SON DAKİKA
Hava Durumu

#Finansman

Porsuk Haber Ajansı - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Partili Arslan:"Riskli Alan İlan Ettiniz, Neden Gereğini Yapmıyorsunuz!" Haber

Yeni Partili Arslan:"Riskli Alan İlan Ettiniz, Neden Gereğini Yapmıyorsunuz!"

17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıldönümünün hemen ardından Yeni Parti Eskişehir Milletvekili ve PM Üyesi İbrahim Arslan, Eskişehir’de yıllardır sonuçlandırılmayan iki önemli kentsel dönüşüm dosyasını yeniden gündeme taşıdı. Gündoğdu Mahallesi’nin 2013’te, Küçük Sanayi Bölgesi’nin ise 2017’de “riskli alan” ilan edildiğini hatırlatan Arslan, aradan geçen 13 ve 9 yılı aşkın süreye rağmen dönüşümün tamamlanmamasına tepki gösterdi. Her iki konuyu 2023’ten bu yana soru önergeleriyle TBMM gündeminde tutan Arslan, son olarak Gündoğdu ve Küçük Sanayi’yi birbirinden ayırarak iki yeni yazılı soru önergesiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a sordu. Arslan, “17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. Ardından 6 Şubat’ta on binlerce canımızı yitirdiğimiz büyük bir yıkım daha yaşadık. Hâlâ ‘riskli alan’ ilan edilmiş yerlerde yıllardır gereğini yapmıyorsak, bu büyük acılardan hangi dersi çıkardığımızı sorgulamak zorundayız.” dedi. 13 YIL VE 9 YILI AŞKIN BEKLEYİŞ Gündoğdu Mahallesi’nde 774 binayı ve yaklaşık 4 bin 500 yurttaşı kapsayan 27 hektarlık alan, 26 Temmuz 2013’te yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile “riskli alan” ilan edildi. Gündoğdu, Emek, Yenidoğan ve Erenköy mahalleleri sınırlarındaki yaklaşık 66 hektarlık Küçük Sanayi Bölgesi de 11 Mart 2017’de Bakanlar Kurulu Kararı ile aynı statüye alındı. Arslan, konuyu ilk kez 19 Ekim 2023’te TBMM gündemine taşıdı. İlk önergesinin süresinde cevaplanmaması üzerine 2024’te sorularını yeniledi; sonuç alınamayınca 25 Aralık 2024’te bir kez daha Bakanlığa başvurdu. BAKANLIK: “RİSK BERTARAF EDİLMEDEN SÜREÇ SONLANDIRILAMAZ” Bakanlığın 29 Ocak ve 17 Nisan 2025 tarihlerinde verdiği cevaplarda mevzuat hükümleri anlatıldı ancak dönüşümün ne zaman başlayacağı ve tamamlanacağına ilişkin somut bir takvim ortaya konulmadı. Bakanlık buna karşılık, “alandaki risk durumu bertaraf edilmeden riskli alan sürecinin sonlandırılmasının mümkün olmadığını” bildirdi. Arslan, Bakanlığın bu cevabına dikkat çekerek: “Bakanlık riskin bertaraf edilmediğini söylüyor. Öyleyse Gündoğdu neden 13 yıldır, Küçük Sanayi neden 9 yılı aşkın süredir bekliyor? Risk devam ediyorsa yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini yıllardır belirsizlik içinde bırakmanın sorumluluğunu kim taşıyor?” diye sordu. ÖNCE “BAKANLIĞIN UHDESİNDE” DENİLDİ, ŞİMDİ BELEDİYE İŞARET EDİLİYOR Bakanlığın son cevabından yalnızca 11 gün sonra, 28 Nisan 2025’te AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Gündoğdu ve Küçük Sanayi için “Bakanlığın uhdesinde olan yerlerin çalışmasını yapıyoruz. Yakın zamanda orayla ilgili projeleri açıklayacağız” açıklamasını yaptı. Aradan yaklaşık 16 ay geçti. Son olarak 10 Ağustos 2026’da Küçük Sanayi esnafını ziyaret eden AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ise bu kez Odunpazarı Belediyesi’ni eleştirerek yerel yönetime “mazeret üretmeden hizmet üretme” çağrısında bulundu. Arslan, iktidar kanadından gelen açıklamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekti: “Bir yıl önce iktidar milletvekili ‘Bakanlığın uhdesinde, projeleri yakında açıklayacağız’ diyor; bugün iktidarın il başkanı belediyeyi işaret ediyor. Sorumluluğu birbirine atmanın kimseye faydası yok. Eskişehir polemik değil, çözüm bekliyor. Proje nerede? Kaynak nerede? Uygulama nerede? Takvim nerede?” İKİ YENİ ÖNERGE: “ARTIK SOMUT TAKVİMİ AÇIKLAYIN” Aradan geçen yıllara, Bakanlığın cevaplarına ve yapılan açıklamalara rağmen sonuç alınamaması üzerine Arslan, Gündoğdu ve Küçük Sanayi için iki ayrı yeni soru önergesi verdi. Bakan Kurum’a; bugüne kadar hangi somut çalışmaların yapıldığı, dönüşüm için ne kadar kaynak ayrıldığı, TOKİ veya ilgili idarelere yetki devri yapılıp yapılmadığı, risk analizlerinin güncellenip güncellenmediği ve yurttaşların can ve mal güvenliği için hangi tedbirlerin alındığı soruldu. Arslan, Bakanlıktan her iki bölge için de uygulama, finansman ve tamamlanma takvimini açıklamasını istedi. Arslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “17 Ağustos’u anmak yetmez; gereğini yapmak zorundayız. Depremden ders çıkarmak, tespit edilen riskleri yıllarca bekletmemektir. Gündoğdu 13 yıldır, Küçük Sanayi 9 yılı aşkın süredir bekliyor. Artık yeni söz değil; proje, kaynak ve takvim istiyoruz. İnsan hayatı siyasi polemiklerle, vaatlerle ve bürokratik gerekçelerle ertelenemez. Bakanlık sorumluluğunu yerine getirmeli, yıllardır bekleyen dönüşüm artık başlamalıdır. Bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız.”

