SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eylem Planı

Porsuk Haber Ajansı - Eylem Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eylem Planı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer: "Küçük Esnaf Yalnız Bırakıldı" Haber

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer: "Küçük Esnaf Yalnız Bırakıldı"

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir'deki alışveriş merkezlerinin artışı, küçük esnafın yaşadığı ekonomik kriz ve Ahilik Haftası etkinlikleri üzerine açıklamalarda bulundu. Kentte faaliyet gösteren mevcut 5 AVM'ye ek olarak 8 yeni AVM projesinin daha yolda olduğunu belirten Yer, 2026 yılının ilk 6 ayında 618 iş yerinin kepenk indirdiğine dikkat çekerek acil eylem planı çağrısı yaptı. Eskişehir'e 8 Yeni AVM Geliyor: 71 Evler, Osmangazi ve Çarşı Etkilenecek Şehirde son dönemde ivme kazanan AVM yatırımlarını değerlendiren Gürol Yer, bu durumun yerel esnafa büyük darbe vuracağını vurguladı. Mevcut 5 AVM’ye ilaveten özellikle Odunpazarı ilçesi sınırlarında yeni projelerin yükseldiğini ifade eden Yer, şu ifadeleri kullandı: ''Değineceğimiz konu, şehrimizde son süreçte bir anda hızlanan ve aynı zaman diliminde faaliyete başlayacak alışveriş merkezleri değerlendirmesi, beraberinde bu sürecin en mağduru olacak şehrimiz esnafı, hemşehrilerimizin durumu. Yanında esnaflarımızın yaşadıkları bazı olumsuz durumlarda yanlarında kimin olduğu, kimin olmadığını vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Yatırım olarak gösterilen mevcut 5 AVM yanında, yakın süreçte özellikle Odunpazarı ilçemiz sınırları içinde ve Ihlamurkent-Vadişehir, 71 Evler, Osmangazi, Çarşı bölgemizi etki alanı içine alacak olan 8 yeni yapılan alışveriş merkezi, yıl sonu ve 2027'nin ilk diliminde faaliyet başlangıcı yapacak görünmektedir. Konu kamuoyunda tartışılmakta, fikirler beyan edilmekte. Biz konuya farklı bir pencereden bakmak istiyoruz. Güncel ekonomik şartlar altında e-ticaret uygulamaları etkisi, grup markaların yerele baskısı ve ekonomik daralma neticesi iş hacmi yarıdan aşağıya düşen, girdi ve günlük maliyetler yüzünden kâr etmeyi bırakın, günü kurtardığına sevinmek durumunda kalan, destek ve can suyu kredilerine ulaşmakta zorlanan, her biri bu şehrin değeri, dostumuz, arkadaşımız ve kardeşimiz, hemşehrimiz küçük esnaflarımızın yaşadığı yalnızlık bu ortamda çok nettir. İçinde olduğumuz Ahilik Haftası çok detaylı programlar ile kutlanıyor. Protokol çok güzel birbirlerini ağırlıyor ama kimse kusura bakmasın, beklenti olan esnafın dünü, bugünü, yarını konuşulmuyor, durumu incelenmiyor. Törenler, ziyaretler maalesef esnafın mevcut durumuyla en ufak alakası bile olmayan, yalnızca ağırlama, uğurlama kapsayan bir vaziyette Ahilik Haftası kutlanmaya hızla devam ediyor. Eskişehir'de 2026 yılının ilk 6 ayında 618 işyeri kapanış gerçekleştirmiştir. Bu sayı neden, niçin, nedir diye bu süreçte soran oldu mu diye merak ediyoruz. Yani artık eskisi gibi "yılların esnafı" tabiri giderek azalma eğilimine girmiş bulunmaktadır. Her alan ve birimde esnafa zarar veren tüm etkenler hızla çoğalmaya devam ederken, tüm sektörlerde önümüz süreçte daralma, kapasite düşüşü, sermaye küçülmesi, hareketsizlik çok net hissedilecektir. Bu çok net bir durumdur. Bu noktada esas muhatap esnaf odaları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, yerel yönetimler olmak üzere tüm sektör temsilcilerinin ortak görüş ve eylem