SON DAKİKA
Hava Durumu

#Esogü

Porsuk Haber Ajansı - Esogü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Esogü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESOGÜ'de 2026-2027 Akademik Yılı Törenle Açıldı Haber

ESOGÜ'de 2026-2027 Akademik Yılı Törenle Açıldı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Açılış etkinlikleri ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy tarafından ESOGÜ Atatürk ve Gençlik Anıtı’na çelenk konulmasını takiben, akademik ve idari personelin de katılımıyla gerçekleşen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Anıttaki törenin ardından ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki açılış törenine geçildi. Tören ESOGÜ Yönetimi’nin yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ve eşi Doç. Dr. Şenay Yılmaz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Ünal, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan ile protokol üyeleri, öğretim üyeleri ve öğrencilerin katılımlarıyla gerçekleşti. ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “1993’ten beri mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğum Üniversitemde, bugün Rektör olarak sizlere hitap etmek benim için çok kıymetli. Karşınızda bir ESOGÜ mezunu ve bu şehrin bir evladı olarak bulunuyorum. ESOGÜ bizim ortak kimliğimiz ve en büyük aidiyetimizdir. ESOGÜ köklü geçmişi, tıp, mühendislik, sosyal ve beşeri bilimlerde dünya standartlarındaki eğitimi, güçlü araştırma altyapısı ve geleceğe yön veren vizyonuyla ülkemizin en saygın yükseköğretim kurumlarından birisidir. Eskişehir’in örgün öğretimde en büyük üniversitesi olarak başarıları ve katkılarıyla ön plana çıkmaktadır. Üniversitemizi sahip olduğu araştırma-geliştirme potansiyeli ile daha görünür kılmak istiyoruz. Sağlıkta Dijital Teknolojiler öncelikli alan misyonumuza uygun olarak, sağlık alanındaki güçlü bilgi ve tecrübemiz ile fen ve mühendislik alanındaki yapay zekâ ve biyoteknolojiyi birleştiren, multidisipliner projelerle, üniversitemizi uluslararası platformlarda daha üst sıralara taşımak en büyük hedefimizdir. YÖKAK kalite sürecindeki çalışmalarımız da bütün hızıyla devam etmektedir. Üniversitemiz ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Diş Hastanesi ile şehrimize ve bölgeye üst düzey hizmet sunmaktadır. Üniversitemiz; Türkiye’nin ilk inme merkezi, Hücresel Tedavi ve Kök Hücre Üretim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (ESTEM), Akıllı Sistemler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASİST), Merkezi Araştırma Laboratuvarı (ARUM), Teknoloji Transfer Ofisi (ETTOM) ve Sağlıkta Bilgisayar Destekli Tanı ve Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezi (SABİT) gibi bilim ve teknoloji odaklı merkezleri; Sürekli Eğitim Merkezi ve Eğitim ve Öğretimde Mükemmeliyet Merkezleri gibi eğitim ve toplumsal gelişim merkezleri ve TEKNOGÜ projesiyle hayatın her alanında, bilimin ışığında emin adımlarla yoluna devam etmektedir. Geleceğin COP’u olarak görülen COP 31’e doğru yeşil ve sürdürülebilir kampüs hedefimiz için çalışmalarımız da devam etmektedir. Üniversitemiz 6 proje ile dünyanın buluşacağı COP31 Antalya’da yerini alacaktır. Bu vesile ile kabul alan proje yürütücüsü hocalarımızı ve öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Bilgiyi üreten, yayan, öğrencilerimize ve topluma değer katan akademisyenlerimizin emeği bu üniversitenin temelini oluşturmaktadır. Tüm akademik kadromuza yetiştirdikleri öğrenciler, ortaya koydukları bilimsel çıktılar ve toplumsal katkıları için müteşekkirim. ESOGÜ çatısı altında kenetlendiğimiz ve ürettiğimiz sürece ulusal ve uluslararası alandaki başarılarımızı daha da yukarılara taşıyacağımıza olan inancımız tamdır. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde açıklanan ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesinde yer alarak bizleri gururlandıran 21 akademisyenimizi bir kez daha kutluyorum. Şunu da biliyoruz ki sıralama ve ölçütlere henüz yansımayan daha pek çok bilim insanımız bulunmakta olup, çalışmaları ve projeleriyle bizleri en güzel şekilde temsil etmektedirler. ESOGÜ ailesinin en genç üyeleri, geleceğimizin teminatı sevgili öğrencilerimiz, bu köklü ailenin birer ferdi olarak üniversitemizde aldığınız ve alacağınız eğitime güvenin. Mezun olduğunuzda rakiplerinizden daha donanımlı, daha başarılı olacağınıza yürekten inanıyorum. Bu günlerin kıymetini bilin, araştırın, sorgulayın, öğrenin ve güzel dostluklar edinin, güzel anılar biriktirin. Sizlerin enerjisi ve başarıları kampüsümüzü şenlendirmekte ve ailemize güç katmaktadır. Biz akademik ve idari personeliyle, öğrencisi ve mezunlarıyla büyük bir aileyiz. Bu aileye katkı sunmuş olan rektörlerimize, akademik ve idari personelimize, mezunlarımıza ve paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. 2026-2027 akademik yılımızın tüm öğrencilerimize, akademisyenlerimize, idari personelimize ve yükseköğretim camiamıza sağlık, huzur ve başarılar getirmesini temenni ediyorum. Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalardaki soykırımların, zulümlerin sona ermesi, bir an önce özgürlüklerine kavuşabilmeleri en büyük dileğimizdir. Unutmadık, unutturmayacağız. Sözlerime son verirken açılış dersimizi vermek üzere Üniversitemize teşrif eden TBMM 29. Başkanı, akademisyen ve hukukçu kimliğiyle birikimlerini bizimle paylaşacak olan Sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop hocamıza şahsım ve üniversitem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.” Açılış konuşmasının ardından program ESOGÜ tanıtım videosu ve müzik dinletisi ile devam etti. ESOGÜ 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni TBMM 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un verdiği “Kim Olduğunuzu Bilmeden Nereye Gidebilirsiniz?” konulu akademik yıl açılış dersi ile tamamlandı.

