SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekosistem

Porsuk Haber Ajansı - Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küçüğüyle Büyüğüyle Tüm Firmalarımızın Kazanacağı Bir Ekosistem Kurma Zamanı Haber

Küçüğüyle Büyüğüyle Tüm Firmalarımızın Kazanacağı Bir Ekosistem Kurma Zamanı

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi için belirli sektörlerle ya da belirli kümelenmelerle sınırlı kalmayan, tüm firmaların ve KOBİ'lerin güçlendiği kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın en somut adımlarından birinin, Türkiye'nin başarılarıyla dünyada dikkat çeken yerli ve milli savunma sanayi ekosistemine entegrasyon olduğunu belirten Esin Güral Argat, bu konuda üst düzey istişareler gerçekleştirdiklerini ve çalışmaların devam ettiğini söyledi. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi için sektörel çeşitlendirmenin kritik önemde olduğunu vurguladı. Kütahya ihracatının ve üretiminin yüzde 75'inden fazlasını seramik, çimento, cam gibi taş ve toprağa dayalı sanayinin oluşturduğunu hatırlatan Esin Güral Argat, büyümenin ancak yeni sektörlerin kazanılması ve her ölçekten işletmenin bu büyümeye ortak edilmesiyle mümkün olacağını söyledi. "Balık tutmayı öğrenmemiz gerek" Kütahya'nın kalkınmasının dar bir çerçeveye sıkıştırılamayacağını vurgulayan Esin Güral Argat, şunları ifade etti: "Kütahya'nın ekonomisi büyümek zorunda. Ama bu büyüme, tek bir sektörün ya da tek bir kümelenmenin sırtında yükselemez, birkaç büyük firmanın başarısıyla da sınırlı kalamaz. Bu şehrin gücü bugüne kadar birkaç dala yaslandı. Bundan sonrası, o gücü hem derinleştirmeyi hem de çeşitlendirmeyi gerektiriyor. KUTSO olarak bizim hedefimiz, dar bir çerçeveye sıkışmadan, küçüğüyle büyüğüyle şehrimizin ekonomisine katkı sunan tüm paydaş firmalarımızın hep birlikte kazanacağı bir ekosistem kurmak. Balık yemek güzeldir ama bundan sonra hep beraber balık tutmayı öğrenmemiz gerek. Yani firmalarımıza tek tek destek ulaştırmanın ötesinde, her ölçekten işletmemizin kendi kabiliyetiyle üreteceği, rekabet edeceği ve büyüyeceği bir yapıyı hep birlikte inşa etmemiz önem taşıyor. Kütahya’mızın kalkınmasını daha çok sektörün bulunduğu, daha çok ayağı olan, tek bir dala bağlı kalmayan, daha çok paydaşla, güçlü ve dayanıklı bir ekosistemle ileri taşıyabiliriz." "Savunma sanayi ekosistemine dahil olmalıyız" KUTSO olarak Kütahya'nın potansiyelini gerçeğe dönüştürmek için yeni sektörlerde atılım yapılması gerektiğini belirten Esin Güral Argat, bunun en başında da Türkiye'nin başarılarıyla dünyada dikkat çeken yerli ve milli savunma sanayi ekosistemine entegrasyonun geldiğini söyledi. Esin Güral Argat, "Kütahyamız; Bursa, Eskişehir, Balıkesir ve Manisa gibi sanayileşmiş merkezlerin tam kesişiminde yer alıyor. Zafer Havalimanı'mız var; karayolu ve demiryolu projeleriyle lojistik entegrasyonumuz hızla gelişiyor. Bunun yanında makine imalatı, döküm, metal işleme, otomotiv yan sanayi, kimya, maden ve refrakter alanlarında onlarca yıllık bir üretim birikimimiz var. Dünya ve Türkiye ölçeğinde kritik öneme sahip bor, linyit, manyezit kaynakları bakımından zengin bir altyapıya sahibiz. Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu kabiliyetlerin önemli bir kısmı bu şehirde hâlihazırda mevcut. Mesele sıfırdan bir sanayi kurmak değil; var olan kabiliyeti doğru yere bağlamak. Eskişehir'e kadar gelmiş olan bir sanayinin bütün bu avantajlara sahip olmamıza rağmen Kütahya’ya gelmemesi için hiçbir neden yok" dedi. "KOBİ'lerimiz için önemli bir fırsat penceresi açılıyor" Savunma sanayinde artan bütçelerin yalnızca büyük ana yüklenicilere değil, KOBİ'lere ve yeni teknoloji girişimlerine de yayılması yönünde uluslararası ölçekte güçlü bir eğilim bulunduğunu belirten Esin Güral Argat, "NATO bünyesinde son dönemde tedarik süreçlerini her ölçekteki firmaya açacak, KOBİ'lerin ve geleneksel savunma sanayi dışında kalan yenilikçi işletmelerin sisteme girişini kolaylaştırmayı hedefleyen önemli adımlar atılıyor. Ankara'nın yerli tedarik zincirini güçlendiren yaklaşımı, Savunma Sanayii Başkanlığımızın yatırım, nitelikli istihdam ve kapasite geliştirmeye yönelik destekleriyle birlikte düşünüldüğünde, Kütahya'daki yetkin KOBİ'lerimiz açısından önemli bir fırsat penceresi açılıyor. Bizim görevimiz firmalarımızı gerekli kalite, sertifikasyon ve üretim standartlarına hazırlayarak bu büyüyen bütçelerden ve tedarik zincirlerinden pay almalarını sağlamak" diye konuştu. Üst düzey temaslar gerçekleştirildi Son dönemde savunma sanayinin şehre kazandırılması için üst düzey temaslarda bulunduklarını da belirten Esin Güral Argat şu ifadeleri kullandı: "Savunma sanayinin şehrimize kazandırılması ve Kütahya'nın üretim gücünün bu stratejik sektöre entegre edilmesi konusunda konuyu doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımızla istişare etme fırsatı bulduk. Ardından, geçtiğimiz haftalarda Savunma Sanayii Başkanımızı da bizzat ziyaret ederek bu hedef doğrultusunda kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Görüşmelerimizde Kütahya'nın güçlü sanayi altyapısını, nitelikli insan kaynağını, lojistik avantajlarını ve üretim kabiliyetini ayrıntılı şekilde aktardık. Şehrimizin savunma sanayine katkı sağlayabilecek önemli bir üretim merkezi olabileceğine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştık. KUTSO olarak bu süreci yalnızca görüşmelerle sınırlı bırakmıyor; ilgili kurum ve kuruluşlarla temaslarımızı sürdürerek, Kütahya'nın savunma sanayi ekosisteminde daha güçlü bir yer edinmesi için önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı artırarak devam ettiriyoruz.” "Kazanan tüm Kütahya olacak" “Kütahya'yı teknolojiyle üreten bir şehir yapma çabasındayız” diyen Esin Güral Argat sözlerini şöyle noktaladı: “KUTSO olarak ihracatımız içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını artırma vizyonuyla hareket ediyoruz. Savunma sanayi bu hedefin tam merkezinde yer alıyor. Bu sektör bugün yalnızca bir savunma meselesi değil; mühendislik kabiliyeti, ileri malzeme, yazılım ve nitelikli iş gücü demek. Bir şehir bu tedarik zincirine girdiğinde sadece yeni işler almıyor; kalite standardı, sertifikasyon disiplini ve teknoloji seviyesi de yükseliyor. Katma değeri yüksek, nitelikli istihdam üreten ve gencimizi şehirde tutan bir alandan söz ediyoruz. Biz Kütahya için asıl kazancın burada olduğunu düşünüyoruz. Bu yolculukta kazanan tek bir sektör ya da tek bir firma değil, tüm Kütahya olacak. Bölgesel kalkınma odaklı projeler üretmeye, tüm paydaşlarımızla istişareler yürütmeye ve firmalarımızın bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmelerine destek olmaya devam edeceğiz.”

