SON DAKİKA
Hava Durumu

#Elektrik

Porsuk Haber Ajansı - Elektrik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ataç “Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir” Haber

Başkan Ataç “Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, çiftçilerin artan üretim maliyetleri ve gelir kaybı etkileri altında üretimi sürdürmeye çalıştığını belirterek, “Çiftçi ayakta kalırsa kent de ayakta kalır, sofra da bereketli olur” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Tarımsal üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; toplumsal refah ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Ataç, çiftçilerin her geçen gün daha ağır koşullarda üretim yaptığını ifade etti. Başkan Ataç, mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama ve işçilik maliyetlerindeki artışların üreticinin belini büktüğünü belirterek şunları söyledi: “Çiftçimiz bugün tarlasına giderken mazotu, ürününü yetiştirirken gübreyi, sulama yaparken elektriği, hayvanını beslerken yemi düşünmek zorunda kalıyor. Üretim maliyetleri artıyor ama çiftçimizin emeğinin karşılığı aynı oranda artmıyor. Üreten kazanamıyor, tüketen pahalıya ulaşıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.” Başkan Ataç, çiftçinin yaşadığı sorunun yalnızca kırsalın değil, toplumun tamamının sorunu olduğunu vurgulayarak, “Çiftçi üretmezse pazar boşalır, sofra küçülür, kent yoksullaşır, ülke dışa bağımlı hale gelir. Bu nedenle çiftçiyi korumak, aslında toplumun tamamını korumaktır” dedi. Çiftçiyi desteklemek tercih değil zorunluluktur Çiftçinin desteklenmesinin bir tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu vurgulayan Ataç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Üretim maliyetleri düşürülmeli, çiftçinin emeği değerinde karşılık bulmalı, küçük üretici korunmalı, yerel ürünler desteklenmelidir. Kırsal yaşamı güçlendirmeden sağlıklı kentler kuramayız. Tarımı güçlendirmeden ekonomik bağımsızlıktan söz edemeyiz. Toprağa emek veren, alın teriyle bu ülkenin sofrasına bereket taşıyan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Çiftçimizin emeği varsa umut vardır, bereket vardır, gelecek vardır.” “Tarımı, Enerjiyi ve Çevreyi Birlikte Düşünüyoruz” Tepebaşı Belediyesi olarak üretimin, emeğin, çevrenin ve yerel kalkınmanın yanında olduklarını belirten Başkan Ataç, belediyenin temiz enerji yatırımlarına da dikkat çekti. Başkan Ataç, “Bugünün dünyasında tarımı, enerjiyi ve çevreyi birbirinden ayrı düşünemeyiz. İklim krizi en çok çiftçimizi etkiliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve artan enerji maliyetleri üreticimizin yükünü artırıyor. Tepebaşı Belediyesi olarak güneş panellerimizle temiz enerji üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyor ve doğaya olan yükümüzü azaltıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik, çiftçinin, üreticinin, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını koruma meselesidir” ifadelerini kullandı. “Küçük üreticinin emeğini görünür kılıyoruz” Tepebaşı Belediyesi’nin kırsal kalkınma anlayışında küçük üreticilerin desteklenmesinin ve yerel ürünlerin öne çıkarılmasının önemli yer tuttuğunu belirten Ataç, Kızılinler ve Uludere’de düzenlenen hasat şenliklerinin bu yaklaşımın somut örneklerinden olduğunu söyledi. Başkan Ataç, “Kırsal kalkınma; üreticinin toprağında kalması, köylerin yaşamaya devam etmesi, yerel ürünlerin değer kazanması, kadın emeğinin görünür olması ve gençlerin üretimden kopmaması demektir. Kızılinler’de ve Uludere’de gerçekleştirdiğimiz hasat şenlikleriyle küçük üreticilerimizin emeğini görünür kılıyor, yerel ürünlerimizin tanıtılmasına katkı sunuyoruz. Bu şenlikler, toprağa, üretime, yerel kültüre ve çiftçinin alın terine sahip çıkma iradesidir” dedi.

