün dünyada derin bir gelir dağılımı adaletsizliği var; bu eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Bugün batıl inançlardan, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu ayrımcılık en fazla kadınların hayatını zorlaştırıyor. Bir başka gerçek daha var. Dünyayı devasa bir tüketim pazarına dönüştüren küresel sistem, kadını çoğu zaman bir meta olarak görmeye çalışıyor. Kadının emeği ucuz iş gücü olarak görülüyor, kadın onuru tüketim kültürünün parçası hâline getirilmeye çalışılıyor. İşte tam da bu noktada bizim medeniyet tasavvurumuz ile modern dünyanın çarpık anlayışı arasındaki fark açık şekilde ortaya çıkıyor. Bizler kadını ve erkeği bir bütünün iki asli unsuru olarak gören bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bizim inanç dünyamızda her insan Allah’ın yarattığı bir değerdir. Bizim medeniyetimizde insan, yaratılışı itibarıyla saygıya layık bir varlıktır. Bir üstünlük aranacaksa bu üstünlük ancak takva ile, liyakat ile, emek ile ve üretkenlikle ölçülür. İnsanların kişisel tercihleri, hayat tarzları ve yaratılıştan gelen özellikleri saygı görür. Farklılıklar toplum için bir zenginlik olarak görülür. Aynı şekilde kadının emeğinin sömürülmesine, kadının bir vitrin nesnesine indirgenmesine karşı durmak da bu medeniyet anlayışının doğal sonucudur. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin değerlerine zarar veriyor demektir. Kadına ve çocuğa şiddet uygulayan bir zihniyet insanlık onurunu ayaklar altına alır. Kadını ve erkeği keskin ideolojik kalıpların içine hapsetmeye çalışan anlayışlar toplumun huzurunu zedeler. Bizim bakışımız çok nettir. Kadın toplumun vicdanıdır, merhametidir, üretim gücüdür ve geleceğinin mimarıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yıllardır her fırsatta bu gerçeği güçlü şekilde dile getiriyor. Kadının toplum hayatındaki yerinin güçlenmesini Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. AK Parti’nin siyasi yolculuğuna baktığımızda kadınların bu hareketin merkezinde yer aldığını açık şekilde görüyoruz. Mahallelerden şehir meydanlarına kadar her yerde fedakârca çalışan hanım kardeşlerimiz bu davanın omurgasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de kadınların eğitimden siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda daha güçlü şekilde yer alması bu kararlı yürüyüşün sonucudur. Üniversitelerde okuyan genç kızlarımızın sayısı her geçen yıl artıyor. Kadın girişimcilerimiz üretim hayatında daha görünür hale geliyor. Kadınlarımız siyasette ve karar mekanizmalarında daha güçlü şekilde temsil ediliyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını destekleyen politikalar, sosyal destek programları ve eğitim imkânları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Kadın kooperatifleri, girişimcilik destekleri, aileyi güçlendiren sosyal politikalar bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu çalışmalar yalnızca bir kalkınma politikası olarak görülmüyor. Bu çalışmalar aynı zamanda toplumsal adaletin gereği olarak değerlendiriliyor. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü toplum demektir. Toplumun huzuru ve geleceği kadınların emeğiyle, sabrıyla ve ferasetiyle şekillenir. Bugün burada bulunan hanım kardeşlerimizin her biri hayatın farklı alanlarında büyük sorumluluklar taşıyor. Kimisi bir anne olarak evlat yetiştiriyor. Kimisi iş hayatında üretime katkı sağlıyor. Kimisi sivil toplumda, eğitimde, sosyal çalışmalarda topluma hizmet ediyor. Bu emek ve fedakârlık Türkiye’nin yarınlarını inşa eden en büyük güçlerden biridir. Kıymetli kardeşlerim, Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve merhametin ayıdır. Bu ay bize bir hakikati tekrar hatırlatır: İnsanların kalplerine dokunan her davranış toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Kadınların hayatını kolaylaştıran her adım toplumun huzurunu büyütür. Kadınların emeğini görünür kılan her çalışma ülkenin kalkınmasına katkı sağlar. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yürürken kadınların gücü bu yürüyüşün en önemli dinamiklerinden biri olacaktır. Ahlaklı, üretken, özgüvenli ve güçlü kadınların yetiştiği bir toplum geleceğe daha sağlam adımlarla ilerler. Bu nedenle kadınların hayatın her alanında daha etkin yer almasını destekleyen çalışmalar kararlılıkla devam edecektir. Sözlerimin sonunda bir kez daha ifade etmek isterim: Bu salondaki hanım kardeşlerim başta olmak üzere hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şehit analarımıza, şehit eşlerimize ve şehit kızlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Gönül coğrafyamızdaki mazlum kadınlara selamlarımızı gönderiyoruz. Ramazan ayının rahmetinin ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında bizleri bir araya getiren teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Afiyet olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum."

