SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomik Kriz

Porsuk Haber Ajansı - Ekonomik Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OKK Başkanı İsmail Kumru'dan Vicdanlı ve Sürdürülebilir Fiyat Çağrısı Haber

OKK Başkanı İsmail Kumru'dan Vicdanlı ve Sürdürülebilir Fiyat Çağrısı

Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, kentin "öğrenci dostu" kimliğini korumak adına tüm esnafa, meslek odalarına ve yetkili kurumlara vicdanlı ticaret ve indirimli tarife çağrısında bulundu. "Öğrenciler Bu Şehrin Müşterisi Değil, Öz Evladıdır" Eskişehir ekonomisinin yıllardır öğrenciler ve dar gelirli ailelerin desteğiyle ayakta durduğuna dikkat çeken İsmail Kumru, ekonomik krizin gençler üzerindeki yükünü hafifletmek gerektiğine vurgu yaptı. Kumru, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Üç üniversitemiz ve on binlerce gencimizle var olan bu şehir, uzun yıllardır kimliğini bu dinamizm üzerine kurmuştur. Bugün kentin esnafı; bu gençlerin, emeklilerin ve zor şartlarda çalışan işçi çocuklarının desteğiyle ekmeğini kazanmaktadır. Ancak son dönemde derinleşen ekonomik kriz, artan kira yükleri ve yiyecek-içecek sektöründeki fahiş fiyat artışları, Eskişehir’in 'öğrenci dostu' kimliğini ciddi şekilde zedelemektedir. Öğrencilerimiz bu şehrin müşterisi değil, bu şehrin öz evladıdır. Ailelerinin büyük fedakârlıklarla okutmaya çalıştığı gençlerimiz ekonomik imkansızlıklar altında ezilirken sessiz kalamayız." "Tarihi Odunpazarı Başta Olmak Üzere İndirimli Uygulamalar Şart" Şehrin belirli noktalarında ciddi fiyat farklılıkları yaşandığını belirten Kumru, özellikle turistik ve ticari hareketliliğin yüksek olduğu bölgelere dikkat çekti: "Tarihi Odunpazarı bölgesi başta olmak üzere tüm alışveriş yapılan alanlarda oluşan yüksek fiyat algısının aksine, esnafımızın öğrencilere yönelik özel ve indirimli fiyatlar uygulaması gerekmektedir. Şehrimizin 'öğrenci dostu' olduğunu bu noktalarda da açıkça kanıtlaması şarttır. Yıllardır bu kentin ekonomisine omuz veren gençlere karşı vefa borcumuzu ödemenin vakti gelmiştir." Odalara ve Yetkili Kurumlara Somut Çağrı Odunpazarı Kent Konseyi olarak sadece esnafa değil, fiyat tarifelerini belirleyen oda yönetimlerine ve ilgili kuruluşlara da seslenen İsmail Kumru, çözüm için iki temel maddeyi öne çıkardı: Öğrenciye Özel Tarife ve Düzenleme: Öğrenciliğini resmi olarak belgeleyen tüm gençlere yönelik özel, insani ve erişilebilir fiyatlandırma politikalarına acilen geçilmeli; oda yönetimleri ve yetkili kuruluşlar tarife onay süreçlerinde gençleri gözeten adımlar atmalıdır. Vicdanlı Ticaret ve Dayanışma: Tarihi Odunpazarı dâhil olmak üzere tüm alışveriş noktalarında gençlerin bütçesini rahatlatacak indirimli uygulamalar hayata geçirilmelidir. Eskişehir’in öğrenci kenti unvanı kâğıt üstünde kalmamalı; esnaf, meslek odaları, yerel dinamikler ve sivil toplum anlayışıyla yeniden sahada kanıtlanmalıdır.

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Güney: "Mazota Zam, Sofraya Ateştir" Haber

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Güney: "Mazota Zam, Sofraya Ateştir"

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkan Yardımcısı, STK ve Halkla İlişkiler Başkanı Muhammed Güney, son dönemde peş peşe gelen akaryakıt zamlarına ve ekonomik krizin vatandaşa yansımalarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Mazot fiyatlarının 90 TL sınırını aştığını belirten Güney, artan maliyetlerin tarladan pazara, esnaftan asgari ücretliye kadar toplumun tüm kesimlerini belini büktüğünü söyledi. "Akaryakıt Fiyatları 90 TL'ye Dayandı, Sofralar Küçüldü" Ocak ayında 55 TL seviyelerinde olan mazotun litresinin bugün 90 TL'ye kadar yükseldiğini hatırlatan Muhammed Güney, bir gecede yapılan 7 TL 79 kuruşluk dev zammın üretime ve vatandaşa ağır bir darbe vurduğunu ifade etti. Güney, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Bir gecede mazota 7 TL 79 kuruş zam yapmak; üretime darbedir, çiftçiye yüktür, nakliyeciye cezadır, esnafın kepengine, milletin sofrasına ateş düşürmektir! Bugün 90 TL'nin üzerine çıkan akaryakıtın bedeli sadece istasyon tabelalarında değil; tarlada artan maliyetle, pazarda yükselen fiyatla ve sofradan eksilen lokmayla ödenmektedir. 86 milyon insanımız artık bırakın kemer sıkmayı, nefes almakta zorlanmaktadır." "Asgari Ücretlinin Mazot Alım Gücü İki Yılda %84 Düştü" Ekonomideki erimenin rakamlarla açıkça görüldüğünü vurgulayan Güney, asgari ücretin akaryakıt karşısındaki değer kaybına dikkat çekti: Eylül 2024: 17 bin TL asgari ücretle 394,5 litre benzin, 394,4 litre mazot alınabiliyordu. Eylül 2026: Aynı asgari ücretle sadece 357 litre benzin ve 310 litre mazot alınabiliyor. Sonuç: Son iki yılda asgari ücretlinin alım gücünde benzinde %37, mazotta ise %84 oranında kayıp yaşandı. "Eğitim Sezonu Öncesi Vatandaş Kara Kara Düşünüyor" Açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren emekli ve asgari ücretlinin dayanacak gücünün kalmadığını belirten Güney; ev kiraları, kredi kartı borçları ve faturaların yanı sıra yaklaşan okul sezonunun da aileleri çaresiz bıraktığını söyledi. Okul kıyafetleri, kırtasiye masrafları ve servis ücretlerinin vatandaşın üzerine ek bir yük getirdiğini belirten Güney, kriz nedeniyle fabrikaların küçülmeye gittiğini, konkordato ilan ettiğini ve işsizliğin her geçen gün arttığını ifade etti. "İsraf ve Şatafattan Vazgeçilmiyor" Hükümetin bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalıştığını savunan Saadet Partili Güney, yetkililerin krizle mücadele yöntemlerini eleştirdi: "Bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalışan iktidar, operasyon gücünü milletimizin cebine değil; enflasyona, faize ve yüksek enerji fiyatlarına karşı göstermelidir. Ekonomik kriz aileleri dağıtırken, insanların psikolojisini bozarken yetkililer konserler, şenlikler ve şatafat dolu programlardan vazgeçmiyor. Faizle ve enflasyonla mücadele etmek yerine zam, vergi ve trafik cezalarıyla halkımızı zor durumda bırakmaya devam ediyorlar." "Bu Bozuk Düzeni Değiştireceğiz" Açıklamasının sonunda mevcut gidişatın sürdürülemez olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Eskişehir İl Başkan Yardımcısı Muhammed Güney, "Ancak böyle gitmez. Biz Saadet Partisi olarak bu bozuk düzeni değiştirecek, halkımızı refah dolu günlere, Saadet'e ulaştıracağız inşallah" diyerek sözlerini tamamladı.

