SON DAKİKA
Hava Durumu

#Filistin

Porsuk Haber Ajansı - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Kadınların Önde Olduğu Örnek Bir Kent Haber

Eskişehir Kadınların Önde Olduğu Örnek Bir Kent

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü dolayısıyla kadınlarla düzenlenen iftar programına katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, iftar programında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi, “Efendim hepiniz hoş geldiniz. 11 aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen ve 18’inci iftarında buluştuğumuz Ramazanınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz duaların kabul olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi. Genel Başkan Özgür Özel, şunları söyledi: “ESKİŞEHİR, KADINLARIN ÖNDE OLDUĞU ÖRNEK BİR KENT” “Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugünü bir ilde geçireceğiz. Bununla ilgili Kadın Kolları Genel Başkanımız Asu Hanım bunun için Eskişehir’e gelmeyi önerdi, ‘Tüm günü Eskişehir’de geçirelim’ dedi. Çünkü Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen gibi efsanevi bir rektör, belediye başkanı ve Türkiye’de çok bilinen hizmetleri ile görevini tamamlamış olan bir belediye başkanından sonra göreve bir kadın, bir hukukçu, bir hakim, daha sonra belediyeciliği genel sekreterlikle deneyimlemiş ve başarıyla götürmüş birisi aday olmuştu. Biz onu Eskişehir’e emanet etmiştik. Eskişehir sağ olsun bizi kırmadı ve ona muhteşem bir destek verdi. O da tüm arkadaşlarımızla birlikte çok başarılı, örnek bir belediyecilik yapıyor. Bir kadının büyükşehir belediye başkanı olduğu ve kadınlara çok değer veren, onları her zaman… Bilhassa çok sevdiğim bir şey; Sevgili Ahmet Ataç ve Kazım Kurt, salı günleri Eskişehirli kadınları hep Meclis’e taşırlar. Gelirler, Anıtkabir‘i ziyaret ederler. Grup toplantımızı izlerler, Meclis’i gezerler. Kadınlara çok önem verilen, kadınların çok önde olduğu, hem siyasette hem de toplumsal yaşamda örneği bir örnek bir kent burası. Günü burada geçirmek istedik. Hepinizin bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.” “BU RAMAZAN SOFRASINDA TÜM DÜNYAYA BARIŞ DİLİYORUZ” “Tabii bir yandan Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Ama bir yandan hem kadın cinayetleriyle, hem kadına karşı şiddetle hepimiz üzülüyoruz, kahroluyoruz ve bunların bir an önce azalmasını, yok olmasını temenni ediyoruz. Bununla ilgili bugün önemli toplantılar yaptık, çok değerli konuşmalar dinledik. Kadınları dinledik ve gelecekte Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına yönelik de neler düşündüğümüzü Eskişehir’de paylaştık. Aynı zamanda Ramazan ayındayız. Bir kadın iftarında buluştuk. Bu kadar kalabalık, bin 500’ün üzerinde kadınla birlikte iftar yapmak bizim için çok büyük bir onur. Ramazan İslam dünyası açısından çok önemli. Küslüklerin unutulduğu, barışların sağlandığı, herkesin birbirinin halinden anlamaya çalıştığı bir dönem. Ama maalesef böyle bir mübarek ayda İsrail’le Amerika, İran’a saldırdılar. İran’ı bombalıyorlar, İran’a füzeler atıyorlar. Savaşın ilk günlerinde 160 küçücük kız öğrenci okulda vuruldu. Okulları vuruldu, hayatlarını kaybettiler. Bin 500’e yakın kişi şu ana kadar hayatını kaybetti. Bu Ramazan sofrasından hem İran’a, hem Filistin’e, hem bütün dünya coğrafyasına barış dileyelim.” “İRAN’DA SERT VE NET TUTUM ALMAK LAZIM” “Tabii burada iki önemli şeyi söylemek gerekiyor. Bunlardan bir tanesi şu; 1 Mart 2003’te Türkiye’de bir savaş tezkeresi oylanmıştı. Rahmetli Deniz Baykal ve arkadaşları Cumhuriyet Halk Partililer, 99 AK Partili milletvekilini ikna ederek Irak’ın işgalinin Türkiye üzerinden yapılmasına engel olmuşlardı. O günlerde Sayın Erdoğan, düşman askerlerinin Mersin, İskenderun limanına gelmesini, oradan Doğu ve Güneydoğu’ya yerleşmelerini, altı büyük Amerikan askerine üs kurulmasını ve Irak’a buradan operasyon yapılmasını Amerikan Başkanı Bush’a söz vermişlerdi. Biz karşı çıktık, 99 AK Partili milletvekili ile birlikte buna engel olmuştuk. Irak’ta yine Müslüman kanı dökülmüştü ama hiç olmazsa bizim elimize bulaşmamıştı. Şimdi aynı şeyi İran’a yapıyor Amerika ve İsrail. Burada bunlara karşı sert ve net bir tutum almak lazım. Ancak maalesef bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri‘ne ve İsrail’e bu saldırılarını durdurmaları için gerekli tavır konmamış, tutum geliştirilmemiştir. Bu Ramazan sofrasından bir siyaset argümanı olarak değil ama bir vicdan, bir vicdani talep olarak bunu bir kez daha dile getirmeyi önemli görüyorum.” “TRUMP’IN FİLİSTİN’İ İŞGAL MASASINDAN DERHAL KALKIN” “Bir diğeri ise Filistin. Malum Filistin sorunu yaşanıyor. Gazze’de büyük bir katliam yaşandı. 