SON DAKİKA
Hava Durumu

#Emekçi

Porsuk Haber Ajansı - Emekçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emekçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Promosyon Bir Lütuf Değil, Emeğin Karşılığıdır" Haber

Gürer: "Promosyon Bir Lütuf Değil, Emeğin Karşılığıdır"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özel sektör çalışanlarının banka promosyonlarından yararlanabilmesi amacıyla hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Gürer, mevcut uygulamanın çalışanlar arasında açık bir eşitsizlik yarattığını belirterek, “Aynı bankacılık sistemi içinde yer alan iki çalışandan biri kamu görevlisi olduğu için promosyon hakkına sahipken, diğeri özel sektörde çalıştığı için bu haktan mahrum bırakılıyor. Bu durum Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır” dedi. “BANKALAR NEMA ELDE EDİYOR, EMEKÇİ PAY ALAMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, günümüz ekonomik koşullarında maaşların bankalar aracılığıyla ödenmesinin fiilen zorunlu hale geldiğine dikkat çekerek, bu durumun bankalar açısından büyük bir nakit akışı ve önemli bir kâr alanı yarattığını vurguladı. “Çalışanların ücretleri bankaların sistemlerinde tutuluyor. Bankalar bu kaynak üzerinden ciddi bir ‘nema’ elde ediyor. Ancak bu kaynağın oluşmasını sağlayan emek sahipleri çoğu zaman bu kazançtan pay alamıyor. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Kamu görevlilerinin banka promosyonlarından yasal güvenceyle yararlandığını anımsatan Ömer Fethi Gürer, özel sektör çalışanları açısından benzer bir düzenlemenin bulunmamasının önemli bir ayrımcılık yarattığını söyledi. “PROMOSYON BİR LÜTUF DEĞİL, EMEĞİN HAKKIDIR” Mevcut uygulamada birçok özel sektör işletmesinde banka promosyonlarının ya hiç alınmadığını ya da işveren tarafından işletme gideri olarak değerlendirilerek çalışana yansıtılmadığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, şunları kaydetti: “Bankaların, çalışanların maaşlarını sistemlerinde tutarak elde ettikleri kazançtan çalışana pay vermesi bir lütuf değil, doğrudan emeğin karşılığı olan ekonomik bir haktır. Özellikle hayat pahalılığının ve gelir kaybının arttığı bir dönemde, maaş promosyonları özel sektör çalışanları için önemli bir ekonomik destek sağlayacaktır.” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, teklifin yalnızca ekonomik bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet ve çalışma barışı açısından da önemli bir adım olduğunu ifade etti. “ÇALIŞMA BARIŞI GÜÇLENECEK” İşyerlerinde maaş promosyonlarına ilişkin belirsizliklerin işçi ile işveren arasında güven sorunlarına ve huzursuzluklara yol açtığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Yasal bir çerçeve oluşturulmadığı için çalışan ile işveren arasında gerilim yaşanıyor. Bu düzenleme hem çalışanlar arasındaki eşitsizliği giderecek hem de iş barışını güçlendirecektir” dedi. Hazırlanan kanun teklifinin yasalaşması halinde, maaşları bankalar aracılığıyla ödenen özel sektör çalışanlarının da kamu görevlileri gibi banka promosyonlarından doğrudan yararlanabilmesinin önü açılacak. Gürer, “Emeğin olduğu yerde hak vardır. Bankaların çalışanların maaşları üzerinden elde ettiği kazançtan pay verilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Bu düzenleme, sosyal adaletin tesisi için atılmış önemli bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu. ÖMER FETHİ GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hazırladığı kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 22/05/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 4 – Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı işyerleri ile işletmeler ve bunların işverenleri hariç olmak üzere, bu Kanunun 32 nci maddesi gereğince çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları ile ödeme yapmaları halinde işverenler ile bankalar arasında aylık ve ücret ödeme protokolleri uyarınca verilecek bankacılık hizmetlerinin yanı sıra Bankalar tarafından sunulan "promosyon" adı altında ayni ve/veya nakdi ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak Banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı işçilere dağıtılır. Bu çerçevede ücretlerin hangi banka aracılığı ile ödeneceği, işyerlerinde oluşturulacak işveren vekili ve belirleyeceği bir yetkili ile yetkili sendikadan üye bulunmadığı durumlarda o işyerinde çalışmakta olan işçilerin belirleyeceği bir işçiden oluşan üç kişilik bir komisyon tarafından istekli bankalardan teklif alınmak suretiyle tespit edilir. Komisyon, işveren veya vekilinin başkanlığında söz konusu işyerinde çalışan işçilerin en az %10'unun sendikalı olması halinde yetkili sendikadan bir üye ile belirleyeceği yetkili bir temsilciden oluşur. Protokol, komisyon tarafından belirlenen banka ile işveren ve/veya işveren vekili tarafından imzalanır. Birden fazla işyeri veya işletmede ücretlerinin birlikte ödenmesi talebinde bulunmaları halinde işveren vekili ve görevlendirilecek yetkili ile yukarıda belirtildiği üzere o işletme veya işyerlerinde en fazla üyeye sahip olan sendika yetkilisi veya çalışan temsilcisinden oluşan üç kişilik bir komisyon tarafından aylık ve ücretlerin ödeneceği banka yukarıdaki esaslara göre tespit edilir. Bankalar ile yapılacak protokollerin süresi iki yıldan az beş yıldan çok olamaz. Bu çerçevede yapılacak protokol ile buna bağlı uygulamalar işçilerin rahatlıkla bilgi edinebileceği şekilde işyerlerindeki ilan panoları yoluyla ilan edilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işçilerin ücretlerinin ödenmesine yönelik olarak işverenlerin ilgili bankalarla yapmış oldukları ve halen yürürlükte bulunan protokoller, sürelerinin bitimine 6 aydan az kalmışsa geçerliliğini korur. Ancak, yürürlükteki protokollerin sona ermesine 6 aydan daha fazla süre bulunduğu takdirde, 1 ay içerisinde işverenler ile bankalar arasında bu maddeye uygun bir şekilde protokol anlaşması yapılır. Birinci fıkrada belirlenen hüküm uyarınca promosyon miktarının tamamını veya bir kısmını işçilere dağıtmayan işverenler, her bir işçi için ödenmesi gereken promosyon miktarını ödemekle yükümlüdürler ve ayrıca İş Kanunu'nun 102 nci maddesi gereğince idari para cezası verilir. Yapılan protokoller uyarınca, banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamının personele dağıtılması ile birinci fıkraya aykırı protokollere ilişkin denetimlerin esas ve usulleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir." MADDE 2- 4857 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bend eklenmiştir. "d) Bu Kanunun ek 4 üncü maddesi gereğince komisyonları oluşturmayan ve banka ile yapılan protokoller uyarınca promosyon miktarlarını işçilere ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için elli bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır” MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Asgari Ücretliyi Siyasetin Keyfine Mahkum Eden Sistemi Değiştireceğiz Haber

Asgari Ücretliyi Siyasetin Keyfine Mahkum Eden Sistemi Değiştireceğiz