İlçe Başkanı Banu Şahin: "Pazar Çantası Bin Liraya Bile Dolmuyor" Haber

İlçe Başkanı Banu Şahin: "Pazar Çantası Bin Liraya Bile Dolmuyor"

Anahtar Parti Tepebaşı İlçe Başkanlığı, Eskişehir’in merkezinde kurduğu stantlarla vatandaşın nabzını tutmaya devam ediyor. İlçe Başkanı Banu Şahin, her gün çarşı merkezinde gerçekleştirdikleri saha çalışmalarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını belirten Şahin, halkın en büyük derdinin ekonomi olduğunu vurguladı. İlçe Başkanı Şahin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Anahtar Parti Tepebaşı İlçe Başkanlığı olarak her gün çarşı merkezinde stant açıyoruz. Vatandaşlarla birebir sohbet ediyor, parti faaliyetlerimizi anlatıyoruz. Sahada gördüğümüz tablo oldukça dikkat çekici, vatandaşlardan güzel bir ilgi var. İnsanlar gelip bizimle konuşmak, dertlerini paylaşmak istiyor. Bu da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Vatandaşlar en çok yaşadıkları sorunları bizlere aktarıyor. En fazla dile getirilen konu ekonomi. Özellikle emekliler geçim sıkıntısından ciddi şekilde etkileniyor. Bununla birlikte market ve pazar fiyatlarının çok pahalı olduğu sık sık ifade ediliyor. Semt pazarlarında 1000 lira ile pazar çantasını dolduramadan çıkıldığını söylüyorlar. Akaryakıt fiyatlarındaki artış da vatandaşın belini büküyor. Ayrıca elektrik, doğalgaz ve ev kiralarının yüksekliği de en çok şikayet edilen konular arasında yer alıyor. Vatandaşlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını açıkça dile getiriyor. Bu tablo, ekonomik düzenlemelerin aciliyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu nedenle asgari ücretin ve en düşük emekli maaşının acilen artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Eskişehir ile ilgili sorunlar da gündemde. Kentsel dönüşüm, trafik yoğunluğu, otopark yetersizliği ve kanalizasyon altyapısı gibi konular vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Biz Anahtar Parti olarak tüm bu sorunların farkındayız ve çözüm önerilerimizi vatandaşlara anlatıyoruz. Her gün onlarca yeni üyeyi partimize kazandırıyoruz. Havaların ısınmasıyla birlikte çalışmalarımızı daha da hızlandırdık. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun gösterdiği yolda yürümeye devam edeceğiz.”

