SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekrem İmamoğlu

Porsuk Haber Ajansı - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Ünlüce: "Bizim Yürüyüşümüz İktidar Yürüyüşüdür" Haber

Başkan Ünlüce: "Bizim Yürüyüşümüz İktidar Yürüyüşüdür"

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında Ankara’da düzenlenen “Belediye Başkanları Toplantısı”na katıldı. CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Türkiye’nin dört bir yanından büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanlarını bir araya getiren toplantıda başkanlara seslenen Ayşe Ünlüce, “Bizim yürüyüşümüz sıradan bir yürüyüş değildir. Bu iktidar yürüyüşüdür. Ancak bu iktidar öfkenin değil adaletin iktidarı olacak. Korkunun değil özgürlüğün iktidarı olacak. Biz bu ülkenin yarınlarına inanıyoruz. Biz bu ülkenin insanına inanıyoruz. Biz bu ülkenin zengin kaynaklarına inanıyoruz.” dedi. CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Türkiye’nin dört bir yanından büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanlarını bir araya getiren toplantı, beş ayrı oturum halinde yapıldı. Toplantıya Eskişehir’den Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yanı sıra Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak ve Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci de katılım sağladı. Programın açılışında CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okudu. Ardından Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın söz alarak bir konuşma gerçekleştirdi. Toplantıda daha sonra söz alan Ayşe Ünlüce, birlik ve dayanışma vurgusu yaptığı konuşmasında, 31 Mart seçimlerinin ardından halkın CHP’yi Türkiye’nin birinci partisi konumuna taşıdığını hatırlattı. Ünlüce, yerel yönetimlerin halkla kurduğu güçlü bağa dikkat çekerek sosyal belediyecilik anlayışının önemini vurguladı. “Bugün sıradan bir toplantı yapmıyoruz. Milletimizin helal oylarıyla seçilen belediye başkanları olarak dayanışmayı büyütmek, umudu diri tutmak için bir aradayız.” diyen Ünlüce, konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye'nin geleceğini sırtlayacak kadrolar olarak baba ocağında dimdik ayakta durduğumuzu söylemek için bir aradayız. Milletimiz 31 Mart'ta bizi tarihi bir göreve çağırdı. Çok çalıştık, çok mücadele ettik. Genel başkanımız Özgür Özel'in liderliğinde Türkiye'nin birinci partisi olduk. Her birimiz halkımızın emanetine büyük bir sorumlulukla omuzladık. Gece gündüz, yaz, kış, soğuk, sıcak demeden çalıştık. Halkçı sosyal belediyecilikle milletimizle kucaklaştık. Halkın belediyeleri olarak hizmeti siyasetten de üstün gördük. Neler yaşamadık ki? Ekonomik zorluklar, siyasi baskılar, soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar. Bizlerin de birer aileleri olduğunu, çocukları olduğunu unutarak sayısız iftiralar attılar. Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay başkanlarımızla bazı hikâyelerimiz yarım kaldı. Bir sözümüz de buradan onlara olsun. Bu karanlık bitecek, bu millet gülecek. Değerli yol arkadaşlarım, seçimlerin üzerinden iki yıl aşkın bir zaman geçti. Memleketin dört bir köşesinde çocuklar, kadınlar, gençler, emekçilerle hep kol kolayız. Sosyal belediyecilikle; belediyecilik anlayışında yeni bir çığır açtık. Belediyeciliği yalnız yol yapmak, altyapı yapmak olarak görmedik. İnsana dokunduk, hayatı kolaylaştırdık, adaleti ve eşitliği her mahalleye, her sokağa, her caddeye yaydık. Her projemizi halkımızla birlikte oluşturduk. Bir çocuğun mutluluğu, bir gencin umudu, bir kadının özgürlüğü, bir çiftçinin emeği, bir emeklinin tebessümü olduk. Bizim yürüyüşümüz sıradan bir yürüyüş değildir. Bu iktidar yürüyüşüdür. Ancak bu iktidar öfkenin değil adaletin iktidarı olacak. Korkunun değil özgürlüğün iktidarı olacak. Biz bu ülkenin yarınlarına inanıyoruz. Biz bu ülkenin insanına inanıyoruz. Biz bu ülkenin zengin kaynaklarına inanıyoruz. Kıymetli yol arkadaşlarım. Partimiz bu toprakların en köklü, en kapsayıcı siyasi geleneğidir. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin de millet egemenliğinin de yegâne temsilcisidir. Genel Başkanımız Özgür Özel'in siyasette kadın temsiliyetini artırma çabası çok önemlidir. Parti yönetiminde, Cumhurbaşkanlığı aday ofisinde, yerel yönetimlerde, kısacası kadınlar her yerde. Tüzük kurultayımızın ardından yüzde otuz üç olan kota kademeli olarak önce yüzde kırka sonra da yüzde elliye yükselecek. Kadınların söz sahibi olması demek daha adil, daha şeffaf ve daha kapsayıcı bir yönetim demek. Şehirlerimiz kadınlarla yükselecek. Ülkemiz kadınlarla refaha ulaşacak. Demokrasi ve adalet kadınlarla inşa edilecek. Kıymetli yol arkadaşlarım. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında milletimizin umuda, güvene, adil bir yönetime ihtiyacı var. Bu ülkenin artık kutuplaşmaya değil kardeşliğe, birliğe ihtiyacı var. Yoksullaştıran politikalara değil adil paylaşıma ihtiyacı var. Kamuda eğitim, sağlık, sosyal politikalara ihtiyacı var. Karanlığa değil aydınlığa ihtiyacı var. Hava gibi, su gibi adalete ihtiyacı var. İşte bu umudu büyütecek olan halkçı başkanlar olarak bizleriz karşınızdayız, huzurunuzdayız. Şehirlerimizde uyguladığımız sosyal, halkçı ve ilerici yönetim anlayışı halkımızdan büyük teveccüh görüyor. Her projemizde şehirlerimize umut olmaya devam edeceğiz. Dirençli siyaset, dirençli demokrasi, dirençli şehirler inşa etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz yolumuz uzun, yolumuz meşakkatli. Yolumuz hiç kolay değil, dikensiz gül bahçesi hiç değil. Ancak arkamızda anaların duası, babaların desteği, gençlerin azmi milletimizin kendisi var. Zor olacak ama olacak. Yaşasın demokrasi mücadelemiz, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi. Hep birlikte başaracağız. En içten dileklerimle hepinizi selamlıyorum.” Toplantıda ayrıca Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da birer konuşma yaptı. Programda belediye başkanları, sosyal belediyecilik, yerel yönetim deneyimleri ve gelecek dönem hedefleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Toplantının sonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel gündeme ve toplantıya dair bir konuşma gerçekleştirdi.

