SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gastronomi

Porsuk Haber Ajansı - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turizm Fakültesi’nden Turizm Haftası’na Özel Menü Haber

Turizm Fakültesi’nden Turizm Haftası’na Özel Menü

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri, Turizm Haftası kapsamında Yemek Üretim Tesisinde hazırladıkları özel menüyü üniversite yemekhanesinde öğrenciler, akademik ve idari personelle buluşturdu. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Bostancı, Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Temizkan ile çok sayıda kişinin katılımıyla Anadolu mutfağının seçkin lezzetlerinden oluşan menü özel sunum ile Akademik Yemekhanede gerçekleştirildi. Turizm Fakültesi öğretim elemanları Dr. Öğr. Üyesi Beyza Uyanık ve Arş. Gör. Halide Geranaz ile Yemekhane İdari Şube Müdürü Ozan Sezgin hazırlık süreçlerini yerinde inceledi. Dr. Öğr. Üyesi Uyanık: “Amacımız Anadolu mutfak kültürünü tanıtmak” Etkinliğin amacı ve sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Turizm Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Beyza Uyanık, Turizm Haftası kapsamında düzenlenen organizasyonla Anadolu mutfak kültürünü tanıtmayı hedeflediklerini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Uyanık, öğrencilerle birlikte hazırlanan menüde köz domates çorbası, etli bulgur pilavı, portakallı roka salatası ve cevizli tahinli muhallebinin yer aldığını ifade ederek, toplam 15 öğrencinin hem üretim hem de servis aşamasında aktif rol aldığını vurguladı. Anadolu Üniversitesi’nin geniş ölçekli yemek üretim kapasitesinin öğrenciler için önemli bir uygulama alanı sunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Uyanık, bu sayede öğrencilerin toplu üretim deneyimi kazandığını belirtti. Öğrenciler hem öğrendi hem deneyim kazandı Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencisi Giray Şişaneci, organizasyonun kendisi için yeni ve öğretici bir deneyim olduğunu ifade ederek menü seçiminde Türk mutfağının tarihsel birikimini yansıtan yemeklere yer verdiklerini söyledi. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencisi Damla Eker ise kurumsal mutfak deneyiminin kendisi için oldukça değerli olduğunu belirterek, etkinliğin hem Türk mutfağını tanıtma hem de farklı mutfak deneyimlerini karşılaştırma açısından önemli katkı sağladığını dile getirdi. Katılımcılardan tam not Hazırlanan menüyü deneyimleyen öğrenciler de etkinlikten duydukları memnuniyeti ifade etti. Anadolu Üniversitesi öğrencisi Vesile Uyar, özellikle köz domates çorbasını beğendiğini belirterek bu tür etkinliklerin daha sık düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Turizm Fakültesi öğrencisi Hadranur Erol ise menüyü dengeli ve uyumlu bulduğunu ifade ederek özellikle tahinli muhallebiyi beğendiğini, sunumların da oldukça başarılı olduğunu dile getirdi. Turizm Haftası kapsamında düzenlenen etkinlik, Anadolu Üniversitesi yemekhanelerinde verilen öğle yemeğinin ardından sona erdi. Kaynak: AnaHaber