Anahtar Parti’den "Hobi Bahçesi" Çıkışı Haber

Anahtar Parti’den "Hobi Bahçesi" Çıkışı

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, hobi bahçeleri üzerinden milyonlarca vatandaşa kesilen cezaları ve uygulanan kısıtlamaları sert bir dille eleştirdi. Ölce, "İnsanlar suçlu değil, sistemin ihmalinin mağdurudur" diyerek hükümete çözüm çağrısında bulundu. ​Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce, Türkiye genelinde yaklaşık 7 milyon, Eskişehir’de ise 60 bin insanı doğrudan ilgilendiren "hobi bahçesi" krizine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Pandemi döneminde devletin sessiz kaldığı bu yapılaşmanın, bugün ağır cezalar ve yıkım kararlarıyla bir "kitlesel mağduriyete" dönüştüğünü vurguladı. ​"Devlet Gördü, Bildi, Sessiz Kaldı" ​Sürecin gelişimine dikkat çeken Ölce, hobi bahçelerinin yıllarca reklamlarla teşvik edildiğini ve devletin bu duruma seçim kaygılarıyla göz yumduğunu iddia etti. Ölce, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Kanuni zemini olmadığını herkes biliyordu ama müdahale edilmedi. Neden? Çünkü pandemi vardı, seçimler yakındı. Engel olunmadıkça bu yapılaşma büyüdü ve kontrolden çıktı. Şimdi ise özel komisyonlar kurularak insanlar elektrik ve susuz bırakılıyor. Bugün dönüp vatandaşı suçlamak büyük bir adaletsizliktir." ​"Emeklinin Tek Sığınağına El Uzatılıyor" ​Ekonomik şartların vatandaşı bu alanlara ittiğini belirten Ölce, 40 yıl çalışan bir emeklinin ikramiyesiyle ev alamadığı için başını sokacak bir yer arayışına girdiğini hatırlattı. Ölce, kesilen 1 milyon liraya varan cezaların hiçbir vicdana sığmayacağını ifade ederek somut bir örnek paylaştı: ​"Şehit Osman Genç’in annesi Cemile teyzemiz bugün hobi bahçesinde yaşıyor çünkü başka gidecek yeri yok. Elektriğini, suyunu kestiniz. Şimdi gidip bu kadına ceza kesip evini mi yıkacaksınız? Bunun adı hukuk değil, vicdansızlıktır." ​Çözüm Önerisi: "Geçmişe Özel Statü, Geleceğe Kesin Engel" ​Anahtar Parti olarak çözüm önerilerini de sıralayan Çağlar Ölce, tarım arazilerinin korunması gerektiğini ancak mevcut mağduriyetlerin giderilmesi için "özel statü" verilmesi gerektiğini savundu. ​Ölce’nin çözüm planı şu maddelerden oluşuyor: ​Cezaların İptali: Kesilen fahiş cezalar derhal iptal edilmelidir. ​Yargılamaların Durdurulması: Bu nedenle yargılanan vatandaşların süreçleri sonlandırılmalıdır. ​Özel Statü Tanınması: Geçmişte yapılmış ve devletin göz yumduğu yapılara özel bir statü verilerek yasallaştırılmalıdır. ​Yeni Yapılaşmaya Geçit Yok: Bundan sonra tarım arazilerine hobi bahçesi yapılması net bir şekilde engellenmelidir. ​İl Başkanı Ölce, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Adil çözüm budur. Bunun dışında atılacak her adım, milyonlarca insanı ezmekten başka bir şey değildir."

Tepebaşı’nda Güneşten 15 Milyon Liraya Yakın Katkı Haber

Tepebaşı’nda Güneşten 15 Milyon Liraya Yakın Katkı

