SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekosistem

Porsuk Haber Ajansı - Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Dönmez Yapay Zeka ile Birlikte Ortaya Çıkan Risklere Dikkat Çekti Haber

Milletvekili Dönmez Yapay Zeka ile Birlikte Ortaya Çıkan Risklere Dikkat Çekti

AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez, yapay zekâ teknolojilerinin hızlı gelişimiyle birlikte ortaya çıkan güvenlik ve denetim risklerine dikkat çekti. Son dönemde yapay zekâ şirketlerinin üst düzey yöneticileri tarafından yapılan açıklamaların, teknolojinin beraberinde getirdiği risklerin daha iyi anlaşılması açısından önemli olduğunu belirten Dönmez, yapay zekânın gelişme hızına insanlığın bu teknolojiyi yönetme ve denetleme kapasitesinin de eşlik etmesi gerektiğini ifade etti. Yapay zekâ ajanlarının sınırlı insan gözetimiyle hareket edebilmesi, sistemlerin gerçek dünyadaki kritik süreçlere giderek daha fazla müdahil olması ve kötüye kullanım risklerinin artmasının güvenlik meselesini teorik bir tartışma olmaktan çıkardığını belirten Dönmez, dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik çağrılarına ve ülkelerin bu alanda geliştirdiği yeni düzenlemelere dikkat çekti. Dönmez, Türkiye’nin teknolojik ilerlemeden korkan ya da ortaya çıkabilecek riskleri görmezden gelen bir yaklaşım yerine dengeli bir anlayışı benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, “Mesele yapay zekâyı durdurmak değil; onu insanlığın yararına, güvenli ve sorumlu biçimde geliştirecek kapasiteyi inşa etmektir” dedi. “Güvenlik, tasarımın ayrılmaz parçası olmalı” TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Raporu’nun temel yaklaşımının da bu doğrultuda olduğunu belirten Dönmez, yapay zekânın gelişme hızına paralel olarak güvenlik, hukuk, etik ve denetim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yüksek riskli yapay zekâ sistemlerinde insan denetimi, sürekli izleme, ciddi risklerin bildirilmesi ve temel haklar etki değerlendirmesi gibi somut güvenlik mekanizmalarının raporda ortaya konulduğunu aktaran Dönmez, ayrıca Ulusal Yapay Zekâ Güvenlik Stratejisi hazırlanmasını ve yapay zekâ alanındaki çalışmaların etkin şekilde koordine edilmesi amacıyla Türkiye Yapay Zekâ Kurumu oluşturulmasını önerdiklerini belirtti. Güvenliğin teknolojik gelişmenin sonradan eklenecek bir unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, güvenliğin daha en başından itibaren yapay zekâ sistemlerinin tasarımının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini ifade etti. “Türkiye teknolojinin yönünü belirleyen ülkelerden biri olmalı” Dönmez, yapay zekâ alanında düzenlemelerin teknolojik gelişmenin önüne engel koymak amacıyla değil, güvenli ve sorumlu bir ekosistem oluşturmak amacıyla hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Bizim yaklaşımımız teknolojik gelişmenin önüne engeller koymak değil; doğru yerde, doğru zamanda ve doğru ölçüde düzenlemelerle güvenli bir yapay zekâ ekosistemi oluşturmaktır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin yapay zekâ çağında yalnızca teknolojiyi kullanan bir ülke olmaması gerektiğini belirten Dönmez, sanayi, enerji ve bilgi çağlarında olduğu gibi yapay zekâ çağının da kendi güvenlik, hukuk, etik ve yönetişim altyapısının oluşturulması gerektiğini kaydetti. Kamu, özel sektör ve akademi arasında güçlü bir koordinasyon mekanizmasının kurulmasının önemine işaret eden Dönmez, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki kapasitesinin bu iş birliğiyle daha ileri taşınabileceğini ifade etti. Yapay zekâ alanındaki küresel rekabetin yalnızca kimin daha güçlü sistemler geliştireceği üzerinden şekillenmeyeceğini belirten Dönmez, asıl rekabetin yapay zekâyı daha güvenli, sorumlu, insan merkezli ve milli iradeyle yönetebilme kapasitesi üzerinden yaşanacağını söyledi. Dönmez, Türkiye’nin hedefinin teknolojiye fren koymak olmadığını vurgulayarak, “Türkiye’nin direksiyonunda olduğu, insanı merkeze alan, güvenliği tasarımın merkezine yerleştiren ve geleceğin risklerine bugünden hazırlanan bir yapay zekâ düzeni kurmak istiyoruz” dedi. Dönmez, Türkiye’nin yapay zekâ çağında yalnızca takip eden değil, teknolojinin yönünü belirleyen öncü ülkeler arasında yer almasının hedeflendiğini ifade etti.