Musaözü Göleti’ne 2.500 Yayın Balığı Yavrusu Bırakıldı Haber

Musaözü Göleti’ne 2.500 Yayın Balığı Yavrusu Bırakıldı

Eskişehir’de doğal yaşamı koruma ve su ürünleri kaynaklarını sürdürülebilir kılma çalışmaları aralıksız devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye genelinde yürütülen “Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi” kapsamında, Eskişehir’deki iç su alanlarına yeni bir can suyu sağlandı. Musaözü Göleti'ne 2.500 Adet Yavru Yayın Balığı Proje doğrultusunda, Antalya Beymelek Su Ürünleri Üretim Tesisi’nde özel olarak yetiştirilen 2.500 adet yayın balığı yavrusu Eskişehir’e getirildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı uzman teknik personel gözetiminde gerçekleştirilen operasyonla, yavru balıklar güvenle Musaözü Göleti sularıyla buluşturuldu. Hedef: Sürdürülebilir Ekosistem ve Biyolojik Çeşitlilik Gerçekleştirilen balıklandırma çalışmasıyla bölgedeki doğal dengenin desteklenmesi hedefleniyor. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmanın temel amaçları şu şekilde sıralandı: İç Su Popülasyonunun Güçlendirilmesi: Göletteki balık varlığının nicelik ve nitelik olarak artırılması. Biyolojik Çeşitliliğin Korunması: Bölgedeki su altı ekosisteminin dengede tutulması. Gelecek Nesillere Aktarım: Su kaynaklarının sürdürülebilir bir anlayışla yönetilerek gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde devredilmesi. İl Müdürlüğü yetkilileri, Eskişehir ve çevresindeki su ürünleri kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve yasa dışı avcılıkla mücadele edilmesine yönelik çalışmaların yıl boyunca kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Küpeli: Küresel Savunma Yatırımlarının Yeni Merkezi Eskişehir OSB’dir Haber

