SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomik Kriz

Porsuk Haber Ajansı - Ekonomik Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partili Ünal: "Bir Yılda 95 Çocuğumuz Çalışırken Hayatını Kaybetti" Haber

Saadet Partili Ünal: "Bir Yılda 95 Çocuğumuz Çalışırken Hayatını Kaybetti"

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk, çocuk işçiliği gibi hayati bir sorunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Saadet Partisi Eskişehir Sosyal İşler İl Sorumlusu Şevket Ünal, çocuk işçiliğinin ulaştığı acı boyuta dikkat çekerek bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, son bir yılda çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısının 95’e yükseldiği duyuruldu. ​Son Bir Yılda 95 Çocuk İş Cinayetlerine Kurban Gitti ​İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine dayandırılan rapora göre, 1 Eylül 2025 ile 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında 95 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi. Bir önceki dönemde 72 olan bu can kaybının 95'e çıkması, sorunun ne denli büyük bir hızla tırmandığını gözler önüne serdi. ​Bir çocuğun ailesinin geçimine katkı sağlamak amacıyla ağır ve tehlikeli şartlarda çalışmak zorunda bırakılmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurgulayan Ünal, mevcut tablonun ardındaki temel etkenleri sıraladı. Çocuk işçiliğini besleyen ana dinamiklerin yoksulluk, hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, kayıt dışı çalışma ve eğitimden kopuşlar olduğunu belirtti. ​"Mesele Yalnızca Denetim Değil, Ekonomik ve Sosyal Şartlardır" ​Çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca işyerlerini denetlemekten ibaret olamayacağının altını çizen Şevket Ünal, asıl sorumluluğun aileleri bu çaresizliğe mahkûm eden ekonomik yapıda olduğunu ifade etti. Ünal açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: ​"Aileleri çocuklarının gelirine muhtaç bırakan ekonomik ve sosyal şartları değiştirmek gerekir. Bizim anlayışımızda çocuk emanettir. Emanete sahip çıkmak ise önce çocuğu ve ailesini korumaktan geçer." ​"Ekonomi İnsan İçindir, İnsan Ekonomi İçin Değil" ​"Önce Ahlâk ve Maneviyat" ilkesiyle insanın her türlü ekonomik çıkarın önünde tutulması gerektiğine dikkat çeken Saadet Partili Ünal, kalkınma anlayışının da kökten değişmesi gerektiğini savundu. Gerçek kalkınma ölçüsünün kuru büyüme rakamları olmadığını belirten Ünal, "Kalkınmanın ölçüsü yalnızca büyüme rakamları değil, çocuklarımızın ne kadar güvenli ve umutlu bir geleceğe sahip olduğudur" dedi. ​Çocuk İşçiliğiyle Mücadelede Acil Çözüm Önerileri ​Açıklamada, çocuk işçiliğinin kökünü kazımak ve çocukları güvenli bir geleceğe taşımak için atılması gereken somut adımlar şu şekilde sıralandı: Ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele edilmesi. Okul terklerinin önlenmesi ve sosyal desteklerin artırılması. Kayıt dışı çocuk işçiliğine karşı denetimlerin güçlendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliğinden asla taviz verilmemesi. Mesleki eğitim uygulamalarında çocukların üstün yararı ve güvenliğinin her şeyin önünde tutulması. ​"Hiçbir Ekonomik Gerekçe Bir Çocuğun Hayatından Değerli Değil" ​Sosyal devlet anlayışının gereği olarak, yoksul ailelerin çocuklarını çalışmaya göndermek zorunda kalmasının seyredilemeyeceğini, aksine o ailelerin ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Şevket Ünal, çağrısını şu sözlerle sonlandırdı: ​"Biz çocuklarımızın okullarda, kütüphanelerde, parklarda ve güvenli ortamlarda büyüdüğü bir Türkiye istiyoruz. Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Ve hiçbir ekonomik gerekçe, bir çocuğun eğitiminden, sağlığından ve hayatından daha değerli değildir."

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi Haber

​"Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana" Forumu Gerçekleştirildi