ESOGÜ’lü 21 Bilim İnsanı Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde Haber

ESOGÜ’lü 21 Bilim İnsanı Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ); Stanford Üniversitesi ve Hollanda merkezli yayıncılık şirketi Elsevier'in 2026 "Dünyanın En Etkili %2 Bilim İnsanı" listesinde 21 araştırmacıyla temsil edildi. ESOGÜ'lü araştırmacılardan 13'ü kariyer boyu listesinde, 14'ü 2025 tek yıl listesinde yer alırken 6 araştırmacı ise her iki listede birden yer buldu. Prof. Dr. Muammer Kaya'nın 2025'te maden ve metalurji alanında dünyada 16. sırada (alt alanın ilk %0,04'ü), Prof. Dr. İlker Bekir Topçu'nun ise kariyer boyu listede inşaat ve yapı alanında dünyada 58. sırada (ilk %0,10) yer alması dikkat çekti. Dünya genelinde bilim insanlarının bilimsel üretkenliklerine ve çalışmalarının kalitesine göre sıralandığı liste; "Kariyer Boyu Etki" ve "Yıllık Etki" olmak üzere iki kategoride hazırlanıyor. ESOGÜ'nün listedeki varlığı tek bir alana dayanmıyor. Maden ve metalurji, enerji, fizik ve malzeme, inşaat ve yapı gibi birkaç güçlü uzmanlık odağı; yükselen genç bir kuşak ve genişleyen bir alan yelpazesiyle birlikte görülüyor. ESOGÜ, 2026 "Dünyanın En Etkili %2 Bilim İnsanı" listesinde 21 araştırmacıyla hem birikmiş hem de güncel bilimsel etkisini uluslararası ölçekte ortaya koyuyor. Dünya 16.'sı ve 58.'si düzeyindeki zirve isimlerin varlığı; maden, metalurji ve enerjideki belirgin uzmanlık kümeleri, sağlık bilimlerinin güçlü temsili ve kariyerinin ilk on yılında listeye giren yeni kuşak, ESOGÜ'nün araştırma kapasitesinin hem derin hem de geniş tabanlı olduğunu gösteriyor. "Kariyer Boyu Etki" Kategorisinde Listeye Giren ESOGÜ'lü Bilim İnsanları: Prof. Dr. İlker Bekir Topçu – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Muammer Kaya – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Selim Gürgen – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Uçak Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Hakan Çevikalp – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Mustafa Anık – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Vural Bütün – Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Prof. Dr. Sevgi Şensöz – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Cemal Cingi – Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Mahmut Yavuz – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici – Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. İdiris Dağ – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Haldun Kurama – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Sibel Tunalı Akar – Fen Fakültesi, Kimya Bölümü "Yıllık Etki" Kategorisinde Listeye Giren ESOGÜ'lü Bilim İnsanları: Prof. Dr. Muammer Kaya – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Maden Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Selim Gürgen – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Uçak Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Cemal Cingi – Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici – Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. İlker Bekir Topçu – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Gökhan Kılıç – Fen Fakültesi, Fizik Bölümü Prof. Dr. İbrahim Şevki Bayrakdar – Diş Hekimliği Fakültesi, Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Prof. Dr. Bülent Görenek – Tıp Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. İdiris Dağ – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Doç. Dr. Recep Yüksel – Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Doç. Dr. Uğur Moralı – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü Doç. Dr. Mehmet Alper Sofuoğlu – Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü Doç. Dr. Mert Gürlek – Turizm Fakültesi, Turizm İşletmeciliği Bölümü Doç. Dr. Erkan İlik – Fen Fakültesi, Fizik Bölümü

Odunpazarı’nda Alzheimer ve Demans Farkındalığı Semineri Haber

Odunpazarı’nda Alzheimer ve Demans Farkındalığı Semineri

Odunpazarı Belediyesi, Türkiye Alzheimer Derneği iş birliğiyle Alzheimer ve demans hastalıklarına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla seminer düzenledi. Odunpazarı Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Yenikent Mahallesi’nde bulunan 100. Yıl Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Alzheimer-Demans Farkındalığı Semineri”nde, Alzheimer hastalığı ve demans konusunda katılımcılara kapsamlı bilgiler verildi. Seminere konuşmacı olarak Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazlı Durmaz Çelik katıldı. Doç. Dr. Durmaz Çelik, Alzheimer hastalığının belirtileri, hastalığın seyri ve hastalıkla ilgili merak edilen konular hakkında bilgi verdi. Seminer, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü öncesinde gerçekleştirilerek yaşlı bireylerin yaşam kalitesine ve yaşlılık döneminde karşılaşılabilecek sağlık sorunları konusunda farkındalığın artırılmasına dikkat çekti. ALZHEİMER HASTALIĞININ SEYRİ HAKKINDA DETAYLI BİLGİLER VERİLDİ Seminerde, Alzheimer ve demansın belirtileri ile hastalığın seyri hakkında detaylı bilgiler paylaşılırken, toplumda yaygın olarak karşılaşılan unutkanlık konusunda da önemli bilgilendirmeler yapıldı. Her unutkanlığın Alzheimer hastalığı anlamına gelmediği belirtilirken, unutkanlığın farklı nedenlerinin olabileceği ve hangi durumlarda uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiği anlatıldı. Katılımcıların Alzheimer ve demans hastalıklarıyla ilgili sorularının da yanıtlandığı seminerde, hastalığın belirtilerinin doğru şekilde tanınmasının ve gerekli durumlarda uzman desteğine başvurulmasının önemi vurgulandı. Odunpazarı Belediyesi, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini desteklemek ve Alzheimer ile demans konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla çalışmalarını sürdürecek.