Küpeli: Küresel Savunma Yatırımlarının Yeni Merkezi Eskişehir OSB’dir

Türkiye, savunma sanayi ve havacılık alanında yazdığı başarı destanını her geçen gün yeni bir zirveye taşırken; Eskişehir, bu stratejik vizyonun en güçlü üretim kalelerinden biri olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2026 yılı ilk 6 aylık sektörel ihracat verileri, Ankara'da gerçekleşen tarihi NATO Zirvesinde ortaya konulan ''NATO 3.0'' vizyonu, yüksek katma değerli yatırımlar için en doğru yatırım ve üretim adresinin Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. İhracatta ülkemizin ilk 3 kalbinden biriyiz Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, TİM ihracat verileri kapsamında açıklanan savunma sanayi ve havacılık ihracatı rakamlarını değerlendirerek, ''Türkiye'nin savunma sanayindeki yükselişi durdurulamaz bir ivme kazanmıştır. 2024 yılında 6,7 milyar dolar olan toplam savunma ve havacılık ihracatımızın 2025 yılı sonunda 10 milyar dolar barajını aşmış olması çok önemli ve tarihi bir eşiktir. Bu devasa ekosistemde Ankara ve İstanbul'un ardından Türkiye'nin en büyük üçüncü ihracat merkezi tartışmasız bir şekilde Eskişehir'dir. Verilere baktığımızda; 2024 yılında Eskişehir’in savunma sanayi ve havacılık ürünleri ihracatı 515 milyon dolar iken, 2025 yılında bu rakam 601 milyon dolara çıktı. 2025 yılının ilk 6 ayında 251 milyon dolar olan savunma ihracatımız ise, 2026 yılının ilk 6 ayında yaklaşık %32'lik bir artışla 332 milyon dolara çıkmış durumda. Üstelik bu rakamla, Türkiye'nin 4,66 milyar dolarlık 2026 ilk yarı ihracat pastası içindeki payımızı %7,1'e çıkardık. Diğer 78 ilimizin toplamının ancak %7,8 pay alabildiği bir tabloda, Ankara ve İstanbul’un ardından Eskişehir tek başına bu yükü omuzlayan, havacılık ve savunma sanayi genetiğine sahip eşsiz bir üretim ve sanayi şehirdir” diye konuştu. Türkiye örnek ülke, Eskişehir üretim için ideal merkez Eskişehir'in ulaştığı bu rakamların sadece yerel bir başarı değil, küresel güvenlik mimarisinin doğrudan bir parçası olduğunu vurgulayan Küpeli, “NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte'nin, başkentimizdeki zirve öncesinde Türkiye'yi ''savunma sanayi tabanının nasıl organize edileceğine dair harika bir örnek'' olarak göstermesi tesadüf değildir. Hazırlanan ve ittifakın yeni yol haritasını çizen NATO 3.0 konsepti, Avrupa ve Amerika'nın savunma üretimindeki parçalanmışlığı bitirmesi ve savunma sanayi üretim kapasitelerini devasa ölçekte artırması gerektiğini söylüyor. ABD'nin üretim kapasitesinin sınırlarına dayandığı, Avrupa'nın ise sorumluluk alarak hızlı ve devasa bir üretime geçmek zorunda olduğu bu yeni ''stratejik belirsizlik'' çağında, müttefiklerin lisanslı üretimler ve ortaklıklar için aradığı o devasa sanayi altyapısı Türkiye’de bulunmaktadır. Batı dünyasının acil olarak ihtiyaç duyduğu üretim hatlarının süratle devreye alınabileceği en hazır, en donanımlı ekosistem ise Eskişehir OSB'dir. Türkiye bugün sahip olduğu güçlü savunma sanayisi ve bu alanda faaliyet gösteren 3 binden fazla uzmanlaşmış firmasıyla sektörde çok güçlü bir altyapıya ve bilgi birikimine sahip. Birçok silah dalında milli ve yerli çözümlerimizi ve teknolojilerimizi geliştiriyor, bunları birçok ülkeye ihraç ediyoruz. Muhtemelen 2026 yılı sonunda ülkemizin bu alandaki ihracatı 11-12 milyar dolara ulaşırken, Eskişehir’in ihracatı 670 milyon dolara ulaşmış olacak” şeklinde konuştu. Eskişehir OSB’de sadece arsa değil, nitelikli iş gücü ve ileri teknoloji altyapısı sunuyoruz Başkan Küpeli, Eskişehir OSB'nin neden yabancı ve yerli savunma devleri için en mantıklı yatırım lokasyonu olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: ''Küresel savunma şirketlerine ve yerli ana yüklenicilerimize sesleniyorum: Yeni nesil savaş uçaklarının gövde ve motor bileşenlerinden, modernizasyon projelerine; birçok kritik ve askeri gelişmiş teknolojik sistemlere kadar yüksek katma değerli yatırımlar gerçekten farklı ve özel bir eko sisteme sahip lokasyonlarda yapılır ve firmalar buralarda birbirleriyle etkileşim içinde çok hızlı gelişirler. Bu yatırımlar; kusursuz bir altyapı, sarsılmaz bir tedarik zinciri ve en önemlisi nitelikli insan kaynağı gerektirir. Eskişehir OSB olarak biz, yatırımcıya sadece modern ve eksiksiz bir altyapı sunmuyoruz. Modern laboratuvarları ve özel tasarlanmış derslikleriyle sürekli büyüttüğümüz, yeni ek hizmet binalarıyla kapasitesini katladığımız mesleki eğitim merkezlerimiz (Meslek Lisemiz ve MEGEM) sayesinde, tam da bu yüksek teknolojili hatlarda çalışacak nitelikli teknisyenleri ve işgücünü kendi kampüsümüz içinde, sanayicimizin talebine göre yetiştiriyoruz. Eskişehir'in asırlık havacılık kültürü, bu alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda ana ve yan sanayi firmalarımız, güçlü üniversiteleri ve OSB'mizin yenilikçi eğitim vizyonu birleştiğinde; yerli ve yabancı yatırımcının aradığı kusursuz iş gücü garantisi doğrudan sağlanmış oluyoruz. Artık savunma sanayinde parça üretmekten öteye geçip, sistem ve kendi teknoloji üreten, NATO ordularının ihtiyaç duyduğu teknolojileri hızla ölçeklendiren bir döneme giriyoruz. Eskişehir OSB, sunduğu kusursuz sanayi altyapısı, büyük eko sistemiyle, stratejik konumu ve entegre mesleki eğitim modeliyle “NATO 3.0” döneminin en cazip ve güvenilir savunma sanayi yatırım merkezidir. Tüm dünyadaki vizyoner yatırımcıları, bu tarihi büyümenin bir parçası olmak üzere Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'ne davet ediyoruz.”