71 bin, çoğu çocuk ve kadın Filistinli hayatını kaybetti. Dünya buna tepki vermekte gecikti, sonradan tepkiler gelişti ama Amerikan Başkanı Trump geldi. ‘Gazze’yi gördüm, çok güzelmiş. Orada Filistinlilerin ne işi var? Oraya güzel oteller, casinolar, kumarhaneler kuracağım. Önünde de hidrokarbonlar var, onları istiyorum’ dedi. Bizim ‘savaş suçlusu’ dediğimiz Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ dedi. En sonunda bu büyük binaları, casinoları, kumarhaneleri, otelleri yapmak için oraya bir kurul oluşturdu. Utanmadan adına da ‘barış kurulu’ dedi, bütün dünya ülkelerini çağırdı. Dünyanın aklı başında liderleri, Avrupa’nın aklı başında, Trump‘a teslim olmayan liderleri ‘Biz gitmeyiz’ dediler. Maalesef Türkiye gitmeye karar verdi, itiraz ettik. Dedik ki ‘Filistin Filistinlilerindir.’ ‘Efendim burada Filistin de olmayacak, İsrail de olmayacak. Biz onlara barışı getireceğiz.’ Ama ilk toplantıdan iki gün önce bir numara çektiler Netanyahu ile Trump ve İsrail de o masaya oturdu. Filistin’in olmadığı masada Trump ve İsrail’le bizim Dışişleri Bakanımız oturdu. Yarın - öbür gün de Cumhurbaşkanı oturacak. Bu doğru bir iş değildir. Ramazan mübarek günde Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum; Trump‘ın Filistin işgal masasından derhal kalkın.Buradan, bu iftar sofrasından, bu ” “ESKİŞEHİR’DE TÜM BELEDİYELERİ KAZANIP TARİHE GEÇECEĞİZ” “Gün boyunca kadınlarla beraber olduk. Belediye başkanlarımızla beraber olduk. Bulunduğumuz yerlerde, kimini andık, kimini anamadık. Ama bugün bu toplantıda tüm belediye başkanlarımızla birlikteyiz. Ben çok değerli belediye başkanlarımız, Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’a, Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a, Alpu Belediye Başkanımız Gürbüz Güller’e, Beylikova Belediye Başkanımız Hakan Karabacak’a, Çifteler’de sevgili Zehra Konakçı’ya, Mahmudiye‘de İshak Gündoğan‘a, Seyitgazi’de Uğur Tepe‘ye, Sivrihisar’da Habil Dökmeci‘ye ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bu güçlü ekibe sahip çıkan tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Belediyelerini kazanamadığımızı ilçe başkanlarımız var güçleriyle çalışacaklar. İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi’ni önce iktidar yapacağız. Sonra Eskişehir’de tüm belediyeleri kazanıp tarihe bir kez de böyle geçeceğiz. Ferhat Başkanıma, ilçe başkanlarıma teşekkür ediyorum. Aramızda bulunan kadın muhtarları, sivil toplum örgütü temsilcilerini, çiftçi kadınları, emekçi kadınları, hele hele en çok da evdeki emekleri ücretlendirilmeyen, emeklilik hakkı bile olmayan ev kadınlarını saygıyla selamlıyorum. Hepiniz iyi ki varsınız.” “ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİ EV KADINLARINA EMANET EDİYORUM” “Buradan şu müjdemi vermek istiyorum. Ama altı ay sonra, ama bir yıl sonra ama en geç 1,5 yıl sonra seçim olacak. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak. İktidarımızda iş bulamadığımız, veremediğimiz ya da evde çalışmak zorunda kalan tüm ev kadınlarının sigorta hakkı olacak, emeklilik hakkı olacak. Söz veriyorum. Son sözüm: Herkes çocuğunun geleceği iyi olsun ister. Artık ülkede bundan sonra her şeyin iyi olması için kararı anneler verecek. Emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin, esnafların kararı tamam. Artık sıra ev kadınlarında, ev hanımlarında. Tüm ev hanımlarını, ev kadınlarını daha zengin bir ülkede, çorbanın daha kolay kaynadığı bir ülkede gelecek kaygısı duyulmayan bir ülkede, çocuğunun, torununun daha iyi yaşamasını istediğiniz bir ülkede yaşamak istiyorsanız, ben ev kadınlarına emanet ediyorum Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Başkan Ataç Filistinli Öğrencileri Ağırladı Haber