Eskişehir’de Su Kaynakları Balıklandırılıyor Haber

Eskişehir’de Su Kaynakları Balıklandırılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen “Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi” kapsamında Eskişehir’in su kaynaklarındaki balık popülasyonu güçlendirilmeye devam ediyor. Proje çerçevesinde Bolu’da yetiştirilen sazan yavruları Eskişehir suları ile buluştu. ​Keskin Göleti’nde Balıklandırma Töreni ​Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Gölköy Su Ürünleri Üretim Tesisinde özenle yetiştirilen sazan balığı yavruları, Eskişehir’in önemli su kaynaklarından biri olan Keskin Göleti’ne bırakıldı. ​Gerçekleştirilen programa, Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Hasan Öz, Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Dr. Reşat Tazegül, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Nizamettin Çetiner katılım sağladı. ​Sürdürülebilir Ekosistem İçin Kritik Adım ​Keskin Göleti’nde hayata geçirilen çalışma ile bölgedeki su ürünleri varlığının desteklenmesi, balık popülasyonlarının dengede tutulması ve su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. ​Eskişehir genelinde sucul ekosistemlerin korunması, geliştirilmesi ve amatör balıkçılığın desteklenmesi amacıyla yürütülen bu tür projelerin önümüzdeki dönemde de aralıksız sürdürüleceği bildirildi.

ESO Başkanı Kesikbaş, “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” Raporunu Paylaştı Haber

ESO Başkanı Kesikbaş, “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” Raporunu Paylaştı

​Eskişehir Sanayi Odası (ESO), kentin güçlü üretim altyapısını teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve yenilikçi yatırımlarla geleceğe taşıyacak olan “Eskişehir Sanayisi Vizyon 2030” raporunu düzenlenen kapsamlı bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. ESO Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, kentin geleceğe yönelik stratejik hedefleri, sanayicilerin güncel sorunları ve teknoloji odaklı dönüşüm projeleri paylaşıldı. ​Klasik Sanayi Şehrinden Küresel Teknoloji Merkezine ​Eskişehir’in köklü üretim kültürünü koruyarak yeni bir sıçrama yapması gerektiğinin altını çizen ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, kentin gelecekteki konumunu şu sözlerle özetledi: ​"Bir hayalimiz var. Eskişehir’in köklü üretim mirasını teknolojiyle, sürdürülebilirlikle ve nitelikli insan gücüyle geleceğe taşımak; gökyüzünden raylara uzanan gücümüzü dünyaya teknoloji ihraç eden bir yapıyla taçlandırmak istiyoruz." ​Vizyon 2030 ile gençlerin kariyerlerini ve geleceklerini kendi şehirlerinde kurmaları, teknoloji şirketleri ile Ar-Ge yatırımlarının Eskişehir’de artması hedefleniyor. ​Sanayinin Güncel Sorunları ve Çözüm Arayışları ​Gelecek hedefleri ortaya konulurken sanayinin bugünkü gerçeklerinin de göz ardı edilmediğini belirten Kesikbaş; yüksek finansman, iş gücü, enerji, ham madde maliyetleri ve ihracattaki rekabet baskısının sanayicinin üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. ​Zorluklara rağmen üreticilerin istihdamdan ve ihracattan vazgeçmediğini vurgulayan Kesikbaş, sürdürülebilir bir büyüme için üretimin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve teknolojik dönüşümün desteklenmesi gerektiğini belirtti. ​ESO: Bir Proje Fabrikası ve Dönüşüm Üssü ​Son yıllarda hayata geçirilen yapılarla ESO’nun çözüm üreten bir kuruma dönüştüğünü ifade eden Kesikbaş, Vizyon 2030’un en güçlü altyapısının bu yapılarla kurulduğunu söyledi: ​Eskişehir Model Fabrika ve Dijital Dönüşüm Merkezi: Yalın, verimli ve dijital üretim altyapısı. ​Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi: Karbon yönetimi ve yeşil dönüşüm çalışmaları. ​İhracat Destek ve İstihbarat Merkezi: Yeni pazarlara açılma ve uluslararasılaşma hamleleri. ​ESO Akademi: Sanayinin ihtiyaç duyduğu yeni nesil yetkinliklerin kazandırılması. ​Eskişehir’in Tamamı Bir Teknoloji Kampüsü Olacak ​Vizyon 2030; 10 stratejik eksen üzerine inşa edilerek Eskişehir’i bilginin üretildiği ve teknolojinin geliştirildiği büyük bir ekosistem olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda öne çıkan amiral projeler şunlardır: ​Eskişehir İleri Teknoloji ve İnovasyon Vadisi ​Eskişehir Şehir Fonu ve Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi ​Teknoloji Yaşam Bölgesi ve Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi ​Ortak Karbon Yönetim Merkezi ​Havacılık ve Raylı Sistemler Mühendislik ve Test Merkezleri ile Endüstriyel Veri Merkezi ​Celalettin Kesikbaş, sanayi, üniversiteler, kamu ve yerel yönetimlerin ortak projelerde buluşacağı Eskişehir Teknoloji Dönüşüm Platformu'nun kurulacağını da müjdeleyerek sözlerini şöyle tamamladı: ​"Hedefimiz; bilgiyi ürüne, teknolojiyi ihracata, girişimciliği yatırıma ve sanayideki büyümeyi toplumsal refaha dönüştürmek."