Eskişehir’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Forumu”, siyasetin, medyanın ve toplumun önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu ve Gazeteci İsmail Arı’nın konuşmacı olarak yer aldığı forumda, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik kriz, otoriter rejim tartışmaları, basın özgürlüğüne yönelik baskılar ve bu tablodan çıkış yolu olarak birleşik muhalefetin inşa edilmesi gerektiği masaya yatırıldı. ​Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu, Türkiye’nin varoluşsal bir süreçten geçtiğini belirterek söze başladı. Türkiye’nin dört bir yanında sürdürülen emek ve demokrasi mücadelesine katılanların ortak bir siyasi geleceği kurmak üzere bir araya geldiğini ifade eden Erdoğdu, başkanlık rejimi adı altında devlet kurumlarının tek kişinin siyasi iradesine ve çıkar gruplarının soygun düzenine bağlandığını vurguladı. Son dönemde gündeme gelen fon krizinin, küresel kapitalizmin "hiper finansallaşma" ve "gazino kapitalizmi" eğilimlerinden bağımsız olmadığını dile getiren Erdoğdu, Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketlerin kendi hisselerini geri alarak (buyback) değerlerini şişirme operasyonlarının 1 trilyon dolara ulaştığını hatırlattı. Türkiye’deki fon krizinin bundan farklı olarak organize bir suç örgütlenmesi olduğunu savunan Erdoğdu, "Temel mekanizma 'bul karayı, al parayı' değil, 'bul sarayı, al parayı' mekanizmasıdır; arkasında mafyanın gücü, kara para aklama ve devlet içi yapılar vardır" dedi. Günter Reimann’ın "Vampir Ekonomisi" kavramına atıfta bulunan Erdoğdu, ihale kayırmacılığı ve kamu kaynaklarının şeffaf olmayan kullanımıyla modern bir vampir sistemi kurulduğunu, bu düzenin sürdürülebilmesi için sendikaların zayıflatıldığını, basının denetim işlevinin daraltıldığını ve yargı bağımsızlığının aşındırıldığını ifade etti. Mücadelenin sadece geçim koşullarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Erdoğdu, Eskişehir’deki emek ve demokrasi birikiminin önemine dikkat çekerek kitlesellikten siyasi sonuca geçişin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Laiklik, demokratik ve sosyal hukuk devleti, eşit yurttaşlık ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri etrafında geniş bir demokratik uzlaşma çağrısı yapan Erdoğdu, seçim hazırlıklarının bugünden halkın örgütlü gücünü büyütmek anlamına geldiğini sözlerine ekledi. ​Toplantıda söz alan Gazeteci İsmail Arı ise Türkiye’de yargı eliyle bir korku imparatorluğu yaratılırken bağımsız medyanın yok edilmek istendiğini söyledi. Medya için çok kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Arı, Halk TV ve Sözcü TV gibi en fazla izlenen kanalların iktidar ortakları tarafından hedef gösterildiğini, T24 haber sitesinin savunma hakkı bile verilmeden Sulh Ceza Hakimliği kararıyla kapatıldığını, Cumhuriyet, Evrensel ve Sol Haber gibi köklü mecraların sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildiğini hatırlattı. Son bir ayda 7 gazetecinin tutuklandığını, Fatih Ergin, Barış Terkoğlu, Oya Lale Özanar, Furkan Karabay ve Suat Toktaş gibi isimlerin yanı sıra sosyal medyada video çeken 23 gençlerin dahi uydurma gerekçelerle cezaevine konulduğunu ifade eden Arı, sadece geçen ay 1200 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini vurguladı. Toplumun yargıya olan güveninin tükendiğini belirten Arı, bu baskılara karşı boyun eğmemek ve omuz omuza direnmek gerektiğini dile getirdi. ​Forumun kapanış konuşmasını gerçekleştiren YENİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın, konuşmasına tahliye edilen mizahisyen Deniz Göktaş’ı selamlayarak başladı. Derdinin şahıslar değil, dünyada ve Türkiye’de kurulan rejim olduğunun altını çizen Günaydın, dünyada küreselleşmenin yerini alan tekno-oligarşi, bölgeselleşme ve hegemonya krizine dikkat çekti. ABD’nin dünyadaki maliyetli askeri varlığından çekilerek yerini vekil devletlere ve "hayırsever monarşi" tasarımlarına bıraktığını belirten Günaydın, Türkiye siyasetinde geçmişten bugüne aktörlerin nasıl konum değiştirdiğini örneklerle anlattı. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sürecinde Saraçhane’deki barikatları yıkan İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin ve sokaktaki gençlerin mücadelesine vurgu yapan Günaydın, yeni bir dünyanın ancak kadınların, gençlerin ve emekçilerin dışarıdan siyasete yön vermesiyle kurulabileceğini ifade etti. ​Son dönemde artan sosyal medya yasaklarına ve Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yetkilerine değinen Günaydın, muhalif seslerin susturulmak istendiğini belirtti. Meclis’te ikinci parti grubu olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruları hatırlatan Günaydın, basın özgürlüğü, haber alma hakkı ve hakları gasbedilen tüm kesimlerle birlikte 7 Ekim Çarşamba günü saat 12.00’de Anayasa Mahkemesi önünde buluşma çağrısı yaptı. "Sokağa sahip çıkmak, mahalleye, fabrikaya, tarlaya sahip çıkmaktır" diyen Günaydın, doğrudan demokrasiyi yeniden inşa etmek zorunda olduklarını belirtti. Konuşmasının sonunda erken seçim ve anayasa tartışmalarına değinen Günaydın, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gereken hamlelere karşı YENİ Parti olarak sapasağlam duracaklarını ve diğer siyasi partilerin de bu konuda taviz vermemesi gerektiğini vurgulayarak katılımcılara teşekkür etti. Forumda siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, odalar ve sendikaların temsilcileri de söz alarak gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı" Haber