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor Haber

Eskişehir’de Karşılıksız Çekler Artıyor

Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaşanan ekonomik kriz ve esnafın içerisinde bulunduğu durumu yaptığı açıklama ile dile getirdi. Yeni Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız yaptığı açıklamada; ‘’Eskişehir’de karşılıksız çek verileri; ticarette yaşanan daralmanın, nakit sıkışıklığının ve finansmana erişememenin her geçen gün daha da zorlaştığını ve durumun ağırlaştığını açıkça göstermektedir.’’ dedi. Rakamlar çarpıcı, tablo ağır Rakamlar üzerinden durumu anlatan Yıldız: ‘’Geçen ay Odunpazarı Belediyesi temmuz ayı Meclis toplantısında da dile getirdiğimiz üzere karşılıksız çekler şehrimizin ekonomisinin geldiği kötü durumu göstermektedir. 2025 yılı mayıs ayında 29 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı mayıs ayında ise 309 milyon TL’ye çıkarak yüzde 964 oranında artmıştı. 2025 yılı haziran ayında 55 milyon TL olan karşılıksız çek tutarı, 2026 yılı haziran ayında 290 milyon TL’ye çıkmış ve yüzde 426 artmıştır. İlimizde 2026 yılının Ocak-Haziran aylarında toplam karşılıksız çek tutarı 1 milyar 266 milyon TL’ye ulaşarak, 2025 yılının toplam tutarı olan 1 milyar 231 milyon TL’yi geçmiş durumdadır. 2026 yılının ilk 6 ayında karşılıksız çek tutarı şimdiden 2025 yılının toplamını geçmiştir. Bu durum, 2026 yılının daha zor ve içinden çıkılması güç bir yıl olacağının habercisidir.’’ dedi. Yaşanan bu durumun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, güvenin ve ticaretin de zayıfladığını belirten Yıldız, çek artık bir ödeme aracı olmaktan çıkmıştır dedi. Yıldız; ‘’Bu tablo, ekonomik krizin yaygınlaştığını, derinleştiğini ve büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Ekonomi artık yönetilemez hâle gelmiştir. Millet enflasyonun can yakıcı etkisini hissetmekte ve hayat pahalılığının altında ezilmektedir. Üretici ve esnaf; maliyet baskısı, satışların düşmesi, nakit sıkışıklığı ve kârsızlıkla mücadele etmektedir. Gelinen noktada yıllardır güvenli bir yazılı ödeme aracı olan çek, artık bu özelliğini kaybetmektedir. Çek keşidecisi vade tarihinde yazdığı tutarı ödeyememe, alacaklarını tahsil edemezse çekinin karşılıksız çıkması kaygısı yaşarken, çek alacaklısı yani lehtar ise çek tutarının tahsil edip edememe kaygısı yaşamaktadır. Bankalar da çek taleplerinin düştüğünü, çek defteri yenileme ya da yeni çek defteri talebinde azalma olduğunu belirtmektedirler. Bu durum, piyasada güvenin zayıfladığını ve ödeme sistemlerinin değiştiğini göstermektedir. Yüksek faiz ve krediye erişimin kısıtlı olması; esnafı ve tüccarı ödeme ve tahsilat süreçlerinde yeni araçlar bulmaya yöneltmektedir. EKONOMİ YÖNETİMİ ARTIK TÜM DESTEĞİNİ KAYBETTİ Yanlış politikaları nedeniyle eleştirdiğimiz ekonomi yönetiminin politikaları ve bakan Mehmet Şimşek gördüğümüz ve okuduğumuz kadarıyla artık tüm desteğini kaybetmiştir. Ses artık sadece bizden değil, AKP içinden de yükselmektedir. Geldiği günün enflasyon oranını, 3 sene sonra hedef olarak belirleyen ve milleti ağır vergi yükleri altında ezen ve uydurulan rakamlarla yapılan ücret zamlarıyla yoksulluğa makul eden Maliye ve Hazine Bakanı sonuç vermeyen politikalarla, milleti refah yerine geçim derdine, rahat olmak yerine çaresizliğe, tasarruf yerine krediye esir etmiştir. ‘’KİMSENİN DAYANACAK GÜCÜ KALMADI’’ Kötü ekonomi yönetimi yüzünden iş yerlerinin kapandığını, tahsilat ve ödeme zincirinin kırıldığını ve işsizliği büyüttüğünü belirten Yıldız, ‘’İnsanlar için bir ev almak bir araba almak hayal olmuştur.’’ Gün geçtikçe herkes hayallerinden vazgeçmektedir. Ev, araba almak hayal oldu. Ama bundan daha önemlisi insanlar mutsuzluğa mahkûm edildi. Çocuğunu evlendirecekler için düğün yapmak, eşya almak, misafirlerini ağırlamak ve hatta düğüne gidip bir hediye verecekler için bile bu düzen zulüm haline gelmiştir. Yıllarca çocuğunu okutmuş, bir üniversite kazanması için emek harcamış anne babalar çocukları üniversiteyi kazandığında kara kara düşünmektedir. Aileler eğitim, kırtasiye, barınma ve diğer masraflar karşısında çaresiz kalmakta ve ne yazık ki kredilere ve bankalara esir olmaktadırlar. Milletin bu bitirilmeyen kriz ve düşürülmeyen enflasyon karşısında dayanacak gücü kalmamıştır. Ve millet bu düzenin değişmesi için artık sesini yükseltmiş, yönetme ve çözüm bulma becerisini kaybetmiş mevcut iktidardan umudunu kesmiş ve yeni bir yol açmıştır. Bu yeni yol milleti kurtuluşa götürecek, kimseyi çaresiz bırakmayacak ve refahı sağlayacaktır.