Doğa ve Yaşam Platformu: "Bu Rapor Mücadelemizin Haklılığını Kanıtlıyor" Haber

Doğa ve Yaşam Platformu: "Bu Rapor Mücadelemizin Haklılığını Kanıtlıyor"

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Tepebaşı Atalan ve Mihalgazi Alpagut mahalleleri sınırlarında yapılması planlanan Alpagut-Atalan Altın Gümüş Madeni projesiyle ilgili hazırlanan bilirkişi raporunu Köprübaşı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla değerlendirdi. Açıklamayı yapan Mert Yedek, raporun projenin yaratacağı çevresel ve toplumsal riskleri bilimsel verilerle ortaya koyduğunu vurguladı. ​"Bilirkişi Raporu İtirazlarımızın Haklılığını Teyit Etti" ​Projenin iptali ve yürütmeyi durdurma talebiyle; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası ve Eskişehir Ekoloji Derneği ile birlikte yürütülen hukuki süreçte önemli bir aşama kaydedildi. 20 Nisan 2026 tarihinde sahada yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporuna dikkat çeken Mert Yedek şunları söyledi: ​"Bilirkişi heyeti; projenin doğal yaşam, tarım alanları, su varlıkları ve ekosistem dengesi üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin yeterince değerlendirilmediğini tespit etti. Sağlık etkileri konusundaki soru işaretleri ve çevresel riskler, raporda açıkça belirtilmiştir. Bu rapor, mücadelemizin ne kadar haklı ve meşru olduğunun bilimsel kanıtıdır." ​Bakanlığa Çağrı: "Yürütmeyi Durdurma Kararı Şart" ​Mert Yedek, projenin geri dönülemez zararlar doğuracağını belirterek mahkemeye seslendi: "Bilimsel veriler ışığında bu projenin hayata geçmesi mümkün değildir. Mahkemenin, telafisi imkânsız zararları önlemek adına ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı vermesi zorunludur." ​Açıklamada ayrıca, geçmişteki ÇED süreçlerinde halka yanıltıcı bilgiler verildiği savunularak, idari mercilerin şirket lehine taahhütlerde bulunması eleştirildi. ​Alpu Ovası İçin Yeni Mücadele Alarmı ​Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Alpagut-Atalan davasındaki kararlılığını Alpu Ovası için de sürdüreceğini ilan etti. Bakanlığın, Taşzemin Madencilik tarafından Alpu’da yapılması planlanan Altın-Gümüş maden ocağı için ÇED sürecini başlattığını hatırlatan Yedek: ​"Alpu gibi büyük ova statüsüne sahip, verimli tarım arazilerimizle dolu ilçemizi vahşi madencilik projelerine kurban etmeyeceğiz. Sakarya Vadisi’nde olduğu gibi Alpu Ovası’nı da sermayenin rant hırsına bırakmayacağız. 22 Temmuz’da gerçekleştirilecek halkın katılım toplantısında itirazlarımızı güçlü bir şekilde dile getireceğiz" dedi. ​"Yaşam Alanlarımızı Savunmaya Devam Edeceğiz" ​Platform adına yapılan açıklamada, doğaya ve yaşam alanlarına sahip çıkma kararlılığı vurgulanarak; ormanların, derelerin ve tarım topraklarının şirketlerin kar hırsına karşı korunacağı belirtildi. "Yaşasın doğa ve yaşam mücadelemiz" sloganıyla tamamlanan açıklamada, sürece emek veren tüm hukukçulara, meslek odalarına ve yaşam savunucularına teşekkür edildi.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Başkan Ataç: "Bu Güzel Doğayı Onlara Yedirmeyeceğiz" Haber

Başkan Ataç: "Bu Güzel Doğayı Onlara Yedirmeyeceğiz"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Eskişehir’de Sarıcakaya–Mihalgazi hattında planlanan Alpagut-Atalan Altın-Gümüş Maden Projesine karşı açılan dava kapsamında gerçekleştirilen bilirkişi keşfinde vatandaşları yalnız bırakmadı. Başkan Ataç, “Burası Eskişehir’in kalbi. Bu güzel doğayı, bu ekosistemi onlara yedirmeyeceğiz” dedi. Tepebaşı İlçesi Atalan Mahallesi ve Mihalgazi İlçesi Alpagut Mahallesi’nde siyanürlü maden ocağına karşı açılan dava sonucunda mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti bölgede keşif yaptı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da bilirkişi heyeti ile birlikte Avlamış Mahallesi’nden başlayarak maden sahasının yapılacağı alana yürüyerek mahalleliye destek verdi. Başkan Ataç, bereketli tarım arazilerine maden ocağı yapılarak toprağa, sağlığa ve çevreye zarar verilmesine karşı olan mahalle sakinleri ile bir araya gelerek onların haklı mücadelesinde yanında olduğunu vurguladı. “Yasal yollarla hakkımızı alacağız” Başkan Ataç, “Bilirkişi heyeti ile beraber buraya yürüdük. Nereye ne yapılacağını anlattılar. Bir tarafta koyun sürüsü, öbür tarafta 3-5 tane inek otlanıyor. İnanın, her yer yemyeşil bir halı gibi. Çok üzüldüm. Biliyorum, hep birlikte mücadele edeceğiz ve yaptırmayacağız. Nasıl ki seneler önce termik santral yapılacaktı, büyük bir mücadeleyle onu önledik; bunu da en kısa zamanda çözeceğiz. Ama maalesef iktidar bu tip konularda çok duyarsız. Aksine, vahşi madenciliğin önünü açan bir maden yasası çıkardılar. Onunla da bu vahşi madenciliğe soyunan müteahhitlerin ellerini rahatlattılar. Biraz önce madencileri savunurken, ‘Bakanlık uygun gördü’ diyorlar. Bakanlık kimin yanında? Madenciliğin yanında. Bakanlık zaten bunu teşvik ediyor. O açıdan işimiz zor ama yılmayacağız. Mücadele edeceğiz. Geleceğiz, burada yatacağız, sizlerle beraber olacağız. Çünkü burası, inanın, Eskişehir’in kalbi. Buradaki ekosistem o kadar muazzam ki ben buraya her geldiğimde hayran oluyorum. Ama insan sormadan edemiyor: Nasıl kıyacaksınız buraya? Ama onlar da yanlış yaptıklarını anlayacaklar. Dediğim gibi, vazgeçmeyeceğiz. İnadına ne gerekiyorsa yapacağız. Ama yasal yollarla hakkımızı alacağız. Çünkü burada onların hiçbir karış hakkı yok. Burada hak sizindir, bizimdir. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu güzel doğayı, bu ekosistemi onlara yedirmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

"Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi" Başladı Haber

"Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi" Başladı

Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen ve disiplinler arası etkileşimi güçlendirmeyi ve yapay zekâ ekosistemini ortak bir zeminde buluşturmayı hedefleyen “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi” açılış töreni ile başladı. Zirvenin açılışına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Üzeyir Karakülah, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, şehir protokolünden isimler ve çok sayıda kişi katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Ülkemiz teknolojiyi dışarıdan izleyen değil, bizzat yöneten, tam bağımsız bir kapasiteye ulaşmayı hedefliyor” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Uluslararası Yapay Zekâ Zirvesi'nin açılışında zirvenin Türkiye'nin yapay zekâ ekosisteminde bilimsel birikimi ekonomik değere dönüştüren stratejik bir dönüm noktası olarak öne çıktığının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz çevrim içi olarak yaptığı konuşmasında yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç değil, toplumsal refahın ve stratejik özerkliğin temel bir bileşeni olarak tanımlandığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu vizyon; ülkemizin teknolojiyi dışarıdan izleyen değil, bizzat geliştiren, yöneten ve küresel ölçekte rekabet gücüne dönüştürebilen tam bağımsız bir kapasiteye ulaşmasını hedeflemektedir. Bu doğrultuda, 2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Strateji Belgesi ile sağlanan kurumsal olgunlaşma ve iş birliği kültürünün üzerine eğitimden yüksek başarımlı hesaplama altyapılarına, güvenli veri ekosistemlerinden operasyonel verimliliğe kadar uzanan bütüncül ve sürdürülebilir bir yeni dönem inşa edilmektedir.” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuşmasının devamında “Önümüzdeki aylarda açıklanacak olan güncel eylem planı; etken, egemen ve yeşil yapay zekâ gibi ileri teknolojilere odaklanırken, teknolojinin demokratik, etik ve hukuksal boyutlarını insan odaklı bir perspektifle yönetme kararlılığını sürdürmektedir. Meclisteki ilgili araştırma raporları ve akademik paydaşların katkılarıyla güçlendirilen bu yol haritası, hem Türkiye’nin küresel rekabet konumunu sağlamlaştırmayı hem de akademik dünyayı bu köklü dönüşümün en önemli motivasyon ve uygulama merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlamaktadır.” ifadelerini kullandı. Eskişehir Valisi Dr. Yılmaz: “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz zirvenin açılışında yaptığı konuşmasında yapay zekânın doğru kullanımına vurgu yaparak, "Yapay zekâ, insanoğlunun akıl cevherini bir aynaya yansıtma çabasıdır. Yunus Emre’nin dediği gibi; 'İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir.' Yapay zekâ bize dış dünyayı bilmeyi, tahmin etmeyi ve yönetmeyi sağlamaktadır. Ancak asıl mesele, bu teknolojiyi geliştirirken kendimizi, yani insani değerlerimizi de koruyabilmektir. Teknolojinin, vicdanın ve etik değerlerin önüne geçmemesi temel kırmızı çizgimiz olmalıdır. Şunu çok iyi biliyoruz ki yapay zekâ ve inovasyon konuşulacaksa bunun en doğru adresi hiç şüphesiz Eskişehir’dir. Çünkü Eskişehir bir ilkler şehridir. Dün sanayi devrimine Devrim otomobiliyle selam duran bu şehir, bugün dijital devrime de yapay zekâ ile öncülük etmektedir. Dünya, teknoloji kavramının yeniden tanımlandığı bir dönemden geçmektedir. Artık veriye hükmeden, geleceğe de hükmetmektedir. Eskişehir olarak bizler; havacılıktan raylı sistemlere, yazılımdan yaratıcı endüstrilere kadar geniş bir yelpazede stratejik gelişimimizi yapay zekâ entegrasyonunun üzerine kuruyoruz. Tam bağımsızlık, sadece sınırlarımızı korumakla değil; dijital sınırlarımızı ve verimizi korumakla da mümkün olacaktır. Milli Teknoloji Hamlesi rehberliğinde kendi algoritmalarımızı yazmak ve siber güvenliğimizi yerli yazılımlarla tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Yapay zekâ, siber savunma kalkanlarımızın en keskin kılıcı olacaktır. Gelecek gençlerdedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'İstikbal göklerdedir' vizyonu, bugün dijital semalarda, kod