SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekrem İmamoğlu

Porsuk Haber Ajansı - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok" Haber

Çakırözer: "Haber Yapan Gazeteciler Zindanda, Vurguncuların Peşine Düşen Yok"

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Halk TV’ye kayyum atanması, erişim engelleri ve tutuklu gazetecilere dikkat çekti. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor, Ak Parti’nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, “Gazeteciler zindanda, vurguncular dışarıda. 2 yılda 10 kanala kayyum atandı. Saray'ın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hakimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor! Toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın hesaba erişim engeli getirildi. Ne yaparsanız yapın gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz. Sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı. Çakırözer, YENİ Parti iktidarında gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle cezaevine gönderilmeyeceğini, televizyonların susturulmayacağını ve internetin karartılmayacağını vurguladı. “10 KANALA KAYYUM ATANDI! TMSF EN BÜYÜK MEDYA PATRONU OLDU” YENİ Parti Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, gazetecilere yönelik artan gözaltı ve tutuklamalar ile televizyon kanallarına kayyum uygulamaları ve erişim engellerini Meclis gündemine taşıdı. Son bir ayda basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri tek tek sıralayan Çakırözer, tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı. “Türkiye her geçen gün görülmemiş bir karanlığa sürükleniyor; AK Parti'nin sansür karanlığına” diyen Çakırözer, Halk TV ve televizyon kanallarına kayyum uygulamalarını hatırlatarak şöyle konuştu: “14 Ekim sabahı şafak sökmeden yüzlerce polisle Türkiye'nin en çok izlenen haber kanallarından Halk TV'nin kapısına dayandılar, yayın kesildi, çalışanlar binaya alınmadı, kanalın başına kayyım oturtuldu. Tıpkı bir yıl önce Tele1'e yaptığınız gibi, Tele1’e casusluk diye çöktünüz, Halk TV'ye de yolsuzluk diye el koydunuz. Hepsi bahane, hepsi kılıf! Milyonlarca yurttaşın haber alma, gerçekleri öğrenme hakkını elinden aldınız. Sayenizde TMSF kayyımı en büyük medya patronu oldu, iki yılda tam 10 kanala kayyım atadınız. Peki, Halk TV neden susturuldu? Neden belli; Ak Parti iktidarının boğazına kadar battığı asrın vurgununu sorguluyor, bunu da milyonlar öğreniyor, mağdur ettikleriniz izliyor diye karartıldı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun aylardır uğradığı iftiralara verdiği yanıtları, tarihî savunmasını millet duymasın, bilmesin diye susturuldu ve tabii Yeni Partimizin iktidar yürüyüşü ‘Aman büyümesin’ diye susturuldu.” “50 MİLYON TAKİPÇİLİ BİN 500 HESAP ERİŞİME ENGELLENDİ” “Bu Ak Parti'nin bir de dijital kayyımı var, erişim engelleri” diyen Çakırözer, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine de dikkat çekti. Çakırözer, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilendirildiği eylül başından bu yana toplam takipçisi 50 milyonu bulan bin 500'e yakın X hesabı hakkında erişim engeli getirildiğini söyledi. Çakırözer şu açıklamaları yaptı: “Sarayın Siber Güvenlik Başkanlığı ve sulh ceza hâkimleri el ele haber sitelerini ve sosyal medyayı karartıyor. Dünyanın referans aldığı, milyonlarca ziyaretçisi olan T24 haber sitesi tek tuşla kapatıldı. Gazeteciler, ekonomistler, akademisyenler, meslek örgütleri, STK'ler, hepsi sansürlenmiş durumda. Tüm bu dijital sıkıyönetimin çetelesini tutarak kamuoyuna paylaştı diye İfade Özgürlüğü Derneği’nin web sitesini dahi kapattınız, engellediniz yolsuzluklarınız, hukuksuzluklarınız, zorbalıklarınız ‘Aman konuşulmasın, bilinmesin.’ diye.” TARAKÇI, SEVİNÇ, BALCI, TEKEREK.. TUTUKLU GAZETECİLERİ TEK TEK SAYDI! Çakırözer, Meclis’te cezaevlerinde ziyaret ettiği tutuklu gazetecilerin durumuna da dikkat çekti. “Türkiye'nin dört bir yanında tutuklu gazeteciler var” diyen Çakırözer tutuklu gazetecilerin isimlerini tek tek sayarak, şunları söyledi: “Sincan'da Ali Tarakçı yatıyor 26 gündür! 'Bir bakan cuma günü istifa edecek' dedi diye. Oysa yalan değil. Cuma değil ama cumartesi bir eski bakan istifa etmek zorunda kaldı. Vurgununu yaptı, ortadan kayboldu, peşine düşen yok ama Gazeteci Ali hala hapiste. Mustafa Balcı, Şaban Sevinç fon vurgunu yapanların AK Parti'yle ilişkilerini belgelediler diye 11 gündür Maltepe Cezaevinde. Neymiş? Halkta korku, panik, endişe yaratacak bilgileri yayma suçunu işlemişler. Evet, paylaştıkları o fotoğraf koca bir panik, koca bir endişe yaratıyor, bu doğru ama halkta değil vurguncularda ve onların içinizdeki iş birlikçilerinde yaratıyor. İşte bu yüzden İsmail Saymaz ayağında kelepçe, ev hapsinde. Silivri'de Nefes editörü Fatih Ergin tutuklu, Kozinoğlu soruşturmasında ölü bulunan bir doktorun mesleğini ‘Adli Tıp uzmanı’ yazdı diye, hatasını düzeltmesine rağmen günlerdir zindanda.” “GAZETECİLER ZİNDANDA VURGUNCULARIN PEŞİNE DÜŞEN YOK” “Selahattin Günday, 15 yıl önce birçok gazeteciyle birlikte çektiği görüntü için Silivri zindanında, 48 kişilik koğuşta 66 kişiyle ve tahtakurularıyla yatıyor. Tuğba Tekerek, yapmadığı bir sosyal medya hesabı yöneticiliği nedeniyle beş haftadır Sincan'da, o da hâlâ yerde yatıyor. Merdan Yanardağ tam bir yıldır Silivri'de, zindanda. Gazeteciler İrem Delice Aydın'da, Hasan Güraksu Burdur'da haber yaptıkları için özgürlüklerinden mahrum. Nadiye Gürbüz, Derya Okatan Bakırköy Cezaevi’nde gün sayıyor ve dün gece bu utanç listesine bir yenisi eklendi, zaten ev hapsinde olan Murat Ağırel şafak baskınıyla gözaltına alındı, daha ifadesi alınmadan savcılığın ‘Tutuklama sevk işlemi düşünülmektedir.’ bilgi notu dolaşıma sokuldu, yazmadığı bir haber üzerinden zindana gönderildi. İşte, Ak Parti'nin kara düzeni böyle işliyor, önce hedef gösteriyor, sonra suç yaratıyor, ardından gazeteciyi zindana gönderiyorsunuz ama fon vurguncularının peşine düşen, bileğine kelepçe takan yok.” ÇAKIRÖZER’DEN DAYANIŞMA MİTİNGİNE ÇAĞRI Çakırözer, bu akşam Halk TV önünde yapılacak dayanışma mitingi ile hafta sonu gazeteci meslek örgütlerinin gerçekleştireceği basın açıklaması için de çağrıda bulundu. Çakırözer, “‘Ucu nereye kadar giderse gitsin’ dediniz ama vurguncular dışarıda, onları açığa çıkaran gazeteciler zindanda. Bu skandalı araştırıp halkı bilgilendiren Halk TV'yi kararttınız, Sözcü'yü, Koza TV'yi de para cezalarıyla cezalandırdınız ama ne yaparsanız yapın, gerçeklerin bilinmesini, duyulmasını engelleyemeyeceksiniz; sansürünüze, karartmanıza, kayyumlarınıza teslim olmayacağız. İşte bu yüzden cumartesi günü mesleklerine sahip çıkan gazetecilerle, basın meslek örgütleriyle birlikte meydanlardayız, alanlardayız, tüm yurttaşlarımızı haber alma hakkımıza, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya davet ediyoruz çünkü gazetecilik suç değildir, basın özgürlüğü iktidarın bir lütfu değildir; anayasal bir haktır, demokrasinin güvencesidir, sigortasıdır. Yeni Parti olarak sözümüz net: Bizim iktidarımızda, gazeteci yaptığı haber nedeniyle cezaevine gönderilmeyecek, televizyonlar susturulmayacak, internet karartılmayacak; Türkiye yeniden hukukun üstün olduğu, basının özgür olduğu bir ülke olacak” dedi.