ETO Başkanı Güler: ''Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı!'' Haber

ETO Başkanı Güler: ''Finansmana Erişim Kolaylaştırılmalı!''

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, tüccar ve sanayicinin finansman sorununun altını çizerek, ekonomideki çarkların dönmesi; üretimin sürdürülebilmesi, rekabetçi ticaretin ve istihdamın devam edebilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğine dikkat çekti. Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, tüccar ve sanayicinin yaşadığı finansman sorunu hakkında değerlendirmede bulundu. 2023 yılından bu yana sıkı para politikasının devam ettiğini hatırlatan ETO Başkanı Metin Güler, mevcut ekonomi şartlarında tüccar ve sanayicinin ayakta kalabilmesi için finansman desteğinin şart olduğunu kaydetti. Yaklaşık üç yıldır fiyat istikrarını sağlamak amacıyla sıkı para politikasının uygulandığını belirten ETO Başkanı Metin Güler, bu süreçte reel sektörün hem yüksek finansman maliyetleri ve hem de krediye erişimde yaşadığı güçlükler sebebiyle zorlandığını dile getirdi. Yüksek faiz işletme maliyetlerini de artırıyor Finansman desteğinin üretim yapan, istihdam sağlayan ve katma değer oluşturan işletmeler için bir zorunluluk olduğunu belirten Güler, yüksek faiz politikasının yatırım kararlarının ertelenmesine, işletme sermayelerinin erimesine, rekabet gücünün azalmasına sebep olduğunu söyledi. Finansman maliyetlerinin artmasının üretim ve işletme maliyetlerini de artırdığını kaydeden ETO Başkanı Metin Güler, ticaretin sürdürülebilirliği için kamu bankaları ve özel bankaların da inisiyatif kullanarak, tüccar ve sanayiciye uygun koşullarda finansman sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Bugün tüccar ve sanayiciye sağlanacak desteğin yarın ülkemiz için üretim, istihdam ve ihracat olarak geri döneceğini belirten Güler, ticari kredi faizlerinin makul seviyelere çekilmesi gerektiğinin altını çizdi. Reel sektörün desteklenmesi stratejik önem taşıyor Bankacılık sektörünün reel sektörün ihtiyaçlarını dikkate alarak üretimi desteklemesinin önemine dikkat çeken ETO Başkanı Metin Güler, reel sektörün güçlenmesinin ekonominin de istihdamın da güçlenmesi anlamına geldiğini kaydetti. KOBİ’lerin ve orta ölçekli işletmelerin ülkemiz ekonomisinin bel kemiği olduğunu hatırlatan ETO Başkanı Metin Güler, işletmelerin desteklenmesinin, finansman ihtiyacının giderilmesinin ülkemizin ekonomik geleceği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan'dan "Üretim Yavaşlıyor" Uyarısı Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan'dan "Üretim Yavaşlıyor" Uyarısı