Tepebaşı Belediyesi, sürdürülebilir kalkınmayı söylemde değil uygulamada büyütmeye devam ediyor. Çevreye duyarlı ve yenilikçi belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Tepebaşı Belediyesi, güneş enerji sistemleri yatırımları sayesinde hem enerji üretiyor hem de belediye bütçesine katkı sağlıyor. Ortaya çıkan tablo, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yıllardır savunduğu doğaya saygılı, planlı ve geleceği önceleyen belediyecilik anlayışını somut verilerle gözler önüne seriyor. Tepebaşı Belediyesi’nin ana hizmet binası, Mustafa Kemal Atatürk Spor Tesisleri Su Sporları Merkezi, Melih Savaş Yaşam Köyü ve Sakintepe Soğuk Hava Deposu’nun çatılarına kurulan güneş enerji sistemleriyle 2022 yılından 2025 yılı sonuna kadar toplam 3 bin 872 megawatt saat elektrik üretildi. Bu üretim yaklaşık 1.650 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelirken, 2025 yılı birim enerji kazancı esas alındığında belediye bütçesine sağlanan toplam katkının yaklaşık 15 milyon TL düzeyine ulaştığı görülüyor. Sadece 2025 yılı boyunca üretilen 295,35 megawatt saat elektrik ise belediye bütçesine yaklaşık 1 milyon 145 bin TL’lik katkı sundu. Bu miktar da yaklaşık 115 hanenin bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Başkan Ahmet Ataç, güneş enerjisi yatırımlarının yalnızca çevresel değil ekonomik açıdan da çok önemli sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Tükettiğimiz yerde üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyoruz. 2025 yılı birim kazancı esas alındığında, 2022’den 2025 sonuna kadar elde edilen toplam katkı yaklaşık 15 milyon liraya ulaşıyor. Bu, doğru planlama ve geleceği düşünen belediyeciliğin somut sonucudur” dedi. İhtiyaç fazlası enerji ekonomiye kazandırıldı Tepebaşı Belediyesi’nin ürettiği enerjinin önemli bir bölümü yalnızca kendi tüketimiyle sınırlı kalmadı. 2022 Nisan ayından bu yana toplam 442 megawatt saat ihtiyaç fazlası enerji şebekeye verilerek ekonomiye kazandırıldı. Bu miktar, yaklaşık 1.770 hanenin aylık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Doğaya da bütçeye de nefes Tepebaşı Belediyesi, bu yatırımlar sayesinde bugüne kadar yaklaşık 2 bin 710 ton karbondioksit salınımının önüne geçti. Bu miktar, yaklaşık 590 otomobilin bir yılda oluşturacağı egzoz emisyonuna eşdeğer. Aynı zamanda yaklaşık 10,9 milyon kilometrelik araç kullanımının doğaya vereceği zararın önlenmesi anlamına geliyor. Başkan Ataç, sürdürülebilirliğin Tepebaşı’nda bir vitrin çalışması değil, doğrudan yaşamı etkileyen bir belediyecilik anlayışı olduğunu belirterek, “Tepebaşı’nda sürdürülebilir kalkınmayı bir hedef olarak değil, her gün ürettiğimiz somut bir sonuç olarak görüyoruz. Bizim için çevreyi korumak da, kamu kaynaklarını doğru kullanmak da, çocuklarımıza daha yaşanabilir bir kent bırakmak da aynı anlayışın parçasıdır” dedi. “Geleceği bugünden kuruyoruz” Tepebaşı’nda hayata geçirilen çevreci yatırımların yalnızca bugünü değil yarını da düşündüğünü vurgulayan Ataç, “İklim krizi artık geleceğin değil bugünün meselesidir. Bu nedenle attığımız her adımı yalnızca bugünün ihtiyacına göre değil, yarının sorumluluğuna göre planlıyoruz. Doğaya saygılı, sürdürülebilir ve yenilikçi belediyeciliği her yıl daha da güçlendiriyoruz. Tepebaşı’nın geleceğini bugünden kuruyoruz” ifadelerini kullandı.

