SON DAKİKA
Hava Durumu

#Etik Değerler

Porsuk Haber Ajansı - Etik Değerler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Etik Değerler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

14 Mayıs Eczacılık Mesleği Açısından Bir Farkındalık Günü Haber

14 Mayıs Eczacılık Mesleği Açısından Bir Farkındalık Günü

14 Mayıs Eczacılık Günü, Türkiye’de modern eczacılık eğitiminin başlangıcını simgelemesinin yanı sıra eczacıların sağlık sistemindeki kritik rolünü yeniden hatırlatması açısından da önemli bir farkındalık günü olarak öne çıkıyor. Usta-çırak ilişkisine dayalı geleneksel yapının yerini bilimsel ve akademik temelli bir meslek anlayışına bırakmasıyla birlikte eczacılık; ilaç danışmanlığından halk sağlığına, klinik uygulamalardan ilaç geliştirme süreçlerine kadar geniş bir çalışma alanına yayıldı. Günümüzde ise yapay zekâ destekli teknolojiler, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları ve dijital sağlık uygulamaları mesleğin dönüşümünü hızlandırırken; eğitim standartları, istihdam olanakları ve mesleki sürdürülebilirlik gibi konular da gündemdeki yerini koruyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinem Ilgın, eczacılık mesleğinin dönüşümünü, eğitim süreçlerini, eczacıların sağlık sistemindeki yerini ve geleceğe yönelik beklentileri anlattı. 14 Mayıs Eczacılık mesleği açısından bir farkındalık günü 14 Mayıs Eczacılık Günü’nün tarihsel ve mesleki açıdan önemi nedir? 14 Mayıs 1839’da Türkiye’de resmi olarak ilk eczacılık eğitimi verilmeye başlandı. Eczacılık artık usta-çırak ilişkisinden çıkıp akademik ve bilim temelli bir meslek eğitimi hâline geldi. Ülkemizde 14 Mayıs, 1968 yılından bu yana kutlanıyor. Bu kapsamda hem mesleğimizin sağlık sistemindeki kritik rolünü vurgulamaya çalışıyoruz hem de mesleki sorunlar ve beklentiler dile getiriliyor. Aslında eczacılık mesleği açısından önemli bir farkındalık günü. Eczacılar hasta odaklı bir yaklaşımla mesleklerini icra ediyor Eczacılık mesleğinin günümüzdeki rolü sizce nasıl değişti? Geleneksel eczacılıktan bugüne nasıl bir dönüşüm yaşandı? Özellikle 2000’li yıllardan sonra eczacılık mesleğinde önemli bir değişim yaşandı. Geleneksel eczacılık anlayışında eczacı daha çok ilacı hazırlayan ve sunan bir sağlık profesyoneli konumundaydı. Sağlık sistemi daha çok hekim merkezli ilerliyordu. Günümüze kıyasla hastayla iletişim de daha sınırlıydı. Artık eczacılar hasta odaklı bir yaklaşımla mesleklerini icra ediyor. Bu kapsamda ilaç danışmanlığı hizmeti veriyor, halk sağlığına katkıda bulunuyor ve hastayla iletişimi çok daha güçlü bir noktada ilerliyor. Eczacılık mesleği bilimsel temellere dayanıyor. Bilimsel bilgiler yenilenip değiştikçe bu durum doğal olarak mesleğe de yansıyor. Özellikle son yıllarda kişiselleştirilmiş tedaviler, farmakogenetik yaklaşımlar ve yapay zekâ uygulamalarının getirdiği bilimsel ve teknolojik yeniliklerle mesleğimizdeki dönüşümün önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini düşünüyorum. Fakültelerde Mesleki Yeterlilikleri Destekleyecek Bir Müfredat Oluşturuyoruz Türkiye’de eczacılık eğitiminin mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde eczacılık eğitiminin standartları Ulusal Eczacılık Çekirdek Eğitim Programı tarafından belirlenmiş durumda. Bu program sayesinde mezunların mesleki yeterlilikleri tanımlanıyor. Bizler de fakültelerde bu yeterlilikleri destekleyecek bir müfredat oluşturuyoruz. Dolayısıyla standartlarımız belli. Ancak burada önemli bir sorun var. 2000’li yıllardan sonra ülkemizdeki fakülte sayıları arttı. Bugün 63 eczacılık fakültesi bulunuyor ve bunların 54’ü aktif olarak öğrenci alıyor. Ancak bu 54 fakültenin yalnızca 16’sı akredite durumda. Bu da temel müfredatın büyük ölçüde benzer olmasına rağmen altyapı, akademik kadro ve uygulama olanaklarının fakülteler arasında farklılık gösterdiği anlamına geliyor. Bu durum mezunların donanım açısından heterojen bir yapıya sahip olmasına neden oluyor. Bunu eğitim açısından önemli bir dezavantaj olarak değerlendirebiliriz. Modüler Eğitim Programını Türkiye’de Uygulayan Tek Fakülteyiz Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin eğitim yaklaşımı ve öne çıkan yönleri nelerdir? Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 1968 yılında kurulmuş bir fakülte. Yaklaşık 60 yıldır öğrenci alıyor ve mezun veriyor. Bu nedenle oldukça güçlü bir akademik kadroya sahibiz. Araştırma altyapımız, öğrenci laboratuvarlarımız ve öğrencilere sunulan imkânlar oldukça üst düzeyde. Bu da bizi öne çıkaran unsurlardan biri. Bir diğer önemli özelliğimiz ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılından itibaren modüler eğitim programını uyguluyor olmamız. Türkiye’de bu sistemi uygulayan tek fakülteyiz. Modüler eğitim programı, ders içeriklerini birbirinden bağımsız olmaktan çıkararak belirli bir tema etrafında şekillendiriyor. Bu sayede öğrenciler hem temel bilgileri hem de mesleki uygulamaları birlikte değerlendirerek daha bütünleşik bir yaklaşım kazanıyor. Böylece öğrenmenin daha kolay ve kalıcı hâle geldiği bir sistem ortaya çıkıyor. Fakültemizin öne çıkan yönlerinden biri de Yunus Emre Kampüsü’nün sunduğu sosyal ve kültürel imkânlar. Anadolu Üniversitesi öğrencilerine sosyal ve kültürel anlamda pek çok fırsat sunuyor. Ayrıca Eskişehir’in güvenli ve genç nüfusun yoğun olduğu bir şehir olması da fakültemizi tercih edilir kılan unsurlar arasında yer alıyor. Eczacı, ilacın keşfinden hastaya ulaşana kadarki süreçte kritik rol oynayan bir sağlık profesyonelidir Eczacıların sağlık sistemindeki yeri ve önemi hakkında neler söylemek istersiniz? Eczacılar sağlık sisteminin farklı noktalarında çok kritik roller üstleniyor. Bunun halk tarafından en bilinen yönü serbest eczaneler, yani toplum eczacılığıdır. Serbest eczacılığa eczane eczacılığı da diyebiliriz. Bu alanlarda ilaç danışmanlığı hizmetiyle tedavinin hastalar açısından güvenli ve etkili şekilde yürütülmesine katkı sağlanıyor. Eczacılar kritik bir öneme sahip çünkü ilaçların yan etkileri, ilaç etkileşimleri ve hastanın tedaviye uyumu tedavinin başarısında belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Serbest eczacılar en hızlı ve en kolay ulaşılabilen sağlık profesyonelleri arasında bulunuyor. Ancak çalışma alanlarımız yalnızca serbest eczanelerle sınırlı değil. Hastane eczacılığı da önemli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor. Burada da ilaçların akılcı ve güvenli kullanımında eczacılar önemli rol oynuyor. Endüstride görev yapan eczacılar ise ilaç araştırma-geliştirme süreçlerinde, ruhsatlandırma çalışmalarında ve farmakovijilans uygulamalarında aktif görev alabiliyor. Kısacası eczacı, ilacın keşfinden hastaya ulaşana kadarki tüm süreçte kritik rol oynayan bir sağlık profesyonelidir. Yapay zekâ uygulamaları eczacının destekçisi olarak sürece katkı sağlayabilir Yapay zekâ ve dijitalleşme eczacılık mesleğini nasıl etkiliyor? Bu alanda ne gibi değişimler bekliyorsunuz? Ülkemizde e-reçete, Medulla ve ilaç takip sistemleri gibi dijital uygulamalar yaygın şekilde kullanılıyor. Ancak yapay zekâ uygulamaları henüz çok yaygınlaşmış değil. Önümüzdeki yıllarda klinik değerlendirme süreçlerinde, büyük veri analizlerinde ve ilaç geliştirme çalışmalarında yapay zekâdan daha fazla yararlanılacağını düşünüyorum. Ancak burada özellikle