Bayram Sofraları: Paylaşmanın ve Birlikte Olmanın En Kadim Ritüeli Haber

Bayram Sofraları: Paylaşmanın ve Birlikte Olmanın En Kadim Ritüeli

Bayram sabahlarının kendine özgü bir sesi vardır. Henüz gün yeni ağarırken mutfaktan yükselen yemek kokuları, telaşla hazırlanan tabaklar ve bir araya gelmenin verdiği o tanıdık sevinç… Türk kültüründe bayram sofraları yalnızca bir yemek buluşması değil; paylaşmanın, bereketin ve şükrün somutlaştığı güçlü bir kültürel mirastır. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Önçel Güler, Türk kültüründe bayram sofralarının taşıdığı anlamı, yörelere göre değişen lezzetleri, tatlı ikramının sembolik değerini ve yeni neslin bayram sofralarına yaklaşımını değerlendirdi. Bayram sofraları paylaşımın ve bereketin sembolü Türk kültüründe bayram sofraları yalnızca karın doyurulan bir masa değil; aynı zamanda paylaşımın, bereketin ve birlikte olma duygusunun en görünür hâli. Bayram günleri için hazırlanan sofralar günlük yemek düzeninden farklı; daha özenli, daha zengin ve daha anlam yüklü. Prof. Dr. Önçel Güler’e göre bayram yemeği çoğu zaman haftalar öncesinden planlanır. Evlerde en iyi malzemeler saklanır, mutfaklar bayram sabahına hazırlanır. Evin en geniş masası ya da geleneksel yer sofrası kurulur. Çünkü bayram sofrasında sunulan her tabak, ev sahibinin misafirine gösterdiği hürmetin bir ifadesi olarak kabul edilir. Bayram sabahının kendine özgü ritüelleri Anadolu’nun birçok yerinde bayram sabahı sofraları belirli ritüeller eşliğinde hazırlanır. Bayram namazından sonra kurulan kahvaltı sofraları, ailenin ilk buluşma noktası. Bu sofralarda börekler, çörekler, etli yemekler, reçeller ve tatlılar yer alır. Ancak Anadolu’nun her köşesinde bayram sofralarının kendine özgü bir hikâyesi vardır. Karadeniz bölgesinde bayram sabahı sofralarında mıhlama, börek ve tatlılar öne çıkarken Güneydoğu Anadolu bölgesinde baklava ve et yemekleri sofraların baş köşesine yerleşir. Bazı bölgelerde bayram sabahı kavurma yapılması ise bereketin sembolü olarak kabul edilir. Birçok ailede hazırlıklar bayramdan bir gün önce başlar. Aile büyükleriyle birlikte mutfakta geçirilen bu zaman yalnızca yemek hazırlığı değil, aynı zamanda kültürel aktarımın da bir parçası. Bu sofralarda en dikkat çeken geleneklerden biri ise hiyerarşi. Evin en büyüğü masaya oturmadan yemeğe başlanmaz, dualar edilir ve bayramlaşma çoğu zaman bu sofranın etrafında gerçekleşir. Böylece genç kuşaklara aile içindeki saygı ve birlik duygusu doğal bir şekilde aktarılır. Tatlılar, yeni bir dönemin ağız tadıyla başlaması için verilen sessiz bir söz niteliğinde Bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden biri de tatlılar. Baklava, şerbetli tatlılar ve şekerlemeler yalnızca damak tadı için değil, taşıdıkları sembolik anlam nedeniyle de sofralarda yer alır. Prof. Dr. Önçel Güler, tatlı ikramının Türk kültüründe önemli bir mesaj taşıdığını vurguluyor. Misafirlere sunulan tatlılar, aslında “hoş geldiniz” demenin ve iyi dilekleri paylaşmanın bir yolu. Aynı zamanda kırgınlıkların geride bırakıldığı, yeni bir dönemin ağız tadıyla başlaması için verilen sessiz bir söz niteliğinde. Tatlıların paylaşılması, bayramın sevinç atmosferini genişleterek toplumsal ilişkilerin güçlenmesine de katkı sağlıyor. Bayram sofraları toplumsal bağları güçlendiriyor Bayram sofraları yalnızca aile bireylerini değil, farklı kuşakları ve sosyal çevreleri de bir araya getiren önemli bir kültürel mekân niteliği taşıyor. Aynı masa etrafında buluşan aile üyeleri hem yemeklerini paylaşıyor hem de anılarını tazeliyor. Misafir ziyaretleri, komşulara yapılan ikramlar ve akraba buluşmaları bu sofraların sosyal boyutunu genişletiyor. Prof. Dr. Önçel Güler’e göre bayram sofraları modern dünyanın bireyselleşen yaşam tarzına karşı güçlü bir direnç noktası oluşturuyor. Paylaşılan bir tencere yemeği ya da aynı tepsiden yenilen bir tatlı, “biz” olma duygusunu pekiştiriyor. Ekonomik durum ne olursa olsun bayram günlerinde kapıların herkese açık olması, yani “Tanrı misafiri” kültürü, toplumsal dayanışmayı canlı tutan önemli bir değer olarak varlığını sürdürüyor. Modern yaşam bayram sofralarını dönüştürüyor Günümüzde şehirleşme ve hızlanan yaşam temposu bayram sofralarının hazırlık süreçlerini de değiştirmeye başlamış durumda. Eskiden günler süren imece usulü hazırlıkların yerini çoğu zaman hazır alınan tatlılar ya da dışarıda yenilen bayram yemekleri alabiliyor. Özellikle büyük şehirlerde bayramların bir tatil fırsatı olarak görülmesi, kalabalık aile sofralarının yerine daha küçük buluşmaları getirebiliyor. Ancak köklerine bağlı birçok aile için bayram sofraları hâlâ önemli bir kültürel değer olmayı sürdürüyor. Geleneksel tarifler kimi zaman modern sunumlarla birleşerek yeni neslin sofralarında yaşamaya devam ediyor. Gastronomi eğitimi kültürel mirası yaşatabilir Prof. Dr. Sibel Önçel Güler’e göre gastronomi eğitimi, geleneksel yemek kültürünün korunmasında ve gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor. Eğitim programlarında yerel mutfak kültürüne ve bayram yemeklerine yer verilmesi, öğrencilerin bu mirası akademik bir bakış açısıyla tanımasını sağlıyor. Uygulamalı dersler, atölyeler ve kültürel etkinlikler sayesinde öğrenciler hem geleneksel tarifleri öğreniyor hem de bu tarifleri modern gastronomi anlayışıyla yeniden yorumlayabiliyor. Böylece bayram yemekleri yalnızca geçmişe ait bir hatıra olmaktan çıkıp yaşayan bir kültürel değer hâline geliyor. Bayram sofraları yalnızca yemeklerin değil, anıların da paylaşıldığı yerler. Aynı masanın etrafında toplanan insanlar, bir yandan geleneksel lezzetleri tadarken diğer yandan geçmişten bugüne uzanan hikâyeleri yeniden hatırlar. Bu nedenle bayram sofraları Türk kültüründe yalnızca bir yemek ritüeli değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı canlı tutan güçlü bir kültürel miras olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: AnaHaber