Küçüğüyle Büyüğüyle Tüm Firmalarımızın Kazanacağı Bir Ekosistem Kurma Zamanı Haber

Küçüğüyle Büyüğüyle Tüm Firmalarımızın Kazanacağı Bir Ekosistem Kurma Zamanı

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi için belirli sektörlerle ya da belirli kümelenmelerle sınırlı kalmayan, tüm firmaların ve KOBİ'lerin güçlendiği kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın en somut adımlarından birinin, Türkiye'nin başarılarıyla dünyada dikkat çeken yerli ve milli savunma sanayi ekosistemine entegrasyon olduğunu belirten Esin Güral Argat, bu konuda üst düzey istişareler gerçekleştirdiklerini ve çalışmaların devam ettiğini söyledi. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi için sektörel çeşitlendirmenin kritik önemde olduğunu vurguladı. Kütahya ihracatının ve üretiminin yüzde 75'inden fazlasını seramik, çimento, cam gibi taş ve toprağa dayalı sanayinin oluşturduğunu hatırlatan Esin Güral Argat, büyümenin ancak yeni sektörlerin kazanılması ve her ölçekten işletmenin bu büyümeye ortak edilmesiyle mümkün olacağını söyledi. "Balık tutmayı öğrenmemiz gerek" Kütahya'nın kalkınmasının dar bir çerçeveye sıkıştırılamayacağını vurgulayan Esin Güral Argat, şunları ifade etti: "Kütahya'nın ekonomisi büyümek zorunda. Ama bu büyüme, tek bir sektörün ya da tek bir kümelenmenin sırtında yükselemez, birkaç büyük firmanın başarısıyla da sınırlı kalamaz. Bu şehrin gücü bugüne kadar birkaç dala yaslandı. Bundan sonrası, o gücü hem derinleştirmeyi hem de çeşitlendirmeyi gerektiriyor. KUTSO olarak bizim hedefimiz, dar bir çerçeveye sıkışmadan, küçüğüyle büyüğüyle şehrimizin ekonomisine katkı sunan tüm paydaş firmalarımızın hep birlikte kazanacağı bir ekosistem kurmak. Balık yemek güzeldir ama bundan sonra hep beraber balık tutmayı öğrenmemiz gerek. Yani firmalarımıza tek tek destek ulaştırmanın ötesinde, her ölçekten işletmemizin kendi kabiliyetiyle üreteceği, rekabet edeceği ve büyüyeceği bir yapıyı hep birlikte inşa etmemiz önem taşıyor. Kütahya’mızın kalkınmasını daha çok sektörün bulunduğu, daha çok ayağı olan, tek bir dala bağlı kalmayan, daha çok paydaşla, güçlü ve dayanıklı bir ekosistemle ileri taşıyabiliriz." "Savunma sanayi ekosistemine dahil olmalıyız" KUTSO olarak Kütahya'nın potansiyelini gerçeğe dönüştürmek için yeni sektörlerde atılım yapılması gerektiğini belirten Esin Güral Argat, bunun en başında da Türkiye'nin başarılarıyla dünyada dikkat çeken yerli ve milli savunma sanayi ekosistemine entegrasyonun geldiğini söyledi. Esin Güral Argat, "Kütahyamız; Bursa, Eskişehir, Balıkesir ve Manisa gibi sanayileşmiş merkezlerin tam kesişiminde yer alıyor. Zafer Havalimanı'mız var; karayolu ve demiryolu projeleriyle lojistik entegrasyonumuz hızla gelişiyor. Bunun yanında makine imalatı, döküm, metal işleme, otomotiv yan sanayi, kimya, maden ve refrakter alanlarında onlarca yıllık bir üretim birikimimiz var. Dünya ve Türkiye ölçeğinde kritik öneme sahip bor, linyit, manyezit kaynakları bakımından zengin bir altyapıya sahibiz. Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu kabiliyetlerin önemli bir kısmı bu şehirde hâlihazırda mevcut. Mesele sıfırdan bir sanayi kurmak değil; var olan kabiliyeti doğru yere bağlamak. Eskişehir'e kadar gelmiş olan bir sanayinin bütün bu avantajlara sahip olmamıza rağmen Kütahya’ya gelmemesi için hiçbir neden yok" dedi. "KOBİ'lerimiz için önemli bir fırsat penceresi açılıyor" Savunma sanayinde artan bütçelerin yalnızca büyük ana yüklenicilere değil, KOBİ'lere ve yeni teknoloji girişimlerine de yayılması yönünde uluslararası ölçekte güçlü bir eğilim bulunduğunu belirten Esin Güral Argat, "NATO bünyesinde son dönemde tedarik süreçlerini her ölçekteki firmaya açacak, KOBİ'lerin ve geleneksel savunma sanayi dışında kalan yenilikçi işletmelerin sisteme girişini kolaylaştırmayı hedefleyen önemli adımlar atılıyor. Ankara'nın yerli tedarik zincirini güçlendiren yaklaşımı, Savunma Sanayii Başkanlığımızın yatırım, nitelikli istihdam ve kapasite geliştirmeye yönelik destekleriyle birlikte düşünüldüğünde, Kütahya'daki yetkin KOBİ'lerimiz açısından önemli bir fırsat penceresi açılıyor. Bizim görevimiz firmalarımızı gerekli kalite, sertifikasyon ve üretim standartlarına hazırlayarak bu büyüyen bütçelerden ve tedarik zincirlerinden pay almalarını sağlamak" diye konuştu. Üst düzey temaslar gerçekleştirildi Son dönemde savunma sanayinin şehre kazandırılması için üst düzey temaslarda bulunduklarını da belirten Esin Güral Argat şu ifadeleri kullandı: "Savunma sanayinin şehrimize kazandırılması ve Kütahya'nın üretim gücünün bu stratejik sektöre entegre edilmesi konusunda konuyu doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımızla istişare etme fırsatı bulduk. Ardından, geçtiğimiz haftalarda Savunma Sanayii Başkanımızı da bizzat ziyaret ederek bu hedef doğrultusunda kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Görüşmelerimizde Kütahya'nın güçlü sanayi altyapısını, nitelikli insan kaynağını, lojistik avantajlarını ve üretim kabiliyetini ayrıntılı şekilde aktardık. Şehrimizin savunma sanayine katkı sağlayabilecek önemli bir üretim merkezi olabileceğine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştık. KUTSO olarak bu süreci yalnızca görüşmelerle sınırlı bırakmıyor; ilgili kurum ve kuruluşlarla temaslarımızı sürdürerek, Kütahya'nın savunma sanayi ekosisteminde daha güçlü bir yer edinmesi için önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı artırarak devam ettiriyoruz.” "Kazanan tüm Kütahya olacak" “Kütahya'yı teknolojiyle üreten bir şehir yapma çabasındayız” diyen Esin Güral Argat sözlerini şöyle noktaladı: “KUTSO olarak ihracatımız içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını artırma vizyonuyla hareket ediyoruz. Savunma sanayi bu hedefin tam merkezinde yer alıyor. Bu sektör bugün yalnızca bir savunma meselesi değil; mühendislik kabiliyeti, ileri malzeme, yazılım ve nitelikli iş gücü demek. Bir şehir bu tedarik zincirine girdiğinde sadece yeni işler almıyor; kalite standardı, sertifikasyon disiplini ve teknoloji seviyesi de yükseliyor. Katma değeri yüksek, nitelikli istihdam üreten ve gencimizi şehirde tutan bir alandan söz ediyoruz. Biz Kütahya için asıl kazancın burada olduğunu düşünüyoruz. Bu yolculukta kazanan tek bir sektör ya da tek bir firma değil, tüm Kütahya olacak. Bölgesel kalkınma odaklı projeler üretmeye, tüm paydaşlarımızla istişareler yürütmeye ve firmalarımızın bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmelerine destek olmaya devam edeceğiz.”