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu Haber

Tarık Balyalı ve Mahir Polat Eskişehirlilerle buluştu

Odunpazarı’nda kent hakkından kamusal alanlara, yerel yönetimlerde şeffaflıktan hesap verebilirliğe uzanan geniş bir çerçevede önemli bir buluşma gerçekleştirildi. Odunpazarı Belediyesi ile Sosyal Demokrasi Derneği (SSD) Eskişehir Şubesi iş birliğinde düzenlenen söyleşi ve kitap tanıtım etkinlikleri, hem Türkiye’deki güncel siyasal tartışmalara hem de kent yaşamının niteliğine dair dikkat çeken mesajlara sahne oldu. Aynı gün içinde gerçekleştirilen iki ayrı etkinlikte, bir yandan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mesaj yankı bulurken, diğer yandan uzman isimler kent hakkı, kamusal alan ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik başlıklarını farklı yönleriyle ele aldı. Etkinliğe; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu ile çok sayıda Eskişehirli katıldı. İMAMOĞLU’NDAN MEKTUP Program, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tutuklu belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden Eskişehirlilere gönderdiği mektubun okunmasıyla başladı. İmamoğlu mektubunda, Eskişehirlileri Silivri’den selamlayarak tutukluluk sürecine ve yürütülen soruşturmalara değindi. Sürecin siyasi bir nitelik taşıdığını savunan İmamoğlu, “Bir yılı aşkın süredir ailemden, sevdiklerimden, sizlerden ayrıyım. Hiçbir somut delile dayanmayan gizli tanık delilleri, yalanlar ve iftiralarla tutsağım” dedi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeniyle hedef alındığını belirten İmamoğlu, ailesi ve yol arkadaşları üzerinden baskı oluşturulduğuna dikkat çekti. Devlet geleneğinde bu tür uygulamaların yeri olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “millete hizmetten başka bir amaçlarının olmadığını” söyledi. İmamoğlu mektubunda “Bugün bu anlamlı buluşma vesilesiyle bir arada olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Değerli yol arkadaşım ve dostum Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a, Sosyal Demokrasi Derneği’nin tüm yöneticilerine ve üyelerine, bu buluşmada emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyor, selamlarımı iletiyorum. Çok az kaldı yeniden buluşmamıza, yeniden türküler söyleyip horon vurmamıza! O güzel ve özgür günler gelinceye dek hepinizi hasretle kucaklıyorum” sözlerine yer verdi. İmamoğlu’nun mektubunun okunmasının ardından SSD Eskişehir Şube Başkanı Ali Şen Aksoy bir konuşma yaptı. “MESELE RAKAM DEĞİL, ZİHNİYET” Sosyal demokrat bir belediyeciliğin neden bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymak için bir araya geldiklerini belirten Aksoy, Eskişehir’in bu konuda Türkiye’nin kutup yıldızı olduğunu ifade etti. Aksoy, “Ben Ankara’da doğmuş, 2016 yılında Eskişehir’e taşınmış bir dostunuz olarak şunu açıkça söyleyebilirim: 2016 yılının Ankara’sı ile Eskişehir’i kıyasladığımda gördüğüm fark yalnızca bir şehircilik farkı değildi. O dönemde Ankara’da hissedilen yönetilememe sancısı ile Eskişehir’in sunduğu sosyal demokrasiye yakışır yaşam arasında adeta bir medeniyet uçurumu vardı. Ben bu farkı görerek Eskişehirli olmayı seçtim. Bizim meselemiz rakamlar değil, zihniyettir. Çünkü bizim anlayışımızda bütçe yönetimi sadece finansal bir konu değil, aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Harcanan her kuruşun hesabı, namus borcu gibi halka verilmelidir. Bu yapılmıyorsa orada demokrasiden söz edilemez. Bugün ele alacağımız mesele, aslında halkın gasp edilen hakkının geri alınma mücadelesidir. Meydanlar ve sokaklar yalnızca beton yığınları değildir. Kamusal alanlar, bir kentin özgürlük nefesidir. Eğer bir kentte insanlar kendi sokağında yabancı, kendi meydanında izleyici gibi hissediyorsa, orada gerçek bir kent hakkından söz edilemez. SSD olarak biz şeffaflığı bir lütuf değil, temel bir görev; kenti ise birilerinin mülkü değil, hepimizin ortak yaşam alanı olarak görüyoruz” dedi. “HESAP VERMEK KADAR HESAP SORMAK DA ÖNEMLİ” SSD ile birlikte düzenledikleri bu etkinliğin Türk belediyeciliği ve demokrasisi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal demokratların en belirgin özelliklerinden birinin hesap verebilirlik olduğunu ifade etti. Kurt, “Hesap vermek kadar hesap sormak da çok önemlidir. Bu hesabın nasıl sorulacağına dair somut örnekleri şimdi dinleyeceğiz” diye konuştu. “BU DAVALAR SİYASİDİR” Konuşmaların ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Genel Sekreteri S. Tarık Balyalı’nın “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını anlattığı söyleşiye geçildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte Balyalı, kitabında yer verdiği iddialar ve bulgular üzerinden yerel yönetimlerde şeffaflık, denetim ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Söyleşide, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanırken, yurttaşların bu süreçteki rolüne de dikkat çekildi. Geçmişte soruşturma konusu dahi yapılamayan meseleler nedeniyle bugün arkadaşlarının cezaevinde bulunduğunu dile getiren Balyalı, “Basın yeterince yer vermese de sosyal medya üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki arkadaşlarımızın nasıl hesap verdiğini hepimiz görüyoruz. Ben haftada bir gün mutlaka cezaevine gidiyorum ve duruşmalara katılıyorum. Diğer günlerde ise arkadaşlarımın savunmalarını okuyorum. Benim birlikte görev yaptığım arkadaşlarımın neler yaptığını çok iyi biliyorum ve anlattıkları her şeye şahidim. Hepsi tertemiz ve mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyorlar. Her ifadeleri, bu davanın ne kadar siyasi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. “MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ” Türkiye’nin dört bir yanında yol arkadaşlarının haksız ve hukuksuz biçimde gözaltına alındığı ve tutuklandığı bir dönemde hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin sessiz kalma lüksünün olmadığını belirten Balyalı, herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi. “Ben de bu mücadeleye, arkadaşlarıma ve partime bu kitabı yazarak destek olmak istedim. Bu kitap benim tanıklıklarımdır. AKP döneminde yapılan yolsuzlukları anlatmak ve bu yolsuzlukları yapanların bugün serbestçe dolaşırken, bizim arkadaşlarımızın hangi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını tüm Türkiye’ye göstermek istiyorum. Zor ve sıra dışı bir dönemden geçiyoruz. Normal şartlarda bir kitap yazdığınızda tebrik edilirsiniz. Ancak bugün bana ‘Silivri soğuktur’, ‘Bu zamanda başka işin mi yok?’, ‘Arkadaşlarını özledin galiba’, ‘Başına gelecekleri düşündün mü?’ gibi sözler söyleniyor” ifadelerini kullandı. Tarık Balyalı konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Başıma gelebilecekleri düşündüm ve bunun hiçbir önemi yok. Evet, arkadaşlarımı özledim; ancak onlarla özgürlükte buluşmayı daha çok özledim. Bu kitabı kaleme alan kişi ben olsam da aslında yazarı ben değilim. Bu kitabın gerçek yazarı AKP’dir. Eğer AKP ve İstanbul’daki yöneticileri bu yolsuzluklara ve usulsüzlüklere neden olmasaydı, böyle bir kitap ortaya çıkmazdı. Üstelik elimizde yalnızca bu kitap değil, benzer içerikte en az beş kitap daha yazılabilecek bir birikim bulunuyor.” KAMUSAL ALANLAR YAŞAMIN KENDİSİ Aynı gün gerçekleştirilen bir diğer söyleşi de kültür tarihçisi Mahir Polat’ın katılımıyla düzenlenen “Kamusal Alanlar ve Kent Hakkı” başlıklı etkinlik oldu. Söyleşide, kentlerin yalnızca fiziksel mekânlardan ibaret olmadığı; aynı zamanda toplumsal hafızayı, ortak yaşam kültürünü ve demokratik katılımı barındıran alanlar olduğu vurgulandı. Kamusal alanların giderek daraldığı bir dönemde kent hakkının korunmasının ve bu alanların herkes için erişilebilir kılınmasının önemine dikkat çeken Polat, kent yaşamının niteliğinin, bireylerin bu alanlarla kurduğu ilişkiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Polat, katılımcı bir şehir anlayışının gerekliliğini dile getirdi. “Bütün neşesini ve enerjisini kaybetmiş toplumlar için iyileşmenin kaynağı nereden gelebilir?” sorusunu yönelten Polat, kolektif hafıza ve kolektif mekân kavramları üzerine değerlendirmelerde bulundu. İBB Miras çalışmaları üzerinden örnekler veren Polat, kent içinde herkesin gözü önünde bulunan ancak terk edilmiş, metruk ve korkulan yapıların zamanla “tekinsiz alanlar”a dönüştüğünü ifade etti. İstanbul’da uzun yıllar kullanılmayan Bulgur Palas’ı ve kara surlarını örnek gösteren Polat, bu tür alanların toplumda korku ve uzaklaşma duygusu yarattığını belirtti. Pippa Bacca’nın İstanbul’da kara surlarında uğradığı saldırıyı hatırlatan Polat, bu tür mekânların yalnızca hayal ürünü değil, gerçek anlamda risk barındıran alanlar hâline geldiğini söyledi. Geçmişten gelen, “kadim” olarak nitelendirilen bu yapıların aslında yaşamla bağını tamamen koparmadığını vurgulayan Polat, “Tam yok olmak üzereyken restore edilen bu yapılar yeniden hayat bulur. İyileştikçe güzelleşir ve insanlar onlarla yeniden temas kurmaya başlar. Ölüm duygusu ile yaşam duygusu arasındaki fark, kamusal alan ve restorasyon süreçlerinde bu kadar hayati bir yerde durur” dedi. İBB Miras kapsamında yürütülen çalışmalara da değinen Polat, İstanbul’da yaklaşık 35 bin kültürel miras unsuru bulunduğunu ifade etti. Ancak tüm kurumların iş birliği yapmasına rağmen bu mirasın restorasyon ihtiyacını karşılayacak yeterli bütçenin bulunmadığını belirten Polat, kaynak kullanımına dikkat çekti. Polat, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Biz yoksul bir ülkeyiz. Daha gösterişli binalar yaparak, yalnızca görünüşümüzü değiştirerek bu yoksulluğu ortadan kaldıramayız. Kaynaklarımızı doğru kullanmak zorundayız. Kamu, bu kaynakları verimli biçimde değerlendirmeli ve birbirini geliştiren süreçlerin önünü açmalıdır.” Söyleşilerin tamamlanmasının ardından CHP Genel Sekreter Yardımcısı S. Tarık Balyalı, katılımcılar için “Hesap Sorulmalı: AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları” adlı kitabını imzaladı.