Frig Vadisi İle Başlayan Kültür Turları Sivrihisar İle Devam Ediyor Haber

Frig Vadisi İle Başlayan Kültür Turları Sivrihisar İle Devam Ediyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından geçtiğimiz yıl başlatılan “Eskişehir Kültürel Mirasıyla Buluşuyor” gezileri tüm hızıyla sürüyor. Frig Vadileri ile başlayan kültür turları, bu kez Sivrihisar ile devam etti. Sabahın erken saatlerinde Osmangazi ve Vişnelik mahallelerinde yaşayan kadınları uğurlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, katılımcılara iyi yolculuklar dileyerek kültürel keşif yolculuğunu başlattı. Kültür, tarih ve dayanışmanın iç içe geçtiği program kapsamında kadınlar, ilçenin simge noktalarını yakından tanıma fırsatı buldu. Gezi rotasında; Metin Yurdanur Açıkhava Müzesi, Sivrihisar Saat Kulesi ve Seyir Terası, Surp Yerortutyun Ermeni Kilisesi, Sivrihisar Tarihi Evleri, Alemşah Türbesi ve Ulu Camii yer aldı. Ayrıca Zaimağa Konağı, Sivrihisar Kilim Müzesi, Nasreddin Hoca Anıt Parkı, Hazinedar Camii, Kurşunlu Camii, Kılıç Mescid Minaresi, Aziz Mahmud Hüdayi Camii ve Arastalar Çarşısı da ziyaret edilen önemli duraklar arasında yer aldı. Kadınlar, ilçenin manevi mirasını yansıtan türbeleri, camileri ve tarihi çarşıları ilgiyle gezerek geçmişle güçlü bir bağ kurdu. Kültürel keşif, yöresel tatlarla da zenginleşti. Katılımcılar, Sivrihisar’ın meşhur bamya çorbası başta olmak üzere yöresel lezzetleri tatma fırsatı buldu. Böylece tarih ve kültür yolculuğu, gastronomi deneyimiyle taçlandırıldı. Geziye katılan kadınlar memnuniyetlerini dile getirerek, daha önce görme fırsatı bulamadıkları pek çok değeri yerinde keşfetmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Başkan Ayşe Ünlüce’ye teşekkür eden kadınlar, bu organizasyonun yalnızca bir gezi değil; kültürle buluşma, dayanışmayı güçlendirme ve unutulmaz anılar biriktirme fırsatı sunduğunu belirtti. Başkan Ünlüce ise bu tür projelerin kırsal bölgeler açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, kadınların ilçeleri yakından tanımasının ve kültürel mirası yerinde deneyimlemesinin toplumsal bağları güçlendirdiğini ifade etti. Bu çalışmaların sadece bir kültür turu değil; dayanışmayı artıran, aidiyet duygusunu pekiştiren ve ortak hafızayı canlı tutan sosyal yatırımlar olduğunun altını çizdi.

İl Müdürü Aydın'dan Eğitimle İlgili Kapsamlı Değerlendirme Haber

İl Müdürü Aydın'dan Eğitimle İlgili Kapsamlı Değerlendirme

Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, kentin eğitim karnesini basın mensuplarıyla paylaştı. Eskişehir’in her zaman Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu vurgulayan Aydın, "Hedefimiz bu zirveden düşmemek ve eğitimi daha ileriye taşımak," dedi. ​Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Eskişehir Öğretmenevinde düzenlenen basın toplantısında eğitim gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Toplantıda; mevcut öğrenci profilinden devasa eğitim yatırımlarına, uluslararası projelerden sporda ve bilimde kazanılan Türkiye şampiyonluklarına kadar geniş bir yelpazede bilgiler paylaşıldı. ​"Eskişehir Eğitimin Zirvesinde" ​Konuşmasına Eskişehir’in akademik başarısına dikkat çekerek başlayan Sinan Aydın, "İlimizde eğitimin kalitesi uzun yıllardır oldukça yüksek. Merkezi sınav sonuçları ve Bakanlığımızın verileri, Eskişehir'in her zaman Türkiye ortalamasının üzerinde yer aldığını gösteriyor. Tüm gayretimiz, bu başarıyı kalıcı hale getirmek ve sürekli sorgulayarak daha iyisini başarmaktır," ifadelerini kullandı. ​Rakamlarla Eskişehir Eğitimi ​İl Müdürü Aydın, 2025-2026 eğitim-öğretim yılına dair güncel verileri şu şekilde özetledi: ​Kurum ve Öğrenci: Toplam 799 eğitim kurumunda 147.299 öğrenci eğitim görüyor.​İnsan Kaynağı: 12.296 öğretmen, 6.481 derslikte özveriyle görev yapıyor.​Destekler: 1,5 milyondan fazla ücretsiz ders kitabı ve yardımcı kaynak öğrencilere ulaştırıldı.​Temizlik ve Güvenlik: 1.422 personel ile okullarda hijyen ve güvenlik standartları en üst seviyede tutuluyor.​Yatırım Hamlesi: 15 Yeni Okul Tamamlandı, 12’si Yolda ​Eskişehir’in fiziki altyapısını güçlendirmek adına yürütülen çalışmalar hız kesmiyor. Aydın, yapımı tamamlanan 15 okulun eğitim-öğretime başladığını, 12 okulun ise açılışa hazır olduğunu müjdeledi. Ayrıca 7 okul ve 1 pansiyon binasının inşaatının sürdüğünü belirterek, hayırsever desteklerinin de projelerde kilit rol oynadığını hatırlattı. Proje ve AR-GE: Teknoloji ve Kültür El Ele ​Eskişehir, sadece akademik değil, proje bazlı eğitimde de öncü. Toplantıda öne çıkan bazı projeler: ​Teknolojik Başarı: TEKNOFEST 2025’te çok sayıda derece ve ödül.​Çevre Bilinci: "Yeşil Vatan" projesiyle 105.000 fidan toprakla buluşturuldu.​Mesleki Eğitim: Sanayi Odası ve dev şirketlerle (TEI, ATAP vb.) yapılan protokollerle "Mesleğim Elimde Geleceğim Güvende" vizyonu güçlendiriliyor.​Sosyal Sorumluluk: ÇEDES projesi kapsamında Gazze’deki ihtiyaç sahipleri için 2,8 milyon TL yardım toplandı.​2025 Başarı Tablosu: Şampiyonlar Şehri ​Eskişehirli öğrencilerin ulusal ve uluslararası arenadaki başarıları göz kamaştırdı: ​YKS Başarısı: İlk 100’de 4, ilk 5.000’de ise 299 Eskişehirli öğrenci yer aldı.​Gastronomi: Ali Güven MTAL, uluslararası yemek yarışmalarında "Yılın En İyi Lisesi" seçilerek 35 madalya kazandı.​Robotik: Atatürk MTAL, Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda Türkiye dereceleri elde etti.​Spor: Atletizm, kick boks ve bilek güreşinde çok sayıda Türkiye ve Dünya şampiyonluğu Eskişehir’e getirildi. ​Sinan Aydın, konuşmasının sonunda kamuoyunu doğru bilgilendirdikleri için basın mensuplarına teşekkür ederek, "Eskişehir'in eğitimdeki öncü rolünü sürdürmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz," dedi