Musaözü Göleti’ne 2.500 Yayın Balığı Yavrusu Bırakıldı Haber

Musaözü Göleti’ne 2.500 Yayın Balığı Yavrusu Bırakıldı

Eskişehir’de doğal yaşamı koruma ve su ürünleri kaynaklarını sürdürülebilir kılma çalışmaları aralıksız devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye genelinde yürütülen “Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi” kapsamında, Eskişehir’deki iç su alanlarına yeni bir can suyu sağlandı. Musaözü Göleti'ne 2.500 Adet Yavru Yayın Balığı Proje doğrultusunda, Antalya Beymelek Su Ürünleri Üretim Tesisi’nde özel olarak yetiştirilen 2.500 adet yayın balığı yavrusu Eskişehir’e getirildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı uzman teknik personel gözetiminde gerçekleştirilen operasyonla, yavru balıklar güvenle Musaözü Göleti sularıyla buluşturuldu. Hedef: Sürdürülebilir Ekosistem ve Biyolojik Çeşitlilik Gerçekleştirilen balıklandırma çalışmasıyla bölgedeki doğal dengenin desteklenmesi hedefleniyor. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmanın temel amaçları şu şekilde sıralandı: İç Su Popülasyonunun Güçlendirilmesi: Göletteki balık varlığının nicelik ve nitelik olarak artırılması. Biyolojik Çeşitliliğin Korunması: Bölgedeki su altı ekosisteminin dengede tutulması. Gelecek Nesillere Aktarım: Su kaynaklarının sürdürülebilir bir anlayışla yönetilerek gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde devredilmesi. İl Müdürlüğü yetkilileri, Eskişehir ve çevresindeki su ürünleri kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve yasa dışı avcılıkla mücadele edilmesine yönelik çalışmaların yıl boyunca kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Küpeli: Küresel Savunma Yatırımlarının Yeni Merkezi Eskişehir OSB’dir Haber

