SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ergenekon

Porsuk Haber Ajansı - Ergenekon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ergenekon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir: "Türkiye'yi Kuruluş İlkelerine Taşıyacağız" Haber

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir: "Türkiye'yi Kuruluş İlkelerine Taşıyacağız"

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında ülke ve şehir gündemlerini değerlendirerek, partilerinin "ilk milli iktidar" hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti'ni kuruluş ilkelerine döndüreceğini vurguladı. İl Başkanı Hasan Demir, Türkiye'nin ciddi bir demokrasi sınavından geçtiğini belirtti. Demokrasinin sadece belirli kişi veya gruplar için değil, tüm vatandaşlar için elzem olduğunu vurgulayan Hasan Demir, "Zafer Partisi, milli, üniter ve laik cumhuriyetin ilelebet payidar kalması için mücadelenin merkezindedir," ifadelerini kullandı. Demir yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı: "Malumunuz sıkıntılı süreçlerden geçen ülke ve 20 yıldır uğradığımız garabet düzen. Gerçekten kelime tam anlamıyla budur: Garabet düzen ve bu düzenin başlangıcının ilk noktaları ve bugüne geliş macerası, hikayesi. Evet, 2007 yılında başlayan Ergenekon davaları hepimiz hatırlıyoruz. 2009 yılının sonunda gerçekleşen kozmik oda rezaleti, yani haremiismetimize girilmesi, devlet sırlarının ifşası. 2010 yılında başlayan Balyoz davaları. 2010 yılı CHP kaset operasyonu. 2011 yılı MHP kaset operasyonları. 2013 yılında yaşanılan Gezi olayları. Yine 2013 yılında 17-25 Aralık operasyonları ve rezillikleri. 2013-2015 yılları arasında sözde analar ağlamasın, özünde 1. ihanet süreci olarak değerlendirdiğimiz, 793 vatan evladını toprağa verdiğimiz, şehit verdiğimiz, binlerce gazinin gazi olduğu, mahallelerimizi terör örgütünden almak için mücadele ettiğimiz o kötü süreç. 7 Haziran 2015 seçimleri ve Bahçeli'nin AKP'yi yeniden iktidar yapmak salvoları sonrası patlayan bombalar, ölen canlar, güvenlik zafiyetleri varmışçasına halkı korkutan yapılar ve 1 Kasım seçimleri, seçimlerin sonuçları. Evet, 2016 15 Mayıs'ında ve 19 Haziran'ında Milliyetçi Hareket Partisi'nin engellenen kongreleri. 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi, beslenen, büyütülen vatan hainlerinin darbe girişimi. Evet, ne istediniz de vermedik diyenlerin memleketin başına ördüğü çorapların 15 Temmuz 2016 günü ülkeye açtığı yaralar. 2017 16 Nisan'da yapılan kirli referandum ve yaklaşık 2,5 milyon mühürsüz oyun, 2,5 milyon mühürsüz oyun YSK tarafından geçerli sayılması ve sonrasında halihazırda yaşadığımız rejim değişikliği, başkanlık sistemine geçiş. 2019 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçiminin ilkinin iptal edilmesi, zarfa giren 4 tane oyun 3'ünün geçerli, 1'inin geçersiz sayılması ve seçimlerin tekrarlanması. 14.000 olan farkın Türk milletinin hassasiyetiyle 800.000'e çıkması. Ve hızlı devam etmek istiyorum. 2024 Ekim'de başlayan ve hala devam eden sözde barış ve demokrasi, özünde 2. ihanet süreci. Halihazırda yaşıyoruz. Mecliste alkışlanan önder, terörist başı önder tayin edilen terörist başı ve avanesinin şu an statü arayışı. Birileri tarafından statü aranması. 21 Ocak 2025'te Sayın Genel Başkanımız Profesör Doktor Ümit Özdağ'ın haksız, hukuksuz bir vaziyette düşman ceza hukukuyla tutuklanması, 5 ay Silivri Cezaevi'nde rehin tutulması. 2025 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu operasyonu, akabinde gerçekleştirilen CHP'li belediyelere yapılan operasyonlar ve tutuklamalar. Son haftaya baktığımızda, 22 Mayıs 2026 tarihinde YSK'nın tanıdığı fakat Ankara'da, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından iptal edilen Cumhuriyet Halk Partisi Kongresi ve tayin edilen mutlak butlan. Ve dün yaşanan rezil tablo. 