Sağlık-Sen Şube Başkanı Köksal: "Bu Şehrin Üçüncü Bir Hastaneye İhtiyacı Var" Haber

Sağlık-Sen Şube Başkanı Köksal: "Bu Şehrin Üçüncü Bir Hastaneye İhtiyacı Var"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında Eskişehir'deki sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunları, hastane altyapı eksikliklerini ve kamuoyunda tartışılan iddiaları tüm detaylarıyla ele aldı. Sağlık sektöründeki tükenmişliğe, artan iş yüküne, liyakat tartışmalarına ve altyapı yetersizliklerine dikkat çeken Köksal, yetkililere acil ve radikal adımlar atılması çağrısında bulundu. ​Eskişehir genelindeki sağlık çalışanı profiline değinen Köksal, 4D'li işçilerle birlikte şehirde yaklaşık 10 bin kişilik büyük bir sağlık ordusunun görev yaptığını hatırlattı. Ancak bu büyük ordunun ne yazık ki mutsuz, umutsuz ve tükenmiş durumda olduğunu vurguladı. Mevcut personelin artık işe gelmek istemediğini, aşırı yoğun mesailer ve aile düzeninin bozulması sebebiyle boşanma oranlarının tırmanışa geçtiğini defalarca ilgili mercilere ilettiklerini belirtti. Bürokratların sürekli sayısal verilerden ve kaç hasta muayene edildiğinden bahsettiğini ancak sahadaki gerçek insan hikayelerinin ve psikolojik yıkımın görmezden gelindiğini ifade etti. ​Bu tükenmişliğin somut bir örneğini Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) hastane alımları üzerinden veren Köksal, üniversitede yüzlerce kadro için ihaleye çıkıldığını ancak başvuru oranının yüzde 20'lerde kaldığını ve yüzlerce kadronun boş kaldığını duyduklarını söyledi. Türkiye genelinde 200 bin ila 250 bin arasında ebe ve hemşire mezunu varken, 70 bin ila 75 bin lira gibi cazip bir garanti gelirin sunulduğu bu pozisyonlara neden başvuru yapılmadığının idari olarak derinlemesine araştırılması gerektiğini vurguladı. Sağlık çalışanlarının ESOGÜ'deki çalışma şartlarını duyarak başvurmaktan vazgeçtiğini belirten Köksal, bu durumun yetkililer tarafından masaya yatırılması şarttır dedi. ​Eskişehir’in sağlık altyapısının nüfus artışını kaldıramadığını belirten Köksal, Sağlık Bakanlığı'nın Personel Çalışma Sayısı (PDC) güncellemelerinde Eskişehir'in kadrosunu artırmadığını dile getirdi. Her geçen gün emeklilikler ve kronik sağlık sorunları nedeniyle personellerin kaybedildiğini, yerine yenisi alınamadığı için de "yaşlanan bir Eskişehir sağlık ordusu" oluştuğunu kaydetti. Bu dezavantajın altını çizen Köksal, Eski Devlet Hastanesi bölgesine acilen 3. bir hastanenin yapılması gerektiğini, "3. bir hastane açmadan ara eleman alamayız" sözleriyle bir kez daha siyasilere ve seçilmişlere kanıtlarıyla birlikte sundu. ​Gündemi sarsan hastane raporu ve devamsızlık iddialarına da geniş yer ayıran Köksal, olayların gelişim sürecini aktardı. Şehir Hastanesi'nde çalışan bir sekreterin mesajıyla durumdan haberdar olduğunu belirten Köksal, mesaiye yarım saat geç kalanlara anında işlem yapılırken bazı kişilerin yurt dışından rapor alarak mesaide olmamasının adalet duygusunu zedelediğini söyledi. Konuyu öğrenir öğrenmez 1 dakika içinde Sağlık Müdürüne, Valiye ve ilgili başhekime ilettiğini, ancak 2 gün boyunca resmi bir ses çıkmadığını ifade etti. Olayın basına yansımasının ardından konunun çarpıtıldığını ve bazı çevrelerin "Sendika kendi adamını mı atayacak?" gibi asılsız iddialarla konuyu başka bir yöne çekmeye çalıştığını belirten Köksal, bu zihniyete sert tepki gösterdi. 6 bin üyeli bir sendikanın başkanı olarak personel atamak gibi bir derdinin olmadığını, asıl odaklanılması gereken noktanın haksız raporlar ve perşembe-cuma günleri nerede olunduğu sorusu olduğunu vurguladı. Valiliğe açık bir çağrıda bulunarak bu soruşturmanın akıbetinin şeffaflıkla paylaşılmasını istedi ve devlet makamlarının bu tür uygunsuzluklar karşısında daha net duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti. ​Eskişehir Osmangazi Üniversitesi hastane binası ve üniversite trafiği tartışmalarına da değinen Köksal, Rektör Hanım'ı bu konularda desteklediklerini belirtti. Üniversite bahçesinin transit yol olarak kullanılmasının hastane güvenliğine zafiyet oluşturduğunu ve akşam saatlerinde binlerce çalışanın evine dönerken çevre yolu gibi kullanılan bu yolda mağdur olduğunu dile getirdi. Üniversitenin görevinin Eskişehir trafiğini çözmek olmadığını söyleyen Köksal, asıl görevin Büyükşehir Belediyesi'nde olduğunu, Hasan Polatkan Caddesi'ne Shell Petrol önüne yapılacak bir batçık ile 20 yıllık Eskişehir trafiğinin çözülebileceğini savundu. Ayrıca ESOGÜ binasının güçlendirilmesi adı altında 1 milyar TL harcanarak butik bir hastaneye çevrilmesine karşı çıktığını, ilk günden beri binanın tamamen yenilenerek yeni bir hastane yapılması gerektiğini savunan tek sendikacı olduğunu hatırlattı ve Rektör Hanım'ın bu yöndeki kararlı tutumunu tebrik etti. ​Ambulans hizmetleri ve sahadaki konuşlanma sorunlarına da değinen Köksal, kendisinin de geçmişte ambulansın her kademesinde çalışmış bir isim olarak hastanın ambulansta acilden daha güvenli olduğunu belirtti. Türkiye genelinde ve Eskişehir'de ambulansların olay yerine ulaşım sürelerinin ilk 10 dakika içinde gerçekleştiğini, 62 aktif ambulansla iyi bir yayılım sağlandığını ifade etti. Ancak büyüyen Eskişehir'de; Aşağı Söğütönü, Yukarı Söğütönü ve Ihlamurkent gibi 50 bini aşan nüfusa sahip yeni mahallelerde ambulansların konuşlanacağı yer bulamadıklarını söyledi. Yerel yönetimlerle merkezi idare arasındaki uzlaşı eksikliği ve bürokratik engeller nedeniyle kamu kurumlarının bu bölgelerde güçlendirilemediğini, Tepebaşı bölgesindeki Alzheimer Merkezi'nden bile yer talep ettiklerinde zorlandıklarını dile getirdi. ​Sağlık kurumlarındaki iç organizasyon sıkıntılarından ve asistan krizlerinden de bahseden Köksal, ESOGÜ'nün YÖK'e bağlı olması sebebiyle sunulan sağlık hizmetlerinin denetiminde boşluklar oluştuğunu ifade etti. Şehir Hastanesi'ne alınan 150 asistanın eğitileceği alan sıkıntıları yaşandığını, bir hocanın egosu yüzünden 20'ye yakın asistanın istifa ettiğini, devletin 25 yılda yetiştirdiği bir tıp doktorunun bu tarz bireysel kaprisler yüzünden küstürülmesinin acil servisleri ve genel sistemi çökerttiğini belirtti. Eskişehir'de ağır ameliyat geçiren hastaların koridordaki tuvaletleri kullanmak zorunda kalmasının ve vatandaşların Osmangazi yerine farklı alternatifler aramasının yöneticiler tarafından şapka öne konarak düşünülmesi gereken büyük bir sorun olduğunu vurguladı. ​Konuşmasının sonunda genel sağlık politikalarına, özel hastane sektörüne ve beyin göçüne değinen Köksal, uzun süreli iktidarların bürokratlarda yarattığı "Beğenmeyen çeksin gitsin" anlayışını eleştirdi. 20-25 bin lira asgari ücretin olduğu bir ülkede 75 bin liralık gelirin beğenilmemesinin sorgulanması gerektiğini, sağlık çalışanlarının potansiyel birer kronik hasta adayı olduğunu ve zorlu mesai şartlarının insan doğasına aykırı olduğunu yineledi. Sağlık sistemindeki rantlara, bıçak parası iddialarına ve özel hastane yoğunluğuna dikkat çeken Köksal, sıfır beklenti ve korkusuz bir duruşla doğruları savunmaya devam edeceklerini belirterek, "Bu bataklığı kurutmadan bu ülkeyi ve sağlık çalışanlarını mutlu edemezsiniz" diyerek sözlerini noktaladı.