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, TÜİK'in iki gün önce açıkladığı Kasım ayı enflasyonu ve 12 Aralık'ta toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Taşcıer düzenlediği basın toplantısında şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları, Bizleri ekranları başından ve sosyal medya hesaplarından takip eden kıymetli yurttaşlarımız, Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Bugün, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 91. yılını kutluyoruz. 5 Aralık 1934, kadınların siyasal yaşama tam katılımını güvence altına alan, Cumhuriyet’in “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yurttaş idealinin tüm toplum için somutlaştığı gündür. Atatürk’ün öngördüğü çağdaşlaşma programı, kadının kamusal alanda eşit bir birey olarak var olmasını, karar süreçlerinde temsil edilmesini, ülkenin geleceğine yön veren bir özne olarak güçlenmesini esas almıştır. Bugün bize düşen görev, bu tarihsel kazanımı onu var eden politik, hukuki ve toplumsal iradeyi ileriye taşıyarak korumaktır. Başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu mücadeleye emek veren tüm kadınları, kadın örgütlerini, hak savunucularını ve Cumhuriyet aydınlanmasının işaret ettiği çağdaşlaşma çizgisini sahiplenen herkesi saygı ve minnetle anıyorum. Değerli Basın mensupları, İki gün önce TÜİK enflasyon verilerini açıkladı. Ne tesadüftür ki, milyonlarca memur, emekli ve emekçinin aylıklarına zam bekledikleri dönemde enflasyon sihirli değnek değmişçesine düşüş eğilimine girdi. Gıda enflasyonunda dünyada 8’inci sıradayız. Konut enflasyonu yüzde 50’ye ulaşmış. Ulaştırma giderleri yıllık yüzde 30 artmış. Ancak TÜİK’e göre Kasım ayında enflasyon yüzde 0,87 olmuş. Bu tablo bize bir gerçeği gösteriyor: İktidar manipulatif verilerle tüm gücüyle emekçinin ümüğüne çöküyor. TÜİK’in hayalflasyonu ile çizilen pembe tablonun sadece bir amaç için hazırlandığını çok iyi biliyoruz. İktidar, asgari ücrete yapılacak zammı düşük tutmak, emekçinin payına düşeni kısmak istiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Bakan olarak göreve getirildiği Haziran 2023’ten bugüne asgari ücret yalnızca 4 ay boyunca açlık sınırının üzerinde kalabildi. Tam 590 gündür asgari ücret her dakika eriyor; ücretli kesim satın alma gücü açısından tarihinin en ağır çöküşünü yaşıyor. 2004’te her ay 11 çeyrek altın alabilen asgari ücretli, 2025’in sonunda yalnızca 3 çeyrek altın alabilmektedir. İktidarın herkesi sefalette eşitleyen teslimiyet politikaları 8 çeyrek altını asgari ücretlinin elinde almıştır. AKP iktidarının asgari ücrete yaklaşımı anlaşıldığı üzere uzun süredir aynı çizgide ilerliyor. Asgari ücretliye zam için bu yıl yüzde 20’den yüzde 40’a kadar geniş bir tahmin aralığı konuşuluyor. Emek, piyasanın sözünden çıkmayan AKP iktidarının insafına bırakılacak bir meta değildir. Bu nedenle emeği ucuzlatan, sömürüye dayalı her modeli reddediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak toplumsal refahın adil paylaşılmasını, çalışanların ürettiği değerden hak ettiği payı almasını savunuyoruz. Asgari ücretin bir lütuf ya da sadaka değil, hak temelli bir sosyal politika aracı olması gerektiğini söylüyoruz. Bakın, temel sorun çok açık: TÜİK’in açıkladığı enflasyon da Merkez Bankasının hedeflediği enflasyon da gerçek yaşam maliyetini yansıtmıyor. Açlık sınırı 29 bin lirayı geçti. Ücretlinin gerçek enflasyonu açlık sınırını çoktan asgari ücretin üzerine taşımış durumda. Bu tablo ortadayken yüzde 20’lik bir artış, asgari ücretin 26 bin liraya çıkartılması demektir. Bu da zamlı ücretlerin daha cebe girmeden açlık sınırının altında kalmasına yol açacaktır. Olmaz ya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gönül endeksinin devreye girdiğini düşünelim. Ve yüzde 40’lık bir artış yapıldığını farz edelim; bu durumda da asgari ücret 30 bin liraya ulaşıyor ki, yine açlık sınırının altında bir yıl geçirecekler demektir. Görüldüğü gibi yüzde 20 de olsa yüzde 40 da uygulansa sonuç değişmeyecek. Asgari ücretli 2026’da yine açlık sınırının etrafında bir hayatta kalma mücadelesiyle baş başa bırakılacak. Türkiye’nin bu politikayı taşıyacak sosyal ve ekonomik kapasitesinin artık kalmadığını ifade etmemiz gerekiyor. Milyonlarca çalışanı asgari ücret tahminlerinin gündemi işgal ettiği fakat günün sonunda emekçinin cebinin