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, sanayideki yavaşlamaya dikkat çekerek acil ekonomik tedbirler alınması çağrısında bulundu. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan yaptığı açıklamada sanayi sektörünün karşı karşıya olduğu kronikleşen sorunlara dikkat çekti. Yüksek faiz politikaları, daralan iç talep ve katlanan üretim maliyetlerinin işletmeleri kapasite düşürmeye zorladığını belirten açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Eskişehir, Türkiye'nin lokomotif sanayi kentlerinden biridir. Organize sanayi bölgeleri, ihracat yapan işletmeleri ve binlerce emekçisiyle ülkemizin üretim gücüne önemli katkı sağlamaktadır. Ancak bugün gelinen noktada; yüksek enflasyon, ağır vergi yükü, yüksek faiz politikaları, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve daralan iç talep nedeniyle sanayimiz ciddi bir baskı altındadır. Sanayicimiz yatırım yapamaz hâle gelmiş, üretim maliyetleri katlanmış, birçok işletme kapasite kullanımını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Üretimde yaşanan yavaşlama; çalışanlarımızı, ailelerini, esnafımızı ve tüm şehir ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Ekonomide güvenin yeniden tesis edilmesi, üretimin ve yatırımın önünün açılması artık ertelenemez bir zorunluluktur. İYİ Parti olarak çağrımız nettir: Üreten sanayicinin üzerindeki finansman yükü hafifletilmelidir. KOBİ'lere uygun koşullarda kredi imkânı sağlanmalıdır. Üretim ve ihracatı destekleyen kalıcı ekonomik politikalar uygulanmalıdır. Vergi ve enerji maliyetleri gözden geçirilmeli, üretimi teşvik eden adımlar atılmalıdır. İstihdamı koruyacak ve yeni yatırımları özendirecek reformlar gecikmeden hayata geçirilmelidir. Eskişehir'in gücü üretimdir. Üretimin, yatırımın ve istihdamın güçlendiği bir ekonomi; yalnızca sanayiciyi değil, tüm toplumu kalkındıracaktır. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve emekçimizin yanında olmaya; üreten, kazanan ve güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz."

ESO Başkanı Kesikbaş: "Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye'ye Sahip Çıkmaktır" Haber

ESO Başkanı Kesikbaş: "Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye'ye Sahip Çıkmaktır"

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, Türkiye’nin sanayileşme sürecini tamamlamadan üretimden uzaklaşmasının ekonomik ve toplumsal açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek erken sanayisizleşme riskine karşı kapsamlı bir sanayi politikası çağrısında bulundu. Fabrikaların Işığı Sönerse Şehirlerin Umudu da Azalır Sanayinin ekonomi içindeki payının gerilemesinin basit bir rakamsal değişim olmadığını vurgulayan Kesikbaş, “Üretimin azalması; ihracatın, nitelikli istihdamın, teknolojik gelişmenin ve toplumsal refahın zayıflaması demektir. Sanayileşmesini tamamlamadan hizmet sektörüne yönelen bir ekonomi; düşük verimlilik, dışa bağımlılık ve kırılgan büyüme riskiyle karşılaşır. Hizmet sektörü elbette değerlidir ancak üretimden kopuk bir hizmet ekonomisi sürdürülebilir değildir. Eskişehir’in havacılık, savunma, raylı sistemler, makine, otomotiv, beyaz eşya, madencilik, seramik ve gıda üretimindeki birikimini korumalıyız” dedi. Gençlerimizi Fabrikalardan ve Üretimden Uzaklaştırmayalım Sanayinin gençler tarafından yorucu, riskli ve geleceği belirsiz bir alan olarak görülmesinin önemli bir sorun olduğunu belirten Kesikbaş, “Gençlerimize sanayinin makinelerden ibaret olmadığını anlatmalıyız. Bugünün fabrikalarında yapay zekâ, robotik, yazılım, tasarım ve ileri malzeme teknolojileri konuşuluyor. Gençlerimizi sanayiyle buluşturamazsak, kuşaklar boyunca oluşan üretim kültürümüzü de kaybederiz. Üretim kültürünün zayıflaması; çalışma hayatından toplumsal dayanışmaya kadar uzanan derin sosyolojik sonuçlar doğurur. Mesleki eğitimi güçlendirmeli, gençlerimize güvenli çalışma ortamı, kariyer imkânı ve güçlü bir gelecek sunmalıyız” ifadelerini kullandı. Sanayici Üretiyor Ama Emeğinin Karşılığını Alamıyor Zayıf talep, artan enerji ve işçilik maliyetleri ile yüksek finansman giderlerinin sanayide kârlılığı ciddi biçimde aşındırdığını kaydeden Kesikbaş, “Sanayicimiz bir yandan siparişlerdeki daralmayla mücadele ederken diğer yandan üretimi ve istihdamı korumaya çalışıyor. İşletme sermayesi ihtiyacı büyüyor, finansman giderleri faaliyet kârını tüketiyor. Kârlılık zayıfladığında yatırım, teknoloji yenileme ve istihdam kapasitesi de azalıyor. Dezenflasyonun yükü yalnızca üreticinin omuzlarına bırakılmamalıdır” dedi. Üreten Eskişehir için Cesur Bir Yol Haritası Eskişehir’in yüksek katma değerli üretimde öncü olabilecek güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Kesikbaş, “İhracat, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve enerji verimliliği yatırımlarına uzun vadeli, uygun maliyetli finansman sağlamalıyız. Üniversite-sanayi iş birliğini ticarileşme ve patent odaklı geliştirmeli, kritik ara mallarında yerlileşmeyi artırmalıyız. Biz Eskişehir’in fabrikalarına, mühendislerine, emekçilerine ve gençlerine inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki üretimin olduğu yerde umut, kalkınma ve güçlü bir gelecek vardır” diye konuştu.

