SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eşit Ücret

Porsuk Haber Ajansı - Eşit Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eşit Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

8 Mart Eşitliğe Giden Yolda Bir İsyan ve İnşa Günüdür! Haber

8 Mart Eşitliğe Giden Yolda Bir İsyan ve İnşa Günüdür!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Kadınlar, Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz! Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz! Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir! Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözü, bizim siyasi pusulamızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kağıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis’te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır. Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır! Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! 6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak, biz vazgeçmiyoruz! Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz! Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz! Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz. Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz. Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir!"

Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz Haber

Kadın İçin Adalet Sağlanmadan, Toplum İçin Huzur Sağlanamaz

Saadet Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Nesrin Kuz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. İl Kadın Kolları Başkanı Kuz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Bugün 8 Mart. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak tam da bugün bir kez daha ifade ediyoruz: Kadın için adalet sağlanmadan, toplum için huzur sağlanamaz. Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar münferit değil, yapısal ve çok boyutludur. Kadına yönelik şiddet, güvencesiz çalışma koşulları, eğitimden kopuş, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizlikler ve karar mekanizmalarındaki yetersiz temsil; yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının geleceğini doğrudan etkilemektedir. Henüz çok taze bir acıyı yaşıyoruz. Daha önceki gün bir kadın öğretmenimiz hayatını kaybetti. Bu elim hadise, kadına yönelik şiddetin ve güvenlik sorunlarının ne kadar yakıcı ve ertelenemez bir mesele olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bir öğretmenin, bir kadının, bir insanın hayatının böylesine kolay kaybedilebildiği bir ortamda hiçbirimiz gerçek anlamda huzurlu olamayız. Türkiye’de kadınların önemli bir bölümü hayatlarının farklı dönemlerinde psikolojik, ekonomik ya da fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Koruma kararlarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık algısı, bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Kadının güvenliği sağlanmadan toplumsal huzurun tesis edilmesi mümkün değildir. Çalışma hayatında ise kadınlar büyük ölçüde düşük ücretli ve güvencesiz alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ücretsiz bakım yükünün neredeyse tamamen kadınların omuzlarında olması, ekonomik bağımsızlığı sınırlayan temel yapısal sorunlardan biridir. Kadın emeğinin korunmadığı bir düzende sosyal adaletten söz edilemez. Eğitim alanında kız çocuklarının özellikle ergenlik döneminde eğitimden kopması, erken yaşta evlilikler ve ekonomik yetersizlikler önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Eğitimdeki eşitsizlik, istihdamdan sağlığa kadar birçok alanda dezavantaj üretmektedir. Sağlık hizmetlerine erişimde ise bölgesel ve sosyoekonomik farklılıklar devam etmektedir. Kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine düzenli ve eşit biçimde ulaşabilmesi, kamusal bir sorumluluktur. Siyasal ve kamusal alanda kadın temsili hâlen arzu edilen seviyede değildir. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların karar alma mekanizmalarında daha etkin yer alması, demokratik meşruiyetin ve sosyal adaletin gereğidir. Öte yandan bütçe politikalarında kadının güçlenmesine ayrılan payın sınırlı kalması, sosyal politikanın telafi edici bir anlayışla yürütüldüğünü göstermektedir. Oysa kadınların güçlenmesi; aile yapısının, çocukların refahının ve toplumsal istikrarın temel şartıdır. Saadet Partisi olarak biz; kadına yönelik şiddetle etkin ve caydırıcı biçimde mücadele edilmesini, koruma kararlarının eksiksiz uygulanmasını, kadın emeğinin güvenceli hâle getirilmesini, eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçirilmesini, kız çocuklarının eğitimde kalıcılığını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesini, kadın sağlığına yönelik koruyucu hizmetlerin yaygınlaştırılmasını ve kadınların siyasal temsiline yönelik yapısal adımlar atılmasını savunuyoruz. Kadını korunması gereken bir nesne değil; hak sahibi, irade sahibi ve toplumsal hayatın asli öznesi olarak görüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; Kadın için adalet sağlandığında, toplum için huzur inşa edilir. Bu vesileyle hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyor; şiddetin her türlüsüne karşı kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."