boşaldığı bir tartışmaya hapsetmeyi doğru bulmuyoruz. Geçtiğimiz hafta kabul edilen parti programımız da açık bir hedef koyduk. Emeği güçlendiren, güvenceli ve nitelikli işleri yaygınlaştıran, adil bölüşümü sağlayan bir düzen inşa edeceğiz. Türkiye’nin düşük ücret rejimine mahkûm edilmesine karşı, asgari ücretin insan onuruna uygun bir yaşam standardını güvence altına alacak seviyeye çıkartacağız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel de dün bu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizerek, asgari ücretin en az 39 bin lira olması gerektiği yönündeki irademizi açıkladı. Asgari ücret alan için az, veren için çok. Bu gerçeği görüyoruz; hem emekçiyi koruyan hem işletmeleri destekleyen adil bir model için teşvik paketimizi hazırladık. 1–10 çalışanı olan işyerlerine: 10.540 TL destek 10–49 çalışanı olan işyerlerine: 8.400 TL destek 50 ve üzeri çalışanı olan işyerlerine: 5.100 TL destek içeren kanun teklifimizi de bugün Meclise sunacağız. Hem çalışanın hakkını güvenceye alacağız hem işletmelerin yükünü hafifleteceğiz. Türkiye’nin emeği kazanacak, üretimi büyüyecek. Değerli basın mensupları, Asgari ücret için meselenin özü rakamın kendisi değil, rakamı üreten yöntemdir. Eğer tespit yönteminiz adil olursa sonuç da adil olur. Yöntem keyfî olursa ortaya çıkan sonuç da keyfî olur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak asgari ücret tespit edilirken üç temel ilkenin dikkate alınması gerektiğini ifade ediyoruz. Birincisi, yaşam maliyetini esas alınmalıdır diyoruz. Çünkü asgari ücret bir kişinin değil, bir hanenin insanca yaşama koşullarını karşılayacak düzeyde olmalıdır. Ancak bu şekilde ücretin toplumun gerçek yaşam maliyetinden kopmasının önüne geçebiliriz. İkincisi, büyümeyi ve verimliliği tabana yayan bir anlayışla asgari ücret belirlenmelidir diyoruz. Ülke büyüyorsa, şirketler kâr ediyorsa, verimlilik artıyorsa bunun getirisinin yalnızca belirli bir kesime değil tüm çalışanlara yansımasını istiyoruz. Türkiye’nin emeği bu çarkın dışına itildiği sürece adil bir bölüşümden söz etmek mümkün değildir. Üçüncüsü, asgari ücret ne hedef enflasyona ne gerçekleşen enflasyona ne de siyasi takvime göre belirlenmelidir diyoruz. Kısacası biz rakamdan ziyade çerçeveyi tarif ediyoruz; kuralı tarif ediyoruz. Asgari Ücret Tespit Komisyonu 12 Aralık’ta ilk toplantısını gerçekleştirecek. Bugün Türkiye’de milyonlarca çalışanın kaderi her yıl kapalı kapılar ardında yapılan bir pazarlık trafiğine sıkıştırılmış durumda. Bunun için vakit kaybedilmeden Asgari Ücret Tespit Komisyonun yapısının değiştirilmesi gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Bakın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı kâğıt üzerinde üçlü diyalog mekanizmasını yaşama geçirmiş gibi görünse de gerçek işleyiş hükümet–işveren ittifakının belirleyici olduğu ikili bir düzene sıkışmış durumdadır. Oy dengesi baştan işçi aleyhine kurulmuş haldedir. Böyle bir yapıyı müzakere olmadığı gibi olsa olsa dayatma olur. Bu yapıda temsil değil, rıza üretilir. Bakın kaygıyla takip ettiğimiz bir diğer önemli konu da masanın meşruiyetinin tartışılır hale gelmesidir. Bu yıl daha vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. İşçi tarafı, mevcut yapının hiçbir şekilde müzakereye izin vermediği gerekçesiyle masaya oturmayacağını açıkladı. Bu durum, komisyonun fiilen hükümet ve işverenden oluşan bir çift taraflı yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Yani milyonlarca çalışanın kaderi, işçi temsilinin bulunmadığı bir masada belirlenecek. Böyle bir ortamda alınacak kararın sosyal diyalogla, toplu pazarlıkla ya da adil ücret tespitiyle ilgisi yoktur. Bu süreç, emekçilerin dışlandığı, ücretin siyaseten belirlendiği bir mekanizma anlamına gelmektedir. Bugün asgari ücret tartışmasını kökten değiştirecek olan şey, tespit masasının kimlerden oluştuğu ve nasıl çalıştığıdır. Mevcut yapının demokratikleştirilmesi gerekiyor. Komisyon; iktidarın gölgesinden, kapalı kapı pazarlıklarından, bürokratik vesayetten arındırılmalı; toplumu gerçekten temsil eden bir yapıya kavuşmalıdır. Bu çerçevede, emek tarafının sayısal ve siyasal ağırlığını artıran, üniversitelerden gelecek bağımsız temsilcilere yer verdiğimiz, karar süreçlerini şeffaflaştırdığımız bir kompozisyon üzerindeki çalışmamızı tamamladık. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısını köklü biçimde yeniden düzenlediğimiz kanun teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk. Asgari Ücret Tespit Komisyonu; oy hakkında sahip 15 üye ile gözlemci 1 üye olmak üzere toplam 16 kişiden oluşacak. Komisyonda; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını temsilen Çalışma Genel Müdürü yer alacak. Hükümetin temsiliyetini 1 üyeye düşürüyoruz. Türkiye İstatistik Kurumunu temsilen bir üyeyi asgari ücretin tespiti için gerekli istatistikî veri ve hesaplama yöntemlerini Komisyona sunmakla görevlendiriyoruz. Gözlemci statüsüyle komisyonda yer alacak bu üyenin oy hakkı olmayacak. Böylece madde sepetini ve fiyatları açıklamayan TÜİK’i büründüğü koruma zırhından arındırarak, yasal sorumlulukla bağlayacağız. Önerdiğimiz bir diğer yenilik ise Komisyon Başkanlığının, her yıl işçi, işveren ve bağımsız akademik üyeler arasında dönüşümlü olarak yürütülmesidir. Komisyon her takvim yılında, üç ayda bir kez toplanacak. Tüketici fiyat endeksinde altı aylık dönemdeki artış yüzde onu aştığında çağrı olmaksızın en geç 3 gün içinde yeniden toplanacak. Asgari ücret yine Aralık’ta belirlenecek ancak enflasyon artışlarının hızlandığı dönemlerde işçinin alım gücünde meydana gelen kayıpların önlenmesi amacıyla asgari ücret yıl içinde zorunlu olarak yeniden değerlendirilecek ve yıl içinde güncellenecek. Asgari ücretli yoğun sektörlerin masada yer bulması için sendikaların etkisini güçlendiriyoruz. Bağımsız akademik üyeler aracılığıyla bilimsel ve tarafsız katkı sağlanmasını amaçlıyoruz. Üniversitelerin ilgili alanlarından aday olarak, Komisyonda noter huzurunda kura ile seçilecek bağımsız akademik üyeler ile Komisyonun karar alma süreçlerinde bilimsel objektifliğini güçlendireceğiz. Komisyonun toplantı ve karar yeter sayılarında düzenleme yaparak, herhangi bir tarafın toplantıya katılmamak suretiyle süreci tıkamasının önüne geçeceğiz. Nitelikli çoğunlukla karar alınamaması hâlinde tıkanmayı önleyen, rasyonel zemini koruyan bir mekanizma öngördük. Toplantıların kamuya açık yapılmasını ve canlı yayınlanmasını, tutanak ve oylama sonuçlarının bir gün içinde yayımlanmasını hedefliyoruz. Böylece kamuoyunun, sendikaların, meslek örgütlerinin ve tüm yurttaşların süreci denetleme imkânını güçlendiriyor, demokratik katılımı artırıyoruz. İşçilerin, asgari ücret tespit sürecine ilişkin görüş ve taleplerini barışçıl toplu eylemlerle ifade etme hakkına ilişkin getirilen güvencelerle, işçinin sözünün baskı altında kalmaması ve demokratik talep ifade kanallarının korunmasını amaçlıyoruz. Değerli Basın mensupları, Emekçiyi yok sayan, veriyi eğip büken, masayı işçiden kaçıran hiçbir düzen bu ülkede kalıcı olamaz. Emekçiyi görmeyen bir iktidar, Türkiye’yi yönetme meşruiyetini de yitirir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu adaletsiz düzene seyirci olmayacağımız gibi iktidarımızda da bekçiliğini yapmayacağız; tam tersine, emeğin Türkiye’sini kurmak için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Asgari ücretlinin alın terini siyasetin keyfine mahkûm eden bu çarpık sistemi değiştirmekte kararlıyız. Bilsinler ki emekçiyi dışlayan her kapı kapanacak, emekçiye açılan her yol büyüyecek."