Eskişehir İhracatta Türkiye Ortalamasını Aştı Haber

Eskişehir İhracatta Türkiye Ortalamasını Aştı

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı. Kesikbaş, “Eskişehir ihracatı Haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,96 artarak 387 milyon dolara ulaştı. Yılın ilk altı ayında ise yüzde 5,65 artışla 2,07 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Böylelikle ilk altı ayda 2 milyar dolar ihracat eşiğini aşan şehirler arasına girmeyi başardık. Türkiye ihracatının aynı dönemde yüzde 3,6 arttığı dikkate alındığında, Eskişehir’in ülke ortalamasının üzerinde büyümesi bizler için büyük bir gurur kaynağıdır” dedi. Başarının Mimarı Sanayicilerimiz ve Emekçilerimiz Haziran ayındaki güçlü performansın, Eskişehir sanayisinin üretim kabiliyetini ve küresel rekabet gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Kesikbaş, şöyle devam etti: “Bu başarı; fabrikalarında gece gündüz çalışan emekçilerimizin, tüm darboğazlara rağmen yatırım yapan sanayicilerimizin ve dünyanın dört bir yanında yeni pazarlar arayan ihracatçılarımızın ortak eseridir. Üreten, ihraç eden ve istihdam sağlayan her işletmemiz, şehrimizin ve ülkemizin geleceğine umut taşımaktadır. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum.” Kesikbaş, sanayi sektörünün yüksek finansman maliyetleri, enerji ve girdi fiyatları, döviz kuru baskısı ile küresel talepteki belirsizliklere rağmen üretimini sürdürdüğünü vurgulayarak, “Sanayicimizin rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun finansmana erişimin kolaylaştırılması, ihracat desteklerinin güçlendirilmesi ve enerji maliyetlerinin azaltılması büyük önem taşımaktadır. Sanayiye verilen her destek; daha fazla üretim, ihracat, istihdam ve toplumsal refah olarak ülkemize dönecektir. Eskişehir olarak çalışmaya, üretmeye ve Türkiye’nin geleceğine değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Dünya Bankası Güvencesiyle Odunpazarı’na Dev Çevreci Yatırım Haber