vurgulamak istediğim bir nokta var: Yapay zekâ, eczacının yerini alabilecek bir uygulama değil. Bunun yerine eczacıya klinik değerlendirme ve veri analizi gibi alanlarda destek sunabilecek bir yapı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü hasta iletişimi, mesleki sorumluluklar ve etik değerler her zaman insan odaklı olmaya devam edecek. Bu nedenle yapay zekâ uygulamalarının eczacının destekleyicisi olarak sürece katkı sağlayacağını düşünüyorum. Mesleğimizde çok farklı istihdam olanakları mevcuttur Mezun olan eczacıların kariyer olanakları hakkında bilgi verebilir misiniz? En yaygın çalışma alanı serbest eczacılık, yani toplum eczacılığıdır. Eczacılar ilaç danışmanlığı hizmetlerini kendi eczanelerinde sunabiliyor. Bunun dışında hastane eczacılığı ve klinik eczacılık alanlarında da görev alabiliyorlar. Endüstride ise araştırma-geliştirme, ruhsatlandırma ve medikal departmanlar başta olmak üzere pek çok alanda aktif rol üstlenebiliyorlar. Ayrıca akademisyen olarak üniversitelerde görev yapabiliyor, bilimsel araştırmalar gerçekleştirebiliyor ve yeni eczacıların yetişmesine katkı sunabiliyorlar. Bunun yanında Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu gibi kamu kurumlarında da çalışma imkânı bulunuyor. Dolayısıyla mesleğimiz çok farklı istihdam olanakları sunuyor. Eczacıların sağlık sistemindeki kritik rolüne yönelik farkındalık yeterli düzeyde değil Türkiye’de eczacıların karşılaştığı temel sorunlar nelerdir? Bu sorunlara yönelik çözüm önerileriniz neler olur? Hem mesleki uygulamalar hem de ekonomik açıdan birtakım zorluklar bulunuyor. Bunlardan biri, yıllar içerisinde fakülte ve mezun sayılarındaki artış. Bu noktada Yükseköğretim Kurulu kontenjanların azaltılmasına yönelik yeniden değerlendirme yaptı ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda güncellemelerde bulundu. Eczacılık mesleğinin uygulama alanı çoğunlukla serbest eczaneler olarak görülüyor. Ancak biz genç mezunlarımızı ve meslektaşlarımızı endüstri, hastane eczacılığı ve klinik eczacılık gibi alanlara yönlendirebiliriz. Bunun mezun istihdamına katkı sağlayacağını düşünüyorum. Öte yandan serbest eczaneler üzerinde artan işletme maliyetleri ve ilaç fiyat politikaları gibi ekonomik baskılar da bulunuyor. Bu konuların Sağlık Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği’nin ortak çalışmalarıyla çözülebileceğini düşünüyorum. Ayrıca eczacıların toplumdaki ve sağlık sistemindeki kritik rolüne yönelik farkındalığın yeterli düzeyde olmadığını düşünüyorum. Bu noktada eczacılara da önemli görevler düşüyor. Hastaların en iyi danışmanlık hizmetini aldığı eczaneleri tercih etmesi, bu farkındalığın hem toplumda hem de meslek içerisinde artmasına katkı sağlayacaktır. 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında fakülte olarak planladığınız etkinlikler nelerdir? Biz de hem sosyal hem de bilimsel etkinlikler düzenliyoruz. İlk olarak 12 Mayıs Salı günü uzman eczacı Hülya Kayhan’ı ağırlayacağız. Hülya Kayhan, ülkemizde aromaterapi alanında öne çıkan isimlerden biri. 14 Mayıs’ta ise Atabay İlaç Medikal Direktörü Uzman Doktor Murat Yaycı’yı konuk edeceğiz. Atabay İlaç, etken madde üretimine önemli katkılar sunan ve endüstri-akademi iş birliğine yakın duran değerli bir ilaç firması. Sunumun ardından fakültemizin ön kısmındaki alanda 14 Mayıs Eczacılık Günü Şenliği düzenleyeceğiz. Burada meslektaşlarımız, öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz bir araya gelerek 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayacak. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

"Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi" Başladı Haber

"Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi" Başladı

Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen ve disiplinler arası etkileşimi güçlendirmeyi ve yapay zekâ ekosistemini ortak bir zeminde buluşturmayı hedefleyen “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi” açılış töreni ile başladı. Zirvenin açılışına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Üzeyir Karakülah, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, şehir protokolünden isimler ve çok sayıda kişi katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Ülkemiz teknolojiyi dışarıdan izleyen değil, bizzat yöneten, tam bağımsız bir kapasiteye ulaşmayı hedefliyor” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Uluslararası Yapay Zekâ Zirvesi'nin açılışında zirvenin Türkiye'nin yapay zekâ ekosisteminde bilimsel birikimi ekonomik değere dönüştüren stratejik bir dönüm noktası olarak öne çıktığının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz çevrim içi olarak yaptığı konuşmasında yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç değil, toplumsal refahın ve stratejik özerkliğin temel bir bileşeni olarak tanımlandığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu vizyon; ülkemizin teknolojiyi dışarıdan izleyen değil, bizzat geliştiren, yöneten ve küresel ölçekte rekabet gücüne dönüştürebilen tam bağımsız bir kapasiteye ulaşmasını hedeflemektedir. Bu doğrultuda, 2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Strateji Belgesi ile sağlanan kurumsal olgunlaşma ve iş birliği kültürünün üzerine eğitimden yüksek başarımlı hesaplama altyapılarına, güvenli veri ekosistemlerinden operasyonel verimliliğe kadar uzanan bütüncül ve sürdürülebilir bir yeni dönem inşa edilmektedir.” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuşmasının devamında “Önümüzdeki aylarda açıklanacak olan güncel eylem planı; etken, egemen ve yeşil yapay zekâ gibi ileri teknolojilere odaklanırken, teknolojinin demokratik, etik ve hukuksal boyutlarını insan odaklı bir perspektifle yönetme kararlılığını sürdürmektedir. Meclisteki ilgili araştırma raporları ve akademik paydaşların katkılarıyla güçlendirilen bu yol haritası, hem Türkiye’nin küresel rekabet konumunu sağlamlaştırmayı hem de akademik dünyayı bu köklü dönüşümün en önemli motivasyon ve uygulama merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlamaktadır.” ifadelerini kullandı. Eskişehir Valisi Dr. Yılmaz: “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz zirvenin açılışında yaptığı konuşmasında yapay zekânın doğru kullanımına vurgu yaparak, "Yapay zekâ, insanoğlunun akıl cevherini bir aynaya yansıtma çabasıdır. Yunus Emre’nin dediği gibi; 'İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir.' Yapay zekâ bize dış dünyayı bilmeyi, tahmin etmeyi ve yönetmeyi sağlamaktadır. Ancak asıl mesele, bu teknolojiyi geliştirirken kendimizi, yani insani değerlerimizi de koruyabilmektir. Teknolojinin, vicdanın ve etik değerlerin önüne geçmemesi temel kırmızı çizgimiz olmalıdır. Şunu çok iyi biliyoruz ki yapay zekâ ve inovasyon konuşulacaksa bunun en doğru adresi hiç şüphesiz Eskişehir’dir. Çünkü Eskişehir bir ilkler şehridir. Dün sanayi devrimine Devrim otomobiliyle selam duran bu şehir, bugün dijital devrime de yapay zekâ ile öncülük etmektedir. Dünya, teknoloji kavramının yeniden tanımlandığı bir dönemden geçmektedir. Artık veriye hükmeden, geleceğe de hükmetmektedir. Eskişehir olarak bizler; havacılıktan raylı sistemlere, yazılımdan yaratıcı endüstrilere kadar geniş bir yelpazede stratejik gelişimimizi yapay zekâ entegrasyonunun üzerine kuruyoruz. Tam bağımsızlık, sadece