ESOGÜ'nün Yeni Mutfak ve Yemekhanesi Hizmete Hazır Haber

ESOGÜ'nün Yeni Mutfak ve Yemekhanesi Hizmete Hazır

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde yapımı yeni tamamlanan Mutfak ve Yemekhane Tesisi; modern altyapısı, yüksek kapasitesi ve profesyonel donanımıyla ESOGÜ öğrencileri ve personeline kaliteli, sağlıklı ve hijyenik yemek hizmeti sunmak üzere hizmete hazır hale getirildi. Tesisin açılışı Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Atilla Özcan Özdemir, Prof. Dr. Şerife Yücesoy Özkan, Prof. Dr. Mustafa Önder, Genel Sekreter Harun Yoldaş, Genel Sekreter Yardımcısı Nurullah Karakaş ve diğer yöneticiler ile akademik ve idari personelin katılımları ile gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy şunları söyledi: “Önceki dönem rektörlerimizden Prof. Dr. Kemal Şenocak döneminde projelendirilen, Prof. Dr. Kamil Çolak döneminde ise inşaatı başlayan ve tamamlanan merkezi mutfak ve yemekhane binası projemizin son rötuşları kalmıştı. Rektörlük görevimin 1. ayını doldurduğum bugün de açılış bize nasip oldu. Ben başta iki rektörümüz olmak üzere projenin inşaatı ve hizmete açılmasında emeği geçen herkese; süreci bizzat takip eden Yapı İşleri Daire Başkanımız Yasin Doğan, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanımız Timuçin Doğan ve İdari ve Mali İşler Daire Başkanımız Mustafa Arslan ve daire çalışanlarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İki katlı olarak inşa edilen tesis; yemek salonları ve modern üretim alanlarından oluşmakta olup aynı anda 450 kişinin yemek yiyebilmesine imkân sağlamaktadır. Üretim alanı, toplu yemek hizmetinin gerektirdiği kapasite ve iş akışına uygun olarak çok sayıda endüstriyel mutfak ekipmanıyla donatılmıştır. Mutfakta 2 elektrikli ve 3 doğalgazlı endüstriyel fırın, 18 adet doğalgazla çalışan yer ocağı, 2 endüstriyel buzdolabı, patates soyma ve sebze yıkama makineleri, kıyma makineleri ve çok sayıda profesyonel ekipman bulunmaktadır. Bu donanım sayesinde yemeklerin hazırlanması, pişirilmesi, muhafaza edilmesi ve servise sunulması süreçlerinin düzenli ve verimli şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır. Tesisin dikkat çeken özelliklerinden biri de su arıtma ve hijyen altyapısıdır. Mutfakta kullanılan sular, ters ozmoz sisteminden geçirilmekte, ultraviyole sisteminde işlem görmekte ve ardından boyler sistemiyle 90 °C'ye kadar ısıtılarak kullanıma sunulmaktadır. Yeni Mutfak ve Yemekhane Tesisimiz; modern teknik altyapısı, güçlü ekipman kapasitesi ve hijyen odaklı uygulamalarıyla Üniversitemizin yemek hizmetlerinde önemli bir ihtiyacı karşılayacak olup, öğrencilerimize ve personelimize sağlıklı, güvenilir ve kaliteli beslenme imkânı sunacaktır. Merkezi Mutfak Binası 2 katlı olup 2500 m2’dir. Bina günde 15000 kişiye hitap edebilecek mutfak kapasitesine sahip olup, güneş enerjisi panelleri ve soğuk hava depoları gibi alanları bünyesinde barındıran modern bir tesistir. Kampüsümüzün önemli bir ihtiyacını karşılayacak olan bu modern tesisin Üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Toplu Taşımada Öğrencilere Büyük Kolaylık Haber