Başkan Ataç Filistinli Öğrencileri Ağırladı

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Filistinli Öğrenciler Genel Birliği Başkanı Baha Pjoub ve beraberindeki heyeti ağırladı. Başkan Ataç’ın makamında gerçekleşen ziyarette Filistin’deki gelişmeler, öğrencilerin yürüttüğü çalışmalar ve Tepebaşı Belediyesi’nin faaliyetleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Filistinli Öğrenciler Genel Birliği Başkanı Baha Pjoub ve beraberindeki heyeti makamında ağırladı. Gerçekleşen ziyarette Filistin’deki gelişmeler, Filistinli öğrencilerin yürüttüğü çalışmalar ve Tepebaşı Belediyesi’nin sosyal belediyecilik uygulamaları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyaret sırasında Filistinli öğrenciler, Başkan Ataç’a Filistin atkısı hediye etti. Heyet ayrıca üzerinde “Toprak bizimdir, Kudüs bizimdir” yazısının yer aldığı ve Filistin haritasını simgeleyen bir tabloyu da Başkan Ataç’a takdim etti. Heyet üyeleri, Başkan Ataç’a Filistin rozeti de taktı. “Yaser Arafat Özgürlük Ve Barışın Simgesidir” Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Ataç, Filistin halkının mücadelesinin dünya kamuoyu açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ziyaretinizden dolayı teşekkür ediyorum. Filistin meselesi bizim için yalnızca siyasi bir konu değil, aynı zamanda vicdani ve insani bir meseledir. Yıllardır Filistinli yöneticilerle temaslarımız oldu, Filistin’e çeşitli ziyaretler gerçekleştirdik. Hatta Yaser Arafat’ın mezarını da ziyaret etmiştim. Filistin halkının verdiği mücadeleye büyük saygı duyuyoruz.” Ataç konuşmasında, Filistin davasının tarihsel liderlerinden de söz ederek, “Yaser Arafat ve Rauf Denktaş çok önemli liderlerdi. Bu toprakların hafızasında yer etmiş, halklarının mücadelesine yön vermiş isimlerdir. Onların bıraktığı miras, bugün de halkların özgürlük ve barış arayışına ilham vermektedir” ifadelerini kullandı. Başkan Ataç, Filistinli Öğrencilere Kucak Açtı Filistinli öğrencilerle dayanışmanın önemine de değinen Başkan Ataç, Tepebaşı Belediyesi’nin üniversite öğrencilerine yönelik sosyal destek çalışmalarına dikkat çekerek Filistinli öğrencileri belediye tarafından ücretsiz olarak sunulan akşam yemeği hizmetinden yararlanmaya davet etti. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin paylaşılması ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