Dayanışmanın Dönüştürücü Gücüne İnanıyoruz! Haber

Dayanışmanın Dönüştürücü Gücüne İnanıyoruz!

Eskişehir Barosu, TMMOB Eskişehir İKK Kadın Çalışma Grubu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Kent Konseyi, Odunpazarı Belediyesi, Odunpazarı Kent Konseyi, Tepebaşı Belediyesi, Tepebaşı Sağlıklı Kent Konseyi, Eskişehir Bilecik Tabip Odası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ortak bir basın açıklaması yaptı. Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları ve Meslek Odaları adına açıklamayı yapan TMMOB Eskişehir İKK Kadın Çalışma Grubu Başkanı Duygu Karaca şu ifadeleri kullandı; “Bugün burada 8 Mart 2026 Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir araya geldik. 8 Mart 1857 yılında ABD’de dokuma işçisi kadınların insanlık dışı çalışma koşullarına karşı başlattıkları direnişten bu yana kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam mücadelesinin simgesidir. Aradan geçen 169 yıla rağmen kadınların hak, eşitlik ve adalet mücadelesi hâlâ sürmektedir. Bizler biliyoruz ki kadınlar ancak mücadele ve dayanışmayla eşit ve özgür bir yaşam kurabilir. Bu nedenle bugün yalnızca bir anma değil aynı zamanda Türkiye’de ve dünyada kadın haklarının mevcut durumuna dikkat çekme ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi ilan etme günüdür. Türkiye’de kadınlar hâlâ en temel hakları için mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Kadına yönelik erkek şiddeti ise en yakıcı sorun olmaya devam etmektedir. En temel hakkımız olan yaşam hakkımızın koruma ve güvence altına alınması, şiddetin önlenmesi, izlenmesi ve caydırıcı bir şekilde cezalandırılması konusunda kamu otoritelerini harekete geçirmekte hala sorunlar yaşanmaktadır. Kadın cinayetlerinde, faillerin “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimleriyle adeta ödüllendirildiği yargılamalara tanıklık etmekteyiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olumsuz neticelerini hayatın her alanında olduğu gibi adalet mekanizması içerisinde de görmekteyiz. 2025 yılında 457 kadın, 2026 yılının ilk iki ayında 62 kadın öldürüldü. 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması, koruma ve önleme mekanizmalarının zayıflatılması, şiddet faillerini cesaretlendirmektedir. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen, kadını aileden bağımsız bir birey olarak görmeyen zihniyetin bir sonucudur. Kadınların en çok ev içinde, en yakınları tarafından öldürüldüğü gerçeği karşısında “aile”yi merkeze alan ama kadını birey olarak güçlendirmeyen politikalar çözüm değildir. Türkiye’nin 2021 yılında çekildiği İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddetle mücadelede bütüncül ve bağlayıcı bir çerçeve sunmaktaydı. 