Saadet Partisi'nden Ekonomik Kriz ve Trafik Tepkisi Haber

Saadet Partisi'nden Ekonomik Kriz ve Trafik Tepkisi

Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Tanıtım Başkanı Sercan Gözegir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin derinleşen ekonomik krizine, sosyal çöküntü tablolarına ve Eskişehir'in yerel sorunlarına sert tepki gösterdi. Açıklamalarında iktidarın 25 yıllık tablosunu eleştiren Gözegir, Eskişehir'deki trafik ve altyapı eksikliklerine de dikkat çekti. ​Türkiye'nin bir numaralı gündeminin ekonomik kriz olduğunu belirten Sercan Gözegir, güncel rakamları paylaşarak tablonun vahametini gözler önüne serdi: "Ülkemizin bir numaralı gündemi ekonomik krizdir. Geçtiğimiz günlerde açıklanan verilere göre açlık sınırı 36 bin 940 lira, yoksulluk sınırı 120 bin 325 lira, en düşük emekli maaşı 23 bin 552 lira, asgari ücret ise 28 bin 75 liradır. Bu rakamlara bakıldığında, 5 emekli maaşı bir araya gelse dahi yoksulluk sınırına ulaşılamıyor. Dört kişilik bir ailede herkes asgari ücretle çalışsa bile yoksulluk sınırına erişilemiyor. Asgari ücret açlık sınırının 8 bin 865 lira, en düşük emekli maaşı ise 13 bin 388 lira altında kalıyor. Yani milyonlarca insan açlık sınırının altında bir gelirle yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor. İktidara gelişinizin 25. yılı. Buna rağmen 86 milyon nüfuslu ülkemizde 51 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ülkemizde icra ve iflas dosyası sayısı 23 milyona ulaştı. Uyuşturucu bağımlısı sayısının 10 milyona çıktığı ifade ediliyor. Gençlerimiz gelecekten umutsuz yetişiyor. Sanal bahis ve kumar furyası ise hat safhaya ulaştı. Kumar batağına saplanmış 2 milyon insanımız var. Burada defalarca dile getirdik. Sanal bahis sitelerini kapatın dedik. İstediğiniz zaman sosyal medyaya erişimi kısıtlayabiliyorsunuz. Halkımız adına, sanal kumar ve bahis sitelerinin bir an önce kapatılmasını talep ediyoruz. Emniyet teşkilatında her 3 günde bir intihar vakası yaşandığı belirtiliyor. Cezaevleri ise kapasitesinin çok üzerinde doluluk oranına ulaştı. 300 bin kişilik kapasiteye sahip cezaevlerinde 400 binin üzerinde kişi bulunuyor. Aile Yılı dediniz. Aynı yıl 568 bin kişi evlenirken, 187 bin kişi boşandı. İş kazalarında 2 bin kişi hayatını kaybetti. İktidarınız döneminde maden ocaklarında yaşamını yitirenlerin sayısı ise 2 bin 500'e ulaştı. Velhasıl hangi konuya elimizi atsak elimizde kalıyor. Bozuk bir düzen ve çökmüş bir sistemle karşı karşıyayız. Bu iktidarla ülkemiz uçuruma sürüklenmeye devam ediyor. Öte yandan şehrimizde trafik sorunu da giderek büyüyor. Çevre yolunda meydana gelen en küçük bir kaza ya da arıza bile metrelerce, hatta kilometrelerce araç kuyruğuna neden oluyor. Benzer tablo şehir merkezinde de yaşanıyor. Şehrimizin belirli noktalarında asfalt çalışmaları başlamış durumda. Sümer Mahallesi, İstiklal Mahallesi, Vadişehir ve Batıkent'te yürütülen çalışmaları olumlu buluyoruz. Ancak Eskişehir yalnızca bu mahallelerden ibaret değildir. Fevzi Çakmak Mahallesi, Yeşiltepe Mahallesi, Gündoğdu Mahallesi ve şehir merkezindeki Yeni Mahalle'nin ara sokakları adeta köstebek yuvasına dönmüş durumda. Baksan Sanayi Sitesi'nde de benzer sorunlar yaşanıyor. Bu bölgelerde de asfalt çalışmalarının bir an önce başlatılmasını belediyemizden rica ediyoruz."

