SON DAKİKA
Hava Durumu

#Emekli Maaşı

Porsuk Haber Ajansı - Emekli Maaşı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emekli Maaşı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emeklinin Son Umudu Bayram İkramiyesi de Hayal Kırıklığı Oldu! Haber

Emeklinin Son Umudu Bayram İkramiyesi de Hayal Kırıklığı Oldu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklinin bayram ikramiyesine ‘zamsız müjde’ duyurusu milyonlarca emekliyi hayal kırıklığına uğratırken, muhalefetin çağrılarına rağmen Meclis emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmadan kapandı. Milyonlarca emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmamasına tepki gösteren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP bayram öncesi milyonlarca emekliye hayal kırıklığı yaşattı! Emekli aylığını açlık sınırı altında bırakanlar, emeklinin bayram ikramiyesine kuruş zam yapmadılar! Emekli 4 bin lira ile torununa harçlık mı versin, borç mu kapatsın, bayramlık mı alsın, mutfak alışverişi mi yapsın? Emekliye yokluğu, yoksulluğu reva görenlere yazıklar olsun!” dedi. “EN BÜYÜK VEFASIZLIĞI EMEKLİLERİMİZE YAPTILAR” Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin Grup Toplantısı’nda, “Emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplarına yatırıyoruz” şeklindeki zamsız emekli ikramiyesi açıklaması on binlerce emekliyi hayal kırıklığına uğrattı. AKP’nin zamsız ikramiye müjdesine emekliler tepki gösterirken, muhalefetin çağrılarına rağmen Meclis emeklinin bayram ikramiyesine zam yapmadan kapandı. Emeklinin bayram ikramiyesine zam yapılmamasına tepki gösteren CHP’li Utku Çakırözer, AKP iktidarının en büyük vefasızlığı ülkeye yıllarca hizmet vermiş emeklilere yaptığını söyledi. Çakırözer, “Emeklinin son umudu bayram ikramiyesine yapılacak zamdı o da olmadı! Erdoğan’ın müjde diye duyurduğu zamsız ikramiye ile milyonlarca emekli hayal kırıklığı ile bayramı karşılayacak!” dedi. “EMEKLİYE YOKSULLUĞU REVA GÖRENLERE YAZIKLAR OLSUN!” Çakırözer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yıllarca ‘olmaz’ dedikleri emekli ikramiyesi Cumhuriyet Halk Partimiz ısrarlarıyla verilmeye başlandı. Verildiği 2018 yılında bin liralık emekli ikramiyesi ile 3 çeyrek altın alınıyordu. Bugün 4 bin lira çeyrek altının yarısı bile yapmıyor. En düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı 24 bin lira, açlık sınırı 32 bin lira! Bundan utanacaklarına zamsız maaşı müjde gibi duruyorlar. Bütün yıl faize 2 trilyon ödeyenler bu paranın yüzde bir buçuğunu bile emekliye vermeyenler bunu müjde diye açıklıyorlar. Emekli 4 bin lira ile torununa harçlık mı versin, borç mu kapatsın, bayramlık mı alsın, mutfak alışverişi mi yapsın? Emekliye yokluğu, yoksulluğu reva görenlere yazıklar olsun!”

Emekli Bayramda Torununa Harçlık Veremeyecek Hale Getirildi Haber

Emekli Bayramda Torununa Harçlık Veremeyecek Hale Getirildi

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, AKP’nin emeklileri harçlık veremedikleri torunlarına bile mahcup hale getirdiğine dikkat çekti. Başevirgen, “Bu ülkenin emeklisi yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye hizmet etti. Ama bugün geldiğimiz noktada emekli iktidar tarafından bayramda torununa harçlık veremeyecek hale getirildi. İnsanlar çocuklarının, torunlarının yüzüne bakmaya utanıyor. Verilen ikramiye emekli bir çiftin memleketlerine gidip gelebilmeleri için otobüs bileti almalarına bile yetmiyor. Birde dalga geçer gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 bin liralık ikramiyeyi erken yatırmayı ‘müjde’ olarak sunuyor. Emeklilerimizin bayramı bayram gibi yaşayabilmeleri için en düşük emekli maaşı en az asgari ücret kadar olmalı ve bayram ikramiyeleri de bir maaş oranına yükseltilmelidir. Çünkü emeklilerimiz sadaka değil, hakkını istiyor” dedi. Milyonlarca emeklinin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğüne dikkat çeken CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 bin liralık emekli ikramiyesinin erken yatacak olmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘müjde’ olarak duyurulmasına da tepki gösterdi. Açlık sınırı altında yaşayan emeklilere, bayram ikramiyesi olarak verilecek 4 bin liralının emeklinin hiçbir ihtiyacını karşılamaya yetmeyeceğini ifade eden Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “BAYRAMDA MİSAFİRLERE İKRAMLIK ALABİLMEK ARTIK EMEKLİNİN HAYALLERİNİ SÜSLÜYOR” İktidarın ekonomik krizin yükünü emeklilerin omuzlarına bıraktığını belirten Başevirgen, “Milyonlarca emekli açlık sınırının altındaki maaşlarıyla yaşam mücadelesi veriyor. Buna rağmen iktidar bayram ikramiyesinde bile artış yapmıyor. AKP’nin emekliyi gözden çıkardığı artık saklanamaz bir gerçek. Emeklinin yaşadığı hayat pahalılığını görmezden geldikleri yetmezmiş gibi birde dalga geçer gibi 4 bin liralık ikramiyeyi erken yatırmayı ‘müjde’ olarak sunuyorlar” dedi. Başevirgen, 4 bin liralık ikramiyenin marketlerde, pazarda hiçbir karşılığının kalmadığını vurgulayarak, “Bugün sıradan bir market alışverişi bile binlerce lirayı bulmuş durumda. Bu ikramiyeyle emeklinin bayram alışverişi yapması mümkün değil. Bayramda misafirlere ikramlık alabilmek ise artık emeklinin hayallerini süslüyor” dedi. “EMEKLİLERİMİZ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” Emeklilerin artık bayram harçlığı veremedikleri torunlarına bile mahcup hale geldiğini dile getiren Başevirgen, “Bu ülkenin emeklisi yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye hizmet etti. Ama bugün geldiğimiz noktada emekli bayramda torununa harçlık veremeyecek hale getirildi. İnsanlar çocuklarının, torunlarının yüzüne bakmaya utanıyor. Verilen ikramiye emekli bir çiftin memleketlerine gidip gelebilmeleri için otobüs bileti almalarına bile yetmiyor. Emeklilerimizin bayramı bayram gibi yaşayabilmeleri için en düşük emekli maaşı en az asgari ücret kadar olmalı ve bayram ikramiyeleri de bir maaş oranına yükseltilmelidir. Çünkü emeklilerimiz sadaka değil, hakkını istiyor” ifadelerini kullandı.