Toplu Taşımada Öğrencilere Büyük Kolaylık

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin göreve gelir gelmez hayata geçirdiği uygulamalardan biri olan “Bas Geç” öğrenci abonman sistemi üniversite öğrencilerinden yoğun ilgi görmeye devam ediyor. “Bas Geç” uygulamasından Eskart almaya gerek duymadan öğrenci kimlik kartlarıyla yararlanan ESTÜ ve ESOGÜ öğrencilerinin ardından yeni eğitim öğretim yılında Anadolu Üniversitesi öğrencileri de “öğrenci kimlik kartlarıyla” yararlanabilecek. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencilerin bütçesine destek olmak amacıyla hayata geçirdiği “Bas Geç” abonman uygulaması, yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Aylık yalnızca 500 TL karşılığında sınırsız toplu ulaşım imkânı sunan uygulama, öğrencilerin kent içi ulaşım giderlerini önemli ölçüde azaltıyor. Başkan Ayşe Ünlüce’nin göreve başlamasının ardından, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda öğrencilere armağan olarak başlatılan “Bas Geç”, Eskişehir’de öğrenim gören gençlerin ulaşımda rahat bir nefes almasını sağlıyor. 65 BİN 670 ÖĞRENCİ YARARLANIYOR Eskişehir’de eğitim gören 65 bin 670 örgün öğrenci, ekonomik ve sınırsız ulaşım imkânı sunan öğrenci abonman uygulamasından yararlanıyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) öğrencileri, daha önce Eskart üzerinden ayrıca abonman kart almadan, öğrenci kimlik kartlarını aktif hale getirerek “Bas Geç” uygulamasını kullanabiliyordu. Yeni eğitim öğretim döneminde ise Anadolu Üniversitesi ile imzalanan protokol sayesinde Anadolu Üniversitesi öğrencileri de sisteme dahil oluyor. Böylece Anadolu Üniversitesi öğrencileri de kendi öğrenci kimlik kartlarını aktif hale getirerek Eskart almaya gerek kalmadan “Bas Geç” uygulamasından yararlanabilecek. AÇIKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ DE YARARLANABİLİYOR Eskişehir’deki öğrencilerin ulaşımını kolaylaştıran uygulamadan yalnızca örgün eğitim gören öğrenciler değil, gerekli şartları taşıyan Açıköğretim Fakültesi öğrencileri de yararlanabiliyor. Aylık 500 TL ücret karşılığında sınırsız toplu ulaşım hakkı sunan “Bas Geç”, öğrencilerin okula, sosyal ve kültürel etkinliklere ve kentin farklı noktalarına ulaşımını kolaylaştırırken aile bütçelerine de katkı sağlıyor. TÜRKİYE’NİN EN UYGUN ÖĞRENCİ ABONMANLARI ARASINDA Öğrenci dostu ulaşım politikalarıyla dikkat çeken Eskişehir, “Bas Geç” uygulamasıyla Türkiye genelindeki ekonomik ulaşım sıralamalarında da üst sıralarda yer alıyor. Yapılan araştırmalara göre Eskişehir, sınırsız biniş hakkı sunan öğrenci abonman tarifelerinde Türkiye genelinde üçüncü sırada, genel öğrenci ulaşım ücretleri sıralamasında ise dördüncü sırada bulunuyor. Türkiye’de öğrencisine en uygun ulaşım imkânı sunan şehirler sıralamasında ise Gaziantep, Ankara, Konya, Eskişehir, Samsun, Balıkesir ve İstanbul yer alıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin öğrenci odaklı ulaşım politikası kapsamında sürdürülen “Bas Geç” uygulaması, uygun fiyatı ve sınırsız kullanım avantajıyla Eskişehir’i öğrenciler için daha yaşanabilir bir kent haline getirme hedefinin önemli adımlarından biri olmayı sürdürüyor.