İYİ Parti İl Başkanı Ulucan: "Bu Trajedi Şeffaflıkla Araştırılmalı"

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, Eskişehir Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurunun hayatını kaybetmesiyle ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı olarak konunun tüm idari ve adli yönleriyle aydınlatılmasını beklediklerini belirten Serdar Ulucan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ''Bugün Millet Bahçesi’nde 42 yaşındaki bir polis memurumuzun hayatını kaybettiği acı haberini aldık. Yaşanan bu kötü, kabul edilemez olay tüm yönleriyle araştırılmalı, gerçekler kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Ülkemizde intiharlar özellikle polis intiharları artarak devam ederken, Eskişehir’de son dönemde yalnız yaşadığı evinde hayatını kaybeden ve günler sonra fark edilen insanlarımızın sayısının da arttığını unutmayalım. Bunlar sadece adli vakalar değildir. Toplum olarak geldiğimiz noktayı sorgulamamız gereken acı gerçek işaretlerdir. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adl-i ilâhî Ömer’den sorar onu.” Sözüne baktığımızda; Hz. Ömer’in adalet anlayışını Müslüman Türk milleti olarak sadece sözle değil; yaşayarak, yaşatarak, ilke ve uygulamalarımızla ortaya koymalıyız. Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, yalnızlık ve zayıflayan sosyal dayanışma insanlarımızın hayatına ciddi manada etkiler bırakıp böyle acı sonlarla sonuçlanıyor. Milleti düşünmeden alınan, Deli Dumrul yasaları misali günü kurtarmaya yönelik politikaların bedelini artık aziz milletimiz ödüyor. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla iktidara gelenlerin bugün milletimizi getirdiği nokta ortadadır. Hükümetin görevi yalnızca olay olduktan sonra müdahale etmek değildir. İnsanı yaşatmak, korumak, huzurunu ve refahını sağlamak; hiç kimseyi çaresiz ve yalnız bırakmamaktır. Bir polisimizin, bir yaşlımızın, bir gencimizin ölümünü sıradanlaştırmayacağız. İYİ Parti Eskişehir Teşkilatı olarak bu müessif hadisenin derinlemesine incelenmesini talep ediyor, gelişmeleri yakından takip edeceğimizin kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz. İnsan hayatının kıymetini bilen, vatandaşını yalnız bırakmayan bir devlet düzeni için İYİ ve cesurlar olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.''

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer: "Küçük Esnaf Yalnız Bırakıldı" Haber

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer: "Küçük Esnaf Yalnız Bırakıldı"