Tarsus Gastronomisi Büyükşehir İle Geleceğe Taşınıyor Haber

Tarsus Gastronomisi Büyükşehir İle Geleceğe Taşınıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) üyeleri, geçmişi geleceğe taşıyan çalışmalarını sürdürüyor. TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu, eşsiz ve köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’a özgü yemeklerin, belli tarifler içerisinde yapılması ve gelecek nesillere aktarılması adına başlattığı ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesini devam ettiriyor. Daha önce analı-kızlı, lahana sarması, vardabit, humus, kokulu çörek gibi birçok yöresel lezzetin belli tariflerde yapıldığı programlar gerçekleştiren TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu, şimdi de Tarsus gastronomisinin önemli bir parçası olan ve tescillenen ürünü fındık lahmacun ile yine yöresel içecekler arasında yer alan ve yeni doğanı tebrik etmek için eve gelen konuklara ikram edilen kaynar içeceğini usta ellere yaptırdı. TADEKA’nın tarihi özelliklere sahip hizmet binasının bahçesinde gerçekleşen programda, Tarsus fındık lahmacunun tanıtımında büyük emeği olan Murat Gül ile tarihi Kırkkaşık Bedesteni’nde 15 yıldır baharatlarla yapılan kaynar içeceğinin tanıtılmasında önemli pay sahibi olan Serpil Demir hünerlerini sergilediler. Murat Gül, hamur ve lahmacun içinin hazırlanmasının her aşamasını uygulamalı olarak tek tek anlattı. Ardından kendisine ait olan fırına giderek, tepsilere dizilen lahmacunları pişirdi. Serpil Demir ise 7 çeşit baharattan oluşan kaynar içeceğini, bölge kültüründe aldığı yer ile birlikte anlatarak hazırladı ve bu işlemlerin tamamı kayıt altına alındı. Topçuoğlu: “Tarsus’un kendine özgü gastronomisini gün yüzüne çıkartmak istiyoruz” TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu Sözcüsü Murat Topçuoğlu, yöresel lezzetleri ileriye taşımak adına başlattıkları projenin oldukça verimli şekilde ilerlediğini kaydederek, “Bu hafta ‘Yöresel Yemek Hikayeleri’ projemizde kaynar ve Tarsus fındık lahmacununu ele aldık. Daha önce analı-kızlı, Çamalan çöreği ve humus yapmıştık” dedi. Farklı yemeklerle projeyi devam ettireceklerini kaydeden Topçuoğlu, “Tarsus, medeniyetlere 10 bin yıldır şahitlik etmiş bir şehir. Bu şehrin kendine özgü bir de gastronomisi var. Biz bunu gün yüzüne çıkartmak istiyoruz. Buraya gelenler, buranın gastronomisini de merak ediyor. Bu bizim için çok önemli. Çünkü bir şehrin devamlılığında gastronominin ayrı bir yeri var” ifadelerini kullandı. Hatay, Antep, Adana gastronomisinin de önemli olduğunu, ama bunların yanında Tarsus’un da başlı başına, çeşitli yemeklerden oluşan, tarihten kök alan bir gastronomisi olduğunu vurgulayan Topçuoğlu, “Amacımız bu gastronomiyi tüm Türkiye’ye, hatta dünyaya tanıtmak ve duyurmak. Ben bu konuda başta Başkanımız Vahap Seçer olmak üzere, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Gül: “Tanıtımlar sayesinde bizim de müşteri portföyümüz genişliyor” Baba mesleği olan fırıncılık kapsamında 30 yıldır fındık lahmacun yapan Murat Gül, “Böyle şeylerden çok memnun oluyorum. Tarsus’un tanıtımına da bir katkısı oluyor. Tanıtımlar sayesinde bizim her sene müşteri portföyümüz genişliyor. Bu sayede dükkanlarımızı büyütüyoruz. Tarsus’a ait coğrafi işaretli ürünler olsun, Tarsus’un diğer ürünleri olsun hepsinin tanıtımı yapılıyor” dedi. Demir: “Unutulmaya yüz tutmuş kaynar içeceğini, yaşatmaya karar verdim” Kaynar içeceğinin şifa kaynağı olduğunu belirten Serpil Demir ise, bu içeceğin kaybolmaması adına çaba sarf ettiğine dikkat çekerek, “Kaynar yöresel bir damak tadı. Ama artık unutulmaya yüz tutmuştu. İşte unutulmaya yüz tutmuş bu damak tadını, ben yaşatmaya karar verdim. 15 yıldır kaynar yapıyorum. Kaynar aslında bir doğum şerbetidir. Gastronomi Kurulu olarak, eskiden yapılan yöresel damak tatlarını yaşatmaya karar verdiğimiz için, burada kaynar yapımını da kayıt altına aldık” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de Michelin Yıldızlı Restoran Sayısı 17'ye Çıktı Haber