2026 yılında hâlâ bu sözleşmenin yokluğu hissedilmekte kadınların yaşam hakkını güvence altına alan uluslararası standartlardan uzaklaşmanın sonuçları ağırlaşmaktadır. Bizler İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz etkin ve etkili şekilde uygulanmasını talep ediyoruz. Laiklik ve hukuk devleti ilkeleri zayıflatıldığında bunun ilk ve en ağır bedelini kadınlar ödemektedir. Kadınların yıllarca mücadele ederek kazandıkları medeni haklarına, nafaka hakkına, boşanma hakkına ve kazanılmış yasal güvencelerine yönelik her girişim kadınların yaşam güvencesine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır. Tüm bunların yanında derinleşen ekonomik krizle birlikte kadınlar evde ücretsiz, piyasada ise ucuz emek gücü olarak görülmektedir. Eşit işe eşit ücret hakkı fiilen sağlanmamakta, kadın emeği güvencesiz, düşük ücretli ve kayıt dışı alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ev içi bakım emeği ise görünmez kılınmakta çocuk, yaşlı ve hasta bakımı büyük ölçüde kadınların omuzlarına yüklenmektedir. Sosyal devletin bakım yükünü hafifletecek politikaları hayata geçirmemesi, kadınların eğitim ve istihdam olanaklarına erişimini doğrudan sınırlamaktadır. 2026 yılında dünya genelinde de tablo çelişkilerle doludur. Bir yandan pek çok ülkede kadınlar siyasal temsilde daha görünür hale gelmiş, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları yaygınlaşmıştır. Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefi küresel ölçekte kabul görmüştür. Ancak diğer yandan savaşlar, göç krizleri, ekonomik eşitsizlikler ve iklim krizinin de kadınları olumsuz biçimde etkilediği kaçınılmaz bir gerçektir. Gazze ve İran başta olmak üzere savaş ve çatışmaların en ağır bedelini yine kadınlar ve çocuklar ödemekte, çatışma bölgelerinde hem şiddetin hem de yoksulluğun en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Pek çok ülkede kadınların bedenleri ve yaşam tarzları üzerindeki denetim artmakta kürtaj hakkı ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim sınırlandırılmaktadır. Dünya genelinde kadınlar ücretsiz bakım işlerine erkeklerden kat kat fazla zaman ayırmaya devam etmektedir. Kadın yoksulluğu derinleşmekte ekonomik krizler kadın emeğini daha da güvencesiz hale getirmektedir. Tüm bu tablo göstermektedir ki toplumsal cinsiyet eşitliği kendiliğinden sağlanmamaktadır. Haklar mücadeleyle kazanılmakta ve ancak mücadeleyle korunmaktadır. Kadın cinayetlerinin, şiddetin ve eşitsizliğin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve erkek egemen sistem bulunmaktadır. Bu eşitsiz güç ilişkileri ortadan kalkmadıkça gerçek bir eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Biz kadınlar, evde, işte, sokakta, okulda, siyasette eşitlik istiyoruz. Şiddetsiz ve savaşsız bir dünya istiyoruz. Eşit işe eşit ücret istiyoruz. Bakım yükünün kamusal politikalarla paylaşılmasını istiyoruz. Hukukun kadınlar için de eşit ve etkin uygulanmasını istiyoruz. Kadınların birey olarak güçlendiği, karar mekanizmalarında eşit temsil edildiği, laik ve demokratik bir düzende özgürce yaşadığı bir Türkiye ve bir dünya mümkündür. Biz gücümüzün farkındayız. Dayanışmanın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bugün 8 Mart 2026’da bir kez daha ilan ediyoruz Hayatımıza, haklarımıza, laik ve özgür yarınlarımıza sahip çıkıyoruz. Yaşasın 8 Mart. Yaşasın kadın dayanışması."