CHP Eskişehir Örgütü Bayramlaşma Töreninde Bir Araya Geldi Haber

CHP Eskişehir Örgütü Bayramlaşma Töreninde Bir Araya Geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanlığı, Ramazan Bayramı dolayısıyla İl binasında geniş katılımlı bir bayramlaşma töreni düzenledi. Törende birlik, beraberlik ve gelecek seçimlere dair iktidar mesajları verilirken, Türkiye’nin güncel ekonomik ve hukuki sorunlarına dikkat çekildi. ​Talat Yalaz: "Mücadelemiz Adaleti Yeniden İnşa Etme Mücadelesidir" Açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, bayramların dayanışma günleri olduğunu ancak derinleşen yoksulluk ve ekonomik adaletsizlik nedeniyle bu bayrama buruk bir tablonun eşlik ettiğini belirtti. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve çiftçilerin yaşam mücadelesi verdiğini ifade eden Yalaz, ülkede hukuka olan güvenin sarsıldığını vurguladı. Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun ve haksızlığa uğrayan diğer isimlerin ailelerinden uzak bayram geçirmesini "millet iradesine ve demokrasiye yönelik bir mesele" olarak tanımlayan Yalaz, CHP’nin mücadelesinin sadece iktidar değişimi değil, liyakat ve adaletin yeniden tesisi olduğunu söyledi. Konuşmasını "Değişim bekleyenlerin değil, mücadele edenlerin eseridir" sözleriyle noktaladı. ​Utku Çakırözer: "Demokrasi ve Özgürlük Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz" CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise konuşmasına Saraçhane’deki adalet arayışının selamını ileterek başladı. Türkiye'nin en büyük sorununun geçim sıkıntısının yanı sıra demokrasi ve adalet yoksunluğu olduğunu belirten Çakırözer, tutuklu bulunan isimlere özel bir parantez açtı. "Milyonların imzasıyla cumhurbaşkanı adayımız olan" şeklinde hitap ettiği Ekrem İmamoğlu’na, tutuklu siyasetçiler Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve Tayfun Kahraman ile haksız yere gözaltına alındığını belirttiği gazeteci İsmail Arı’ya selam gönderdi. Çakırözer, 17 bayramdır özgürlük bekleyen isimlerin mücadelesinin takipçisi olacaklarını ve bu adaletsiz düzenin sandıkla değişeceğini ifade etti. Ayrıca Nevruz Bayramı’nı da kutlayarak kardeşlik vurgusu yaptı. ​Kazım Kurt: "CHP Türkiye’nin Birinci Partisidir ve İktidara Yürümektedir" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, konuşmasında partililere büyük bir özgüven ve sorumluluk yükledi. CHP’nin şu an Türkiye’nin birinci partisi olduğunu ve yapılacak ilk seçimde iktidar olacağını savunan Kurt, yerel yönetimlerdeki adil yönetim anlayışını tüm Türkiye’ye yayacaklarını belirtti. Yurtta ve dünyada barışın önemine değinerek Orta Doğu’daki siyasi gelişmelere dikkat çeken Kurt, "Biz iktidar olunca barış gelecek, yoksulluk bitecek" dedi. Partililere seslenerek sadece kendi aralarında değil, komşularını ve çevrelerini ikna ederek bu mücadeleyi büyütmeleri gerektiğini hatırlattı. Rahmi Çınar: "Biliyoruz ki sarayın takvimi dolmuştur." CHP Eskişehir İl Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde partililere seslenen Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, konuşmasında tüm katılımcıların bayramını kutlayarak başladı ve Türkiye’nin içinden geçtiği sürece dair sert eleştirilerde bulundu. Siyasi gerekçelerle tutuklu bulunan isimlere dikkat çeken Çınar, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere haksızlığa uğrayan tüm seçilmişlerin er ya da geç özgürlüklerine kavuşacaklarına olan inancını dile getirdi. Çınar, bu süreçte mücadelenin aksamayacağını belirterek, "Biz onların çıkmasını beklerken; sokaklarda, alanlarda ve şehrin her noktasında çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Mevcut yönetimin halk nezdindeki vaktinin dolduğunu savunan Çınar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Biliyoruz ki sarayın takvimi dolmuştur. Çare Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Halkımızın eşit, adil ve mutlu yaşamının teminatı, partimizin önderliğidir." Halkın umudu CHP’de gördüğünü ve bu sorumlulukla hareket ettiklerini belirten Rahmi Çınar, bir an önce seçim sandığının gelmesini beklediklerini vurguladı. Tüm örgütü ve vatandaşları iktidar yolunda birlikte yürümeye davet eden Çınar, alanlardaki seslenişlerinin kararlılıkla süreceğini söyleyerek konuşmasını tamamladı. Tevfik Yıldırım: "23 yıldır bir karanlığın içerisinde uyanmayı bekliyoruz" Törene katılanların bayramını kutlayan CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım konuşmasında ise şu ifadeleri kullandı; "Biz 23 yıldır bir karanlığın içerisinde uyanmayı bekliyoruz. Biz 23 yıldır bu iktidarın değişmesini bekliyoruz. O gün yakın. En kısa sürede yapılacak olan seçimde iktidarı değiştirdikten sonraki süreç içerisinde, umudumuz olan, beklentimiz olan adaletli günlere ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum." dedi.

