SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eşit Yurttaşlık

Porsuk Haber Ajansı - Eşit Yurttaşlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eşit Yurttaşlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!” Haber

Eskişehir’de Madımak Katliamı Anması: “Unutmadık, Unutturmayacağız!”

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde katledilen 33 sanatçı, aydın ve 2 otel çalışanının anısına Eskişehir’de düzenlenen anma töreni, geniş bir katılımla gerçekleşti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından, katılımcılar sessiz bir yürüyüşle Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na ulaştı. ​2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın 33. yıl dönümünde Eskişehir; demokrasi, adalet ve laiklik vurgusuyla bir kez daha bir araya geldi. Anma törenine CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vakıf Başkanı Ufuk Uysal: “Yaramız Adaletsizlikle Büyüyor” ​Anma töreninde konuşan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Madımak Katliamı’nın sadece geçmişte kalmış bir olay değil, günümüz toplumsal vicdanını her an kanatan bir yara olduğunu vurguladı. Uysal; ​"2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli'nde, 33 aydın sanatçı ve 2 emekçi otel çalışanı canımız diri diri yakılmıştır. Bu bir katliamdır. Bu saldırı; bağnaz, gerici, laiklik ve Cumhuriyet düşmanları tarafından kardeşliğe, insanlığa ve düşünce özgürlüğüne yapılmış karanlık bir saldırıdır. O gün Madımak Oteli’nde sadece ozanlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız ve aydınlık gençlerimiz değil; bu toprakların hoşgörü kültürü, kardeşliği ve bir arada yaşama iradesi de yakılmak istendi. Devleti yönetenler acziyet içerisinde buna engel olmamışlardır ya da olamamışlardır. Sonrasında ise adalet yerini bulmamıştır." Uysal, inanç değerlerine ve Anadolu’nun kadim mirasına dikkat çekerek; ​"Bizim inancımızda 'İnsan kutsaldır.' Yolumuzda 'Eline, beline, diline sahip çıkmak' esastır. Bizler, 'Gelin canlar bir olalım' diyen Pir Sultan’ın, 'Sevelim sevilelim' diyen Yunus Emre’nin evlatlarıyız. Sivas’ta hedef alınan tam da Anadolu’nun bu aydınlık ruhuydu. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı, hepimizin yüreğini yaktı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, o ateşin dumanı adaletin üzerinde tüttüğü sürece bu yara kapanmayacaktır. Bizim yasımız sadece kaybettiklerimize değil, aynı zamanda eksik kalan adaletedir." ​Uysal, anmanın bir direniş günü olduğunu belirterek; "Bizler bu anmayı sadece bir yas günü olarak değil; karanlığa karşı aydınlığı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti haykırdığımız bir direnç günü olarak görüyoruz. Nesimi Çimen’in sazı susmadı. Hasret Gültekin’in deyişleri hala dillerimizde, Metin Altıok’un şiirleri hala rehberimizdir. Toplumsal hafızamızı diri tutmak, bu acıların bir daha yaşanmaması için en büyük güvencemizdir," diyerek sözlerini noktaladı. Milletvekili İbrahim Arslan: “Toplumun Aklı ve Vicdanı Yakıldı” ​CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, konuşmasında katliamın hukuksal boyutuna ve toplumsal tahribatına dikkat çekti: ​"33 yıl önce 33 canımız yandı, ancak bununla birlikte bu toplumun aklı, vicdanı, düşünce ve inanç özgürlüğü, Cumhuriyetin aydınlanma birikimleri yakıldı. Aradan geçen yıllarda firariler, affedilen sanıklar ve zaman aşımına uğratılan davalar acımızı katladı. Madımak Oteli bir utanç müzesine dönüştürülmelidir. Madımak’ın karanlığı ne yazık ki nefret diliyle, ötekileştirmeyle hâlâ hâkim kılınmaya çalışılıyor. Biz Alevi-Bektaşi toplumu olarak anayasal eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Cemevlerimiz ibadethanemizdir. Tüm bunların güvencesi ise laik, demokratik Cumhuriyettir." dedi. ​Başkan Ayşe Ünlüce: “Barış Dilini Haykırıyoruz” ​Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, toplumsal uzlaşı ve tahammül kültürünün önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: ​"Bugün 33 yıl önce Sivas’ta büyük bir nefret ve tahammülsüzlükle katledilen aydınlarımızı anmak için buradayız. Biz bugün sadece bir anma için değil; bu topraklarda bir daha aynı acılar yaşanmasın, hep barış dili konuşulsun diye bir aradayız. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli'nin 'İncinsen de incitme' düsturu hayatımızın rehberi olmalı. Kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış, barış içinde yaşamayı bilen Eskişehir'den bir kez daha haykırıyoruz: 2 Temmuz’u unutmadık, unutturmayacağız." ​Başkan Kazım Kurt: “İnsanlık Suçunda Zaman Aşımı Olmaz” ​Odunpazoni Belediye Başkanı Kazım Kurt, davanın hukuki sürecindeki aksaklıkları eleştirerek hesap sorma kararlılığını yineledi: ​"33 yıl geçti, yargılamalar yapıldı ancak Sivas’ın gerçek nedeni maalesef aydınlatılamadı. Bugün o dönemin sorumlularının birçoğu devletin kademelerinde görev alabiliyor. Bu bir insanlık suçudur ve insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Bunu herkes böyle bilmelidir. Biz 'unutmadık, unutturmayacağız' derken, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağına olan inancımızı yineliyoruz. Bu katliamın hesabı mutlaka sorulmalıdır." Sessiz Yürüyüş ve Çelenk Sunumu ​Konuşmaların ardından katılımcılar, ellerinde "Sivas’ı Unutma, Unutturma" yazılı dövizler ve pankartla sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünden Vilayet Meydanı'na kadar süren yürüyüş, Atatürk Anıtı'na çelenk sunulması ve saygı duruşu ile nihayete erdi. Anma törenine destek veren ADD, ÇYDD, EĞİTİM-İŞ, Kent Konseyleri, Köy Dernekleri ve HABED temsilcilerine, Vakıf Başkanı Ufuk Uysal tarafından teşekkür edildi.