ÇEDES Gazze İçin Seferber Haber

ÇEDES Gazze İçin Seferber

Filistin ve Gazze halkına destek amacıyla Eskişehir’de, Çevreme Duyarlıyım ve Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında “ÇEDES Gazze İçin Seferber” sloganıyla geniş katılımlı dayanışma etkinlikleri düzenlendi. Eskişehir Valiliği himayelerinde İl Millî Eğitim Müdürlüğü, İl Müftülüğü ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen etkinlikler, şehir genelinde büyük ilgi ve destek gördü. Eskişehir’in dört bir yanında gerçekleştirilen yardım kermeslerine 134 okul gönülden katıldı. Öğrencilerin küçük harçlıklarından, öğretmenlerin emeğinden ve velilerin duyarlılığından doğan bu iyilik hareketi; bir çocuğun harçlığından ayırdığı küçük bir katkı, bir annenin dualarla bıraktığı bir paket ve bir öğretmenin titizlikle hazırladığı çalışmalarla büyüyerek şehrin vicdanının ortak sesi hâline geldi. Kermeslerden elde edilen ve toplamda 2.829.187 TL’ye ulaşan gelir, Filistin’deki mazlumlara ulaştırılmak üzere Türkiye Diyanet Vakfı’na (TDV) bağışlandı. İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, öğretmenler ve öğrencilerle birlikte toplanan bağışları temsilen hazırlanan çeki İl Müftüsü Muharrem Gül’e teslim etti. Programda Aydın ve Gül, Filistin halkının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek Eskişehir’de sergilenen bu büyük dayanışmanın anlam ve önemini ifade ettiler.

Barış Kadınla Mümkündür! Haber

Barış Kadınla Mümkündür!

AK Parti Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından Valilik Meydanı’nda Gazze'de yaşananlarla ilgili olarak 81 İlde eş zamanlı olarak Sessiz Çığlık Zinciri oluşturdu. 81 İlde eş zamanlı olarak düzenlenen Sessiz Çığlık Zinciri ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapan İl Kadın Kolları Başkanı Feriha Ertorun şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, Kıymetli kadınlar, anneler, gençler ve vicdan sahibi herkes… Duvarlara kanla yazılmış isimler… Bir annenin, bir babanın yitik hayali… Bir çocuğun hiç göremeyeceği baharı… Bir bebeğin hiç yaşayamayacağı çocukluğu… İşte bu acının adı: Gazze. Bugün kadınlar olarak Gazze’nin sessiz çığlığına ses olmak için el ele verdiğimizi tüm dünyaya göstermek adına meydanlardayız. Bugün 81 ilde kurduğumuz bu zincir, Gazze’de evlatlarını kaybeden anne-babaların zinciridir… Öksüz-yetim bırakılan çocukların zinciridir… Ve insanlığını kaybetmeyen herkesin zinciridir! Biz; “Yaralıları mı kurtaracaktım, şehitleri mi taşıyacaktım ya da bir torba un mu bulmaya çalışacaktım? Yemin ederim eve tek bir torba un getirip, çocuklarımın karnının doyacağını bilsem, ölüme razı olurum” diyen Gazzeli annenin sesi olmak için, bu sesi dünyaya duyurmak için buradayız. Bu zulmü görmezden gelen herkese soruyorum: Kalbiniz nerede? Yüce Rabbimiz mealen “Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Bir canı yaşatan, bütün insanlığı yaşatmış gibidir.” (Maide, 32) buyuruyor. Gazze, bu ilahi kelamın sarsıcı bir imtihanıdır. Bizler İstanbul’dan, Hakkari’den, Trabzon’dan, Erzurum’dan ve Türkiye’nin 81 ilinden dünyanın dört bir yanındaki kadınlara, kız kardeşlerimize sesleniyoruz: Barış kadınla mümkün! Değerli basın mensupları, Barışçıl bir şekilde yola çıkan ve uluslararası sularda haydut İsrail’in hukuksuz müdahalesine uğrayan Küresel Sumud Filosu’nu dünya öylece seyretti! Hamdolsun, Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığıyla bu adaletsizlik karşısında da sessiz kalmadı. Sadece kendi ülkesinin vatandaşlarını değil, 13 ülkeden 101 vicdan sahibi gönüllünün de ülkelerine güvenle dönmelerini sağladı. Bizler de ablukayı delmek ve insanlık onurunu korumak için mücadele eden kahramanların ülkemize dönüşlerinde oradaydık. Hepsinin dilinde aynı temenni vardı: “Biz elimizden geleni yaptık, umarım Gazze’ye bir umut ışığı olabilmişizdir.” İşte bugün o umut sözleri de bu meydanda yankılanıyor. Nehirden denize özgür Filistin! Sevgili dostlar, Biz bugün bütün kimliklerimizden sıyrılarak; sadece kadın kimliğimizle buradayız. Çünkü bu mesele ne dünyadaki rollerimizle, ne taşıdığımız ünvanlarla, ne de sahip olduklarımızla ilgilidir; bu mesele insanlık meselesidir! Bugün Türkiye’den tüm dünyaya tek bir şey söylüyoruz: Barış kadınla mümkündür. Slogan atmıyoruz; vicdanlarımızla haykırıyoruz. Çünkü bazı sessizlikler vardır ki, arşı yere indirir. Ve bizim sessizliğimiz, Gazze’nin en gür çığlığı olacaktır. Ve şimdi, Sizleri de sessiz çığlık zincirimize davet ediyorum. Teşekkür ederim."