Türkiye'de Michelin Yıldızlı Restoran Sayısı 17'ye Çıktı

Dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden biri olan Michelin Rehberi'nin 2026 Türkiye seçkisi açıklandı. 2026 Michelin Rehberi Türkiye seçkisinde toplam 171 restoran yer aldı. Bu restoranlardan 2’si iki Michelin Yıldızı, 15’i bir Michelin Yıldızı, 13’ü Yeşil Yıldız, 39’u Bib Gourmand ile ödüllendirildi. Ayrıca 115 restoran, Michelin Rehberi tarafından tavsiye edilen işletmeler arasında yer aldı. Michelin Rehberi 2026 İstanbul-İzmir-Muğla-Kapadokya seçkisi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla düzenlenen ödül töreninde açıklandı. Four Seasons Hotel Istanbul At The Bosphorus'ta düzenlenen ödül töreninde konuşan Ersoy, “Kapadokya’mızın da listede yer almasının sevincini ve haklı gururunu yaşıyoruz.” dedi. Kapadokya da MICHELIN Listesinde MICHELIN Rehberi’nin Türkiye’deki kapsamının bu yıl genişletildiğini belirten Ersoy, “MICHELIN Rehberi’nin ülkemizdeki dördüncü yılında ise büyüleyici peribacalarıyla her gezginin seyahat listesinde yer alan Kapadokya’mızın da MICHELIN listesinde yer alacak olmasının sevincini ve haklı gururunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu. Kapadokya’nın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarihî ve kültürel mirasıyla da ön plana çıktığını anlatan Ersoy, bölgenin Hristiyanlığın erken dönemlerine ışık tutan yer altı şehirlerinden çömlekçilik geleneğine, sıcak hava balonu turlarından mağara otellerine kadar birçok benzersiz deneyim sunduğunu vurguladı. Orta Anadolu mutfağının en seçkin örneklerini içinde barındırmasını da Kapadokya’yı gastronomi alanında değerli bir destinasyon hâline getirdiğine dikkat çekti. Bölgenin sahip olduğu killi toprağın özgün pişirme tekniklerine ve özel bağcılık kültürüne katkı sağladığını belirten Ersoy, bunun Kapadokya’nın kendine has bir gastronomi kimliği kazanmasına olanak tanıdığını ifade etti. Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: “MICHELIN Rehberi’nin de gözünden kaçmayan bu zengin miras, Kapadokya’daki yetenekli şeflerimiz tarafından dünya standartlarındaki restoranlarda, yöresel ürünlerin yaratıcı dokunuşlarla yorumlanması sayesinde ziyaretçilere eşsiz bir lezzet yolculuğu sunuyor. Artık MICHELIN seçkisiyle daha da görünür hâle gelecek bu zengin gastronomi kültürünün Kapadokya’yı gezginler için çok daha güçlü bir çekim noktasına dönüştüreceğine yürekten inanıyoruz.” Yıldızlı Restoran Sayısı 17 Oldu Michelin Rehberi 2026 Türkiye seçkisinde, üç restoran ilk kez bir Michelin Yıldızı almaya hak kazandı. Muğla’dan 'Mezra Yalıkavak' şef Serhat Doğramacı, İstanbul’dan 'Araf İstanbul' şefler Pınar Korgan Çetinkaya ve Kenan Çetinkaya ile Nevşehir’den 'Revithia' şef Duran Özdemir, 2026 seçkisinde birer yıldızla ödüllendirildi. İki Michelin Yıldızı kategorisinde ise İzmir’den 'Vino Locale' şef Ozan Kumbasar listeye bu yıl dâhil oldu. İstanbul’dan TURK Fatih Tutak ise mevcut iki yıldızını koruyarak seçkideki yerini pekiştirdi. Böylece Türkiye’nin Michelin Yıldızlı restoran sayısı 17'ye ulaştı. MICHELIN Rehberi Türkiye’yi Kapsayacak Bakan Ersoy, konuşmasında önemli bir gelişmeyi de kamuoyuyla paylaşarak, bir sonraki MICHELIN Rehberi seçkisinin artık Türkiye’nin tamamını kapsayacağını açıkladı. Bu genişlemenin, Türk mutfağının tarihsel köklerini ve bölgesel çeşitliliğini daha görünür kılacağına işaret etti. Güçlü bir geleneğin, Anadolu’nun binlerce yıllık tarihi ve kültürel mozaiğiyle birleşerek saray mutfağında rafine hâle geldiğini vurgulayan Ersoy, “Türk mutfağı, ülkemizin 7 bölgesinde farklı ve eşsiz lezzetler sunuyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin gastronomik zenginliğinin yalnızca yemek yapmaktan ibaret olmadığını dile getiren Ersoy, bunun aynı zamanda bir yaşam felsefesi ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgelik olduğunu belirtti. Gastronomide elde edilen başarıların sadece geçmişe değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir vizyonla şekillendiğini dile getiren Ersoy, geleneksel tariflerin modern sunumlarla buluşturulduğunu, yerel ürünlerin ön plana çıkarıldığını ve sürdürülebilir bir anlayışla hareket edildiğini kaydetti. MICHELIN Rehberi’nin Türkiye genelindeki bu zenginliği değerlendirmeye alacak olmasının, yerel