Emekliler Hak Etmediği Bir Hayatı Yaşıyor Haber

Emekliler Hak Etmediği Bir Hayatı Yaşıyor

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, düzenlemenin emeklilerin yaşadığı derin yoksulluğu çözmekten uzak olduğunu söyledi. Türkiye’de emeklilerin ekonomik koşullar nedeniyle her geçen gün daha ağır bir yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Dilbaz, artan hayat pahalılığı, barınma krizi, kira fiyatları ve gıda maliyetleri karşısında açıklanan rakamın gerçeklikle bağdaşmadığını ifade etti. “BU RAKAM GEÇİM SAĞLAMAZ” En düşük emekli maaşının 20 bin lira olarak belirlenmesinin emekliler arasında ciddi bir öfke yarattığını belirten Dilbaz, “Bu ülkede yıllarca prim ödemiş, uzun süre çalışmış, alın teriyle ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş insanlar var. Buna rağmen emekliler, hak ettikleri bir yaşamdan çok uzak bir tabloya mahkûm ediliyor” dedi. “SORUN SADECE RAKAM DEĞİL, ADALETSİZLİK” Emekliler arasındaki gelir eşitsizliğine dikkat çeken Dilbaz, sorunun yalnızca maaşın düşük olması olmadığını vurgulayarak, “Neden hâlâ ‘en düşük emekli maaşı’ diye bir kavram konuşuluyor? İnsanların ödediği primlerin karşılığı neden tam olarak verilmiyor? Bu adaletsizlik daha ne kadar sürecek?” diye sordu. “EMEKLİLER HAK ETMEDİĞİ BİR YAŞAMI YAŞIYOR” Mevcut ekonomik düzenin emeklileri hak etmedikleri bir hayata zorladığını ifade eden Dilbaz, “20 bin lira, bugünkü şartlarda bir geçim ücreti değildir. Emekliler temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor. Bu öfkeyi dindirmek, bu yarayı kapatmak kolay değil” şeklinde konuştu.