Aktivistleri Serbest Bırakın, Soykırıma, İnsanlık Suçlarına Son Verin Haber

Aktivistleri Serbest Bırakın, Soykırıma, İnsanlık Suçlarına Son Verin

Eskişehir Bilecik Tabip Odası öncülüğünde sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Sumud Filosu’na yönelik yapılan operasyonlara tepki gösterilirken, aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Ulus Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında konuşan Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı; “Bugün burada insanlığın yüzakı, onuru ve vicdanı Sumud Filosu’nun aktivistlerine dayanışma duygularımızı iletmek, hukuk dışı alıkoymayı bir an önce durdurması, dostlarımızı bir an önce serbest bırakması ve soykırımı sonlandırması için İsrail Hükümeti’ne seslenmek için bulunuyoruz. 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Gazze’de soykırım yapıyor. En az 66000 insan öldürüldü, en az 170000 yaralının olduğu biliniyor. 2 milyon insan göçe zorlandı. Çocuklar açlık nedeniyle ölüyor, açlık bir silah olarak kullanılıyor. Barınma zorluğu, susuzluk, hastalıklar, tedavi olamama çok büyük sorunlar. Okullar, hastaneler bombalanıyor, sağlık çalışanları öldürülüyor, hapishanelere atılıyor. Tüm bu zulüme karşı 2 yıldır dünyanın dört bir yanında insanlar, eylemler yapıyor, bu insanlık suçunu lanetliyor, soykırımın durdurulması için haykırıyorlar. Sumud Filosu da, İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırımı daha görünür kılmak ve küresel ablukaya isyan etmek için 31 Ağustos’ta Barselona’dan yola çıktı. Tüm dünya filonun bu onurlu yolculuğunu yaklaşık bir aydır, kalplerimiz onlarla birlikte atarak izliyorduk, izliyoruz. İsmini Arapçada “kararlılık” demek olan olan Sumud kelimesinden alan, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı deniz ablukasını barışçıl yollarla aşarak bölgeye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan 46 ülkeden 490 aktivisti taşıyan Sumud Filosu insanlığın onuru ve vicdanıdır. Sumud Filosu hepinizin yakından takip ettiği üzere, 1 Ekim gecesi İsrail savaş gemileri tarafından uluslararası sularda kuşatılmış, sivil teknelere baskın düzenlenerek aralarında ülkemizden de çok sayıda kişinin olduğu 484 aktivist alıkonulmuştur. Evrensel insan haklarını hedef alan, temel insani değerlere yönelik bu saldırıyı kınıyoruz. Gazze halkını açlığa mahkum ederek yerinden sürmeye çalışan İsrail Devleti’nin Gazze'ye insani yardım ulaştırmaya çalışan gönüllüleri engellemesi kabul edilemez! İsrail’in Sumud Filosu’na yönelik saldırısı uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bir eylemdir. Birleşmiş Milletler Şartı’nın ikinci maddesi devletlerin kuvvet kullanma yasağını ve uluslararası barışın korunmasını düzenler. Bu maddeye göre hiçbir devlet uluslararası sularda barışçıl ve sivil gemilere karşı güç kullanamaz. İsrail bu saldırıyla açıkça Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal etmiştir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi açık denizlerde seyrüsefer özgürlüğünü ve gemilerin dokunulmazlığını güvence altına alır. Sumud Filosu’na yönelik müdahale bu dokunulmazlığı yok saymakta ve suç teşkil etmektedir. Cenevre Sözleşmeleri insani yardım faaliyetlerini ve sivillerin korunmasını uluslararası hukuk çerçevesinde güvence altına alır. Sivillere ve insani yardım konvoylarına saldırı savaş suçu niteliğindedir. Bu saldırı masum insanların hayatını doğrudan hedef almıştır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin üçüncü ve dokuzuncu maddeleri yaşama hakkını ve keyfi gözaltı yasağını düzenler. Sumud Filosu’na katılan sivillerin alıkonulması hukuksuzdur ve derhal sona erdirilmelidir. Gözaltına alınan tüm siviller derhal serbest bırakılmalıdır. İsrail’in saldırısı yalnızca