Başkan Kurt'un Mesajında Dayanışma, Adalet, Demokrasi ve Halk İradesi Vurgusu Haber

Başkan Kurt'un Mesajında Dayanışma, Adalet, Demokrasi ve Halk İradesi Vurgusu

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda dayanışma, adalet, demokrasi ve halk iradesi vurgusu yaptı. Bayramların toplumsal bağları güçlendiren özel günler olduğunu belirten Kurt, demokratik değerlere ve hukuk güvencesine sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bayramların paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve ortak vicdanın güç kazandığı günler olduğunu ifade etti. Kurban Bayramı’nın yardımlaşmanın, eşitliğin, adalet duygusunun ve insan onuruna sahip çıkmanın önemini hatırlatan güçlü bir toplumsal miras olduğunu kaydeden Başkan Kurt, Türkiye’nin içinden geçtiği sürece de değindi. Başkan Kurt, mesajında şu cümlelere yer verdi: “Bayramlar; paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve ortak vicdanın güç kazandığı, toplumsal bağlarımızı yeniden kuvvetlendirdiğimiz özel günlerdir. Kurban Bayramı da bizlere; yardımlaşmanın, adalet duygusunun, eşitliğin ve insan onuruna sahip çıkmanın önemini hatırlatan güçlü bir toplumsal mirastır. Sofralarımızı, sevgimizi ve umudumuzu paylaştığımız bu günler, aynı zamanda ülke olarak nasıl bir gelecek istediğimizi yeniden düşünme fırsatı sunmaktadır. Ülkemizin içinden geçtiği bu dönemde demokrasiye, hukuka ve halk iradesine sahip çıkmak yalnızca siyaset kurumunun değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Demokratik siyaseti yargı eliyle şekillendirme girişimleri, seçme ve seçilme hakkını tartışmaya açan anlayışlar, siyasi partilerin iç işleyişine dönük müdahale arayışları; yalnızca bir kurumu ya da bir partiyi değil, Türkiye’nin demokratik geleceğini ilgilendirmektedir. Çünkü demokrasi, ancak halkın özgür iradesine, çoğulculuğa ve hukuk güvencesine dayandığında anlam kazanır. Demokratik siyasetin meşruiyeti yalnızca sandıkta değil; siyasal kurumların kendi iradelerine, demokratik işleyişine ve hukuk güvencesine duyulan saygıyla korunur. Siyasi yaşamı yargısal ya da idari müdahale alanına dönüştürme arayışları, toplumsal barışa ve demokrasiye olan güvene zarar vermektedir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; hukukun üstünlüğüne, laik ve demokratik cumhuriyet değerlerine, örgütlü siyasetin bağımsızlığına ve milletin karar verme hakkına her zamankinden daha güçlü biçimde sahip çıkmak zorundayız. Umudu ayakta tutan şey, yalnızca güzel sözler değil; adaletin varlığına olan inanç, eşit yurttaşlık talebi ve halkın değişim iradesidir. Bizler, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın, dayanışmayı büyütmenin ve demokratik mücadeleyi kararlılıkla sürdürmenin Türkiye’nin aydınlık yarınlarının anahtarı olduğuna inanıyoruz. Odunpazarı’nda olduğu gibi ülkemizin dört bir yanında emekten, özgürlükten, adaletten ve halkçı belediyecilik anlayışından yana olmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmasına gerek yoktur; bu ülkenin birikimi, gençleri, kadınları, emekçileri ve demokrasiye inanan milyonları vardır. Zorlukları aşmanın yolu ayrışmak değil, ortak akılda, dayanışmada ve demokratik değerlerde buluşabilmektir. Bu duygularla, Kurban Bayramı’nın; kırgınlıkların yerini hoşgörünün, kutuplaşmanın yerini kardeşliğin, kaygının yerini umut ve dayanışmanın aldığı günlere vesile olmasını diliyorum. Başta Odunpazarılı hemşehrilerimiz olmak üzere tüm yurttaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur, bereket ve aydınlık yarınlar getirmesini temenni ediyorum.”