Durmayacağız, Susmayacağız, Bir An Bile Yorumlayacak! Haber

Durmayacağız, Susmayacağız, Bir An Bile Yorumlayacak!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının birinci yılı dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. CHP İl Binası önünde yapılan basın açıklamasına İl Başkanı Talat Yalaz, Milletvekili Jale Nur Süllü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl ve İlçe Yöneticileri ile partililer katılım sağladı. İl Başkanı Talat Yalaz tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Değerli basın emekçiler, kıymetli Eskişehirliler; Öncelikle Çanakkale Zaferimizin 111. Yılını kutluyor, başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!"

İran Savaşı Devam Ederse TCMB’nin Döviz Rezervleri Yetmeyecek! Haber

İran Savaşı Devam Ederse TCMB’nin Döviz Rezervleri Yetmeyecek!

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, Merkez Bankası rezervleri ile ilgili bir açıklama yaparak uyarılarda bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Atabay yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "İran Savaşı sonu ne zaman geleceği belli olmayan bir enerji şoku ile ülkemizi karşı karşıya bırakmıştır. Yaşan şokla hızla ülkemizi terk etmeye başlayan sıcak para sonucu oluşan döviz talebini, TCMB yasada tanımlanan görevi gereği kur istikrarını sağlamak için döviz rezervlerinden karşılamaktadır. Kullanılabilir döviz rezervlerindeki sert düşüş ise İran Savaşı’nın devam etmesi halinde TCMB kaynaklarının yetmeyeceğini yansıtmaktadır. Mevcut iktidar siyasi kumpas kurmak yerine Sn. Ekrem İmamoğlu ile demokratik zeminde Cumhurbaşkanlığı için rekabet etmeyi tercih edecek gücü kendinde görseydi, İran Savaşına rağmen bugün karşı karşıya olduğumuz kırılgan ekonomik yapı içinde olmazdık. Sayılar ortadadır: Savaşın çıktığı 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana TCMB’nin döviz satışları 25,5 milyar dolar olmuştur. Devam eden jeopolitik gerginlik sonucu savaşın daha ikinci haftası sonunda bu satışın 30 milyar dolara varması beklenmektedir. Savaşın devam etmesiyle döviz talebi de artarak devam edecektir. Doğal gaz ve petrol fiyatlarında izlediğimiz sert tırmanış sonucu cari açığın da hızla genişlemesi kaçınılmazdır. Döviz talebi ve artan cari açık bir arada değerlendirildiğinde merkez bankasının kullanılabilir rezervi çok daha fazla önem kazanmaktadır. İran Savaşı başlamadan hemen önce TCMB’nin nakde çevrilemeyen IMF-SDR hesaplarındaki 7,6 milyar dolar hariç döviz talebini karşılamakta kullanılabileceği “döviz likiditesi” 33,1 milyar dolardı. Savaşın ilk iki haftasında TCMB’nin döviz rezervlerinden 25,5 milyar doları piyasaya satmasının ardından döviz likiditesinin 7,6 milyar dolar gibi kritik bir seviyeye düşeceğini gören TCMB, bugün açıklanan 6 Mart tarihli bilançosuna göre elindeki tahvil stokunun yaklaşık yarısına karşılık gelen 12 milyar dolarlık tahvil satarak döviz likiditesi miktarını acilen yükseltmeye çalışmıştır. Şubat sonunda elinde bulunan 26,7 milyar dolar tahvil stoku 6 Mart’ta 14,3 milyar dolara inmiştir. 6 Mart tarihli bilançoda görünen kullanılabilir döviz seviyesi 20 milyar dolardadır. Elinde kalan 14,3 milyar dolarlık tahvil stokunun hepsini satarak likit döviz gücünü artırsa dahi bu rakamın devam edecek döviz talebini karşılamaya yetmeyeceği açıktır. Özetle: 28 Şubat’tan 13 Mart’a savaşın ilk iki haftasında oluşan yaklaşık 30 milyar dolarlık döviz talebine karşılık TCMB’nin 6 Mart itibarıyla potansiyel kullanılabilir döviz rezervi 34,3 milyar dolardır. Savaş ortamında bu seviyenin yetersizliği nettir. Mevcut iktidar TCMB rezervlerine ve yüksek faizine yaslanarak Sn. Ekrem İmamoğlu’na siyasi kumpas kurmak yerine demokratik zeminde en güçlü rakibiyle mücadele edecek mertlikte olsaydı, TCMB’nin nakit döviz rezervleri bugün en az 70-80 milyar dolar gibi Türkiye ekonomisini koruyabilecek bir seviyede olacaktı. Bir sonraki adım olarak elindeki 134,7 milyar dolarlık yüksek altın stokunu miktarsal sınırı dahilinde swap yaparak döviz nakdine çevirmesi halindeyse ödeyeceği yüksek faiz kuşkusuz tüm Türkiye vatandaşlarının ödeyeceği bir bedel olacaktır. Ak Parti dönemi boyunca bilinçli politikalarla kamu kurumlarının kapasitesi eksiltilmiştir. Bugün en çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın döviz kasasının sağlam olmayışını likidite yönetimini doğru yapamayan üst yönetimin liyakat eksiliği ve Banka’nın siyasi araç haline dönüşmesinden bağımsız düşünemeyiz. Ancak TCMB döviz rezervlerini milletin zor günü için kasasında biriktirmek yerine, bundan neredeyse tam bir yıl önce iktidarın siyasi saiklerle Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Sn. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına destek olmak amacıyla kullanmıştır. Siyasi amaçlara alet olan TCMB’nin kurumsal güvenilirliğini zedelemesi ayrı bir tartışma konusu da olabilir; olmalıdır da. Bugünün tartışma konusu TCMB’nin esas görevi olan finansal istikrarı güçlendirmek yerine rezervlerini siyasi kumpas kuranların yarattığı finansal şoku yumuşatmak için ölçüsüzce harcayarak İran savaşı ortamında Türkiye ekonomisini kırılgan, korumasız bıraktığı gerçeğidir."