Eskişehir’de "NATO Zirvesi" Yasaklarına Tepki Haber

Eskişehir’de "NATO Zirvesi" Yasaklarına Tepki

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Eskişehir Valiliği tarafından ilan edilen 10 günlük eylem ve etkinlik yasağına sert tepki gösterdi. Platform adına konuşan İsmail Hakkı Akçil, kararın anayasal hakların açık bir ihlali olduğunu belirterek, "Bu uygulama, otoriterlikten totaliterliğe evrilişin en net işaretidir" dedi. ​Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi gerekçesiyle Eskişehir genelinde 10 gün süreyle getirilen yasaklar, kentteki sivil toplum kuruluşlarını ayağa kaldırdı. Basın açıklaması düzenleyen Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, kararı "fiili OHAL uygulaması" olarak nitelendirerek, ifade ve toplanma özgürlüğünün gasp edildiğini savundu. ​"İktidar Hukuku Bir İntikam Sopasına Çevirdi" ​Platform adına açıklamalarda bulunan İsmail Hakkı Akçil, yasakların sadece güvenlik tedbiri olmadığını, demokratik itirazların bastırılmak istendiğini belirtti. Akçil, "Ülke genelindeki bu abluka, yeni yasaklarla büyütülüyor. Anayasal hiçbir dayanağı olmadan gerçekleştirilen 'önleyici tutuklama' garabetiyle yurttaşlar özgürlüğünden ediliyor. Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş’ın havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alınması, iktidarın hukuku nasıl bir sindirme aracı olarak kullandığını göstermiştir" ifadelerini kullandı. ​"Yoksulluğu Halının Altına Süpürüyorlar" ​Açıklamada, ekonomik kriz ve yoksulluk vurgusu da dikkat çekti. Halkın geçim sıkıntısı çektiği bir dönemde, kamu kaynaklarının NATO liderlerine "meşruiyet devşirmek" için harcandığını iddia eden Akçil, şu ifadeleri kullandı: "Açlığın ve hayat pahalılığının arttığı bir dönemde 'itibardan tasarruf olmaz' anlayışıyla milyarlarca lira harcanıyor. Gerçekler dev panoların ardına gizlenmeye, yoksulluk halının altına süpürülmeye çalışılıyor." ​"Savaş Siyasetine Hayır" ​NATO’nun "savaş sanayisi üretimini artırma" hedefli zirvesine de değinen Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, siyasi iktidarın silahlanma yarışına dahil olmasına tepki gösterdi. Akçil, "Tarihin doğru tarafında yer almak, böyle karanlık bir geleceğin suç ortağı olmaktan kaçınmakla mümkündür. Emperyalist bir savaş örgütünün toplantısı için kendi yurttaşının barışçıl gösteri hakkını gasp eden anlayışı kabul etmiyoruz" diye konuştu. ​Platformdan Acil Çağrı ​Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, yetkililere şu taleplerle seslendi: ​Valilik tarafından alınan 10 günlük eylem ve etkinlik yasağı derhal geri çekilmelidir. ​Sindirme amaçlı "ters kelepçe" uygulamalarına son verilmeli, hukuksuzca gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır. ​Basın üzerindeki akreditasyon engelleri ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır. ​Yurttaşların anayasal haklarını yok sayan orantısız güvenlik önlemlerinden vazgeçilmelidir. ​"Savaşa, sömürüye ve baskılara karşı barışın, emeğin ve demokrasinin sesini yükseltmeye devam edeceğiz" diyen Platform, tüm muhalefeti ve Eskişehir halkını bu gidişata karşı tutum almaya çağırdı.

CHP Tepebaşı’ndan Genel Başkan Özgür Özel’e Tam Destek Haber

CHP Tepebaşı’ndan Genel Başkan Özgür Özel’e Tam Destek

Cumhuriyet Halk Partisi Tepebaşı İlçe Örgütü, gerçekleştirdiği geniş katılımlı toplantı ile Genel Başkan Özgür Özel’e olan bağlılığını ve desteğini net bir şekilde ortaya koydu. İlçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları ile mahalle sorumlularının katıldığı toplantıda, partideki meşruiyetin tek kaynağının kurultay iradesi olduğu vurgulandı. ​"Özgür Özel Dışında Hiçbir İradeyi Tanımıyoruz" ​CHP Tepebaşı İlçe Başkanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında, partinin demokratik işleyişine ve kurultay kararlarına dikkat çekildi. Tepebaşı örgütü adına paylaşılan metinde şu ifadelere yer verildi: ​"Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’dir ve Tepebaşı örgütü olarak siyasi muhatabımız yalnızca bu iradedir. Kurultayda delegelerin özgür iradesiyle seçilmiş Genel Başkanımız dışında hiçbir siyasi iradeyi tanımıyor, muhatap almıyor ve dikkate almıyoruz." ​"Bireysel Hesaplar Örgüt İradesinin Üzerinde Değildir" ​Yapılan açıklamada, parti içi disiplin ve örgütsel birliğin önemi üzerinde duruldu. Hiçbir kişisel beklentinin veya örgüt dışı yönelimin, partinin kurultayda ortaya koyduğu ortak iradenin üzerinde olamayacağı belirtilerek, Tepebaşı örgütünün bu iradenin sonuna kadar arkasında durduğunun altı çizildi. ​Ekonomik Kriz ve Siyasi Baskılara Tepki ​CHP Tepebaşı İlçe Örgütü, sadece parti içi süreçleri değil, Türkiye’nin güncel sorunlarını da gündeme taşıdı. Açıklamada, derinleşen ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliğinin halkı zor durumda bıraktığı ifade edilerek; emeklilerin, öğrencilerin ve gençlerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekildi. ​Ayrıca, 19 Mart süreciyle birlikte demokratik siyaset alanının daraltıldığına ve yargı ile siyaset arasındaki baskı ortamının derinleştiğine işaret edildi. ​"İktidar Yürüyüşünü Büyütmeye Kararlıyız" ​Son yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin halkın iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduğunu hatırlatan Tepebaşı örgütü, şu kararlılık mesajını verdi: ​"Tepebaşı örgütünün sorumluluğu nettir: Partimizin iktidar yürüyüşünü büyütmek, örgütsel birliği korumak ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde yürütülen siyasi mücadeleyi güçlendirmek."

Kazım Kurt’tan AK Parti’ye:"Eskişehir'in Hakkını Savunamıyorlar" Haber

Kazım Kurt’tan AK Parti’ye:"Eskişehir'in Hakkını Savunamıyorlar"