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Eskişehir'deki alışveriş merkezlerinin artışı, küçük esnafın yaşadığı ekonomik kriz ve Ahilik Haftası etkinlikleri üzerine açıklamalarda bulundu. Kentte faaliyet gösteren mevcut 5 AVM'ye ek olarak 8 yeni AVM projesinin daha yolda olduğunu belirten Yer, 2026 yılının ilk 6 ayında 618 iş yerinin kepenk indirdiğine dikkat çekerek acil eylem planı çağrısı yaptı. Eskişehir'e 8 Yeni AVM Geliyor: 71 Evler, Osmangazi ve Çarşı Etkilenecek Şehirde son dönemde ivme kazanan AVM yatırımlarını değerlendiren Gürol Yer, bu durumun yerel esnafa büyük darbe vuracağını vurguladı. Mevcut 5 AVM’ye ilaveten özellikle Odunpazarı ilçesi sınırlarında yeni projelerin yükseldiğini ifade eden Yer, şu ifadeleri kullandı: ''Değineceğimiz konu, şehrimizde son süreçte bir anda hızlanan ve aynı zaman diliminde faaliyete başlayacak alışveriş merkezleri değerlendirmesi, beraberinde bu sürecin en mağduru olacak şehrimiz esnafı, hemşehrilerimizin durumu. Yanında esnaflarımızın yaşadıkları bazı olumsuz durumlarda yanlarında kimin olduğu, kimin olmadığını vasıtanızla paylaşmak istiyoruz. Yatırım olarak gösterilen mevcut 5 AVM yanında, yakın süreçte özellikle Odunpazarı ilçemiz sınırları içinde ve Ihlamurkent-Vadişehir, 71 Evler, Osmangazi, Çarşı bölgemizi etki alanı içine alacak olan 8 yeni yapılan alışveriş merkezi, yıl sonu ve 2027'nin ilk diliminde faaliyet başlangıcı yapacak görünmektedir. Konu kamuoyunda tartışılmakta, fikirler beyan edilmekte. Biz konuya farklı bir pencereden bakmak istiyoruz. Güncel ekonomik şartlar altında e-ticaret uygulamaları etkisi, grup markaların yerele baskısı ve ekonomik daralma neticesi iş hacmi yarıdan aşağıya düşen, girdi ve günlük maliyetler yüzünden kâr etmeyi bırakın, günü kurtardığına sevinmek durumunda kalan, destek ve can suyu kredilerine ulaşmakta zorlanan, her biri bu şehrin değeri, dostumuz, arkadaşımız ve kardeşimiz, hemşehrimiz küçük esnaflarımızın yaşadığı yalnızlık bu ortamda çok nettir. İçinde olduğumuz Ahilik Haftası çok detaylı programlar ile kutlanıyor. Protokol çok güzel birbirlerini ağırlıyor ama kimse kusura bakmasın, beklenti olan esnafın dünü, bugünü, yarını konuşulmuyor, durumu incelenmiyor. Törenler, ziyaretler maalesef esnafın mevcut durumuyla en ufak alakası bile olmayan, yalnızca ağırlama, uğurlama kapsayan bir vaziyette Ahilik Haftası kutlanmaya hızla devam ediyor. Eskişehir'de 2026 yılının ilk 6 ayında 618 işyeri kapanış gerçekleştirmiştir. Bu sayı neden, niçin, nedir diye bu süreçte soran oldu mu diye merak ediyoruz. Yani artık eskisi gibi "yılların esnafı" tabiri giderek azalma eğilimine girmiş bulunmaktadır. Her alan ve birimde esnafa zarar veren tüm etkenler hızla çoğalmaya devam ederken, tüm sektörlerde önümüz süreçte daralma, kapasite düşüşü, sermaye küçülmesi, hareketsizlik çok net hissedilecektir. Bu çok net bir durumdur. Bu noktada esas muhatap esnaf odaları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, yerel yönetimler olmak üzere tüm sektör temsilcilerinin ortak görüş ve eylem planlaması ve öngörü ortamı oluşturması acil gereken bir durumdur. Maalesef bu yapıyı oluşturacak olanlar, mehterli, hediyeli kutlamalar ile mecburiyetin yerine getirilmesi olan etkinliklerle süreci devam ettirmekle meşguller. Hatırlatalım, tam geldiğimiz noktada Ahilik ilkelerinden dayanışma ne zaman hayata geçirilmiş ve esnafımıza doğrudan yönelmiştir diye soralım. Esnafın ve camianın en büyük beklentisi, güncel şartlarda destek ve dayanışmadır. Halkımız bu anlamda en büyük hakem, duyarlı ve değerlendirici olarak esnaflarımıza gereken değer ve onayı, aldığı hizmet ile mal üzerinden devamlılık sağlayarak gereğini yapmakta ve esnafın yaşaması için desteğini vermektedir. Bunun daha artırılması yönünde bilinç oluşturmak için yapılması gerekenler mutlaka vardır diye düşünüyoruz. Konuyu getirdiğimiz noktada, bahsettiğimiz dayanışma ilkesi ile ilgili son süreçte şehrimizde bazı işyerlerinin, özellikle yangın olmak üzere felaketler sonrası ve olumsuzluklarda yaşadığı yalnızlık üzerine konuşmak istiyoruz. Muhataplarına sorduğumuzda, esnaf arasında, esnaf kuruluşlarında bir dayanışma, destek durumu olmadığı acı gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Esnafların, küçük işletmelerin günlük sıkıntılı ödemeleri sürecinde ihmal etmedikleri oda aidatları ile mensubiyetin karşılığında, olumsuzluk yaşayan üyeler için bir destek kaleminin yaratılmaması büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmıştır, diyoruz. Artık sigortalar var, gerek yok demek bizce cevap değildir. En zor gününde mağdur olan esnafa, işletmeye mensup olduğu oda ya da birliğin el uzatması, güven vermesi kadar ulvi bir durum olamaz. Maalesef biz bunun varlığını teyit edemedik. Eğer aksini iddia edilen bir uygulama, durum var ise bunu kamuoyu önünde muhataplarından öğrenmek isteriz. Duruma özel örnek olarak hatırlatalım istedik. Çarşı bölgemizde orta yakın bir süreçte işyeri yanan bir kadın girişimci esnafımızın durumu bizim hâlâ hafızamızda. İstediği, beklediği desteği göremeyen esnafımızın, komşuları ve hemşehrilerimizin desteği ile işyerini eksik gedik toplayarak ekmek kapısını açmaya çalıştığını çok net hatırlıyoruz. O dönemin hiçbir muhatabı gidip "Geçmiş olsun, nasılsın, bir ihtiyacın var mı?" diye sormadı diye mağdurun basına verdiği beyan bizim kulaklarımızda. Son tahlil ve yorumda diyoruz ki. Hızla artan ve hızla gelen e-ticaret, alışveriş merkezleri, zincir marketler, oluşumlar, fuarlar, festivaller maalesef karşısında direnebilecek aşamayı geçmiş ve topluma kabullendirilmiştir. Bizim önerimiz, bu saatten sonra en büyük mağdur olacak ve günden güne eriyecek küçük esnaf ve sanatkârların, öncelikle bağlı oldukları oda ve birlikler yanında, yerel yönetimler diğer yanında, merkezi yönetim desteği ve uygulamaları ile ayakta tutulması, geleceğe yönelik planlamaların yapılması, girdi muafiyetlerinin artırılması, kredilere ulaşmadaki zorlukların hafifletilmesi, toplumun yerel esnaf ve sanatkârlara karşı bilinçlenmesinin artırılması mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Yoksa her yıl bol sesli, görselli, protokol içeren Ahilik Haftalarını festival ve fotoğraf çekinme etkinliği olarak kutlamaya devam ederiz. Bakkallar, terziler, lokantalar, kunduracılar, tatlıcılar, tuhafiyeciler ve benzeri esnaflarımız yalnızca hafızamızda tatlı bir anı olarak kalıp gidecektir, diyoruz. Bu bitiş ve yok oluşa izin vermememiz gerektiğini düşünüyoruz.''