Küpeli: Küresel Savunma Yatırımlarının Yeni Merkezi Eskişehir OSB’dir

Türkiye, savunma sanayi ve havacılık alanında yazdığı başarı destanını her geçen gün yeni bir zirveye taşırken; Eskişehir, bu stratejik vizyonun en güçlü üretim kalelerinden biri olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2026 yılı ilk 6 aylık sektörel ihracat verileri, Ankara'da gerçekleşen tarihi NATO Zirvesinde ortaya konulan ''NATO 3.0'' vizyonu, yüksek katma değerli yatırımlar için en doğru yatırım ve üretim adresinin Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. İhracatta ülkemizin ilk 3 kalbinden biriyiz Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, TİM ihracat verileri kapsamında açıklanan savunma sanayi ve havacılık ihracatı rakamlarını değerlendirerek, ''Türkiye'nin savunma sanayindeki yükselişi durdurulamaz bir ivme kazanmıştır. 2024 yılında 6,7 milyar dolar olan toplam savunma ve havacılık ihracatımızın 2025 yılı sonunda 10 milyar dolar barajını aşmış olması çok önemli ve tarihi bir eşiktir. Bu devasa ekosistemde Ankara ve İstanbul'un ardından Türkiye'nin en büyük üçüncü ihracat merkezi tartışmasız bir şekilde Eskişehir'dir. Verilere baktığımızda; 2024 yılında Eskişehir’in savunma sanayi ve havacılık ürünleri ihracatı 515 milyon dolar iken, 2025 yılında bu rakam 601 milyon dolara çıktı. 2025 yılının ilk 6 ayında 251 milyon dolar olan savunma ihracatımız ise, 2026 yılının ilk 6 ayında yaklaşık %32'lik bir artışla 332 milyon dolara çıkmış durumda. Üstelik bu rakamla, Türkiye'nin 4,66 milyar dolarlık 2026 ilk yarı ihracat pastası içindeki payımızı %7,1'e çıkardık. Diğer 78 ilimizin toplamının ancak %7,8 pay alabildiği bir tabloda, Ankara ve İstanbul’un ardından Eskişehir tek başına bu yükü omuzlayan, havacılık ve savunma sanayi genetiğine sahip eşsiz bir üretim ve sanayi şehirdir” diye konuştu. Türkiye örnek ülke, Eskişehir üretim için ideal merkez Eskişehir'in ulaştığı bu rakamların sadece yerel bir başarı değil, küresel güvenlik mimarisinin doğrudan bir parçası olduğunu vurgulayan Küpeli, “NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte'nin, başkentimizdeki zirve öncesinde Türkiye'yi ''savunma sanayi tabanının nasıl organize edileceğine dair harika bir örnek'' olarak göstermesi tesadüf değildir. Hazırlanan ve ittifakın yeni yol haritasını çizen NATO 3.0 konsepti, Avrupa ve Amerika'nın savunma üretimindeki parçalanmışlığı bitirmesi ve savunma sanayi üretim kapasitelerini devasa ölçekte artırması gerektiğini söylüyor. ABD'nin üretim kapasitesinin sınırlarına dayandığı, Avrupa'nın ise sorumluluk alarak hızlı ve devasa bir üretime geçmek zorunda olduğu bu yeni ''stratejik belirsizlik'' çağında, müttefiklerin lisanslı üretimler ve ortaklıklar için aradığı o devasa sanayi altyapısı Türkiye’de bulunmaktadır. Batı dünyasının acil olarak ihtiyaç duyduğu üretim hatlarının süratle devreye alınabileceği en hazır, en donanımlı ekosistem ise Eskişehir OSB'dir. Türkiye bugün sahip olduğu güçlü savunma sanayisi ve bu alanda faaliyet gösteren 3 binden fazla uzmanlaşmış firmasıyla sektörde çok güçlü bir altyapıya ve bilgi birikimine sahip. Birçok silah dalında milli ve yerli çözümlerimizi ve teknolojilerimizi geliştiriyor, bunları birçok ülkeye ihraç ediyoruz. Muhtemelen 2026 yılı sonunda ülkemizin bu alandaki ihracatı 11-12 milyar dolara ulaşırken, Eskişehir’in ihracatı 670 milyon dolara ulaşmış olacak” şeklinde konuştu. Eskişehir OSB’de sadece arsa değil, nitelikli iş gücü ve ileri teknoloji altyapısı sunuyoruz Başkan Küpeli, Eskişehir OSB'nin neden yabancı ve yerli savunma devleri için en mantıklı yatırım lokasyonu olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: ''Küresel savunma şirketlerine ve yerli ana yüklenicilerimize sesleniyorum: Yeni nesil savaş uçaklarının gövde ve motor bileşenlerinden, modernizasyon projelerine; birçok kritik ve askeri gelişmiş teknolojik sistemlere kadar yüksek katma değerli yatırımlar gerçekten farklı ve özel bir eko sisteme sahip lokasyonlarda yapılır ve firmalar buralarda birbirleriyle etkileşim içinde çok hızlı gelişirler. Bu yatırımlar; kusursuz bir altyapı, sarsılmaz bir tedarik zinciri ve en önemlisi nitelikli insan kaynağı gerektirir. Eskişehir OSB olarak biz, yatırımcıya sadece modern ve eksiksiz bir altyapı sunmuyoruz. Modern laboratuvarları ve özel tasarlanmış derslikleriyle sürekli büyüttüğümüz, yeni ek hizmet binalarıyla kapasitesini katladığımız mesleki eğitim merkezlerimiz (Meslek Lisemiz ve MEGEM) sayesinde, tam da bu yüksek teknolojili hatlarda çalışacak nitelikli teknisyenleri ve işgücünü kendi kampüsümüz içinde, sanayicimizin talebine göre yetiştiriyoruz. Eskişehir'in asırlık havacılık kültürü, bu alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda ana ve yan sanayi firmalarımız, güçlü üniversiteleri ve OSB'mizin yenilikçi eğitim vizyonu birleştiğinde; yerli ve yabancı yatırımcının aradığı kusursuz iş gücü garantisi doğrudan sağlanmış oluyoruz. Artık savunma sanayinde parça üretmekten öteye geçip, sistem ve kendi teknoloji üreten, NATO ordularının ihtiyaç duyduğu teknolojileri hızla ölçeklendiren bir döneme giriyoruz. Eskişehir OSB, sunduğu kusursuz sanayi altyapısı, büyük eko sistemiyle, stratejik konumu ve entegre mesleki eğitim modeliyle “NATO 3.0” döneminin en cazip ve güvenilir savunma sanayi yatırım merkezidir. Tüm dünyadaki vizyoner yatırımcıları, bu tarihi büyümenin bir parçası olmak üzere Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'ne davet ediyoruz.”