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak" Haber

YENİ Parti İl Başkan Yardımcısı Yumrukaya: "Türkiye Susmayacak, Millet Susmayacak"

Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki göstererek kararın özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu. Yumrukaya, “Gerçekler hapsedilemez. Türkiye susmayacak, millet susmayacak” dedi. Yeni Parti Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Bayram Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yaptığı açıklamada iktidarı eleştirdi. Türkiye’de siyasi yargı operasyonları, basına yönelik baskılar ve kayyım uygulamalarının devam ettiğini öne süren Yumrukaya, Halk TV’ye yönelik kararın yalnızca bir medya kuruluşunu değil, basın özgürlüğünü ve vatandaşların haber alma hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti. Siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerine seslenen Yumrukaya, ülkenin her sabah yeni bir hukuksuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Halk iradesini hedef alan uygulamaların, gazetecilere yönelik baskıların ve kayyım kararlarının toplumun farklı kesimlerini etkilediğini belirten Yumrukaya, demokratik hakların korunması gerektiğini vurguladı. “Halk TV’ye yönelik karar özgür basını hedef alıyor” Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösteren Bayram Yumrukaya, kararın zamanlamasına da dikkat çekti. Yumrukaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu hukuksuzlukların son halkası olarak dün şafak vakti, polis baskınıyla, pek çok yayın diliminde Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV’ye kayyım atanmıştır. Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.” İktidarın amacının mevcut düzeni sürdürmek olduğunu ileri süren Yumrukaya, devletin imkânlarının belirli çıkarları korumak için kullanıldığını iddia etti. Özgür basının susturulmaya ve değişim isteyen vatandaşların umutsuzluğa sürüklenmeye çalışıldığını savunan Yumrukaya, bu tür uygulamaların demokratik süreçlere zarar verdiğini dile getirdi. İmamoğlu’nun savunma sürecine dikkat çekti Yumrukaya, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin kararın zamanlamasını Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreciyle ilişkilendirdi. İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün böyle bir karar alınmasını eleştiren Yumrukaya, devam eden siyasi davalarla ilgili kamuoyunun bilgi edinme hakkının önemine işaret etti. Yumrukaya, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “590 gündür savunma yapmayı bekleyen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri zindanında savunmasının başladığı gün bu karar alınmıştır. Tarihimizin en büyük siyasi davalarından biri sürerken halkın haber alma hakkına yapılan bu saldırı, davanın hukuksuzluğunu ve siyasi bir operasyon olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” Yumrukaya, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, vatandaşların siyasi gelişmeler hakkında özgür ve bağımsız kaynaklardan bilgi alabilmesinin önemini vurguladı. Fon krizi ve ekonomik mağduriyet iddialarını gündeme getirdi Bayram Yumrukaya, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de değindi. Söz konusu kriz nedeniyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ileri süren Yumrukaya, gelişmelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Yumrukaya, “Asrın vurgunu olan fon krizinin iktidar kadrolarıyla ilişkisinin ortaya çıktığı bir dönemde bu karar alınmıştır. 500 bine yakın yurttaşın doğrudan soyulduğu, aileleriyle birlikte milyonlarca yurttaşın mağdur edildiği bu büyük soygunun üzeri örtülmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı. Fon krizine ilişkin değerlendirmelerini siyasi eleştirileri kapsamında dile getiren Yumrukaya, kamuoyunu ilgilendiren iddiaların açıklığa kavuşturulması ve vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini savundu. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine vurgu yaptı Yumrukaya, açıklamasında Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve yurt dışına asker gönderilmesine yönelik tartışmalara da yer verdi. Meclis’e sunulan bir anlaşma metni bulunmadığını ileri sürdüğü bir süreçte Mehmetçiğin Yemen’e gönderilmesinin tartışılmasını eleştiren Yumrukaya, konunun kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını iddia etti. Anayasa’nın 90. ve 92. maddelerine dikkat çeken Yumrukaya, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesi gibi konularda anayasal süreçlerin önemini vurguladı. İktidarın dış politikaya ilişkin kararlarının Meclis denetimi ve demokratik tartışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti. “İktidar tükenmiştir, saldırganlığı bundandır” Türkiye’nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarla birlikte demokrasi ve özgürlükler konusunda ortak bir duruş sergilediklerini belirten Yumrukaya, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yumrukaya, “İktidar tükenmiştir. Tükendiğinin farkındadır. Saldırganlığı bundandır” sözleriyle siyasi değerlendirmesini dile getirdi. Yargı, kolluk kuvvetleri ve kayyım uygulamaları üzerinden toplumun iradesinin yönlendirilebileceğini düşünenlerin yanıldığını savunan Yumrukaya, demokratik hakların korunmasının önemine dikkat çekti. “Gerçekler hapsedilemez” Açıklamasının sonunda Halk TV çalışanları başta olmak üzere tüm basın emekçileriyle dayanışma mesajı veren Bayram Yumrukaya, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yumrukaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”

YENİ Partili İbrahim Arslan: "Önce Sandığa Kayyım, Şimdi Habere Kayyım!" Haber

YENİ Partili İbrahim Arslan: "Önce Sandığa Kayyım, Şimdi Habere Kayyım!"

YENİ Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Halk TV’ye polis eşliğinde kayyım atanarak yayının durdurulmasına sert tepki gösterdi. Arslan, “İktidarın duymak istemediği sözleri susturmak için ekranları kapatabilirsiniz ama hakikati ortadan kaldıramazsınız” dedi. YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Halk TV’ye kayyım atamasına ve yayın durdurma kararına tepki gösterdi. "Ekrem İmamoğlu’nun Tarihi Savunması Öncesinde Karartma" Kararın zamanlamasına dikkat çeken Arslan, müdahalenin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapacağı güne denk getirilmesini eleştirdi: “Milyonların oyuyla seçilen belediyelere yapılan müdahalelerin ardından, bu sabah polis eşliğinde Halk TV’ye kayyım atandı; yayın durduruldu. Üstelik Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun tarihi savunmasına başlayacağı gün… İktidarın duymak istemediği sözleri susturmak, halkın görmesini istemediği gerçekleri karartmak için ekranları kapatabilirsiniz; ama hakikati ortadan kaldıramazsınız.” "Bu Mesele 86 Milyonun Haber Alma Hakkıdır" Yaşananların sadece bir televizyon kanalına yönelik olmadığını, halkın haber alma hakkının hedef alındığını vurgulayan İbrahim Arslan, basın emekçilerinin yanında olduklarını ifade etti: "Bu artık yalnızca Halk TV’nin meselesi değildir. Bu, basın özgürlüğünün ve 86 milyonun haber alma hakkının meselesidir. Halk TV’nin ve basın emekçilerinin yanındayız. Ne halkın iradesini teslim alabilecekler ne de hakikatin sesini susturabilecekler." "Millet ve Demokrasi Kazanacak" Açıklamasını kararlılık mesajıyla tamamlayan Eskişehir Milletvekili Arslan, Türkiye'nin demokratik mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirterek; “Bu karanlık düzen mutlaka değişecek; millet kazanacak, demokrasi kazanacak, Türkiye kazanacak!” ifadelerini kullandı.