KEİPA'da Türkiye'nin Hazırladığı Gazze Bildiri Taslağı Onaylandı Haber

KEİPA'da Türkiye'nin Hazırladığı Gazze Bildiri Taslağı Onaylandı

Bulgaristan’da süren Karadeniz Ekonomik İş birliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) 66. Genel Kurulu'nda, Türkiye’nin Gazze’deki durumla ilgili hazırladığı bildiri taslağı onaylandı. Başkent Sofya’da bir otelde düzenlenen Genel Kurul'da, Türkiye’yi temsil eden TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve KEİPA Türkiye Grubu Başkanı, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Gazze'deki son durumu ele alan ve insani yardımın desteklenmesi hakkındaki ortak tutumu belirten bildiriyi sundu. Genel Kurul'a katılan 8 kişilik Türk heyetinin müzakereleri sonunda kabul edilen “Gazze’deki Durum ve İnsani Yardımın Desteklenmesi” başlıklı 4 maddelik ortak bildiride, parlamenter diplomasinin uluslararası barış ve güvenlikteki rolü vurgulandı. KEİPA Üye Devletleri Parlamentolarının, uluslararası ihtilafların barışçıl çözümü dahil, uluslararası hukukun evrensel olarak kabul görmüş ilkelerine bağlılıklarını teyit ettiği bildiride, şunlar kaydedildi: "Bizler, Şarm El Şeyh Deklarasyonu’nu ve Gazze Şeridi’ndeki ateşkesi memnuniyetle karşılıyor ve ateşkes müzakerelerinde ulaşılan ivmenin, geniş çaplı insani yardımların ivedi, güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılmasının sağlanmasıyla Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkının büyük acılarının ve öldürülmelerinin sonlandırılmasına ve nihai olarak İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin sona erdirilmesine katkıda bulunması gerektiğini vurguluyoruz. Bizler, Mısır, Katar, Birleşik Devletler ve Türkiye’nin Gazze Şeridi’ndeki insani felaketin sonlandırılmasına yönelik arabulucu ve kolaylaştırıcı çabalarını ve uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda egemen, bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin Devleti'nin kurulmasını hedefleyen adil ve kalıcı barış için bir fırsat penceresinin açılmasını takdir ediyoruz. Bizler, İsrail tarafından ateşkesin ihlal edilmesinden ve sivillere yönelik devam eden saldırılardan duyduğumuz derin endişeyi ifade ederek, tüm tarafları barışa yönelik taahhütlerini tam yerine getirmeye, ateşkesi eksiksiz uygulamaya, ihtilafları tırmandıracak eylemlerden kaçınmaya ve sivilleri tam korurken uluslararası toplumca desteklenen ateşkese bağlı kalmaya davet ediyoruz. Bizler, parlamenter diplomasi mekanizmalarının karşılıklı güvenin tesisinde ve barışın yeniden sağlanmasında yapıcı, arabulucu ve birleştirici rol oynaması adına daha da pekiştirilmesi gerektiğini belirtiyor, bölgemizdeki ve dünyadaki barışın ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik gerekli ve önemli bir katkı olan KEİPA çerçevesindeki iş birliğinin daha da geliştirilmesini vurguluyoruz." denildi.

ÇEDES Gazze İçin Seferber Haber

ÇEDES Gazze İçin Seferber

Filistin ve Gazze halkına destek amacıyla Eskişehir’de, Çevreme Duyarlıyım ve Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında “ÇEDES Gazze İçin Seferber” sloganıyla geniş katılımlı dayanışma etkinlikleri düzenlendi. Eskişehir Valiliği himayelerinde İl Millî Eğitim Müdürlüğü, İl Müftülüğü ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen etkinlikler, şehir genelinde büyük ilgi ve destek gördü. Eskişehir’in dört bir yanında gerçekleştirilen yardım kermeslerine 134 okul gönülden katıldı. Öğrencilerin küçük harçlıklarından, öğretmenlerin emeğinden ve velilerin duyarlılığından doğan bu iyilik hareketi; bir çocuğun harçlığından ayırdığı küçük bir katkı, bir annenin dualarla bıraktığı bir paket ve bir öğretmenin titizlikle hazırladığı çalışmalarla büyüyerek şehrin vicdanının ortak sesi hâline geldi. Kermeslerden elde edilen ve toplamda 2.829.187 TL’ye ulaşan gelir, Filistin’deki mazlumlara ulaştırılmak üzere Türkiye Diyanet Vakfı’na (TDV) bağışlandı. İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, öğretmenler ve öğrencilerle birlikte toplanan bağışları temsilen hazırlanan çeki İl Müftüsü Muharrem Gül’e teslim etti. Programda Aydın ve Gül, Filistin halkının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek Eskişehir’de sergilenen bu büyük dayanışmanın anlam ve önemini ifade ettiler.