Saadet Partili Şevket Ünal’dan Engelli Çalıştayı Açıklaması Haber

Saadet Partili Şevket Ünal’dan Engelli Çalıştayı Açıklaması

Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Ankara'da düzenlenen "Engellilerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri" çalıştayının ardından bir basın açıklaması yaptı. Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, engelli vatandaşların toplumsal hayatta karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmak ve kalıcı çözümler üretmek amacıyla Ankara'da gerçekleştirilen çalıştay hakkında yazılı bir basın açıklaması yayımladı. ​Saadet Partisi Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın katılımıyla düzenlenen "Engellilerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri" başlıklı geniş kapsamlı çalıştaya; engelli sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri, engelli bireyler, aileler, uzmanlar, eğitimciler ve farklı engel gruplarından çok sayıda katılımcı iştirak etti. ​Engelli Bireylerin Yaşadığı Kronik Sorunlar Masaya Yatırıldı ​Çalıştayda engelli vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı sorunların tüm şeffaflığıyla ele alındığını belirten Şevket Ünal, toplantıda öne çıkan ana başlıkları şu şekilde sıraladı: ​Erişilebilirlik ve Altyapı Sorunları: Şehir mimarisi, kamusal alanlar ve toplu taşıma araçlarındaki erişilebilirlik eksiklikleri. ​Eğitim ve İstihdamda Eşitsizlik: Engelli bireylerin iş hayatına katılımındaki engeller ve nitelikli eğitime erişimde yaşanan dezavantajlar. ​Sağlık ve Bakım Hizmetleri: Medikal malzemelere, rehabilitasyon süreçlerine ve bakım hizmetlerine erişimde yaşanan problemler. ​Afet Yönetimi ve Engelliler: Deprem ve sel gibi afet süreçlerinde engelli bireylerin yaşadığı mağduriyetler. ​İletişim Engelleri: İşaret dili ve iletişim erişilebilirliği konusundaki eksiklikler. ​Siyasi Temsil Yetersizliği: Engelli bireylerin karar alma mekanizmalarında ve siyasette yeterince temsil edilememesi. ​Mahmut Arıkan: "Güçlü Bir Siyasi İrade Zorunlu" ​Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ın çalıştaydaki konuşmasında köklü reformlara ve siyasi kararlılığa dikkat çektiğini aktardı. Ünal'ın paylaştığı bilgilere göre Genel Başkan Arıkan; erişilebilirlik, bağımsız yaşam ve onurlu katılım ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirterek, engelli bireylerin hayatın her alanında eşit şartlarda yer alabilmesi için güçlü bir siyasi iradenin zorunlu olduğunu ifade etti. ​Çalıştay katılımcılarının da ortak bir ses çıkardığını belirten Ünal; engellilik meselesinin bir "yardım" veya "merhamet" konusu değil; temel insan hakları, eşit yurttaşlık ve adalet meselesi olduğunun altını çizdi. Engellilerin sadece sosyal politikaların birer nesnesi değil, karar süreçlerinin doğrudan paydaşı olması gerektiği vurgulandı. ​"Sadece Belirli Günlerde Değil, Her Zaman Mücadele Edeceğiz" ​Çalıştay boyunca dile getirilen tüm görüş, talep ve çözüm önerilerinin titizlikle raporlaştırılacağını açıklayan Şevket Ünal, hazırlanan bu raporun kamuoyuyla paylaşılacağını ve ilgili resmi kurumlara iletilerek çözüm süreçlerinin takipçisi olacaklarını belirtti. ​Ünal, açıklamasını şu mesajla tamamladı: ​"Saadet Partisi olarak; engelli bireylerin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlandığı değil, hak temelli politikaların hayata geçirildiği, erişilebilir ve kapsayıcı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