Genç Hekim Adayları Beyaz Önlüklerini Giydi Haber

Genç Hekim Adayları Beyaz Önlüklerini Giydi

ESOGÜ Tıp Fakültesi’ne bu yıl kayıt yaptıran öğrenciler, düzenlenen geleneksel “Beyaz Önlük Giyme Töreni” ile hekimlik mesleğine ilk adımlarını attı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bu yıl kayıt yaptıran öğrenciler, Üniversite Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen geleneksel “Beyaz Önlük Giyme Töreni” ile hekimlik mesleğine ilk adımlarını attı. Törene Üniversite Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Atilla Özcan Özdemir, Prof. Dr. Şerife Yücesoy Özkan, Prof. Dr. Mustafa Önder, Tıp Fakültesi yönetimi, öğretim üyeleri, emekli öğretim üyeleri ve genç hekim adaylarının aileleri de katıldı. Törende konuşan Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Atilla Özcan Özdemir öncelikle velilere teşekkür ederek, yıllardır emek verdikleri yavrularının artık hekim adayı olarak Tıp Fakültesi’ne, güzide ve kutsal hekimlik mesleğine adım attığını söyledi. Prof. Dr. Özdemir onların artık kendilerine emanet olduğunu ve 50 yılı geçen maziye sahip ve akredite Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, tecrübeli ve dinamik öğretim üyesi kadrosundan en iyi tıp eğitimini alacaklarını ifade etti. Genç hekim adaylarına seslenerek Türkiye’nin en iyi öğrencileri arasında yer alıp Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandıklarını ve bu yolun sonunda dünyanın en güzel mesleklerinden birisine sahip olacaklarını hatırlatan Prof. Dr. Özdemir, ülkemizin onlara emanet olduğunu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı mirası en iyi şekilde devir alıp yaşatarak ilerleteceklerinden şüphelerinin olmadığını dile getirdi. Hekimliğin birçok özelliği içinde barındıran bir meslek olduğunu belirten Prof. Dr. Özdemir, “Hekimlik; kimi zaman hastanızla üzülmektir, kimi zaman çocuğunuzu bırakıp gittiğinizde yaşadığınız burukluktur, kimi zaman şifa verdiğiniz hastanın duasıyla yaşadığınız mutluluktur, en üzüntülü zamanınızda hastaya sıcak bir dokunuş ve gülümsemedir.” dedi. Genç hekim adaylarından; kendini geliştiren, yabancı dil bilen, iletişimi kuvvetli, empati yeteneği olan, akıl ve bilim sahibi, zaman yönetimini becerebilen, ahlaklı, ahde vefalı hekimler olmalarını ve ülke sevgisini kalplerinin derinliklerinde hep hissetmelerini istedi. Halen görevde olan ve emekliye ayrılmış Tıp Fakültesi öğretim üyelerine de teşekkür eden Prof. Dr. Özdemir, hekim yetiştirmenin çok önemli bir hizmet ve meziyet olduğunu belirterek, usta-çırak ilişkisinin her zaman yaşandığı hekimlik mesleğinde rol model olarak hekim adaylarına verdikleri iyi eğitim için kendilerine şükranlarını sundu. Prof. Dr. Özdemir, genç hekim adaylarından İleride hangi branşta görev yaparlarsa yapsınlar bir gün hekim olarak insanların hayatını kurtarmak için her türlü müdahaleyi yapmalarının gerekebileceği bilinciyle çalışıp kendilerini geliştirmelerini istedi. Gençlere beyaz önlüğün saflığı, temizliği, sorumluluğu, özveriyi, kutsallığı, fedakarlığı temsil ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Özdemir, törene katılan tüm misafirlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy konuşmasında beyaz önlüklerini giyecek olan hekim adaylarına hitap ederek, “Uzun ve yorucu bir hazırlık sürecinin sonunda her biriniz Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda yüksek puanlar aldınız ve tercihleriniz sonucunda da ülkemizin en iyi hekimlerini, en donanımlı şekilde yetiştiren Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim görmeye hak kazandınız. Bu üstün başarılarınızdan dolayı hepinizi kutluyorum. ”dedi. Beyaz önlüklerini giyerek hekimlik mesleğine ilk adımlarını attıklarını söyleyen Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, fakültede 6 yılı disiplinli bir şekilde çok çalışarak ve belki çok yorularak geçireceklerini fakat buradan mezun olduklarında ülkeleri, aileleri ve insanlık için faydalı olacak çok onurlu bir mesleğin birer neferi olacaklarını belirtti. Üniversitenin Tıp Fakültesi’ndeki değerli öğretim üyelerinin engin tecrübeleriyle, hekim adaylarına çağdaş tıbbı, eksiksiz ve kolaylıkla uygulamalarını sağlayacak, mesleki bilgi ve yetenekleri kazandıracak ve onları en iyi şekilde yetiştireceklerini söyledi. Tıp Fakültesi öğretim üyelerine de bu vesile ile emekleri ve özverili çalışmaları için şükranlarını sundu. Hekim adaylarının ailelerine de seslenen Prof. Dr. Gümüşsoy, Tıp Fakültesine başarılı, pırıl pırıl evlatlar yetiştirdikleri için aileleri kutladı ve evlatlarının artık kendilerine emanet olduğunu, onların en yüksek kalitede eğitim görmeleri, hekimlik mesleğine en iyi şartlarda yetiştirilmeleri için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini kaydetti. Hekim adaylarının bugün giymeye hak kazandıkları beyaz önlüğün hekimliğe ilk adımın olduğu kadar doğruluğun, şifanın, aydınlığın, bilimsel kimliğin ve etik değerlere bağlılığın da simgesi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gümüşsoy, beyaz önlüklerini giydikleri andan itibaren bu şerefli mesleğin birer adayı olacaklarını ve beyaz önlüklerine en ufak bir leke sürdürmemek için ellerinden gelen gayreti ve çalışkanlığı göstereceklerine inancının tam olduğunu belirtti. Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, tüm genç hekim adaylarına başarılı ve huzurlu bir eğitim hayatı dileyerek konuşmasını tamamladı. Açılış konuşmasının ardından hekim adaylarına beyaz önlükleri gruplar halinde giydirildi. Tören sonrasında topluca hatıra fotoğrafı çektirildi.

Sağlık-Sen Şube Başkanı Köksal: "Eskişehir'de Adeta Bir Hastalık Hastalığı Başladı" Haber

Sağlık-Sen Şube Başkanı Köksal: "Eskişehir'de Adeta Bir Hastalık Hastalığı Başladı"