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!" Haber

Yeni Partili İbrahim Arslan: "Kimse Kimsenin Örgütünü Çalmadı!"

Yeni Parti Parti Meclisi Üyesi ve Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP cephesinden yöneltilen eleştirilere ve Jale Nur Süllü'nün açıklamalarına yanıt verdi. Milletvekili Arslan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ayrışma sürecinden bugüne kadar CHP Eskişehir Milletvekili Sayın Jale Nur Süllü’nün şahsımız, yol arkadaşlarımız ve Yeni Parti hakkında yaptığı pek çok değerlendirmeye cevap vermedim. Çünkü siyasette yollar ayrılabilir, tercihler değişebilir. Dün aynı çatı altında mücadele eden insanlar bugün farklı siyasi tercihlerde bulunabilir. Bunu kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmeyi doğru bulmadım. Ancak son günlerde kullanılan “maceraya atıldılar”, “örgütlerimizi çaldılar”, “tam bir siyasi hırsızlıkla gittiler”, “arınarak devam ediyoruz” ifadeleri artık siyasi eleştirinin ötesindedir. DÜN KARŞI ÇIKTIĞIMIZ DİLİ BUGÜN KULLANAMAYIZ Yıllardır iktidarın ve onunla aynı zeminde buluşan butlancı anlayışın; demokratik muhalefeti itibarsızlaştırmak, seçilmişleri kriminalize etmek ve siyasi tercihleri şaibeli göstermek için kullandığı dile hep birlikte karşı çıktık. Dün karşı çıktığımız dili bugün eski yol arkadaşlarımıza karşı kullanmak ciddi bir siyasi savrulmadır. Kimse kimsenin örgütünü “çalmadı”. İnsanlar eşya değildir; siyasi partilerin mülkü hiç değildir. Belediye başkanları, ilçe başkanları, yöneticiler, meclis üyeleri ve yurttaşlar yaşananları görmüş, değerlendirmiş ve özgür iradeleriyle siyasi tercihte bulunmuştur. Bu tercihleri eleştirebilirsiniz; ancak insanların iradesini yok sayamazsınız. HUKUK DA DEMOKRASİ DE SİYASİ POZİSYONA GÖRE DEĞİŞMEZ Genel Başkanımız Özgür Özel hakkında hazırlanan fezlekelerdeki suçlamaları öne çıkaran bir dil kullanılması da düşündürücüdür. Fezleke hüküm değildir. İddia suçun kanıtı değildir. Masumiyet karinesi siyasi konjonktüre göre değiştirilebilecek bir ilke hiç değildir. Aynı tutarlılık Cumhurbaşkanı adayımız ve İBB başkanımız Ekrem İmamoğlu konusunda da gösterilmelidir. Daha düne kadar uğradığı hukuksuzluklara karşı çıktığınız, Silivri’de ziyaret ettiğiniz ve “Cumhurbaşkanı adayımız” dediğiniz Ekrem İmamoğlu hakkında bugün iktidarın uzun süredir üretmeye çalıştığı şüphe ve itham diline yaklaşmadan önce, geçmişte söylediklerinize ve paylaşımlarınıza bakmak gerekir. Siyasi tutarlılık, dün savunduğunuz ilkeleri şartlar değiştiğinde de savunabilmektir. YENİ PARTİ BİR “MACERA” DEĞİLDİR Butlan sürecinde biz nerede durduğumuzu gösterdik. Siyasi partilerin iradesinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesine, demokratik siyasetin yargı eliyle şekillendirilmesine karşı çıktık. Yol ayrımına geldiğimizde de tercihimizden tereddüt etmedik. Yeni Parti’yi birkaç kişinin tercihi ya da bir “macera” olarak göstermek ise ortaya çıkan toplumsal gerçeği görmezden gelmektir. Bu partiyi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet sağladı. Kuruluşunun hemen ardından yüz binlerce yurttaşımız üyelik için başvurdu; iki hafta gibi kısa bir sürede Türkiye’nin neredeyse bütün il ve ilçelerinde kurucu örgütlenmeler oluşturuldu. Bugünün ana muhalefet partisi, yarının iktidar iddiasını taşıyan Yeni Parti’nin gücü; “çalınmış” örgütlerden değil, kendi iradesiyle yan yana gelen milyonlarca yurttaşımızdan doğmaktadır. O nedenle bugün sorulması gereken asıl soru şudur: BUNCA İNSAN NEDEN AYNI SİYASİ TERCİHTE BULUŞTU? Bu sorunun cevabı ithamda, hakarette ya da geçmişi yeniden yazmakta değil; yaşanan siyasi süreçtedir. Biz dün hukuksuzluğa karşı nerede durduysak bugün de oradayız. Dün millet iradesini nasıl savunduysak bugün de aynı kararlılıkla savunuyoruz. Çünkü siyasette asıl mesele hangi çatının altında olduğunuz değil; yol ayrımına geldiğinizde hangi değerlerin yanında durduğunuzdur. Kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğine, kimin şartlar değişse de sözünün ve değerlerinin arkasında durduğuna millet karar verir. Tarih de kaydını buna göre düşer."