Dünya Bankası Güvencesiyle Odunpazarı’na Dev Çevreci Yatırım

Odunpazarı Belediyesi, çevreci ve sürdürülebilir yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek ilçenin enerji geleceğine yön verecek önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yaklaşık 479 bin dolar yatırım bedeline sahip, 598 kWe/675 kWp gücündeki Güneş Enerjisi Santrali (GES 2) Projesi’nin ihale sürecinin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Başkan Kurt, projenin yalnızca bir enerji yatırımı olmadığını, aynı zamanda çevreye duyulan saygının, gelecek nesillere karşı hissedilen sorumluluğun ve kamu kaynaklarını etkin kullanma anlayışının güçlü bir yansıması olduğunu belirtti. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı bir dönemde yerel yönetimlerin geleceği planlamak zorunda olduğuna dikkat çeken Başkan Kurt, “Odunpazarı Belediyesi olarak kaynaklarını doğru kullanan, halkın parasını yine halk için harcayan ve geleceği bugünden planlayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün ilçemiz adına son derece önemli bir yatırımı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yaklaşık 479 bin dolar yatırım bedeline sahip, 598 kWe/675 kWp gücündeki Güneş Enerjisi Santrali (GES 2) projemizin ihale sürecini tamamladık. Bu yatırım yalnızca bir enerji projesi değildir. Bu yatırım; çevreye duyduğumuz saygının, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzun ve kamu kaynaklarını verimli kullanma anlayışımızın somut bir göstergesidir.” dedi. DÜNYA BANKASI FİNANSMANIYLA HAYATA GEÇİYOR GES 2 Projesi’nin en dikkat çekici yönlerinden birinin finansman modeli olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, yatırımın Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi kapsamında sağlanan Dünya Bankası kaynaklarıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Dünya Bankası’nın finansman desteğinin her kuruma sağlanmadığını ifade eden Başkan Kurt, bu durumun Odunpazarı Belediyesi’nin mali yapısına ve kurumsal güvenilirliğine duyulan uluslararası güvenin önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. “Bu tür finansman kaynakları her belediyenin erişebildiği kaynaklar değildir” diyen Başkan Kurt, “Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar yatırım yapacak kurumları mali yapıları, proje üretme kapasiteleri ve sürdürülebilirlik anlayışları açısından titizlikle değerlendirir. Belediyemizin bu kaynağa erişebilmiş olması, mali disiplinimizin, kurumsal güvenilirliğimizin ve doğru yönetim anlayışımızın bir sonucudur. Uzun vadeli ve düşük maliyetli bu finansman sayesinde belediye bütçemizi zorlamadan önemli bir yatırımı hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı. HEM DOĞAYA HEM DE BÜTÇEYE KATKI Güneş enerjisinin temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak olduğuna dikkat çeken Başkan Kurt, Türkiye’nin sahip olduğu güneş potansiyelinin değerlendirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. Başkan Kurt, “Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, belediyelerin artan enerji giderlerinin kontrol altına alınması ve çevrenin korunması açısından yenilenebilir enerji yatırımları büyük önem taşıyor. Biz de bu bilinçle hareket ediyor, Odunpazarı’nı geleceğe hazırlıyoruz. Güneşten elde edeceğimiz enerji sayesinde belediyemizin enerji giderlerinde önemli tasarruf sağlayacağız. Elde edeceğimiz tasarrufu ise yine vatandaşlarımıza hizmet olarak geri döndüreceğiz” dedi. YARINLARI BUGÜNDEN AYDINLATIYORUZ Odunpazarı Belediyesi’nin çevreci yatırımlarının artarak devam edeceğini belirten Başkan Kurt, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz yalnızca yollar, parklar ve binalar inşa etmiyoruz. Çocuklarımıza daha temiz bir çevre, daha yaşanabilir bir kent ve daha güçlü bir gelecek bırakmak için çalışıyoruz. Güneşten aldığımız güçle Odunpazarı’nın yarınlarını bugünden aydınlatıyoruz. Hem doğayı koruyan hem de belediye bütçesine katkı sağlayan bu önemli yatırımın ilçemize, hemşehrilerimize ve gelecek nesillere hayırlı olmasını diliyorum. Odunpazarı üretmeye, tasarruf etmeye ve geleceğe yatırım yapmaya devam edecek.” “Temiz enerji, güçlü belediye, sürdürülebilir Odunpazarı” hedefiyle hayata geçirilen GES 2Projesi’nin, ilçenin çevreci dönüşümüne önemli katkılar sunması ve belediyenin enerji alanındaki dışa bağımlılığını azaltması hedefleniyor. Dünya Bankası desteğiyle gerçekleştirilen yatırım, yerel yönetimlerde sürdürülebilir kalkınma ve mali disiplinin başarılı bir örneği olarak dikkat çekiyor.