satırlarında ve derin öğrenme modellerinde hayat buluyor. Türkiye Yüzyılı’nda en büyük yatırımımız gençliğedir. Gençlerimizi sadece teknolojiyi tüketen değil, o teknolojinin etik ve felsefi temellerini atan bireyler olarak yetiştiriyoruz.” dedi. TBMM Yapay Zekâ Araştırmaları Komisyonu Başkanı Dönmez: “En kritik meselemiz veri egemenliği” Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ise "Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi’nde, yapay zekânın sadece teknik bir yenilik değil, bilişsel yetenekleri ikame eden tarihsel bir kırılma olduğunu vurguladı. Dönmez konuşmasının devamında: “Elektriğin keşfi kas gücümüzü nasıl makinelere devrettiyse, yapay zekâ da bugün düşünme yeteneklerimizi taklit eder hale geldi. TBMM olarak bu sürece seyirci kalmıyoruz. Dünyadaki liberal, regülasyon odaklı ve devlet kontrollü modelleri analiz ederek, inovasyonu engellemeyecek esnek bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz. Eğitim, sağlık, hukuk ve tarım gibi güçlü olduğumuz beş tematik alana odaklanarak, milli teknoloji hamlesi tecrübemizi yapay zekâya aktarmayı hedefliyoruz. Burada en kritik meselemiz veri egemenliğidir. Verisini koruyamayan ülkelerin bağımsızlığını koruyamayacağını biliyoruz; bu yüzden verilerimizi yerli altyapılarımızda işleyip katma değere dönüştürmeliyiz. Ayrıca Eskişehir’in kültürel miraslarını, yapay zekâ destekli dijital müzelerle geleceğe taşıyacak projeleri destekliyoruz. Gençlerimizi bu dönüşümün sadece tüketicisi değil, mimarı olarak görüyor; zirvemizin ülkemiz için ufuk açıcı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Rektör Adıgüzel: “Gençlerimize, geleceği ellerinde şekillendirecekleri nitelikli dijital araçlar sunmak bizim en büyük görevimizdir” Yapay zekânın çağımızın en dönüştürücü ve stratejik akımlarından birisi olduğuna dikkat çeken Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel zirvenin açılışında şunları aktardı: “Tüm alanlarda işlerimizi kolaylaştıran yapay zekâ, diğer taraftan ciddi bir tehdidi de içinde barındırmaktadır. Akademik kurumlara düşen görev, sektörün evrildiği yönde proaktif çalışmalar yaparak eğitim kalitesini yükseltmektir. Anadolu Üniversitesi olarak yapay zekâ konusunda ülkemizde eğitim alanında liderlik yapmak gibi temel bir hedefimiz var. Bu kapsamda, çok kısa bir süre sonra 'Yapay Zekâ Araştırma Merkezi'ni kuracağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversitemizin en güçlü olduğu Açıköğretim Sistemi üzerinden yapay zekâ alanında yeni adımlar atmaya karar verdik. Herkes için erişilebilir akademik yapay zekâ eğitimi vermek üzere, iki yeni programı bu yıl hayata geçiriyoruz. Bunlardan birincisi 'Yapay Zekâ Destekli Kodlama', ikincisi ise 'Veri Görselleştirme ve Bilgi Yönetimi' programıdır. Bu programlar, sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve ara eleman yetiştirmeye katkı sağlayacak nitelikte olacaktır. Yapay zekânın Açıköğretim üzerinden verilmesi, ülkemizin yetişmiş insan gücü ihtiyacına önemli bir karşılık verecektir. Bu adımlarla amacımız sadece bilgi üretmek değil, bilgiyi inşa edecek bir gelecek vizyonunu ortaya koymaktır. Bilgiyi dijitalleşme ile buluşturarak, ülkemizin teknolojik bağımsızlığına ve dijital dönüşümüne hizmet ediyoruz. Gençlerimize, geleceği ellerinde şekillendirecekleri nitelikli dijital araçlar sunmak bizim en büyük görevimizdir. Eğitimdeki liderlik hedefimize, teknolojik altyapımız ve uzman kadromuzla kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. Zirvenin, şehrimiz ve ülkemiz için ufuk açıcı yeni iş birliklerine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.” ESOGÜ Rektörü Çolak: "Yarını kodlayanlar Eskişehir'de buluşuyor" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ise "Bilginin teknolojiyle, teorinin pratikle buluştuğu bu kıymetli zirvede, yapay zekânın dünyayı dönüştüren o büyük gücünü, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi olarak yürüttüğümüz akademik ve sektörel çalışmalarla birleştirmekten büyük bir kıvanç ve gurur duyuyorum. Üniversitemizde, özellikle sağlık alanında dijitalleşmeye odaklanıyor; yapay zekâ destekli uygulamalarımızla diş hekimliği başta olmak üzere birçok