ustaların ve lezzetlerin uluslararası tanıtımına katkı sağlayacağını ifade eden Ersoy, bu adımın illerin gastronomi turizminden aldığı payı da artıracağına dikkat çekti. Ersoy, “Her yöremizin, her şehrimizin kendine has tarifleri, özel pişirme teknikleri ve unutulmaz lezzetleri vardır. MICHELIN Rehberi'nin Türkiye'nin tamamını kapsayacak olması, bu binlerce yıllık kültürel birikimimizin, yerel lezzetlerimizin ve mutfak sanatımızın dünya çapında takdir görmesi anlamına gelmektedir. Bu, sadece restoranlarımız için değil, tüm mutfak kültürümüz ve gastronomi mirasımız için gurur verici bir gelişmedir. MICHELIN Rehberi’nin İstanbul, İzmir, Muğla ve son olarak da Kapadokya için hazırladığı seçkiler yalnızca bu destinasyonlarımızın marka değerini arttırmakla kalmıyor; aynı zamanda gurme gezginleri Türkiye’ye çekerek ülkemizin dünyanın önde gelen lezzet merkezleri arasında hak ettiği yeri almasına da katkı sağlıyor. Üstelik MICHELIN Rehberi’nin ülkemizdeki varlığı, sürdürülebilirliği, yerelliği ve yaratıcılığı merkeze alan Türk gastronomi anlayışının daha iyi tanınmasına da destek oluyor. Türk mutfağı doğal yapısı itibariyle sürdürülebilir geleneklere bağlı olsa da sürdürülebilirlik bizim için sadece gastronomi sektörüyle sınırladığımız bir strateji değil. Bugün odağımız her ne kadar Türk gastronomisi olsa da sürdürülebilirliğin turizm sektörümüzün bel kemiğini oluşturduğunu belirtmek ve bu konuda gerçekleştirdiğimiz en önemli adımın altını bir kez daha çizmek istiyorum.” dedi. İstanbul, Dünyanın En İyi Gastronomi Şehri Seçildi Türk mutfağının uluslararası tanıtımı için Bakanlık olarak yürütülen iletişim stratejilerinin somut sonuçlar verdiğini belirten Ersoy, İstanbul’un kazandığı önemli bir unvana da değindi. Bakan Ersoy, “İstanbul, konuklarına sokak lezzetlerinden esnaf lokantalarına, fine dining restoranlardan Michelin Yıldızlı restoranlara uzanan beş duyuya hitap eden bir seçki eşliğinde; Asya, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrupa mutfaklarının da en iyi örneklerini sunan gastro-şehrimiz olarak, yeni dünyanın en iyisi seçildi. Mastercard Ekonomi Enstitüsü tarafından, uluslararası yeme-içme harcamaları analiz edilerek hazırlanan Seyahat Trendleri 2025 Raporu’na göre İstanbul, dünyanın bir numaralı gastronomi şehri.” ifadelerini kullandı. MICHELIN Key Listesinde Türkiye’den 26 Otel Yer Aldı Bakan Ersoy, Türkiye’nin sürdürülebilir turizm alanında attığı öncü adımlara dikkat çekerek, 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) ile imzalanan iş birliği anlaşmasının bu alanda bir ilke işaret ettiğini söyledi. Bu adımla Türkiye'nin, hükümet düzeyinde sürdürülebilirlik sertifikasyon çerçevesi geliştiren dünyadaki ilk ülke olduğunu hatırlattı. Bu girişimin diğer ülkelere de ilham verdiğini belirten Ersoy, yalnızca üç yıl içinde uluslararası tanınırlığa sahip GSTC Sertifikasını almaya hak kazanan konaklama tesislerinin sayısının 2 bini aştığını ifade etti. Ersoy, bu çerçevede tüm konaklama tesislerinin sertifikasyon sürecini 2030 yılına kadar tamamlamayı hedeflediklerini kaydetti. Konaklama sektöründe gerçekleşen bu sürdürülebilir dönüşümün ve hizmet kalitesinin MICHELIN Rehberi’nin dikkatinden kaçmadığını söyleyen Ersoy, konaklama alanında hayata geçirilen yeni değerlendirme sistemi MICHELIN Key seçkisinde Türkiye’nin önemli bir yer edindiğini bildirdi. Michelin Rehberi’nin ilk küresel Anahtar seçkisinde, Türkiye’de 22 otel ‘1’; 3 otel ‘2’ ve 1 otel ise ‘3’ Michelin Key’e sahip oldu. Önümüzdeki dönemde MICHELIN Key ile ödüllendirilen tesislerimizin sayısının hızla arttığına tanıklık edeceğiz.” diyen Ersoy, gastronomi destinasyonlarında olduğu gibi konaklama tesislerinde de bu başarının artarak süreceğine inandığını dile getirdi. MICHELIN Rehberi organizasyonuna ve süreçte emeği geçen herkese teşekkür eden Ersoy, “MICHELIN Rehberi seçkisinde yer almaya hak kazanan tüm restoranlarımızı ve şeflerini emeklerinden ötürü tebrik ediyorum. Bu başarının hem restoranlarımızın hem destinasyonlarımızın hem de ülkemizin turizmindeki yükselen konumunu daha da güçlendireceğine inanıyor ve MICHELIN Rehberi’nin artık tüm yurdumuza yayılıyor olmasındaki ivmeden duyduğum memnuniyeti sizlerle paylaşmak istiyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