bir ülkeye değil, uluslararası barışa, insan haklarına ve tüm insanlığın ortak vicdanına yönelmiş bir meydan okumadır. Bu tabloya sessiz kalınması uluslararası hukukun ve insani değerlerin bütünüyle yok sayılması anlamına gelir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve uluslararası toplum acilen harekete geçmeli, İsrail’in bu saldırısına karşı etkili yaptırımlar uygulanmalı ve sorumlular hakkında uluslararası soruşturma başlatılmalıdır. Masum sivillerin hedef alındığı bu eylem asla cezasız kalmamalıdır. Gazze’de hastaneler ilaçsız bırakılırken, çocuklar açlıktan ölürken ve temel yaşam malzemeleri bölgeye sokulmazken, İsrail savaş gemilerinin Sumud Filosu’na müdahalesi yalnızca bir askeri müdahale tehdidi değil, aynı zamanda küresel dayanışmaya verilmiş açık bir gözdağıdır. Gazze’de aylardır süren soykırımın en çıplak görüntüleri dünya kamuoyunu ayağa kaldırırken, Sumud Filosu’nun amacı ablukanın karanlık duvarlarını kırmak ve dünyayı harekete geçirmektir. İsrail’in askeri güç gösterisinin, bu dayanışma çabasını bastırmaya, uluslararası tepkiyi susturmaya yönelik olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ancak ne Filistin halkının özgürlük iradesi, ne de küresel dayanışmanın kararlılığı bu saldırılarla kırılabilir. Bu nedenle, Gazze’ye uzanan her dayanışma eli yalnızca insani bir yardım değil; aynı zamanda İsrail’in soykırım politikalarına meydan okuyan politik bir eylemdir. 2 yıldır Gazze halkına soykırım uygulayan, ablukayı sürdürerek insanları, açlığa, kıtlığa, göçe, ölüme mahkum eden İsrail’in, yürürlükte olan uluslararası hukuku, sözleşmeleri ihlal etmek için cüreti arkasında duran emperyalist güçlerden aldığını biliyoruz. Yaşananların hepsi birer insanlık suçudur. İsrail devleti, bütün bu insanlık suçlarından ötürü uluslararası mahkemelerde yargılanmalı ve hesap vermelidir. Gazze ablukasının kırılması, soykırımın son bulması için dayanışmamızı artırıp sesimizi daha da yükseltmeliyiz. Biz hekimler, her zaman barıştan yana olduk, olmaya da devam edeceğiz. Birleşmiş Milletler’i, İsrail Tabipler Birliğini, Dünya Tabipler Birliği’ni, Dünya Sağlık Örgütü’nü, uluslararası kamuoyunu, tüm kurumları ve tüm iktidarları bu insanlık trajedisinin ve savaşın durdurulması için göreve çağırıyoruz. Filistin halkına yaşatılan zulmün sona erdirilmesi insanlığın ortak sorumluluğudur. AKP hükümetini İsrail ile diplomatik ve ticari ilişkileri tamamen kesmeye ve aktivistlerin bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları için tutum almaya çağırıyoruz. İsrail’le diplomatik ilişkilerini kesen Kolombiya Devlet Gustavo Petro’ya, süreçte en başından bu yana kararlılıkta duruşunu ortaya koyan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’e, İsrail’e gidecek yükleri yüklemeyen liman işçilerine ve şimdi de genel grev kararı alan İtalyan işçilerine, 280 gündür cezaevinde bulunan Gazze direnişinin sembol isimlerinden Dr. Hüssam Ebu Safiyye’ye ve tüm sağlık çalışanlarına selamlarımızı iletiyoruz. Aktivistler arasında farklı ülkelerden ve ülkemizden hekimlerin olduğunu biliyoruz. Meslektaşlarımıza ve tüm aktivistlere şükran duygularımızı, dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Aktivistler arasında bulunan Dr. Osman Çetinkaya’nın yeri bizler için ayrıca önemlidir. Dr. Osman Çetinkaya şehrimizde hizmet vermiş, birlikte çalıştığımız acil tıp uzmanı meslektaşımızdır. Kendisine buradan sizler aracılığıyla da dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını diliyoruz, bunun için gereken ne ise yapacağımızı bilmesini isteriz. Son sözümüz İsrail Hükümeti’ne. Bizler Filistin halkının yanındayız. Aktivistleri serbest bırakın. Soykırıma, insanlık suçlarına son verin. Yaşasın özgür Filistin."