Yüz Yaşlıdan Sadece İkisi Kamusal Bakım Hizmetine ulaşabiliyor Haber

Yüz Yaşlıdan Sadece İkisi Kamusal Bakım Hizmetine ulaşabiliyor

Odunpazarı Belediyesi Eskişehir Strateji Geliştirme Ofisi’nin (ESGO) hazırladığı ‘En Düşük Emekli Maaşı Bağlamında Yaşlı Bakım Hizmetlerine Erişilebilirlik’ raporu, 2026 yılı itibarıyla en düşük emekli maaşıyla geçinen yaşlıların kurumsal bakım hizmetlerine erişimde ciddi bir çıkmazla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Rapora göre Eskişehir’de yaklaşık 36–37 bin düşük gelirli yaşlıya karşılık, kamusal bakım kapasitesi en fazla 935 kişiyle sınırlı. YAŞLANAN NÜFUS, DARALAN BAKIM İMKÂNLARI Türkiye’de demografik yapı hızla değişirken, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı her geçen yıl artıyor. Doğurganlık oranlarının düşmesi ve yaşam süresinin uzaması, yaşlılık dönemine ilişkin bakım ihtiyacını da büyütüyor. Emeklilik gelirlerinin reel olarak gerilediği bir dönemde, yaşlı bireylerin bakım hizmetlerine erişimi giderek daha derin bir sosyal sorun haline geliyor. Eskişehir Strateji Geliştirme Ofisi (ESGO) tarafından hazırlanan çalışma, bu sorunu Eskişehir özelinde ele alarak, özellikle en düşük emekli maaşı alan yaşlı bireylerin kurumsal bakım hizmetlerine fiilen ulaşıp ulaşamadığını mercek altına alıyor. 36–37 BİN YAŞLI, 20 BİN TL MAAŞLA HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Raporda, 2026 yılı için en düşük emekli maaşının 20.000 TL olduğu vurgulanarak, “TÜİK verilerine göre Eskişehir’de 65 yaş ve üzeri nüfus 121.047 kişi. Türkiye genelinde emeklilerin yaklaşık üçte birinin en düşük maaşı aldığı bilgisi esas alındığında, Eskişehir’de yaklaşık 36–37 bin yaşlının bu gelir grubunda yer aldığı tahmin ediliyor. Bu grup, yaşlı bakım hizmetlerine erişim açısından en kırılgan kesimi oluşturuyor” denildi. ÖZEL HUZUREVLERİ DÜŞÜK GELİRLİ YAŞLILAR İÇİN ERİŞİLEMEZ 2026 yılı fiyatları dikkate alındığında, özel huzurevleri düşük gelirli emekliler için neredeyse tamamen erişilemez durumda. Resmî taban ücret 20.250 TL ile en düşük emekli maaşının üzerine çıkarken, tavan ücret 106.616 TL’ye kadar ulaşıyor. Raporda, pek çok özel huzurevinin fiilen taban fiyat üzerinden hizmet vermediğine dikkat çekilerek, özel sektörün düşük gelirli yaşlılar için gerçekçi bir seçenek sunmadığı vurgulanıyor. DEVLET MERKEZLERİNİN SAYISI OLDUKÇA YETERSİZ Eskişehir’de devlete bağlı Fethi Yılmaz Sezer Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, kamusal sübvansiyon sayesinde en düşük emekli maaşı alan yaşlılar için en erişilebilir modeli sunuyor. Aylık ücretler 8.274 TL ile 15.196 TL arasında değişiyor. Ancak bu merkezlerin en büyük sorunu kapasite yetersizliği. Devlete bağlı tüm merkezlerde barındırılabilen yaşlı sayısı 600–800 kişi ile sınırlı. BELEDİYE MODELİ DENGE UNSURU Odunpazarı Belediyesi’ne ait Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi, devlet ve özel sektör arasında denge unsuru olması bağlamında önem taşıyor. Aylık ücretler 18.000 TL’den başlarken, bakım ihtiyacı arttıkça ve özel oda tercih edildiğinde maliyet artıyor. Belediye, kamusal sübvansiyon ile aylık ücretleri asgari düzeyde tutmaya çalışıyor. KAMUSAL KAPASİTE EN FAZLA 935 KİŞİ Rapora göre Eskişehir’de devlet ve belediye eliyle sunulan toplam kamusal yaşlı bakım kapasitesi yaklaşık 735–935 kişi arasında değişiyor. Bu sayı, en düşük emekli maaşı aldığı tahmin edilen 36–37 bin yaşlıyla karşılaştırıldığında çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Düşük gelirli yaşlıların yalnızca %2–3’ü, toplam yaşlı nüfusun ise %1’inden azı kamusal nitelikli kurumsal bakım hizmetlerinden yararlanabiliyor. SOMUT YAŞLI BAKIM KRİZİ Raporda, yaşlı bakımının bireysel tercihlere ya da piyasa mekanizmalarına bırakılamayacak kadar temel bir sosyal politika alanı olduğu vurgulanıyor. Mevcut durumda düşük gelirli yaşlılar ya aile desteğine bağımlı kalıyor ya da yetersiz bakım koşullarına razı olmak zorunda bırakılıyor. Eskişehir örneği, yaşlı bakım krizinin soyut değil; sayılarla ölçülebilen, somut bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. POLİTİKA ÖNERİLERİ Rapor, yaşlı bakım hizmetlerine ilişkin şu politika önerilerini öne çıkarıyor: En düşük emekli maaşı alan yaşlılar için kademeli bakım destek ödeneği oluşturulması. Devlet ve belediyelere ait bakım merkezlerinin sayısının artırılması. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, yaşlı bakım hizmeti veren belediyelere ödenek sağlaması. Özel huzurevlerinde taban fiyat uygulamasının etkin biçimde denetlenmesi. Düşük gelirli yaşlılar için kontenjan ayıran özel işletmelere teşvik verilmesi. Evde ve gündüzlü bakım modellerinin yaygınlaştırılması. ESGO’nun çalışması, 2026 itibarıyla yaşlı bakım hizmetlerinin en düşük emekli maaşı alan yurttaşlar için ciddi bir erişim krizi barındırdığını ortaya koyuyor. Özel huzurevleri büyük ölçüde erişilemezken, kamusal bakım merkezleri hayati bir denge unsuru olsa da mevcut kapasite ihtiyacın çok gerisinde kalıyor.