Zafer Partisi Lideri Özdağ "Atatürk'ün Kızları Buluşuyor" Etkinliğine Katıldı Haber

Zafer Partisi Lideri Özdağ "Atatürk'ün Kızları Buluşuyor" Etkinliğine Katıldı

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Eskişehir İl Başkanlığı tarafından hayata geçirilen "Atatürk’ün Kızları Buluşuyor" programının dördüncüsüne katılmak üzere Eskişehir’e geldi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen etkinlikte; kadın hakları, bağımlılıkla mücadele, sığınmacı sorunu ve ekonomik kriz başlıklarında önemli mesajlar veren Genel Başkan Özdağ, Türk kadınlarının güven ve huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye hayal ettiklerini vurguladı. ​Eskişehir'de Yoğun İlgi ve Geniş Katılım ​Eskişehir programı kapsamında ilk olarak şehir merkezinde esnaf ziyareti gerçekleştiren Prof. Dr. Ümit Özdağ, vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti ve hatıra fotoğrafları çektirdi. ​Eskişehir İl Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe; Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, ​İl Başkanı Hasan Demir, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Kent Konseyi Başkanı İnci Ülüğ, Belediye meclis üyeleri ile sivil toplum kuruluşları ve odaların kadın temsilcileri katıldı. ​Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, yapılan açılış konuşmaları, Atatürk'ün sevdiği türkülerin seslendirilmesi ve tiyatro gösterisinin ardından sona erdi. ​Eskişehir'deki katılımcılara hitap eden Ümit Özdağ, kadınların yaşadığı sorunların en yakın tanıklarının yine kadınlar olduğunu belirterek, Zafer Partisi'nin çözüm önerilerini şu ana başlıklar altında paylaştı: Bağımlılıkla Mücadele ve "Tertemiz Türkiye" Projesi ​Türkiye'nin en temel sosyal sorunlarından birinin milyonlarca uyuşturucu ve sanal kumar bağımlısı olduğunu ifade eden Özdağ, bu yükün en çok anneler tarafından omuzlandığını belirtti. Zafer Partisi iktidarında bağımlılık tedavisinin zorunlu hale getirileceğini vurgulayarak, "Bağımlı olan bütün yurttaşları tam anlamıyla arınana kadar zorunlu bir tedavi protokolü süreci içerisine alacağız. Sokaklarda çeteler değil, Türk devleti hâkim olacak" dedi. ​Kadına Yönelik Şiddet ve Yasal Düzenlemeler ​Kadın cinayetleri ve şiddet olaylarının katliam boyutuna ulaştığına dikkat çeken Özdağ, cezaların artırılmasının tek başına yetmeyeceğini, eğitimin ortaokul kademesinden itibaren yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi. Özdağ, yasal alanda atacakları adımları şu şekilde sıraladı: ​İyi hal indirimi kaldırılacak: Kadın katillerine uygulanan kravat ve iyi hal indirimleri yasadan çıkarılacak. ​Cezalar sertleştirilecek: Uzaklaştırma ve elektronik kelepçe kararlarını ihlal edenlere hapis cezası getirilecek. ​Hızlı yargılama: Yıllarca süren boşanma davaları şiddetin zeminini hazırladığı için, davaların 6 aylık süre içinde sonuçlandırılması sağlanacak. ​Demografik İşgal ve Sığınmacı Politikası ​Sığınmacı ve kaçak göç dalgasının Türkiye'yi Ortadoğululaştırdığını ve sokakları güvensiz hale getirdiğini belirten Özdağ, Eskişehir'de yaşanan eski bir olayı hatırlattı. Ümit Özdağ, "Bu demografik işgali, bu kültürel Ortadoğululaşmayı sona erdirecek ve yasa dışı vatandaşlık verilenler dahil bütün sığınmacı ve kaçakları devletler hukukuna uygun bir şekilde vatanlarına yollayacağız" dedi. ​Ekonomik Şiddet ve Hayat Pahalılığı ​Kadınların mutfakta yaşadığı ekonomik sıkıntıları "ekonomik şiddet" olarak nitelendiren Özdağ, mutfak tüpünden alınan Özel Tüketim Vergisi'ne (ÖTV) tepki gösterdi. Pazar alışverişindeki yüksek enflasyona değinen Özdağ, kamuda tasarruf tedbirlerinin uygulanması gerektiğini belirterek, saraylar yerine fabrikaların, laboratuvarların ve öğrencilere tek kişilik odalar sunan yurtların inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. ​"Bir Rüyamız Var: Güvenli Sokaklar" ​Konuşmasını Martin Luther King’in ünlü "Bir rüyam var" söylemine atıfta bulunarak sonlandıran Özdağ, kadınların geleceğe umutla bakması gerektiğinin altını çizdi: ​"Bizim de Zafer Partililer olarak bir rüyamız var. Gece saat 12'de İstiklal Caddesi'nde tek başına yürüyen bir kadın, karşıdan gelen 10 kişilik bir erkek grubuyla karşılaştığı zaman hiç korkmayacak. Çünkü o grup sadece 'İyi gecere hanımefendi' demeyi düşünecek. Bu ülkenin kadınları yabancılardan, eşlerinden, hiç kimseden korkmadan yaşayabilecekler. Bu mümkün, bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz." ​Etkinlik, katılımcıların büyük beğenisini toplarken, milli, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti değerlerinin korunması yönündeki kararlılık mesajlarıyla tamamlandı.