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir siyasetinde gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin Ankara’da lobisi olmadığını savunan Kurt, yerel yönetimlerin merkezi iktidar tarafından dışlandığını belirterek, "Eskişehir'in hakkını savunamıyorlar" dedi. ​Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, basın mensuplarıyla bir araya gelerek kentin siyasi ve ekonomik gündemine dair eleştirilerde bulundu. Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal’ın düzenlediği basın toplantısında söylediği "AK Parti’nin Ankara’da lobisi yok" çıkışına destek veren Kurt; PTT Başmüdürlüğü, TÜLOMSAŞ ve TÜRASAŞ üzerinden somut örnekler vererek Eskişehir’in güç kaybettiğini vurguladı. ​"Doğruları Mezarda mı Söyleyecekler?" ​Başkan Kazım Kurt, AK Parti içinden gelen eleştirilerin kıymetli olduğunu söyledi. Kurt, "Hasan Hüseyin Köksal işin içinde olduğu için kulislerin nasıl döndüğünü, başka şehirlerin hizmetleri nasıl kaptığını daha iyi görüyor. Eskişehir’in lobisi olmadığı gibi, AK Parti’nin de Ankara’da bir ağırlığı yok. Kendi yöneticileri bile gelişmeleri gazetelerden öğreniyor," ifadelerini kullandı. ​"TÜRASAŞ’ta Lojman Operasyonu Yapılıyor" ​Eskişehir’in kamu kurumlarındaki yetkisinin azaldığını belirten Kurt, TÜRASAŞ hakkında çarpıcı bir iddiada bulundu. Bütçe ve yetkinin başka şehirlere kaydığını söyleyen Kurt, şu iddiaları dile getirdi: ​"TÜRASAŞ’ta çok ciddi bir lojman operasyonu yapılıyor. Yıllardır orada hak ederek oturanlar çıkarılıyor, yerlerine liyakatsiz AK Parti kadroları yerleştiriliyor. Bunların tamamı lobisizlikten kaynaklanan kayıplardır." ​"Yerel Yönetimler Ciddiye Alınmıyor" ​Eskişehir’de birlik ve beraberlik sağlanamamasının nedenini merkezi iktidarın tavrına bağlayan Başkan Kurt, belediyelerin stratejik süreçlerden dışlandığını savunarak şu ifadeleri kullandı; "Eskişehir sempozyumunda 450 bin nüfuslu Odunpazarı Belediyesi yok. Sanayi Odası var ama biz yokuz. Turizmle ilgili kararlar alınıyor, turizmin merkezi Odunpazarı ama belediye dahil edilmiyor. Bu şartlarda uzlaşma olmaz." dedi. ​"CHP’nin Oyu 350 Bine Çıkabilir" ​Saha gözlemlerini de paylaşan Kazım Kurt, ekonomik kriz ve yaşam sıkıntısının seçmen tercihini değiştirdiğini iddia etti. Bir sonraki seçimler için iddialı bir rakam veren Kurt, "Pazarda, kahvede, tarlada kimse yönetimden memnun değil. Geçmişte 300 bin bandında olan oyumuzun 350 bine çıkabileceğini net bir şekilde görüyorum. Mücadelemiz sürecek," diyerek sözlerini noktaladı.

Hayali Rakamlar Üretip, Her Şey Yolundaymış Algısıyla Yönetmeye Çalışıyorsunuz Haber