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı Haber

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 350 bin ton ithal mısırı 12 bin 200 TL/ton fiyatla satışa sunmasını, hem ithalat verileri hem de önceki alım fiyatları üzerinden değerlendirdi. “İTHALAT UCUZA, SATIŞ PAHALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı ithalat verilerini belirterek, “2026 yılında 513 bin 595 ton mısır ithal edilmiş ve bunun karşılığında 121 milyon 760 bin 961 dolar ödenmiş. Bu da ton başına yaklaşık 237 dolar, yani 10 bin 185 TL demektir. Siz bu ürünü getirip 12 bin 200 TL’ye satıyorsunuz. Arada yaklaşık 2 bin TL fark var. Çiftçi değil kurum kazanmanın peşinde ,” dedi. “2025’TE MİLYARLARCA DOLARLIK İTHALAT” CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalata dayalı politikanın sürekliliğine dikkat çekerek 2025 verilerini de paylaştı. Gürer, “2025 yılında 5 milyon 70 bin ton mısır ithal edilmiş, bunun için 1 milyar 256 milyon dolar ödenmiş. Ton başına fiyat yaklaşık 248 dolar, yani 9 bin 596 TL. Türkiye her yıl milyarlarca doları ithalata harcıyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİDEN DÜŞÜK FİYATA AL, İTHALİ DAHA PAHALIYA SAT” Ömer Fethi Gürer, en çarpıcı çelişkinin ise TMO’nun alım ve satış fiyatları arasında olduğunu belirterek, “2025 yılında TMO, yerli üreticiden mısırı 11 bin 300 TL/ton fiyatla aldı. Bugün ithal ettiği mısırı 12 bin 200 TL’ye satıyor. Yani çiftçinin ürününü daha düşük fiyata alırken, ithal ürünü daha yüksek fiyata piyasaya veriyor.,” diye konuştu. “350 BİN TONLUK SATIŞ İTHALAT ZİNCİRİNİN DEVAMI” TMO’nun 350 bin tonluk satış kararının yapısal sorunun bir parçası olduğunu belirten Gürer, “Piyasayı düzenlemek adına yapılan bu satış, aslında üretim planlamasının yapılmadığının itirafıdır. Yerli üretim desteklenmediği için çözüm ithalatta aranıyor. TÜİK verilerine göre Ülkemizde mısır üretimi ise 2023 yılına göre 2024 yılında %10,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton oldu. 2024 yılına göre de 2025 yılında mısır üretimi ise %4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Ülkemizin Mısır ürünü ihtiyacı 10 milyon ton civarında olduğu ifade ediliyor. Bu açık giderilebilir. İktidar bu açığı gidermek yerine ithalat yapıyor. Yurt içi fiyatın altında fiyatla mısır getirip yurt içi verdiği fiyat üzerinde fiyatla satış yaparak kar etmeye çalışıyor. Kamu kar için değil piyasayı dengelemek ve destek için var” dedi “PEŞİN ÖDEME ŞARTI” Peşin ödeme zorunluluğunu da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Besici ve sanayici zaten yüksek maliyetler altında eziliyor. Ahır giderleri, elektrik, yem ve finansman maliyetleri ortada. Buna rağmen ‘peşin öde’ demek desteklemek değil” ifadelerini kullandı. “DENETİM DEĞİL, POLİTİKA YANLIŞ” TMO’nun “fiili tüketim” ve sıkı denetim uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, “Sorun denetim eksikliği değil, yanlış tarım politikalarıdır. Siz üretimi artıracak adımlar atmazsanız, ithalat bağımlılığı büyümeye devam eder.” dedi. “ÇÖZÜM: ÇİFTÇİYİ DESTEKLE, İTHALATI AZALT” Gürer açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin toprağı da var, çiftçisi de var. Yapılması gereken ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi desteklemektir. Alım fiyatları maliyetin üzerinde belirlenmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve planlı üretime geçilmelidir. Aksi halde bu tablo değişmez; kazanan ithalatçı, kaybeden çiftçi olur.”