24 Mayıs 2026 tarihinde CHP Genel Merkezi'sine polis müdahalesi ve yaşanan onlarca rezillik. Evet, 20 seneyi 20 başlıkla hemen hızlı bir şekilde anlatmak istedim. Hafızalarımızı tekrar canlandırmak istedim. Evet, Türk milleti ciddi bir demokrasi sınavından geçiyor. Bu demokrasi sadece Hasan'a, Hüseyin'e, sadece Zafer Partisi'ne, Ümit Özdağ'a, sadece herhangi birisine lazım değil. Bu demokrasi hepimize lazım. Bu inançla Zafer Partisi'ni 2021 26 Ağustos'ta Zafer Haftası'nda kurduk ve o gün bugündür demokrasi için, milli, üniter, laik cumhuriyetin yaşaması ve yaşatılması için ilelebet payidar kalması için mücadelenin içerisindeyiz. Bu hadiseler bürokraside ve siyasette yaşanırken Türk toplumu ne gibi sorunlarla karşı karşıya hepiniz biliyorsunuz. Emekli, asgari ücretli, çalışan, çiftçi, herhangi sektörde faaliyet gösteren kim varsa bırakın geleceğe yatırım yapmayı günü kurtarmakta zorlanıyor. Dün gerçekleşen, bir önceki gün gerçekleşen operasyonlarda milyarlarca dolarımız maalesef tekrar borsa vasıtasıyla elimizden uçtu gitti. Evet, ülke çok ciddi karanlıklara sevk olunuyor ama ve lakin birileri sadece makamını muhafaza etmek için, birileri birilerinin söylemlerini tekrar hayata geçirmek için, yani ülkeye monarşiyi tekrar getirmek için, demokrasiden uzaklaşmak için her imkanı kullanıyor ve tabiri caizse bütün tuşlara basıyor. Ve bizler, Zafer Partisi teşkilatları başta genel merkezimiz olmak üzere bu yapıların net olarak farkındayız ve yapılanların net olarak farkındayız ve bunlara alternatif doğru stratejiyle ülkeyi gerçekten doğru ellere teslim etmenin, doğru ellerle yönetmenin hesabını yapıyoruz. Bu minvalde çalışmalarımız hızla devam ediyor ve Zafer Partisi, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın, oluşturulacak ilk milli iktidarda, tekrar üzerine basarak söylüyor, oluşturulacak ilk milli iktidarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tekrar kuruluş ilkelerine taşıyacak ve cumhuriyeti olması gereken düzeye sevk edecek ciddi oluşumların olduğu yegane partidir ve bu parti, Zafer Partisi yarınlar için umut, gençlik için umut, yaşayan her Türk vatandaşı için umut olmak zorundadır. Biz bu süreçlerde hiçbir zaman avucumuzu sıvazlayıp bize ne düşer diye bakmadık. Biz ülkenin geleceğini, milli, üniter, laik yapısını tekrar tesis etmek için tüm mücadeleyi sahada sarf ettik, sarf etmeye devam ediyoruz. Bu haykırışlarımızı Türk milleti dinliyor, kulak veriyor ve bize destek veriyor. Bu minvalde Eskişehir teşkilatımız olarak 1,5 senedir üzerine yüklendiğimiz vazifeyi de en iyi şekilde ifa etmek adına mücadelenin içerisindeyiz ve bu mücadeleye peyderpey alanlarda hakimiyeti doğru tesis eden ciddi insanlar dahil oluyor. Bugün de Zafer Partisi Eskişehir Teşkilatı'na bizimle beraber olmak kaidesiyle geçmiş dönemde ciddi faaliyetlerde bulunmuş, gerek siyasette gerek bürokraside birçok belediyede belediye başkan yardımcılığı ve kuruculuk yapmış, birçok siyasi partide, özellikle merkez sağda çok önemli alan kapatmış Tekin Emre Öztürk Beyefendi'yi aramıza katmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kendisi, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği kavramına dört elle sarılan ve bu şekilde siyaseti Zafer Partisi'nde, ülkenin geleceğini Zafer Partisi'nde gören kıymetli bir büyüğümüz. Aynı şekilde geçmiş dönemde Emre Bey'le de birçok siyasi ortamda faaliyet gösteren Berrin Ayas Hanımefendi'yi partimize katmakla mutluluk duyuyoruz. Zafer Partisi salonlarda, sokaklarda, her alanda Türk milletini temsil kabiliyetine her dakika ulaşma noktasında ciddi adımlar atıyor. Ve bu minvalde çalışmalar yapıyor. Birçok projemizi halkımızla buluşturarak gerçekten yaşanılabilir bir Türkiye'nin tesisinin imkansız olmadığını ve bunu birlikte başaracağımızı tekrar beyan ediyorum."