CHP Eskişehir İl Örgütü 19 Mayıs’ı Coşkuyla Kutladı Haber

CHP Eskişehir İl Örgütü 19 Mayıs’ı Coşkuyla Kutladı

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Örgütü 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı coşkuyla kutladı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Valilik Meydanı’nda düzenlenen törene, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, İl ve İlçe Yöneticileri, Meclis Üyeleri ile partililer katılım sağladı. Valilik Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı'na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "Bugün burada yalnızca bayramımızı kutlamıyoruz. Bugün burada; bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu, esarete boyun eğmeyişini, teslimiyeti reddedişini anıyoruz! 19 Mayıs 1919; içeriden ve dışarıdan gelen türlü imkansızlıkların içinden umudu yeşertenlerin tarihidir. 19 Mayıs; saraya değil millete güvenenlerin tarihidir! 19 Mayıs; “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek ayağa kalkan bir milletin dirilişidir! Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a attığı o ilk adım, yalnızca bir kurtuluş mücadelesinin değil; halk egemenliğine dayanan çağdaş bir Cumhuriyetin de başlangıcı olmuştur. O günlerde Anadolu, dört bir yandan işgal altındaydı… İçeriden ve dışarıdan pek çok badireyle karşı karşıyaydı. Yoksulluk, tükenmişlik, bıkkınlık vardı. Ancak bir şey daha vardı: Boyun eğmeyen bir milletin iradesi! Bugün bizlere düşen görev de o iradeye sahip çıkmaktır! Millet iradesini yok sayanlar bilmelidir ki; bu ülkenin mayasında özgürlük vardır, bağımsızlık vardır, Cumhuriyet vardır! Sevgili gençler; Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu bayramı bizlere armağan etti. 19 Mayıs bizimdir! Cumhuriyet bizimdir! Cumhuriyet Halk Partisi bizimdir! Bu toprakların yarınları gençlerin omuzlarında yükselecektir! Bugün Türkiye’nin dört bir yanında gençler; adalet istiyor, eşitlik istiyor, özgürlük istiyor, yaşanılır bir gelecek istiyor! Cumhuriyet Halk Partisi, gençlerin umutlarını büyütmeye, onların sesine ses olmaya devam edecektir! Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak; gençlerin özgürce konuşabildiği, dilediği gibi sorgulayabildiği, emeğin hakkını aldığı, adaletin herkes için eşit işlediği, hiç kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye için mücadelemize durmadan, yorulmadan devam edeceğiz! Bu mücadele; bir kişinin ya da ayrıcalıklı bir zümrenin değil, milletin mücadelesidir! Bu mücadele; korkunun değil, cesaretin mücadelesidir! Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; demokrasiye, laikliğe, sosyal adalete ve hukukun üstünlüğüne her zamankinden daha güçlü sahip çıkmak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki; Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda eşit yurttaşlık idealidir! Cumhuriyet; kimsesizlerin kimsesi olmaktır! Cumhuriyet; halkın sözünün üstünde hiçbir gücü tanımamaktır! Buradan bir kez daha hep birlikte haykırıyoruz: Bizler; Kuvayı Milliye ruhunu taşıyanlarınız! Bizler; bu ülkeyi karanlığa teslim etmeyecek olanlarız! Sevgili yol arkadaşlarım; 19 Mayıs bir başlangıçtır. Bugün de görevimiz aynıdır: İlelebet payidar kalacak Cumhuriyeti demokrasiyle büyütmek, adaleti hakim kılmak ve Türkiye’yi yeniden aydınlık yarınlara taşımaktır! Başta, 19 Mayıs benim doğum günümdür diyen Ebedi Genel Başkanımız, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kurtuluş kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi!"