planlaması ve öngörü ortamı oluşturması acil gereken bir durumdur. Maalesef bu yapıyı oluşturacak olanlar, mehterli, hediyeli kutlamalar ile mecburiyetin yerine getirilmesi olan etkinliklerle süreci devam ettirmekle meşguller. Hatırlatalım, tam geldiğimiz noktada Ahilik ilkelerinden dayanışma ne zaman hayata geçirilmiş ve esnafımıza doğrudan yönelmiştir diye soralım. Esnafın ve camianın en büyük beklentisi, güncel şartlarda destek ve dayanışmadır. Halkımız bu anlamda en büyük hakem, duyarlı ve değerlendirici olarak esnaflarımıza gereken değer ve onayı, aldığı hizmet ile mal üzerinden devamlılık sağlayarak gereğini yapmakta ve esnafın yaşaması için desteğini vermektedir. Bunun daha artırılması yönünde bilinç oluşturmak için yapılması gerekenler mutlaka vardır diye düşünüyoruz. Konuyu getirdiğimiz noktada, bahsettiğimiz dayanışma ilkesi ile ilgili son süreçte şehrimizde bazı işyerlerinin, özellikle yangın olmak üzere felaketler sonrası ve olumsuzluklarda yaşadığı yalnızlık üzerine konuşmak istiyoruz. Muhataplarına sorduğumuzda, esnaf arasında, esnaf kuruluşlarında bir dayanışma, destek durumu olmadığı acı gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Esnafların, küçük işletmelerin günlük sıkıntılı ödemeleri sürecinde ihmal etmedikleri oda aidatları ile mensubiyetin karşılığında, olumsuzluk yaşayan üyeler için bir destek kaleminin yaratılmaması büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmıştır, diyoruz. Artık sigortalar var, gerek yok demek bizce cevap değildir. En zor gününde mağdur olan esnafa, işletmeye mensup olduğu oda ya da birliğin el uzatması, güven vermesi kadar ulvi bir durum olamaz. Maalesef biz bunun varlığını teyit edemedik. Eğer aksini iddia edilen bir uygulama, durum var ise bunu kamuoyu önünde muhataplarından öğrenmek isteriz. Duruma özel örnek olarak hatırlatalım istedik. Çarşı bölgemizde orta yakın bir süreçte işyeri yanan bir kadın girişimci esnafımızın durumu bizim hâlâ hafızamızda. İstediği, beklediği desteği göremeyen esnafımızın, komşuları ve hemşehrilerimizin desteği ile işyerini eksik gedik toplayarak ekmek kapısını açmaya çalıştığını çok net hatırlıyoruz. O dönemin hiçbir muhatabı gidip "Geçmiş olsun, nasılsın, bir ihtiyacın var mı?" diye sormadı diye mağdurun basına verdiği beyan bizim kulaklarımızda. Son tahlil ve yorumda diyoruz ki. Hızla artan ve hızla gelen e-ticaret, alışveriş merkezleri, zincir marketler, oluşumlar, fuarlar, festivaller maalesef karşısında direnebilecek aşamayı geçmiş ve topluma kabullendirilmiştir. Bizim önerimiz, bu saatten sonra en büyük mağdur olacak ve günden güne eriyecek küçük esnaf ve sanatkârların, öncelikle bağlı oldukları oda ve birlikler yanında, yerel yönetimler diğer yanında, merkezi yönetim desteği ve uygulamaları ile ayakta tutulması, geleceğe yönelik planlamaların yapılması, girdi muafiyetlerinin artırılması, kredilere ulaşmadaki zorlukların hafifletilmesi, toplumun yerel esnaf ve sanatkârlara karşı bilinçlenmesinin artırılması mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Yoksa her yıl bol sesli, görselli, protokol içeren Ahilik Haftalarını festival ve fotoğraf çekinme etkinliği olarak kutlamaya devam ederiz. Bakkallar, terziler, lokantalar, kunduracılar, tatlıcılar, tuhafiyeciler ve benzeri esnaflarımız yalnızca hafızamızda tatlı bir anı olarak kalıp gidecektir, diyoruz. Bu bitiş ve yok oluşa izin vermememiz gerektiğini düşünüyoruz.''