Hayali Rakamlar Üretip, Her Şey Yolundaymış Algısıyla Yönetmeye Çalışıyorsunuz

Odunpazarı Belediyesi Meclis Toplantısı’nda 2025 yılı bütçe kesin hesabı ve taşınır kesin hesabı görüşüldü. CHP Grubu adına söz alan Meclis Üyesi Uğur Yıldız, belediyenin ekonomik kriz ve yüksek enflasyona rağmen mali disiplini koruyarak 2025 yılını 294 milyon 812 bin TL bütçe fazlası ile kapattığını duyurdu. ​Mali Sürdürülebilirlik ve Güçlü Disiplin ​Uğur Yıldız, belediyenin bütçe yönetimindeki başarısını rakamlarla özetledi. 4 milyar 250 milyon TL olarak tahmin edilen gider bütçesinin 2 milyar 836 milyon TL olarak gerçekleştiğini belirten Yıldız, harcama yetkisinin verimli kullanıldığına dikkat çekti. Yıldız yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi; "Belediyemizin 2025 mali yılı bütçe kesin hesabı ve taşınır kesin hesabı üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri, toplantımızı takip eden basın mensuplarını ve hemşerilerimizi saygıyla selamlıyorum. Belediyemizin 2025 mali yılı bütçe kesin hesabı; geçen ay meclisimizde görüştüğümüz faaliyet raporunun rakamsal karşılığını, bütçeyle tahmin edilen gelirlerin tahakkukunu, tahsilini ve giderlerin ne olduğunu gösteren kesinleşmiş sonuçlarıdır. 2025 mali yılında gelir-gider farkının 294 milyon 812 bin lira bütçe fazlası vererek sonuçlandığını ve bütçe gelirlerinde toplam tahakkukun net tahsilata oranının ise %90 olduğunu görmekteyiz. Bütçe giderleri; 4 milyar 250 milyon tahmin edilmiş, gerçekleşme 2 milyar 836 milyon olmuş ve 2024 yılına göre %43 oranında artmıştır. Belediyelerin bütçesi, tahmin yöntemiyle hazırlanmaktadır. Meclis tarafından onaylanan bütçe, belediyenin harcama limitini ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle; meclis tarafından verilen 4 milyar 250 milyonluk harcama yetkisinin 2 milyar 836 milyonu kullanılmış, geriye kalan 1 milyar 400 milyon tutarındaki ödenek mevzuat gereği iptal edilmiştir. Yani önceki mecliste ifade edildiği gibi, sanki var olan 1 milyar 400 milyonluk bir tutarın harcamalarda kullanılmaması söz konusu değildir. Belediyemiz 550 milyon borçlanma yetkisine rağmen bunun yalnızca 100 milyonunu kullanmıştır. Yine burada da gider bütçesiyle aynı esas üzerinden hareketle; 550 milyonluk finansman öngörüsünde bulunulmuş ancak 100 milyonluk borçlanmaya gidilmiştir. Belediyemizin borçlanmadan, gelirine göre harcama yaptığını ve tasarruf ederek kamu hizmetlerini yerine getirdiğini görüyoruz. Gider bütçesinin gelir bütçesinden az ve borçlanmanın düşük olması, mali disiplinin güçlü olduğunu ve mali sürdürülebilirlik açısından belediyemizin başarılı bir yönetim sergilediğini göstermektedir. Bütçe giderlerini oluşturan kalemlere baktığımızda; Mal ve hizmet alım giderlerinde 2 milyar 156 milyon harcama tahmin edilmiş, 1 milyar 797 milyon harcama yapılmış ve gerçekleşme oranı %83 olmuştur. Bu gider kalemini artıran en önemli faktör, ülkemizin içinde bulunduğu bitirilmeyen ekonomik kriz ve düşürülmeyen enflasyondur. Halkımızın tamamı krizin ve enflasyonun farkındadır; ancak farkında olmayan sadece AKP’li siyasilerdir. AKP’nin uyguladığı ekonomi modeli ülkenin her sathını yoksulluğa ve pahalılığa sürüklemiştir. Aslında sadece ekonomik değil; siyasal, sosyal ve hukuki krizler de yaratmıştır. Çünkü dert, bu krizleri çözmek değil; çözümsüz kılacak politikaları sürdürmek ve siyasi iktidarını ne olursa olsun devam ettirmektir. Hükümet olarak 2026 yılı enflasyon hedefini %16 olarak açıkladınız. Daha senenin ilk üç ayında bu rakama ulaştınız ve şubat ayının sonunda hedef puanı yukarı yönlü revize ettiniz. Şu anda emekliye verilmeyen bayram ikramiyesi zammının sebebi olarak gösterilen savaşın tarafı olan ülkelerde bile enflasyon bizden daha düşüktür. Ukrayna’ya, Rusya’ya, İsrail’e, Lübnan’a ve dünyaya baktığımızda; bütün ülkelerden daha yüksek gıda enflasyonuna sahip olmamız açıklanabilir bir durum değildir. Her şeyi pahalıya alıyor, pahalıya yiyor, pahalıya giyiniyoruz. Aslında bunu çok fazla anlatmaya gerek yok; çünkü herkes çarşıya pazara çıkıyor. Herkes et, domates, biber, benzin alıyor. Çocuğunun okul masrafını ödüyor. Herkes bu pahalılığı hayatının her alanında hissediyor. Bu hâle gelmemize kim ya da ne sebep oldu? Bu yoksulluk düzeninin müsebbibi 23 yıldır ülkeyi yöneten iktidar değil midir? Muhakkak ki bütün bu sorunların kaynağı; her sene bakanlarını ve politikalarını değiştiren, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını elinden alıp faizi siyasallaştıran, ekonomi bilimine tamamen ters politika tercihleri sonucunda ülkeyi deneme-yanılma tahtasına çeviren ve 23 yıldır her şeyi elinde tutan AKP iktidarıdır. Faaliyet raporu görüşmelerinde ödenen 90 milyon faizle ilgili eleştiriler yapıldı. “Şimdi bu kadar faiz mi olur?” dediniz. Politika faizi %37 deniyor ama bankalarda %50’den aşağı kredi bulunamıyor. 23 yıldır iktidarsınız; ekonomi 23 yıldır sizin elinizde. İstediğiniz zaman istediğiniz bakanı, Merkez Bankası başkanını kendi politikanıza göre değiştirdiniz. Bir bakan getirdiniz, “nas” var dediniz, faizi indirdiniz; başka bir bakan getirdiniz, “pas” dediniz, faizi yükselttiniz. Daha geçen sene esnafın kullandığı ve ödemesine devam ettiği kredinin faizini bir gecede yükseltmediniz mi? Eleştiriyi yapan meclis üyemize sormak istiyorum: Düşünün Fahri Bey; bir esnaf kredi kullanırken kendisine yüzde 9 faiz denilmiş. Bu esnaf malını almış, maliyet hesabını yapmış, ticaretini yürütüyor. Gece uyuyor, sabah uyanıyor; faiz oranı çıkmış yüzde 30’a. Mali müşaviri de dönüp “Faiz ödemen çok yüksek” diyor. Böyle bir çelişki içerisinde savruluyoruz. Kaç aydır insanlar faizler düşecek diye kredi kullanmıyor. Şimdi geldiğimiz noktada ise faizin düşeceğine dair bir umutta kalmadı. Belediyemizin ödediği faiz, gider bütçesinin %3’üne denk gelmektedir. Ama ülkece ödediğimiz faize baktığımızda, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin üçte biri, yani 2 trilyon 700 milyar faize gitmektedir. Tüm dünya faiz artırırken siz inadına indirdiniz; herkes rasyonel politikaları izleyip günün sonunda faizi düşürürken siz düşüremediniz ve bu krizi kendi ellerinizle yaratıp milletin kucağına bıraktınız. Belediyenin kadrolu memur ve işçi çalışanlarının iş gücü maliyeti 417 milyon olarak gerçekleşmiştir. Bu çalışan maliyetleri de eleştiri konusu oldu; ancak ülkemizde istihdam giderlerinin yüksek olmadığı hiçbir sektör kalmamıştır. Düşük maliyetli iş gücü nedeniyle tekstilciler Mısır’a, sanayiciler Balkanlar’a ve diğer ülkelere üretim faaliyetlerini taşımaktadır. Yabancı yatırımcının ülkemize gelmemesindeki temel etkenlerden biri de maliyet avantajlı iş gücünün olmamasıdır. Biz de Odunpazarı Belediyesi olarak başka bir yerde yaşamıyoruz ki; biz de bu ülkede yaşıyoruz. Çalışanlarımızın çocukları aynı okula gidiyor, aynı marketlerden alışveriş yapıyor. Herkes gibi geçimini sağlamaya çalışıyor. Alım gücü artmadıkça, ihracat ve üretim yükselmedikçe yapılan zamların ve ödenen yüksek ücretlerin hiçbir anlamı kalmamaktadır. Bütün olumsuzlukların yan yana gelmesiyle görüyoruz ki; ülkemizde borçluluk sarmalı toplumun her kesimini kuşatmış, bireysel ya da kurumsal olmaktan çıkmış, yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Temel ihtiyaçlarımız için bile krediye ihtiyaç duyuyoruz. 