AHPADİ Ektaş: "Çözüm; Özelleştirme Değil Devletleştirme" Haber

AHPADİ Ektaş: "Çözüm; Özelleştirme Değil Devletleştirme"

AHPADİ - Adaletin Hukuku ve Parlementer Demokrasi İdeali Derneği Başkanı Mehmet Ektaş son günlerde kamuoyunda tartışılan sağlık kurumlarının özelleştirme iddiaları ile ilgili bir açıklama yaptı. AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluşundaki temel ilkelerden biri de Halkçılık ilkesinin zorunlu kıldığı Devletçilik İlkesi olup, kısa zamanda gerçekleştirilen büyük tarım, sanayi kalkınmaları, yakalanan büyüme rakamları Devletçi Ekonomi yönetiminin başarıyla hayata geçirilmesi ve uygulanmasıyla gerçekleştirilmişti. Ancak, Türk Milletinin önemli bir kısmından hayır duası ve helallik alamayan Turgut ÖZAL’ın Başbakanlığında Anavatan İktidarında 1999 Yılı Anayasa değişikliği ile koşmaya başlayan, AK Parti İktidarıyla zirveye çıkan Liberal politikalar, Ülkemizi büyük ülkeler sıralamasında lig düşürdü, gelir başta olmak üzere her alanda adaletsizlik arttı, üreten toplumdan tüketen topluma, ihraç eden Ülkeden ithal eden Ülkeye dönüştük. Liberal politikaların bütçe açığı kapatmadaki en önemli aracı olan Özelleştirme de bu süreçte acımasızca kullanıldı. Önce fabrikalar satıldı, ardından petrol rafineleri. Yetmedi, yollar paralı hale getirildi, köprüler satıldı. Maden işletmelerine, ormanlar kiralandı, madenlerimiz yok pahasına satıldı, satılmaya devam ediyor. İmara açık bölgelerde, ne Merkezi İdareye ne de Belediyelere ait arsa kalmadı, olan son üç beşi de satışta. Miras yedi gibi elinde avucunda ne varsa satan, kazandığını da büyük bir savurganlıkla beyhude eden iktidar şimdi de Şehirlerimizin merkezi yerlerinde kalan ve bu yönüyle çok büyük değerlere sahip sağlık alanlarını özelleştirme kapsamına almış satışa çıkarmıştır. Önce 27 ilde 55 taşınmaz, şimdi 32 ilde 71 taşınmaz satılıyor. Bundan Eskişehir’de nasibini alıyor. Sağlık hakkı, en temel Anayasal haklarımızdan biri. Sağlık hakkına erişim hem ücretsiz hem de kolay olmalı. Ancak, AK Parti İktidarı önce aile hekimliği sistemiyle yurttaşlarımızın hastanelere erişimini engelledi. Ardından şehir içlerinde mantar gibi özel hastane açılmasına izin verirken devlet hastanelerini kapattı, şehir dışına kurulan şehir hastaneleriyle yurttaşların devlet hastanelerine erişimini zorlaştırdı, özel hastanelere müşteri potansiyeli oluşturdu. Şimdi, bu projesini genişletmek istiyor. Kapattığı, yıktığı hastanelerin yerine hastane yapılmasını beklerken, bu alanların da satışa çıkarıldığını öğreniyoruz. Bu alanların ne için kullanılacağı ise meşhul. Sağlık hizmeti için kullanılsa bile paralı olacağından bu uygulamadan halkımızın hiç bir çıkarı olmayacak. AK Parti İktidarı Okulları da Satar! Eğer ki sağlık alanlarının satışını gerçekleştirir, bu satışları engelleyemezsek, , AK Parti İktidarının savurganlığına, hesap bilmezliğine kaynak yaratmak için Okullarımızı, okul arazilerimizi satmayacağından da kuşkumuz yok. Özelleştirmelerin yasal dayanağı Anayasa’nın 47’inci maddesi olsa da bu maddenin başlığı Devleştirme ve Özelleştirme olup önce 1. fıkrasında Devleştirmenin düzenlenmiş olması da anlamlıdır. Ancak AK Parti İktidarı Anayasa’nın 47’inci kapsamında bu güne kadar hiç bir Devletleştirme yapmamış sadece Özelleştirmiştir. Bu durum AK Parti İktidarının amacını ortaya koymaktadır. Anayasanın başlangıç bölümünde “hiç bir düşünce ve mülahazanın .....Türk Milli menfaatleri karşısında himaye göremeyeceği” belirtilmiş, 5’inci maddesinde ise Devletin temel amaç ve görevleri arasında “Türk Milletinin bağımsızlığını” ve “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 56’ıncı maddesinde ise Sağlık Hakkı düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Özelleştirme yapılabilmesinin en temel şartı, kamu yararıdır. Bu yararın sözle ifadesi değil, somut, ölçülebilir, denetlenebilir dayanaklarla ispatlanması gerekir. Bugün özelleştirme kapsamına alınan sağlık alanları için böyle bir savunma mümkün değildir. Bu özelleştirmelerde, kamu menfaati, Türk Milli Menfaatine uyarlık yoktur. Bu özelleştirmelerin Türk Milletinin bağımsızlığına, Milletimizin refah, huzur ve mutluluğuna sağlayacağı en küçük fayda yoktur. Tam tersine bu özelleştirmeler, insanımızın sağlık hizmetlerine erişimini daha da zorlaştıracak, ek maliyetlere neden olacaktır. Bu Millet için yapılması gereken, hiç zaman geçirilmeden tüm özel hastanelerin, vakıf Üniversitelerin, özel Okulların Devletleştirilmesi ve eşit yurttaşlık hakkı kapsamında tüm yurttaşlarımızın eşit olarak yararlanabileceği temel hakları olarak yeniden düzenlenmesidir. Anayasaya, Milletin menfaatlerine uygun düşmeyen bu hatadan dönülmesi gerekmektedir. Eskişehir’in AK Parti Milletvekilleri ve Teşkilat Yöneticileri başta olmak üzere tüm siyasetçileri göreve davet ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerimizi, siz değerli yurttaşlarımızla da paylaşıyor, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ifade ediyor, saygılarımızı sunuyoruz."