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin Haber

Yeni Partili Çakırözer’in TBMM’deki İlk Önergesi Gazeteciler İçin

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Meclis’te partisinin ilk önergesini gazeteciler için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin araştırılması ve gazetecilerin mesleklerini yapabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163’üncü sırada. 7 ayda gazeteciler en az 350 kez hakim karşısına çıktı. 50 gazeteci gözaltına alındı. 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. İfade ve basın özgürlüğü demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Gelin Meclis’te bir komisyon kuralım, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin, halkın haber alma hakkının önünü açalım” dedi. Önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedilirken, Çakırözer, “Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” diye konuştu. 7 AYLIK İHLAL BİLANÇOSU: GAZETECİLER 350 KEZ YARGILANDI Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer partisinin TBMM’deki ilk önergesini gazeteciler ve basın özgürlüğü için verdi. İfade ve basın özgürlüğü alında yaşanan ihlallerin ortadan kaldırılması ile halkın haber alma hakkının korunması için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer’in önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Meclis’teki konuşmasında Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlal bilançosunu açıklayan Çakırözer, Türkiye’nin dünyadaki basın özgürlüğü sıralamasına dikkat çekerek şunları söyledi: “AKP'nin ifade ve basın özgürlüğünü abluka altına alan baskı, sansür, engelleme girişimleri maalesef artarak devam etmekte. Türkiye 2026 yılı itibarıyla dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163'üncü sıraya geriledi çünkü haberi, yazısı, paylaşımı nedeniyle gazeteciler soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya. Temmuz ayının üçte biri adli tatildi ama o ayda bile gazeteciler en az 40 kez hâkim karşısına çıktı! 8 gazeteci gözaltına alındı, 2 gazeteci tutuklandı. Yılın başından bu yana yedi aylık süreçte 350 kez hakim karşısına çıktı gazeteciler haberini, yazısını savunmak için. En az 50 gazeteci gözaltına alındı. İsmail Arı, Alican Uludağ, Nedim Oruç, Pınar Gayıp, Yıldız Tar, Sibel Gürcihan'ın da aralarında olduğu 15 gazeteci aylarca tutuklu kaldı. Merdan Yanardağ, uydurma casusluk davanızdan tam iki yüz seksen beş gündür, otuz beş yıllık gazeteci Ali Çağatay tweet attı diye bir buçuk aydır özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum, zindandalar.” “GAZETECİLER ZİNDANDAYKEN TARİHİ SÜRECİ KİM YAZACAK” “Bir yandan terörü bitireceğiz, toplumsal barışı sağlayacağız diyoruz! Peki ama bu tarihi süreci kim yazacak, kim anlatacak?” diye soran Çakırözer, “Meclisimiz tarihî günlere tanıklık ediyor. Peki ama bu tarihî süreci kim yazacak, kim anlatacak? Gazetecileri cezaevine koyarak, haberlerini sansürleyerek, siteleri karartarak mı yapacaksınız? Gazeteciler emekli eyleminde, madenci direnişinde, 19 Mart darbesinde, 1 Mayıs, 8 Mart, NATO protestolarında meydanlardan haber yapacak ama engelleniyor. Tutuklu meslektaşına destek için yürümesine dahi abluka konuyor. Dünyanın öbür ucundan gelen gazeteci Ankara'da zirve izliyor ama kendi gazetecimize yasaklanıyor. Siteler, sosyal medya hesapları kapatılıyor. Yetmiyor, hepsi bir de zindana tıkılıyor. Silivri'de ve diğer adliyelerde habercilere mahkeme salonları yasaklanıyor. Davaları anbean aktaran gazeteciler gerekçesiz gözaltına alınıyor.” “1,5 MİLYON WEB SİTESİ VE ALAN ADI ERİŞİME ENGELLİ” Haber, sosyal medya ve sitelere getirilen erişim engellerine de dikkat çeken Çakırözer, ülkenin toplumsal hafızasının erişim engelleriyle sistematik bir biçimde silindiğini, karartıldığını söyledi. Çakırözer şöyle konuştu: “Tam beş yüz günü aşkın süredir haksız, hukuksuz tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, 15,5 milyon yurttaşın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, sesine, afişine ve hatta adına bile tahammül edemeyenler, şimdi de onu dijital darbe yöntemleriyle susturmaya çalışıyor. Tam 11 kez hesaplarını engellediniz. Bu karartma sadece İmamoğlu'nun sesini kısmak değil, milletimizin haber alma, siyasal bilgiye erişim ve demokratik tercih oluşturma hakkını da yok etme girişimidir. İfade Özgürlüğü Derneğinin rakamları ortada: 2025 sonu itibarıyla Türkiye'den erişime engellenen web sitesi ve alan adı sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Sayenizde erişim engelleri sistematik ve kalıcı bir dijital sıkıyönetim rejimine dönüşmüş durumda.” “BUGÜNÜN TARİHİNİ YAZACAK ARŞİVLER YOK EDİLİYOR” “Vatandaşın sesini duyurduğu neredeyse her kitlesel olayda X, YouTube, Instagram ve WhatsApp gibi platformlara bant daraltmak rutine binmiş. Oysa Anayasa Mahkemesi keyfî erişim engellemenizi, haber karartmanızı hukuksuz bulmuştu. Peki, siz ne yaptınız? Bu ayıbı ortadan kaldırmak yerine ‘millî güvenlik’ ve ‘kamu düzeni’ kılıfıyla bu dijital sansürü misliyle sürdürüyorsunuz. Siyasetçi görüş veriyor, gazeteci haberini paylaşıyor, yurttaş yorumunu yapıyor, hepsine anında karartma, anında sansür. Bugünlerin tarihini yazacak olan arşivler yok edilmektedir.” “KOMİSYON KURULSUN, TAHRİBAT ORTAYA ÇIKARILSIN!” Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve erişim engelleri için Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Çakırözer, “Biz bu nedenle bu önergeyle diyoruz ki: Gelin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulsun ve bu dijital sıkıyönetimin tahribatı bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılsın. Bilgiye erişim hakkı aktif yurttaşlığın ve demokratik denetimin temelidir. Demokrasi, bilgiye özgür ve güvenilir erişim olmadan yaşayamaz. Biz Yeni Parti olarak baskılarınıza, sansürünüze ve yasaklamalarınıza asla boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle halkın iktidarını kuracak, demokrasi ve hukuk devletinin olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü tam güvence altına alacağız” dedi.