sınırlarımızı korumakla değil; dijital sınırlarımızı ve verimizi korumakla da mümkün olacaktır. Milli Teknoloji Hamlesi rehberliğinde kendi algoritmalarımızı yazmak ve siber güvenliğimizi yerli yazılımlarla tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Yapay zekâ, siber savunma kalkanlarımızın en keskin kılıcı olacaktır. Gelecek gençlerdedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'İstikbal göklerdedir' vizyonu, bugün dijital semalarda, kod satırlarında ve derin öğrenme modellerinde hayat buluyor. Türkiye Yüzyılı’nda en büyük yatırımımız gençliğedir. Gençlerimizi sadece teknolojiyi tüketen değil, o teknolojinin etik ve felsefi temellerini atan bireyler olarak yetiştiriyoruz.” dedi. TBMM Yapay Zekâ Araştırmaları Komisyonu Başkanı Dönmez: “En kritik meselemiz veri egemenliği” Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ise "Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi’nde, yapay zekânın sadece teknik bir yenilik değil, bilişsel yetenekleri ikame eden tarihsel bir kırılma olduğunu vurguladı. Dönmez konuşmasının devamında: “Elektriğin keşfi kas gücümüzü nasıl makinelere devrettiyse, yapay zekâ da bugün düşünme yeteneklerimizi taklit eder hale geldi. TBMM olarak bu sürece seyirci kalmıyoruz. Dünyadaki liberal, regülasyon odaklı ve devlet kontrollü modelleri analiz ederek, inovasyonu engellemeyecek esnek bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz. Eğitim, sağlık, hukuk ve tarım gibi güçlü olduğumuz beş tematik alana odaklanarak, milli teknoloji hamlesi tecrübemizi yapay zekâya aktarmayı hedefliyoruz. Burada en kritik meselemiz veri egemenliğidir. Verisini koruyamayan ülkelerin bağımsızlığını koruyamayacağını biliyoruz; bu yüzden verilerimizi yerli altyapılarımızda işleyip katma değere dönüştürmeliyiz. Ayrıca Eskişehir’in kültürel miraslarını, yapay zekâ destekli dijital müzelerle geleceğe taşıyacak projeleri destekliyoruz. Gençlerimizi bu dönüşümün sadece tüketicisi değil, mimarı olarak görüyor; zirvemizin ülkemiz için ufuk açıcı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Rektör Adıgüzel: “Gençlerimize, geleceği ellerinde şekillendirecekleri nitelikli dijital araçlar sunmak bizim en büyük görevimizdir” Yapay zekânın çağımızın en dönüştürücü ve stratejik akımlarından birisi olduğuna dikkat çeken Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel zirvenin açılışında şunları aktardı: “Tüm alanlarda işlerimizi kolaylaştıran yapay zekâ, diğer taraftan ciddi bir tehdidi de içinde barındırmaktadır. Akademik kurumlara düşen görev, sektörün evrildiği yönde proaktif çalışmalar yaparak eğitim kalitesini yükseltmektir. Anadolu Üniversitesi olarak yapay zekâ konusunda ülkemizde eğitim alanında liderlik yapmak gibi temel bir hedefimiz var. Bu kapsamda, çok kısa bir süre sonra 'Yapay Zekâ Araştırma Merkezi'ni kuracağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversitemizin en güçlü olduğu Açıköğretim Sistemi üzerinden yapay zekâ alanında yeni adımlar atmaya karar verdik. Herkes için erişilebilir akademik yapay zekâ eğitimi vermek üzere, iki yeni programı bu yıl hayata geçiriyoruz. Bunlardan birincisi 'Yapay Zekâ Destekli Kodlama', ikincisi ise 'Veri Görselleştirme ve Bilgi Yönetimi' programıdır. Bu programlar, sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve ara eleman yetiştirmeye katkı sağlayacak nitelikte olacaktır. Yapay zekânın Açıköğretim üzerinden verilmesi, ülkemizin yetişmiş insan gücü ihtiyacına önemli bir karşılık verecektir. Bu adımlarla amacımız sadece bilgi üretmek değil, bilgiyi inşa edecek bir gelecek vizyonunu ortaya koymaktır. Bilgiyi dijitalleşme ile