OKK Başkanı İsmail Kumru'dan Vicdanlı ve Sürdürülebilir Fiyat Çağrısı Haber

OKK Başkanı İsmail Kumru'dan Vicdanlı ve Sürdürülebilir Fiyat Çağrısı

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, kentin "öğrenci dostu" kimliğini korumak adına tüm esnafa, meslek odalarına ve yetkili kurumlara vicdanlı ticaret ve indirimli tarife çağrısında bulundu. "Öğrenciler Bu Şehrin Müşterisi Değil, Öz Evladıdır" Eskişehir ekonomisinin yıllardır öğrenciler ve dar gelirli ailelerin desteğiyle ayakta durduğuna dikkat çeken İsmail Kumru, ekonomik krizin gençler üzerindeki yükünü hafifletmek gerektiğine vurgu yaptı. Kumru, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Üç üniversitemiz ve on binlerce gencimizle var olan bu şehir, uzun yıllardır kimliğini bu dinamizm üzerine kurmuştur. Bugün kentin esnafı; bu gençlerin, emeklilerin ve zor şartlarda çalışan işçi çocuklarının desteğiyle ekmeğini kazanmaktadır. Ancak son dönemde derinleşen ekonomik kriz, artan kira yükleri ve yiyecek-içecek sektöründeki fahiş fiyat artışları, Eskişehir’in 'öğrenci dostu' kimliğini ciddi şekilde zedelemektedir. Öğrencilerimiz bu şehrin müşterisi değil, bu şehrin öz evladıdır. Ailelerinin büyük fedakârlıklarla okutmaya çalıştığı gençlerimiz ekonomik imkansızlıklar altında ezilirken sessiz kalamayız." "Tarihi Odunpazarı Başta Olmak Üzere İndirimli Uygulamalar Şart" Şehrin belirli noktalarında ciddi fiyat farklılıkları yaşandığını belirten Kumru, özellikle turistik ve ticari hareketliliğin yüksek olduğu bölgelere dikkat çekti: "Tarihi Odunpazarı bölgesi başta olmak üzere tüm alışveriş yapılan alanlarda oluşan yüksek fiyat algısının aksine, esnafımızın öğrencilere yönelik özel ve indirimli fiyatlar uygulaması gerekmektedir. Şehrimizin 'öğrenci dostu' olduğunu bu noktalarda da açıkça kanıtlaması şarttır. Yıllardır bu kentin ekonomisine omuz veren gençlere karşı vefa borcumuzu ödemenin vakti gelmiştir." Odalara ve Yetkili Kurumlara Somut Çağrı Odunpazarı Kent Konseyi olarak sadece esnafa değil, fiyat tarifelerini belirleyen oda yönetimlerine ve ilgili kuruluşlara da seslenen İsmail Kumru, çözüm için iki temel maddeyi öne çıkardı: Öğrenciye Özel Tarife ve Düzenleme: Öğrenciliğini resmi olarak belgeleyen tüm gençlere yönelik özel, insani ve erişilebilir fiyatlandırma politikalarına acilen geçilmeli; oda yönetimleri ve yetkili kuruluşlar tarife onay süreçlerinde gençleri gözeten adımlar atmalıdır. Vicdanlı Ticaret ve Dayanışma: Tarihi Odunpazarı dâhil olmak üzere tüm alışveriş noktalarında gençlerin bütçesini rahatlatacak indirimli uygulamalar hayata geçirilmelidir. Eskişehir’in öğrenci kenti unvanı kâğıt üstünde kalmamalı; esnaf, meslek odaları, yerel dinamikler ve sivil toplum anlayışıyla yeniden sahada kanıtlanmalıdır.