ADD'den "Cumhuriyet'e Kurulan Kumpas ve Yeni Anayasa" Paneli Haber

ADD'den "Cumhuriyet'e Kurulan Kumpas ve Yeni Anayasa" Paneli

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şubesi tarafından düzenlenen panelde, anayasa tartışmaları ve kumpas davaları masaya yatırıldı. Prof. Dr. Süheyl Batum ve Çağdaş Bayraktar, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci çarpıcı analizlerle değerlendirdi. ​Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Eskişehir Şubesi, kentin kültür hayatına damga vuran bir etkinliğe daha imza attı. Özdilek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Cumhuriyeti Kurulan Kumpas ve Yeni Anayasa" konulu panel, Eskişehirlilerin yoğun katılımıyla yapıldı. ​Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan panelin açılışını ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptı. Avci, konuşmasında "Atatürk’te birleşmenin ve yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ni kurmanın vaktidir" vurgusu yaptı. Mehmet Avci: "Cumhuriyeti Kimseye Teslim Etmeyeceğiz" ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Zor zamanlardan geçiyoruz. Cumhuriyetimiz hiç olmadığı kadar büyük saldırılar altında ve gerçekten şunu biliyoruz ki Atatürk’te birleşmenin, yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ni kurmanın gerektiğini anlıyoruz. Bugün burada Cumhuriyet tarihimizle ilgili yaşadığımız kumpaslar ve saldırıları tartışacağız ve bunların en iyi, en önemli örneklerinden biri olan Cemal Aziz Çakmak paşamızın yaşadığı süreçten kesitler göreceğiz. ​Bir anayasa profesörü, Türkiye’de sayılı anayasa profesörü... Bir anayasa profesörünün elinden, dilinden anayasaya neler yapılmış onları dinleyeceğiz. Ve her geçen gün dibe doğru savrulan bir Cumhuriyet var ama böyle bir süreç varsa biz de varız. Bizler Atatürkçüler ve Kemalistler olarak şunu net bir şekilde söylüyoruz: Biz İstiklal Marşı’nda "göğsünü siper eden" dediği tam kişiyiz. Hiçbir şeyden de korkmuyoruz, korkmayacağız. Bu Cumhuriyeti kimseye yem ettirmeyeceğiz, kimseye de teslim etmeyeceğiz. ​O yüzden bu toplantılar bilinçlenmek, ideolojik olarak donanımlaşmak için çok kıymetli toplantılar. Sizlerin de fazla zamanını almayacağım, o yüzden toplantıya geçmek istiyorum. Size tek bir şey söyleyeceğim arkadaşlar: Umudumuzu yitirmeyeceğiz. Çünkü bizim Gazi Mustafa Kemal’e bir sözümüz var; Cumhuriyeti ilelebet payidar kılacağız." dedi. Prof. Dr. Süheyl Batum: "15 Yılda 4. Anayasa Kabul Edilemez" Panelde konuşan 24. Dönem Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Süheyl Batum şu ifadeleri kullandı; "Hepimizin gördüğü ilginç günler yaşıyoruz. Tekrardan o Ergenekon, Balyoz gibi dönemlerdeki davalar tekrar başladı. Bugünlerde hepimizin bu davaların neden olduğunu, Türkiye'nin neden bu durumda olduğunu, burnumuzun dibinde Irak, Suriye ortadan kalkmış iken neden bu olayların olduğunu bir kez daha tartışmak için buradayım. 2007 yılında bu ülkede kim yaptı anayasa? Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidar partisi. 2010'da kim yaptı? Adalet ve Kalkınma Partisi. 2017'de kim yaptı? Herkes elini vicdanına koysun, Adalet ve Kalkınma Partisi. Şimdi diyor ki "Yeni bir anayasa daha." 15 yılda ben 3 tane anayasa yapacağım tek başıma ve "Yanlış yaptık, bir 4.'yü yapalım." diyeceğim. Bu süreç maalesef Irak'ı da parçalayan, Suriye'yi de parçalayan bir süreçtir. AKP bugüne kadar bilmiyordu anayasa yapmayı, ilk defa şimdi öğrendi. İnsaf, insaf. 