8 Mart Bizim İçin Hediyeleşme Değil, Sözleşme Günüdür Haber

8 Mart Bizim İçin Hediyeleşme Değil, Sözleşme Günüdür

Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Hasan Polatkan Kültür Merkezi önünde bir basın açıklaması yapıldı. CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Handenur Erdilek tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugün burada kadınların eşitlik, adalet ve onurlu yaşam mücadelesinin sesini yükseltmek için bir aradayız. Yalnızca bir günü anmak için değil; tarihten bugüne ilmek ilmek örülen direnişi, dayanışmayı ve umudu büyütmek için buradayız. Kadın emeği, dünyanın en büyük ama en çok görmezden gelinen çarkıdır. Tarlalarda nasır tutan ellerden, ofislerde cam tavanları zorlayan zihinlere; evlerin içine sığdırılmak istense de sokağa taşan o devasa “görünmez” emekten, fabrikaların üretim hatlarına kadar hayatın her zerresinde biz varız. Ancak biliyoruz ki; emeğimizin karşılığı sadece bir gün hatırlanmak değil, hak ettiğimiz değerin her gün teslim edilmesidir. Biz kadınlar “eşit işe eşit ücret” diye yola çıktığımızda sadece rakamlardan bahsetmedik; biz, adaletin her masada, her tarlada ve her ekranda var olmasını istiyoruz. Karşımızda duran devasa eşitsizlik duvarları bizi korkutmuyor; aksine, o duvarları yıkacak olan kolektif iradeyi büyütüyor. Umut, sadece beklemek değil, bir şeyleri değiştirmek için ayağa kalkmaktır. Bizim umudumuz; şiddetin karanlığına karşı sarsılmaz bir kale olan dayanışmamızdır. Bir kadının başarısı, tüm kadınların hanesine yazılan bir zaferdir. Bir kadının sesi kısıldığında, binlerce kadının o sesi yankılatmasıdır. Bizler biliyoruz ki; kadının gücü, diğer kadının elini tuttuğunda yenilmez bir güce dönüşür. Ancak bugün bir gerçeği daha yüksek sesle haykırıyoruz: Kadınların en temel hakkı yaşam hakkıdır. Hiçbir kadın şiddet tehdidi altında yaşamak zorunda değildir. Devletin görevi, kadınları korumak; toplumun görevi, şiddete karşı sıfır tolerans göstermektir. Bu noktada 6284 sayılı Kanun yalnızca bir metin değil, kadınların hayatını koruyan hayati bir güvencedir. Etkin uygulanmadığında eksik kalan her adım, bir kadının hayatından çalınan bir güvencedir. Bizler 6284’ün tavizsiz uygulanmasını, koruma kararlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesini ve yaşam hakkının tartışmaya açılmamasını talep ediyoruz. Ülkemizi yöneten kötücül akıl vazgeçmiş olsa da İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçilmezimizdir. Bu mücadele biz kadınlar için bir tercihten daha fazlasıdır. Çünkü rakamlar susmuyor, dile gelip yaşadıklarımızı anlatıyor: 2026 yılının daha ilk ayında, en az 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen kadınların yaklaşık %23’ü evli olduğu erkek tarafından katledildi. Cinayetlerin %73’ü kadınların en güvenli olması gereken yerde, kendi evlerinde işlendi. Faillerin %50’si ateşli silah kullandı. Bu veriler bize bir gerçeği bir kez daha gösteriyor: Kadınlar en çok “yakınları” tarafından, en çok “evlerinde” ve çoğu zaman önlenebilir şiddet nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Bu tablo kader değil; bu tablo ihmallerin, cezasızlığın ve yetersiz koruma mekanizmalarının sonucudur. Her bir sayı, yarım kalan bir hayat; annesiz kalan bir çocuk; susturulmuş bir kahkaha demektir. Türkiye bugün bir değişimin eşiğindeyse, bu değişimin mimarları adaleti vicdanıyla harmanlayan kadınlar olacaktır. Savaşların, ekonomik krizlerin ve toplumsal baskıların en ağır yükünü omuzlayanlar biz olsak da; barışı, refahı ve özgürlüğü inşa edecek olanlar da yine biziz. Bizler sadece “temsil” edilmek değil, kararların bizzat öznesi olmak istiyoruz. Bizim olduğumuz her yer daha güvenli, bizim olduğumuz her kurum daha insani ve bizim olduğumuz her gelecek daha aydınlıktır. Vazgeçmiyoruz! Haklarımızdan, hayallerimizden, sokaklardaki kahkahamızdan ve özgürlüğümüzden asla vazgeçmiyoruz. 8 Mart bizim için bir “hediyeleşme” günü değil, bir “sözleşme” günüdür. Kendi gücümüze, birbirimize ve kuracağımız güzel günlere söz veriyoruz. Karanlığın en yoğun olduğu an, sabahın en yakın olduğu andır. Ve o sabah, kadınların emeği ve cesaretiyle doğacaktır. Emeğimizle, kimliğimizle, özgürlüğümüzle varız. Kazanımlarımızdan, yaşam hakkımızdan ve eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmiyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun."