Biz Adil Yargılanmanın Peşindeyiz Haber

Biz Adil Yargılanmanın Peşindeyiz

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir programı kapsamında CHP İl Başkanlığını ziyaret ederek karşılama için gelen vatandaşlara hitap etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir İl Başkanlığı'nda kendisini karşılayan vatandaşlara hitap etti. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel parti binası önünde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; “Değerli Eskişehirliler, değerli Cumhuriyet Halk Partililer, bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Öncelikle hem burada görevini yapan kadın basın mensupları başta olmak üzere kadın partililerimizin, tüm kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız. Sabahleyin Sivrihisar’da belediyeye uğradık. Buraya gelirken Yılmaz Büyükerşen Hocamızı ziyaret ettik, Seyhan Hanım’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü evlerinde kutladık. Şimdi baba ocağına uğrayıp buradan gün içindeki diğer açılış programımıza ve panel programımıza gidecek; ardından akşam bir iftar sofrasında sizlerle birlikte olacağız. Programın bu kısmına bir konuşma, basın açıklaması yok ama sizlerin yoğun ilgisiyle buraya kadar gelmişken bir - iki kelime size seslenmek, ‘merhaba’ demek önemli. Eskişehir’in çok güçlü bir yerel basını var, çok değerli yayınlar yapıyorlar. Ben de yerel basınları takip etmeye çalışıyorum” dedi. Özel, şöyle devam etti: “8 MART’TA BURADA OLMAK EN DOĞRU TERCİHTİ” “Eskişehir’de niye 8 Mart’ı seçtik? Kadın Kolları Genel Başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkanının kadın olduğu, Sayın Ayşe Ünlüce’nin ve Yılmaz Büyükerşen gibi bir efsaneden sonra doğru, zamanında ve çok kıymetli bir bayrak değişiminin ve aynı başarının Yılmaz Hocamızın da varlığında, gözetiminde, takdirleriyle sürüyor olduğu bu ilde, hem belediyeciliğimizin, hem kadın siyasetine verdiğimiz önemin, kadın bir milletvekilimizin olduğu bir il aynı zamanda burası. O yüzden Eskişehir’de olmak en doğru tercihti.” “‘UĞRAYALIM’ DEDİK, YÜZLERCE KİŞİ GELDİNİZ” “Eskişehir bizim baharı müjdeleyen, mart ayının başında güneşli, güzel bir günde karşıladı. Burada normal şartlarda kendi kendimize İl Başkanlığımıza uğrayalım derken böyle yüzlerce kişi geldiniz, tezahürat ettiniz, sevginizi gösterdiniz. Çok teşekkür ediyoruz. Bu gösterdiğiniz ilgiyi, sevgiyi, şahsımdan çok Cumhuriyet tarihindeki en büyük saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine sahip çıkmak olarak görüyorum. Birbirimizi gördüğümüzde iki farklı iki partinin birbirini görmese, bir partinin genel başkanına saygı, sevgi göstermesinin ötesinde; çok büyük zorluklar ve acılar içindeki bir kardeşin bir kardeşe sarılması, güç vermesi, dayanışması ve ona gelecekteki güzel günler için umut vermesi olarak da değerlendiriyorum.” “NE KADAR KRİMİNAL TİP VAR, BULUP YALAN ATTIRIYORLAR” “Yarın 9 Mart. Bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde Tayyip Erdoğan’a yenilmemiş, onun gösterdiği adaylara yenilmemiş, önce Beylikdüzü’nü Adalet ve Kalkınma Partisi’nden kazanmış sonra da üç kez, biri iptal edilen seçim olmak üzere üç kez İstanbul’u kazanmış, bütün anketlerde, bütün yapılan kamuoyu yoklamalarında memnuniyet oranı yüzde 60’ların üzerine çıkmış olan ve bu yüzden cezalandırılan Ekrem İmamoğlu’nun yarın duruşması başlayacak. Onunla birlikte çok sayıda belediye başkanımız yargılanıyor. ‘Melih Gökçek’in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır’ sözü benim sözüm değil. Bu söz AK Partililerin sözü. AK Parti’de Başbakan Yardımcılığı yapmış olanların sözü. Bizim alnımız açık, başımız dik. Yaz boyunca, kış boyunca atılan iftiraların teker teker çürüdüğü, hiçbirinin iddianamede bulunamadığı, hiçbir iddianın kanıtlanamadığı, dünün sözde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, özde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Yargı Kolları Başkanı, bugünün AK Partili Adalet Bakanının söylediği üzere, ‘Dosyamızın temel dayanağı gizli tanıklardır’ diyor. Ekrem Başkan bir yıl önce ‘Gizli tanık Meşe’nin itiraflarına ne diyorsun?’ diye sorgulanmıştı. Meşe bütün ifadelerinden vazgeçmiş ve gizli tanıklıktan çekilmiş. Onun yerine aynı ifadeleri İlke diye bir gizli tanığa verdirmişler. Düşünün ki iki kişinin arasındaki bir olayı ‘Gördüm’ diyen üçüncü bir kişi var. Onun söylediği ile tutukluyorsun, sonra o ‘Ben görmedim vazgeçtim’ diyor. Başkasını getirip gizli tanık yapıyorsun. Oyuncu değişikliği sinemada olur, aktörle anlaşamazsın o bırakır başkası gelir. Tiyatroda olur, hastalanır yerine rolü başkası oynar. Futbolda olur, sakatlanır yerine başkası girer. Tanığın ya, şahidin yedeği olur mu? Şahit değişikliği olur mu? ‘Bu olayı ben gördüm’ deyip, iftira atıyor adam. Sonra ‘Görmedim’ diyor yerine başka birini getiriyorlar ‘Ben gördüm’ diyor. Aynı kelimelerle, noktasıyla, virgülüyle. O yüzden o kadar emin, o kadar ilk günden beri kendimizden emindik ki zaten bu millet doğru söyleyenle yalan söyleyeni ayrılır. Bir kişiye aynı anda hem diploma sahtecisi hem rüşvetçi, hem ihaleye fesatçı, hem ajan, hem işte yok uçaklar rezaletler. Hepsi birden bir kişiye bunlar söylenip de hepsi yalan çıkarsa, millet de der ki ‘Demek ki bu adama bir suç bulamıyorlar, ama bu adamı indirmek istiyorlar. Adamın suçu iktidara yürüyen partinin Cumhurbaşkanı adayı olmak.’ O yüzden şimdi artık yargılanmak değil yargılamak üzere Silivri’ye gidiyoruz. İddianame çıkana kadar demiştik, ‘Bu iddianame bizi mahcup etmeyecek. Yalan söyleyenleri mahcup edecek.’ Çok yakın takip ettiniz. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruşunu ispat edemediler. ‘Valizlerde para var’ dediler, içinden jammer çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Parkenin altında milyon euro para bulduk’ dediler, bir kuruş euro bile bulamadıkları ortaya çıktı. ‘Görüntü var’ dediler, görüntü olmadığı ortaya çıktı. ‘Gizli şahit var’ dediler, tanık var. Gizli tanığın vazgeçtiği ortaya çıktı. Yalan söylediği, kendisine yalan söylediği ortaya çıktı. Yeni bir gizli tanık bulunduğu ortaya çıktı. Buldukları gizli tanıkların hepsinin geçmişinde ya çocuk istismarı var, ya hırsızlık var, ya taciz var, tecavüz… Böyle ne kadar kriminal tip var bulup ona bir yalan attırıyorlar, onun üzerine kurguluyorlar. O yüzden ben bugün burada bu güzel programdan, bu güzel şehirden sonra alnım açık, başım dik Silivri’ye gidiyorum ve bir yalanın nasıl çöktüğünü izlemeye milletimizi de davet ediyorum.” “BİZ ADİL YARGILANMANIN PEŞİNDEYİZ” “Açıkça söyleyeceğim şudur, bunlar bütün yalanlar atılırken ve bütün televizyonlardan gecede dört saat ve beş saat, beş-altı kişiyle bu iftiraları köpürtürken biz kendimizden emindik. O günlerde bunlar o kadar özgüvenli davrandılar ki, Sayın Bahçeli de dedi ki ‘O zaman canlı yayın istiyor madem Özgür Bey. Canlı yayınlansın, millet her şeyi görsün.’ Tayyip Bey’e sordular, ‘Devlet Bey öyle dediyse bir bildiği vardır. Olur, molur’ dedi. İddianame çıktı, canlı yayın teklif ettiğimiz kanunumuzu kabul etmediler. Neden etmiyorlar? İddianamede bizi mahcup edip, bizim yüzümüzü öne düşürecek, hesabını veremeyeceğimiz bir şey olmadığı gibi millet ‘Bu mu ya? Bu mu sizin kanıt dediğiniz?’ diyecek diye korkuyorlar ve kıyıda, köşede, kenarda olsun istiyorlar. Şimdi dünya kadar tedbir almışlar. ‘Efendim Silivri’de bir ay boyunca bir kilometre yarıçapında o yasak, bu yasak, şu yasak.’ Aman Allah bu ne korku? Biz Silivri’de zaten varıp da bir olay çıkarmanın falan değil, biz yargılanmanın, adil bir yargılanmanın peşindeyiz. Ama şu kadarını söyleyeyim. Ramazan, mübarek günde söylüyorum. Olmayacak bir işe kalkıştılar, millet ne kadar duydu ve ne kadar fark etti bilmiyoruz. Bir yıldır bu davanın 40’ıncı Ağır Ceza’da görüleceği söyleniyordu. Hepimiz biliyoruz, ‘Ya bir ya da 40’ diyorlardı. Beşiktaş’ı bire, 40’ı buraya. 40’ıncı Ağır Ceza, Akın Gürlek’in hemşerisi, çok yakın görüştüğü birisi, başkan. İki de üye var. O iki üyenin ne yapacağı belli olmaz. Tam emin olamamışlar. Bu mahkemeye bir başkan, iki üye daha yolladılar. Yeni iki üye, dışardan yollanan iki üye Akın Gürlek’in çok sevdiği başkanın yanına kondu ve üçte üç yaptılar kendi hesaplarına göre. Davayı da bu heyete verdiler. Öbür iki, kendince adil karar verebilecek bir üyenin başına da dışarıdan başkan getirdiler, o da diğer davalara bakacak. Yarın diyelim ki bir maça çıkıyoruz. Hakem rakip takımın formasını giymiş arkadaşlar. ” “HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞECEK BİR ŞEY YAPMAYACAĞIZ” “Biz bu kadar büyük bir haksızlık varken sakın ha sakın sözüme değer veren herkese söylüyorum. İsteyen buyursun gelsin. Ekrem Başkan’ın duruşmasının gününe 81 il başkanımız, 81 ilden arkadaşlarımız gelecek. Buyursun. Ama haklılığımızı gölgeleyecek hiçbir şey istemiyorum ben orada. Aman ha aman. Jandarma kardeşimin omzunu iter birisi, haklıyken haksız duruma düşeriz. Karşımızda maalesef eskiden devletimize karşı provokasyonlar olurdu. Şimdi devleti eline geçirenler milletimize karşı provokasyon yapıyorlar. O açıkladıkları yasak genelgesi… Sen geçen sene 19 Mart’ta da açıkladın onu. Ona göre gençleri tutukladın, izinsiz gösteriye katılmaktan. Hepsi beraat etti. Hakim nal gibi yazmış; ‘Gençlerin 19 Mart protestosuna katılması suç değildir, çünkü anayasal haktır. Bunları yasaklamak suçtur, anayasaya aykırıdır’ diyor. Ama şimdi yine yapayım, bir sene sonra yine karar çıksın. Çok titizleneceğiz. Elbette kalabalığız, elbette güçlüyüz, elbette öfkeliyiz ama öfkemize hakim olacağız. Haklıyken haksız duruma düşecek hiçbir şey yapmayacağız. Ben şimdi gidiyorum. Düşünün ki bir hakim der ki ‘Ben şöyle bir yargılama yapacağım.’ Bir karar verecek, çok basit. Elbette önce tuttukları dinleyecek ki tutukluluk konusunda bir ara karar kuracak. Bunu yaparken en az ceza istenenden başlayıp en çoğa doğru gitmek de bir usul. En çok istenenden başlayıp en aza doğru gitmek de bir usul. Bunu nasıl yapacağını söyleyecek. Daha düşünün Beşiktaş Mahkemesi’nde Aziz İhsan Aktaş’ta dediler ki ‘Küçükten büyüğe gideceğiz. Adıyaman’dan başlıyoruz.’ Bunu bile söylemiyor ve avukatlara randevu vermiyor, kapısından kabul etmiyor. Ki bilmeyelim; Ekrem Başkan ifadesini… Kimlik tespitleri diyelim ki bir gün sürdü. Salı mı yapacak, yoksa 1,5 ay sonra mı yapacak? Bunu yarın öğrenebileceğiz ancak. Onun için ben üç gün boyunca İstanbul’dayım. Ekrem Başkan ifade verdiğinde de orada olacağım, hep birlikte orada olacağız. Ama bunu gizliyor ki 1,5 ay sonraysa başka. ‘Öyle mi olsun, böyle mi olsun?’” “MİLLETİN GÖNLÜNDE İFTİRACI OLANLAR, MAHKUM OLACAKLAR” “İstedikleri kadar uğraşsınlar. Bu millet haklıyı biliyor, masumu biliyor, zulmü görüyor. Sen mahkeme bu kadar zulmet, bir yıl içeride tut, mahkemenin başkanına iki tane takviye ile ayrı heyet yap, üçte üç Akın Gürlek tasarımı bir heyet oluştur. Orada bir karar verecek. Öncesinde de bizi tahrik ediyor ki kavga olsun, dövüş olsun. Biz bu milletin gönlüne girmişiz. Siz de bu milletin gönlünde rezil bir yere sürüklenmişsiniz. Bunu değiştirecek hiçbir hatanın içinde olmayacağız. Karanlıkla aydınlık gibiyiz, kötülükle iyilik gibiyiz, cesaretle korkaklık gibiyiz. Tam zıttız ve biz milletin gönlünde en iyi yerdeyiz. Milletin gönlünde iftiracı olanlar, hakaret atanlar, yalancı şahit bulanlar, yalancı şahit değişikliği gibi dünyanın en utanmaz işine kalkışanlar bu işin sonunda mahkum olacaklar. Özel heyetin mahkemede ne karar vereceğini hep birlikte göreceğiz. Önemli olan milletin vicdanındaki mahkemededir. Biz orada beraat ettik, haklı pozisyonumuzu da sürdüreceğiz sonuna kadar. Buraya bu kadar geldiniz, normalde bir açıklama yoktu. Eskişehir basını da her zaman baş tacımız, bize hep güzel ev sahipliği yapıyor. Mahkemeyle ilgili bir genel değerlendirme yarın sabahtan yapacaktık, onu bugün buradan yaptık. Buradan bütün Türkiye’ye bu Ramazan, mübarek günde birincisi, Filistin ve İran başta olmak üzere bütün dünyada başta çocuklara ve kadınlara iyi gelecek barış temenni ediyoruz. Türkiye’mize de siyasete ve arkadaşlarımıza da adalet temenni ediyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.”