2010'da siz yaptınız, 2017'de siz yaptınız, şimdi diyorsunuz ki "Bir tane daha yapalım çok güzel olacak." Biz de bunun Türkiye'yi maalesef Irak ve Suriye'ye dönüştürmeye yönelik bir sürecin bir parçası olarak düşündüklerini düşünüyoruz. O yüzden bunu kabul etmiyoruz." dedi. Çağdaş Bayraktar’dan "Deniz Üstü Köpürür" Mesajı Panelin diğer konuşmacısı Gazeteci ve yazar Çağdaş Bayraktar da şu ifadeleri kullandı; "Cumhuriyet gazetesinde muhabirlik yapıyorum. Aynı zamanda televizyon programları yapıyorum ve aynı zamanda da Kırmızı Kedi'den en son Deniz Üstü Köpürür kitabını yazan birisiyim. Türkiye aslında, bunu biz etkinlikte de anlatacağız ama Türkiye normalde birçok yapılamayacak şeyin yapıldığı, konuşulamayamaz şeyin konuşulduğu olumsuz anlamda söylüyorum bir yerden geçiyor ve bugünlere kolay gelinmedi. Bugünlere gelinebilmesi için eşyanın tabiatına aykırı birçok olayın olması gerekiyordu ve bunların başında da Ergenekon, Balyoz kumpas davaları geliyordu. Ve bugün aslında biz hala bu süreçlerin, bu döngülerin bir sonucunu yaşıyoruz. Ve ben bu kitapla bu kumpas davalarda hedef alınan ve yaşamını yitiren bir kişinin hayatı üzerinden aslında 25 yılın bir yakın tarih belgesel kitabını hazırlamaya çalıştım. Çünkü her gün çok yoğun bir bilgi bombardımanı altındayız. Bu yüzden de neleri yaşadığımızı, nelere maruz kaldığımızın çok farkında olmuyoruz. O yüzden de kitap yazmanın en büyük espirilerinden birisi de şudur: Olaylar arasındaki bağlantının ne kadar kuvvetli olduğunu ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Bu kapsamda da hani ben bir kişinin yaşamı üzerinden aslında, yani kitap Deniz Üstü Köpürür, emperyalizmin hedefindeki amiral diyor ama aslında emperyalizmin hedefinde Türkiye'nin olduğunu ve bugün aslında konuşulabilen yeni anayasa, çözüm süreci gibi konuların bu tam olarak bu omurganın saldırıya uğramasından kaynaklı olarak bu kadar rahat konuşulduğunu düşünüyorum. Elimizdeki veriler ve belgeler de bunu gösteriyor ve şimdi de işte bunu anlatmaya çalışıyoruz ki bu kumpaslar sürmeye devam etmesin. Yani Ergenekon ve Balyoz nasıl bir kumpassa aslında birileri bunun içinde iyi niyetli olabilir ama çözüm süreci masasından tutun da yeni anayasa tartışmalarına kadar hepsi de Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına, kurucu felsefesine, birlik ve bütünlüğüne yönelik bir kumpas girişimi. Kitabın hedef kitlesi olarak sadece politize olan değil, Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşayan ve doğal olarak her saldırıda hedef alan herkese ulaşmasını istedim. Bu yüzden de öncelikle hedefim okunduğu anda politik anlamı olmayan bir kitap oluşmasıydı. Öte yandan da okuyanlar da fark edeceklerdir, kitabın türküsünün bazı sözlerinin aslında bazı bölümlerle örtüştüğü bir yer var. Yani hikâyenin merkezinde olan Cem Aziz Çakmak o türküde dendiği gibi 'Bu dünyaya gelişini bir güzelle karşılaşarak' hayatını başka boyuta taşıyor ve öte yandan da memleket sevdasından ödediği bedelle aramızdan bedenen ayrılıyor. Böyle bir uyumu da söz konusu." Panelin ardından Çağdaş Bayraktar'ın “Deniz Üstü Köpürür” adlı kitabı için imza etkinliği düzenlendi.