Filistin İçin Haykıran Gençlerimizi Terörist İlan Ettiler! Haber

Filistin İçin Haykıran Gençlerimizi Terörist İlan Ettiler!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında Gazze ve Filistin'de yaşanan olaylar gündeme getirildi. Saadet Partisi Eskişehir Odunpazarı İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Osman Çalışkan tarafından gerçekleştirilen basın toplantısında şu ifadelere yer verildi; ''Dünya bir insanlık sınavından geçiyor. Biz burada torbaları, heybeleri karıştırıp turpun büyüğünü ararken Gazze’de katliam devam ediyor, açlık devam ediyor, susuzluk devam ediyor. Üstüne bir de bu katliamın sorumlusu iki haydut devletin lideri; Amerika’da buluşup, bölgemizi yine tehdit etti. İktidarsa bunları allayıp pullayıp algı yönetmekle uğraşadursun, İsrail göz göre göre 23 Mart’ta Gazze’de 15 sağlık çalışanı, yaralılara müdahale etmek için olay yerine giderken, Siyonist teröristler tarafından saldırıya uğradı. Tamamı infaz edildikten sonra açtıkları çukurlara gömdüler. O sağlık çalışanlarının bedenleri günler sonra bulundu. Elleri arkadan bağlı bir şekilde katledilmişler! Var mı buna ses çıkaran bir ülke?  Var mı bu vahşete yüksek bir sesle hesap soran bir lider? Soykırım başladığından beri resmi rakamlara göre 55 binden fazla mazlum hayatını kaybetti. 200.000’den fazla insan kayıp. Katledilenlerin %70’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Ateşkes sürecinde bile, 1391 Gazzeli şehit edildi. Bayram sabahı 13’ü çocuk 33 mazlum katledildi. Çocukların üzerinde bayramlıkları vardı. Bayramlıklar bu çocuklara kefen oldu! Bunlar resmi rakamlar. Hakikat bundan çok daha vahim!  Allah aşkına soruyorum; Bundan daha vahşi bir soykırım olur mu?  Bundan daha net bir savaş suçu olur mu? Tüm dünya daha ne olmasını bekliyor? Vanaları kapatmak için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor? Yakıt sevkiyatını durdurmak için daha kaç kadının ölmesi gerekiyor? Bu vahşet cılız tepkiler, sıradan kınamalarla geçiştirilemez. Aksine görülmüştür ki her kınama İsrail’i daha da cesaretlendiriyor ve kana susamış bir canavar haline getiriyor. Türkiye ise iktidarın metin yazarlarının bile dönüp bir daha okumadığı basma kalıp kınamalar dışında hiçbir şey yapmıyor. Türkiye’de Filistin için haykıran gençlerimizi terörist ilan ettiler, aynı ses yurt dışında yükselince alkış yarışına girdiler. Soykırım suçlusu İsrail’e teknolojik destek veren Microsoft’u protesto eden gençleri alkışlayanlar, İsrail’e yakıt gönderen SOCAR’ı protesto eden gençlerimizi gözaltına aldılar. Neden? Çünkü onların gündemleri Filistin değil, kimin protesto edildiğidir. İktidarın Gazze Hassasiyeti, ucu kendisine dokunana kadardır. Ukrayna’ya İHA, Karabağ’a SİHA gönderenler söz konusu Gazze olunca dua ile yetiniyorlar. Filistin’in yanında olmak; çıkarınıza dokununca değil, bedeli olunca kıymetlidir. Milyonlarca yüreğin söylediği sözü biz de söylüyoruz,“Gazze alev alev yanarken susan, konuşanı susturan herkes bu zulmün ortağıdır!” Herkes bilsin ki başka Gazze yok, başka Türkiye yok. Biz inanıyoruz ki Gazze kazanacak, Türkiye kazanacak, insanlık kazanacak. Mazlumun evini viran ederek, zafer kazandığını zannedenlerin evleri viran olacak. Kahredenler, kahrolacak. Herkes bilsin ki Gazze vardır, Filistin vardır ve bu Filistin nehirden denize özgürdür.''