Emekliye 5 Bin TL Yakacak, %50 Kira Desteği Teklifi Haber

Emekliye 5 Bin TL Yakacak, %50 Kira Desteği Teklifi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilerin yaşadığı derin ekonomik krize karşı TBMM’ye kapsamlı bir kanun teklifi sundu. Teklifle; emeklilere kış aylarında aylık 5 bin TL yakacak yardımı ve kirada oturanlara asgari ücretin yarısı kadar kira desteği verilmesi öngörülüyor. ​CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emeklilerin barınma ve ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sundu. Gürer, "Emekli olmak da emekli yaşamak da artık imkansız hale geldi" diyerek, sosyal devlet ilkesinin acilen işletilmesi çağrısında bulundu. ​KIŞ AYLARINDA 5 BİN TL YAKACAK DESTEĞİ ​Gürer’in sunduğu kanun teklifinde, emeklilerin kış yükünü hafifletmek adına somut adımlar yer alıyor. Teklif yasalaşırsa: ​Her yıl Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat aylarında emeklilere aylık 5 bin TL yakacak yardımı yapılacak.​Bu tutar, her yıl yeniden değerleme oranından az olmamak kaydıyla artırılacak.​KİRACI EMEKLİYE ASGARİ ÜCRETİN YARISI KADAR DESTEK ​Barınma krizine de değinen Gürer, üzerine kayıtlı evi olmayan ve kirada oturduğunu belgeleyen emekliler için net asgari ücretin yüzde 50’si oranında kira desteği talep etti. Gürer, "Battaniyeyle ısınan, sofrasından öğün eksilen emeklilerimiz var. Bu bir yardım değil, gasbedilen hakların iadesidir" dedi. ​"5510 SAYILI KANUN EMEKLİYİ YOKSULLAŞTIRDI" ​Maaşlardaki erimenin ana nedeninin 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı kanun olduğunu hatırlatan Gürer, şu verileri paylaştı: ​"Aylık bağlama oranları yüzde 70’lerden yüzde 28-30 bandına çekildi. Büyümeden alınan pay ise yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Emekli, ülkenin refah artışının tamamen dışına itildi. Bugün en düşük emekli aylığı açlık sınırının çok altında kalmıştır." ​KADEMELİ EMEKLİLİK VE İNTİBAK ÇAĞRISI ​Gürer, sadece maddi desteklerin değil, sistemsel sorunların da çözülmesi gerektiğini vurgulayarak taleplerini sıraladı: ​En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.​Tüm emeklilere seyyanen zam ve intibak düzenlemesi yapılmalıdır.​Bayram ikramiyeleri asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.​EYT sonrası ortaya çıkan kademe sorunu (1 günle 17 yıl kaybedenler) çözülmelidir.​Emeklilerden alınan ilaç katkı payı kaldırılmalıdır. ​Gürer, emeklilerin insanca yaşam şartlarına kavuşana kadar bu mücadelenin takipçisi olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur'' Haber

Karasu: ''Bu Ülkede Emekliler Diri Diri Tabuta Konulmuştur''

CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur. Bir kişi değişecek, her şey değişecek” dedi. CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, “Yoksulluk Kader Olamaz” panelinde yaptığı konuşmada emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloya sert sözlerle tepki gösterdi. Karasu, iktidarın emeklileri bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm ettiğini belirterek, “Bu ülkede emekliler diri diri tabuta konulmuştur” dedi. CHP Esenler İlçe Başkanlığı tarafından hafta sonunda “Yoksulluk Kader Olamaz” paneli düzenlendi ve panelde sözü doğrudan emekliler aldı. Emekli vatandaşlar, yaşadıkları geçim sıkıntılarını anlatırken bu ülkede geçimin ne anlama geldiğini, hayatın nasıl daraldığını, ay sonunu getirmenin nasıl bir mücadeleye dönüştüğünü kendi yaşamlarından örneklerle anlattı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Esenler İlçe Başkanı Kemal Şahin, yoksulluğun nasıl sistematik biçimde kalıcı hale getirildiğini Esenler’de emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların yaşadığı ekonomik çöküşü, sahadan örneklerle ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Ardından DİSK Dev Emekli-Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz söz aldı. Yavuz, emeklilerin yaşam ve geçim koşullarını, örgütlenme hakkının önündeki fiili ve yapısal engelleri ve emeklilerin Türkiye’de neden söz sahibi olamadığını anlattı. CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Ozan Bingöl ise veriler ve rakamlarla yoksulluğun nasıl bilinçli tercihlerle derinleştirildiğini, bütçenin emekliye değil, yandaşa aktarıldığını ve bu düzenin emeklileri nasıl her geçen gün daha kırılgan hale getirdiğini ortaya koydu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu ise konuşmasına Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Silivri’de tutulan belediye başkanlarına ve belediye başkanları ile bürokratlara salondan selam göndererek başladı. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve ezilen tüm kesimlerin konuşulduğu bir dönemde olduklarını vurgulayan Karasu, AKP’nin 2002 yılında iktidara gelirken verdiği “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele” sözlerini hatırlattı ve 24 yılın sonunda gelinen noktanın ağır bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. Karasu, geçmişte emekli olan yurttaşların emekli tazminatlarıyla ev ve araba alabildiğini, bugün ise yeni emekli olanların mutfak eşyası dahi alamaz hale geldiğini söyledi. 5 EMEKLİ MAAŞI YOKSULLUK SINIRI ETMİYOR Türkiye’de emeklilerin büyük bölümünün açlık sınırının altında yaşadığını vurgulayan Karasu, Türkiye’de 17 milyon emeklinin ortalama maaşının 23 bin 500 lira olduğunu, açlık sınırının ise 30 bin lirayı aştığını belirtti. Cumhuriyet tarihinde ilk kez memur emeklilerinin de açlık sınırının altında maaş aldığını söyleyen Karasu, “Bugün beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşamıyor” ifadelerini kullandı. Vergide, paylaşımda ve dağıtımda adalet kalmadığını dile getiren Karasu, bütçe görüşmelerinde emekli, işçi, kadın, genç ve asgari ücretlilerin yok sayıldığını hatırlattı. İktidarın betona ve demire yatırım yaptığını vurgulayan, ama Türkiye’de çocukların protein alamadığını, milyonlarca çocuğun et yiyemediğini, annelerin beslenme çantasına bir kuru ekmeği dahi zor koyduğunu vurguladı. GARİBAN AKP’NİN KENDİSİDİR! TBMM’de 15 gün boyunca emekliler için mücadele verdiklerini belirten Karasu, iktidarın bu çağrılara kulak tıkadığını ifade etti. Yaklaşık 5 milyon emekliye bin lira zam yapıldığını hatırlatan Karasu, “Bin lirayla pazara gitseniz file dolmuyor, kasaptan bir kilo et alamıyorsunuz. Kendi çocuklarına harçlık olarak bile vermeyecekleri parayı emekliye zam diye sundular” dedi. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in emekliler için yaptığı “garibanlar” ifadesi kullandığını da hatırlatan Karasu, “Garibanlar bize oy veriyor diyerek, emeklilerden bahsediyor. Siz hiç merak etmeyin. Emekli bu ülkede kimsesiz değildir. Emekli bu ülkede gariban değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanından tüm üyelerine kadar emeklilerin ve emekçinin yanındadır. Gariban olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin söylemleridir, AKP’nin kendisidir” diye konuştu. HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ “AKP sadece yoksulluğu yaratan bir iktidar olmadı. AKP, aynı zamanda bu süre içinde yoksulluğu yönetti. Emekliyi yoksullaştırdılar, sonra o yoksulluğu iktidarlarının sigortası haline getirdiler ‘Bize mecbursunuz. Başka çıkış yolu yok’ dediler!” dedi. Emeklilere “Siz AKP’nin yarattığı bu sefalete mecbur musunuz?” diye soran ve salondan “Hayır” yanıtını alan Karasu, “O zaman, ayağa kalkacaksınız! O zaman meydanlarda, sokaklarda, alanlarda, kürsülerde hakkınızı alana kadar hep beraber mücadele edeceğiz” diye konuştu. CHP’NİN ÇÖZÜMÜ HAZIR CHP’nin emeklilere yönelik çözüm önerilerinin hazır olduğunu belirten Karasu, en düşük emekli aylığının en az bir asgari ücret düzeyine çıkarılması, intibak yasasının çıkarılması, bayram ikramiyelerinin bir asgari ücret olması, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması ve emeklilere sendika ve toplu sözleşme hakkı tanınması önerilerini sıraladı. Emeklilerin ve emekçilerin, AKP’nin yarattığı bu kara düzene mecbur olmadığını vurgulayan Karasu, “Sandık gelecek. Bir kişi değişecek, her şey değişecek. Bu ülkenin kaynakları 86 milyona yeter; yeter ki adaletli paylaşalım” dedi.