Hakikat Çarşıdadır, Pazardadır, Markettedir! Haber

Hakikat Çarşıdadır, Pazardadır, Markettedir!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında Gazze ve ülkenin ekonomi gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Eğitim Başkanı Nihat Çelik tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Filistin davasını savunmaya devam edeceğiz. Gözümüz, gönlümüz Gazze’de olsa da ülkemize dönen kıymetli vekillerimizden Allah razı olsun, soykırımcı İsrail’in ne kadar korkak olduklarını hem gördüler hem de bizlere gördüklerini anlattılar, Özgür Filistin’e yakında kavuşacağımıza dair inancımız, bugün tek tesellimiz, yarın içinse en güçlü umudumuzdur. Eylül ayında açlık sınırı 28 bin liraya yükseldi. Böylece Cumhuriyet tarihimizde ilk kez açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki fark bu seviyeye çıktı. Ama tabi geçtiğimiz haftalarda Sayın Bakan Şimşek yine bizi şaşırtmadı. Eylül ayında yükselen enflasyon için zirai don ve okulların açılmasını neden gösterdi. Aslında denklem çok basit: Enflasyon düşerse ‘programın başarısı’, Enflasyon yükselirse ‘birtakım takvimsel ve iklimsel olaylar!’ Ben size milletin enflasyonundan çarpıcı örnek vereyim: Bugün bir çiftçimiz, son model bir telefon alabilmek için tam 20 ton domates satmak zorunda. Yine son model bir telefon alabilmek için tam 50 ton, yani iki tır patates satmak zorunda. Düşünebiliyor musunuz? Bir telefon 2 tır patates ediyor. Bu ülkede asgari ücretli bir genç, evlenebilmek için tam 45 ay yemeden içmeden çalışmak zorunda! Emekli maaşıyla ise ne bir kira ödenebiliyor ne bir dolap doldurulabilir ne de memlekete gidilebiliyor.” Türkiye'nin vergi gelirinin yüzde 85'ini dar gelirliler ödüyor. Ne demek istiyorum: Vergiyi çiftçiler, asgari ücretliler, emekliler, emekçiler ödüyor! Peki holding ve finans kuruluşları? Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) rakamlarına göre, onlar da her yüz liralık verginin sadece 15 lirasını veriyor. İşte Türkiye gerçeği! Bir tarafta alın teri, emeği para etmeyen milyonlar, bir tarafta ise parasına para katan mutlu azınlıklar. İşte biz, bu bozuk düzeni değiştirmek için çalışıyoruz! İnşallah ‘adil bir düzenle’, ‘adil bir ekonomik düzenle’ bunu başaracağız! Biz buna gönülden inanıyoruz. Bu cennet vatanın, bunu başaracak kaynakları var. Yeter ki bu kaynaklar, yerli yerince kullanılsın! Yeter ki bunu arzu eden, samimi bir iktidar iş başına gelsin. Yeter ki gerçek Milli Görüş iktidar olsun!” Adil bir ekonomik düzen’ kurmadığınız için sokaklar kendi ‘alternatif ekonomik düzenini’ kurdu. Yasa dışı kumar ağları, kolay para tuzakları, gençlerimiz için cazip çıkış kapısı haline gelmiş durumda. Buraya dikkat! Çaresizlikten beslenen bu çete düzeni bir ‘yeraltı istihdam ofisi’ gibi işlemeye başladı! Biz inşallah bu ‘yeraltı istihdam ofislerinin’ kökünü kurutup; ‘yerüstünü istihdam cennetine’ dönüştüreceğiz” Bugün hakikat çarşıdadır, pazardadır, markettedir! İnsanlarımız yeni bir adres, yeni bir soluk arayışında. Bu arayış sadece anket rakamlarına yansımıyor. Her ay Türkiye’nin dört bir yanında yaptığımız ziyaretlerde, her hanede, her dükkânda, her meydanda bütün açıklığıyla karşımıza çıkıyor. Milletimiz değişim, gelişim ve umut talep ediyor! Bu değişimin ve umudun adresi Saadet Partisi’dir. Tüm halkımızı Saadet Partisinde siyaset yapmaya davet ediyorum. Burada vefa var. Burada merhamet var. Burada kardeşlik var. Burada yanlışın karşısında, birlikte dik durmak var. Burada şahsi çıkarlar için değil, memleketin selameti için bir araya gelenler var! Bizim kapımız, gönlümüz ardına kadar açık. Tüm kardeşlerimizi birlikte siyaset yapmaya, birlikte düşünmeye, birlikte üretmeye, ve hep birlikte adil bir Türkiye’yi inşa etmeye davet ediyorum. İnşallah, Saadet Partimizi daha da büyüterek, milletimizle birlikte iktidara yürüyeceğiz!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.