Doğa ve Yaşam Platformu: "Bu Rapor Mücadelemizin Haklılığını Kanıtlıyor" Haber

Doğa ve Yaşam Platformu: "Bu Rapor Mücadelemizin Haklılığını Kanıtlıyor"

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Tepebaşı Atalan ve Mihalgazi Alpagut mahalleleri sınırlarında yapılması planlanan Alpagut-Atalan Altın Gümüş Madeni projesiyle ilgili hazırlanan bilirkişi raporunu Köprübaşı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla değerlendirdi. Açıklamayı yapan Mert Yedek, raporun projenin yaratacağı çevresel ve toplumsal riskleri bilimsel verilerle ortaya koyduğunu vurguladı. ​"Bilirkişi Raporu İtirazlarımızın Haklılığını Teyit Etti" ​Projenin iptali ve yürütmeyi durdurma talebiyle; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası ve Eskişehir Ekoloji Derneği ile birlikte yürütülen hukuki süreçte önemli bir aşama kaydedildi. 20 Nisan 2026 tarihinde sahada yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporuna dikkat çeken Mert Yedek şunları söyledi: ​"Bilirkişi heyeti; projenin doğal yaşam, tarım alanları, su varlıkları ve ekosistem dengesi üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin yeterince değerlendirilmediğini tespit etti. Sağlık etkileri konusundaki soru işaretleri ve çevresel riskler, raporda açıkça belirtilmiştir. Bu rapor, mücadelemizin ne kadar haklı ve meşru olduğunun bilimsel kanıtıdır." ​Bakanlığa Çağrı: "Yürütmeyi Durdurma Kararı Şart" ​Mert Yedek, projenin geri dönülemez zararlar doğuracağını belirterek mahkemeye seslendi: "Bilimsel veriler ışığında bu projenin hayata geçmesi mümkün değildir. Mahkemenin, telafisi imkânsız zararları önlemek adına ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı vermesi zorunludur." ​Açıklamada ayrıca, geçmişteki ÇED süreçlerinde halka yanıltıcı bilgiler verildiği savunularak, idari mercilerin şirket lehine taahhütlerde bulunması eleştirildi. ​Alpu Ovası İçin Yeni Mücadele Alarmı ​Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, Alpagut-Atalan davasındaki kararlılığını Alpu Ovası için de sürdüreceğini ilan etti. Bakanlığın, Taşzemin Madencilik tarafından Alpu’da yapılması planlanan Altın-Gümüş maden ocağı için ÇED sürecini başlattığını hatırlatan Yedek: ​"Alpu gibi büyük ova statüsüne sahip, verimli tarım arazilerimizle dolu ilçemizi vahşi madencilik projelerine kurban etmeyeceğiz. Sakarya Vadisi’nde olduğu gibi Alpu Ovası’nı da sermayenin rant hırsına bırakmayacağız. 22 Temmuz’da gerçekleştirilecek halkın katılım toplantısında itirazlarımızı güçlü bir şekilde dile getireceğiz" dedi. ​"Yaşam Alanlarımızı Savunmaya Devam Edeceğiz" ​Platform adına yapılan açıklamada, doğaya ve yaşam alanlarına sahip çıkma kararlılığı vurgulanarak; ormanların, derelerin ve tarım topraklarının şirketlerin kar hırsına karşı korunacağı belirtildi. "Yaşasın doğa ve yaşam mücadelemiz" sloganıyla tamamlanan açıklamada, sürece emek veren tüm hukukçulara, meslek odalarına ve yaşam savunucularına teşekkür edildi.