Eşel Mobil Sistemi Yürürlüğe Girdi Haber

Eşel Mobil Sistemi Yürürlüğe Girdi

CHP’li Ümit Özlale, Plan ve Bütçe Komisyonunda enerji fiyatlarındaki artış riskine karşı yaptığı değerlendirmede Eşel Mobil Sistemi çağrısında bulunmuştu. Düzenleme gece yarsı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Şans ve bahis reklam giderlerinin matrahtan düşülmesinin sonlandırılması, vakıf üniversitesi hastanelerinin vergi muafiyetinin kaldırılması, bazı kıymetli taşların ÖTV kapsamına alınması, kripto varlıkların vergilendirilmesi, KDV istisnalarının daraltılması, bedelli askerlik tutarının artırılması ve deprem bölgesindeki hak sahiplerine peşin ödemede indirim sağlanmasını öngören kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Komisyonda konuşan CHP İzmir Milletvekili ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından enerji fiyatlarında yaşanabilecek artışların Türkiye ekonomisine etkilerine dikkat çekti. Enerji maliyetlerindeki artışın ilk etkisinin sanayi değil tarım sektöründe görüleceğini belirten Özlale, mazot ve nakliye maliyetlerindeki artışın gıda fiyatları üzerinden enflasyonu hızla yukarı taşıyabileceğini söyledi. Bu nedenle eşel mobil sisteminin yeniden uygulanması gerektiğini ifade eden Özlale, konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Enerji fiyatlarındaki artışın ilk darbesini sanayi değil tarım sektörü alacak. Eğer ÖTV ve KDV’de gerekli vergi esnekliği sağlanmazsa hem tarım hem sanayi ciddi maliyet baskısıyla karşı karşıya kalacak. Eşel Mobil Sistemi geri getirilmezse bunun tarıma ve sanayiye vereceği tahribat, maliyetinden çok daha büyük olur.” Özlale konuşmasında uygulamanın maliyetinin de yönetilebilir olduğunu belirterek, üç aylık bir eşel mobil uygulamasının yaklaşık 70 milyar lira, yıl sonuna kadar uygulanması hâlinde ise maliyetin 200 milyar liranın biraz üzerine çıkacağını ifade etmişti. Özlale’nin bu çağrısının ardından eşel mobil sistemine ilişkin düzenleme Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. “YANLIŞ SÜBVANSİYON POLİTİKASI BOTAŞ’I ZARAR ETTİRİYOR” BOTAŞ’ın kamuya olan borçlarının, Hazine’den alacağı “görevlendirme bedelleri” ile mahsuplaştırılması ve bu yolla borçların silinmesini de içeren kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan Özlale, BOTAŞ’ın sürekli zarar etmesinin temel nedeninin yanlış sübvansiyon politikaları olduğunu söyledi. Elektrik ve doğalgaz faturalarında uygulanan genel sübvansiyon sisteminin hem kamu maliyesi üzerinde ciddi yük oluşturduğunu hem de dar gelirli vatandaşları yeterince korumadığını belirten Özlale, mevcut destek modelinin gelir durumuna bakılmaksızın uygulandığını ifade etti. Enerji yoksulluğuyla mücadele için sübvansiyon sisteminin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Özlale, desteklerin doğrudan dar gelirli hanelere yönlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Özlale, “Gerçekten ihtiyacı olan haneleri tespit edip belirli bir kilovatsaate kadar ücretsiz elektrik ya da doğalgaz desteği verilebilir. Böylece hem BOTAŞ ve EÜAŞ üzerindeki görev zararları azalır hem de dar gelirli vatandaşların ısınma ve aydınlanma sorunu daha etkili şekilde çözülür” ifadelerini kullandı. “BAYRAM İKRAMİYELERİ ENFLASYONA GÖRE DEĞİL SEÇİM TAKVİMİNE GÖRE ARTIRILIYOR” CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki konuşmasında emeklilere verilen bayram ikramiyelerine de değindi. İkramiyelerin yıllar içindeki artışına dikkat çeken Özlale, artışların enflasyon yerine seçim dönemlerine göre belirlendiğini söyledi. Özlale, “2018’de bin lira olarak başlayan bayram ikramiyesi 2019, 2020 ve 2021 yıllarında yaklaşık bin 100 lira civarında kaldı. 2023 seçim döneminde 3 bin liraya çıkarıldı, bugün 4 bin lira seviyesine getiriliyor. Tahmin ediyorum seçim yılında yine bir artış gelecek. Dolayısıyla burada artışların enflasyona göre değil başkanlık seçimlerine göre yapıldığını hepimiz görüyoruz” ifadelerini kullandı. “İŞLEM ÜZERİNDEN AYRICA VERGİ ALMAK VERGİ İLKESİNE AYKIRIDIR” Komisyondaki konuşmasında torba yasa teklifindeki başka düzenlemelere de değinen Özlale, işlem vergisi ile kazanç vergisinin birlikte uygulanmasının vergi ilkeleri açısından sorunlu olduğunu söyledi. Özlale, “Bir yatırımcı bitcoin’den tether’a geçtiğinde herhangi bir kazanç elde etmese bile işlem vergisi ödeyecek. Oysa verginin mantığı kazanç üzerinden alınmasıdır. Eğer ortada bir kazanç varsa zaten onun vergisini ödüyorsunuz. İşlem üzerinden ayrıca vergi almak vergi ilkesine aykırıdır” dedi. Kripto varlık piyasasına yönelik düzenlemelerde hedefin net olması gerektiğini vurgulayan Özlale, “Amaç yerli kripto borsalarını ve blok zinciri teknolojisini geliştirmekse farklı bir yaklaşım gerekir. Eğer öncelik sadece vergilendirme ise o zaman da bunun sonuçlarının iyi hesaplanması gerekir” dedi. Özlale, yüksek vergilendirmenin sektöre zarar verebileceğine işaret ederek Hindistan’da uygulanan yüzde 30’luk kripto vergisinin piyasayı ciddi şekilde daralttığını hatırlattı. “BEDELLİ ASKERLİK EŞİT VATANDAŞLIK İLKESİNİ ZEDELİYOR” Özlale, torba yasa görüşmeleri sırasında bedelli askerlik düzenlemesi hakkında da konuştu. Düzenlemenin eşit vatandaşlık ilkesini zedelediğini söyleyen Özlale, “Bugün yaklaşık 400 bin lira ödeyen bir genç bir ay askerlik yapıyor, ödeyemeyen altı ay askerlik yapıyor. Bu durum gençler arasında eşitsizlik hissi yaratıyor. Vatandaşın vatandaşla olan güvenini zedeleyen bir tablo ortaya çıkıyor” dedi. Bedelli askerlik uygulamasına maddi imkânı olmayan gençler için de erişimin kolaylaştırılması gerektiğini belirten Özlale, kamu bankaları aracılığıyla sıfır faizli ya da çok düşük faizli kredi imkânı sağlanabileceğini söyledi. Özlale, “Aksi takdirde bu uygulama gençler arasında eşitsizlik duygusunu derinleştirir” ifadelerini ekledi.