2026 yılının ilk üç aylık döneminde bireysel kredi kartı borcu 3 trilyon 32 milyar, kredili mevduat hesapları 833 milyar, ihtiyaç kredileri ise 1 trilyon 550 milyar oldu. Takipteki, yani batık bireysel krediler ise son bir yılda %88 artarak 277 milyara yükseldi. Anlaşılacağı üzere yüce Türk milleti refahı, mutluluğu unutmuş ve umudunu tüketmiş haldedir. Yatırım bütçesi harcama tutarı ise 280 milyon gerçekleşmiştir. Kısaca bütçe gelirlerine de bakacak olursak; bütçe geliri 3 milyar 700 milyon tahmin edilmiş, 3 milyar 131 milyon gelir elde edilmiş ve belediyemizin gelirleri bir önceki yıla göre %79 artmıştır. Vergi gelirlerinde 372 milyon net tahsilat yapılmış; 2024 yılında %60 olan gerçekleşme oranı, 2025 yılında %71 olmuştur. Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde 387 milyon, bağış ve yardımlardan ise 464 bin lira gelir elde edilmiştir. Merkezi idare vergi gelirlerinden alınan pay 1 milyar 660 milyondur ve gelir bütçesinin %53’üne tekabül etmektedir. Sermaye gelirleri kalemine baktığımızda 316 milyon gelir elde edildiğini görmekteyiz. Son günlerde gündemde tutulmaya çalışılan ve sanki burada gizli saklı satışlar yapılıyormuş gibi bir algıyla eleştirilen bu gelirlerde en yüksek pay, aylık 34 bin lira kira getirisi ve 2039 yılına kadar sözleşmesi bulunan otelden elde edilen gelirdir. Bu satışı geçen sene, yine kesin hesabı görüştüğümüz toplantıda oylamış ve karara bağlamıştık. O oturumda ilgili komisyon üyeleri, satışın neden yapılması gerektiğini net veriler ve gerekçelerle açıklamıştı. Bu satışların yapılmasındaki en temel unsur SGK borçları ve sermaye artırımıdır. Belediyeler her gün SGK borçları nedeniyle köşeye sıkıştırılırken, belediyemiz elindeki imkânları ve varlıkları kullanarak bu baskıdan kurtulmuştur. Bu borçlar üzerinden silkelenmeye meydan vermemiş, bu yükü başının üzerinde kılıç gibi sallandırmamış; önlemini erken alarak borcunu ödemiş ve sermayesini artırmıştır. Örneğin maaş ödemesi yapılacağı sırada İller Bankası’ndan gelen payın kesintiye uğraması sonucu “maaş bile ödeyemediler” denmesine fırsat vermemiştir. Bu anlamda yapılan satışları doğru bulduğumuzu belirtmek istiyorum. Sayın Başkanım, değerli meclis üyeleri; Özelleştirmeler; borçlanmaya gitmemek ve bütçe imkânlarının yeterli gelmeyeceği durumlarda, sağlayacağı fayda ve kaynağın nerede kullanılacağı açıkça belirtilerek yapılır. Belediyemiz de amaçlarını ve sağlayacağı faydayı baştan belirleyerek bu işleri yapmaktadır. Satışlarını da yatırımlarını da alımlarını da net, ölçülebilir ve şeffaf şekilde gerçekleştirmektedir. Örneğin araç alımlarını yapıp kiralama işini bitirdikten sonra bakımları kendi bünyesinde gerçekleştirmiş; ne kadar tasarruf ettiğini, bunun sonucunda hangi yatırımları yaptığını ve hangi yeni araçları aldığını net bir biçimde ortaya koymuştur. Satışlarını da AKP modeline uydurup “ticari sır” adı altında gizlememekte, şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmaktadır. 23 yıldır iktidarda olan, trilyonlarca dolar vergi toplamış, 60 milyar dolar özelleştirme yapmış, sadece 2025 yılında 20 milyar taşınmaz satışı gerçekleştirmiş, Merkez Bankası’nı 3 yılda 3 trilyon zarara uğratmış, bu kadar satış ve özelleştirmeye rağmen üstüne bir de 500 milyar dolar borç yapmış AKP iktidarı, elde ettiği bu kadar özelleştirme gelirine rağmen en azından bizi örnek alıp borçlanma yapmasaydı. AKP döneminde “babalar gibi satılarak” yapılan özelleştirmelerin tamamından elde edilen 60 milyar dolar, güncel kurla yaklaşık 2 trilyon 700 milyar liradır; bu da sadece 2026 yılının faiz ödemesine denk gelmektedir. Bütçe, faaliyet raporu ve kesin hesap görüşülürken yapılan eleştiriler muhakkak ki çok önemlidir. Eksik ya da gözden kaçan bir taraf varsa düzeltilir; bilinmeyen bir husus varsa öğrenilir. Ama bizi eleştirdiğiniz noktalara baktığımızda, aslında bunların sizin çözmeniz gereken meseleler olduğunu görüyoruz. Esasında cevaplar, eleştirilerinizin ve sorduğunuz soruların içinde gizlidir. “Faiz ödemen niye yüksek?” Çünkü devletin politika faizi, bankaların kredi faizi yüksek. Bu nedenle bizim faiz ödememiz de yüksek. “Mal alımlarınızın bedeli çok yüksek.” Çünkü enflasyon yüksek. Enflasyonu düşürün, siz hiçbir şeye zam yapmayın, biz de pahalıya almayalım. “Mali tablolar şöyle olmalı.” O zaman Mali İdareler Detaylı Hesap Planı’nı değiştirin. Bunun yetkisi de sizde. “Ulaşım pahalı.” Mazot fiyatı arşa çıkmış, akaryakıtta vergi yükü %60’lara dayanmış. Siz bunu düşürün ki ulaşıma zam yapılmasın. Bu noktada ise şunu yapıyorsunuz: Hayali rakamlar üretip, her şey yolundaymış algısıyla yönetmeye çalışıyorsunuz. Sizin hayaliniz de düşük enflasyon, düşük faiz, değerli Türk lirası ve yüksek alım gücüydü. Ama yapamadınız, yapamıyorsunuz. Bu yüzden herkes bir beklenti içinde. Piyasa ve sanayici seçimi bekliyor, vatandaş kurtuluş reçetesini, esnaf ise işler artar umuduyla bayramı bekliyor. Hep bir beklenti üzerine kurulu bir ekonomi düzeni oluşmuş durumda. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün düzelecek diye vatandaşın avunmasını bekliyorsunuz. Hatırlayınız; eski damat bakan Berat Albayrak ne diyordu? “Mart, Şubat’tan; Nisan, Mart’tan; Mayıs, Nisan’dan daha iyi olacak. Haziran zaten Mayıs’tan iyi olacak, Temmuz’da uçacağız.” Ama olmadı. Çözüm bulunamadı. Düzelmediği gibi her şey daha da kötüye gitti ve gidiyor. Ve geldiğimiz noktada ise iki kez ikna edemeyip üçüncüde göreve getirdiğiniz Mehmet Şimşek’in politikaları da artık sorgulanıyor. Çünkü kriz bitmiyor, enflasyon düşmüyor, millet nefes alamıyor. Kadrolar değişse de sorunlar çözülmüyor. Kim gelirse gelsin, zihniyet değişmeden; 23 yıldır değişmeyen kim varsa o değişmeden bu işlerin düzelmeyeceği de ortadadır. Bu yüzden sandık gelsin istiyoruz. Ne olacaksa olsun ama bir an önce olsun, herkes yoluna baksın istiyoruz. Biz erken seçimi millet adına, millet için istiyoruz. Getirin sandığı, millet versin kararı ve bu çıkmazdan kurtulalım istiyoruz. Son olarak; kesin hesabı, faaliyet raporunu oluşturan hizmetlerle birlikte değerlendirdiğimizde görüyoruz ki Bu kesin hesabın içerisinde; Gelir ve gider arasında dengeyi sağlayıp bütçesini makul kullanan; hizmetten geri kalmayan ama bunu tasarruf ederek yapan, ekonomik tedbirlerini alan, kamunun malını doğru yöneten, denetimlerden başarıyla çıkan ve örnek olan bir yönetim modeli vardır. Bu kesin hesabın içerisinde; Çalışanın emeğinin karşılığı, dezavantajlı grupların önceliği vardır. İnsanı merkeze alan bir yönetim anlayışı, kimsesiz bırakılmayan hemşerilerimize insan onuruna yakışır biçimde ulaştırılan sosyal yardımlar vardır. Bu düşüncelerle sözlerimi bitirirken; kesin hesabın hazırlanmasında emeği geçen tüm birim çalışanlarına ve değerli başkanım sizlere teşekkür ediyor, yüce meclise de beni dinledikleri için saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum."