Küpeli: "Sanayimiz Tüm Zorluklara Rağmen Üretmeye Devam Ediyor" Haber

Küpeli: "Sanayimiz Tüm Zorluklara Rağmen Üretmeye Devam Ediyor"

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl açıklanan “Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” araştırma sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan listeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, bu yıl da listede yer alan Eskişehir’de üretim yapan sanayi kuruluşlarını kutlayarak, sanayinin ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. İSO tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” araştırmasında Eskişehir’de üretim yapan toplam 19 sanayi kuruluşunun yer aldığını belirten Başkan Küpeli, “İSO 500 sıralamasında bu yıl da Eskişehir’de farklı lokasyonlarda ve Eskişehir OSB’de üretim yapan toplam 19 sanayi kuruluşumuzun yer alması, şehrimizin üretim gücünün, sanayi altyapısının ve rekabet kabiliyetinin en önemli göstergelerinden biridir. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alma başarısı gösteren tüm firmalarımızı, yöneticilerini ve çalışanlarını gönülden kutluyorum. Bu firmalarımız üretimleri, ihracatları, yatırımları ve sağladıkları istihdamla yalnızca Eskişehir’e değil, ülkemizin ekonomik kalkınmasına da çok önemli katkılar sunmaktadır” dedi. “Sanayimiz tüm zorluklara rağmen üretmeye devam ediyor” Son yıllarda küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, yüksek maliyetler ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen Türk sanayicisinin üretimden vazgeçmediğini ifade eden Küpeli, “Sanayicilerimiz artan finansman maliyetleri, yüksek faiz oranları, küresel pazarlardaki daralma ve iç piyasadaki maliyet baskılarına rağmen üretimlerini sürdürmeye, ihracat yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyor. İSO 500 listesinde yer alan firmalarımızın başarısı, bu zorlu koşullar altında elde edilmiş çok değerli bir başarıdır” diye konuştu. “Eskişehir yüksek katma değerli üretimde öne çıkıyor” Eskişehir’in özellikle havacılık, savunma sanayii, raylı sistemler, beyaz eşya, cam, gıda ve yapı malzemeleri gibi birçok stratejik sektörde güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Küpeli, “Şehrimiz son yıllarda yüksek teknolojiye dayalı üretim kapasitesini artıran, ihracat odaklı büyüyen ve katma değerli üretimi önceleyen bir sanayi merkezi haline gelmiştir. Önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek yeni yatırımlarla birlikte Eskişehir sanayisinin başarı çıtasının daha da yükseleceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. “Üretim olmadan kalkınma mümkün değil” Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi ve küresel rekabet gücünü artırabilmesi için sanayinin desteklenmesi gerektiğini belirten Küpeli, “Üretim, ihracat ve yatırım ülke ekonomisinin temel taşıdır. Sanayicimizin üretimden kopmaması, yatırım iştahını koruması ve küresel pazarlardaki gücünü artırabilmesi için uygun finansman koşullarının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Üretim olmadan büyüme, yatırım olmadan kalkınma mümkün değildir” dedi. İSO tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” listesinde Eskişehir’de üretim tesisi bulunan 19 sanayi kuruluşu şu şekilde sıralandı: 1. Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. 2. Arçelik A.Ş. 3. Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. 4. Eti Gıda San. ve Tic. A.Ş. 5. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü 6. Modern Oluklu Mukavva Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. 7. Tusaş Motor Sanayii A.Ş. 8. Çimsa Çimento San. ve Tic. A.Ş. 9. Renta Elektrikli Ev Aletleri San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. 10. Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. 11. Pınar Süt Mamulleri Sanayii A.Ş. 12. Tarım Kredi Süt Ürünleri A.Ş. 13. Hastavuk Gıda Tarım ve Hayvancılık A.Ş. 14. Elvan Gıda San. ve Tic. A.Ş. 15. Alp Havacılık San. ve Tic. A.Ş. 16. Konveyör Beyaz Eşya ve Otomotiv Yan San. Tic. A.Ş. 17. Yorglass Endüstriyel Cam San. ve Tic. A.Ş. 18. Europen Endüstri İnşaat San. ve Tic. A.Ş. 19. İzocam Tic. ve San. A.Ş.

Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır Haber

Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaştı. Kesikbaş yaptığı açıklamada; “Türkiye’nin 2026 yılı ilk çeyrek dış ticaret verileri hepimize önemli mesajlar vermektedir. Ocak-Mart döneminde ihracatımız yüzde 3,1 azalarak 63 milyar 279 milyon dolar olurken, ithalatımız yüzde 4,7 artışla 91 milyar 957 milyon dolara yükselmiştir. Ortaya çıkan dış ticaret açığı, dikkatle yönetilmesi gereken bir tabloyu göstermektedir.” dedi. ESO Başkanı Kesikbaş değerlendirmesini şöyle sürdürdü; “Buna karşılık Eskişehir’imiz, yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 artışla 969 milyon dolarlık ihracata ulaşmış ve üretim iradesinden vazgeçmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu başarı, alın teriyle çalışan sanayicimizin, mühendisimizin, işçimizin ve girişimcimizin ortak emeğidir. Şehrimizle gurur duyuyoruz. Bu tabloda dış ticaret açığını dikkatli okumamız gerekiyor. Döviz ihtiyacının artması, finansman yükünün ağırlaşması, kur baskısının yükselmesi ve geleceğe dair belirsizliklerin çoğalması anlamına gelir. Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşması için tüketerek değil, üreterek büyümesi gerekmektedir. İmalat Sektörü Kendi Enflasyonunu Yenmiştir Bugün imalat sektörü verimlilik artışı, tasarruf anlayışı ve maliyet disipliniyle kendi enflasyonunu yüzde 18 seviyelerine kadar çekmiştir. Bu tablo, sanayicimizin direncini ve üretim kabiliyetini göstermektedir. Ancak hizmetler ve gıda tarafındaki yüksek artışların yükü; faizler, kredi maliyetleri ve finansmana erişim zorlukları üzerinden yine üreticinin omuzlarına binmektedir. Coğrafyamızda yaşanan savaşlar bir kez daha göstermiştir ki güçlü olmak isteyen ülkeler önce üretmek zorundadır. Sanayisi zayıf olan bir ülkenin ekonomik direnci de stratejik bağımsızlığı da zayıf kalır. Güçlü sanayi, güçlü ülke demektir. Bu şartlar altında sanayicimizin nefes almaya ihtiyacı vardır. İhracatçımız uygun maliyetli finansmana ulaşabilmeli, Eximbank ve merkez bankası reeskont kredi destekleri artırılmalı, üretici firmalara yönelik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Çünkü üreticiye verilen her destek ülkeye yatırım, istihdam ve ihracat olarak geri dönecektir. Türkiye’nin geleceği tüketimde değil, üretimdedir." dedi.