MSD Eskişehir Şube Başkanı Yılmaz'dan 8 Mart Mesajı Haber

MSD Eskişehir Şube Başkanı Yılmaz'dan 8 Mart Mesajı

Memleket Sevdalıları Derneği Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Güler Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında bizlere tanıdığı seçme ve seçilme hakkının onuruyla, ancak bugünün derinleşen eşitsizlikleri ve şiddet sarmalının gölgesinde karşılıyoruz. Atatürk’ün, “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil; omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” diyerek yücelttiği kadınlar olarak; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir kutlama günü değil, dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde kadınların hak, adalet, eşitlik ve en temel hakkı olan “yaşam hakkı” için sesini yükselttiği bir dayanışma ve mücadele günü olarak görüyoruz. Ancak bizler, Türkiye’deki kadınlar olarak bu 8 Mart’ı da ne yazık ki artan kadın cinayetlerinin, derinleşen toplumsal eşitsizliklerin ve görünmez engellerin gölgesinde karşılıyoruz. Ülkemizde kadın cinayetleri artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, sistematik bir sorun hâline gelmiştir. Evlerimizde, sokaklarda ve hatta en güvenli olması gereken çalışma alanlarımızda dahi erkek şiddetinin hedefi oluyoruz. Görevini yaparken, öğrencilerine ışık saçarken katledilen kadın öğretmenlerimizin acısı hâlâ yüreklerimizdedir. Bir eğitimcinin okulunda, bir doktorun hastanesinde, bir kadının kendi evinde güvende olamadığı bir toplumda ilerlemeden ya da adaletten söz edilemez. Cezasızlık politikaları, haksız tahrik indirimleri ve koruyucu yasaların etkin bir şekilde uygulanmaması failleri cesaretlendirmeye devam etmektedir. Karşı karşıya kaldığımız şiddet yalnızca fiziksel değildir. Kadınlar her gün ekonomik, psikolojik ve sosyal şiddetle de baş başa bırakılmaktadır. Bugün Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı hâlâ istenilen seviyenin çok altındayken, iş hayatında yer bulabilen kadınlar ise görünmez engellerle, yani “cam tavan sendromu” ile mücadele etmektedir. Kadınlar, aynı eğitimi aldığı ve aynı emeği verdiği erkek meslektaşlarından “eşit işe eşit ücret” alamamakta; yönetim kademelerine ve karar alma mekanizmalarına yükselmemiz, liyakat eksikliğinden değil, ataerkil önyargılar nedeniyle engellenmektedir. 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değil; kadınların eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinin simgesidir. Atatürk’ün “Dünyada her şey kadının eseridir.” vizyonundan aldığımız güçle; Cumhuriyetimizin temel değerleri ile Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, eşit yurttaşlık anlayışını güçlendirmek; kadınların kazanılmış haklarını korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha eşit bir toplum bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu düşüncelerle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü saygı, dayanışma ve umutla selamlıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.