SON DAKİKA
Hava Durumu

#Emekli Sayısı

Porsuk Haber Ajansı - Emekli Sayısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emekli Sayısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun Haber

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun

En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı. Kanun teklifinin birinci maddesi üzerine konuşma yapan CHP’li Özlale sözlerine “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece bin 500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun” diyerek başladı. Özlale, emeklilere, emekçilere, çalışanlara hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için tek yolun istihdam sayısını artırmak olduğunu dile getirerek, “Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor” dedi. “MİLLİ GELİRDEN EMEKLİLERE AYRILAN PAY YILLARDIR DEĞİŞMİYOR” Emeklilik sistemindeki krizin temelinde, millî gelirden emeklilere ayrılan payın yıllardır sabit tutulması olduğunu belirten Özlale, emekli sayısının iki katına çıkmasına rağmen bu payın yüzde 6’da kilitlendiğini ifade etti. Özlale, son beş yıldır her yıl en düşük emekli maaşları için Meclis’in toplanmasının tesadüf olmadığını dile getirerek , sorunun bireysel değil yapısal olduğunu söyledi: “Son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler" diye ir iktidar anlayışı var.” “TÜİK eliyle yaratılan adaletsizliği başka bir adaletsizlikle örtüyorsunuz.” “TÜİK’in yarattığı haksızlığı, hukuksuzluğu başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz” Konuşmasında TÜİK verilerini de eleştiren Özlale, 2019’dan bu yana enflasyonun bilinçli şekilde düşük gösterildiğine dikkat çekti. Bu durum yalnızca en düşük emekli aylığı alanları değil, tüm emeklileri ve çalışanları sistematik biçimde yoksullaştırdığını kaydeden Özlale, “2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil” diye konuştu. “Emeklilerin yarısı bu ülkenin kurumlarına güvenmiyor” Konuşmasında TÜİK ve Metropoll verlerine de yer veren Özlale, emeklilerin yüzde 72’sinin ay sonunu getiremediğini, yüzde 70’inin kendini tükenmiş hissettiğini ve yüzde 50’sinin de ne kurumlara ne de topluma güvenmediğini dile getirdi. Bu tablonun sadece ekonomik değil, toplumsal bir kopuş yarattığını vurgulayan Özlale, “yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor” dedi. “Kaynak yok diyorsunuz, asıl kaynak insan” İktidarın kendilerine yönelik eleştirilere sıkça “Kaynak Nerede?” diye cevap verdiğini de belirten Özlale çözüm önerilerini şöyle sundu: “Her seferinde aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. Bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor.” Özlale’nin konuşması söyle: “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece 1.500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun. Şimdi, son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Şu: Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, şöyle bir iktidar anlayışı var: "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler." Şimdi, sistem böyle olduğu zaman son beş senedir en düşük emekli maaşları için toplanıyoruz ve burada bir artış oluyor. Ama aslında bunun en temel sorumlusu TÜİK. Neden TÜİK derseniz, 2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. Ama şöyle bir şey var: TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. O da şu: 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Şimdi, burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil. Hep burada hesap yapıyoruz; altın hesabı, simit hesabı, dolar hesabı. Bunların hepsini bırakalım, Türkiye'deki emeklilik sistemini bir bütün olarak iki tane büyük endeksle karşılaştıralım. Mercer Endeksi'ne göre 44 tane ülke arasında Türkiye'nin emeklilik sisteminin daha iyi olduğu tek ülke var: Hindistan. Natixis emeklilik sistemine göre Türkiye'nin daha iyi olduğu iki tane ülke var: Hindistan ve Kolombiya. Yani altın hesabını yapmayalım, simit hesabını yapmayalım, dolar hesabını yapmayalım; uluslararası kıyaslamalara baktığımız zaman Hindistan ve Kolombiya'nın bir tık üstündeyiz. O yüzden buradaki problem sadece en düşük emekli maaşı problemi değildir, emeklilerin problemidir. Bakın size birkaç tane TÜİK ve Metropoll verisi okumak istiyorum, bunlardan bir tanesi TÜİK. TÜİK'in anketine göre emeklilerin yüzde 72'si ayın sonunu getirmekte zorlandığını söylüyor, yüzde 72. Metropoll'ün anketine göre emeklilerin yüzde 70'i kendini tükenmiş hissediyor, bir tükenmişlik yaşıyor. Aynı ankette -bu da çok düşündürücü- emeklilerin yüzde 50'si yani emekli vatandaşlarımızın yarısı ne bu ülkenin kurumlarına güveniyor ne bu ülkenin insanlarına güveniyor. Dolayısıyla, yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor. Burada yapılması gereken şey ne? Her seferinde Plan ve Bütçe Komisyonunda da aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Bakın, buradan da size bir örnek vereyim, ondan sonrasında da geçenlerde sizin oylarınızla kabul edilen bütçenin Türkiye'nin ihtiyaçlarına ne kadar uzak olduğunu söyleyeyim: Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. E, o zaman bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Yani şöyle bir şey yapıyoruz: Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor diyorum.“

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.