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Güney: "Mazota Zam, Sofraya Ateştir" Haber

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Güney: "Mazota Zam, Sofraya Ateştir"

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkan Yardımcısı, STK ve Halkla İlişkiler Başkanı Muhammed Güney, son dönemde peş peşe gelen akaryakıt zamlarına ve ekonomik krizin vatandaşa yansımalarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Mazot fiyatlarının 90 TL sınırını aştığını belirten Güney, artan maliyetlerin tarladan pazara, esnaftan asgari ücretliye kadar toplumun tüm kesimlerini belini büktüğünü söyledi. "Akaryakıt Fiyatları 90 TL'ye Dayandı, Sofralar Küçüldü" Ocak ayında 55 TL seviyelerinde olan mazotun litresinin bugün 90 TL'ye kadar yükseldiğini hatırlatan Muhammed Güney, bir gecede yapılan 7 TL 79 kuruşluk dev zammın üretime ve vatandaşa ağır bir darbe vurduğunu ifade etti. Güney, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Bir gecede mazota 7 TL 79 kuruş zam yapmak; üretime darbedir, çiftçiye yüktür, nakliyeciye cezadır, esnafın kepengine, milletin sofrasına ateş düşürmektir! Bugün 90 TL'nin üzerine çıkan akaryakıtın bedeli sadece istasyon tabelalarında değil; tarlada artan maliyetle, pazarda yükselen fiyatla ve sofradan eksilen lokmayla ödenmektedir. 86 milyon insanımız artık bırakın kemer sıkmayı, nefes almakta zorlanmaktadır." "Asgari Ücretlinin Mazot Alım Gücü İki Yılda %84 Düştü" Ekonomideki erimenin rakamlarla açıkça görüldüğünü vurgulayan Güney, asgari ücretin akaryakıt karşısındaki değer kaybına dikkat çekti: Eylül 2024: 17 bin TL asgari ücretle 394,5 litre benzin, 394,4 litre mazot alınabiliyordu. Eylül 2026: Aynı asgari ücretle sadece 357 litre benzin ve 310 litre mazot alınabiliyor. Sonuç: Son iki yılda asgari ücretlinin alım gücünde benzinde %37, mazotta ise %84 oranında kayıp yaşandı. "Eğitim Sezonu Öncesi Vatandaş Kara Kara Düşünüyor" Açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren emekli ve asgari ücretlinin dayanacak gücünün kalmadığını belirten Güney; ev kiraları, kredi kartı borçları ve faturaların yanı sıra yaklaşan okul sezonunun da aileleri çaresiz bıraktığını söyledi. Okul kıyafetleri, kırtasiye masrafları ve servis ücretlerinin vatandaşın üzerine ek bir yük getirdiğini belirten Güney, kriz nedeniyle fabrikaların küçülmeye gittiğini, konkordato ilan ettiğini ve işsizliğin her geçen gün arttığını ifade etti. "İsraf ve Şatafattan Vazgeçilmiyor" Hükümetin bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalıştığını savunan Saadet Partili Güney, yetkililerin krizle mücadele yöntemlerini eleştirdi: "Bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalışan iktidar, operasyon gücünü milletimizin cebine değil; enflasyona, faize ve yüksek enerji fiyatlarına karşı göstermelidir. Ekonomik kriz aileleri dağıtırken, insanların psikolojisini bozarken yetkililer konserler, şenlikler ve şatafat dolu programlardan vazgeçmiyor. Faizle ve enflasyonla mücadele etmek yerine zam, vergi ve trafik cezalarıyla halkımızı zor durumda bırakmaya devam ediyorlar." "Bu Bozuk Düzeni Değiştireceğiz" Açıklamasının sonunda mevcut gidişatın sürdürülemez olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Muhammed Güney, "Ancak böyle gitmez. Biz Saadet Partisi olarak bu bozuk düzeni değiştirecek, halkımızı refah dolu günlere, Saadet'e ulaştıracağız inşallah" diyerek sözlerini tamamladı.