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: ''Önce Kurultay, Sonra İktidar!'' Haber

CHP İl Başkanı Talat Yalaz: ''Önce Kurultay, Sonra İktidar!''

Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri, partiye yönelik yargı müdahalelerine ve "mutlak butlan" kararına karşı tarihi bir duruş sergiledi. 81 il başkanı adına açıklama yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz, 1003 kurultay delegesinin iradesini yansıtan imzaların genel merkeze teslim edildiğini duyurdu. Yalaz, partinin seçime girme yeterliliğini kaybetme riskine dikkat çekerek, "Önce Kurultay, sonra iktidar!" mesajı verdi. "Hedef Sandık, Hedef Milli İradedir" Açıklamasında 21 Mayıs tarihinde verilen "mutlak butlan" kararını sert sözlerle eleştiren Talat Yalaz, bu kararın anayasal düzeni ve çok partili demokrasiyi hedef alan siyasi bir müdahale olduğunu belirtti. Yaşananların sadece parti içi bir mesele olmadığını vurgulayan Yalaz, şu ifadeleri kullandı: ''21 Mayıs tarihinde siyasi bir talimat sonucunda verilen “mutlak butlan” kararı, ülkemizin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Butlan kararı partimizin iktidar yürüyüşünü durdurmayı hedefleyen siyasi bir müdahale olduğu gibi aynı zamanda tüm yurttaşların seçme ve seçilme hakkını hedef almış, çok partili demokrasinin ve anayasal düzenin temellerini sarsmıştır. Hedef sandıktır, Hedef milli iradedir, Hedef demokrasi kazanımlarıdır Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü ve üyelerini temsil eden İl Başkanları olarak, bu kara lekeyi ortadan kaldırmak için, sarsılmaz bir bütünlük içerisinde, ülkemize ve milletimize karşı olan sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Bizim hikayemiz, saray odalarında ya da kapalı kapılar ardında ya da mahkeme koridorlarında yazılmamıştır. Bu partinin temelinde, ilk kurultayımız kabul ettiğimiz Sivas Kongresi’nin bağımsızlık ateşi, ulusal onuru ve işgale boyun eğmeyen iradesi vardır. Saray tarafından kurgulanmış bu karanlık oyunu bozmanın yegane yolu zaman kaybetmeksizin Kurultayımızın bir an önce toplanmasıdır. Bu bağlamda bugün 81 ilden gelen il başkanlarımız ve temsilcilerimizle birlikte topladığımız imzaları muhataplarına teslim etmiş bulunuyoruz. 830 kurultay delegemizin noter beyanlı imzalarını, 170 İstanbul kurultay delegemizin kurultay isteyen imzalı irade beyanlarıyla birlikte 1003 ’ün kurultay iradesini net bir şekilde ortaya koymuştur. 2023 Kasım kurultayının ilk turunda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e 682 oy verildiğini özellikle vurgulamak isteriz. Bu imzaları yalnızca Kurultay delegelerimiz, örgütlerimiz ve üyelerimiz adına değil; hangi görüşten olursa olsun partimize yönelik bu siyasi müdahalenin karşısında duran on milyonlarca yurttaşımız adına teslim ediyoruz. Birileri tarafından; mahkeme kararının ve tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel olduğuna ilişkin iddialar hukuken gerçeği yansıtmamaktadır. Türkiye’nin 32 kamu hukuku hocasının imzası ile yayınlanan mütaala elimde, birer suret yukarıya teslim edilmiş durumda. Türkiye’nin bütün hukukçuları ve bu metinler açıkça tedbir kararının olağanüstü kurultay yapılmasına engel olmadığını hatta ve hatta tedbirin kurultay yapılmasını ivedi ve zorunlu kıldığını göstermektedir. Buna ilişkin yargı kararı ve anayasa mahkemesi kararları da açıktır ve bu olağanüstü kurultayın yapılmasının önünde hukuki hiçbir engel yoktur. Yaşananlar parti içi bir mesele değildir. Mesele Erdoğan ve millet arasındadır. Saray iktidarı siyasi yargı yoluyla partimize hukuk dışı bir müdahalede bulunmuştur. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’nin teslim alınmasıdır. Amaç CHP’yi majestelerin muhalefeti yapmaktır. Partimiz tarihi boyunca askeri ve siyasi darbelerle hedef alınmış, mal varlıklarına el konulmuş ve hatta kapatılmıştır. Cumhuriyet Halk Partimiz, örgütünden ve milletten aldığı güçle her türlü anti-demokratik müdahaleyi püskürtmeyi dün başarmıştır. Bugün de partimiz ve milletimiz darbeye teslim olmayacaktır. Bugün itibariyle yapılması gereken hızlı bir şekilde Olağanüstü Kurultay sürecinin başlatılmasıdır. Kurultayımızın 25 Temmuz 2026 tarihine kadar toplanmaması durumunda, 103 yaşına yaklaşan partimizin tarihinde ilk kez, seçime girme yeterliliğini kaybetme riski söz konusudur. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten devraldığımız şiar bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye’yi kimin yöneteceğine millet karar verir. Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine üyeleri ve örgütü karar verir. Bizler 2 milyon Cumhuriyet Halk Partiliyi ve demokrasiden taraf on milyonlarca yurttaşı temsilen irademizi burada bir kez daha ilan ediyoruz. Genel Başkanımız, Kurultayımız tarafından 4 kez seçilen Sayın Özgür Özel’dir. Cumhurbaşkanı Adayımız, 15.5 milyon yurttaşın oyuyla aday olan Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Partimiz, baba ocağımız, Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Pusulamız millettir. Milletin sözü bellidir: Önce Kurultay, sonra iktidar!''