Ekonomideki Felaketten Kurtuluşun Tek Yolu Erken Seçim! Haber

Ekonomideki Felaketten Kurtuluşun Tek Yolu Erken Seçim!

Eskişehir’in 71 Evler Mahallesi’nde kahvelerde yurttaşlarla bir araya gelen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, vatandaşlarla AKP’nin ekonomi politikalarını eleştirerek, erken seçim çağrısında bulundu. Çakırözer, “Emekli perişan, emekçi perişan. İşte Ramazan ayına gireceğiz ama sofralar boş. Ekonomide, geçim derdinde, adalette, hukukta ülke yangın yeri. Ama Cumhurbaşkanı uçan saltanat konvoylarıyla seferde! Bu kötü yönetimden, ekonomideki felaketten kurtuluşun tek yolu erken seçim! Vatandaş bu sefaletten, yoksulluktan, adaletsizliklerden kurtulmak için seçim sandığını bekliyor” dedi. ALIM GÜCÜ HER GEÇEN GÜN DÜŞÜYOR… CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’in Odunpazarı ilçesi 71 Evler mahallesinde kahvelerde yurttaşlarla bir araya geldi. Vatandaşlarla ülke gündemini değerlendiren Çakırözer, emeklinin, emekçinin sıkıntı ve taleplerini dinledi. Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısından dert yanan yurttaşlar, emeklinin, emekçinin alım gücünün her geçen gün düştüğünü söyledi. “BİR ASGARİ ÜCRET CUMHURİYET ALTINI ALAMIYOR” Kahvelerde yurttaşları dinleyen CHP’li Çakırözer, AKP’nin ekonomi politikalarını eleştirerek, “Emekli geçinemiyor, asgari ücretli geçinemiyor! Emekliler, emekçiler yoksullukta eşitlendi. 2002’de 184 lira asgari ücretle 2 buçuk Cumhuriyet altını alınırken, bugün bir asgari ücret ile Cumhuriyet altını alınamıyor! Milyonlarca emekli, emekçi, işçi açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş durumda” dedi. “VATANDAŞ KURTULUŞ İÇİN SEÇİM SANDIĞINI BEKLİYOR” Milyonların bu sefalet maaşlarından, yoksulluklardan, adaletsizliklerden kurtuluş için seçim sandığını beklendiğini belirten Çakırözer, şunları söyledi: “Ülkede her alanda yaşadığımız adaletsizliklerin, hukuksuzlukların sonu gelmiyor. Artık öyle bir hale geldik ki 60, 70 yaşındaki insanlar sokakta konuştu diye cezaevine konuluyor. Bu yoksulluğa, sefalete, geçim derdine sesini çıkaran zindana konuluyor! Böyle olmaz! Türkiye bunu hak etmiyor. Bu zulmü, adaletsizliği, sefaleti bitirecek tek şey bir an önce erken seçim kararının alınmasıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.