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında kentin sağlık sistemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu ve Eskişehir'de her ay 1 milyon kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti. Köksal, 1 milyon nüfuslu bir şehirde 1 milyon kişinin sağlık kuruluşlarına başvurması durumunda ne kadar yeni bina yapılırsa yapılsın ne kuyrukların biteceğini ne de hastaların yaşadığı sıkıntıların sona ereceğini ifade etti. İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici'yi 8 bin 75 sağlık çalışanının 1 milyon hastaya hizmet verdiğini ifade ederek yoğun emeği ortaya koyduğu için tebrik eden Köksal, aynı zamanda "performans yapın" anlayışıyla doktor ile hasta arasındaki muayene süresinin normalin dışına çıkacak şekilde azaltıldığını gösterdiğini söyledi. Bir ay içerisinde yaklaşık 20 iş günü olduğunu, dahili ve cerrahi branşlardaki doktorların çalışma düzenlerinin farklılık gösterdiğini, örneğin bir hekimin haftanın 5 günlük süresinin ancak 3 gününde poliklinik yapabildiğini aktaran Köksal, Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde 180-190 ve Eskişehir Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 250 hekimin poliklinik yaptığı bir şehirde 1 milyon başvuru olmasının Eskişehir'de adeta bir "hastalık hastalığı" başladığını gösterdiğini dile getirdi. Vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvuru alışkanlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini, kendi yerine bir başkasının birden fazla kez gidip muayene olduğunu belirten Köksal, vatandaşların sağduyulu bir şekilde bilgilendirilerek gereksiz sağlık başvurularının önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı ve Türkiye'deki sağlık sisteminin artık yeniden reformize edilmesi gerektiğini kaydetti. 2007 yılında Eskişehir'de 4 ambulansla hizmet verilirken bugün 67 adet 112 ambulansının hizmet verdiğini, ambulans sayısının yaklaşık 15 kat artmasına rağmen nüfusun yalnızca yüzde 25 arttığını, buna rağmen vatandaşın hâlâ ambulansa ulaşmakta sorun yaşaması durumunda sağlık hizmetinin sunumuyla ilgili sistemin gerçekliğinin dışına çıkılmış demektir dedi. İnsanların doğrudan beyin cerrahisine muayene olabildiğini, Avrupa'da ise bir beyin cerrahına ulaşma süresinin 6 ayı bulabildiğini ve kişinin aile hekimini görmeden doğrudan uzman hekime gitmediğini belirten Köksal, Türkiye'de MHRS'yi arayanlara aile hekimine gitmelerinin söylendiğini ve böyle bir sistemi yönetmenin zor olduğunu ifade ederek Bakanlığa ve paydaşlara çağrıda bulundu, Eskişehir'deki tüm sağlık çalışanlarını emek ve özverilerinden dolayı tebrik etti. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy'u ziyaret ettiklerini ve rektörün yaptığı çıkışın son derece önemli olduğunu belirten Köksal, 1970 yılında temeli atılmış bir binanın yaklaşık 1 milyar TL'lik bütçeyle güçlendirilmesinin yanlış olduğunu, bunun 2026 yılındaki güçlü Türkiye imajına yakışmadığını ve o binanın güçlendirilmek yerine yıkılarak yeniden yapılması gerektiğini savundu. Rektör Gümüşsoy'un binanın yıkılması gerektiğini belirterek Ankara'nın yolunu tutacaklarını ifade ettiğini aktaran Köksal, topun Eskişehir'i temsil eden siyasetçilerde olduğunu, Gaziantep ve Erzurum gibi illere ciddi bütçeler ayrılırken Eskişehir'in bundan mahrum bırakılmaması gerektiğini ve ESOGÜ'ye sıfırdan modern bir hastane binası kazandırılması gerektiğini söyledi. Hastanelerde acil bir şekilde sağlık çalışanı istihdamına ihtiyaç olduğunu belirten Köksal, Yunus Emre Devlet Hastanesi ve Eskişehir Şehir Hastanesi ile ilgili raporda sistemde 890 hemşire görünmesine rağmen yaklaşık 200'ünün nöbet tutamadığını, geri hizmetlerde değerlendirilen bu personelin sahada çalışan meslektaşlarının yükünü paylaşamadığını ifade etti. Her 10 çalışandan 2'sinin aktif nöbet sisteminin dışında kaldığı bir yapıda yetişilemeyeceğini söyleyen Köksal, sağlık çalışanları arasında korunan bir kesim bulunduğuna yönelik rahatsızlıklar olduğunu, sahada çalışabilecek durumda olan herkesin sahada görev yapması gerektiğini belirtti. Eskişehir'in nüfusunun 1 milyona ulaştığını ve Afyonkarahisar, Kütahya, Bilecik gibi çevre illerden de hasta kabul ettiklerini belirten Köksal, siyasetçilerin ve bürokratların araya kimseyi sokmadan randevu alarak sistemi görmesi gerektiğini kaydetti. "Sağlık çalışanı işportacı değildir" diyerek insanları kanser taramasına çağırıp ardından tetkikler için 6 ay sonrasına randevu vermenin insanı psikolojik olarak yıprattığını dile getiren Köksal, alt yapı ve personel uygun değilse sistemin buna göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Eskişehir Devlet Hastanesi'nin yerine yaklaşık 600 yataklı yeni bir hastane yapılarak şehrin sağlık yükünün dağıtılmasını isteyen Köksal, Kızılinler'deki termal kaynakların sağlık hizmetine dönüştürülerek üçüncü büyük hastanenin fizik tedavi alanında planlanabileceğini, 1980'li yıllarda Askeri Hastane'de gazilerin tedavi gördüğü gibi kamuda aynı hizmeti verebilecek bir fizik tedavi havuzunun bugün bulunmadığını ifade etti. Karşımızda yorgun aile hekimleri, doktorlar ve hemşireler olduğunu, çalışma koşulları ve personel sayısı düzeltilmediği sürece bu yorgunluğun ortadan kalkmayacağını belirten Köksal, bir hekimin günde 85 hastaya bakmasının mola vermeden çalışsa bile gerçekçi olmadığını ve hastanın bilgisayar ekranından takip edilmek zorunda kalındığını söyledi. Sağlık sisteminin başarısının yalnızca kaç kişiye bakıldığıyla değil, toplumun ne kadar sağlıklı hale geldiğiyle ölçülmesi gerektiğini ifade eden Köksal, Eskişehir'deki sağlık çalışanı sayısının yetersiz olduğunu ve PDC'lerin artan nüfus ve çevre illerden gelen hastalar dikkate alınarak güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Devlet hastaneleri ve diş hastanelerinde yaklaşık 180 diş hekimi ile hizmet verildiğini, tıp fakültesi dahil kamudaki diş hekimi sayısının 260'a yaklaştığını, özel sektörde ise yaklaşık 400 diş hekimi bulunduğunu belirten Köksal, 2015 sonrasındaki sağlık politikalarıyla özel sektörün ağırlığının arttığını ifade etti. Özel hastanelerdeki doğum sayılarının ve SGK'ye kesilen faturaların kamu ile karşılaştırılması için Vali'ye çağrıda bulunan Köksal, sağlık hizmetinin devlet eliyle verilmesi gerektiğini ve güçlü bir kamu sağlık sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Eskişehir'e dördüncü bir özel hastane yapılıp yapılmaması sorusuna karşılık, kamu tarafındaki kapasite ihtiyacı karşılanmadığı sürece özel hastanelere yönelimin süreceğini, bu nedenle öncelikli meselenin kamu sağlık sisteminin kapasitesinin güçlendirilmesi olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

SES Şube Sekreteri Ateş: "Asıl Başarı Mezuniyette Başlıyor" Haber

SES Şube Sekreteri Ateş: "Asıl Başarı Mezuniyette Başlıyor"