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor Haber

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor

Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaşanan ekonomik kriz ve esnafın içerisinde bulunduğu durumu yaptığı açıklama ile dile getirdi. Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı açıklamada; ‘’Eskişehir’de karşılıksız çek verileri; ticarette yaşanan daralmanın, nakit sıkışıklığının ve finansmana erişememenin her geçen gün daha da zorlaştığını ve durumun ağırlaştığını açıkça göstermektedir.’’ dedi. Rakamlar çarpıcı, tablo ağır Rakamlar üzerinden durumu anlatan Yıldız: ‘’Geçen ay Odunpazarı Belediyesi temmuz ayı Meclis toplantısında da dile getirdiğimiz üzere karşılıksız çekler şehrimizin ekonomisinin geldiği kötü durumu göstermektedir. 2025 yılı mayıs ayında 29 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı mayıs ayında ise 309 milyon TL’ye çıkarak yüzde 964 oranında artmıştı. 2025 yılı haziran ayında 55 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı haziran ayında 290 milyon TL’ye çıkmış ve yüzde 426 artmıştır. İlimizde 2026 yılının Ocak-Haziran aylarında toplam karşılıksız çek tutarı 1 milyar 266 milyon TL’ye ulaşarak, 2025 yılının toplam tutarı olan 1 milyar 231 milyon TL’yi geçmiş durumdadır. 2026 yılının ilk 6 ayında karşılıksız çek tutarı şimdiden 2025 yılının toplamını geçmiştir. Bu durum, 2026 yılının daha zor ve içinden çıkılması güç bir yıl olacağının habercisidir.’’ dedi. Yaşanan bu durumun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, güvenin ve ticaretin de zayıfladığını belirten Yıldız, çek artık bir ödeme aracı olmaktan çıkmıştır dedi. Yıldız; ‘’Bu tablo, ekonomik krizin yaygınlaştığını, derinleştiğini ve büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Ekonomi artık yönetilemez hâle gelmiştir. Millet enflasyonun can yakıcı etkisini hissetmekte ve hayat pahalılığının altında ezilmektedir. Üretici ve esnaf; maliyet baskısı, satışların düşmesi, nakit sıkışıklığı ve kârsızlıkla mücadele etmektedir. Gelinen noktada yıllardır güvenli bir yazılı ödeme aracı olan çek, artık bu özelliğini kaybetmektedir. Çek keşidecisi vade tarihinde yazdığı tutarı ödeyememe, alacaklarını tahsil edemezse çekinin karşılıksız çıkması kaygısı yaşarken, çek alacaklısı yani lehtar ise çek tutarının tahsil edip edememe kaygısı yaşamaktadır. Bankalar da çek taleplerinin düştüğünü, çek defteri yenileme ya da yeni çek defteri talebinde azalma olduğunu belirtmektedirler. Bu durum, piyasada güvenin zayıfladığını ve ödeme sistemlerinin değiştiğini göstermektedir. Yüksek faiz ve krediye erişimin kısıtlı olması; esnafı ve tüccarı ödeme ve tahsilat süreçlerinde yeni araçlar bulmaya yöneltmektedir. EKONOMİ YÖNETİMİ ARTIK TÜM DESTEĞİNİ KAYBETTİ Yanlış politikaları nedeniyle eleştirdiğimiz ekonomi yönetiminin politikaları ve bakan Mehmet Şimşek gördüğümüz ve okuduğumuz kadarıyla artık tüm desteğini kaybetmiştir. Ses artık sadece bizden değil, AKP içinden de yükselmektedir. Geldiği günün enflasyon oranını, 3 sene sonra hedef olarak belirleyen ve milleti ağır vergi yükleri altında ezen ve uydurulan rakamlarla yapılan ücret zamlarıyla yoksulluğa makul eden Maliye ve Hazine Bakanı sonuç vermeyen politikalarla, milleti refah yerine geçim derdine, rahat olmak yerine çaresizliğe, tasarruf yerine krediye esir etmiştir. ‘’KİMSENİN DAYANACAK GÜCÜ KALMADI’’ Kötü ekonomi yönetimi yüzünden iş yerlerinin kapandığını, tahsilat ve ödeme zincirinin kırıldığını ve işsizliği büyüttüğünü belirten Yıldız, ‘’İnsanlar için bir ev almak bir araba almak hayal olmuştur.’’ Gün geçtikçe herkes hayallerinden vazgeçmektedir. Ev, araba almak hayal oldu. Ama bundan daha önemlisi insanlar mutsuzluğa mahkûm edildi. Çocuğunu evlendirecekler için düğün yapmak, eşya almak, misafirlerini ağırlamak ve hatta düğüne gidip bir hediye verecekler için bile bu düzen zulüm haline gelmiştir. Yıllarca çocuğunu okutmuş, bir üniversite kazanması için emek harcamış anne babalar çocukları üniversiteyi kazandığında kara kara düşünmektedir. Aileler eğitim, kırtasiye, barınma ve diğer masraflar karşısında çaresiz kalmakta ve ne yazık ki kredilere ve bankalara esir olmaktadırlar. Milletin bu bitirilmeyen kriz ve düşürülmeyen enflasyon karşısında dayanacak gücü kalmamıştır. Ve millet bu düzenin değişmesi için artık sesini yükseltmiş, yönetme ve çözüm bulma becerisini kaybetmiş mevcut iktidardan umudunu kesmiş ve yeni bir yol açmıştır. Bu yeni yol milleti kurtuluşa götürecek, kimseyi çaresiz bırakmayacak ve refahı sağlayacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.