İklim Değişikliğine Karşı STK'lar Bir Araya Geldi Haber

İklim Değişikliğine Karşı STK'lar Bir Araya Geldi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve TEMA iş birliğinde yürütülen “İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir” projesi kapsamında, kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla iklim değişikliğine uyum ve dirençli kent hedefleri doğrultusunda önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, Eskişehir’in iklim değişikliğine karşı direncini artıracak çalışmalar ele alınırken, su kaynaklarının korunması, dirençli su yönetimi ve afetlere hazırlık konularında ortak akıl vurgusu yapıldı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Türkiye Belediyeler Birliği ve Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığının lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen “İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir” projesi, kentin sivil toplum birikimini iklim eylemi hedefleri doğrultusunda bir araya getirmeye devam ediyor. Proje kapsamında geçtiğimiz yıl hizmete giren İklim Eylem Merkezi, kentteki sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen “Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) Uyum Eylemleri” toplantısında, iklim değişikliğine uyum konusunda kentte yürütülebilecek çalışmalar değerlendirildi. Toplantıya TEMA, Sakin Okul Derneği, Eskişehir AB Derneği, TOY Gençlik Derneği, Türkiye Emekliler Derneği (TÜED), Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), Tüketiciyi Destekleme Derneği (TÜKDES), Eskişehir Bilecik Tabip Odası, Eskişehir Çevre Derneği, AKUT Arama Kurtarma Derneği, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği, Eskişehir Bisiklet Derneği, Eskişehir Toplum ve Sanat Derneği (ETOS) ve Eğitimciler Derneği (Eğit-Der) temsilcileri katıldı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI ORTAK AKIL VURGUSU Toplantıda, su kaynaklarının korunması, dirençli su yönetimi ve olası afet süreçlerine hazırlık başlıkları ele alındı. Sivil toplum kuruluşlarının iklim değişikliğine uyum eylemleri kapsamında atılabilecek adımlar değerlendirildi. Katılımcılar, kentte iklim değişikliğine karşı dirençliliğin artırılması amacıyla ihtiyaçları birlikte tanımlarken, çözüm önerileri ve iş birliği olanakları üzerine görüş alışverişinde bulundu.

Eskişehir’de Domates Güvesine Karşı "Feromonlu" Takip Haber

Eskişehir’de Domates Güvesine Karşı "Feromonlu" Takip

2026 Yılı Bitki Sağlığı Uygulama Programı kapsamında Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, örtü altı domates üretiminin en büyük düşmanı olan Domates Güvesi (Tuta absoluta) zararlısına karşı saha çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Eskişehir tarımında verim kaybını önlemek ve domates kalitesini korumak amacıyla yürütülen Domates Güvesi Eylem Planı çerçevesinde, seralara kurulan feromon tuzaklarıyla zararlı popülasyonu anlık olarak izleniyor. Feromon Tuzaklarla Anlık Popülasyon Takibi Seralarda fide dikiminden itibaren yerleştirilen feromonlu tuzaklar, üretim sezonu boyunca uzman teknik personellerce düzenli olarak kontrol ediliyor. Tuzak sayımlarıyla elde edilen veriler sayesinde: Zararlı Yoğunluğu Haritalandırılıyor: Domates güvesinin yayılımı ve yoğunluğu anında tespit ediliyor. Erken Uyarı Sistemi Çalışıyor: Çiftçilere mücadelenin tam olarak hangi dönemde başlatılması gerektiği bildiriliyor. Maliyetler ve Ürün Kayıpları Düşüyor: Zamansız ya da gereksiz ilaçlamanın önüne geçilerek rekolte kaybı en aza indiriliyor. Entegre Mücadele İle Güvenli Üretim İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince sürdürülen sürvey ve bilgilendirme faaliyetlerinde Entegre Mücadele (IPM) prensiplerinin altı çiziliyor. Üreticilere sadece ilaçlama değil; şu 3 temel aşamanın da eş zamanlı uygulanması gerektiği aktarılıyor: Kültürel Önlemler: Sera içi temizliği ve zararlı barınaklarının yok edilmesi. Biyoteknik Mücadele: Feromon tuzaklarıyla zararlı popülasyonunun kırılması. Zamanında Kimyasal Mücadele: Yalnızca eşik değer aşıldığında ve doğru zamanda ilaçlama yapılması. Sürdürülebilir Tarım İçin Sahadayız Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri; domates üretiminde kalite standartlarını korumak, sürdürülebilir üretimi desteklemek ve bölge çiftçisinin emeğini güvenceye almak adına izleme, sürvey ve danışmanlık faaliyetlerinin sezon boyunca titizlikle devam edeceğini vurguladı.