Eşit Temsil Mücadelesini Yerelde Büyütüyoruz Haber

Eşit Temsil Mücadelesini Yerelde Büyütüyoruz

CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı ve Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Sibel Yeşildal, kadınların belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 96. yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı. Yeşildal, kadınların siyasetteki temsil gücünün Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. ​Atatürk’ün Öncülüğünde Eşit Yurttaşlık İlkesi ​Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin kadınlara verdiği öneme dikkat çeken Yeşildal, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde atılan bu adımın sadece bir siyasal hak değil, tam anlamıyla bir eşit yurttaşlık ilkesi olduğunu belirtti. Yeşildal, bu kazanımın demokratik toplum yapısının en güçlü temellerinden biri olarak bugün de yollarını aydınlattığını ifade etti. ​"Hedefimiz %50 Cinsiyet Kotası ve Tam Eşitlik" ​Kadınların karar alma mekanizmalarındaki yerinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan Sibel Yeşildal, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu konudaki iradesine dikkat çekti. Yeşildal, şunları kaydetti:​"Partimizde halihazırda uygulanan cinsiyet kotasının kademeli olarak yüzde 50’ye çıkarılması ve eşit temsile ulaşılması yönündeki kararlılık, kadınların siyasette hak ettikleri yeri alması açısından tarihi bir dönüm noktasıdır." ​Yerelde Eşitlik Mücadelesi: Odunpazarı’ndan Mesaj Var ​Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapmanın bir onur olduğunu belirten Yeşildal, bu görevin kendisine Cumhuriyet tarafından yüklenen bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kadınların yerel yönetimlerde daha fazla söz sahibi olması için çalışmaya devam edeceklerini belirten Yeşildal, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: ​"Bugün Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi sıfatıyla görev yapıyor olmak; benim için yalnızca bir temsil görevi değil, Cumhuriyet’in bizlere yüklediği eşitlik mücadelesini yerelde büyütme sorumluluğudur." ​Minnet ve Şükranla: Atatürk ve Öncü Kadınlar​yıl dönümü vesilesiyle bir anma mesajı da paylaşan Yeşildal; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını kazandıran ve bu uğurda mücadele eden tüm öncü isimleri saygı ve minnetle andıklarını dile getirdi.