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti Haber

Ekonomik Kriz Vatandaşın Ruh Sağlığını da Çökertti

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, AKP iktidarının ekonomi politikalarının toplum sağlığını çökerttiğini gösteren çarpıcı antidepresan verilerini kamuoyuyla paylaştı. Bulut, Türkiye’nin adım adım bir “ruh sağlığı krizi”ne sürüklendiğini belirterek, son 10 yılda antidepresan kullanımının yüzde 58,5 oranında arttığını vurguladı. 1 YILDA ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAKLAŞIK 6 MİLYON KUTU ARTTI CHP’li Bulut’un paylaştığı verilere göre, 2016 yılında 45 milyon 132 bin 854 kutu olan antidepresan kullanımı, geçtiğimiz yıl 71 milyon 527 bin 690 kutuya yükseldi. Sadece son bir yılda vatandaşın 5 milyon 936 bin 438 kutu daha fazla antidepresan kullanmak zorunda kaldığını belirten Bulut, “Bu artış tesadüf değil, bu artış kötü ülke yönetiminin, yoksulluğun ve umutsuzluğun sonucudur” dedi. “İKTİDAR VATANDAŞI ANTİDEPRESANLA AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Ekonomik krizin artık sadece cüzdanları değil, insanların ruh sağlığını da çökerttiğini söyleyen Bulut, “İşsizlik, geçim derdi, borç batağı ve yarın kaygısı vatandaşın psikolojisini yerle bir etti. İktidar sorunları çözmek yerine, toplumu antidepresanlarla ayakta tutmaya çalışıyor. Antidepresan kullanımı halk sağlığı açısından endişe verici noktalarda” ifadelerini kullandı. 2025 yılında antidepresan kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 9 arttığına dikkat çeken Bulut, 2024 yılında antidepresanlara 5 milyar 35 milyon lira ödeyen kamunun, 2025 yılında bu rakamı 6 milyar 480 milyon liraya çıkardığını kaydetti. “20 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA RUH SAĞLIĞI MI KALIR?” Mevcut gelir düzeylerinin toplumun gerçekleriyle bağının koptuğunu ifade eden Bulut, “Bugün en düşük emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret 28 bin 75 TL. Bu parayla kira mı ödensin, mutfak mı dolsun, fatura mı kapatılsın? İnsanlar ay sonunu değil, yarını düşünmekten uyuyamaz hale geldi” dedi. Antidepresan kullanımındaki patlamanın sosyal bir alarm olduğunun altını çizen Bulut, “Çarşı, pazar ateş pahası; diğer yandan kira, faturalar ve mutfak masrafları el yakıyor. Ruh sağlığı çökmüş bir toplum yaratırsanız, bunu ne pembe tablolarla ne de istatistik oyunlarıyla gizleyebilirsiniz. Bu ülke yoksullukla, adaletsizlikle, liyakatsizlikle yönetiliyor. Sonuç da milyonlarca kutu antidepresan oluyor” ifadelerini kullandı. “BU TABLO İKTİDARIN ESERİDİR” Bulut, “Antidepresan kullanımındaki bu dramatik artış, AKP’nin yıllardır uyguladığı ekonomi ve sosyal politikalarının açık ve net bir sonucudur. Yoksulluğu yöneten, krizi kalıcı hale getiren, milyonları güvencesizliğe mahkûm eden bir anlayış bugün toplumun ruh sağlığını çökertmiştir. Vatandaş daha fazla ilaçla değil; adaletle, güvenle, emeğinin karşılığını aldığı insanca yaşam koşullarıyla iyileşir. Bugün insanlar geçinemediği için, yarınını göremediği için, hakkını arayamadığı için antidepresan kullanmak zorunda bırakılıyor. En düşük emekli maaşıyla hayatta kalmaya çalışanlar, asgari ücretle ay sonunu getiremeyenler, borçla yaşayan gençler bu düzenin bedelini ruh sağlığıyla ödüyor. İktidar ise bu çöküşü seyretmekle kalmıyor, istatistiklerle örtbas etmeye çalışıyor. Türkiye’yi antidepresan bağımlısı haline getirenler bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Bu ülkenin insanlarını umutsuzluğa, kaygıya ve çaresizliğe mahkûm edenler, yaşanan ruhsal çöküşün de siyasi sorumlusudur” dedi.