buluşturarak, ülkemizin teknolojik bağımsızlığına ve dijital dönüşümüne hizmet ediyoruz. Gençlerimize, geleceği ellerinde şekillendirecekleri nitelikli dijital araçlar sunmak bizim en büyük görevimizdir. Eğitimdeki liderlik hedefimize, teknolojik altyapımız ve uzman kadromuzla kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. Zirvenin, şehrimiz ve ülkemiz için ufuk açıcı yeni iş birliklerine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.” ESOGÜ Rektörü Çolak: "Yarını kodlayanlar Eskişehir'de buluşuyor" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ise "Bilginin teknolojiyle, teorinin pratikle buluştuğu bu kıymetli zirvede, yapay zekânın dünyayı dönüştüren o büyük gücünü, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi olarak yürüttüğümüz akademik ve sektörel çalışmalarla birleştirmekten büyük bir kıvanç ve gurur duyuyorum. Üniversitemizde, özellikle sağlık alanında dijitalleşmeye odaklanıyor; yapay zekâ destekli uygulamalarımızla diş hekimliği başta olmak üzere birçok dalda kayda değer ilerlemeler kaydediyoruz. Aynı zamanda endüstri ve ulaştırma sektörleriyle kurduğumuz iş birlikleri sayesinde, Avrupa Birliği stratejileriyle uyumlu, uluslararası ölçekte AR-GE projeleri yürütüyoruz. Gururla ifade etmek isterim ki, Akıllı Fabrika ve Robotik Laboratuvarımız, 2021 yılında Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri ağına dahil edilen Türkiye’nin ilk üniversite birimi olma unvanına sahiptir. Bizim temel gayemiz, yapay zekâyı sadece geliştirmek değil, onu etik değerler ışığında güvenli bir şekilde toplumla buluşturmaktır. Bu vizyon doğrultusunda son dönemde yapay zekâ üzerine 500'ü aşkın yayın, çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezi, ayrıca TÜBİTAK ve AB destekli pek çok proje hayata geçirdik. Eğitimden mühendisliğe, sağlıktan sosyal bilimlere kadar çok geniş bir perspektifte; etik, güvenilirlik ve veri odaklı yaklaşımlarla ülkemizin dijital geleceğini inşa ediyoruz. Bu zirvenin, yapay zekânın sunduğu sınırsız fırsatları tartışacağımız ve somut çıktılarla geleceğe yön vereceğimiz çok verimli bir platform olacağına yürekten inanıyorum." şeklinde konuştu. ESTÜ Rektörü Özcan: "Bu zirveyi özel kılan en önemli unsur, üç üniversitemizin sergilediği güçlü ortak iradedir" Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan yapay zekâyı yöneten akıl olarak insan zekâsının önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Bugün sadece bir teknolojiyi değil, medeniyetimizin yeni evresini ve akıllı yarınları tasarlamak için buradayız. Bu zirveyi özel kılan en önemli unsur, üç üniversitemizin sergilediği güçlü ortak iradedir; bu birliktelik şehrimizin entelektüel sermayesinin en somut göstergesidir. Eskişehir Teknik Üniversitesi olarak yapay zekâyı sadece teorik değil, yaşayan bir ekosistem olarak görüyoruz. Eğitimden AR-GE’ye, mühendislikten uygulamaya kadar her aşamada, sektörün ihtiyaç duyduğu yetkin uzmanları yetiştirerek bu dönüşüme öncülük ediyoruz. Kurumsal olarak, yapay zekânın her evresinde aktif bir paydaşız. Yapay zekâ bize devasa verileri işleme gücü sunsa da bu gücü yöneten temel unsur insan zekâsı ve vicdanıdır. Bizler burada algoritmaların soğuk dünyası ile insan yaratıcılığını ve etiğini buluşturacağız. Eskişehir'i uluslararası bir teknoloji köprüsü haline getiren bu zirve, Milli Teknoloji Hamlemizin hedeflerine giden yolda atılmış güçlü bir adımdır. Zirvenin yeni iş birliklerine ve ufuk açıcı projelere vesile olmasını diler, hepinizi saygıyla selamlarım.” AÖF Dekanı Bozkurt: "Yapay zekâ bir beka meselesidir" Yarını kodlayanlar Eskişehir'de buluşuyor sloganıyla düzenlenen “Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Zirvesi” açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aras Bozkurt şu sözleri kullandı: “Günümüzde teknolojik bağımsızlık, tam bağımsızlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bakış açısıyla, altını çizerek ifade etmek isterim ki: Yapay zekâ bir beka meselesidir. Bu mesele sadece bir teknolojiyi kullanma meselesi değildir; bu ekonomik, stratejik, toplumsal varlığımızı geleceğe taşıma mücadelesidir. Bugün dünyamız, yapay zekâ ile çok derin ve çok hızlı bir dönüşümün eşiğinde durmaktadır. Bu dönüşümde seyirci kalmak ise kesinlikle bir seçenek değildir. Bizler bu kritik dönemeçte üzerimize düşen sorumluluğun tam anlamıyla farkındayız. İşte bugün bir araya geldiğimiz 'Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi', bu farkındalığın somut adımlara dönüştüğünün ve ortak bir vizyon çerçevesinde birleştiğimizin en büyük kanıtıdır. Sevgili gençler, tüm bu çabalarımızın asıl odağı sizlersiniz. Geleceği ellerinde şekillendirecek olan siz gençlerimize ilham vermek, yolunuzu açmak ve bu büyük dönüşümde sizlere rehberlik etmek en büyük gayemizdir.” Açılış konuşmalarının ardından “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi” Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Yapay Zekâ Ekosistem Yönetimi” başlıklı panel ile devam etti. Zirve iki gün boyunca alanında önemli isimlerin yer aldığı paneller ve davetli konuşmaların sunumlar ile Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde devam edecek.

Şube Başkanı Nergis Uygun: "Gücümüz Birliğimizden ve Dayanışmamızdan Geliyor" Haber

Şube Başkanı Nergis Uygun: "Gücümüz Birliğimizden ve Dayanışmamızdan Geliyor"

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eskişehir Şubesi, geniş katılımlı bir "Üye Buluşması" etkinliğinde bir araya geldi. Mesleki dayanışmanın vurgulandığı etkinlikte konuşan Şube Başkanı Nergis Uygun, mühendisliğin toplumsal sorumluluk boyutuna dikkat çekerken, son günlerde eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını da kınadı. ​"Okullarda Güvenlik Vakit Kaybetmeden Sağlanmalı" ​Konuşmasına geçtiğimiz hafta okullarda yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencileri anarak başlayan Nergis Uygun, eğitimde şiddetin geldiği boyuta dair endişelerini dile getirdi. Uygun, "En güvenli olduğunu düşündüğümüz yerlerde çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliğinin sağlanması konusunda gerekli tedbirlerin vakit kaybetmeden alınmasını talep ediyoruz," diyerek yetkililere çağrıda bulundu. ​Mühendislik ve Toplumsal Sorumluluk ​Makina Mühendisleri Odası’nın sadece teknik bir yapı değil, aynı zamanda emeğin ve bilimin temsilcisi olduğunu belirten Uygun, şu ifadeleri kullandı: ​"Bizler; enerjiden sanayiye, kentleşmeden çevreye kadar pek çok alanda çözüm üreten bir mesleğin temsilcileriyiz. Mühendisliğin toplumsal sorumluluk, etik değerler ve kamusal fayda ile birlikte anlam kazandığını bilen bir geleneğin parçasıyız." ​"Genç ve Kadın Mühendislerin Sesi Daha Gür Çıkacak" ​Odanın en büyük gücünün üyelerin aktif katılımı olduğunu vurgulayan Uygun, önümüzdeki döneme dair hedeflerini de paylaştı. Daha kapsayıcı bir yapı inşa etmek istediklerini belirten Başkan Uygun, sözlerini şöyle sürdürdü: ​"Genç mühendislerin daha aktif olduğu, kadın mühendislerin daha görünür olduğu ve tüm üyelerimizin kendini ifade edebildiği bir yapı oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutmayalım ki güçlü bir oda, güçlü bir örgütlenmeden geçer." ​Etkinlik, mesleki hakların korunması ve dayanışma ağlarının güçlendirilmesi mesajlarıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.