HABEV Başkanı Ufuk Uysal: "Cemevleri İbadethanedir!" Haber

HABEV Başkanı Ufuk Uysal: "Cemevleri İbadethanedir!"

Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ufuk Uysal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle cemevlerinin ibadet alanı değil kültürel tesis başlığı altında yer almasına tepki gösterdi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan HABEV Başkanı Avukat Ufuk Uysal şu ifadelere yer verdi; "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan ve 22 Ocak 2026 Tarih ve 33145 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile imar planı lejantlarında cemevlerinin “ibadet alanları” başlığı altında değil, “kültürel tesis alanı” içerisinde tanımlanması Yasal mevzuatlara aykırı olduğu gibi bizleri de incitmiştir. Şöyle ki; Yönetmeliğin, Mekânsal kullanım tanımları ve esasları başlıklı 5. Maddesinin f) fıkrası aynen şöyledir ; f) Kültürel tesis alanı: Toplumun kültürel faaliyetlerine yönelik hizmet vermek üzere kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera gibi fonksiyonların yer aldığı kamu veya özel mülkiyetteki (Ek ibare:RG-22/1/2026-33145) alanlar ile cemevi yapılarının bulunduğu alanlardır. Aynı planlarda cami, kilise ve sinagog açıkça ibadethane olarak yer alırken, ibadethanelerimiz olan cemevlerimizin malesef ki İbadet Alanları başlığı altında tanımlan-ma-ma-sı, ülkesini canından çok seven Alevi- Bektaşi toplumunu çok üzmüştür. Anayasanın kendilerine yüklediği tüm ödevleri başta askerlik olmak üzere yerine getiren, vergisini ödeyen Alevi- Bektaşi kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kurumsallaşmış bir ayrımcılığa maruz bırakıldıklarına bir kez daha tanık olmaktadırlar. Cemevlerinin; kütüphane, halk eğitim merkezi, sergi salonu, sanat galerisi, müze, konser, konferans, kongre salonları, sinema, tiyatro ve opera salonları ile aynı tanım içerisinde görülmesi hukuken ve fiilen kabul edilemez. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki Cemevleri İbadethanedir! Yönetmeliklerdeki bu İnkâr ve Ayrımcılık Kabul Edilemez! İmar planlarında yapılan bu sınıflandırma sadece teknik bir detay değildir. Zira bu tercih ile Aleviliğin bir inanç olarak değil, folklorik ya da kültürel bir unsur olarak görüldüğü resmi kurumlarca bir kez daha hukuka aykırı olarak ilan edilmektedir. Bir yandan “Cemevlerine Hukuki ve Resmi Statü Kazandırıyoruz ” denirken, diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkeme Kararları da yok sayılarak, yürürlükteki teknik ve hukuki mevzuatlarda cemevlerinin ibadethane olarak tanımlan-ma-ma-sı, malesef ki samimiyetin sorgulanmasına ve eşit yurttaşlık temelinin zedelenmesine, inanç özgürlüğünün engellenmesine yol açmaktadır. Alevi – Bektaşi toplumu, ülkemizin temel yapı taşlarından ve bu toprakların asli inanç topluluklarındandır. Cemevleri de ibadethanemizdir! Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.