Vali Dr. Erdinç Yılmaz: "Güçlü Toplumlar Güçlü Ailelerden Doğar" Haber

Vali Dr. Erdinç Yılmaz: "Güçlü Toplumlar Güçlü Ailelerden Doğar"

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 15-21 Mayıs Aile Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Ailenin toplumun en temel yapı taşı olduğunu vurgulayan Vali Yılmaz, Eskişehir'de ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik yürütülen ulusal eylem planı çalışmalarına dikkat çekti. ​Vali Yılmaz, toplumsal huzurun ve güçlü bir geleceğin ancak sağlıklı aile yapılarıyla mümkün olabileceğini belirtti. ​"Aile, Milletimizin En Köklü Kurumudur" ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz, mesajında ailenin birey ve toplum hayatındaki hayati önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: ​"Aile; sevginin, dayanışmanın, güvenin ve ortak geleceğin inşa edildiği kutsal bir yuva, milletimizin en köklü kurumudur. Sağlıklı bireyler, sağlıklı ailelerden; güçlü toplumlar ise güçlü ailelerden doğar. Aileyi yaşatan değerler; saygı, fedakârlık, sevgi ve sorumluluk duygusudur. Geleceğimizi şekillendirecek olan gençlerimizi bu değerlerle yetiştirmek, hepimizin ortak görevidir." ​Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı Eskişehir’de Titizlikle Uygulanıyor ​Mesajında, aile yapısını küresel ve modern risklere karşı korumak amacıyla hayata geçirilen yasal mevzuatlara da değinen Vali Yılmaz, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028) kapsamında Eskişehir'de yürütülen çalışmaları aktardı. ​Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen eylem planının Eskişehir ayağında tüm kurumların iş birliği içinde olduğunu belirten Yılmaz, planın 5 temel temasını işaret etti: Küresel riskler ve demografi, ​Ailenin refah düzeyi, ​Sosyal politika ve hizmet, Dijitalleşme, Çevre. ​Vali Yılmaz, "İlimizde bu eylem planının koordinasyon, izleme ve sekretarya süreçleri titizlikle yürütülmekte; ailemizi güçlendirmeye yönelik çalışmalar her geçen gün daha kararlı bir şekilde hayata geçirilmektedir" dedi. ​Eskişehirlilerin Aile Haftası’nı Kutladı ​Mesajının son bölümünde tüm vatandaşların Aile Haftası'nı tebrik eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, "Bu duygu ve düşüncelerle, tüm Eskişehirlilerin ve aziz milletimizin Aile Haftası'nı en içten dileklerimle kutluyor; her hanenize huzur, sağlık ve mutluluk diliyorum" ifadeleriyle iyi dileklerini paylaştı.

​Tuza Dikkat Haftası’nda Kritik Uyarı: "Fazla Tuz Sessiz Bir Tehlikedir!" Haber

​Tuza Dikkat Haftası’nda Kritik Uyarı: "Fazla Tuz Sessiz Bir Tehlikedir!"

2026 yılı "Tuza Dikkat Haftası" kapsamında önemli açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, aşırı tuz tüketiminin küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. "Fazla tuz sessiz tehlikedir" diyen Bildirici; hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve böbrek yetmezliği riskine karşı vatandaşları uyardı. ​Günlük Tuz Tüketimi Limitleri Aşılıyor ​Tuzun vücuttaki sıvı dengesi ve sinir sistemi için gerekli olduğunu belirten Doç. Dr. Yaşar Bildirici, miktar konusunda hayati bir sınır çizdi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yetişkinler için günlük tuz tüketimi 5 gramın altında olmalıdır. Ancak Türkiye'deki istatistikler, günlük tüketimin bu sınırın yaklaşık iki katı olduğunu gösteriyor. ​Hipertansiyon ve Kalp Krizi Riski ​Yüksek tuz tüketiminin doğrudan kan basıncını artırdığını ifade eden Bildirici, şu uyarıyı yaptı: ​"Hipertansiyon, kalp krizi ve felç gibi ciddi durumların en büyük tetikleyicisidir. Tuz tüketimini azaltmak, kan basıncını düşürmenin ve kalbi korumanın en maliyetsiz ve etkili yoludur." ​Kaya Tuzu ve Himalaya Tuzu Daha mı Sağlıklı? ​Halk arasında doğru bilinen yanlışlara değinen Doç. Dr. Bildirici, kaya tuzu, deniz tuzu veya Himalaya tuzu gibi ürünlerin sofra tuzundan daha sağlıklı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını belirtti. Tüm bu tuz çeşitlerinin temel bileşeninin sodyum klorür olduğunu hatırlatan Bildirici, türü ne olursa olsun tuzun ölçülü tüketilmesi gerektiğini söyledi. ​Türkiye'de Tuz Oranları Düşürülüyor ​"Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı" sayesinde gıda sektöründe önemli adımlar atıldığını belirten Bildirici, şu gelişmeleri hatırlattı: ​Ekmek, peynir, salça ve zeytin gibi temel gıdalardaki tuz oranları azaltıldı. ​Kamu kurumlarındaki yemekhane masalarından tuzluklar kaldırıldı. ​Okul kantinlerinde satılan gıdalara sıkı tuz kriterleri getirildi. ​Sağlıklı Bir Gelecek İçin 5 Basit Öneri ​İl Sağlık Müdürü Bildirici, vatandaşların günlük yaşamlarında uygulayabileceği pratik koruma yöntemlerini sıraladı: ​Tadına Bakmadan Eklemeyin: Yemeklerin tadına bakmadan otomatik olarak tuz ekleme alışkanlığından vazgeçin. ​Sofradan Tuzluğu Kaldırın: Göz önünde bulunan tuzluk, gereksiz tüketimi teşvik eder. ​Etiket Okuyun: Hazır gıdaların ambalajlarındaki sodyum ve tuz miktarlarını mutlaka kontrol edin. ​İşlenmiş Gıdayı Sınırlayın: Salamura, turşu ve paketli atıştırmalıkların tüketimini azaltın. ​Çocuklara Örnek Olun: Çocuklara erken yaşta az tuzlu beslenme bilinci kazandırın. ​Doç. Dr. Yaşar Bildirici, açıklamasını "Tuzu azaltmak; kalbi, damarları ve böbrekleri korumak demektir. Sağlıklı bir gelecek için hep birlikte tuzu azaltalım" diyerek sonlandırdı.