dalda kayda değer ilerlemeler kaydediyoruz. Aynı zamanda endüstri ve ulaştırma sektörleriyle kurduğumuz iş birlikleri sayesinde, Avrupa Birliği stratejileriyle uyumlu, uluslararası ölçekte AR-GE projeleri yürütüyoruz. Gururla ifade etmek isterim ki, Akıllı Fabrika ve Robotik Laboratuvarımız, 2021 yılında Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri ağına dahil edilen Türkiye’nin ilk üniversite birimi olma unvanına sahiptir. Bizim temel gayemiz, yapay zekâyı sadece geliştirmek değil, onu etik değerler ışığında güvenli bir şekilde toplumla buluşturmaktır. Bu vizyon doğrultusunda son dönemde yapay zekâ üzerine 500'ü aşkın yayın, çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezi, ayrıca TÜBİTAK ve AB destekli pek çok proje hayata geçirdik. Eğitimden mühendisliğe, sağlıktan sosyal bilimlere kadar çok geniş bir perspektifte; etik, güvenilirlik ve veri odaklı yaklaşımlarla ülkemizin dijital geleceğini inşa ediyoruz. Bu zirvenin, yapay zekânın sunduğu sınırsız fırsatları tartışacağımız ve somut çıktılarla geleceğe yön vereceğimiz çok verimli bir platform olacağına yürekten inanıyorum." şeklinde konuştu. ESTÜ Rektörü Özcan: "Bu zirveyi özel kılan en önemli unsur, üç üniversitemizin sergilediği güçlü ortak iradedir" Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan yapay zekâyı yöneten akıl olarak insan zekâsının önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Bugün sadece bir teknolojiyi değil, medeniyetimizin yeni evresini ve akıllı yarınları tasarlamak için buradayız. Bu zirveyi özel kılan en önemli unsur, üç üniversitemizin sergilediği güçlü ortak iradedir; bu birliktelik şehrimizin entelektüel sermayesinin en somut göstergesidir. Eskişehir Teknik Üniversitesi olarak yapay zekâyı sadece teorik değil, yaşayan bir ekosistem olarak görüyoruz. Eğitimden AR-GE’ye, mühendislikten uygulamaya kadar her aşamada, sektörün ihtiyaç duyduğu yetkin uzmanları yetiştirerek bu dönüşüme öncülük ediyoruz. Kurumsal olarak, yapay zekânın her evresinde aktif bir paydaşız. Yapay zekâ bize devasa verileri işleme gücü sunsa da bu gücü yöneten temel unsur insan zekâsı ve vicdanıdır. Bizler burada algoritmaların soğuk dünyası ile insan yaratıcılığını ve etiğini buluşturacağız. Eskişehir'i uluslararası bir teknoloji köprüsü haline getiren bu zirve, Milli Teknoloji Hamlemizin hedeflerine giden yolda atılmış güçlü bir adımdır. Zirvenin yeni iş birliklerine ve ufuk açıcı projelere vesile olmasını diler, hepinizi saygıyla selamlarım.” AÖF Dekanı Bozkurt: "Yapay zekâ bir beka meselesidir" Yarını kodlayanlar Eskişehir'de buluşuyor sloganıyla düzenlenen “Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Zirvesi” açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aras Bozkurt şu sözleri kullandı: “Günümüzde teknolojik bağımsızlık, tam bağımsızlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bakış açısıyla, altını çizerek ifade etmek isterim ki: Yapay zekâ bir beka meselesidir. Bu mesele sadece bir teknolojiyi kullanma meselesi değildir; bu ekonomik, stratejik, toplumsal varlığımızı geleceğe taşıma mücadelesidir. Bugün dünyamız, yapay zekâ ile çok derin ve çok hızlı bir dönüşümün eşiğinde durmaktadır. Bu dönüşümde seyirci kalmak ise kesinlikle bir seçenek değildir. Bizler bu kritik dönemeçte üzerimize düşen sorumluluğun tam anlamıyla farkındayız. İşte bugün bir araya geldiğimiz 'Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi', bu farkındalığın somut adımlara dönüştüğünün ve ortak bir vizyon çerçevesinde birleştiğimizin en büyük kanıtıdır. Sevgili gençler, tüm bu çabalarımızın asıl odağı sizlersiniz. Geleceği ellerinde şekillendirecek olan siz gençlerimize ilham vermek, yolunuzu açmak ve bu büyük dönüşümde sizlere rehberlik etmek en büyük gayemizdir.” Açılış konuşmalarının ardından “Uluslararası Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi” Türkiye Cumhuriyeti önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Yapay Zekâ Ekosistem Yönetimi” başlıklı panel ile devam etti. Zirve iki gün boyunca alanında önemli isimlerin yer aldığı paneller ve davetli konuşmaların sunumlar ile Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde devam edecek.