İskele 26 Balık Dürümle Lezzeti Taçlandırdı Haber

İskele 26 Balık Dürümle Lezzeti Taçlandırdı

Eskişehir’in gözde yaşam alanlarına her gün bir yenisini ekleyen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eylül ayında hizmete açtığı ve kısa sürede vatandaşların buluşma noktası hâline gelen İskele26 ile şehre yeni bir nefes kazandırdı. Açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören mekân, şimdi de balık ekmeğin ardından balık dürüm lezzetini menüsüne ekleyerek heyecanı ikiye katladı. Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden Belkent A.Ş. tarafından işletilen ve toplamda 2 bin 300 metrekarelik etkileyici bir alanda hizmet veren İskele26, suyla iç içe tasarımı sayesinde kente modern bir dokunuş kazandırıyor. Porsuk Çayı üzerine zarif biçimde konumlandırılmış tekne restoranı, etrafını çevreleyen ahşap terasları, gölge sağlayan yemyeşil alanları ve sıcak atmosferi ile ziyaretçilerine huzur dolu bir deneyim sunuyor. Şehrin merkezinde adeta küçük bir sahil kasabası havası yaşatan proje, her gün binlerce Eskişehirlinin beğenisini topluyor. Balık ekmeğe gösterilen yoğun ilgi sonrası hizmet çıtasını bir adım daha yukarı taşıdıklarını belirten Belkent A.Ş. Operasyon Yöneticisi Gökhan Demir, “İskele26 olarak açıldığımız ilk günden beri vatandaşlarımızdan çok güzel ilgi görüyoruz. Özellikle Ekmek Teknemiz'de balık ekmeğe büyük bir ilgi var. Bizler de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Belkent Şirketi olarak bir yandan bu ilgiye layık olmaya çalışıyor, bir yandan ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. Bu kapsamda bu hafta itibariyle Ekmek Teknemiz'de balık dürüm satışımız başladı. Balık ekmek ile aynı fiyattan 150 TL'den vatandaşlarımıza taze balık tüketme imkânı sunuyoruz. İlgi gösteren tüm Eskişehirlere de teşekkür ediyoruz.” dedi. Her gün 10.30–21.00 saatleri arasında hizmet veren İskele26 ve Ekmek Teknesi, misafirlerini doğayla buluşan eşsiz bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. Ayrıca mekânın hizmet saatleri mevsim şartlarına göre değişiklik gösterebiliyor.

Eskişehir Gastro Fest Başlıyor Haber

Eskişehir Gastro Fest Başlıyor

Yaklaşık 100 markanın yer alacağı Eskişehir Gastro Fest için geri sayım başladı. 3-4-5 Ekim tarihlerinde Kentpark içinde yapılacak festival Hayko Cepkin, Levent Yüksel, Gökhan Türkmem, Yüksek Sadakat, Can Ozan, Pera, Rıza Tamer, Deeperise ve Kuvoka’yı sahnesinde ağırlamaya hazırlanıyor. Yaklaşık 30 bin kişinin katılacağı festival kapsamında Eskişehir başta olmak üzere çevre illerden de yoğun katılım bekleniyor. Ahmet Can Akdemir tarafından organize edilen Eskişehir Gastro Fest, Cuma günü bu sezon Eskişehirspor Kombinesi alan tüm taraftarları da ücretsiz konuk edecek. Festival Eskişehir'in nitelikli mutfak kültürünü tanıtmanın yanı sıra kentin yeme-içme kültürünün sürdürülebilirliğinde önemli bir paya sahip olan gastronomi yatırımlarını ve gıda sektöründe ülkemizi başarıyla temsil eden Eskişehirli markaları kentin tüm gastronomi paydaşlarıyla birlikte Eskişehir'de ikinci kez bir araya getirecek. Sokak lezzetlerinin popüler temsilcilerinin, makine ve ekipman tedarikçilerinin ve çok sayıda sektör profesyonelinin de bir araya geleceği Eskişehir Gastro Fest'te, yerel markaların yanı sıra ulusal ve uluslararası çapta birçok marka yer alacak. Yaklaşık 100 sektörel markanın ve sokak lezzetlerinin en iyi temsilcilerinin yer alacağı festival kapsamında ücretsiz tadımlar, interaktif atölyeler, seminerler, yarışmalar, çocuklara yönelik etkinlikler, sahne performansları ve konserler katılımcılara eşsiz bir deneyim yaşatacak. Türkiye'nin en büyük konsept festivallerinden biri olan ve bu yıl ikincisi düzenlenen Eskişehir Gastro Fest için heyecanlı olduklarını söyleyen organizatör Ahmet Can Akdemir, Eskişehir’in artık festivaller şehri olarak anıldığını ve bu konuda EBB Başkanı Ayşe Ünlüce’nin de ciddi bir pay sahibi olduğunu söyleyerek kendisine teşekkür etti. Konser takvimi: Cuma Pera Rıza Tamer Kuvoka Cumartesi Hayko Cepkin Yüksek Sadakat Can Ozan Pazar Levent Yüksel Gökhan Türkmen Deeperise