Okullarda Can Güvenliği Kalmadı, Milli Yas İlan Edilsin! Haber

Okullarda Can Güvenliği Kalmadı, Milli Yas İlan Edilsin!

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırılar ve can kayıpları üzerine bir açıklama yaptı. Hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı sert bir dille eleştiren Demir, "1 günlük milli yas" ve "okulların hafta sonuna kadar tatil edilmesi" çağrısında bulundu. ​"Bu Bir Psikolojik Buhran Değil, Sistemin İflasıdır" ​Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat’ta yaşanan, 36 vatandaşın yaralandığı ve can kayıplarının olduğu olayları "katliam" olarak nitelendiren Hasan Demir, bu şiddet sarmalının münferit bir olay olmadığını savundu. Demir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Karşı karşıya olduğumuz tablo; adaletsizliğin sıradanlaştığı, suçluların sokaklarda gezdiği tek adama dayalı Saray Rejimi’nin iflasıdır. Gelecek umudunu yitiren, uyuşturucu ve kumar batağına itilen gençler üzerinden okullara sıçrayan bu şiddet, göz göre göre gelmiştir." ​Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e İstifa Çağrısı ​Eğitim sistemindeki güvenlik zafiyetine dikkat çeken Demir, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i hedef aldı. Medyanın saldırganları değil, sorumluları haber yapması gerektiğini vurgulayan İl Başkanı Demir: "Okulların kapısından giren canların güvenliğini sağlayamayan Bakan derhal istifa etmelidir. Hak arayan öğretmen polis şiddetiyle bastırılırken, okullarda can güvenliği kalmamıştır. Saldırganların yöntemlerini ifşa ederek yeni trajedileri tetiklemeyin. ​İl Başkanı Hasan Demir, yaşanan toplumsal travmanın atlatılması ve şiddet dalgasının durdurulması için acil eylem planı açıkladı. Zafer Partisi'nin talepleri şunlar: Tüm yurtta 1 günlük milli yas ilan edilmelidir.​ Güvenlik tedbirlerinin gözden geçirilmesi için okullar hafta sonuna kadar tatil edilmelidir.​ Tüm okullarda profesyonel güvenlik görevlisi istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. Gençleri hedef alan zehirli ekosistemle kökten mücadele edilmelidir.​ "Vatanımızı ve Ailemizi Birlikte Savunacağız" ​Açıklamasını Atatürk çizgisindeki milliyetçilik vurgusuyla bitiren Hasan Demir, Türk gençliğinin ve öğretmeninin sahipsiz olmadığını belirtti. Demir, "Bu çürümüş düzende ihmali olan tüm yetkililerden hesap sorulana dek sürecin takipçisi olacağız" dedi.

Okullarda Şiddet Artık Yeter! Haber

Okullarda Şiddet Artık Yeter!

Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi tarafından İstanbul'da bir öğretmenin okulda öğrencisi tarafından öldürülmesi ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. Bir günlük iş bırakma eylemi yapan öğretmenler Uğur Mumcu Parkı’nda toplanarak Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne yürüyerek bir basın açıklaması yaptı. Eğitim Sen Eskişehir Şubesi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubesi adına açıklamayı yapan Emre Sarıkaş şu ifadelere yer verdi; "2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan Fatma Nur Çelik tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Eğitim Emekçileri olarak burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. o Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. o Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. o Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. o Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. o Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer olayların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.