CHP'li Süllü:"Anadolu’nun Çukurova’sı Madene Kurban Ediliyor" Haber

CHP'li Süllü:"Anadolu’nun Çukurova’sı Madene Kurban Ediliyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iktidarın Eskişehir'e yönelik politikaları ve madencilik faaliyetlerini sert sözlerle eleştirdi. Süllü, hem şehrin idari ve ekonomik olarak zayıflatıldığını hem de doğasının tehdit altında olduğunu dile getirdi. “Vekili olduğum Eskişehir, 27 yıldır Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizin başarılı projeleriyle Avrupa kenti olarak adlandırılan, örnek alınan bir şehirdir” diyen Süllü, “İktidarın Eskişehir’e yönelik tüm projeleri ise taşıma, yok sayma ve yok etme üzerinedir” ifadelerini kullandı. KURUMLAR ESKİŞEHİR’DEN KOPARILIYOR Kamu kurumlarının şehirden koparıldığını belirten Süllü, “Eskişehir, idari yargıda Bursa Bölge İdare Mahkemesi’ne bağlandı. TÜLOMSAŞ, TÜRASAŞ’a bağlı bölge müdürlüğüne indirildi. Vakıflar ve Karayolları başka illere bağlandı” diye konuştu. Süllü, “Açıköğretim Fakültesi gelirlerinin yüzde 80’i YÖK’e aktarılıyor. Havalimanının iç hat uçuşları kaldırıldı, PTT Başmüdürlüğü kapatılmak üzere” dedi. YATIRIMLAR TAMAMLANMIYOR Sağlık ve ulaşım yatırımlarındaki eksiklere dikkat çeken Süllü, “Yıkılan Devlet Hastanesi’nin arsası özelleştirme kapsamına alındı” dedi. Yol projelerinin yıllardır tamamlanmadığını ifade eden Süllü, “Alpu Yolu 8 yıldır bitirilemedi, Seyitgazi-Kırka yolu sürüncemede, Mihallıççık yolunun projesi dahi yok” diye konuştu. Sarıcakaya–Mihalgazi yolunun ise madencilik projesi için hızlandırıldığını söyledi. “ANADOLU’NUN ÇUKUROVASI TEHDİT ALTINDA” Süllü, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine dikkat çekerek, “Sakarya Nehri’ne yakın, mikroklima özelliğiyle dört mevsim üretim yapılan eşsiz bölge yok edilmek isteniyor” dedi. Mihalgazi’nin ülkenin sebze ihtiyacının yüzde 18’ini karşıladığını belirten Süllü, “Proje sahasında 28 endemik bitki, 61 omurgalı ve 128 kuş türü ile 1. derece arkeolojik sit alanı bulunuyor” ifadelerini kullandı. “TARIMSAL ÜRETİM TEHLİKEDE” Madencilik yöntemlerine ilişkin uyarılarda bulunan Süllü, “2450 futbol sahası büyüklüğündeki alanda ormanlar, su kaynakları ve yaban hayatı yok edilecek” dedi. Açık ocak ve siyanürlü liç yöntemine dikkat çeken Süllü, “Sızıntı halinde ekosistem zarar görecek, tarımsal üretim ve gıda güvenliği tehlikeye girecek” diye konuştu. Patlayıcı kullanımının da ciddi güvenlik riski oluşturacağını belirtti. “20 NİSAN’DA KEŞİF VAR, ORADA OLACAĞIZ” Bölgedeki direnişe değinen Süllü, “Yöre halkı, belediyeler ve meslek örgütleri bu projeye karşı dava açtı. 20 Nisan’da bilirkişi keşfi yapılacak. Biz de orada olacağız ve direneceğiz” dedi. Projeye ilişkin endişelerini dile getiren Süllü, “Karşımızda Cengiz Holding olunca kaygılıyız” dedi. İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlatan Süllü, “SSR Mining’in hisselerini Cengiz Holding’e devretmesiyle madenin açılacağı ifade ediliyor” diye konuştu. EMEKÇİLER ANKARA YOLLARINA DÜŞTÜ Süllü, “Vahşi madenciliğin arkasında iktidarın şirketleri kayıran politikası var. Şirketler doğayı ve emekçileri yok sayıyor” dedi. Mihallıççık’taki işçi mağduriyetlerine dikkat çeken Süllü, “Emekçiler Ankara yollarına düştü, ancak şirketler ihale almaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Süllü, “Talan sadece Eskişehir’e özgü değil. Bu bir kader değil. Sorumlu, doğayı, emeği ve insanı yok sayan anlayıştır. Biz de buna karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

ESGİAD ve EGİAD Melekleri’nden İş Birliği Haber

ESGİAD ve EGİAD Melekleri’nden İş Birliği

Eskişehir Genç İş İnsanları Derneği (ESGİAD) ve Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Melekleri, Eskişehir’in gelecekteki "Unicorn" girişimlerini desteklemek amacıyla stratejik bir iş birliği protokolüne imza attı. ​Eskişehir’in girişimcilik ekosistemini ulusal düzeye taşımayı hedefleyen ESGİAD, Türkiye’nin en güçlü yatırım ağlarından biri olan EGİAD Melekleri ile güçlerini birleştirdi. Atılan bu imza, Eskişehirli genç girişimciler için sermayeye ulaşımı kolaylaştırırken, şehirdeki yatırımcılar için de yeni fırsatların kapısını aralıyor. ​Eskişehirli Girişimciler İçin Ulusal Yatırım ve Network Fırsatı ​ESGİAD Genel Sekreteri Ahmet Can Sucuoğlu ve EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz tarafından imzalanan protokol, iki şehir arasındaki ekonomik bağı teknoloji ve yenilikçilik ekseninde güçlendiriyor. ​Anlaşmanın öne çıkan avantajları: ​Girişimciler İçin: Eskişehir merkezli yenilikçi projeler, EGİAD Melekleri’nin geniş yatırımcı ağına doğrudan erişim sağlayacak. ​Yatırımcılar İçin: ESGİAD üyeleri, ulusal çaptaki yüksek potansiyelli girişimleri değerlendirme ve bu projelere yatırım yapma şansı yakalayacak. ​Ekosistem Desteği: Ortak eğitimler, mentorluk programları ve yatırımcı-girişimci buluşmaları düzenlenecek. ​Batuhan Eldem: "Hedefimiz Eskişehir’den Unicorn Çıkarmak" ​İş birliği hakkında açıklamalarda bulunan ESGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Batuhan Eldem, projenin tarihi bir adım olduğunu vurguladı. Eldem, şu ifadeleri kullandı: ​"ESGİAD olarak önceliğimiz, çağın ötesinde bir girişimcilik kültürünü Eskişehir’e kazandırmak. EGİAD Melekleri ile kurduğumuz bu köprü, şehrimizin dinamik beyinlerine can suyu olacak. Bu protokol, Eskişehir’den çıkacak gelecekteki milyar dolarlık 'unicorn' adayları için atılmış en güçlü adımdır." ​Melek Yatırımcılık Kültürü Anadolu’ya Yayılıyor ​Bu iş birliği sadece bir finansman kaynağı değil, aynı zamanda bir bilgi ve deneyim paylaşımı platformu olarak kurgulandı. Melek yatırımcılık kültürünün Anadolu’da yaygınlaşmasını hedefleyen protokol kapsamında; profesyonel mentorluk süreçleri ve iş geliştirme odaklı çalışmalar hızla hayata geçirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.