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı Haber

Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu Tamamlandı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ve uluslararası düzeyde önemli bilim insanlarını, akademisyenleri, yerel yönetim temsilcilerini ve sektör paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu, iki gün süren yoğun programın ardından başarıyla tamamlandı. ÜNLÜ AKADEMİSYENLER ESKİŞEHİR’DE BULUŞTU Küresel iklim krizine karşı farkındalığın artırılması, bilimsel bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iklim değişikliği, çevre politikaları, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, enerji dönüşümü, su kaynakları ve biyoçeşitlilik gibi birçok önemli konu uzman isimler tarafından ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Ünlüce’nin konuşmasının ardından sempozyum, birbirinden önemli oturumlarla devam etti. İki gün boyunca iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel bilgi, deneyim ve iyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı sempozyum; akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli katkı sundu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede bilimsel veriler ışığında çalışmalarını sürdürmeye ve sürdürülebilir bir gelecek için paydaşları bir araya getirmeye devam edeceğini belirtti. ÇEŞİTLİ OTURUMLAR DÜZELENDİ İlk günün ilk oturumunda “Karmaşık Problemlerden Gerçekçi Çözümlere: Sistemler ve Sektörler Arası İklim Dirençliliği” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara’nın üstlendiği oturumda Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Kristen Çetin ve Prof. Dr. Douglas K. Hartman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda iklim değişikliğine karşı dirençli sistemlerin oluşturulması, sektörler arası iş birlikleri ve sürdürülebilir çözüm modelleri değerlendirildi. “Çevresel Sürdürülebilirlikte Uluslararası İş Birlikleri” başlıklı ikinci oturumda, uluslararası ortaklıkların çevresel sorunların çözümündeki rolü masaya yatırıldı. Daiva Matoniene moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Volodymyr V. Tarabara güncel araştırma ve eğitim projelerinden elde edilen deneyimleri paylaşırken, Doç. Dr. Serap Erdal Chicago’da kurulan sensör tabanlı hava kalitesi veri ağının iklim politikalarına katkılarını anlattı. Prof. Dr. Pınar Yıldız ise iklim krizi ve bütüncül sağlık ilişkisini değerlendirdi. Üçüncü oturumda “Uluslararası Ağlar ve Yerel Hedefler: İklim Yönetişiminde Çok Seviyeli Yaklaşım” konusu ele alındı. Prof. Dr. Bora Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Daiva Matoniene, Nida Bilgen ve Tuğçe Üzümoğlu; küresel iklim hedeflerinin yerel yönetimlere yansımaları, iklim yatırımları, çok seviyeli yönetişim modelleri ve paydaş katılımı üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Günün son oturumunda ise biyoçeşitlilik konusu tüm yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. D. Ümit Şirin moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Ali Dönmez bitkilerin, Prof. Dr. Mustafa Sözen hayvanların iklim değişikliği karşısındaki durumunu aktarırken, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çalışkan biyoçeşitlilik müzelerinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Cengiz Türe ise COP31 gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SEMPOZYUMUN İKİNCİ GÜNÜNDE DE DİKKAT ÇEKTİ Sempozyumun ikinci günü de yoğun katılım ve ilgiyle devam etti. “Kentlerin Görünmeyen Altyapısı: Atık Yönetimi” başlıklı ilk oturumda Türkiye’de evsel atık yönetiminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritaları ele alındı. Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan biyometanizasyon ve anaerobik çürütme teknolojilerini anlatırken, TAKK Kurucusu Pınar Akıskalıoğlu atıksız bir ekosistem için ortak sorumluluğun önemine dikkat çekti. “İklim Krizi Çağında Atık ve Su Yönetimi” başlıklı ikinci oturumda ise su ve atık su yönetiminden geri kazanım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Mehmet Ali Nalçacıoğlu döngüsel ekonomi temelli entegre kaynak geri kazanım modelini aktarırken, Ömer Benli plastik ve geri dönüşüm teknolojileri, mikroplastik kirliliği, kimyasal geri dönüşüm ve elektronik atıkların yönetimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Öğleden sonra gerçekleştirilen “İklim Değişikliği Bağlamında Su ve Sulak Alan Ekosistemleri” oturumunda su kaynaklarının korunması ve sulak alanların iklim değişikliği karşısındaki önemi ele alındı. Prof. Dr. Erdoğan Kaya, Eskişehir Seydi Çayı örneği üzerinden akarsu farkındalığını anlatırken, Dr. Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ve Güler Bozok sulak alanların korunması, restorasyonu ve doğa temelli çözümler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özgür Emiroğlu ise iklim değişikliğinin sucul fauna üzerindeki etkilerini değerlendirdi. “Enerji Dönüşümü ve Hedefler: Verimlilik, Politika ve Teknoloji” başlıklı dördüncü oturumda enerji verimliliği, Türkiye’nin enerji politikaları ve nükleer enerji konusu iklim krizi perspektifinden ele alındı. Murat Gümüşel enerji verimliliği odaklı büyümeyi, Emre Fidan enerji politikalarının iklim değişikliği açısından değerlendirilmesini, Prof. Dr. Latife Berrin Erbay ise nükleer enerjinin iklim krizi bağlamındaki yerini anlattı. Sempozyumun son oturumu olan “İklime Dayanıklı Geleceğin Kentleri: Yerel Akademiden Çözümler ve Sivil Katılım” başlığında ise kentlerin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm önerileri paylaşıldı. Prof. Dr. Semra Günay kent çeperlerindeki tarım alanlarının korunmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Uğur Avdan kentsel ısı adaları ve yeşil alan ilişkisini değerlendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Hakan Uyguçgil yerel ölçekte iklim dirençliliğinde coğrafi bilgi sistemleri ve sivil katılımın rolünü aktarırken, Prof. Dr. Atila Ocak kentsel planlamada biyoçeşitliliğin önemine dikkat çekti. BAŞKAN ÜNLÜCE’YE TEŞEKKÜR Uluslararası Eskişehir İklim Değişikliği ve Çevre Sempozyumu’nun ardından, sempozyuma katkı sunan akademisyenler Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete Büyükşehir Belediyesi danışmanlarından Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Michigan State Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bora Çetin, Prof. Dr. Douglas Hartman, Prof. Dr. Volodymyr Tarabara ve Prof. Dr. Kristen Çetin’in yanı sıra Litvanya’dan Daiva Matoniene ile ICLEI (Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı) temsilcisi Nida Bilgen katıldı. Görüşmede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen nezaket ziyaretinde, sempozyumun bilimsel içeriği ve organizasyon başarısından duydukları memnuniyeti dile getiren akademisyenler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşım ve ev sahipliği için Başkan Ünlüce’ye teşekkürlerini sundu.