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Bu Hukuksuzluk Son Bulsun" Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: "Bu Hukuksuzluk Son Bulsun"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından, Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 9 Mart tarihinde başlayacak olan davası ile ilgili bir açıklama yapıldı. CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl Gençlik Kolları Başkanı Anıl Yüksel, İl ve İlçe Yöneticilerinin katıldığı basın açıklamasında konuşan İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; “Kıymetli aileler, sevgili Eskişehirliler Tam 26 hafta oldu. Aile Dayanışma Ağı çatısı altında, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her cuma Saraçhane’de bir araya geliyor, yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor, birbirlerine güç veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri… Adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyor. Yaşanan bu büyük haksızlığa, yalnızca Saraçhane’den değil Türkiye’nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulsun. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu, memleket meselesidir. “Her şey çok güzel olacak” diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı’nda milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okuyoruz.” "Ekrem İmamoğlu Mektubu Değerli yol arkadaşlarım, Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim… Her birinizi sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı, eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş kötü bir aklın ürünü olan, iftiralarla dolu soruşturmaların, haksız davaların ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük, şimdi de kirli yüzünü, kıymetli başkanım, Bolu’nun değerli insanı Tanju Özcan’ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan Bolu’nun gururudur. İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla, anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazanı, yöneteni belli bir müsameri sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların; şehirlerimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun. Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz, 86 milyonu ayırmadığımız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar. Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz Hakk’ın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler, bu parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyor olabilirler. Yanılıyorlar. Gösterdiğiniz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu dayanışmanız, bu cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın, demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor. Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bize cesaretinizle, mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri ele ele, kol kola omuz omuza aşacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu Silivri Zindanı"

Başkan Ünlüce, "Milletle Birlikte, Milletin Emrinde" Buluşmasına Katıldı Haber

Başkan Ünlüce, "Milletle Birlikte, Milletin Emrinde" Buluşmasına Katıldı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından kurulan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinin çalışmalarını tanıttığı “Milletle Birlikte, Milletin Emrinde” başlıklı buluşmaya katıldı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) tarafından organize edilen toplantıda, partinin hazırladığı somut vaatler ve çözüm önerileri kamuoyuyla paylaşıldı. CHP genel merkez binasında gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan yaptı. Ardından Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin bugüne kadar yürüttüğü çalışmaları içeren tanıtım filmi izletildi. Film gösteriminin ardından CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke kürsüye çıkarak adalet ve eşitlik temelinde, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir yönetim anlayışı hedeflediklerini vurguladı. Toplantıya mesaj gönderen Ekrem İmamoğlu ise “Türkiye gerçek bir yol ayrımında” ifadeleriyle değişim çağrısında bulundu. Programın son bölümünde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, demokrasi, ekonomi, dış politika, savunma sanayi, tarım, sosyal devlet, eğitim ve sağlık başta olmak üzere birçok alanda partinin kapsamlı vizyonunu anlattı. Özel, kadınlar ve gençlere yönelik politikaların da öncelikli başlıklar arasında yer aldığını belirtti. Toplantı sonrası sosyal medya hesabından paylaşım yapan Başkan Ayşe Ünlüce, “Milletle Birlikte, Milletin Emrinde buluşmamızı büyük bir inanç ve kararlılıkla gerçekleştirdik. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Özgür Özel’in öncülüğünde, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun ortaya koyduğu değişim iradesiyle; halkın söz sahibi olduğu bir Türkiye için güçlü bir başlangıca imza attık. Milletin umudunu büyüten, yarınlara güvenle bakan bir yürüyüşü hep birlikte başlatıyoruz. Çünkü biz gücümüzü milletten alıyor, yolumuzu milletle birlikte yürüyoruz.” ifadelerini kullandı. 8 MART HAZIRLIKLARI MASAYA YATIRILDI Programın ardından Başkan Ünlüce; CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü ile birlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin ve Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kayayı ziyaret etti. Görüşmede, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Eskişehir’de düzenlenecek 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü programları ele alındı. Başkan Ünlüce, “8 Mart’ta Eskişehir’den güçlü bir dayanışma mesajı verecek, kadınların emeğini ve eşitlik mücadelesini daha da yükselteceğiz.” dedi. ÇAKIRÖZER VE ARSLAN’A ÖNEMLİ GÖREV Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Dışişleri Politika Kurulu’nda, İbrahim Arslan ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu’nda görev alacak.

Avrupa ve Türkiye'den Belediye Başkanları Dayanışma ve Demokrasi Mesajı Verdi Haber