7.Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali Başladı Haber

7.Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali Başladı

UNESCO Gastronomi Şehri Afyonkarahisar, bu yıl 7’ncisi düzenlenen Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali ile dünyanın dört bir yanından gelen şefleri, gurmeleri ve lezzet tutkunlarını ağırlamaya başladı. “Tarihle Mayalanan Şehir” temasıyla 19-21 Eylül 2025 tarihleri arasında Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi Festival Alanı’nda gerçekleştirilen festivalin açılışına; Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı ve Afyobkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın ev sahipliğinde Afyonkarahisar Milletvekilleri, Zafer Kalkınma Ajansı Afyonkarahisar İl Koordinatörü Osman Köprücüoğlu, Afyonkarahisar Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Hamza Kalkan, il protokolü, gastronomi dünyasının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. MAYAMIZDA KARDEŞLİK VE EMEK VAR Festivalin açılışında bir konuşma gerçekleştiren Belediye Başkanı Burcu Köksal, “Afyonkarahisar, Anadolu’nun kalbinde yer alan, binlerce yıllık tarihiyle, kadim kültürüyle, bereketli topraklarıyla yoğrulmuş bir şehirdir. Bu toprakların mayasında sadece ekmek, kaymak ya da lokum değil; dayanışma, kardeşlik ve emek vardır. Bizim mutfağımız yalnızca lezzetlerden ibaret değildir, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Bir tabak yemekte toprağın bereketi, insanımızın alın teri, geçmişten bugüne taşınan gelenekler vardır.” dedi. REKORLAR ŞEHRİ OLACAĞIZ Geçtiğimiz yıl kazanılan rekora değinen Başkan Burcu Köksal, “2019 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na Gastronomi Şehri olarak dahil olduk. Bu unvanı, büyük bir sorumlulukla taşıyoruz. Geçtiğimiz yıl, 114 metre 70 santim uzunluğundaki Afyon Lokumumuzla Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardık. Bu başarı, üreticimizin emeğiyle, ustalarımızın lezzetleriyle, hemşehrilerimizin sahiplenmesiyle kazanıldı. Bugün ise yeni bir heyecanın eşiğindeyiz. Festivalimizin ilk gününde, dünyanın en büyük sucuklu yumurtasını pişirerek yeni bir Guinness Rekoru’na imza atacağız. Bu rekor yalnızca bir yemek rekoru değil; Afyonkarahisar’ın üretim gücünün, bereketinin ve vizyonunun dünyaya ilanıdır.” ifadelerini kullandı. ÜÇ GÜN DEĞİL, 365 GÜN BOYUNCA KEŞFEDİLECEK BİR ŞEHİR Afyonkarahisar Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen bu büyük organizasyonun içeriği hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Burcu Köksal, “Üç gün boyunca şehrimiz, 50’den fazla ünlü şefin, Michelin yıldızlı ustaların ve MasterChef yarışmacılarının buluşma noktası olacak. Profesyonel aşçılar yarışacak, butik pastacılık yarışmalarında çikolata ve şeker sanatının en tatlı halleri sergilenecek, Kadınana Yemek Yarışması’nda ninelerimizin tarifleri yeniden hayat bulacak. Paneller, workshoplar, tadımlar ve söyleşilerle bilgi ve deneyimlerimizi paylaşacağız. Ve elbette festivalimizin akşamlarını müzikle taçlandıracağız. Şahin Kendirci, Soner Sarıkabadayı ve Cengiz Kurtoğlu konserleriyle şehrimiz üç gün boyunca hem lezzet hem müzik şöleni yaşayacak. Afyonkarahisar yalnızca zaferlerin değil, aynı zamanda lezzetin, kültürün, kardeşliğin ve dostluğun da başkentidir. Bu festival, şehrimizin dünyaya açılan kapısıdır. Hep birlikte diyoruz ki Afyonkarahisar, üç gün değil, 365 gün boyunca keşfedilecek bir şehirdir.” diyerek tüm paydaşlara teşekkür etti. Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, Afyonkarahisar Milletvekilleri, Zafer Kalkınma Ajansı İl Koordinatörü ve Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesilerek festivali başladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.