Sustuğumuz Her Zulüm, Yarın Daha Büyük Acılara Zemin Hazırlar Haber

Sustuğumuz Her Zulüm, Yarın Daha Büyük Acılara Zemin Hazırlar

Eskişehir Barosu İnsan Hakları Komisyonu tarafından Filistin ve Ortadoğu’da yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. Eskişehir Barosu Hizmet Binasında İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Büşra Karadan tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bizler, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve barışa inanan avukatlar olarak, Ortadoğu’da, özellikle Filistin topraklarında yaşanan ağır insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmamızın mümkün olmadığını bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz. Gazze’de aylardır süren saldırılar artık yalnızca bir savaşın parçası değil, açıkça bir insanlık suçu ve soykırım niteliği taşımaktadır. Sivillerin hedef alındığı, çocukların, kadınların, yaşlıların yaşam haklarının ellerinden alındığı; hastanelerin, okulların, sığınakların bombalandığı; temel insani ihtiyaçlara erişimin kasten engellendiği bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu, bir çatışmadan öte, sistematik ve topyekûn bir yok etme politikasının açık göstergesidir. Uluslararası hukuka göre; 1949 Cenevre Sözleşmeleri, özellikle Sivil Kişilerin Korunmasına İlişkin IV. Sözleşme, işgal altındaki topraklarda sivillere yönelik bu tür eylemleri açıkça yasaklamaktadır. Ayrıca, Roma Statüsü uyarınca; sivillere yönelik kasıtlı saldırılar, zorla aç bırakma, kitlesel öldürme ve toplu cezalandırma gibi eylemler açıkça savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilir. Tüm bu hükümlere rağmen, uluslararası toplumun büyük bir kısmı ya sessiz kalmakta ya da etkisiz açıklamalarla yetinmektedir. Bu durum, sadece mağdurları değil, insan hakları hukukunun evrensel geçerliliğini de tehdit etmektedir. Eskişehir Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak, yalnızca Filistin halkına yönelik bu vahim ihlalleri değil, dünyanın başka coğrafyalarında yaşanan her türlü sistematik insan hakkı ihlalini de aynı kararlılıkla reddediyoruz. Mezhepsel, etnik veya siyasi gerekçelerle sivillerin hedef alındığı her olay; failleri kim olursa olsun, uluslararası hukuka göre suçtur ve insanlığın ortak vicdanına aykırıdır. Suriye’de yaşanan mezhep temelli şiddet ortamının, bugün Filistin’de uygulanan sistematik yok sayma politikalarıyla benzerlik taşıdığını üzülerek gözlemliyoruz. Farklı siyasi aktörlerin, farklı söylemlerle ama benzer yöntemlerle yürüttükleri bu insanlık dışı uygulamalar karşısında taraf değil, ilkesel bir duruş sergiliyoruz: Biz, her koşulda yaşam hakkının, barışın ve insan onurunun yanındayız. İnsan hakları mücadelesi seçici bir alan değildir. Kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın, her türlü baskı, işgal, şiddet ve soykırıma karşı çıkmak biz avukatların hem mesleki hem de insani sorumluluğudur. Bu açıklamamız yalnızca bir tepki değil, aynı zamanda bir sorumluluk beyanıdır. Hukukun sesi susturulmak istendiğinde, biz susmayacağız. Adaletin terazisi bozulduğunda, biz onu hatırlatacağız. Çünkü biliyoruz ki; sustuğumuz her zulüm, yarın daha büyük acılara zemin hazırlar. Eskişehir Barosu olarak, Filistin’de ve dünyanın dört bir yanında süregelen bu insan hakları ihlallerinin bir an önce sona ermesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurguluyor; barışın, yaşam hakkının ve insan onurunun egemen olduğu bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.