İl Kadın Kolları Başkanı Yeşildal:"Kadın Örgütümüzün Genel Başkanı Asu Kaya’dır" Haber

İl Kadın Kolları Başkanı Yeşildal:"Kadın Örgütümüzün Genel Başkanı Asu Kaya’dır"

CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya’nın görevden alınmasına sert tepki gösterdi. Yeşildal, "Örgüt iradesi masa başında yok sayılamaz" diyerek kararı kabul etmediklerini açıkladı. ​CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya’nın görevden alınmasına yönelik gelişmelere ilk tepki CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal’dan geldi. ​"Demokratik Teamülleri Hiçe Sayan Bir Anlayış" ​Görevden alma kararına sert bir dille karşı çıkan Sibel Yeşildal, yaptığı açıklamada CHP’nin örgüt yapısına ve demokrasi vurgusuna dikkat çekti. Yeşildal, şu ifadeleri kullandı: ​"CHP Kadın Kolları’nın iradesi masa başında alınan kararlarla yok sayılamaz. Kadın örgütümüzün seçilmiş Genel Başkanı Sayın Asu Kaya’dır ve öyle kalacaktır. Demokratik teamülleri, örgüt iradesini ve kadınların mücadelesini hiçe sayan bu anlayışı kabul etmiyoruz." ​"Örgütü Dizayn Etme Girişimlerini Reddediyoruz" ​CHP'nin gücünün üyelerin ve sandık iradesinden geldiğini belirten Yeşildal, "Seçilmiş yöneticileri görevden alarak örgütü dizayn etmeye çalışmak ne parti kültürümüzle ne de demokrasi anlayışımızla bağdaşır" dedi. ​Yeşildal’dan Net Duruş: "Genel Başkanımız Özgür Özel'dir" ​Açıklamasında parti hiyerarşisine ve iradeye olan bağlılıklarını yineleyen Sibel Yeşildal, CHP'deki yönetim anlayışına dair sınırlarını net bir şekilde çizdi: ​"Bizim Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’dir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Kadın Kolları Genel Başkanımız ise Sayın Asu Kaya’dır. Partimizin ve örgütlerimizin iradesini yok sayan hiçbir girişimi kabul etmiyor; demokrasiye, örgüt iradesine ve seçilmiş yöneticilerimize sonuna kadar sahip çıkıyoruz."