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun Haber

Günde 50 Lirayı Tartışıyoruz, Bu da Bizim Ayıbımız Olsun

En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı. Kanun teklifinin birinci maddesi üzerine konuşma yapan CHP’li Özlale sözlerine “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece bin 500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun” diyerek başladı. Özlale, emeklilere, emekçilere, çalışanlara hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için tek yolun istihdam sayısını artırmak olduğunu dile getirerek, “Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor” dedi. “MİLLİ GELİRDEN EMEKLİLERE AYRILAN PAY YILLARDIR DEĞİŞMİYOR” Emeklilik sistemindeki krizin temelinde, millî gelirden emeklilere ayrılan payın yıllardır sabit tutulması olduğunu belirten Özlale, emekli sayısının iki katına çıkmasına rağmen bu payın yüzde 6’da kilitlendiğini ifade etti. Özlale, son beş yıldır her yıl en düşük emekli maaşları için Meclis’in toplanmasının tesadüf olmadığını dile getirerek , sorunun bireysel değil yapısal olduğunu söyledi: “Son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler" diye ir iktidar anlayışı var.” “TÜİK eliyle yaratılan adaletsizliği başka bir adaletsizlikle örtüyorsunuz.” “TÜİK’in yarattığı haksızlığı, hukuksuzluğu başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz” Konuşmasında TÜİK verilerini de eleştiren Özlale, 2019’dan bu yana enflasyonun bilinçli şekilde düşük gösterildiğine dikkat çekti. Bu durum yalnızca en düşük emekli aylığı alanları değil, tüm emeklileri ve çalışanları sistematik biçimde yoksullaştırdığını kaydeden Özlale, “2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil” diye konuştu. “Emeklilerin yarısı bu ülkenin kurumlarına güvenmiyor” Konuşmasında TÜİK ve Metropoll verlerine de yer veren Özlale, emeklilerin yüzde 72’sinin ay sonunu getiremediğini, yüzde 70’inin kendini tükenmiş hissettiğini ve yüzde 50’sinin de ne kurumlara ne de topluma güvenmediğini dile getirdi. Bu tablonun sadece ekonomik değil, toplumsal bir kopuş yarattığını vurgulayan Özlale, “yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor” dedi. “Kaynak yok diyorsunuz, asıl kaynak insan” İktidarın kendilerine yönelik eleştirilere sıkça “Kaynak Nerede?” diye cevap verdiğini de belirten Özlale çözüm önerilerini şöyle sundu: “Her seferinde aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. Bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor.” Özlale’nin konuşması söyle: “Burada aslında 18.500 lira olacak olan en düşük emekli aylığını sadece 1.500 lira artırmayı yani aslında günde 50 liradan bile daha az artırmayı tartışıyoruz, bu da bizim ayıbımız olsun. Şimdi, son beş yıldan beri biz emekli maaşları, en düşük emekli maaşıyla ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Eğer son beş yılda her sene biz bu amaçla toplanıyorsak demek ki bir yerde bir problem var. Şimdi, nerede bir problem olabilir? Bir, sistemin kendisinde bir problem var. Sistemin kendisinin ne problemi var? Şu: Millî gelirden son on yılda emekli aylıklarına aktarılan para hep yüzde 6 kalmış, on yıl boyunca yüzde 6 ama emekli sayımız 2 katına çıkmış. Dolayısıyla, şöyle bir iktidar anlayışı var: "Ben emeklilere millî gelirden yüzde 6 pay veririm, emekli sayısı ne olursa olsun onlar kendi aralarında bunu bölüşürler." Şimdi, sistem böyle olduğu zaman son beş senedir en düşük emekli maaşları için toplanıyoruz ve burada bir artış oluyor. Ama aslında bunun en temel sorumlusu TÜİK. Neden TÜİK derseniz, 2019 yılından beri bile isteye enflasyonu olduğundan çok daha aşağıda gösterdiği zaman, buradan sadece en düşük emekli maaşı alan, aylığı alan emeklilerimiz değil bütün çalışanlarımız, bütün emeklilerimiz mağdur oluyor ve bizler de en mağdur olan, en düşük emekli maaşı alanların haklarını biraz daha iyileştirmek için burada toplanıyoruz. Ama şöyle bir şey var: TÜİK'in ortaya çıkardığı bir haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizliği biz burada başka bir adaletsizlikle örtmeye çalışıyoruz. O da şu: 20 bin lira en düşük emekli maaşı olduğu zaman çok fazla çalışmış, yıllarca çalışmış, yüksekten prim ödemiş emeklilerimizin aylıkları ile en düşük emekli aylığı birbirine yakınsıyor. Bu da emeklilikte bir adaletsizliği beraberinde getiriyor. Şimdi, burada bir sistemde problem var ve bu sistem sadece en düşük emekli maaşı alanların değil. Hep burada hesap yapıyoruz; altın hesabı, simit hesabı, dolar hesabı. Bunların hepsini bırakalım, Türkiye'deki emeklilik sistemini bir bütün olarak iki tane büyük endeksle karşılaştıralım. Mercer Endeksi'ne göre 44 tane ülke arasında Türkiye'nin emeklilik sisteminin daha iyi olduğu tek ülke var: Hindistan. Natixis emeklilik sistemine göre Türkiye'nin daha iyi olduğu iki tane ülke var: Hindistan ve Kolombiya. Yani altın hesabını yapmayalım, simit hesabını yapmayalım, dolar hesabını yapmayalım; uluslararası kıyaslamalara baktığımız zaman Hindistan ve Kolombiya'nın bir tık üstündeyiz. O yüzden buradaki problem sadece en düşük emekli maaşı problemi değildir, emeklilerin problemidir. Bakın size birkaç tane TÜİK ve Metropoll verisi okumak istiyorum, bunlardan bir tanesi TÜİK. TÜİK'in anketine göre emeklilerin yüzde 72'si ayın sonunu getirmekte zorlandığını söylüyor, yüzde 72. Metropoll'ün anketine göre emeklilerin yüzde 70'i kendini tükenmiş hissediyor, bir tükenmişlik yaşıyor. Aynı ankette -bu da çok düşündürücü- emeklilerin yüzde 50'si yani emekli vatandaşlarımızın yarısı ne bu ülkenin kurumlarına güveniyor ne bu ülkenin insanlarına güveniyor. Dolayısıyla, yarattığımız bu adaletsizlik üzerine kurulmuş emeklilik sistemi insanlara, kurumlara, ülkeye bir sırt çevirmeyi, bir güvensizliği beraberinde getiriyor. Burada yapılması gereken şey ne? Her seferinde Plan ve Bütçe Komisyonunda da aynı şeyi soruyorsunuz: "Kaynağımız nerede?" Kaynağımız var, Türkiye'nin en önemli kaynağı insandır; doğru bir eğitim sistemiyle, doğru bir mesleki eğitimle yaşam boyu öğrenmeye daha fazla kaynak sağlarsanız o zaman Türkiye'deki emeklilik sisteminin yapısal problemlerini düşünürsünüz. Bakın, buradan da size bir örnek vereyim, ondan sonrasında da geçenlerde sizin oylarınızla kabul edilen bütçenin Türkiye'nin ihtiyaçlarına ne kadar uzak olduğunu söyleyeyim: Türkiye'de çalışan sayısının nüfusa oranını dünya ortalamasına getirmek istiyorsak bizim 1,1 milyon erkeğe, 4,9 milyon kadına yeni istihdam yaratmamız lazım; bizim 6 milyon yeni çalışanına ihtiyacımız var ki bu emeklilik sistemi sürdürülebilir bir hâle gelsin, 6 milyon. E, o zaman bakıyoruz bütçeye, böyle bir pay ayrılmış mı? Yaşam boyu öğrenme, bütçedeki payı düşmüş; mesleki eğitim, bütçedeki payı düşmüş; istihdamı koruma ve yaratma, bütçedeki payı düşmüş. Yani şöyle bir şey yapıyoruz: Bu kafayla seneye de buraya geleceğiz ve seneye de en düşük emekli maaşlarına sadaka verir gibi, fitre verir gibi bir artış yapacağız. Bu, emeklilik sisteminde bir adaletsizliğe yol açacak ama daha önemli bir şey var, bizim emeklilerimize, emekçilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri bir dünyayı sağlamak için yapmamız gereken şey, istihdam sayısını, çalışan sayısını artırmak; bak, 6 milyondan bahsediyorum, 6 milyon yeni çalışanla -bunun 4,9 milyonu kadın- bizler sosyal güvenlik sistemini yeniden kurabiliriz. İşte, size kaynak. Bu kaynağın farkında mısınız? Hiç sanmıyorum. Yoksulluğu azaltmak yerine yönetmeye odaklanmış bir iktidar anlayışınız var. Hiç sanmıyorum çünkü bütçede istihdamı artırmaya, korumaya, mesleki eğitime, yaşam boyu öğrenmeye verdiğiniz pay yıllar içerisinde düşüyor diyorum.“