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce'den Nevruz Bayramı Mesajı Haber

Anahtar Parti İl Başkanı Ölce'den Nevruz Bayramı Mesajı

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce 21 Mart Nevruz Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Nevruz Türk milletinin hafızasında çok özel bir yere sahiptir. Bu topraklara gelmeden çok önce, Orta Asya’da yaşayan atalarımızdan bugüne taşınan köklü bir miras. Yani Nevruz, Türk’ün geçmişiyle, kimliğiyle ve ruhuyla doğrudan bağlantılı bir gündür. Türkler tarih boyunca doğayla iç içe yaşamış, onun dilini anlamış bir millettir. Baharın gelişi, toprağın uyanışı, hayatın yeniden canlanması Türk için her zaman büyük bir anlam taşımıştır. Nevruz da bu yüzden sıradan bir gün değil dirilişin, tazelenmenin ve yeniden ayağa kalkışın simgesidir. Ergenekon’dan çıkış hikâyesi, Türk milletinin zorluklar karşısındaki duruşunu anlatır. Demir dağları eritip yol açan bir irade… İşte Nevruz, o iradenin hatırlanmasıdır. Türk’ün asla pes etmeyen, ne olursa olsun yeniden doğan karakterinin bir yansımasıdır. Yüzyıllar boyunca Türk boyları Nevruz’u aynı duygularla kutlamış. Ateş yakılmış, üzerinden atlanmış, sofralar kurulmuş, insanlar bir araya gelmiş. Bu gelenekler sadece birer ritüel değil, Türk milletinin birlik olma, paylaşma ve beraber yaşama kültürünün göstergesidir. Bugün de Nevruz, Türk dünyasının dört bir yanında aynı heyecanla karşılanıyor. Bu da gösteriyor ki Nevruz, Türk milletini ortak bir duygu etrafında buluşturan güçlü bir bağdır. Geçmişten bugüne uzanan bu bağ, kimliğimizi diri tutan önemli değerlerden biridir. Nevruz, Türk için hem geçmişi hatırlamak hem de geleceğe umutla bakmaktır. Köklerimizi unutmadan, aynı ruhla yolumuza devam edebilmenin ifadesidir. Bu vesileyle Nevruz’un tüm milletimize sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyor, bu anlamlı günün birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmesini temenni ediyorum."

''Nevruz Bayramımız'' Bütün Türk Dünyası'na Kut Getirsin Haber

''Nevruz Bayramımız'' Bütün Türk Dünyası'na Kut Getirsin

Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir 21 Mart Nevruz Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı. MHP İl Başkanı Candemir yaptığı açıkalmada şu ifadelere yer verdi; ''21 Mart Yeni gün (Nevruz) yeniden diriliş, birlik beraberlik bayramı. Türk'ün öz bayramı.. Nevruz, Türk'ün yeniden tarih sahnesine çıkışını, yeni bir yılın başlamasını ifade eden bir gündür. Bir diğer adı "Ergenekon Bayramı"dır. Nevruz Atalarımızın Ergenekon'dan çıktığı özgürlük günüdür. Nevruz (yeni gün) yalnızca doğanın yenilendiği, uyandığı bir gün değil onunla özdeşleşmiş toplumların yani Türklerin de ruhunun tazelendiği adeta "ruhlarının mirâcını yaşadıkları" bir dönemdir. Türkler bu dönemde birliği beraberliği perçinleyici etkinliklerde bulunur, karışıklıklı saygı sevgi güçlendirilir, milli duygular en üst düzeyde yaşanır, gelenek görenek ve kültürümüzün getirdiği inançlar, değer yargıları sergilenir ve kuvvetlendirilir. Türklerin bilinen en büyük ve en eski bayramıdır Nevruz. Neticede Türk'ün, büyük Türk milletinin toyudur Nevruz. Geçmişten günümüze kadar gelen ve ehemmiyet arz eden bu kutsal miras ile iftihar ediyoruz. Mayalanmış bir ekmek hamuru gibi kabaran "Turan Hareketi" karşımızda duruyor. Bu hakikat bir gün gerçekleşecektir ve Türk birliği hayâlin üstünde gerçek bir olgudur. "Körükle Ateş yakalı, Bakırdan dağı yıkalı, Ergenekon'dan çıkalı, Nevruz, Türk'ün bayramıdır." Ergenekon'dan çıkışımızın yıldönümü "Nevruz Bayramımız" bütün Türk Dünyası'na kut getirsin.. Yeni ümitlere, yeni uyanışlara, yeniden canlanışa vesile olması temennisiyle.. ''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.