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi Haber

“Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” Paneline Büyük İlgi

Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Panelde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü biçimde ele alındı. Panelde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eskişehir Şeker Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu anlattı. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Çuhadar, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım ile çok sayıda partili ve Eskişehirli katıldı. Panelde konuşmacı olarak Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili aynı zamanda da Ziraat Mühendisi olan Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ve eğitimci Emin Dağlı yer aldı. KÖY ENSTİTÜLERİNDE ÜRETİMLE İÇ İÇE EĞİTİM MODELİ Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci Emin Dağlı oldu. “Köy Enstitülerinde Eğitim Anlayışı ve Kooratif Anlayışı” ile ilgili konuşan Dağlı, Cumhuriyet devrimlerinin en önemlisinin Köy Enstitülerinin kurulması olduğunu belirtti. Türkiye’de yapılan devrimin dünyada eşi, benzeri az olan devrim olduğunu söyleyen Dağlı, köy enstitülerinin eğitiminin bugün ile kıyaslandığı arada çok fark olduğunu kaydetti. Köy Enstitülerinde iş içinde eğitimde yapıldığını vurgulayan Dağlı, “Her enstitünün bir arazisi vardı. İnsanlar, tarımın içindeydi. Çocuklar da o tarımın içinde okudular, öğrendiler; aynı zamanda da çalıştılar. Örneğin hala bizim programlarımıza olmayan Karadeniz’de balıkçılık dersi vardı. Akdeniz’de narenciye ürünleri yetiştirme dersi vardı. Kars’ta hayvancılık dersi vardı. Derslerin hepsi de uygulamalı yapılıyordu” dedi. ÜRETİMDEN TÜKETİME KOOPERATİF ZİNCİRİ ÖNERİSİ Panelin ikinci konuşmacısı olan Erdoğan Yıldız ise “Günümüz Kooperatifçiliği ve Yerel Yönetimler” konusunu masaya yatırdı. Ömrünün 25 yılını kooperatifçilik hareketine verdiğini belirten Yıldız, kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinin mutlaka kooperatifçilik eliyle mümkün olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Kooperatifçiliğin Türkiye’deki tarihini anlatan Yıldız, 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de çok fazla kooperatif kurulduğunu kaydetti. Yıldız, o dönemde Avrupa’daki en yüksek kooperatif sayısının Türkiye’de olduğunu vurguladı. Kooperatiflerin nicelik olarak çok olduğunu ancak nitelik olarak hiç olmadığına dikkat çeken Yıldız, “Türkiye’de başarılı kooperatifçiliği saysak bir elin 5 parmağını geçmez” dedi. Yıldız, konuşmasında neden böyle sorusuna da cevap aradı. Tüketim kooperatiflerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Köy kalkındırma kooperatifleri köyde üretim yapacak, tarım kredi kooperatifleri bu kooperatiflere finansman sağlayacak, tüketim kooperatifleri de köylerde kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayacak. Üretimden tüketime giden yolun kestirmesi, bu. Ne finansman, ne üretim ne de tüketim sorunu kalıyor” dedi. “CUMHURİYET, YOKLUK İÇİNDE RASYONEL BİR KALKINMA AKLI KURDU” Panelin en dikkat çeken ismi Gökhan Günaydın oldu. Konuşmasında “Kooperatifçilik Adına Ne Yapılmalı” sorusunun cevabını arayan Günaydın, konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş koşullarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin 1923’te son derece sınırlı bir sanayi altyapısıyla yola çıktığını vurgulayan Günaydın, “Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfus yaklaşık 13 milyondu ve bunun yüzde 85’i köylerde yaşıyordu. Sanayi altyapısı neredeyse yoktu. Üstelik Osmanlı borcunun üçte ikisi genç Cumhuriyet’in omuzlarına yüklenmişti. 1929’a kadar gümrük politikalarında bile bağımsız değildiniz. Buna rağmen kurucu kadro rasyonel bir akılla hareket etti” diye konuştu. Lozan Antlaşması’nın önemine değinen Günaydın, bu sürecin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olduğunu ifade etti. “TEK YOL VARDI: TARIMI AYAĞA KALDIRMAK” Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezine köylüyü ve üretimi koyduğunu belirten Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini hatırlattı: “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir’ derken, köyünde oturanı değil, üreteni işaret ediyordu. Anadolu köylüsü yıllarca savaşlarda yıpranmıştı. O nedenle üretimin yeniden canlandırılması gerekiyordu. Köy Kanunu çıkarıldı, toprakların satışı sınırlandı, muhtarlık kurumsallaştırıldı.” “ÜÇ BEYAZLA BAŞLAYAN SANAYİLEŞME HAMLESİ” Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşme modelini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın, konuşmasını şu sözlere sürdürdü: “Buğday, şeker ve pamuk… Türkiye’nin dört bir yanında un fabrikaları kuruldu. Şeker fabrikalarıyla pancar üretimi organize edildi. Dokuma tesisleriyle pamuk işlenmeye başlandı. ‘Her fabrika bir kaledir’ anlayışıyla hareket edildi.” ATATÜRK VE ESKİŞEHİR ŞEKER FABRİKASI ANEKDOTU Günaydın, konuşmasının en çarpıcı bölümünü Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin bir anıyı paylaşması oldu. Günaydın: bu anekdotu şu sözlerle anlattı: “Atatürk’e soruyorlar: ‘Eskişehir’de şeker fabrikasını nereye yapalım?’ Treni durduruyor, Eskişehir’de iniyor ve fabrikanın yerini bizzat gösteriyor. ‘Kente yakın olsun ki insanlar her gün Cumhuriyet’in kurduğu bu fabrikayı görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım, salonda uzun süre alkış aldı. “1929 KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN AĞIR SANAYİYE DÖNDÜ” Dünya ekonomisindeki kırılma noktalarına da değinen Günaydın, 1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirtti: “Tarım ürünleri satıp sanayi ürünü ithal eden bir model sürdürülemez hale geldi. Cumhuriyet aklı krizi fırsata çevirdi. Ağır sanayi yatırımları başladı. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumlar bu dönemin ürünüdür.” “SAVAŞ YILLARINDA ÜLKE KORUNDU” İkinci Dünya Savaşı dönemine de değinen Günaydın, Türkiye’nin zorlu ama stratejik bir süreçten geçtiğini ifade etti. “Evet, 1 milyona yakın insan silahaltına alındı, depolar dolduruldu. Ama Avrupa’da yaşanan yıkımın hiçbiri bu topraklarda yaşanmadı. Bu, o dönemin yönetim aklının sonucudur” diyen Günaydın, konuşmasının bu noktasında İsmet İnönü’yü de andı. Cumhuriyet kadrolarının birlikte yürüttüğü mücadeleye vurgu yapan Günaydın, güncel ekonomik politikalara eleştiriler yöneltti. Özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi üzerinden örnek veren Günaydın, “Bir zamanlar Tokat’ta, Samsun’da, Adana’da fabrikalar vardı. Yerli tütün üretiliyordu. Bugün o üretimden eser yok. İşçi işini kaybetti, köylü üretimden koptu” dedi. Madencilik politikalarına ilişkin de çarpıcı bir iddia ortaya koyan Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığına dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.