Kamusal Sağlık Sisteminin ve Cumhuriyetin Birikimlerinin Tasfiyesidir Haber

Kamusal Sağlık Sisteminin ve Cumhuriyetin Birikimlerinin Tasfiyesidir

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart ve 24 Nisan tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, “Mesele sadece satış değil; plan yetkisiyle bu alanların niteliği değiştirilebilir” dedi CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, “Bu kararlar, kamusal sağlık sisteminin ve Cumhuriyetin ortak birikimlerinin tasfiyesidir” dedi. Arslan, sürecin boyutunu ortaya koyan verileri şu şekilde açıkladı: 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan CB kararıyla: 27 ilde 55 taşınmaz–1.237.553 m² 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan CB kararıyla: 32 ilde 71 taşınmaz – 1.082.350 m² Toplam: 126 taşınmaz – 2.319.904 m² “Bu artık münferit bir işlem değil; kapsamı genişleyen ve adım adım ilerleyen bir özelleştirme programıdır” diyen Arslan, listede doğrudan hastaneler, sağlık tesisleri, ASM’ler, dispanserler ve lojmanların yer aldığını vurguladı. “MESELE SADECE SATIŞ DEĞİL” Arslan, tartışmanın yalnızca “satış” üzerinden yürütülmesine itiraz ederek sürecin asıl kritik yönüne dikkat çekti: “Resmî Gazete’de yalnızca satış yok; kiralama, gelir ortaklığı ve işletme hakkı devri var. Ama daha önemlisi şu: Bu alanların tasarruf ve planlama yetkisi Özelleştirme İdaresi’ne devrediliyor. Bu alanların imar planı değiştirilebilir, sağlık alanı statüsü kaldırılabilir, farklı kullanım kararları alınabilir. Yani mesele sadece mülkiyet devri değil; kamusal sağlık alanlarının niteliğinin değiştirilmesidir.” “ESKİŞEHİR: SÖZ BAŞKA, KARAR BAŞKA” Arslan, sürecin en çarpıcı örneklerinden birinin Eskişehir olduğunu belirtti: “17 Mart tarihli kararla, Eskişehir’de uzun yıllar hizmet veren eski Devlet Hastanesi ve Doğumevi alanı, toplam 44.186 m², özelleştirme kapsamına alındı. Oysa bu alan için iktidarın milletvekilleri ve yetkilileri tarafından defalarca ‘buraya yeni hastane yapılacak’ açıklaması yapıldı. Ardından 24 Nisan tarihli kararla bu kez kent merkezinde hâlen hizmet veren, eski Hava Hastanesi olarak bilinen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül hizmet binası, 65.810 m², aynı kapsamın içine alındı. Bir yandan ‘hastane yapacağız’ diyorsunuz, diğer yandan aynı alanı özelleştirme kapsamına alıyorsunuz. Bu açık bir çelişkidir.” “63 MİLYAR DOLARLIK SÜREÇ… SONUÇ NE?” Arslan, özelleştirmelerin sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “1984–2025 döneminde Türkiye’de toplam 72 milyar dolar özelleştirme geliri elde edildi. Bunun *63 milyar dolarlık bölümü AKP iktidarı döneminde *gerçekleşti. Bu kadar büyük bir özelleştirme sürecine rağmen bugün gelinen noktada ekonomik kriz derinleşmiş durumda. Şimdi ise aynı anlayış, çözümü üretimde ve kamusal yatırımlarda değil; kalan kamu varlıklarının elden çıkarılmasında arıyor.” Arslan, özelleştirme sürecinin bütçe hedefleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Son 5 yılda elde edilen özelleştirme geliri 46,45 milyar TL. Ancak 2026 yılı bütçesine konulan hedef 185 milyar TL. Yani son 5 yılda yapılan özelleştirmelerin tam 4 katı, tek bir yıl için planlanıyor. Bu tablo, daha fazla satış ve devir hedeflendiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Arslan ayrıca, 17 Mart tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar için CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politika Kurulu aracılığıyla Danıştay’a başvurulduğunu, 24 Nisan tarihli karar için de aynı şekilde yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açılacağını belirtti. “GİDER AYAK NE VAR NE YOKSA…” Açıklamasının sonunda sert ifadeler kullanan Arslan, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün emekliye, çalışana, üreticiye kaynak yok deniliyor. Ama faiz ödemelerine kaynak bulunuyor. Ekonomik krizin yükünü yurttaşa yıkanlar, çözümü kamunun elinde ne varsa satmakta arıyor. Üstelik bu süreç sadece taşınmazlarla sınırlı değil. Otoyollar, Köprüler, HES’ler, RES’ler, Termik santraller, Maden sahaları, Elektrik iletim hatları, Limanlar, Araç muayene istasyonları, Kamu iştirakleri ve sosyal tesisler… Hepsi bu anlayışın hedefinde. Bu bir ekonomi politikası değil; bu, kamunun elinde kalan son varlıkların da elden çıkarılmasıdır.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.