Başkan Ataç: "Bu Güzel Doğayı Onlara Yedirmeyeceğiz" Haber

Başkan Ataç: "Bu Güzel Doğayı Onlara Yedirmeyeceğiz"

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Eskişehir’de Sarıcakaya–Mihalgazi hattında planlanan Alpagut-Atalan Altın-Gümüş Maden Projesine karşı açılan dava kapsamında gerçekleştirilen bilirkişi keşfinde vatandaşları yalnız bırakmadı. Başkan Ataç, “Burası Eskişehir’in kalbi. Bu güzel doğayı, bu ekosistemi onlara yedirmeyeceğiz” dedi. Tepebaşı İlçesi Atalan Mahallesi ve Mihalgazi İlçesi Alpagut Mahallesi’nde siyanürlü maden ocağına karşı açılan dava sonucunda mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti bölgede keşif yaptı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da bilirkişi heyeti ile birlikte Avlamış Mahallesi’nden başlayarak maden sahasının yapılacağı alana yürüyerek mahalleliye destek verdi. Başkan Ataç, bereketli tarım arazilerine maden ocağı yapılarak toprağa, sağlığa ve çevreye zarar verilmesine karşı olan mahalle sakinleri ile bir araya gelerek onların haklı mücadelesinde yanında olduğunu vurguladı. “Yasal yollarla hakkımızı alacağız” Başkan Ataç, “Bilirkişi heyeti ile beraber buraya yürüdük. Nereye ne yapılacağını anlattılar. Bir tarafta koyun sürüsü, öbür tarafta 3-5 tane inek otlanıyor. İnanın, her yer yemyeşil bir halı gibi. Çok üzüldüm. Biliyorum, hep birlikte mücadele edeceğiz ve yaptırmayacağız. Nasıl ki seneler önce termik santral yapılacaktı, büyük bir mücadeleyle onu önledik; bunu da en kısa zamanda çözeceğiz. Ama maalesef iktidar bu tip konularda çok duyarsız. Aksine, vahşi madenciliğin önünü açan bir maden yasası çıkardılar. Onunla da bu vahşi madenciliğe soyunan müteahhitlerin ellerini rahatlattılar. Biraz önce madencileri savunurken, ‘Bakanlık uygun gördü’ diyorlar. Bakanlık kimin yanında? Madenciliğin yanında. Bakanlık zaten bunu teşvik ediyor. O açıdan işimiz zor ama yılmayacağız. Mücadele edeceğiz. Geleceğiz, burada yatacağız, sizlerle beraber olacağız. Çünkü burası, inanın, Eskişehir’in kalbi. Buradaki ekosistem o kadar muazzam ki ben buraya her geldiğimde hayran oluyorum. Ama insan sormadan edemiyor: Nasıl kıyacaksınız buraya? Ama onlar da yanlış yaptıklarını anlayacaklar. Dediğim gibi, vazgeçmeyeceğiz. İnadına ne gerekiyorsa yapacağız. Ama yasal yollarla hakkımızı alacağız. Çünkü burada onların hiçbir karış hakkı yok. Burada hak sizindir, bizimdir. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu güzel doğayı, bu ekosistemi onlara yedirmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.