SES Eskişehir Şube Sekreteri Gönül Ateş, ESOGÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün YKS yerleştirme sonuçlarına göre Türkiye’deki ilk 10 program arasına girmesini değerlendirdi. SES Eskişehir Şube Yönetim Kurulu adına açıklamalarda bulunan Şube Sekreteri Gönül Ateş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "YKS yerleştirme sonuçlarına göre Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün, öğrenci başarı sıralaması açısından Türkiye’deki ilk 10 hemşirelik programı arasında yer alması bizim için son derece kıymetli. Hacettepe, Koç, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara ve Gazi gibi güçlü üniversitelerin bulunduğu bu grupta ESOGÜ’nün de yer alması, bölümün tercih edilirliğini ve öğrencilerin üniversitemize duyduğu güveni göstermesi açısından önemli. Ancak biz bu sonucu yalnızca bir sıralama başarısı olarak görmüyoruz. Başarılı öğrencilerin bölümümüzü tercih etmesi elbette bizi mutlu ediyor ama aynı zamanda bize önemli bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü asıl başarı, öğrencinin üniversiteye hangi başarı sıralamasıyla geldiğinden çok, dört yılın sonunda nasıl bir sağlık profesyoneli olarak mezun olduğuyla ölçülmeli. İlk 10’a girmek önemli bir başarıdır. Ancak bu başarıya yakışan eğitimi sürdürmek ve bunu kalıcı hale getirmek çok daha büyük bir sorumluluktur. Bugün hemşirelik, geçmişteki geleneksel görev tanımlarının çok ötesine geçmiş durumda. Hemşire artık yalnızca kendisine verilen görevleri yerine getiren kişi değil; hastayı değerlendiren, riskleri erken fark eden, klinik karar süreçlerine katılan, hasta güvenliğini sağlayan, bilimsel kanıtları bakım uygulamalarına aktarabilen ve sağlık ekibi içerisinde önemli sorumluluklar üstlenen bir sağlık profesyonelidir. Yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların artması ve bakım ihtiyaçlarının çeşitlenmesi de hemşireliğin sağlık sistemi içerisindeki önemini her geçen gün artırıyor. Buna karşılık Türkiye’de hemşirelik eğitiminin hâlâ çözüm bekleyen önemli sorunları var. Bunların başında öğrenci kontenjanları ile akademik kadro, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama kapasitesi arasındaki dengenin korunması geliyor. Çünkü hemşirelik yalnızca sınıfta öğrenilebilecek bir meslek değil. Öğrencinin teorik olarak öğrendiği bilgiyi gerçek yaşam koşullarında kullanabilmesi, hastayla iletişim kurabilmesi, klinik karar verebilmesi ve mesleki becerilerini yeterince uygulayabilmesi gerekiyor. Öğrenci sayısı eğitim ve uygulama kapasitesinin üzerine çıktığında ise birebir eğitim alma ve yeterli klinik deneyim kazanma imkânı azalıyor. Bu nedenle kontenjanlar belirlenirken yalnızca ‘Kaç öğrenci alabiliriz?’ sorusunu sormak yeterli değil. Asıl sormamız gereken, ‘Kaç öğrenciye gerçekten nitelikli hemşirelik eğitimi verebiliriz?’ sorusudur. Türkiye’nin daha fazla hemşireye ihtiyaç duyduğu açık. Ancak bunun çözümü yalnızca üniversitelerin kontenjanlarını artırmak değil. Öğretim elemanı sayısı, laboratuvar olanakları ve klinik uygulama altyapısı aynı ölçüde geliştirilmezse sayı artarken eğitimde nitelik zarar görebilir. Hemşire açığını kapatmaya çalışırken nitelikli hemşirelik eğitimi açığı oluşturmamalıyız. Bir diğer önemli mesele de mesleğin çalışma koşulları. Bugünün gençleri meslek seçerken yalnızca hangi işi yapacaklarını düşünmüyor. O mesleğin kendilerine nasıl bir gelecek sunacağına da bakıyorlar. Yoğun çalışma temposu, nöbetler, artan iş yükü, sağlıkta şiddet, tükenmişlik, ücretler ve özlük hakları hem öğrencilerin hem de çalışan hemşirelerin mesleğe ve geleceklerine bakışını doğrudan etkiliyor. Başarılı gençlerin hemşireliği tercih etmesini istiyorsak, onları mezuniyet sonrasında mesleğin içerisinde tutabilecek çalışma koşullarını da oluşturmak zorundayız. Nitelikli sağlık çalışanlarının yurt dışına yönelmesini de yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu durum aynı zamanda üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir insan gücü meselesidir. Hemşirelik eğitiminin önündeki bir başka önemli başlık ise teknolojik dönüşüm. Yapay zekâ, dijital sağlık uygulamaları, uzaktan hasta takibi ve karar destek sistemleri önümüzdeki yıllarda sağlık hizmetlerinin çok daha önemli bir parçası olacak. Bu nedenle geleceğin hemşiresinin dijital okuryazarlığı yüksek, veriyi değerlendirebilen ve yapay zekânın sunduğu bilgiyi sorgulayabilen bir sağlık profesyoneli olması gerekiyor. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hemşireliğin merkezinde insan olmaya devam edecek. Bir algoritma hastanın risk skorunu hesaplayabilir, bir cihaz yaşamsal bulguları saniye saniye takip edebilir. Fakat hastanın korkusunu anlamak, ona güven vermek ve bakımın insani boyutunu sürdürebilmek hâlâ insanın sorumluluğunda. Geleceğin hemşiresi teknolojiyle yarışan değil, teknolojiyi insan için kullanan hemşire olacaktır. Bizim üzerinde önemle durduğumuz konulardan biri de öğrencilerimizin araştıran ve sorgulayan bireyler olarak yetişmesi. Hemşirelikte ‘Biz yıllardır böyle yapıyoruz’ anlayışı yerine, ‘Bunun bilimsel kanıtı nedir?’ sorusunu sorabilen sağlık profesyonellerine ihtiyacımız var. Çünkü çağdaş hemşireliğin temelinde kanıta dayalı bakım anlayışı bulunuyor. ESOGÜ Hemşirelik Bölümünün Türkiye’de ilk 10 içerisinde yer almasını da bu nedenle yalnızca bugünün başarısı olarak değil, geleceğe yönelik önemli bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz sadece başarı sıralaması yüksek öğrencilerin tercih ettiği bir bölüm olmak değil. Mezunlarımızın da klinik yeterlilikleri, bilimsel bakış açıları, etik duyarlılıkları ve mesleki duruşlarıyla tercih edilen hemşireler olması gerekiyor. Sonuç olarak üniversitelerin başarısını yalnızca giriş puanlarıyla ya da başarı sıralamalarıyla ölçmek yeterli değil. Üniversitenin gerçek başarısı, öğrencinin o kapıdan hangi puanla girdiğinden çok, dört yılın sonunda o kapıdan nasıl bir meslek insanı olarak çıktığıyla ölçülür. Bu nedenle ESOGÜ’nün ilk 10 başarısından mutluluk duyarken önümüzde duran asıl soruyu da unutmuyoruz: Bize güvenerek gelen bu başarılı gençleri, geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli hemşirelere nasıl dönüştüreceğiz? Bizim için asıl başarı, bu soruya vereceğimiz cevap olacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.