Kaynak Faize, Sabır Emekliye! Haber

Kaynak Faize, Sabır Emekliye!

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin bir açıklama yaptı. Taşcıer yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı verileriyle birlikte iki aylık enflasyon oranı yüzde 7,94’e ulaştı. Resmî tabloda rakamlar teknik bir veri olarak sunuluyor olabilir. Ancak hayatın gerçek muhasebesi istatistik bültenlerinde değil; pazarda, faturada, mutfakta tutuluyor. Ekonomi yönetiminin söylemlerine bakıldığında her şey kontrol altında görünmektedir. Oysa sahadaki tablo bunun tam tersini göstermektedir. 2026’nın ilk altı ayı için memura verilen yüzde 11’lik toplu sözleşme zammının yaklaşık yüzde 8’i iki ayda erimiştir. Memur emeklisine yapılan yüzde 18,60 oranındaki artışın neredeyse yarısı daha yılın başında enflasyon karşısında aşınmıştır. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine verilen yüzde 12,11’lik artışın ise üçte ikisi şimdiden buharlaşmıştır. Bugün temel sorun yalnızca zam oranlarının yetersizliği değildir. Asıl sorun, yapılan artışların kalıcı bir refah sağlamaması; kısa süreli bir pansumana dönüşmesidir. Maaş artışları birkaç ay içinde etkisini kaybetmekte, gelir artışı ile fiyat artışı arasındaki makas her geçen gün daha da açılmaktadır. Sabit gelirli yurttaşlarımız her sabah aynı maaşla uyanmakta; ancak her akşam daha düşük alım gücüyle günü tamamlamaktadır. Çünkü maaşlar nominal olarak artarken, hayatın maliyeti reel olarak çok daha hızlı yükselmektedir. Çarşı ve pazar TÜİK verilerine göre fiyat belirlememektedir. Elektrik, doğalgaz ve kira faturaları istatistik hesaplamalarına göre düşmemektedir. “Enflasyon farkı” adı verilen uygulama ise, fiyat artışları gerçekleştikten sonra yapılan gecikmeli bir telafi mekanizmasıdır. Bu yaklaşım, yangın çıktıktan sonra hortum aramaya benzemektedir. Sosyal devlet anlayışı, vatandaşının gelirini enflasyon karşısında koruyabilme kapasitesiyle ölçülür. Eğer maaş artışları iki ay içinde eriyorsa, ortada yapısal bir sorun vardır. Bugün bütçeden faize saniyede 176 bin lira kaynak ayırabilen bir yönetim anlayışının, konu emekli ve memur olduğunda “imkânlar sınırlı” söylemine sığınması tercih meselesidir. Bu bir kaynak yokluğu değil, öncelik meselesidir. Fedakârlık sürekli aynı kesimlerden beklenemez. Enflasyonun maliyeti sürekli sabit gelirli kesimlere yüklenemez. Bu düzen ekonomik açıdan da sosyal açıdan da sürdürülebilir değildir. Ekonomide güven, adaletle başlar. Gelir dağılımında adalet sağlanmadan, fiyat istikrarı kalıcı hale gelmeden ve bütçe öncelikleri toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmeden gerçek bir istikrar mümkün değildir. Milletle birlikte, milletin emrinde; gelir adaletini önceleyen, emeği koruyan ve vatandaşını enflasyona ezdirmeyen bir ekonomik düzeni hep birlikte kuracağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.