CHP'li Başevirgen: ''AKP Türkiye'sinde Huzurevi Lüks Oldu'' Haber

CHP'li Başevirgen: ''AKP Türkiye'sinde Huzurevi Lüks Oldu''

İktidarı yıllardır uyguladığı emekliyi yoksullaştırma ve sosyal devleti tasfiye etme politikalarının, yaşlı yurttaşları insan onuruna aykırı koşullara mahkûm ettiğini belirten CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Huzurevi fiyatlarını sorduğumuz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’tan gelen yanıta göre 2025 yılı itibarıyla devlet huzurevlerinde tek kişilik en ucuz oda fiyatı 9 bin 736 liradan başlıyor ve 11 bin 87 liraya kadar çıkıyor. Devlet huzurevlerinde oda ücretleri 10 bin liraya dayanırken, açlık sınırının altındaki 20 bin liralık maaşla muhtaç emekliler 5-6 bin liraya bakımsız, sağlıksız otel odalarında yaşam mücadelesi veriyor. Huzurevi emekli için artık erişilemez bir lüks haline geldi. Emeklinin maaşı iktidar eliyle eritildi, açlığa, barınma krizine mahkum edildi. Bu ülkede yıllarca çalışan, prim ödeyen yaşlılarımıza iktidarın verdiği mesaj net: ‘Paran varsa yaşlan, yoksa kaderine razı ol.’ Bunun adı ihmaldir, tercihtir, sorumsuzluktur” dedi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, huzurevi fiyatlarını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a sordu. Bakanlıktan ise itiraf niteliğinde yanıt geldi. Yanıta göre emekli memur maaşına yapılan zam oranında artış gösteren en ucuz tek kişilik odanın fiyatı 9 bin 736 lira, en yüksek tek kişilik oda fiyatı 11 bin 87 lira olarak belirtildi. İktidarın emeklileri, muhtaçları düşürdüğü zor duruma sert tepki gösteren Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “YÜZLERCE EMEKLİ HİJYEN VE GÜVENLİKTEN YOKSUN ODALARDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR” İktidarın emeklileri maliyet olarak gördüğünü ifade eden Başevirgen, “AKP’nin sosyal politika anlayışı, yaşlıyı kamusal bir sorumluluk olarak görmek yerine ticari bir maliyet kalemi olarak ele alıyor. Huzurevleri sosyal hizmet olmaktan çıkarılıp, ücretli işletmelere dönüştürülmüş durumda. Yüzlerce emekli ve kimsesiz yaşlı, yüksek maliyetleri nedeniyle huzurevlerine giremediği için 5-6 bin liralık denetimsiz otellerde, pansiyonlarda, hijyen ve güvenlikten yoksun odalarda yaşam mücadelesi veriyor. Bu bir tercih değil, AKP’nin bilinçli politik sonucudur” dedi. “EMEKLİ MAAŞI, AKP’YE GÖRE BU YÜKSEK HUZUREVİ KİRALARINI ‘ÖDEYEBİLİR’ SAYILIYOR” Bakanın, soru önergesine verdiği yanıtta ‘geliri olmayanlardan ücret alınmıyor’ diyerek sorumluluktan kaçtığına dikkat çeken Başevirgen, “Ancak bu ifade aynı zamanda bir itiraftır. Biraz geliri olan ama insanca yaşamaya yetmeyen emekli maaşı, AKP’ye göre bu yüksek huzurevi kiralarını ‘ödeyebilir’ sayılıyor. Açlık sınırının altındaki 20 bin liralık maaşı olduğu için ücretsiz kabul edilmeyen, ancak ücretli huzurevlerinin kapısından çevrilen on binlerce yaşlı bilerek sistemin dışında bırakılıyor. Bu durum, sosyal devletin değil, sosyal elemenin göstergesidir” diye konuştu. “PARAN VARSA YAŞLAN, YOKSA KADERİNE RAZI OL” İktidarın ekonomi politikaları nedeniyle emeklinin; kira ödeyemez, ilaç alamaz, huzurevine ulaşamaz hale geldiğini sözlerine ekleyen Başevirgen son olarak, “Yaşlılık artık korunması gereken bir dönem değil, iktidarca tasarruf yapılacak bir alan olarak görülüyor. Bu ülkede yıllarca çalışan, prim ödeyen yaşlılarımıza verilen mesaj net: ‘Paran varsa yaşlan, yoksa kaderine razı ol.’ Bu tablo sosyal devletin değil, AKP’nin yarattığı derin sosyal adaletsizliğin sonucudur. Yaşlı yurttaş otel odalarına sürülüyorsa, bunun adı ihmaldir, tercihtir, sorumsuzluktur” açıklamasını yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.