CHP’de Kadın Kolları’ndan Ortak Çağrı: "Kurultay Hemen İlan Edilmeli" Haber

CHP’de Kadın Kolları’ndan Ortak Çağrı: "Kurultay Hemen İlan Edilmeli"

​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları İl Başkanları, partinin geleceğine dair kritik bir ortak açıklamaya imza attı. Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal ın destek verdiği ve 77 il başkanının katılımıyla yayınlanan bildiride, kurultay sürecinin 25 Temmuz 2026 tarihinden önce başlatılması talep edildi. ​Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları İl Başkanları, bir araya gelerek partinin izleyeceği yol haritasına dair güçlü bir mesaj verdi. "Eşitlik, Adalet ve Demokrasi" vurgusuyla yayınlanan ortak açıklamada, partinin birlik ve beraberliği ile iktidar hedefi öne çıkarıldı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Eşitlik, Adalet ve Demokrasi İnancımızla: Kadınlar Kurultaya, CHP İktidara Hazır! ​Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, ülkemizi karanlığa sürüklemek isteyen ceberrut iktidara karşı en güçlü mücadele hattını örenler; sokaklarda, meydanlarda ve hayatın her alanında direnen Cumhuriyet kadınlarıdır. ​Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği partimizi ve demokrasimizi felç etme girişimlerine karşı, CHP Kadın Kolları örgütü olarak tarihi bir sorumlulukla sesimizi yükseltiyoruz. ​Bizler, kurulduğu günden bu yana gücünü halktan ve parti içi demokrasiden alan asırlık çınarın kadın neferleriyiz. ​Siyaseti mahkeme salonlarına sıkıştırarak örgütümüzün iradesini ipotek altına almaya çalışan tüm oyunları bozacak iradeye sahibiz. Çözüm, yaratılmak istenen kaosta değil; partimizin en demokratik ve meşru alanı olan kurultayımızda halkın ve örgütün sesine kulak vermektir. ​Bu doğrultuda, partimizin geleceğini şekillendirecek büyük kurultay tarihinin 25 Temmuz 2026’dan önce olacak şekilde vakit kaybetmeksizin ilan edilmesi, örgütümüzün en net ve ortak talebidir. ​Açıkça ve Kararlılıkla İlan Ediyoruz: ​Bizim yürüyüşümüz, örgütün egemenliğini ve halkın değişim arzusunu iktidara taşıma yürüyüşüdür. Bu yürüyüşün öncüleri; seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’dur. ​Partimiz içinde hiçbir ayrışmaya ikiliğe ya da motivasyon kaybına tahammülümüz yoktur. Meselemiz geçim derdiyle boğuşan milyonların, yaşam hakkını savunan kadınların ve geleceğe umutla bakmak isteyen çocukların memleket meselesidir. 81 ilde, milyonlarca üyemizin ve değişim isteyen kadınların gücüyle, dayatılan bu cendereden güçlenerek çıkacağız. ​Türkiye’nin kaybedecek tek bir günü bile yoktur. Biz kadınlar, inancımız ve emeğimizle Cumhuriyet Halk Partimizi önce kurultaya, sonra da iktidara taşımaya kararlıyız. ​İrademiz Örgüt, Gücümüz Millet, Yolumuz İktidardır!''

CHP İl Başkanlarından Çağrı: "Kurultayımız İktidara Giden Yolun Anahtarıdır" Haber

CHP İl Başkanlarından Çağrı: "Kurultayımız İktidara Giden Yolun Anahtarıdır"

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanları, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında düzenlenen Meclis Grup Toplantısı’nın ardından kritik bir deklarasyona imza attı. Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz’ın da aralarında bulunduğu 74 il başkanı, yaptıkları ortak açıklamada "Türkiye’nin kaybedecek vakti yok" vurgusu yaparak, partinin iktidar yürüyüşü için acil kurultay çağrısında bulundu. ​"Egemenlik Kayıtsız Şartsız Örgütündür" ​Ortak metinde, iktidarın siyasi çıkarları uğruna demokrasiye müdahale etmeye çalıştığı belirtilerek, CHP’nin kurumsal hafızasıyla bu zorlu süreçleri aşacağı ifade edildi. Açıklamada, "CHP kurulduğu günden yana kongreler ve kurultaylar partisidir" denilerek, meşru rekabet zemini olarak kurultay işaret edildi. ​İl başkanlarının ortak açıklamasında; Kurultayın 25 Temmuz 2026 tarihinden önce yapılması ve takvimin bir an önce ilan edilmesi talep edildi. "Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu’dur" denilerek parti içi birlik mesajı verildi. Meselelerin iç çekişmelerden ziyade memleket meselesi olduğu vurgulanarak, tüm örgütlerin iktidar yürüyüşüne hazır olduğu belirtildi. ​"Oyunları Bozmak İçin Örgütün İradesine Dönüyoruz" ​CHP İl Başkanları, partide herhangi bir ikilik veya kavga olmadığını, hedefin iktidar olduğunu yineledi. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir şiarımızla açık biçimde ilan ediyoruz; Cumhuriyet Halk Partisi’nde egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür" ifadeleriyle, 2 milyon üyenin iradesine sahip çıkacaklarının altı çizildi. ​"81 İl Kurultaya ve İktidara Hazır" ​Açıklamanın sonunda, halkın partiden beklentisinin iktidar yürüyüşünü sürdürmek olduğu belirtildi. 81 il teşkilatının hem kurultaya hem de yaklaşan seçimlere tam bir kararlılıkla hazır olduğu mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.