Avrupa ve Türkiye'den Belediye Başkanları Dayanışma ve Demokrasi Mesajı Verdi

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili Vahap Seçer ile TBB Encümen üyeleri, Avrupa Şehirler Birliği (Eurocities) ve B40 Balkan Şehirleri Ağı temsilcisi belediyelerin başkan ve yöneticileri ile bir araya geldi. Görüşmede, uluslararası iş birliği ve dayanışma vurgusu yapılırken TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bazı belediye başkanlarının tutukluluk süreçlerine ilişkin görüş ve değerlendirmeler yapıldı. Eurocities ve B40 Balkan Şehirleri Ağı temsilcisi belediyelerin başkan ve yöneticileri, TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Birlik Encümen üyelerini ziyaret etti. Konuk heyette, B40 Ağı ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević, Eurocities Genel Sekreteri André Sobczak, Oslo Belediye Başkanı Eirik Lae Solberg, Arezzo Belediye Başkanı Alessandro Ghinelli, Paris Belediye Başkan Yardımcısı Jean-Luc Romero ve Madrid Uluslararası İlişkiler Genel Direktörü José Francisco Herrera Antonaya yer aldı. Ziyarette, TBB Başkan Vekili Vahap Seçer’in yanı sıra, TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve Karaköprü Belediye Başkanı Nihat Çiftçi hazır bulundu. Seçer: “Türkiye köklü geçmişi ile güçlü bir ülke” TBB Başkanvekili Vahap Seçer konuşmasında, konuk heyetle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirirken, ziyaretin önemli bir boyutunun Türkiye’de demokrasiye ilişkin değerlendirmeler olduğunu hatırlattı. Tutuklu bulunan belediye başkanları, bürokratlar, siyasetçiler ve ülke sorunlarına katkı sunabilecek aydınların cezaevinde olmasının düşündürücü olduğunu belirten Seçer, Avrupa demokrasilerinin tarihsel süreç bakımından daha deneyimli olabileceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin ise görece daha genç bir demokrasi tecrübesine sahip olduğunu belirtti. Seçer, Türkiye’nin 86 milyonluk nüfusu, köklü geçmişi ve güçlü devlet geleneğiyle büyük ve mükemmel bir ülke olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) giriş sürecinin uzun ve zaman zaman yıpratıcı bir hal aldığını ifade eden Seçer, “Avrupa’nın bazı talepleri olsa da biz, tek taraflı düşünmüyoruz. Her iki tarafın da bakış açısı incelenmeli. Bize karşı AB’nin samimiyetsiz olduğuna dair düşüncelerimiz de var. Biz elbette AB sürecini bir ‘medeniyet projesi’ olarak gördük ama bugün geldiğimiz noktada süreç, çeyrek asırdan fazladır ülkeyi yöneten siyasi iktidar ile AB görüşlerinin örtüşmemesi ya da verimli bir çalışma sürecinin yaşanmamasından dolayı kesintiye uğradı. Umut ediyorum yaralar tekrar sarılır, iyileşir, tahribatlar ortadan kalkar ve böylece süreci de başlatabiliriz.” dedi. Seçer ayrıca, karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesi ve sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesi temennisinde bulundu. Seçer: “Başkanlarımız tutuksuz yargılansın istiyoruz” Tutuklu belediye başkanları konusunda da Başkan Seçer şu ifadeleri kullandı: “Belediye başkanlarımızın yargılanmasına karşı değiliz; ancak evrensel hukuk ilkeleri gereği tutuksuz yargılama esastır. Milyonlarca yurttaşın oyuyla seçilmiş başta Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere; Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve diğer belediye başkanlarımız tutuklandı. İstanbul, Antalya ve Adana gibi büyükşehirlerin belediye başkanları yalnızca birer siyasi figür değil, aynı zamanda halkın iradesinin temsilcileridir. Bu nedenle yürütülen süreçlerin hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde, adalet ve hakkaniyet duygusunu güçlendirecek şekilde yürütülmesi hepimiz için büyük önem taşımaktadır. Hem ülkeler düzeyinde hem de kurumsal düzeyde bu demokratik hukuk mücadelesine destek olmanızı bekliyoruz. Dayanışmanın, özellikle böylesi dönemlerde, büyük bir anlamı ve değeri vardır.” Türkiye’de daha güçlü bir hukuk devleti ve demokrasinin kurum ve kurallarıyla işlerlik kazandığı bir yaşam talebinin olduğunu anlatan Seçer, insanların inancı, etnik kökeni ya da düşünceleri nedeniyle farklı kategorilerde değerlendirilmediği bir düzenin herkesin ortak arzusu olduğunu ifade etti. Seçer: “Eurocities ile ilişkileri güçlendireceğiz” Yerel yönetimlerin yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde benzer küresel sorunlarla karşı karşıya olduğuna da dikkati çeken Seçer, TBB ile Eurocities arasında yeni başlayan ilişkileri geliştirerek sürdürmeyi hedeflediklerini kaydetti. İklim değişikliği, atık yönetimi, kuraklık ve doğal afetler gibi meselelerin tüm insanlığı etkilediğini belirten Seçer, bu sorunların çözümü için şehirler arasında güçlü ağların kurulması, deneyim paylaşımının artırılması ve daha etkin iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Seçer, önümüzdeki dönemde şehirlerin yararına olacak kıymetli çalışmalara birlikte imza atma temennisini de dile getirdi. Solberg: “Türkiye’de demokrasiyi desteklemek üzere bulunuyoruz” Başkan Seçer’den sonra söz alan Oslo Belediye Başkanı Eirik Lae Solberg, Türkiye ile Avrupa şehirleri arasındaki ortak değerlere ve demokrasi vurgusuna dikkat çekti. İstanbul’da ve Ankara’da temaslarda bulunduklarını ifade eden Solberg, “Türkiye’de demokrasiyi desteklemek üzere bulunuyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu için buradayız.” dedi. Tomašević: “Tutuklamalar endişe verici” B40 Balkan Şehirleri Ağı Başkanı ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević, Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin endişeler taşıdıklarını ifade etti. Bazı belediye başkanlarının tutuklanmasına ilişkin konuşan Tomašević, yerel liderlerin karşı karşıya kaldığı durumların genel anlamda demokrasi açısından bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Sobczak: “Amacımız daha iyi hizmet sunulmasını sağlamak” Eurocities Genel Sekreteri André Sobczak, Eurocities ağı olarak amaçlarının belediye başkanlarını güçlendirmek ve mevcut kaynakları harekete geçirerek vatandaşlara daha iyi hizmet sunulmasına katkı sağlamak olduğunu dile getirdi. Avrupa genelinde belediye başkanlarının bazı ülkelerde yetki ve kaynak bakımından sınırlandırılabildiğine işaret eden Sobczak, yerel yöneticilerin çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalabildiğini anımsattı. Sobczak, tüm bu koşullara rağmen çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. Ghinelli: “Dayanışmamızı göstermek istiyoruz” Arezzo Belediye Başkanı Alessandro Ghinelli de tüm farklılıklara rağmen demokrasi için bir araya geldiklerini dile getirdi. Dayanışma göstermek istediklerini belirten Ghinelli, TBB ve İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutukluluğuna dikkati çekerek, bu tür dönemlerde gönüllü bir tepki ortaya koymak amacıyla burada bulunduklarını ifade etti. Romero: “İmamoğlu için buradayız” Paris Belediye Başkan Yardımcısı Jean-Luc Romero ise tutuklu olan TBB ve İBB Başkanı İmamoğlu’nu desteklemekten büyük bir onur duyduğunu ifade etti. Antonaya: “Yerel idarelerde bulunan kişilerin haklarının korunması önemli” Madrid Uluslararası İlişkiler Genel Direktörü José Francisco Herrera Antonaya ise başkanların tutuklanmasının ailelerini ve çocuklarını da etkilediğini ve yerel idarelerde görev yapan kişilerin haklarının korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Belediye başkanları Türkiye’de hukukun üstünlüğüne dikkati çekti TBB heyetinde yer alan belediye başkanları değerlendirmelerinde; Türkiye’de yerel demokrasinin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların korunması konularına dikkati çekti. Heyet, son dönemlerde yaşanan uygulamaların halkın demokrasiye katılımını zedelediğini anlattı. Belediye başkanları, yerelde demokrasiyi güçlendirecek somut adımların ve iş birliklerinin daha güçlü ve net biçimde ortaya konmasının önemine değinirken, Türkiye’de özellikle muhalif belediye başkanlarının uzun tutukluluk süreçleriyle karşı karşıya kalmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Tutuklu yargılamanın hukuki karşılığının bulunmadığı ve adalet sağlanamadığında, ülkedeki diğer sorunların da çözülemeyeceğini ifade eden Başkanlar, dünyada da bir dönüşüm süreci yaşandığını hatırlattı. Savaşların artışı, teknolojik kırılmalar ve iklim krizinin yoğunlaşmasının ortak politikalar geliştirme ihtiyacını doğurduğunu belirten bazı belediye başkanları, sorunların çözümünde yerel ve uluslararası dayanışmanın önemine işaret etti. Başkanlar, özellikle muhalefet belediye başkanlarının haksız tutuklanmaları ve siyasi baskılara maruz kaldığını dile getirirken, İstanbul’un seçilmiş belediye başkanının tutuklu olmasının, milyonlarca vatandaşın iradesinin fiilen engellenmesi anlamına geldiğini kaydetti. Temel insan haklarına bağlı ortak değerlerin hem Türkiye hem de Avrupa’da eşit biçimde uygulanmasının ve ortak çabayla desteklenmesinin önemine dikkati çeken belediye başkanları, yerel demokrasiyi güçlendirmek ve tutuksuz yargılanma ilkelerinin uygulanmasını sağlamak için gerekli adımların atılmaya devam edileceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.